TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
KAOS GL DERNEĞİ BAŞVURUSU (2)
(Başvuru Numarası: 2018/10351)
Karar Tarihi: 7/9/2021
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Muammer TOPAL
Recai AKYEL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Hasan HÜZMELİ
Başvurucu
:
Kaos GL Derneği
Araştırmalar ve Dayanışma Derneği
Vekili
:
Av. Kerem DİKMEN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, toplantı ve gösteri yürüyüşü ile benzerietkinliklerin idare tarafından belirsiz bir süreyle yasaklanması nedeniyletoplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 17/4/2018 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleilgili olaylar özetle şöyledir:
A. BaşvuruKonusu Olaya İlişkin Bilgiler
7. Başvurucu Kaos Gey ve Lezbiyen Kültürel Araştırmalarve Dayanışma Derneği (Dernek) 1994 yılında Ankara'da kurulmuş olan ve 2005yılından bu yana Ankara Valiliği İl Dernekler Müdürlüğüne kayıtlı, tüzelkişiliği bulunan bir dernektir. Dernek; amacını kadın eş cinseller ile erkek eşcinsellerin özgürlükçü değerleri benimsemelerine, eş cinsel varoluşlarınıgerçekleştirme ve kendilerini yetiştirerek toplumsal barış, huzur ve refahıngelişmesine bireysel, toplumsal, kültürel hayat ve davranışlarıyla katkıdabulunabilmelerine destek olmak olarak belirlemiştir (Kaos GL Derneği, B.No: 2014/18891, 23/5/2018, § 8).
8. Ankara Valiliği (Valilik) 17/11/2017 tarihinde;10/6/1949 tarihli ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu'nun 11. maddesinin(C) bendi,6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun 17.maddesi ile 25/10/1983 tarihli ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu'nun 11.maddesinin (F) bendi uyarınca 18/11/2017 tarihinden itibaren süresiz olarak,LGBTT (Lezbiyen Gey Biseksüel Transseksüel veya Travesti) ile LGBTİ (LezbiyenGey Biseksüel Transgender Intersex) adıyla çeşitli sivil toplum örgütleritarafından gerçekleştirilecek etkinliklerin yasaklanmasına karar vermiş ve bukararı 19/11/2017 tarihinde resmî internet sitesinden duyuru olarakyayımlamıştır. Söz konusu kararının ilgili kısmı şöyledir:
"Çeşitli sosyal medya ve birtakımyazılı ve görsel medya organlarından; LGBTT (Lezbiyen Gey BiseksüelTransseksüel veya Travesti) ile LGBTİ (Lezbiyen Gey Biseksüel TransgenderIntersex) adıyla çeşitli sivil toplum kuruluş/örgütleri tarafından, Ilimizinmuhtelif yerlerinde / salonlarında, birtakım toplumsal hassasiyet veduyarlılıkları içeren; sinema sinevizyon, tiyatro, panel, söyleşi, sergi vb.Şeklinde eylem/etkinliklerin gerçekleştirileceği şeklinde bilgiler eldeedilmiştir.
Söz konusu paylaşımlarla, halkın sosyalsınıf, ırk din mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip birkesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik edeceği, bunedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın tehlikenin ortaya çıkabileceği,ayrıca kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlakınveya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunmasını tehlikeye düşürebileceğigöz önünde bulundurulduğunda, yapılmak istenen organizasyona katılacak olangrup ve şahıslara yönelik olarak bir takım toplumsal duyarlılıklar nedeniyle debazı kesimler tarafından tepki gösterilebileceği ve provokasyonlara nedenolabileceği değerlendirilmektedir.
Bu nedenlerle ... LGBTT-LGBTİ vb.konuları ile ilgili olarakçeşitli kurum/kuruluşve sivil toplum örgütleritarafından, İlimizin muhtelif yerlerinde/salonlarında birtakım toplumsalhassasiyet ve duyarlılıkları içeren sinema, sinevizyon, tiyatro, panel,söyleşi, sergi vb. şeklinde eylemlerin/etkinlikler ... yasaklanmıştır."
9. Valilik anılan kararında, yapılan paylaşımlarla halkınsosyal sınıf, ırk, din mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahipbir kesiminin, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrikedilebileceğini belirtmiştir. Bu durum nedeniyle kamu güvenliği açısından açıkveya yakın tehlikenin ortaya çıkabileceği, bununla birlikte kamu düzeninin, suçişlenmesinin önlenmesinin, başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunmasının,genel ahlakın tehlikeye düşebileceği gerekçesine yer vermiştir. Ayrıca bazıkesimlerin toplumsal duyarlılıkları nedeniyle, yapılacak organizasyonakatılacak olan grup ve şahıslara tepki gösterilebileceğini de belirtmiştir.
10. Başvurucu 20/11/2017 tarihinde yasaklama kararınakarşı yürütmeyi durdurma talepli iptal davası açmıştır. Ankara 4. İdareMahkemesi (Mahkeme) 25/1/2018 tarihinde yürütmenin durdurulması talebininreddine karar vermiştir. Mahkeme gerekçesinde, idari işlemin uygulanmasıhâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkçahukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda yürütmenindurdurulmasına karar verilebileceği, somut olayda ise söz konusu hâlingerçekleşmediği belirtilmiştir.
11. Başvurucunun yürütmenin durdurulması talebinin reddikararına itirazı üzerine Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi27/2/2018 tarihinde, kararda yasaya aykırılık bulunmadığından itirazın reddinekarar vermiştir.
12. Anılan karar, başvurucu vekiline 19/3/2018 tarihindetebliğ edilmiş; başvurucu 17/4/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. BireyselBaşvuru Sonrası Hukuki Süreç
13. Mahkeme iptal davasını 15/11/2018 tarihindereddetmiştir. Mahkeme gerekçesinde; idari işlemin gerçekleştirildiği tarihteolağanüstü hâlin devam etmesi nedeniyle Anayasa'mızın 15. maddesinde belirtilenilkelere bağlı kalınarak temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılabileceği,kısmen veya tamamen durdurulabileceği, etkinliklere katılacak olan grup veşahıslara toplumsal duyarlılıklar nedeniyle bazı kesimlerin tepkigösterebileceği, kitlesel tepki ve provakatif eylemlerin ortaya çıkabileceği,olağanüstü hâl sürecinde kolluk görevlilerinin ek yükümlülüklerinin bulunmasınedeniyle eylemlere zamanında müdahalede yetersiz kalınabileceği, kamugüvenliğinin telafisi güç zararlara uğrayabileceğini belirterek kamu düzeninkorunması amacıyla tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucunavarıldığı belirtilmiştir. Ayrıca olağanüstü hâlin sona ermesine bağlı olarakdava konusu işlemin hükümsüz hâle geleceği de vurgulanmıştır.
14. Başvurucu, anılan karara karşı istinaf başvurusundabulunmuştur. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesi (Daire)21/2/2019 tarihli kararında, istinaf talebini kabul ederek derece mahkemesininkararını kaldırmış ve idari işlemin iptaline karar vermiştir. Dairegerekçesinde; kamu güvenliği ile toplantı ve gösteri özgürlüğünün kullanılmasıarasında ölçülü bir dengenin gözetilmesinin gerekmesi, idarenin toplanmaözgürlüğünün kullanılması için gereken önlemleri almakla yükümlü olması,gerekli güvenlik tedbirleri alınmak suretiyle kamu düzeni tesisinin mümkünolması dolayısıyla idarece tedbirlerinin alınabildiği ölçüde hakkınsınırlanması yerine temel hak ve özgürlüklerin süresiz, koşulsuz, belirsiz veölçüsüz olarak kısıtlanması gerekçesiyle idari işlemde hukuka uyarlık olmadığıbelirtilmiştir.
IV. İLGİLİHUKUK
A. Ulusal Hukuk
15. 2911 sayılı Kanun'un "Toplantının ertelenmesiveya bazı hallerde yasaklanması" kenar başlıklı 17. maddesi şöyledir:
"Bölge valisi, vali veya kaymakam,millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın vegenel ahlâkın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıylabelirli bir toplantıyı bir ayı aşmamak üzere erteleyebilir veya suçişleneceğine dair açık ve yakın tehlike mevcut olması hâlindeyasaklayabilir."
16. 5442 sayılı Kanun'un 11. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"A) Vali...
...
C) İl sınırları içinde huzur vegüvenliğin, kişi dokunulmazlığının, tasarrufa müteallik emniyetin, kamuesenliğinin sağlanması ve önleyici kolluk yetkisi valinin ödev vegörevlerindendir. (Ek cümle: 25/7/2018-7145/1 md.) Bunları sağlamak için valigereken karar ve tedbirleri alır.
Vali, kamu düzeni veya güvenliğininolağan hayatı durduracak veya kesintiye uğratacak şekilde bozulduğu ya dabozulacağına ilişkin ciddi belirtilerin bulunduğu hâllerde on beş günü geçmemeküzere ildeki belirli yerlere girişi ve çıkışı kamu düzeni ya da kamugüvenliğini bozabileceği şüphesi bulunan kişiler için sınırlayabilir; belliyerlerde veya saatlerde kişilerin dolaşmalarını, toplanmalarını, araçlarınseyirlerini düzenleyebilir veya kısıtlayabilir ve ruhsatlı da olsa her çeşitsilah ve merminin taşınması ve naklini yasaklayabilir.
B. UluslararasıHukuk
17. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) başvurucuSendikanın yaptığı bir başvuruda verdiği kabul edilemezlik kararında; öncelikleyerleşik içtihatlarına göre AİHM'in halk davası (actio popularis)niteliğindeki başvuruları inceleme görevi bulunmadığını hatırlatmıştır. AİHMbaşvurucu Sendikanın Sinop Valiliğinin basın açıklamalarının yapılabileceğiyerleri belirleyen kararının iptali talebiyle açtığı davanın reddedilmesiüzerine başvuruda bulunduğunu tespit etmiştir. AİHM daha önce karara bağladığı Akarsubaşı/Türkiye(B. No: 70396/11, 21/7/2015) kararı ile elindeki başvurunun birbirinden farklıolduğunu, söz konusu karara konu olayda başvurucuların emre aykırı davranıştabulunduklarından bahisle kendilerine idari para cezası verildiğinihatırlatmıştır. Buna karşın elindeki başvuruda Sendikanın toplantı hakkınıkullanmasında anılan Valilik kararına aykırı davranışı nedeniyle kişisel vedoğrudan maruz kaldığı bir yaptırımın söz konusu olmadığını, bu nedenle inabstracto (soyut şekilde) ihlal iddialarına ilişkin başvuruları AİHM’inincelemeyeceğini belirterek kişi bakımından yetkisizlik yönünden başvuruyureddetmiştir (Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası/Türkiye, (k.k.), B.No: 16354/10, 27/08/2019).
V. İNCELEME VEGEREKÇE
18. Mahkemenin 7/9/2021 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
19. Başvurucu Dernek -etkinliklerin yasaklanmasınıgerektiren bir durum olmadığı hâlde- tüm etkinliklerin herhangi süre ve kapsambelirtilmeksizin Valiliğin kararıyla yasaklaması nedeniyle ifade özgürlüğü iletoplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme haklarının, tüzel kişiliğin tüzüğündekietkinliklerin yasaklanması nedeniyle dernek kurma hakkının, mahkemekararlarının gerekçesiz olması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini iddia etmiştir. Başvurucu, sadece cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğidikkate alınarak tüm etkinliklerin yasaklaması nedeniyle ayrımcılık yasağınında ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
20. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Budoğrultuda başvurunun toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı kapsamındaincelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
21. Anayasa’nın "Toplantı ve gösteri yürüyüşüdüzenleme hakkı" kenar başlıklı 34. maddesi şöyledir:
"Herkes, önceden izin almadan,silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkıancak, milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığınve genel ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla vekanunla sınırlanabilir.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemehakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanundagösterilir."
22. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı,demokratik toplumun en temel değerleri arasında yer almakta olup bireylerinortak fikirlerini birlikte savunmak ve başkalarına duyurmak için bir arayagelebilme imkânını korumayı amaçlamaktadır. Kolektif bir şekilde kullanılan vedüşüncelerini ifade etmek isteyen kişilere şiddeti dışlayan yöntemlerledüşüncelerini açıklama imkânı veren bu hak çoğulcu demokrasilerin gelişmesindezorunlu olan farklı düşüncelerin ortaya çıkması, korunması ve yayılmasınıgüvence altına almaktadır (Dilan Ögüz Canan, B. No: 2014/20411,30/11/2017, § 36; Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924,6/1/2015, § 115; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri [GK],B. No: 2014/920, 25/5/2017, § 79; Osman Erbil, B. No:2013/2394, 25/3/2015, § 45).
23. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkınayapılan bir müdahale zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa (bazıfarklılıklarla birlikte toplantı hakkı bağlamında bkz. Dilan Ögüz Canan, § 32;sendika hakkı bağlamında bkz. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası vediğerleri, § 73; Tayfun Cengiz, B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 56; AdaletMehtap Buluryer, B. No: 2013/5447, 16/10/2014, §§ 103-105; grev hakkıbağlamında bkz. Kristal-İş Sendikası [GK], B. No: 2014/12166, 2/7/2015, § 70)ya da zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamakla birlikte orantılı değilse(bazı farklılıklarla birlikte toplantı hakkı bağlamında Dilan Ögüz Canan, §§33, 56; sendika hakkı bağlamında bkz. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası vediğerleri, § 74) demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir müdahaleolarak değerlendirilemez.
24. Ancak bu yönden esastan bir incelemeye geçmeden öncedavanın kabul edilebilirliği koşullarının oluşup oluşmadığının tespiti gerekir.Bu koşullardan biri de başvurucunun mağdur sıfatını taşıyıp taşımadığınailişkindir.
25. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 46. maddesine göre AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunulması için başvuruya konu edilen ve ihlaleyol açtığı ileri sürülen kamusal eylem veya işlemden başvurucunun kişiselolarak ve doğrudan etkilenmiş olması gerekir (Onur Doğanay,B. No: 2013/1977, 9/1/2014, §§ 42-45).
26. Bireysel başvuru yoluyla hak ihlali iddialarınınincelenmesinde idare ve derece mahkemeleri tarafından başvurucu lehine birtedbir ya da kararın alınması suretiyle ihlalin tespit edildiği, verilen kararile bu ihlalin uygun ve yeterli biçimde giderildiğinin anlaşıldığı durumlarda ilgilininmağdur sıfatının ortadan kalktığı Anayasa Mahkemesince kabul edilmektedir. Buiki koşul yerine getirildiği takdirde bireysel başvuru mekanizmasının ikincilniteliği dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin inceleme yapmasına gerekkalmamaktadır (Anayasa’nın 17. maddesine ilişkin şikâyetler açısından bkz.Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, §§ 61, 74; SadıkKoçak ve diğerleri, B. No: 2013/841, 23/1/2014, § 83; İlker Başer ve diğerleri,B. No: 2013/1943, 9/9/2015, § 46). Bu iki koşul yerine getirildiği takdirdebireysel başvuru mekanizmasının ikincil niteliğinden dolayı AnayasaMahkemesinin inceleme yapmasına gerek kalmamaktadır (ilgili olduğu ölçüde bkz.Mehmet Tursun ve diğerleri, B. No: 2016/2889, 4/7/2019, § 54; Abdullah Yaşa[GK], B. No: 2015/12486, 5/11/2020, §52).
27. Başvurucunun mağdur sıfatının ortadan kalkması,özellikle ihlal edildiği ileri sürülen hakkın niteliği ve ihlali tespit edenkararın gerekçesi ile bu kararın ardından ilgili açısından uğranıldığı ilerisürülen zararların varlığını devam ettirip ettirmediğine bağlıdır (benzeryöndeki AİHM kararı için bkz. Freimanis ve Lidums/Letonya, B. No: 73443/01 ve74860/01, § 68, 9/2/2006). Başvuruculara sağlanan telafi imkânının uygun veyeterli olup olmadığı kararı, söz konusu temel hak ve özgürlüğün ihlalininniteliği gözönünde bulundurularak dava koşullarının tamamının değerlendirilmesisonucunda verilebilecektir. Bu çerçevede bir başvurucunun mağdur sıfatı-Anayasa Mahkemesi önünde şikâyet ettiği durum için- idari veya yargısal birkararla kendisine ödenmesine karar verilen tazminata da bağlı olabilecektir(Sadık Koçak ve diğerleri, § 84 ; İlker Başer ve diğerleri, § 47 ; MehmetTursun ve diğerleri, § 55; Yavuz Selim Akkoç, B. No: 2012/1277, 20/11/2014 §51; Gafgen/Almanya, [BD], B. No: 22978/05, 1/6/2010, § 116). Bu kapsamdaidarenin hukuka aykırılık teşkil eden işleminin ortadan kaldırılmasına veDerneğin faaliyetleri kapsamındaki etkinlikleri gerçekleştirilmesine imkântanıyacak karar verilmesi -somut olayın koşullarına göre- başvurucunun mağdursıfatını ortadan kaldırabilecektir.
28. Aynı şekilde AİHM ve Anayasa Mahkemesi de ulusalyetkililerce ihlalin açıkça veya özü itibarıyla tespit edilmesi ve verilenkarar ile bu ihlalin uygun ve yeterli biçimde giderilmesi hâlinde ilgilitarafın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 34. maddesi anlamındabundan böyle mağdur olduğunu ileri süremeyeceğini belirtmektedir (FatmaYüksel/Türkiye, B. No: 51902/08, 9/4/2013, § 44; Scordino/İtalya (No.1) [BD], B. No: 36813/97, 29/3/2006, §§ 178 ve devamı). AİHM’e göre bu ikikoşul yerine getirildiği takdirde, Sözleşme ile düzenlenen korumamekanizmasının ikincil niteliği sayesinde Mahkemenin inceleme yapmasıengellenmiş olacaktır (Eckle / Almanya, B. No: 8130/78, 15/7/1982, §§64-70; Jensen/Danimarka, kabul edilebilirlik kararı, B. No: 48470/99; Cataldo/İtalya,kabul edilebilirlik kararı, B. No: 45656/99; Göktepe/Türkiye, kabuledilebilirlik kararı, B. No: 64731/01, 26/4/2005; Fatma Yüksel/Türkiye,§ 46; Yavuz Selim Akkoç, § 50).
29. Somut olayda başvurucu Dernek, Valiliğin Ankara'dakietkinliklerini 18/11/2017 tarihinden itibaren süresiz olarak yasakladığınailişkin kararı resmî internet sitesinden duyuru olarak yayımlaması üzerineyürütmeyi durdurma talebi ile iptal davası açmıştır. Başvurucu, idari işleminyürütmesinin durdurulması talebinin derece mahkemesince reddi ve anılan kararaitirazın reddi ile kesinleşmesi üzerine esas davanın sonuçlanmasını beklemedenbireysel başvuruda bulunmuştur.
30. Bireysel başvuru sonrası Daire, başvuru konusu idariişleme yönelik iptal davasını esastan inceleyerek idari işlemi hukuka uygunbulan derece mahkemesi kararı kaldırmış ve idari işlemin iptaline kararvermiştir (bkz. § 14). Anılan karar ile açık şekilde ihlal tespitininyapıldığı, kamu güvenliği ile toplantı ve gösteri özgürlüğünün kullanılmasıarasında ölçülü bir dengenin gözetilmesi gerektiği ve idarenin toplantı hakkınailişkin pozitif yükümlülüğü olduğu belirtilmiştir. Böylece somut başvuruya konuedilen idari işlem ve yürütmenin durdurulmasının reddine ilişkin kararındakiolumsuz sonucun ortadan kaldırıldığı anlaşılmaktadır.
31. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi başvuruda,başvurucu tarafından ihlal iddiasının tüzel kişiliği kişisel olarak etkilemeihtimaline dair makul ve ikna edici deliller ortaya konulmasını şartkoşmaktadır. Aksi hâlde böyle bir başvuru soyut ve genel nitelikte birbaşvurudan öteye geçemeyecektir.
32. Somut olayda başvurucu Dernek, idari işlem tarihi ilebaşvuru tarihi arasında toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkınınkullanılmasının kendisi yönünden önemini bireysel başvuru formunda somutolaylara dayalı olarak açıklamamış, salt idari işlem nedeniyle Anayasalhaklarının ihlal edildiğini belirtmiştir. Başvurucu anılan dönemdeki idareninyasaklama kararı nedeniyle, kendi tüzel kişiliğinin fonksiyonlarını yerinegetirmesinin etkilediğini, yapılması planlanan bir toplantı ve gösteriyürüyüşünün tamamen etkisiz hale geldiğini veya yapacağı etkinliklerleyaratılmak istenen farkındalığın oluşmayacağını da ileri sürmemiştir.
33. Bireysel başvuruda bulunabilmek için mağduriyetstatüsünün varlığı ve başvuru hakkında da karar verilinceye kadar devam etmesişarttır. Bu kapsamda, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının ihlal ettiğiiddiasıyla başvuruya konu edilen idari işlemin, davanın esası hakkında verilenkarar ile başvurucu lehine iptal edildiği ve anılan bu karar sonucununbaşvurucu açısından belirli bir tatmin sağladığı ve ileri sürülen ihlaliddiasının bu yolla giderilmek suretiyle mağdur sıfatının ortadan kalktığıgörülmektedir.
34. Açıklanan gerekçelerle başvurunun toplantı ve gösteriyürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiği iddiası yönünden başvurucunun mağdursıfatının ortadan kalktığı anlaşıldığından diğer kabul edilebilirlik koşullarıyönünden incelenmeksizin kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle kabuledilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlaledildiği iddiasının kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerindeBIRAKILMASINA 7/9/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.