TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
KAMİL ÖZDEMİR BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/6656)
Karar Tarihi: 25/2/2021
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Muammer TOPAL
Recai AKYEL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Ali KOZAN
Başvurucu
:
Kamil ÖZDEMİR
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, ceza infaz kurumunda tutuklu olarak bulunanbaşvurucunun göndermek istediği mektuba el konulması nedeniyle haberleşmehürriyetinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvurular 28/2/2018 ve 7/3/2018 tarihlerindeyapılmıştır.
3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Kişi ve konu yönünden hukuki irtibat nedeniyle2016/9791 sayılı bireysel başvuru dosyasının 2018/6656 sayılı bireysel başvurudosyası ile birleştirilmesine ve incelemenin 2018/6656 sayılı bireysel başvurudosyası üzerinden yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyandabulunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucu, silahlı terör örgütüne üye olma suçundantutuklu olarak Çanakkale E Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda(İnfaz Kurumu) bulunmaktadır.
10. Başvurucu, bir gazetede köşe yazarlığı yapangazeteciye içerikleri büyük oranda aynı olan iki mektup göndermek istemiştir. Yapılanincelenme neticesinde mektuplarda başvurucunun tutuklanma ve meslekten ihraçedilme sürecine ilişkin açıklamaları ile devlete ve ülkeye olan bağlılığına vesevgisine dair ifadelerin yer aldığı anlaşılmıştır. Ayrıca başvurucununbireysel olarak yaşadıklarından hareketle yaptığı değerlendirmesinde, kaynağıbelli olmayan Millî İstihbarat Teşkilatı (MİT) raporuyla tutuklandığınıvurguladıktan sonra; bugün yaşananlar Ülkemizin Fransa İhtilali,özgürlüğümüzün bedeli olsun, eğer Ülkem daha özgür ve demokratik, insanhaklarına saygılı bir ülke olacaksa bu bedeli ülkesi ve çocukları için ödemeyehazır olduğunu ve siyaset bilimcilerinin bütün kuramlarını alt üst eden birülkede yaşadığını belirtmiştir.
11. Disiplin Kurulu 14/12/2017 ve 25/12/2017 tarihindemektupların tamamının gönderilmemesine karar vermiştir. Anılan kararlarda,mektuplarda 15 Temmuz darbe girişimini destekleyici, "kaynağı belliolmayan MİT raporu, siyaset bilimcilerinin bütün kuramlarını alt üsteden bir ülke bizimkisi, bugün yaşananlar Ülkemizin Fransaİhtilali, özgürlüğümüzün bedeli olsun" şeklinde cümleler olduğuifade edilmiştir.
12. Başvurucu anılan karara karşı Çanakkale İnfazHâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) yaptığı itirazlarında; mektuba el konulmasınınhukuki bir dayanağının olmadığını, kendisinin anılan 15 Temmuz darbe girişiminfaili değil mağduru olduğunu, darbe nedeniyle işini kaybettiğini, ailesinin zorduruma düştüğünü, her türlü darbe girişimine karşı olduğunu, darbeye kalkışanlarınhukuk önünde hesap vermesini herkesten çok istediğini ifade etmiştir. Mektuptadarbeyi öven hiçbir ifadesinin mevcut olmadığını, mağduru olduğu darbeyiövmesinin mümkün olmadığını, mektubun genelinde mağdur olmasına neden olanolağanüstü hâl (OHAL) uygulamalarını eleştirdiğini ve mağduriyetine vurguyaptığını iddia etmiştir. Başvurucu ayrıca özlemini çektiği daha demokratik birülke için çektiği sıkıntıların son olması yönündeki temenniyi, özgürlüklerinsimgesi olan Fransız İhtilali ile de ilişkilendirerek anlatmaya çalıştığınıbelirtmiştir.
13. İnfaz Hâkimliği başvurucunun itirazlarını 28/12/2017ve 3/1/2018 tarihli kararlarla reddetmiştir. Anılan kararlarda DisiplinKurulunun gerekçesi tekrarlanarak itiraza konu kararın usul ve kanuna uygunolduğu belirtilmiştir. Başvurucunun anılan kararlara itirazları ise Çanakkale1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 5/2/2018 ve 13/2/2018 tarihlerinde İnfazHâkimliği kararlarının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir.
14. Nihai kararlar 16/2/2018 ve 22/2/2018 tarihindebaşvurucuya tebliğ edilmiştir.
15. Başvurucu 28/2/2018 ve 7/3/2018 tarihinde bireyselbaşvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
16. İlgili hukuk için bkz. Ahmet Temiz B. No:2013/1822, 20/5/2015, §§ 16-20; Tayfur Tunç, B. No: 2017/36327,10/3/2020, §§ 15-28; Rıdvan Türan, B. No: 2017/20669, 10/3/220, §§15-28; Ahmet Kağanarslan ve diğerleri, B. No: 2017/16227, 10/3/2020, §§18/31.
V. İNCELEME VEGEREKÇE
17. Mahkemenin 25/2/2021 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adli YardımTalebi Yönünden
18. Başvurucu, uzun süredir tutuklu olması nedeniylebireysel başvuru harç ve masraflarını karşılayacak gelirinin olmadığınıbelirterek adli yardım talebinde bulunmuştur.
19. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No:2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçiminiönemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksunolduğu anlaşılan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebininkabulüne karar verilmesi gerekir.
B. HaberleşmeHürriyetinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
20. Başvurucu; OHAL döneminde bizzat yaşadıklarını vemağduriyetini yazdığı mektuplarının içeriklerinde sakıncalı ifadeler yeralmadığını, akademisyen olarak düşüncelerini ve mağduriyetini bir gazeteciylepaylaştığını belirtmiştir. Yazmış olduğu mektupta bir suç unsuru bulunmadığını,bir gazeteciye gönderilmesi nedeniyle mektuba el konulduğunu, ilgili kararlardayeterli gerekçe sunulmadığını, mektupların gönderilmemesinin keyfî bir uygulamaolduğunu vurgulayan başvurucu; haberleşme ve ifade hürriyeti ile adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
21. Bakanlık görüşünde; başvurucunun göndermek istediğimektubun sakıncalı görülerek muhatabına gönderilmemesi şeklinde müdahaleninkanuni dayanağının mevcut olduğu, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesininönlenmesi meşru amacını taşıdığı, ayrıca demokratik toplum düzeniningereklerine aykırı olmadığı ve müdahalenin ulaşılmak istenen amaçla orantılıolduğu belirtilmiştir. İlgili kararların yeterli gerekçe içerdiği, kararlardakitespit ve sonuçların yasanın uygulanması niteliğinde olduğu, Anayasa’da yeralan hak ve özgürlükleri ihlal eder nitelikte olmadığı veya açık bir keyfîlikiçermediği değerlendirmesine yer verilmiştir. Başvurucu hakkında verilenkararların olağanüstü yönetim usullerinin uygulandığı bir zamanda verilmişolması nedeniyle, Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan ilkelere göre incelemeyapılması gerektiği belirtilmiştir.
22. Başvurucu Bakanlık görüşüne karşı beyanında;kendisini ve ailesini mağdur duruma düşüren darbe girişimini övmesinin mümkünolmadığını, hayatı boyunca darbelere karşı olduğunu, mektubunda darbeyi övenbir ifadenin de mevcut olmadığını belirtmiştir. İlgili kararlarda damektuplarıyla ilişkili somut gerekçelere yer verilmediğini, uygulamanın keyfîolduğunu, mektuplarında sadece OHAL uygulamalarına ilişkin şikâyetlerinidillendirdiğini ifade etmiştir.
2. Değerlendirme
23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucunun iddialarının özü, göndermek istediği mektubun DisiplinKurulunca sakıncalı görülerek alıkonulması nedeniyle haberleşme hürriyetininengellenmesine ilişkindir. Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarında bu türbaşvurular haberleşme hürriyeti kapsamında incelenmiştir (Ahmet Temiz, §23; Özkan Kart (2), B. No: 2013/1201, 20/5/2015, § 22; Akif İpek,B. No: 2013/9456, 24/6/2015, § 23; Ramazan Vural, B. No: 2013/1148,7/7/2015, § 24; Eren Yıldız, B. No: 2013/759, 7/7/2015, § 25; MustafaAydin, B. No: 2013/275, 6/10/2015, § 24; Tayfur Tunç, § 36; RıdvanTüran, § 36). Somut başvuruda da bu durumdan ayrılmayı gerektirecek birdurum bulunmamaktadır.
a. KabulEdilebilirlik Yönünden
24. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek bir neden de bulunmadığıanlaşılan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. EsasYönünden
i. MüdahaleninVarlığı
25. Anayasa’nın 22. maddesinde, herkesin haberleşmehürriyetine sahip olduğu ve haberleşmenin gizliliğinin esas olduğu hüküm altınaalınmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 8. maddesinde deherkesin haberleşmesine saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğudüzenlemesine yer verilmiştir. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı,haberleşme hürriyetinin yanı sıra içeriği ve biçimi ne olursa olsunhaberleşmenin gizliliğini de güvence altına almaktadır. Haberleşme bağlamındabireylerin karşılıklı ve toplu olarak sözlü, yazılı ve görsel iletişimlerinekonu olan ifadelerinin gizliliğinin sağlanması gerekir. Posta, elektronikposta, telefon, faks ve internet aracılığıyla yapılan haberleşmefaaliyetlerinin haberleşme hürriyeti ve haberleşmenin gizliliği kapsamındadeğerlendirilmesi gerekir (Mehmet Koray Eryaşa, B. No: 2013/6693, 16/4/2015,§ 49; Ahmet Temiz, § 31).
26. Kamu makamlarının bireyin haberleşme hürriyetine vehaberleşmesinin gizliliğine keyfî bir şekilde müdahale etmelerinin önlenmesi,Anayasa ve Sözleşme ile sağlanan güvenceler kapsamında yer almaktadır.Haberleşmenin içeriğinin denetlenmesi, haberleşmenin gizliliğine ve dolayısıylahaberleşme hürriyetine yönelik ağır bir müdahale oluşturur. Bununla birliktehaberleşme hürriyeti mutlak nitelikte olmayıp meşru birtakım sınırlamalaratabidir. Bu kapsamdaki özel sınırlama ölçütleri, Anayasa’nın 22. maddesininikinci fıkrasında sayılmıştır (Mehmet Koray Eryaşa, § 50; AhmetTemiz, § 32).
27. Somut olayda Disiplin Kurulu, başvurucunun göndermekistediği mektupların sakıncalı olduğunu değerlendirerek alıkonulmasına kararvermiştir. Dolayısıyla anılan işlem ile kamu makamları tarafından başvurucununhaberleşme hürriyetine bir müdahalede bulunulduğu açıktır.
ii. Müdahaleninİhlal Oluşturup Oluşturmadığı
28. Haberleşme hürriyetine yapılan müdahale, Anayasa'nın22. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya dahafazlasına dayanmadığı ve Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilen koşullara uygunolmadığı takdirde Anayasa'nın 22. maddesinin ihlalini teşkil edecektir.Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler,...yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak veancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ...demokratik toplum düzeninin...gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
29. Müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen vesomut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, Anayasa’nın 22.maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya dahafazlasına dayanma, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülükilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir(Ahmet Temiz, § 36).
(1) Kanunilik
30. Anayasanın 13. ve 22. maddeleri uyarınca haberleşmehürriyetine yapılan müdahale öncelikle kanunla öngörülmelidir. Müdahalenin yasaldayanağını oluşturan mevzuatın ulaşılabilir, yeterince açık ve belirli bireylemin gerektirdiği sonuçlar açısından öngörülebilir olması gerekir (AhmetTemiz, §§ 37, 38).
31. Anayasa Mahkemesinin Ahmet Temiz (aynı karardabkz. §§ 37-46) kararında, somut olayda da uygulanan 13/12/2004 tarihli ve 5275sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 68. maddesininhükümlülerin ceza infaz kurumlarından yaptıkları yazışmaların denetimi vesınırlandırılmasının kanuni dayanağını oluşturduğu ve düzenlemenin kanunilikölçütünü karşıladığı tespiti yapılmıştır. Öte yandan Anayasa'nın haberleşmehürriyetinin düzenlendiği 22. maddesinin ikinci fıkrasında, söz konususınırlama sebeplerine bağlı kalınarak yapılacak sınırlamanın ancak usulüneuygun olarak verilecek hâkim kararıyla mümkün olabileceği belirtildikten sonraüçüncü fıkrasında "İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşlarıkanunda belirtilir." denilerek bu kuralın da mutlak olmadığı ve bukurala bazı kurumlar yönünden kanunla sınırlamalar getirilebileceği açıkçadüzenlenmiştir (AYM, E.2014/122, K.2015/123, 30/12/2015, § 71). Bu bağlamdaceza infaz kurumları, Anayasa'nın 22. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamındaistisnaların uygulanacağı kamu kurumlarındandır (Mehmet Koray Eryaşa, §§74-76; Ahmet Temiz, § 41).
(2) Meşru Amaç
32. Haberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin meşrukabul edilebilmesi için bu müdahalenin Anayasa’nın 22. maddesinin ikincifıkrasında sayılmış olan millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesininönlenmesi, genel sağlık ve ahlakın korunması veya başkalarının hak veözgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına dayanması gerekir (AhmetTemiz, § 47).
33. Somut olayda haberleşme hürriyetine yapılanmüdahalenin Ceza İnfaz Kurumunun düzeni ile disiplinin sağlanması, kamudüzeninin ve güvenliğinin sağlanması kapsamında yapıldığı, bu bağlamdayazışmaların denetlenmesine yönelik uygulamanın meşru amaç taşıdığı sonucunavarılmıştır.
(3) DemokratikToplum Düzeninin Gereklerine Uygunluk
(a) Genelİlkeler
34. Tutuklu ve hükümlüler, Anayasa ve Sözleşme'nin ortakkoruma alanı kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına kural olaraksahiptir (Recep Bekik ve diğerleri [GK], B. No: 2016/12936, 27/3/2019, §27; Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri, B. No: 2013/583, 10/12/2014, §65). Bu bağlamda tutuklu ve hükümlülerin haberleşme hürriyeti de Anayasa veSözleşme kapsamında koruma altındadır (Ahmet Temiz, § 66; Musa Kaya(2), B. No: 2013/2351, 16/9/2015, § 62).
35. Bununla birlikte ceza infaz kurumunda tutulmanınkaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin temini gibi kurumdagüvenliğin sağlanmasına yönelik kabul edilebilir makul gerekliliklerin olmasıdurumunda tutuklu ve hükümlülerin sahip oldukları haklar sınırlanabilir (TuranGünana, B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 35; Ahmet Temiz, § 66).
36. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenindemokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi içinzorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı olması gerekir. Açıktırki bu başlık altındaki değerlendirme, sınırlamanın amacı ile bu amacıgerçekleştirmek üzere başvurulan araç arasındaki ilişki üzerinde temellenenölçülülük ilkesinden bağımsız yapılamaz. Çünkü Anayasa’nın 13. maddesinde demokratiktoplum düzeninin gereklerine aykırı olmama ve ölçülülük ilkesine aykırıolmama biçiminde iki ayrı kritere yer verilmiş olmakla birlikte bu ikikriter bir bütünün parçaları olup aralarında sıkı bir ilişki vardır (FerhatÜstündağ, B. No: 2014/15428, 17/7/2018, § 45).
37. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsalihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişliolması, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarakkendisini göstermesi gerekmektedir. Amaca ulaşmaya yardımcı olmayan veya ulaşılmakistenen amaca nazaran bariz bir biçimde ağır olan bir müdahalenin zorunlu birtoplumsal ihtiyacı karşıladığı söylenemeyecektir (Ferhat Üstündağ, §46).
38. Orantılılık ise sınırlamayla ulaşılmak istenenamaç ile başvurulan sınırlama tedbiri arasında dengesizlik bulunmamasına işaretetmektedir. Diğer bir ifadeyle orantılılık, bireyin hakkı ile kamununmenfaatleri veya müdahalenin amacı başkalarının haklarını korumak ise diğerbireylerin hak ve menfaatleri arasında adil bir dengenin kurulmasına işaret etmektedir.Dengeleme sonucu müdahalede bulunulan hakkın sahibine terazinin diğer kefesindebulunan kamu menfaati veya diğer bireylerin menfaatine nazaran açıkça orantısızbir külfet yüklendiğinin tespiti hâlinde orantılılık ilkesi yönünden birsorunun varlığından söz edilebilir (Ferhat Üstündağ, § 48).
(b) Hükümlü veTutukluların Mektuplarının Denetlenmesi Suretiyle Haberleşme HürriyetineYapılan Müdahalelerin Demokratik Toplum Gereklerine Uygunluğunun DenetimindeGözetilmesi Gereken Hususlar
39. Ceza infaz kurumu yetkilileri, mektup gönderme vealmanın ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin ve tutukluların dış dünyaile bağlantısında en önemli araçlardan biri olduğu gerçeğini gözönündebulundurarak dış dünya ile yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahkûmlarayardım etmeli ve bunun için onlara uygun desteği sunmalıdır (KahramanGüvenç, B. No: 2013/2072, 3/2/2016, § 49; Musa Kaya (2), § 66; OrhanBingöl, B. No: 2016/9154, 12/11/2019, § 29; Mustafa Baysal, B. No:2016/58482, 11/9/2019, § 33, 34).
40. Haberleşme hürriyetine yönelik bir müdahalenindemokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi içinzorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı bir müdahale olmasıgerekir (benzer yöndeki karar için bkz. Ahmet Temiz, § 58; Musa Kaya(2), § 54; AYM, E.2007/4, K.2007/81, 18/10/2007).
41. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsalihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişliolması, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarakkendisini göstermesi gerekmektedir (bazı farklılıklarla birlikte bkz. AhmetTemiz, §§ 64, 65; Özkan Kart (2), §§ 66, 67). Orantılılık isebireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında adil birdengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (benzer değerlendirmeleriçin bkz. Mehmet Koray Eryaşa, § 89; Veysi Aktaş (2), B. No:2015/15982, 6/2/2019, § 36).
42. Haberleşme hürriyetine yönelik bir müdahalebakımından adil dengenin sağlanıp sağlanmadığının tespitinde müdahaleyi gerçekleştirenkamu makamlarının ve derece mahkemelerinin karar gerekçesi büyük önem taşır.Kamu makamlarının ve derece mahkemelerinin temel hak ve özgürlüklere yönelikmüdahalenin zorunlu bir ihtiyaca karşılık geldiğini ve orantılı olduğunu ilgilive yeterli bir gerekçe ile ortaya koyma yükümlülüğü vardır. Aksi durumda temelhaklara yönelik müdahalelerin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunolarak kabul edilebilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla haberleşme hürriyetinegerekçesiz olarak veya Anayasa Mahkemesince ortaya konulan kriterlerikarşılamayan bir gerekçe ile yapılan müdahaleler Anayasa'nın 22. maddesiniihlal edecektir (benzer yöndeki kararlar için bkz. Ahmet Temiz, §§ 67,68; Musa Kaya (2), §§ 64-66; Mehmet Reşit Arslan (3), B.No: 2013/1770, 10/3/2016, §§ 48, 49; Kahraman Güvenç, B. No: 2013/2072,3/2/2016, §§ 43, 44).
43. Mevcut başvuruya benzer şikâyetlerde derecemahkemelerinin ve kamu gücünü kullanan diğer organların gerekçelerinin ilgilive yeterli sayılabilmesi için kararlarda bulunması gereken ve benzerbaşvuruların koşullarına göre değişebilecek unsurlar şu şekilde sıralanabilir:
i. Ceza infaz kurumlarına gelen veya bu kurumlardangönderilen yazışmalara yapılan müdahalelere gerekçe olarak gösterilebilecekmakul nedenler, somut olayın tüm koşulları dâhilinde objektif bir gözlemciyihaberleşme hakkının kötüye kullanıldığına ikna edebilecek nitelikte olaya özgüolgu ve bilgilerle, somut mektuba özgü kabul edilebilir makul gerekçelerleaçıklanmalıdır. Sakıncalı bulunan mektuptaki hangi ifadelerin hangi nedenlerleceza infaz kurumu güvenliğini tehlikeye düşürdüğünün somut verilere dayanılarakgerekçelendirilmesi gerekir. 5275 sayılı Kanun'un 68. maddesinin (3) numaralıfıkrasında “Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlilerihedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütlerimensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları paniğeyöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup, faks vetelgrafların” hükümlüye verilmeyeceği, hükümlü tarafından yazılmış isegönderilmeyeceği düzenlenmiştir. Ceza infaz kurumu disiplin kurulu kararındaveya infaz hâkimliğinin kararında sadece bu madde hükmünün yazılmış olmasıilgili ve yeterli gerekçe sayılmaz (benzer değerlendirmeler için bkz. AhmetTemiz, §§ 69, 70; Ramazan Vural, §§ 71, 72; Musa Kaya (2), §67; Kahraman Güvenç, §§ 50-52; Mehmet Reşit Arslan (3), §§ 56-58;Ercan Oral, B. No: 2013/3827, 3/2/2016, §§ 43, 44; Musa Kaya (3),2013/3828, 1/12/2015, §§ 60, 61; Veysel Kaplan, B. No: 2013/1830,18/11/2015, §§ 63-65; Turan Günana (4), B. No: 2013/8554, 4/11/2015, §§67, 68; Abdulvahap Kavak, B. No: 2013/7477, 6/10/2015, §§ 66, 67;Mustafa Aydin, § 74; Akif İpek, §§ 72-74; Eren Yıldız, §§80, 81; Mehmet Sabri Yakut, B. No: 2013/9709, 23/3/2016, §§ 48-50; CumaliKarsu, B. No: 2014/971, 19/4/2017, §§ 33, 35; Özkan Kart (3), B. No:2016/2251, 12/6/2019, § 34; Orhan Bingöl, § 35; K.Ö., B. No:2017/34068, 28/1/2020, §§ 35, 36).
ii. Mektubun içeriği ile birlikte muhatabının kim olduğuda yapılan değerlendirmede dikkate alınmalı, mektubun bu muhatabagönderilmesinin hangi nedenlerle ceza infaz kurumu güvenliğini ve kamu düzeninitehlikeye düşüreceği açıklanmalıdır. Muhatabın kim olduğuna yönelik olarakimkânlar ölçüsünde bir araştırma yapılması, bu hususta idari ve yargısalmakamlarca elde edilen bilgilerin karar gerekçelerine yansıtılmasıgerekmektedir (Ercan Oral, § 40; avukata gönderilen mektup ileilgili olarak bkz. Kemal Yiğit, B. No: 2013/1700, 20/1/2016, § 56; SüleymanAraç, B. No: 2016/9882, 12/6/2019, §§ 39-41; hükümlünün avukatına vevasisine gönderdiği mektuplar ile ilgili olarak bkz. Mehmet Reşit Arslan (3),§§ 53, 54, 56-58; başbakana gönderilen mektup ile ilgili olarak bkz. AbdulvahapKavak,§ 66; milletvekillerine gönderilen mektup ile ilgili olarak bkz. KahramanGüvenç, §§ 47, 50; Mecit Şahinkaya ve Tamer Korkmaz, B. No:2016/463, 12/9/2019, § 39; bir siyasi partinin genel merkezine gönderilenmektup ile ilgili olarak bkz. Mehmet Sabri Yakut, §§ 43, 44;gazetecilere gönderilen mektup ile ilgili olarak bkz. Musa Kaya (2), §60; Ercan Oral, § 44; Mustafa Baysal, §§ 33, 34; sivil toplumkuruluşlarına ve insan hakları derneklerine gönderilen mektup ile ilgili olarakbkz. Orhan Bingöl, §§ 31-33; Keyfo Başak ve Şeyhmus Musa, B. No:2015/17258, 20/9/2018, § 36; Murat Türk (5), B. No: 2016/2826,20/9/2018,§§ 36, 37;Naif Bal, B. No: 2015/17982, 20/9/2018, § 42; Mustafa Aydin,§ 71; Musa Kaya (2), § 66; Akif İpek, § 72; Ramazan Vural,§ 71).
iii. Mektup içeriği hakkında yapılan değerlendirmedemahpus hakkında uygulanan infaz rejiminin ve mahkûmiyet sebeplerinin de dikkatealınması gerekir (Ahmet Temiz, § 67; Mehmet Reşit Arslan (3), §48; Kahraman Güvenç, § 43; Musa Kaya (2), § 57; VeyselKaplan, § 60; Mustafa Aydin, § 68; Murat Karayel, B. No:2013/2125, 16/9/2015, § 70; Ramazan Vural, § 68; Eren Yıldız, §69). Söz konusu bilgilerin somut mektubun alınması veya gönderilmesine olanetkilerinin (terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütlerimensuplarının haberleşmelerine neden olan yahut örgüt üyeleri arasındamotivasyonu artırmaya yönelik mektuplar gibi) karar gerekçelerindegösterilmelidir.
iv. Her somut olayın kendine özgü koşulları çerçevesindemektubun tamamının alıkonulmasına karar vermek yerine mektup içinde sakıncalıolduğu değerlendirilen bazı cümlelerin okunmayacak şekilde karalanarak mektubungönderilmesinin veya muhatabına verilmesinin mümkün olup olmadığıdeğerlendirilmelidir. Bu şekilde mektubun tamamının alıkonulması şeklindekimüdahalenin orantılı olup olmadığı ortaya konulmalıdır (Musa Kaya (3),§§ 69, 70; Mehmet Çelebi Çalan (6), B. No: 2016/14536, 10/12/2019, § 31;Osman Evcan, B. No: 2016/10176, 12/6/2019, § 35; Murat Karayel (6),B. No: 2013/5034, 9/3/2016, § 45; Zeyni Arat, B. No: 2013/3951,18/2/2016, § 46; Turan Günana (4), § 73; Ahmet Temiz (4), B. No:2013/6208, 18/11/2015, § 65; Özkan Kart (2), § 72).
(c) İlkelerinOlaya Uygulanması
44. Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde ceza infazkurumlarına gelen veya bu kurumlardan gönderilen yazışmalara yapılanmüdahalelerin mektubu gönderen, mektubun muhatabı ve mektup içeriği gözetilerekmektuba özgü olgu ve bilgilerle gerekçelendirilmesi ve haberleşme hakkınınkötüye kullanıldığının objektif bir şekilde ortaya konulması gerektiğisöylenebilir. Dolayısıyla bu kapsamda öncelikle mektubun içeriğindeki hangisözlerin neden sakıncalı olduğu yeterli bir gerekçe ile gösterilmek zorundadır.Ayrıca yazışmanın kısmen sakıncalı görülmesi hâlinde sakıncalı görülenkısımların çizilmesi suretiyle yazışmanın muhatabına ulaştırılma imkânının olupolmadığı hususunun da ilgili kararlarda tartışılması gerekir.
45. Somut olayda mektupların alıkonulmasına yönelikDisiplin Kurulu kararlarında; gönderen, muhatap ve içerik gözetilerek başvuruyakonu mektup içeriğinde yer alan hangi sözlerin muhatabına ulaştırılmasının nesuretle sakıncalı olduğu açıklanmadan, mektup bir bütün halindedeğerlendirilerek 15 Temmuz darbe girişimiyle ilgisi ortaya konulmadan mektubuntamamının sakıncalı olduğu ifade edilmiştir. İnfaz Hâkimliğinin ise bugerekçeyi tekrarlamakla yetindiği, mektubun neden sakıncalı olduğununmektupların içerikleriyle ilişkilendirilerek gerekçelendirmediği görülmüştür.Ayrıca mektuplarda başvurucunun içinde bulunduğu durumdan kaynaklandığını ilerisürdüğü bireysel sıkıntılarını ve mağduriyetini dile getirdiği, şiddeti, terörörgütünü veya darbeleri doğrudan ya da dolaylı olarak öven, tehdit veya hakaretsayılabilecek ifadeler kullanmadığı hususlarının anılan kararlarda dikkatealınmadığı ve mektubun 5275 sayılı Kanun'un 68. maddesinde yer verilensebeplerden en az birini içerdiğinin açıkça ortaya konulamadığı vurgulanmalıdır.Bununla birlikte mektupların sakıncalı görülen kısımların çizilerekgönderilmesinin mümkün olup olmadığı hususunun da tartışılmadığı gözetildiğindeDisiplin Kurulu ve derece mahkemelerinin karar gerekçelerinde, mektubunalıkonulmasına dair mektupla ilişkili, somut bilgilere dayalı ve yeterli birgerekçe bulunmadığı anlaşılmıştır.
46. Sonuç olarak somut olayda kamu düzeninin korunmasına,suçun önlenmesine, ceza infaz kurumunda disiplinin ve güvenliğin sağlanmasınayönelik kabul edilebilir makul gereklilikler somut bilgilere dayalı olarakortaya konulmadığından, diğer bir deyişle başvurucuların göndermek istediğimektupların alıkonulması suretiyle haberleşme hürriyetine yapılan müdahaleilgili ve yeterli gerekçelere dayandırılmadığından müdahalenin demokratikbir toplumda gerekli olmadığı kanaatine varılmıştır (benzer yöndedeğerlendirmeler için bkz. Tayfur Tunç, §§ 57-60; Rıdvan Türan,§§57-60; Ahmet Kağanarslan ve diğerleri, §§ 58-61).
47. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 22.maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
3. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
48. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir."
49. Başvurucu, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılarakmektubun muhatabına gönderilmesini ve 10.000 TL manevi tazminata hükmedilmesinitalep etmiştir.
50. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararındaihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genelilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer birkararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesininsonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibiilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (AligülAlkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
51. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
52. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veyamahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılıKanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgilimahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundakibenzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıylayeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderimyolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararınabağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundakiyargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yenidenyargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisibulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasalyükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararınedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarınıgidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66-67).
53. İncelenen başvuruda, Ceza İnfaz Kurumu DisiplinKurulu Başkanlığının başvurucunun mektupları ile ilgili yeterli gerekçeiçermeyen mektup değerlendirme kararı nedeniyle haberleşme hürriyetinin ihlaledildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin idari işlemdenkaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte mahkeme de ihlaligiderememiştir.
54. Bu durumda haberleşme hürriyetinin ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukukiyarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgüdüzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasınagöre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamdayapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesiniihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelereuygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğininyeniden yargılama yapılmak üzere Çanakkale İnfaz Hâkimliğine gönderilmesinekarar verilmesi gerekmektedir.
55. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesininbaşvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağıaçıktır. Dolayısıyla eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin bütünsonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için haberleşme hürriyetinin ihlalinedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararlarıkarşılığında başvurucuya net 1.000 TL manevi tazminat ödenmesine kararverilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurucunun adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınanhaberleşme hürriyetinin İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğin haberleşme hürriyetine yönelikihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmaküzere Çanakkale İnfaz Hâkimliğine (E.2017/1973, K.2017/1965; E.2018/6,K.2018/12) GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucuya net 1.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin bilgi için Çanakkale 1. AğırCeza Mahkemesine (2018/42 D.İş; 2018/60 D.İş) GÖNDERİLMESİNE,
H. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 25/2/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.