TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
KASIM İLİMOĞLU BAŞVURUSU (2)
(Başvuru Numarası: 2015/14545)
Karar Tarihi: 29/11/2018
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Recep KAPLAN
Başvurucu
:
Kasım İLİMOĞLU
Vekili
:
Av. İclal İLİMOĞLU
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, şeref ve itibara yönelik gazete haberine karşıaçılan tazminat davasının reddi nedeniyle şeref ve itibar hakkının ihlaledildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 28/8/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
9. 1969 doğumlu olan başvurucu, Bakırköy Cumhuriyet savcısıolarak çalışırken Şubat 2009 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınaatanmış ve kamuoyunda yoğun tartışmalara neden olan Ergenekon soruşturması olarak bilinen soruşturmadagörevlendirilmiştir. Anılan soruşturma kapsamında B.D. isimli tanınmış birsiyasetçi hakkında da adli işlemler yapılmıştır.
10. Ulusal yayın yapan Star gazetesinin (gazete) 7/5/2010tarihli nüshasında "Bakırköy'denGörevlendirilen Savcı [B. D.]'yiKurtaracakmış" başlıklı bir haber yapılmıştır.B.D. isimli tanınmış siyasetçi ile F.D. isimli bir başka kişi arasında geçtiğibelirtilen görüşme kayıtlarını içeren haberin başvuru konusu olayla ilgilikısımları şöyledir:
"Dinlemeye takılan bir telefonkonuşmasında [F. D.], firari [B. D.]’ye HSYK tarafındanBakırköy’den Ergenekon soruşturmasına atadığı bir savcı için ‘Bizden’ imasıyapıyor
... Bir numaralı sanık [B. D.] ile 2numaralı sanık ... hakkında ‘darbeye teşebbüs’ suçundan ağırlaştırılmış müebbethapis cezası istenen iddianamenin ek klasörlerinde ilginç telefon konuşmalarıve çarpıcı belgeler yer alıyor...
‘YENİ ATANAN O SAVCI BİZDEN’ İMASI
... teknik takip tutanaklarında HSYK YazKararnamesi ile yapılan operasyonlara da ilginç göndermeler yapılıyor.Ergenekon soruşturmasına atanacak bazı savcılarla ilgili ‘bizden’ imalarıyapılıyor.
’İNŞAALLAH TAYİN OLUR DA İYİ OLUR’
3 Şubat 2009 günü [B. D.] ile [F. D.]arasında geçen telefon konuşmasında [F. D.] 'Aceleye gerek yok, büyükihtimalle açacaklar bu ay içinde. İddianameler de çıkacak. Sen de şeyini yap,kalkar gelirsin. Dal dudak salmaya gerek yok yani hiç. Biz orada işte ...başkandı. Gerekli olan hukuk yardımı zaten alınır' diyor. [B. D.] de'Doğru' diye karşılık veriyor. [F. D.] 'Burada tribünde değil de sahadaolanlar bize ihtiyaç. Sonra da sana söylerim bir kıymetli arkadaşımız,cezacı... O benimle sınıf arkadaşı. İnşallah bu savcılar da tayin olur da iyiolur' diyor.
‘O YENİSAVCI SİZİ KURTARACAK’
[F. D.]ile [B. D.] arasında 16 Şubat 2009’da geçen telefon konuşmasında da [F. D.],HSYK tarafından Bakırköy Adliyesi’nden Beşiktaş Adliyesi’nde görevlendirilenbir savcının [B. D.]’ı kurtaracağını ima ediyor. [B. D.]’ın 'Davayı açsalar zaten hemen geleceğim' sözleri üzerine[F. D.] “Bu ay evet zannediyorum öyle birşeyduyduk. İnşallah çünkü bu yeni' diyor.
BAKIRKÖY’DEN GELEN GÖREVE BAŞLADI
[B. D.],“İnşallah” diyor. [F. D.], “Görevlendirmelerde oldu biliyorsunuz” diyor.[B. D.], “Yok canım onlar başlamamış orada” diyor. [F. D.],“Başladı başladı. Ben takip ediyorum. Bir kişiyi görevlendirmiş. Bakırköy’dengelen bir kişiyi görevlendirdi orada” diyor. [B. D.], bunun üzerine“İnşallah ha canım inşallah” diyor..."
11. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılanincelemelere göre haberde atıf yapılan görüşme içeriklerinin orijinal hâlininilgili kısımları iletişim tespit tutanaklarına göre şu şekildedir:
"3/2/2009 tarihli görüşme:
F.D.: Ya gereği yok aceleye de gerek yok birşu şeyler bir açılsın büyük ihtimalle açacaklar bu ay içinde şeyler!.İddianameler de çıkacak sen de şeyini yap kalkar gelirsin kardeşim yani öylefazla bir şeye gerek yok
B.D.: ...
F.D.:Dal dudak salmaya gerekyok yani hiç biz orada işte ... hoca başkandı. Gerekli olan zaten hukuk yardımıalınır.
B.D.: Doğru.
F.D.: Burada tribünde değil de sahada olanlarbize ihtiyaç
B.D.: Doğru doğru.
F.D.: Sonra da sana söylerim bir kıymetliarkadaşımız var cezacı... O benimle sınıf arkadaşı 40 senedir hep ceza çalıştıo onun için.
B.D.: Tamam
F.D.: İnşallah bu savcılar da tayin olur daiyi olur.
B.D.: o o ben onudüşünüyorum o çok dört dörtlük bizim olayımıza oturur bizi anlayabilecek veedebilecek bir insan işallah bu savcılarda yeni tayinolanlara iyi olur ben bir toplantım sebebi ile de şey yapacağım se... Ararım ararım yani bir seyahatim olacak o arada senle de...
B.D.: Anladım.
16/2/2009 tarihli görüşme:
B.D.: Davayı açsalar zaten hemen geleceğim.
F.D.: Evet bu ay zannediyorum öyle bir şeyduyduk inşallah çünkü bu yeni
B.D.: İnşallah
F.D.: Görevlendirmelerde oldu biliyorsunuz oda
B.D.: Yok canım onlar başlamamış orada
F.D.: Başladı başladı ben bentakip ediyorum
B.D.: Hayır
F.D.: Bir kişiyi görevlendirmiş
B.D.: Başlamamış
F.D.: Bir kişiyi görevlendirdiler
B.D.: ...
F.D.: Bakırköydengelen bir kişiyi görevlendirdi orada alo
B.D.: İnşallah ha canım inşallah"
12. Başvurucu; anılan haber sonrasında haberi yapan gazeteciyeve gazete sahibine (davalılar) karşı haberde itham edilen kişinin kendisi olduğununtüm kamuoyunca bilindiği, bahse konu haberdeki ifadelerle kendisinin Cumhuriyetsavcısı olarak tarafsızlığını yitirdiği intibasıverilerek ileride yapacağı soruşturma konusunda kamuoyunda kuşku uyandırılmayaçalışıldığı ve bu suretle kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiasıylamanevi tazminat davası açmıştır.
13. Başvurucunun davasını gören Bakırköy 1. Asliye HukukMahkemesi 3/1/2012 tarihli kararıyla başvurucunun davasını aşağıdakigerekçelerle kısmen kabul etmiştir:
"Dava konusu yazının bütünüdeğerlendirildiğinde okuyucuda açıkça Bakırköy Adliyesinden İstanbul Adliyesinetayini yapılan davacının 'Ergenekon Soruşturması' kapsamında sanık olan ...'ıkurtarmak üzere atamasının yapıldığıyönünde kanaatoluşturacağı sonucuna varılmıştır. Bu durumun davacının Cumhuriyet Savcısıolarak mesleğini icra ederken tarafsızlığını yitirdiği yönünde kamuoyuoluşmasına sebep olacağı, bu suretledavacının kişilikhaklarının saldırıya uğradığı sonucuna varılmıştır..."
14. Temyiz üzerine anılan karar Yargıtay 4. Hukuk Dairesince13/5/2013 tarihinde aşağıdaki gerekçelerle bozulmuştur:
"Somut olayda, dava konusu haberdebahsedilen telefon görüşme kayıtlarının dava dışı kişiler hakkında yapılansoruşturma dosyasında ve eklerinde bulunduğu anlaşılmıştır. Yazınınyayınlandığı tarih itibariyle gerçek ve güncel bir konuya ilişkin olupyayımlanmasında kamu yararı bulunduğu, konunun önemi ve değeri göz önündetutulduğunda düşünsel bağlılığın da korunduğu, kişilik haklarına saldırıoluşturulabilecek bir yoruma da yer verilmediği sonucuna varılmıştır. Şudurumda, çatışan yararlar dengesinin davacı yararına bozulmadığı, davalılaryönünden de hukuka uygunluk nedenlerinin bulunduğu ve böylece davacının kişilikhaklarının saldırıya uğramadığı benimsenmelidir.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek,istemin tümden reddedilmemiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararınbozulması gerekmiştir."
15. Bozma kararına karşı başvurucu tarafından yapılan karardüzeltme başvurusunun reddi sonrasında ilk derece mahkemesi bozma kararınauyarak ve bozma kararındaki gerekçelerle davayı 9/9/2014 tarihindereddetmiştir.
16. Başvurucunun bu karara karşı yaptığı temyiz başvurususonrasında anılan karar Yargıtay 4. Hukuk Dairesince 20/5/2015 tarihindeonanmıştır. Onama kararı başvurucuya 30/7/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir.
17. Başvurucu 28/8/2015 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
18. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun "İlke" kenar başlıklı 24.maddesi şöyledir:
“Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılankimse, hâkimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir.
Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, dahaüstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkininkullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarınayapılan her saldırı hukuka aykırıdır.”
19. 4721 sayılı Kanun’un"Davalar" kenar başlıklı 25. maddesinin üçüncü fıkrasınınilgili kısmı şöyledir:
"Davacının, maddî ve manevîtazminat...istemde bulunma hakkı saklıdır."
B. Uluslararası Hukuk
20. İfade özgürlüğünün demokratik toplumdaki önemi ile ifadeözgürlüğü ve şeref ve itibar hakkı arasındaki ilişkiyle ilgili uluslararasıhukuk kaynaklarının derli toplu verildiği bir karar için Koray Çalışkan (B. No: 2014/4548,5/12/2017, §§ 17-19) kararına bakılabilir.
21. Gazetecilerin haber ve yorumlarında başka kaynaklarareferans vermeleri hakkındaki uluslararası hukuk kaynaklarının derli topluverildiği bir karar için Mustafa Kemal Çelik(B. No: 2015/20153, 10/10/2018, §§ 20-33) kararına bakılabilir.
22. Yargı erkinin otoritesinin korunması hakkındaki uluslararasıhukuk kaynaklarının yer aldığı karar için KeleşÖztürk (B. No: 2014/15001, 27/12/2017, §§ 27, 28) kararınabakılabilir.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
23. Mahkemenin 29/11/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
24. Başvurucu;
i. Başvuruya konu haberin gerçek olgulara dayanmadığını,kendisinin içinde yer almadığı üçüncü kişiler arasındaki iletişim tespittutanaklarının çarpıtılarak yayımlandığını ve bu nedenle şeref ve itibarhakkının ihlal edildiğini,
ii. Haberin amacının Cumhuriyet savcısı olarak görevindegösterdiği tarafsızlık ve hakkaniyetin ortadan kaldırılması, kendisininitibarsızlaştırılarak gerçekleri ortaya çıkarmasının ve adaleti savunmasınınönüne geçilmesi olduğunu, dolayısıyla yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının yokedilmek istendiğini,
iii. Yargıtay ilgili dairesinin yerleşik içtihatlara vedosyadaki kendi lehine olan mevcut delil durumuna rağmen keyfî uygulama ile ilkderece mahkemesinin yerine geçerek davanın esası hakkında karar verdiğini vebunun adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde olduğunu,
iv. İlgili mevzuata göre hükmün yargılamanın sona erdiğiduruşmada verilmesi ve tefhim olunması gerekmesine karşın kendi davasındayargılama bitmeden hükmün tefhim olunduğunu, bu nedenle bağımsız ve tarafsızbir mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğini,
v. Habere dayanak teşkil eden üçüncü kişilerin konuşmalarınınekleme ve çıkarmalar yapılmak suretiyle anlam bütünlüğü bozularakaktarıldığını, iletişim tespit tutanağındaki vurgulamaları kimin ve nedenyaptığını ortaya koymak için tutanağı düzenleyenleri tanık olarak dinletme vebilirkişi incelemesi taleplerinin haksız olarak reddedildiğini,
vi. Bozma sonrası karar üzerine verilen Yargıtay onama kararınınşablon gerekçe içermesinin adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde olduğunuileri sürmüştür.
25. Bakanlık görüşünde;
i. Anayasa Mahkemesinin ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin(AİHM) yargı mensuplarına yönelik eleştiriler bağlamında ifade özgürlüğüneilişkin kararları hatırlatılmış,
ii. Somut başvuru incelenirken ifadelerin türünün, kamusal birtartışmaya katkı sunma kapasitesinin, haber tarihi itibarıyla gizli birbilginin ifşa edilip edilmediğinin, elde edilen verilerin yayımlanma ve sunuşbiçiminin, bu bağlamda haber içeriğinde ve başlığında başvurucuyu suçlayıcı veaslında konuşma içeriklerinde mevcut olmayan bir ithamda bulunulupbulunulmadığının, tarafların tanınmışlık derecelerinin değerlendirilmesininuygun olacağı belirtilmiştir.
B. Değerlendirme
26. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun başvuru konusu haberinkaynağını oluşturan iletişim tespit tutanağına ilişkin iddiaları, davalılarınifade özgürlüğünü kullanırken kendileri için geçerli olan görev vesorumluluklara uygun davranıp davranmadıkları hususuyla ilgili olmayıpsoruşturma makamlarının görev ve sorumluluklarıyla ilgili olan konularailişkindir. Bu nedenle bu konuyla ilgili ihlal iddiaları bakımından birdeğerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir.
27. Anayasa Mahkemesi mevcut başvuruya benzer başvurularda,başvurucunun şeref ve itibar hakkı ile davalıların ifade özgürlüğü arasındaadil bir dengenin gözetilip gözetilmediğini değerlendirmektedir (Nilgün Halloran, B.No: 2012/1184, 16/7/2004, § 27; İlhan Cihaner (2), B.No: 2013/5574, 30/6/2014, § 49).Bu nedenle başvurucunun iddialarının bir bütün olarak Anayasa'nın 17. maddesibağlamında incelenmesi uygun görülmüştür. Anayasa'nın 17. maddesinin birincifıkrası şöyledir:
"Herkes, yaşama, maddi ve manevivarlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir."
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
28. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşıldığındanbaşvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Genel İlkeler
i. Bireyin Şeref veİtibarının Korunmasında Devletin Pozitif Yükümlülüğü
29. Bireyin şeref ve itibarı, Anayasa’nın 17. maddesinde yeralan manevi varlık kapsamında yeralmaktadır. Devletin bireyin manevi varlığının bir parçası olan şeref veitibara üçüncü kişilerin saldırılarını önlemek şeklinde pozitif yükümlülüğübulunmaktadır (Adnan Oktar (3),B. No: 2013/1123, 2/10/2013, § 33). Şeref ve itibara yönelik olarak basın veyayın yolu ile yapılan saldırılara karşı bireyin korunmaması hâlindeAnayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrası ihlal edilmiş olabilir (Kadir Sağdıç [GK], B. No: 2013/6617,8/4/2015, § 36; İlhan Cihaner(2), § 42).
ii. Demokratik Toplumdaİfade Özgürlüğünün Önemi
30. Anayasa Mahkemesi ifade özgürlüğü bağlamında demokratik toplum düzeninin gerekleriifadesinden ne anlaşılması gerektiğini daha önce pek çok kez açıklamıştır.İfade özgürlüğü kişinin haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçeulaşabilmesi, düşünce ve kanaatlerinden dolayı kınanamaması ve bunları tekbaşına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi,anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamınagelir. Çoğunluğa muhalif olanlar da dâhil olmak üzere düşüncelerin her türlüaraçla açıklanması, açıklanan düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyigerçekleştirme ve gerçekleştirme konusunda başkalarını ikna etme çabaları ve buçabaların hoşgörüyle karşılanması çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir.Dolayısıyla toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşünceninbarışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesine bağlıdır. Bu itibarla düşünceyiaçıklama ve yayma özgürlüğü demokrasinin işleyişi için yaşamsal önemdedir (Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151,4/6/2015, §§ 33-35; Mehmet Ali Aydın [GK],B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 42, 43; TanselÇölaşan, B. No: 2014/6128, 7/7/2015, §§ 35-38).
iii. Yargı Otoritesinin Korunması
31. Adalet sisteminin düzgün işlemesi için görev yapan kamugörevlileri olan hâkim ve savcılarla yüksek mahkeme üyeleri de diğer kamugörevlileri gibi kamunun güvenine sahip olmalıdırlar. Bu sebeple adaletsisteminde görev alan hâkimler ve savcılarla birlikte diğer yargı çalışanlarınıasılsız suçlamalardan korumak devletin görevlerindendir. Demokratik birtoplumda bireylere, yargı sistemi ve ona dâhil olan kamu görevlilerinieleştirme ve onlar hakkında yorum yapma hakkı tanınmış olmakla birlikte bueleştirilerin kişilerin şeref ve itibar haklarını ihlal eder boyuta ulaşmamasıgerekir. Buna karşın kamu adına soruşturmaları yürüten Cumhuriyet savcılarınınher türlü eleştirinin dışında olduğu da iddia edilemez (İlhan Cihaner (3),B. No: 2013/5298, 20/5/2015, §§ 26, 27). Mesleklerinin icrasıyla ilgili işlerbakımından yargı mensuplarına yönelik kabul edilebilir eleştirinin sınırlarısade vatandaşlara nazaran daha geniştir.
iv. Basının Ödev veSorumlulukları
32. Demokratik bir toplumda kişilere kamu görevlilerini eleştirmeve onlar hakkında yorum yapma hakkı tanınmış olmakla birlikte Anayasa'nın 26.maddesi tamamen sınırsız bir ifade özgürlüğünü garanti etmemiştir. Somutbaşvuruyla bağlantılı olarak söylenecek olursa Cumhuriyet savcılarına yönelikeleştirilerin onların itibarlarına zarar verir boyuta ulaşmaması gerekir. Bu,kişilerin temel hak ve hürriyetleri kullanırken sahip oldukları ödev vesorumluluklara gönderme yapan "Temelhak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev vesorumluluklarını da ihtiva eder." biçimindeki Anayasa'nın 12.maddesinin ikinci fıkrasından doğan bir zorunluluktur. Anayasa'nın 26.maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sınırlamalara uyma yükümlülüğü, ifadeözgürlüğünün kullanımına herkes için geçerli olan bazı görev ve sorumluluklar getirmektedir(basının görev ve sorumluluklarına ilişkin bkz. Orhan Pala, B. No: 2014/2983, 15/2/2017, § 46; Erdem Gül ve Can Dündar [GK], B. No:2015/18567, 25/2/2016, § 89; R.V.Y. A.Ş.,B. No: 2013/1429, 14/10/2015, § 35; FatihTaş [GK], B. No: 2013/1461, 12/11/2014, § 67; Önder Balıkçı, B. No: 2014/6009,15/2/2017, § 43).
33. Bu görev ve sorumluluklar başkalarınınşöhret ve haklarının zarar görme ihtimalinin bulunduğu ve özellikleadı verilen bir şahsın itibarının söz konusu olduğu durumlarda özel önem arzeder (Orhan Pala, § 47). Basınözgürlüğü ilgililerin meslek ahlakına saygı göstermelerini, doğru ve güvenilirbilgi verecek şekilde ve iyi niyetli olarak hareket etmelerini zorunlukılmaktadır. Kötü niyetli olarak gerçeğin çarpıtılması kabul edilebilireleştiri sınırlarını aşabilir. Dolayısıyla haber verme görevi zorunlu olaraködev ve sorumluluklar ile basın kuruluşlarının kendiliğinden uymaları gerekensınırlar içermektedir (Orhan Pala,§ 48; Medya Gündem Dijital YayıncılıkTicaret A.Ş. [GK], B. No: 2013/2623, 11/11/2015, §§ 42, 43; Kadir Sağdıç, §§ 53, 54; İlhan Cihaner (2),§§ 60, 61).
34. Öte yandan somut olayı ilgilendiren yönüyle gazetecilerinüçüncü kişilerden alıntıladıkları ya da üçüncü kişileri referans yaparak ilerisürdükleri ve başkalarının itibarına zarar verebilecek görüş veya fikirlerinsunumu esnasında bu görüş veya fikirleri tarafsız olarak aktarmak şeklindegenel bir yükümlülük getirilemez. Zira böyle bir yükümlülük basının kamuoyunaçeşitli fikir ve tutumların iletilmesi, bunlara ilişkin bir kanaat oluşturmasışeklindeki fonksiyonuyla bağdaşmaz (MustafaKemal Çelik, § 56).
35. Bu bağlamda basının üçüncü bir kişinin başkalarınınitibarına zarar verme ihtimalini barındıran açıklama, görüş veya fikirlerininyayılmasına katkıda bulunduğu gerekçesiyle yaptırıma maruz bırakılması çokciddi gerekçeler olmadığı sürece kabul edilemez. Basında yer alan haber veyorumlarda alıntılanan veya referans yapılan görüş veya fikirlerin kamumakamlarınca hazırlanan/hazırlattırılan resmî kayıtlara, raporlara veyaverilere dayanması hâlinde basının söz konusu görüş veya fikirlerin doğruluğunutest etmek için ilave bir araştırma yapmasına gerek yoktur. Ancak bunundışındaki durumlarda ilave bir araştırma yükümlülüğünün bulunup bulunmadığıeğer varsa bu yükümlülüğün ne ölçüde olması gerektiği her olayın kendine haskoşulları altında değerlendirilmelidir (MustafaKemal Çelik, § 57).
36. Üçüncü kişilerden yapılan alıntılara ve referanslara ilişkindeğerlendirmelerde dikkate alınması gereken diğer hususlar, alıntı/referansyapılan görüşün ne ölçüde yayılmış olduğu, alıntının aynen mi eklemeleryapılarak mı sunulduğu ve sunum şekli, alıntı/referans yapılan kaynakta ilerisürülen görüşe ilave iddialar ileri sürülüp sürülmediği ve alıntı/referansyapıldığının hedef alınan kitle tarafından anlaşılabilir olup olmadığıdır (Mustafa Kemal Çelik, § 58).
b. İlkelerin OlayaUygulanması
37. Başvuru konusu haber üçüncü kişiler arasında geçen vehaberin yapıldığı dönemdeki yetkili makamlar tarafından kayıt altına alınaniletişim içeriklerine dayalı olarak ortaya konulmuştur. Bu iletişimintaraflarından biri olmamasına karşın haberde adı geçen Cumhuriyet savcısınınkendisi olduğunun açıkça anlaşıldığını düşünen başvurucu, haber içeriğininkişilik haklarına saldırı oluşturduğu gerekçesiyle manevi tazminat davasıaçmıştır.
38. Bir dizi yargılama süreci sonunda başvurucunun davasınıreddeden derece mahkemeleri haberde bahsedilen telefon görüşme kayıtlarınınüçüncü kişiler hakkında yapılan soruşturma dosyasında ve eklerinde bulunduğu,bu anlamda haberin kaynağının anılan telefon görüşme kayıtları olduğu yönündetespitlerde bulunmuştur. Haber içeriğinin gerçek olduğu kanaatine varanmahkemeler ayrıca haberin güncel bir konuyla ilgili olup yayımlanmasında kamuyararı bulunduğu sonucuna varmışlardır. Derece mahkemelerine göre haberdekişilik haklarına saldırı oluşturulabilecek bir yoruma da yer verilmemiştir.
39. Anayasa Mahkemesi somut başvurunun kendine has koşullarıbağlamında habere konu iletişim kayıtlarının yayımlanmasının hukuka uygun olupolmadığı hususuyla ilgilenmeyecek, yalnızca bu haberin başvurucunun itibarınazarar verir boyuta ulaşıp ulaşmadığına bakacaktır.
40. Başvuru konusu haberde yer verilen görüşme içeriklerinin bugörüşme içeriklerinin aslıyla hemen hemen aynı olduğu görülmektedir (bkz. §§10, 11). Bu anlamda başvurucunun davalıların görüşme içeriklerini çarpıttığıyönündeki iddiası yerinde değildir.
41. Bununla birlikte davalılar görüşme içeriklerine yer vermekleyetinmemiş, bu içeriklere dayalı olarak birtakım iddialar ileri sürmüşlerdir.Bu iddialara göre başvurucu, terör suçlarından soruşturma geçiren B.D. isimlişahısla ilişki içinde olup bu şahsı kurtarmak için soruşturmadagörevlendirilmiştir.
42. Anayasa Mahkemesi, Cumhuriyet savcısı olarak görev yapanbaşvurucunun terör suçlarından soruşturma geçiren B.D. isimli şahısla ilişkisiolduğu ve başvurucunun bu şahsı kurtarmak için soruşturmada görevlendirildiğiyönündeki iddiaların ciddi iddialar olduğunu gözönündebulundurmaktadır. Kişilik haklarına saldırı niteliği taşıyan olgulara dayananiddiaların desteklenmesi için güvenilir deliller sunulması gerekir (Nihat Durmuş ve Durmuş Ofset Gaz. Bas. Yay. Mat. Kül.ve Spor Etk. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/5761, 10/5/2018, §54).
43. Haberde dayanılan görüşme içerikleri bir bütün olarakdeğerlendirildiğinde B.D. isimli şahsın hakkındaki soruşturmanın uzamasından F.D.isimli şahsa yakındığı ve bir an önce dava açılması yönündeki temennisini dilegetirdiği, F.D. isimli şahsın da soruşturmaya başvurucunun (görüşmeiçeriklerine göre Bakırköy'den gelen bir kişi) atanmasıyla dava açılmasınailişkin sürecin hızlanacağına dair izlenimini paylaştığı görülmektedir.
44. Somut olaydaki görüşme içerikleri incelendiğinde bu görüşmeiçeriklerinden başvurucunun B.D. isimli şahsı kurtarmak için soruşturmadagörevlendirildiği yönündeki iddiaları çıkarmak mümkün değildir. Bu kapsamdadavalılar, başvurucuya yönelik olarak referans yapılan görüşme içeriklerindenulaşılması mümkün olmayan ilave iddialar ileri sürmüşlerdir. Davalıların buiddiaları ileri sürmek için ilave bir araştırmada bulundukları yönünde birbilgi de yer almadığı gözönünde bulundurulduğundadavalıların ifade özgürlüğünü kullanırken kendileri için de geçerli olan görevve sorumluluklara uygun davranmadıkları görülmektedir.
45. Somut olayda yargı mensubu olan Cumhuriyet savcısınınitibarının korunması söz konusudur. Adalet sisteminde görev alan Cumhuriyetsavcılarını asılsız suçlamalardan korumak devletin görevlerindendir.
46. Bununla birlikte derece mahkemeleri, başvurucunun B.D.isimli şahsı kurtarmak için soruşturmada görevlendirildiği yönündeki haberdeyer alan iddiaların görüşme içeriklerini yansıtmadığı ve davalıların buiddialara ilave olarak herhangi bir dayanaklarının da bulunmadığını dikkatealmamışlardır. Bu nedenle derece mahkemelerinin başvurucunun davasının reddinihaklı göstermek için sunduğu gerekçeler ilgili olmakla birlikte yeterli kabuledilemez.
47. Bu şartlarda yukarıdaki değerlendirmelerin tamamı dikkatealındığında Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında yer alan pozitifyükümlülüklere uyulmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
48. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 17.maddesinde öngörülen şeref ve itibar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
49. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya daedilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
50. Anayasa MahkemesininMehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, bir temel hakkın ihlaledildiği sonucuna Anayasa Mahkemesince varıldığında ihlalin ve sonuçlarınınnasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi hususunda genel ilkelere yerverilmiştir (detaylı açıklamalar için bkz.Mehmet Doğan, §§ 57-60).
51. Başvurucu; ihlalin tespiti ile birlikte yeniden yargılama veaçtığı davalar sonunda yaptığı masraflar dolayısıyla 3.709,27 TL maddi ve40.000 TL manevi tazminata karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
52. Anayasa Mahkemesi, derece mahkemeleri tarafındanbaşvurucunun davasının reddini haklı göstermek için sunulan gerekçelerinyeterli olmaması nedeniyle Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında yeralan pozitif yükümlülüklere uyulmadığı ve başvurucunun Anayasa'nın 17.maddesinde öngörülen şeref ve itibar hakkının ihlal edildiği sonucunavarmıştır. Somut başvuruda ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığıanlaşılmaktadır.
53. Bu durumda şeref ve itibar hakkının ihlalinin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmaktadır. Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması gerekeniş, öncelikle ihlale yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılması ve nihayetihlal sonucuna uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararınbir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Bakırköy 1. Asliye HukukMahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
54. Şeref ve itibar hakkının ihlali nedeniyle yalnızca ihlaltespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net4.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
55. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi içinbaşvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlalarasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belgesunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
56. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.980TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Şeref ve itibar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasında güvence altınaalınan şeref ve itibar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Bakırköy 1. Asliye HukukMahkemesine (E.2014/145, K.2014/289) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucuya net 4.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
E. 226,90 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.206,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE29/11/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.