TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
KASIM ÖZDEMİR VE MEHMET ÖZDEMİR BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/18189)
Karar Tarihi: 23/10/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Celal Mümtaz AKINCI
Rıdvan GÜLEÇ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Murat İlter DEVECİ
Başvurucular
:
1. Kasım ÖZDEMİR
2. Mehmet ÖZDEMİR
Vekili
:
Av. Hasan Önder SULU
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, kolluk görevlisinin silahlı güç kullanımı sonucuoluşan yaralanmalar, bu yaralanma olayı hakkında etkili bir ceza soruşturmasıyürütülmemesi ve kolluk görevlisinin yaralı vaziyetteki kişilerin sağlık kuruluşunagönderilmesine mani olması nedenleriyle kötü muamele yasağının ihlal edildiğiiddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 13/11/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirilmesine gerek görülmediğinibildirmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden elde edilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Gaziantep'in İslahiye ilçesi Ortaklı Jandarma Karakoluekiplerince 10/11/2014 günü saat 07.15 sıralarında Kazıklı köyü yol ayrımındaicra edilen yol emniyet ve kontrol devriyesi esnasında gri renkli, hafif ticaribir araç kontrol noktasından Kilis yönüne doğru kaçmıştır. Jandarma AstsubayÇavuş C.Ç. ile emrindeki askerler E.A. ve A.Ç. kaçan aracı devriye aracıylatakip etmeye başlamışlardır. Ticari araç Kilis'in Merkez ilçesi Deliosman köyüne girip bir ara sokakta sıkışmış, araçsürücüsü de kaçmıştır. Jandarmaların ticari araçtaki çuvallarda kaçak sigarabulunduğunu tespit ettikleri esnada kaçan sürücü gelip aracın kontak anahtarınıalmıştır. Talebine rağmen sürücünün kontak anahtarını vermemesi üzerine C.Ç.ile sürücü arasında tartışma çıkmıştır. Sonrasında yaşanan olaylar başvurucularile olaya karışan jandarmalar arasında ihtilaflı olmakla birlikte C.Ç.nin piyade tüfeğiyle ateş ederek başvurucu KasımÖzdemir ile babası olan başvurucu Mehmet Özdemir'i bacaklarından yaraladığıtaraflar arasında ihtilaflı değildir. Başvurucuların yaralanmasından sonrajandarmalar ancak bir sivil araçla olay yerinden uzaklaşabilmiş, başvurucularise çevredeki vatandaşlarca sağlık kuruluşlarına götürülmüştür.
A. Olay HakkındaYürütülen Ceza Soruşturması Süreci
9. Olaydan haberdar edilen Kilis Cumhuriyet Başsavcılığı(Cumhuriyet Başsavcılığı) derhâl olayla ilgili bir soruşturma başlatmıştır.
10. Kilis İl Jandarma Komutanlığı emrindeki görevliler, olayınnasıl meydana geldiğine ilişkin tutanakları olaya karışan jandarmaların sözlübeyanlarına göre düzenlemiştir. Bahsi geçen tutanaklarda başka hususlar yanındaolaya karışan jandarmalar tarafından başvurucu Kasım Özdemir'in üzerindebulundurduğu iddia edilen tabanca ile ilgili olarak olay yeri çevresindeherhangi bir bulguya rastlanmadığı, geçici köy korucusu İ.M.ninA.Ö. tarafından kendisine verildiğini iddia ettiği bir piyade tüfeğini teslimettiği belirtilmiştir.
11. Olay yeri Kilis İl Jandarma Komutanlığı Olay Yeri İncelemeTimi ile Islahiye Jandarma Komutanlığı Olay Yeriİnceleme Tim Komutanlığı görevlilerince incelenmiştir. İncelemeye ilişkintutanak ve rapordan;
-Olayın Ah.Ö. ve başvurucu MehmetÖzdemir'e ait evler ile U.Ç. ve H.B. isimli kişilerin evlerinin arasından geçenara sokakta meydana geldiği,
-Devriye aracının dört lastiğinin de belli kısımlarının kesilmeksuretiyle patlatıldığı, aracın yanında ve iç kısımlarında irili ufaklı çoksayıda taş bulunduğu, aracın bütün camlarının ve arka stop lambalarının kırıkolduğu, aracın kaput kısmında altı adet delik bulunduğu, araç telsizininkablolarının koparıldığı ve telsizin kırılarak aracın içine atıldığı, araç içindebulunan ve sorgulama için kullanılan bilgisayarın kablolarının koparılarakalındığı, araç koltuklarının kısmen kırık olduğu, aracın kaportasında birçoktaş izi ve göçük bulunduğu,
-Devriye aracına 41,5 m mesafede sokak üzerinde iki adet kan iziolduğu,
-Biri olay yerinin meydana geldiği sokakta, biri R.Ç.ye aitbahçede, üçü de başvurucu Mehmet Özdemir ile R.Ç.ye ait evin arasından geçenara sokakta olmak üzere 7,62 mm çapında toplam beş kovan bulunduğu,
-Kovanlardan birinin kan izlerinin bulunduğu yere 2,43 muzaklıkta olduğu, ara sokakta bulunan üç kovanın birbirleri arasındakimesafenin üç metreden az olduğu anlaşılmıştır.
12. Olay yeri incelemesi esnasında olay yerinin krokisi çizilipfotoğrafları çekilmiştir.
13. Daha olay yeri incelemesi devam ederken Hassa İlçe JandarmaKomutanlığına E.Ö.nün kaçan araçtaki kaçak sigaraçuvallarını, Ah.Ö.nün ise siyah poşet içine koyduğudevriye aracındaki bir eşyayı başvurucu Kasım Özdemir'in evinin arkasındakiotların arasına sakladığı ihbarı gelmiştir. İhbarı yapan kişiler ayrıca devriyearacı içindeki bir silahın E.Ö. tarafından alındığını bildirmişlerdir.
14. İhbar üzerine yapılan araştırmada, otluk ve sazlık biralanda içinde 375 karton kaçak sigara bulunan üç çuval ile siyah bir poşetiçine konmuş, devriye aracından alınan sorgulama bilgisayarı bulunmuştur.Başvurucu Kasım Özdemir'in evinin çuvalların bulunduğu yere 400-500 metre,bilgisayarın bulunduğu yere ise 40-50 metre mesafede olduğu anlaşılmıştır.
15. İ.M., Ş.Ç.ve Ş.D. 10/11/2014 tarihinde KocabeyliJandarma Karakolunda bilgi sahibi sıfatıyla ifade vermişlerdir.
i. Ş.D. bağrışma sesleri üzerine olay yerine gittiğini, kanizlerinin bulunduğu yerde durduğunu ve kalabalığın durduğu yere gitmediğini,devriye aracının yanında başvurucu Mehmet Özdemir'in çocukları E.Ö. ile Y.Ö.yü gördüğünü beyan etmiştir.
ii. Ş.Ç. silah seslerinden sonra duyduğu bağrışma sesleriüzerine gittiği olay yerinin çok kalabalık olduğunu, devriye aracınınçevresinde başvurucu Mehmet Özdemir'in çocukları E.Ö., Y.Ö. ve R.Ö. ile MehmetÖzdemir'in akrabalarını gördüğünü, aracın hasarlı olduğunu, başvurucuları olayyerinde görmediğini ifade etmiştir.
iii. İ.M. evdeyken beş altı el silah sesi duyduğunu, silahseslerinin geldiği, başvurucu Mehmet Özdemir'e ait eve doğru yola çıktığını,yolda ellerinde tüfek olan üç jandarma gördüğünü, jandarmaların M.D.nin aracına binerek uzaklaşmalarını sağladığını, As.Ö.nün "Al butüfeği evine götür, sakla."diyerekkendisine bir piyade tüfeği verdiğini, KocabeyliJandarma Karakolunu arayarak durumu bildirdiğini söylemiştir.
16. Jandarma görevlileri 11/11/2014 günü saat 08.10 sıralarındaşüpheli buldukları bir aracı durdurmuştur. Araçta O.C., A.P., V.K. ve Er.Ö.nün bulunduğunu tespit eden görevliler, aracınbagajındaki biri patlak, ikisi sağlam üç lastiğin kontrol noktasından kaçan grirenkli ticari araca ait olmasından kuşkulanmıştır. Bu nedenle lastikler kriminal inceleme yapılması için muhafaza altınaalınmıştır.
17. Kilis Jandarma Komutanlığı emrinde görevli jandarmalarcaC.Ç., E.A. ve A.C.ye iki kez, her seferinde ellerinde farklı bir numara taşıyanA.P., Er.Ö., O.C., Ö.C., V.K., Y.K. Ö.Ö. ve H.D.gösterilerek teşhis işlemi yaptırılmıştır.
-C.Ç., A.P. ve Er.Ö.yü kontrolnoktasından kaçan araçlardan birinin sürücüsü olarak teşhis etmiş ve herikisinin de kendisine sopa ile vurup küfür ettiğini beyan etmiştir. E.A. veA.C. teşhiste bulunamamıştır.
-C.Ç. O.C.yi taş atanlardan biriolarak teşhis etmiş, E.A. ise O.C.nin kendisine tekmeattığını söylemiştir.
-C.Ç. Ö.C.yi köye kadar takipettikleri aracın sürücüsü olarak teşhis etmiş ve bu kişinin kendisine taşattığını söylemiştir. E.A., Ö.C.yi taş atankişilerden biri olarak teşhis etmiştir.
-C.Ç. ve E.A., V.K.yı taş atankişilerden biri olarak teşhis etmişlerdir.
-C.Ç. Ö.Ö.yü taş atıp A.C.yi yerde sürükleyen kişi olarak teşhis etmiştir. A.C.,ilk teşhiste Ö.Ö.yü taşa atanlardan biri olarak,ikinci teşhiste ise kendilerine küfür eden kişi olarak teşhis etmiştir.
-E.A., H.D.yi taş atan kişilerden biriolarak teşhis etmiştir. A.C., ilk teşhiste tanımadığını ifade ettiği H.D.yi, ikinci teşhiste taş atan ve elindeki silahı almayaçalışan kişi olarak teşhis etmiştir.
-C.Ç., E.A. ve A.C. Y.K.yıtanımadığını ifade etmişlerdir.
18. C.Ç., A.Ç. ve E.A. yürütülen soruşturma kapsamında11/11/2014 ve 13/11/2014 tarihlerinde KocabeyliJandarma Karakolunda (Karakol) konuyla ilgili ifade vermişlerdir.
19. C.Ç.nin ifadelerine göre olayşöyle gerçekleşmiştir:
C.Ç. olay günü saat 06.00-08.00 saatleri arasında beş askerlebirlikte yol emniyet ve kontrol devriyesinde görevlidir. Kilis yönünden gelenbiri sarı, diğeri gri renkli iki araç kontrol noktasına gelmeden önce araçlarıikaz etmekle görevli askerlerin uyarısına riayet etmemiş ve hızla yoluna devametmiştir. Anılan araçlar C.Ç.nin "dur" ikazına da uymamıştır. Bununüzerine C.Ç., kontrol noktasının 500 metre kadar ilerisinde bekleyen askerlerelastik patlatma özelliği olan yol kapanını (lastik patlatan) açmalarınıemretmiştir. Lastik patlatanı gören araç sürücüleri yönlerini değiştirip Kilisyönüne doğru kaçmaya başlamışlardır. C.Ç. kontrol noktasının yaklaşık 200 metregerisinde bekleyen askerlere de lastik patlatanı açmalarını emretmiş ancakaraçlar lastik patlatanın üzerinden geçip Kilis istikametine doğru yola devametmiştir. C.Ç., yanına E.A. ve A.C.yi alarak devriyearacıyla kaçan araçları takibe başlamıştır. Takip esnasında kaçan araçlaradurmaları için sesli uyarılar yapılsa da sonuç alınamamıştır. Deliosman köyüne girildikten sonra sarı renkli araç gözdenkaybolmuş, gri renkli araç ise bir ara sokakta durmak zorunda kalmıştır.Devriye aracından inip gri renkli aracı kontrol eden C.Ç., sırt diye tabir edilençuvallar içinde kaçak sigaralar görmüştür. Karakolda yaptırılan teşhiste isiminin Ö.C. olduğu öğrenilen kişi küfrederek "Siz bu köye nasıl girersiniz, öldürürüz sizi!"demiştir. O esnada çevrede beliren elli altmış kişi jandarmalara ve devriyearacına taş atmaya başlamışlardır. C.Ç. kaçak sigaralarla ilgili işlem yapmakzorunda olduğunu söylemesine rağmen çevredekiler, ana yolun iki tarafını römorkve bir başka araçla kapatıp taş atmaya devam etmiş, ayrıca içinde bir piyadetüfeği olan devriye aracının içine girmişlerdir. Etraflarının çevrilmesinedeniyle jandarmalar olay yerinden kaçamamışlardır. Kalabalıktaki kişiler hemtaş atmak suretiyle hem de sopayla jandarmalara saldırmışlardır. H.D. isimlişahıs "Bunları vuralım. Bunlar köyenasıl girmiş? Araçlarını da yakalım!" diyerek kalabalığıprovoke etmiştir. Birkaç kişi A.C.yi dövüp sürekleyerek bir evin avlusuna sokmaya çalışmış, birkaçkişi de E.A.yı sürükleyip darbetmiştir.Bunun üzerine C.Ç. kalabalığın dağılması için havaya -zati demirbaş tabancanınteslim edilmemiş olması nedeniyle- piyade tüfeğiyle altı yedi el ateş etmiştir.Ne var ki saldırılar devam etmiş hatta kalabalıktaki bazı kişiler C.Ç.nin elindeki tüfeği almaya çalışmıştır. C.Ç., A.C. ve E.A.yı kurtarmak için bu kişileri sürükleyenlerin ayaklarınadoğru üç dört el ateş etmiştir. Böylece kendilerini sürükleyen kişilerdenkurtulan A.C. ve E.A., C.Ç.nin yanına gitmiştir.Hırçınlığı artan kalabalık C.Ç. ve diğer askerlere daha büyük taş atarakkarşılık vermiş ve E.A.nın elindeki tüfeği almaya çalışmıştır.C.Ç. yaklaşmamaları ve taş atmamaları konusunda kalabalığı uyarmış olsa dakalabalık eylemlerine devam etmiştir. Küfredip "Bir siz de mi silah var?" diyerek elini beline görüren kalabalıktaki bir kişinin belindeki tabancayı görenC.Ç. birkaç kez "dur"ihtarında bulunmuştur. Tabancalı kişinin silah kabzasını kavradığını görenC.Ç., kendisine ateş edilmesini önlemek için yaklaşık 3 metre uzaklıktakikişinin ayağına doğru bir el ateş etmiştir. Bu esnada yere düşen tabancayıbabasının vurulduğunu söyleyen bir kişi kavramıştır. Tabancanın kendisinedoğrultulacağı esnada C.Ç., tabancayı tutan kişiyi de bacağından vurmuştur.Vurulan kişilerden biri yere düşen tabancayı almak için ayağıyla tabancayavuran C.Ç.yi ayaklarından tutup yere düşürmüştür. Oesnada atılan taşlardan biri C.Ç.nin omzunagelmiştir. C.Ç.nin yanında bulunan E.A. bir el havayaateş etmiştir. Sokakta on on beş kişinin kalması sonrasında jandarmalar olayyerinden kaçıp sivil bir şahsa ait araca binmişlerdir. Kalabalıktaki kişilerjandarmaları köyden uzaklaştıran sivil aracın sürücüsünü jandarmaları götürürseöldürecekleri yönünde tehdit etmiştir.
20. 11/11/2014 tarihli ifadesinde A.Ç., Deliosmanköyüne girdikten sonra gri renkli aracın bir ara sokakta durduğunu, sonradanisminin Ö.C. olduğunu öğrendiği gri renkli araç sürücüsünün olay yerindenkaçtığını, araçta kaçak sigara bulunduğunu gördüklerini, beş dakika kadar sonragri renkli aracın yanına gelen Ö.C.nin araçtakitelefon, cüzdan ve araç anahtarını aldığını, C.Ç.ninanahtarı istemesi üzerine Ö.C.nin "Sana anahtar yok." diyerek C.Ç.yi iteklediğini, yanlarına gelen köyden on on beş kadarkişinin kendilerinden köyden gitmelerini isteyip kendilerini ittiğini ve buesnada gri renkli aracın olay yerinden kaçtığını söylemiştir. Bundan başkaA.Ç., C.Ç. ile tartışmaya giren elli altmış kadar kişinin devriye aracı ilekendilerine taş atmaya başladığını, C.Ç.nin havayabeş el ateş ettiğini, kalabalığın E.A.yı yerdesürükleyip elindeki tüfeği almaya çalıştığını, C.Ç.ninhavaya bir el ateş etmesi üzerine E.A.nınbırakıldığını, ayağa kalkan E.A.nın bir el havayaateş ettiğini, kalabalığın taş atmaya devam etmesi üzerine C.Ç.ninönce havaya, sonra ayaklara doğru ateş ettiğini, kalabalıktaki birinin attığıtekme nedeniyle yere düştüğünü ve başvurucuların nasıl vurulduğunu görmediğini,tüfeğini devriye aracının arkasına saklayıp C.Ç. ve E.A.nınyanına gittiğini, C.Ç.nin havaya ateş ederekkendilerini olay yerinden çıkardığını, sivil bir araçla köydenuzaklaştıklarını, elli altmış kişilik bir kalabalık olması nedeniyle saldırankişileri tam olarak teşhis edemediğini beyan etmiştir.
- A.Ç. 13/11/2014 tarihli ifadesinde ise önceki ifadesine ilaveolarak kendilerine taş yanında sopa da atıldığını, Ö.C.ninC.Ç.ye küfrettiğini, yanlarına gelen köylülerin kendilerini öldürmekle tehditettiğini ve bir grubun kendisini bir evin bahçesine doğru sürüklediğini ifadeetmiştir.
21. E.A. 11/11/2014 tarihli ifadesinde; gri renkli aracın Deliosman köyündeki bir ara sokakta durduğunu, araçsürücüsünün kaçtığını, araçta kaçak sigara bulunduğunu gördüklerini, araçsürücüsünün beş dakika kadar sonra gri renkli aracın yanına gelip telefon,cüzdan ve araç anahtarını aldığını, C.Ç.nin anahtarıistemesi üzerine sürücünün C.Ç.yi iteklediğini,yanlarına gelen on on beş kadar kişinin kendilerinden köyü terk etmeleriniisteyip kendilerini ittiklerini ve bu esnada gri renkli aracın olay yerindenkaçırıldığını beyan etmiştir. Ayrıca E.A., C.Ç. ile tartışmaya giren ellialtmış kişilik kalabalığın devriye aracını ve kendilerini taşlamayabaşladığını, C.Ç.nin saldırıyı durdurmak için havayabeş el ateş ettiğini, sonradan isminin Ö.C. olduğunu öğrendiği kişinin elindekitüfeği almaya çalıştığını, kalabalığın kendisini yerde sürükleyipyumrukladığını, üzerindeki çelik yelek nedeniyle fazla zarar görmediğini,kendilerine saldıran kalabalıktaki birinin "Ancak sizde mi silah var?" diyerek elini belinegötürdüğünü, C.Ç.nin bu şahsı ayağından vurduğunu,babasının vurulduğundan söz eden bir kişinin vurulan şahsın silahını alıpkendilerine ateş etmek istediğini, C.Ç.nin bu kişiyide ayağından vurduğunu, bu sırada kendisinin de manevra mermisi ile havaya birel ateş ettiğini, kalabalığın biraz dağıldığını, kalabalığın kendileriniöldürmekle tehdit ettiğini, kullanılamaz hâle gelmesi nedeniyle devriyearacıyla olay yerinden uzaklaşamadıklarını, kalabalığın içinden üç el tüfeksesi geldiğini, sivil bir araçla köyden uzaklaşabildiklerini, elli altmışkişilik bir kalabalık olması nedeniyle saldıran kişileri tam olarak teşhisedemediğini söylemiştir.
E.A. 13/11/2014 tarihli ifadesinde önceki ifadesine ek olarakateş etmeden önce C.Ç.nin başvurucuları durmalarıiçin uyardığını ve başvurucuların yaralanmasından sonra yerde yatan birinin C.Ç.nin ayağından tutup "Kaçmasın durdurun bunu, öldürün!" diye bağırdığını vebunun üzerine havaya ateş ettiğini beyan etmiştir.
22. V.K., Er.Ö., O.C. ve A.P.Karakolda şüpheli sıfatıyla verdikleri 11/11/2014 tarihli ifadelerinde olayhakkında bilgi sahibi olmadıklarını beyan etmişlerdir.
23. Aynı tarihte şüpheli sıfatıyla verdiği ifadesine göre H.D.hadiseden sonra olay yerine gitmiştir.
24. Başvurucu Mehmet Özdemir'in yeğeni Ö.Ö. 11/11/2014 günüşüpheli sıfatıyla alınan kolluk ifadesinde 10/11/2014 günü saat 07.30sıralarında gri renkli bir aracın hızla köye girdiğini, arkasından da birdevriye aracının süratle peşinden gittiğini, ne olduğunu anlamak için devriyearacının yanına geldiğini, gri renkli aracın terk edilmiş vaziyette durduğunu,aracın yanına gelen, tanımadığı iki kişinin "Siz kim oluyorsunuz da köye giriyorsunuz?" diyerekjandarmaların üzerine yürüdüğünü, bu kişilerin jandarmaları itekleyerek grirenkli araçtan uzaklaştırdıklarını, o esnada şahıslardan birinin gri renkliaracı kaçırdığını, diğerinin de astsubayı yoldan aşağıya iteklediğini beyanetmiştir. İfadesinin devamında ise Ö.Ö., astsubayın ateş etmek için silahınıyukarıya doğru kaldırdığını, o esnada elinde ekmekle olay yerine gelenbaşvurucu Kasım Özdemir'in "Köyüniçinde ateş etmeyin, çocuklar korkar." dediğini, Kasım Özdemirile ismini bilmediği diğer şahsın ateş etmesini engellemek için astsubayıntüfeğini tutup yolun aşağısına doğru gittiğini, itişme esnasında diğeraskerlerin de astsubayın yanında olduğunu, derken silah sesleri geldiğini, olayyerine yaklaşık otuz beş kırk kişinin geldiğini, astsubayın 3-4 metre mesafedensağa sola silah doğrulttuğunu, duyduğu silah sesinden sonra amcası MehmetÖzdemir'i yerde gördüğünü, askerlerin devriye aracına binmeden sağa sola silahdoğrultarak köyün yukarısına gittiğini ve ağabeyini eve bıraktıktan sonra olayyerine tekrar döndüğünde devriye aracını kullanılamaz hâlde gördüğünüsöylemiştir.
25. Karakolda şüpheli sıfatıyla verdiği 12/11/2014 tarihliifadesinde M.H.D., köyün içinde gördüğü jandarmaların gri renkli bir aracın yanındabeklediğini, tanımadığı bir kişinin gelip gri renkli aracın kontak anahtarınıaldığını, jandarmalar ile tartışma yaşanması sonrasında evine gittiğini, birbuçuk saat kadar sonra gittiği olay yerinde köylülerden oluşan bir kalabalıkgördüğünü, devriye aracının camlarının ve kaportasının kırık olduğunu,kalabalıktan birinin "Bu jandarmaaracını yakalım." dediğini beyan etmiştir.
26. Başvurucu Mehmet Özdemir'in oğlu E.Ö.nünşüpheli sıfatıyla verdiği 12/10/2014 tarihli ifadeden olayı görmediği, kaçak sigaralarısakladığına ve devriye aracındaki tüfeği aldığına dair suçlamaları kabuletmediği anlaşılmıştır.
27. Ö.C. Karakolda ve Cumhuriyet Başsavcılığında alınan12/11/2014 tarihli ifadesinde, Deliosman köyündemeydana gelen olayla herhangi bir ilgisini bulunmadığını beyan etmiştir.
28. Başvurucu Mehmet Özdemir'in oğlu Y.Ö. 12/11/2014 günüşüpheli sıfatıyla alınan kolluk ifadesinde; silah sesleri üzerine evlerindendışarıya çıktığını, başvurucuKasım Özdemir'i yaralıolarak gördüğünü, başvurucu Mehmet Özdemir'in Kasım Özdemir'e yardım etmekisterken herhangi bir şekilde uyarılmadan vurulduğunu, yaralılara yardım etmekistediğini ancak astsubayın kendilerini vurmakla tehdit ettiğini, olay yerinevardığında devriye aracının kullanılamaz durumda olduğunu gördüğünü ancakdevriye aracına zarar veren kişileri görmediğini, konuyla ilgisininbulunmadığını beyan etmiştir.
29. Başvurucu Mehmet Özdemir'in yeğeni olan Ah.Ö.de aynı tarihte alınan kolluk ifadesinde benzer yönde beyanda bulunmuştur.
30. U.Ç., başvurucu Mehmet Özdemir'in oğlu Y.Ö. ile başvurucuMehmet Özdemir'in yeğenleri C.Ö. ve Ah.Ö. 13/11/2014tarihinde Karakolda bilgi sahibi sıfatıyla ifade vermişlerdir. U.Ç., Ah.Ö., Y.Ö. ve C.Ö. silah sesleri üzerine evlerindendışarıya çıktıklarını, başvurucuKasım Özdemir'iyaralı olarak gördüklerini, oğlu Kasım Özdemir'e yardım etmek isterkenbaşvurucu Mehmet Özdemir'in herhangi bir şekilde uyarılmadan vurulduğunu,başvurucularda silah bulunmadığını beyan etmişlerdir. Ah.Ö.ek olarak astsubayın kendilerini başvuruculara yaklaştırmadığını ve bu nedenleon dakika kadar bir süreyle yaralılara yardım edemediklerini ifade etmiştir.C.Ö. ve Y.Ö. ise ilaveten yaralılara yardım etmek istediklerini ancakastsubayın kendilerini vurmakla tehdit ettiğini söylemişlerdir.
31. Başvurucu Kasım Özdemir şüpheli sıfatıyla alınan 14/11/2014tarihli kolluk ifadesinde; rütbesini hatırlamadığı askere "Köyde silah sıkmayın. Çocuklar rahatsız olur."demesi sonrasında bahsettiği askerin bacağına ateş ettiğini, babası MehmetÖzdemir'in "Sen ne yaptın?"demesi üzerine askerin babasının bacağına da ateş etttiğini,kaçan araçla bir ilgilerinin bulunmadığını söylemiştir. Başvurucu CumhuriyetBaşsavcılığında verdiği 27/1/2015 tarihli ifadesinde de benzer yönde beyandabulunup ateş etmeden önce havaya uyarı atışı yapılmadığını iddia etmiştir.
32. Başvurucu Mehmet Özdemir ise 14/11/20104 tarihli kollukbeyanında, silah sesleri üzerine evden dışarı çıkınca oğlunu yaralı olarakgördüğünü, ne yaptığını sorduğu askerin bacağına ateş ederek kendisiniyaraladığını, askerin kendilerini neden vurduğunu bilmediğini, kaçan araçla birilgilerinin olmadığını ifade etmiştir.
33. Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca iştirak hâlinde sigarakaçakçılığı suçu nedeniyle yürütülen bir soruşturma kapsamında verilen28/10/2014 tarihli karar uyarınca Ö.C. isimli şahsın telekomünikasyon yoluylailetişimi dinlenip kayda alınmıştır. Söz konusu dinleme kayıtları esas alınarakKilis İl Jandarma Komutanlığı emrinde görevli jandarmalarca düzenlenentutanaklara göre;
- Ö.C. H.D. ile telefonda birçok kez görüşmüştür. Olay öncesindeyapıldığı anlaşılan ilk görüşmede Ö.C., lastik patlatandan geçmeleri nedeniylearaç lastiklerinin patlak olduğundan söz ederek köylülerin köyün girişiniaskerlere kapatması için H.D.den yardım istemiştir.Sonraki birkaç görüşmede Ö.C. H.D.den köylüleriayaklandırmasına ve eşyanın iki üç kişiden oluşan jandarma ekibinebırakılmamasına ilişkin istemini beyan etmiştir. Olay sonrasında yapıldığı anlaşılanbir görüşmede Ö.C. H.D.ye olay esnasında yalnızca dört kişinin mücadeleettiğini, bunlardan birisinin H.D., diğerinin yaralanan olduğunu söylemiş ancakyaralanan kimseden kimi kastettiğini belirtmemiştir. H.D. ise C.Ç.yi kastederek kendilerine linç fırsatı tanınmaması ve C.Ç.nin elindeki silahı alamamaları nedeniylehayıflanmıştır.
- Tespit edilemeyen bir kişiyle yaptığı görüşmede Ö.C. malaldıkları köye girdiklerini, köylülerin toplandığını, köylüler ile askerinbirbirine girdiğini, komutanın iki köylüye ateş ettiğini söylemiştir.
- E. isimli bir kişiyle yaptığı görüşmede Ö.C., köylülerinjandarmaya eşyanın alınmasına izin vermeyeceklerine ilişkin sözler söylemeleriüzerine jandarma ile köylülerin birbirine girdiğini, olay esnasında bir babaile oğulun bacağından yaralandığını ifade etmiştir.
- Ö.C. U.Ç. ile yaptığı telefon görüşmesinde, linç edememektenduyduğu üzüntüyü ifade edip orada otursaydı onu (C.Ç.) öldüreceğinden sözetmiştir.
34. Islahiye Devlet Hastanesincedüzenlenen tıbbi belgelere göre;
- C.Ç.nin sol bacağında, sol kolundave sol omzunun arkasında sıyrıklar; sağ kolunda, sağ omzunda, boyun bölgesindeve ellerinde ise ekimozlar oluşmuştur. Boyunçevresindeki ekimozlar geniş çaplıdır.
- E.A.nın başının sağında hematom, boyunda ve sağ omuzda ekimoz,eller ve bacaklarda sıyrık ve ekimozlar meydanagelmiştir.
- A.Ç.nin başının solunda hematom, boyunda, sağ omuz ve sağ bacakta ekimoz, ellerde sıyrık ve ekimozlaroluşmuştur.
- C.Ç., E.A. ve A.Ç.de meydana gelen yaralanmalar basit tıbbimüdahale ile giderilebilecek ölçüde hafiftir.
35. Islahiye Devlet Hastanesinin10/11/2014 tarihli raporlarına göre C.Ç., E.A. ve A.Ç.ninon gün istirahati uygundur.
36. Jandarma Kriminal DaireBaşkanlığınca düzenlenen 4/12/2014, 12/12/2014 16/1/2015 ve 27/1/2015 tarihliuzmanlık raporlarına göre;
- Olay yerinden alınan beş adet kovan A.Ç.ye ait olup olayesnasında C.Ç. tarafından kullanıldığı bildirilen silahtan atılmıştır.
- İnceleme için gönderilen üç lastik üzerindeki izlerin lastikpatlatan tarafından oluşturulup oluşturulmadığı hususunda kanaatevarılamamıştır.
- İçinde bilgisayarbulunan siyah poşet üzerinde yer alan dört parmak izinden üçü mukayeseyeelverişli olmadığı gibi mukayeseye elverişli iz başvuruculara ait parmakizinden ayrıdır.
- C.Ç.nin sol el ve yüz svaplarında atış artığı tespit edilmiş ancak başvurucularile A.Ç. ve E.A.ya ait svaplardaatış artığına rastlanmamıştır. Başvurucu Kasım Özdemir'e ait tişörtün çeşitliyerlerinde kaynağı belirlenmeyen, muhtelif sayıda küçük delinmeler, eşofmanaltının sol bacak diz kapağı bölgesinde 0,5x0,2 cm ebadında bir delinme, budelinmenin hizasına denk gelen bölgede, sol bacak arka bölgesinde 13x9 cmebadında bir delinme tespit edilmiş olup giysilerde herhangi bir atış artığınarastlanmamıştır. Başvurucu Mehmet Özdemir'e ait pantolonun sağ bacak ön altbölgesinde birbirine paralel 0,5x0,5 cm ve 8x5 cm ebadında iki delinme, solbacak diz kapağı bölgesinde muhtelif sayıda küçük delinme saptanmış olup gerekdelinme bölgeleri çevresinde gerekse pantolonun kalan kısımlarında atışartığına rastlanmıştır. Fiziksel ve kimyasal karakteristik bulgular birbiriyleörtüşmediğinden atış mesafesi konusunda değerlendirme yapılamamıştır.
37. İçinde bilgisayar bulunan siyah poşet üzerinden alınan izlerotomatik parmak izi ve avuç izi teşhis sistemine kaydedilmiş ancak yapılansorgulamada herhangi bir eşleşme sağlanamamıştır.
38. Mehmet Özdemir hakkında Hassa Devlet Hastanesi ve HatayMustafa Kemal Üniversitesi (MKÜ) Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesincedüzenlenen tıbbi belgelere göre başvurucunun sol ayakta tibia (incik kemiği) alt uca yakınbölümde ateşli silah giriş deliği bulunmakta olup mermi medialden çıkmıştır. Olay nedeniylebaşvurucuda tibia(incik kemiği) ve fibula(kaval kemiği) kırıkları meydana gelmiştir.
39. Kilis Devlet Hastanesinde görevli bir ortopedi vetravmatoloji uzmanınca başvurucu Kasım Özdemir hakkında düzenlenen 28/1/2015tarihli adli raporda, yaralama fiilinin başvurucu üzerindeki etkisinin basitbir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olmadığı, başvurucuda sol tibia ve fibula parçalı kırıkların bulunduğuaçıklanmıştır.
40. Başvurucu Mehmet Özdemir hakkında MKÜ Tayfur Ata Sökmen TıpFakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalında görevli bir adli tıp uzmanınca düzenlenen4/2/2015 tarihli adli raporda, yaralama fiilinin başvurucu üzerindeki etkisininbasit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olmadığı vebaşvurucuda meydana gelen kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarındaki etkisininağır olduğu belirtilmiştir.
41. Cumhuriyet Başsavcılığı 13/2/2015 tarihinde, polis vejandarmanın silah kullanma yetkisine ilişkin 8/9/1971 sayılı ve 1481 sayılıAsayişe Müessir Bazı Fiillerin Önlenmesi Hakkında Kanun'un 1. maddesi ile4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu'nun 16.maddesine işaret ederek şüpheli C.Ç.nin silahkullanma yetkisi ve meşru savunma kapsamında ateş ettiği sonucuna varmış; bunedenle şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar(kovuşturmasızlık kararı) vermiştir. Bahse konu kararın ilgili kısımlarışöyledir:
"...
Bursa C. Başsavcılığınca yürütülmekte olan2014/53458 hazırlık numarası üzerinden şüphelilerden [Ö.C.] ile [H.D.nın] Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin kararı iledinlenildiği, dosya içerisine alınan şüphelilere ait tapekayıtlarından anlaşılacağı üzere, şüpheli [Ö.C.ın],[H.D.yı] arayaraközetle askerler tarafından açılan lastik patlatanın üzerinden geçtiklerini ve [H.D.dan] yardımistediği, bunun üzerine olay yerine birçok insanın geldiği, orada bulunankişiler ile görevli askerler arasında tartışma çıktığı, tartışmanın büyümesiüzerine olay yerinde bulunan şahısların görevli askerlere karşı cebirkullanmaya başladıkları hatta tehditte bulundukları, böylece olay yerindebulunan şüphelilerin görev yaptırmamak için direnme suçunun unsurları olancebir ve tehditte bulunarak orada bulunan askerlerin görevlerini yapmalarını engelmeye çalıştıkları, bunun üzerine olay yerinde bulunankişi sayısının artmasından dolayı görevli askerlerin havaya uyarı ateşiaçtıkları, fakat buna rağmen olay yerinde bulunan ve baba oğul olan şüphelilerKazım Özdemir ile Mehmet Özdemir'in görevli jandarma Astsubay Çavuş [C.Ç.nın] diğer köylülerile birlikte üzerine yürümeye devam ettikleri, hatta bu şahıslarınbeyanlarından da anlaşılacağı üzere, görevli askerlere taş atmaya başladıkları,bu durum karşısında hayatlarından endişe eden Jandarma Astsubay Çavuş [C.Ç.nın] mağdurlar KazımÖzdemir ile Mehmet Özdemir'in ayaklarına doğru ateş ettiği ve olay yerindeKazım Özdemir ile Mehmet Özdemir'in bu şekilde yaralandığı, olayın bu şekildebüyümesi üzerine olay yerinde bulunan kişilerin askeri araca zarar vermeyebaşladıkları, bu durumu gören görevli askerlerin olay yerinden başka bir araçlauzaklaşarak birliklerine geri döndükleri hususunun dosya kapsamı ileanlaşıldığı,
...
...[B]irden fazla şüpheli şahıs tarafından askerlerin kıskacaalındığı ve şüpheliler tarafından askerlere taş atılmaya başlandığı, hattakalabalığın askerlerin silahını almak için askerleri darp ettikleri, yukarıdada belirtildiği üzere olay yerinde bulunan her üç askerin de yaralandığınıntespit edildiği, askerlerin öncelikle havaya ateş ettikleri, kalabalığın bunarağmen dağılmayarak askerleri yaralamaya devam ettikleri, bunun üzerineastsubay olan şüpheli [C.Ç.nın] önce vatandaşları uyardığı, sonra havaya ateşaçtığı, buna rağmen baba oğul olan mağdurlar Kazım Özdemir ile MehmetÖzdemir'in askerlerin yaralamaya devam etmesi üzerine hem silah kullanmaşartlarının hemde meşru müdafaşartlarının oluştuğu, bu durum karşısında şüpheli [C.Ç.nın] silahı ileşahısları ayağından yaraladığı, mağdurların adli raporlarından da anlaşılacağıüzere, ayaklarından yaralandıklarının tespit edildiği anlaşıldığından, şüpheli [C.Ç.nın] silah kullanmayetkisi oluştuktan sonra silahı ile her iki mağduru yaralamasının silahlakasten yaralama suçunun unsurlarını oluşturmayacağından, şüphelinin üzerineatılı silahla kasten yaralama suçundan;
KAMU ADINA KOVUŞTURMAYA YAPILMASINA YEROLMADIĞINA ... karar verildi."
42. Başvurucular, vekilleri aracılığıyla kovuşturmasızlıkkararına itiraz etmişlerdir. Yapılan itirazda başvurucuların kaçakçılıkolayıyla herhangi bir ilgisinin bulunmadığı, başvurucuların kamu görevlilerineyönelik cebir veya tehdit içerikli bir eyleminin olmadığı, şüphelinin görevyeri ve silah kullanma yetkisi dışında ateş ettiği, kovuşturmasızlık kararıverilirken kamu görevlisi olmayan kişilerin beyanlarına itibar edilmediği,jandarmaların ifadeleri arasında çelişkiler bulunduğu, jandarmanın kendisihakkındaki şikâyeti soruşturmasının hak ihlali olduğu ve başvurucular hakkındakamu davası açılırken şüpheli hakkında kamu davası açılmamasının eşitlikilkesine aykırı olduğu hususları dile getirilmiştir.
43. Başvurucuların kovuşturmasızlık kararına vaki itirazı KilisSulh Ceza Hâkimliğince 23/3/2015 tarihinde, şüphelinin eyleminin meşru müdafaakapsamında kaldığı gerekçesiyle reddedilmiştir.
44. Anılan kararın başvurucular vekiline tebliğ edildiği tespitedilmemiş olup başvurucular karardan 10/11/2015 tarihinde haberdar olduklarınıbildirmişlerdir.
B. Başvurucuların daAralarında Bulunduğu Bazı Kişiler Hakkında Açılan Kamu Davasına İlişkin Süreç
45. Cumhuriyet Başsavcılığı;
-Kamu malına zarar verme suçunu işlediği iddiasıyla Y.Ö.hakkında,
-Görev yaptırmamak için direnme suçunu işledikleri iddiasıylaM.H.D., E.Ö., Ah.Ö. ve başvurucular hakkında,
-Kamu malına zarar verme ve görev yaptırmama suçlarınıişledikleri iddiasıyla A.P., Ö.Ö., V.K., H.D., Er.Ö.ve O.C.hakkında,
-Kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret ve kamu malına zararverme suçlarını işlediği iddiasıyla Ö.C. hakkında Kilis 3. Asliye CezaMahkemesi (Ceza Mahkemesi) nezdinde kamu davası açmıştır.
46. Yargılama kapsamında temin edilen belgelerden, iştirakhâlinde sigara kaçakçılığı suçunedeniyle yürütülen soruşturma kapsamında Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin29/8/2014 tarihli kararına, Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin ise 30/10/2014tarihli kararına istinaden Ö.C.nin telekomünikasyonyoluyla iletişiminin dinlenip kayda alındığı anlaşılmıştır.
47. Sanıklar A.P., V.K., Er.Ö.,O.C.,Ö.C., E.Ö., Ah.Ö. ve başvurucular yapılansorgularında soruşturma aşamasında alınan ifadeleriyle benzer yönde beyandabulunmuşlardır.
48. Sorgusunda büyük ölçüde soruşturma aşamasında verdiğiifadeyle benzer mahiyette beyanda bulunan Ö.Ö. önceki beyanından farklı olarakbaşvurucu Kasım Özdemir'in astsubayın elindeki silahı tuttuğunuhatırlamadığını, kimsenin askerlere taş atmadığını ve askerleri yaralamadığını,kendi fikrine göre askerlerin kendi kendilerini yaraladığını söylemiştir.
49. H.D., Ö.C. ile telefonda yaptığı konuşmaları uykuluykenyaptığı için hatırlamadığını ve olayın meydana gelmesinden sonra olay yerinegittiğini beyan etmiştir.
50. Sorgusunda Ö.C. ile yaptığı telefon görüşmesinde bahsi geçenhususlar kendisine sorulunca M.H.D., Ö.C.yitanımadığını ve Ö.C.ye "Malları boşalttınızmı?" diye neden sorduğunu hatırlamadığını söylemiştir. Bahsigeçen görüşmeye ait kayıt UYAP'ta bulunamamıştır.
51. Y.Ö. sorgusunda sokağa çıktığında başvurucuların ikisinin deyaralı vaziyette olduğunu beyan etmiştir.
52. A.Ç. ve E.A., istinabe yoluyla alınan beyanlarındasoruşturma aşamasında verdikleri ifadeleri tekrar etmiştir.
53. Yapılan yargılama sonunda Ceza Mahkemesi;
-Mala zarar verme suçu nedeniyle A.P., Ö.Ö., V.K., H.D., Er.Ö., O.C., Y.Ö.ve Ö.C.ninneticeten 6.000 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına,
-Görev yaptırmamak için direnme suçu nedeniyle M.H.D., A.P.,H.D., O.C., Ö.C. ve başvurucular Mehmet Özdemir ile Kasım Özdemir'in neticeten8 ay 10 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına vehükmünaçıklanmasının geri bırakılmasına,
-Görev yaptırmamak için direnme suçu nedeniyle Ö.Ö., V.K. ve Er.Ö.nün neticeten 5.000 TL adli para cezasıylacezalandırılmasına,
-Kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçu nedeniyle Ö.C.nin neticeten 7.080 TL adli adli para cezasıylacezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına,
-İsnat edilen suçları işlediklerinin sabit olmadığı gerekçesiyleE.Ö. ve Ah.Ö.nün beraatinekarar vermiştir.
54. Başvurucular ve H.D. dışındaki sanıklar hükmünaçıklanmasının geri bırakılması kararına (HAGB kararı) itiraz etmemişlerdir. Bunedenle söz konusu kişiler hakkında verilen HAGB kararları kesinleşmiştir. H.D.nin HAGB kararına yönelik itirazı Kilis Ağır CezaMahkemesince 15/5/2017 tarihinde reddedildiğinden H.D. hakkındaki HAGB kararıda kesinleşmiştir.
55. Er.Ö., Ö.C., H.D., Ö.Ö., O.C.,V.K. ve A.P. haklarında verilen HAGB kararı dışındaki hükümlere karşı istinafbaşvurusunda bulunmuşlardır. İstinaf başvurusunu inceleyen Gaziantep BölgeAdliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesi yaptıkları başvuruların süresinde olmadığıgerekçesiyle Er.Ö. ve Ö.C.ninbaşvurularını usulden, diğer sanıkların başvurularını ise esastan reddetmiştir.Bu suretle Er.Ö., Ö.C., H.D., Ö.Ö., O.C., V.K. veA.P. haklarında verilen HAGB kararı dışındaki hükümler de kesinleşmiştir.
56. Aleyhlerine istinaf başvurusu yapılmaması nedeniyle Y.Ö.,E.Ö. ve Ah.Ö. hakkında kurulan hükümlerkesinleşmiştir.
57. Başvurucuların haklarında HAGB kararı verilmesinerızalarının bulunmadığı gerekçesiyle yaptıkları itirazın Kilis Ağır CezaMahkemesince kabul edilmesi üzerine yapılan yargılamada başvurucular, HAGBkararı verilmesine rıza göstermiştir. Bu nedenle Ceza Mahkemesi daha önceverdiği hüküm doğrultusunda karar vermiştir. Başvurucuların bu kararayaptıkları itiraz 25/3/2019 tarihinde Kilis Ağır Ceza Mahkemesincereddedilmiştir.
C. Başvurucular Tarafından Açılan Tam YargıDavasına İlişkin Süreç
58. Başvurucular 5/2/2016 tarihinde, yaralanmalarına sebep olanolayda hizmet kusuru bulunduğu iddiasıyla Jandarma Genel Komutanlığı aleyhineGaziantep 2. İdare Mahkemesi (İdare Mahkemesi) nezdinde tam yargı davası açıpher biri için 500 TL maddi, 100.000 TL manevi tazminat talep etmişlerdir.
59. İdare Mahkemesi 15/12/2016 tarihinde, CumhuriyetBaşsavcılığınca verilen kovuşturmasızlık kararı ile başvurucuların daaralarında bulunduğu bazı kişiler hakkında düzenlenen iddianameye dikkateçekerek idarenin tazmin sorumluluğunu doğuran şartların gerçekleşmediğigerekçesiyle tazminat isteminin reddine karar vermiştir.
60. Başvurucuların istinaf başvurusu Gaziantep Bölge İdareMahkemesi Üçüncü İdare Dava Dairesince (Daire) 8/6/2017 tarihindereddedilmiştir.
61. Başvurucular Daire kararını Danıştay nezdinde temyiz etmişolup temyiz istemi hakkında henüz karar verilmemiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
62. 4/1/1961 tarihli ve 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İçHizmet Kanunu'nun askerlerin silah kullanma yetkilerini düzenleyen 87., 88.,89. ve 90. maddeleri şöyledir:
"Madde 87 - (Değişik madde: 25/04/1972 -1582/1 md.)
Askerler karakol, karakol nöbetçisi, devriye,nakliyat muhafazası hizmetlerinde veya asayişi temin içingörevlendirildiklerinde aşağıda gösterilen hallerde silah kullanmayayetkilidirler.
I - Silah kullanmasını gerektiren haller
a) Bu hizmetlerden birini yaparken müessir birfiil ile taarruza uğranıldığı veya müeesir bir fiilveya tehlikeli bir tehdit ile bu hizmetlerle yapılmasına mukavemet edildiğitakdirde bu taarruz ve mukavemetleri gidermek için,
b) Bir taarruz veya mukavemete hazırlanan vesilahını veya mukavemete elverişli bir aleti bırakmaya davet edildiği halde, budavete derhal itaat etmeyen veyahut bıraktığı silahı veya aleti tekrar elinealmaya davranan veya alan kimseyi itaate zorlamak için,
c) Bu kanunun 80 ve 81 inci maddelerigereğince muvakkaten yakalanan bir şahsın veyahut muhafaza ve sevki kendisinetevdi edilmiş olan bir tutuklunun veya hükümlünün kaçması veya kaçmaya teşebbüsetmesi ve verilecek dur emrini dinlemediği görüldüğünde başka türlü elegeçirilmesi kabil olmadığı takdirde yakalanması için,
d) Kendi muhafazasına tevdi edilmiş olan insanve her türlü eşyaya karşı vukubulan taarruzu defetmekiçin,
e) Bu maddede sayılan görevleri yapanaskerlere karşı, sözle yapılan sataşma veya hareketlerin bertaraf edilmesisırasında mukavemet, taarruz, müessir fiil veya tehlikeli bir tehditlekarşılaşıldığında bu halleri gidermek için.
II - Silah kullanma derecesi
Bu maddede yazılı hizmetlerin yapılmasısırasında silah kullanılması için başkaca bir çare kalmaması veya zaruretolması şarttır.
1. Şahıs veya topluluk silahsız ise;mukavemet, taarruz, müessir fiil veya tehdidin derecesine göre asayiş hizmetiile görevli birlik komutanı gerekli uyarmayı yaparak silah kullanılacağınıihtar eder. Bu ihtara itaat edilmezse bunu sağlayacak dereceden başlamak üzeresilah kullanılır.
2. Şahıs veya topluluk silahlı veya taarruzunönemli derecede etkili kılacak şekilde aletleri taşıyorsa, silah veya aletlerinbırakılması ihtar olunur. Tecavüz taarruz veya mukavemet buna rağmen devamederse itaati sağlayacak dereceden başlamak üzere silah kullanılır.
III - Silah kullanma tarzı
1. Silah çeşitlerine göre etkili olabilecekşekilde kullanılır. Önce kesici ve dürtücü silahlar ile ateşli silahlar hedefetevcih edilir, sonra ateşli silahların dipçik ve kabzaları kullanılır, dahasonra kesici ve dürtücü ve ateşli silahlar bilfiil kullanılır.
2. Silah kullanmak mutlaka ateş etmekdeğildir. Ateş etmek son çaredir. Önce havaya ihtar ateşi yapılır. Sonra ayağadoğru ateş edilir, mukavemet veya taarruza veyahut tehlikeli bir tehdide varanmukavemet hali devam ederse, hedef gözetilmeksizin ateş edilir.
IV - Ateş emri ve kendiliğinden ateş etmek
1. Ateş etmek bilhassa bunun için emirverilmiş olmasına bağlıdır.
2. Ateş emri verilmemiş olsa dahi her askersilahını kullanabilir. Ancak silahını kullanılacağı zamanın ve kullanma dereceve tarzının tayini her olayın cereyan ettiği haller ve şartlar göz önündetutularak silahını kullanacak asker tarafından bizzat takdir olunur.
V - Ateş emri vermeye yetkili makamlar
1. Bu maddede yazılı görevleri yapmak içinbirliğe görev veren üst komutan olay yerinde bulunuyorsa sözle ateş emrivermeye yetkilidir. Komutan, bu emri yazı ile teyit eder.
2. Asayişe memur edilen kuvvetlerin olayyerinde bulunan birlik komutanı veya asayişe memur edilen birliğin parçalarınakomuta eden en küçük komutan ve amirler dahi önceden emir verilmemiş olsa bilesözle ateş emri vermeye yetkilidir.
VI - Sorumluluk
Her olayın cereyan ettiği haller ve şartlargöz önünde tutulmak kaydiyle bu madde hükümlerinegöre silahını kullanan askere ve silah kullanma emrini veren birlik komutanınasorumluluk yüklenemez.
VII - Soruşturma usulü ve adli yardım
(Ek fıkra: 22/11/1990 - 3683/5 md.) Silah kullanmak zorunda kalan asker kişiler hakkında,hazırlık soruşturması Askeri Savcı, Cumhuriyet Savcısı veya yardımcılarıtarafından yapılır. Haklarında dava açılan sanık asker kişiler duruşmadanvareste tutulabilir. Olayın mahiyetine ve kusurun derecesine göre sanığınmensup olduğu Bakanlıkça durumu uygun görülenlerin vekalet verdiği avukatınücreti, bu bakanlıkların bütçesine konulacak ödenekten karşılanır. Avukat tutmave avukatlık ücretinin ödeme usul ve esasları, Milli Savunma ve İçişleribakanlıklarınca bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içindeçıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
Madde 88 - (Değişik madde: 25/04/1972 - 1582/1md.)
Silah kullanma yetkisini haiz bulunan herasker veya silah kullanma emrini vermeye yetkili her komutan kanunun tayinetmiş olduğu müsaadeleri yerinde ve zamanında kullanmaz veya silahlarından tamamiyle istifade etmezse fiilin mahiyetine görecezalandırılır.
Madde 89 - 87 ncimaddede gösterilen hallerden başka hizmete ait bir vazifeyi yaparken maruzkaldığı bir mukavemeti bertaraf etmek veyahut askere veya askeri eşyaya karşıyapılan bir tecavüze karşı koymak için silah kullanmak zarureti hasıl olursa,her asker silah kullanmaya salahiyetli ve vazifelidir.
Madde 90 - 87 ve 89 uncu maddelerde gösterilenhallerden başka her asker meşru müdafaa halinde silah kullanmayasalahiyettardır."
63. 8/9/1971 tarihli ve 1481 sayılı Asayişe Müessir BazıFiillerin Önlenmesi Hakkında Kanun'un 1. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Polis ve jandarma, diğer kanun vetüzüklerde yazılı yetkileri saklı kalmak üzere, aşağıda yazılı hallerde desilah kullanmaya yetkilidirler:
A) 2559 sayılı Polis Vazife ve SalahiyetKanununun 16 ncı maddesinde yazılı hallerde,
..."
64. 10/3/1983 tarihli ve 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev veYetkileri Kanunu'nun "Silah kullanmayetkisi" kenar başlıklı 11. maddesi şöyledir:
"Jandarma, kendisineverilen görevlerin ifası sırasında hizmet özelliğine uygun ve görevin gereğiolarak kanunlarda öngörülen silah kullanma yetkisine sahiptir."
65. 2559 sayılı Kanun'un "Zorve silah kullanma" kenar başlıklı16. maddesinin olay tarihinde yürürlükte bulunan hâlinin ilgili kısımlarışöyledir:
"(Değişik: 2/6/2007-5681/4 md.) Polis, görevini yaparken direnişle karşılaşmasıhalinde, bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde zor kullanmayayetkilidir.
Zor kullanma yetkisi kapsamında, direnmeninmahiyetine ve derecesine göre ve direnenleri etkisiz hale getirecek şekildekademeli olarak artan nispette bedenî kuvvet, maddî güç ve kanunî şartlarıgerçekleştiğinde silah kullanılabilir.
İkinci fıkrada yer alan;
a) Bedenî kuvvet; polisin direnen kişilere karşı veya eşya üzerindedoğrudan doğruya kullandığı bedenî gücü,
b) Maddî güç; polisin direnen kişilere karşıveya eşya üzerinde bedenî kuvvetin dışında kullandığı kelepçe, cop, basınçlısu, göz yaşartıcı gazlar veya tozlar, fizikî engeller, polis köpekleri veatları ile sair hizmet araçlarını,
ifade eder.
Zor kullanmadan önce, ilgililere direnmeyedevam etmeleri halinde doğrudan doğruya zor kullanılacağı ihtarı yapılır.Ancak, direnmenin mahiyeti ve derecesi göz önünde bulundurularak, ihtaryapılmadan da zor kullanılabilir
...
Polis, kendisine veya başkasına yönelik birsaldırı karşısında, zor kullanmaya ilişkin koşullara bağlı kalmaksızın, 5237sayılı Türk Ceza Kanununun meşru savunmaya ilişkin hükümleri çerçevesindesavunmada bulunur.
Polis;
a) Meşru savunma hakkının kullanılmasıkapsamında,
...
silah kullanmaya yetkilidir.
..."
66. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun "Meşru savunma ve zorunluluk hâli" kenar başlıklı 25. maddesinin (1) numaralıfıkrası şöyledir:
"Gerek kendisine ve gerek başkasına aitbir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olanhaksız bir saldırıyı o anda hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimdedefetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez."
B. Uluslararası Hukuk
1. Güvenlik GüçlerininSilahlı Güç Kullanımı Sonucu Meydana Gelen Yaralanma Olaylarının Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi'nin Hangi Maddesi Bağlamında İnceleneceği (Uygulanabilirlik)Yönünden
67. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kullanılan kamugücünün netice itibarıyla ölümcül olmadığı bazı başvurularda; güç kullanımınıçevreleyen koşulları, özellikle kullanılan kuvvetin türü ve derecesini, kamugücünü kullanan kişinin açık niyetini ve güç kullanımının arkasındaki amaç gibihususları dikkate alarak gücün kesinlikle gerekli olmadığına yönelik şikâyetleriyaşam hakkı kapsamında incelemiştir. AİHM'e göreAvrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 2. maddesi -ilkesel olarak-kasti olmayan bir sonuç olarak can kayıplarına neden olabilen durumları kapsamdışı bırakmaz (birçok karar arasından bkz. İlhan/Türkiye[BD], B. No: 22277/93, 27/6/2000, §§ 75, 76; Atiman/Türkiye, B. No: 62279/09, 23/9/2014, § 27). Nitekim AİHM;
-Makaratzis/Yunanistan ([BD],B. No: 50385/99,20/12/2004, §§ 49-55) kararında, kolluk kuvvetlerinin durdurmak içinbaşvurucunun içinde bulunduğu araca ateş ettiği ve yapılan atışlarınbaşvurucunun dokuz gün yataklı tedavi görmesine neden olacak şekilde ciddibiçimde yaralanmasına neden olduğu olayı,
-Yukarıda anılan Atiman/Türkiyekararında, kolluk kuvvetlerinin durdurmak maksadıyla başvurucunun içindebulunduğu araca ateş ettiği ve bazı kurşunların yerden sekip başvurucununkalçasından yaralanmasına neden olduğu olayı,
-Evrim Öktem/Türkiye (B.No: 9207/03, 4/11/2008, §§ 39-43) kararında, iki ekip arkadaşıyla birliktearalarında başvurucunun da bulunduğu birkaç genci dar sokak aralarında takipeden bir polisin kaçan gençleri korkutmak amacıyla kullandığı ateşli silahınbaşvurucunun diz kapağı altında çok sayıda kırık oluşturacak şekildeyaralanmasına neden olduğu olayı,
-Haász ve Szabó/Macaristan (B.No: 11327/14 ve 11613/14, 13/10/2015, §§43-48) kararında, polis memurununöldürme niyeti olmamasına karşın bir araç içerisinde bulunan ikinci başvuranakarşı silahını iki kez ateşlediği ve atılan iki kurşundan ikinci başvurucununbaşını ıskaladığı olayı yaşam hakkı kapsamında incelemiştir.
68. Bununla birlikte AİHM;
-Mustafa Aldemir/Türkiye (B. No: 53087/07,2/7/2013, § 34) kararında, bir elfeneri ve şemsiyeyle geceleyin komşu köye doğru yola çıkan ve çevrede termalkamera ile gözetleme yapan askerlerin havaya yaptıkları uyarı atışına rağmenyoluna devam eden başvurucunun bacağından ateşli silahla vurulması olayını,
-Parlak/Türkiye(B. No: 22459/04, 19/7/2011, §§ 43-45) kararındabaşvurucunun bir polis tarafından bacağından kısa mesafeden ateşli silahlavurulması olayını -ateş eden polisin niyetinin havaya ateş etmek olduğunu ancakbalkonlarda ya da yakınındaki kişilerin varlığını fark ettikten sonrabaşvurucuyu yaralama niyetinde olmadan yere doğru ateş ettiğini belirtmesi vebu beyana itiraz etmeyen başvurucunun ulusal yargı mercileri ve AİHM nezdindepotansiyel olarak ölümcül güç kullanımına maruz kaldığına yönelik bir iddiadabulunmamasını dikkate alarak- Sözleşme'nin 3. maddesiyle güvence altına alınankötü muamele yasağı kapsamında incelemiştir.
2. Kötü Muamele YasağıKapsamında Güç Kullanımı Yönünden
69. Konuyla ilgili uluslararası hukuka ilişkin bilgiler içinbkz. Adil Güzel ve MühsinGüzel (B. No: 2015/9977, 10/1/2019, §§ 46, 48-51) başvurularıhakkında verilen kararlar.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
70. Mahkemenin 23/10/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucuların İddiaları
71. Öncelikle başvurucular, haklarında kaçakçılık suçu nedeniylekamu davası açılmadığına dikkat çekerek olay yerinde bulunmalarının tesadüfolduğunu, kaçakçılık olayıyla bir ilgilerinin bulunmadığını ve bu nedenlekolluk görevlilerine direnmeleri için bir sebep olmadığını iddia etmişlerdir.Bundan başka başvurucular, kolluk görevlilerine yönelik cebir veya tehditiçerikli bir eylemleri olmamasına rağmen şüphelinin keyfî olarak ateş edipkendilerini yaraladığını, olay esnasında yanlarında tabanca olmadığı hususununtanık beyanları ve kolluk görevlilerince düzenlenen tutanaklarla doğrulandığınıöne sürmüşlerdir. Başvurucular ek olarak şüpheli C.Ç.ninköylülerin kendilerini hastaneye götürmelerine engel olduğundan hatta yaklaşanısilahla vuracağı yönünde tehdit ettiğinden, kan kaybetmeleri ve çevredekilerinısrarları üzerine C.Ç.nin kendilerini bırakıpyanındaki askerle birlikte olay yerini terk ettiğinden yakınmışlardır. Sonolarak başvurucular, soruşturma kapsamında elde edilen deliller yeterinceirdelenmeden ve şüpheli ile emri altındaki askerlerin çelişkili ifadeleri esasalınarak, yanlı biçimde kovuşturmasızlık kararı verildiğini, kendi beyanlarıile olayı gören köylülerin ifadelerinin göz ardı edildiğini, şüphelialeyhindeki tanık beyanları ile tutanakların neden dikkate alınmadığı hususunungerek kovuşturmasızlık kararında gerekse bu karara yapılan itiraz üzerineverilen kararda açıklanmadığını, hem kovuşturmasızlık kararının hem de bukarara yapılan itiraz nedeniyle verilen kararın gerekçesiz olduğunu, Teşhis Tutanağı'nda isimlerinin geçmemesi hususunun değerlendirilmediğini,haklarında beş ayrı suçtan iddianame düzenlenmesine rağmen şüpheli hakkındakamu davası açılmadığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği, adilyargılanma ve etkili başvuru hakları ile eşitlik ilkesi ve hakkın kötüyekullanılmasına ilişkin yasağın ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
B. Değerlendirme
72. Anayasa Mahkemesi olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların iddialarının özü, zorunluolmamasına rağmen kendilerine karşı silahlı güç kullanılması sonucuyaralandıklarına, bu olayla ilgili etkili bir ceza soruşturması yürütülmediğineve kolluk görevlisinin kendilerini sağlık kuruluşuna götürmeye çalışan kişilereengel olduğuna ilişkindir. Ayrıca başvurucuların kullanılan gücün öldürmeyeyönelik olduğuna dair bir iddiaları bulunmamaktadır. Bu nedenle başvurucularakarşı kullanılan gücün hem netice itibarıyla hem de potansiyel olarak ölümcülolmadığı sonucuna varan Anayasa Mahkemesi, başvurunun kötü muamele yasağıkapsamında incelenmesi gerektiği kanaatindedir.
73. Anayasa'nın iddiaların değerlendirilmesinde dayanak alınacak17. ve 5. maddelerinin ilgili kısımları şöyledir:
“Kişinindokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı
Madde 17 - Herkes, … maddi ve manevi varlığınıkoruma ve geliştirme hakkına sahiptir.
…
Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimseinsan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.
…
Devletin temel amaç ve görevleri
Madde 5 - Devletin temel amaç ve görevleri …kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriylebağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engellerikaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartlarıhazırlamaya çalışmaktır.”
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
a. Kamu GörevlisininBaşvurucuların Hastaneye Götürülmesine Engel Olduğuna İlişkin İddia Yönünden
74. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
"...Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olmasışarttır."
75. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasışöyledir:
"İhlaleneden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüşidari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan öncetüketilmiş olması gerekir."
76. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarınınanayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan hakihlallerinin düzeltilmesi öncelikle idari ve yargısal makamların görevidir. Bunedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derecemahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi vebir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,26/3/2013, § 16).
77. Başvurucular şikâyetlerini soruşturma kapsamında alınanifadelerinde dile getirmedikleri gibi iddiaları hakkında herhangi birdeğerlendirme içermeyen kovuşturmasızlık kararına yaptıkları itirazda dabelirtmemişlerdir. Bu sebeple başvurucuların ihlale neden olduğunu ilerisürdükleri iddialarına ilişkin olarak başvuru yollarını usulüne uyguntüketmedikleri sonucuna varılmıştır.
78. Açıklanan gerekçelerle kamu görevlisinin başvurucularınhastaneye götürülmesine engel olması nedeniyle kötü muamele yasağının ihlaledildiği iddialarının diğer kabul edilebilirlik şartları yönündenincelenmeksizin başvuru yollarınıntüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
b. Kamu GörevlisininGereksiz ve Ölçüsüz Güç Kullandığına İlişkin İddia Yönünden
79. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kamugörevlisinin haksız ve orantısız güç kullanması ve bu olay hakkında etkili birceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının maddi ve usulboyutlarının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Kötü Muamele YasağınınMaddi Boyutunun İhlal Edildiğine İlişkin İddia
i. Genel ilkeler
80. Devletin bireyin maddi ve manevi varlığını koruma vegeliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin buhakka müdahale etmemelerini yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilenşekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal zarar görmelerine neden olmamalarınıgerektirir. Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygı göstermeyükümlülüğünden kaynaklanan negatif ödevidir (CezmiDemir ve diğerleri,B.No: 2013/293, 17/7/2014, § 81).
81. Sadece sınırları belli bazı durumlarda güvenlik güçleritarafından fiziksel güce başvurulmasının kötü muamele olmadığı kabuledilebilmektedir. Bu kapsamda şüphelilerin kendi tutumundan doğan kaçınılmazhâllerde ve ancak şüphelilerin eylemleriyle orantılı olması koşuluyla fizikselgüce başvurmak mümkündür (benzer yöndeki değerlendirme için bkz. Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, § 82).
ii. İlkelerin OlayaUygulanması
82. Başvurucuların somut olayın gelişimine ilişkin iddiaları ilesoruşturma kapsamında elde edilen bulgular ve ulaşılan sonuç arasındafarklılıklar bulunmakla birlikte başvuruda, olayın değerlendirilmesine imkânsağlayacak düzeyde yeterli maddi ve kanıtlayıcı unsur bulunmaktadır.
83. Anayasa Mahkemesi kamu görevlilerinin güç kullanımının sözkonusu olduğu olaylarda soruşturma makamlarının değerlendirmelerine tamamenbağlı kalmak zorunda olmayıp kesin, ikna edici bilgi veya bulgulara dayanarakfarklı bir değerlendirmede bulunabilir. Bu konuda yapılacak değerlendirmede somutolayın hangi koşullarda gerçekleştiği ve nasıl bir seyir izlediği de bir bütünolarak gözönünde bulundurulmalıdır (Cemil Danışman, B. No: 2013/6319,16/7/2014, §§ 57, 58).
84. Cumhuriyet Başsavcılığı, C.Ç.ninkendisine ve yanındaki askerlere vaki saldırıları bertaraf etmek amacıylasilahlı güç kullandığı, C.Ç.nin eyleminin meşrusavunma kapsamında kaldığı gerekçesiyle kovuşturmasızlık kararı vermiştir.Dolayısıyla somut olayda değerlendirilmesi gereken husus, güç kullanımınıngerekliliği ve olayın koşullarına göre kullanılan gücün ölçülü olupolmadığıdır. Ancak değerlendirmeye geçmeden önce ifade etmek gerekir ki zorkullanma, müdahale sırasında karşılaşılan direnci ortadan kaldıracak oranda veaşamalı biçimde artan bedensel kuvveti, maddi gücü ve kanuni şartların varlığıdurumunda silah kullanmayı içerir ve hangi direnç seviyesinde, ne tür birkuvvet uygulanacağının kılavuzu olan 2559 sayılı Kanun’un 16. maddesinde yerverilen kademeli olarak artan zor kullanma araçları, ölçülülük incelemesindekien önemli kıstaslardan biridir (Ali Ulvi Altunelli, B. No: 2014/11172, 12/6/2018, § 110).
85. Somut olayda biri sarı, diğeri gri renkli iki araç yolemniyet ve kontrol devriyesi kapsamında jandarmaların dur ihtarına uymamış veyola açılan lastik patlatanlara rağmen yönlerini Kilis'e çevirip Deliosman köyüne kaçmıştır. C.Ç., A.Ç. ve E.A.yı yanına alarak devriye aracıyla kaçan araçları takipetmiştir. Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamındayapılan telefon dinlemelerine ilişkin tutanaklara dayanılarak tanzim edilenzabıtlara göre gri renkli araçta olduğu anlaşılan Ö.C., takip esnasında Delioman köyünde yaşayan H.D.yiarayıp araçtaki eşyanın üç kişilik jandarma ekibine bırakılmamasını veköylülerin harekete geçirilerek köyün girişinin jandarmalara kapatılmasınıistemiştir. Sarı renkli araç takip sırasında izini kaybettirmiş, gri renkliaraç ise Deliosman köyündeki bir ara sokakta durmakzorunda kalmıştır. Jandarmalar, gri renkli araç içinde kaçak sigarapaketleriyle dolu çuvalların bulunduğunu tespit etmiş ise de jandarmalarınetrafına toplanan içinde başvurucuların da bulunduğu kalabalık, kaçak sigaralarnedeniyle yasal işlem yapılmasını engellemek amacıyla jandarmaları itiptaşlamıştır. Kalabalıktaki bazı kişiler de C.Ç. ile E.A.nınellerindeki tüfekleri almaya çalışmıştır. Kalabalık, durmaları konusundayapılan sözlü uyarılar ile havaya yapılan atışlara da aldırmamıştır. C.Ç.,kendisine ve diğer jandarmalara yönelik saldırıyı sona erdirmek için tüfeğiyleayaklarına doğru ateş ederek başvurucuları yaralamıştır.
86. Jandarmalarda meydana gelen yaraları, uyarı atışına rağmentaşlı saldırıların devam etmesini, devriye aracında oluşan zararı,jandarmaların ancak sivil bir araçla olay yerinden uzaklaşabilmelerini vebaşvuruculara karşı kullanılan gücün potansiyel olarak ölümcül olmamasınıdikkate alan Anayasa Mahkemesi, C.Ç.nin kendisine veyanındaki diğer jandarmalara vaki saldırıları sona erdirmek amacıyla silahlıgüce başvurmasının gereksiz olduğunun söylenemeyeceği, olayın gerçekleşme koşullarınagöre ateşli silah kullanımının yapılan saldırılara nispetle ölçüsüz olmadığı veCumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan olgusal tespitlerden sapmaya imkânverecek nitelikte ikna edici, herhangi bir bilgi ve bulgunun bulunmadığıkanaatindedir.
87. Açıklanan gerekçelerle kötü muamele yasağının maddiboyutunun ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.
b. Kötü Muamele YasağınınUsul Boyutunun İhlal Edildiğine İlişkin İddia
i. Genel İlkeler
88. Devletin kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkıkapsamında sahip olduğu bu pozitif yükümlülüğün usule ilişkin bir boyutu dabulunmaktadır. Anayasa’nın 17. maddesi “Devletintemel amaç ve görevleri” kenar başlıklı 5. maddesindeki genelyükümlülükle birlikte yorumlandığında usul yükümlülüğü çerçevesinde devlet, hertürlü fiziksel ve ruhsal saldırı olayının sorumlularının belirlenmesini,gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili resmî bir soruşturmayürütmek durumundadır (Cezmi Demir vediğerleri,§ 110).
89. Yürütülen ceza soruşturmalarının amacı, kişinin maddi vemanevi varlığını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili bir şekilde uygulanmasınıve sorumluların ölüm ya da yaralama olayına ilişkin hesap vermelerinisağlamaktır. Bu, bir sonuç yükümlülüğü değil uygun araçların kullanılmasıyükümlülüğüdür. Diğer taraftan burada yer verilen değerlendirmeler hiçbirşekilde Anayasa’nın 17. maddesinin başvuruculara üçüncü tarafları adli bir suçnedeniyle yargılatma ya da cezalandırma hakkı ya da tüm yargılamaları mahkûmiyetleya da belirli bir ceza kararıyla sonuçlandırma ödevi yüklediği anlamınagelmemektedir (Cezmi Demir ve diğerleri, §113).
90. Etkili soruşturma yükümlülüğünün yerine getirilmiş olduğununkabulü için;
- Yetkili makamların olaydan haberdar olur olmaz resen hareketegeçerek olayı aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecekbütün delilleri tespit etmeleri (Cezmi Demirve diğerleri, § 114),
- Soruşturmanın kamu denetimine açık olması ve mağdurların meşrumenfaatlerini korumak için soruşturmaya gerekli olduğu ölçüde etkilikatılımlarının sağlanması (Cezmi Demir vediğerleri, § 115),
- Soruşturmadan sorumlu ve incelemeleri yapan kişilerin olaylarakarışan kişilerden bağımsız olması (CezmiDemir ve diğerleri, § 117),
- Soruşturmaların makul bir özenle ve süratle yürütülmesi (Deniz Yazıcı, B. No: 2013/6359,10/12/2014, § 96) gerekmektedir.
ii. İlkelerin OlayaUygulanması
91. Olaya ilişkin soruşturmada; yukarıda Genel İlkeler bölümünde ifade edilen,soruşturma makamlarının derhâl ve resen harekete geçmesi, başvurucuların meşrumenfaatlerini korumak için bu sürece gerekli olduğu ölçüde katılmalarınınsağlanması, soruşturmanın makul bir sürat ve özenle yürütülmesi, olayıaydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek bütün delillerintoplanması hususlarında başvurucular tarafından herhangi bir iddia ilerisürülmediği gibi bu hususlarda bir eksikliğin de bulunmadığı görülmektedir.
92. Başvurucular soruşturmanın bağımsız yürütülmediğindenyakınmışlardır. Ne var ki başvurucuların yaralanması olayına karışanjandarmalar soruşturmada herhangi bir görev almamıştır. Hatta soruşturmadagörev alan kolluk birimi, olaya karışan jandarmaların görev yaptığı idarisınırlar dışındadır. Sadece olaya karışan görevlilerce tutulan tutanaklar ilebu görevlilerin ifadesine dayanılarak kovuşturmasızlık kararının verilmesi gibibir durum da söz konusu değildir. Zira olaya ilişkin tutanaklar, olaya dâhilolan görevlilerce düzenlenmemiştir. Bu sebeple Anayasa Mahkemesi, soruşturmanınyeterince bağımsız yürütüldüğü görüşündedir.
93. Başvurucular, soruşturma kapsamında elde edilen delilleryeterince irdelenmeden gerekçesiz karar verildiğini belirterek dolaylı da olsasoruşturma sonucunda alınan kararın soruşturmada elde edilen tüm bulgularınkapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayanmadığını iddia etmişlerdir.
94. Anayasa Mahkemesinin doğrudan, ilgili soruşturma veyargılama makamlarının yerine geçecek şekilde delillerin değerlendirmesiniyapmasının söz konusu olamayacağı belirtilmelidir. Başka bir ifadeyle AnayasaMahkemesinin görevi, bu makamların maddi olaylara ilişkin yaptıklarıdeğerlendirmenin yerine kendi değerlendirmesini koymak değildir (Hıdır Öztürk ve DilifÖztürk, B. No: 2013/7832, 21/4/2016, § 185). Bu konuda asıl sorumluve yetkili olanlar, ilk elden olayları inceleyen yetkili adli ve idarimercilerdir. Bunun aksine bir durum, ancak olaya ilişkin kesin ikna edicinitelikte bulguların varlığı hâlinde söz konusu olabilir (Cemil Danışman, § 58).
95. Soruşturma kapsamında toplanan deliller, AnayasaMahkemesinin kötü muamele yasağının maddi boyutunun ihlal edilmediğine ilişkintespiti ve Cumhuriyet Başsavcılığının vardığı sonuçtan ayrılmayı gerektirecekkesin, ikna edici nitelikte bulguların bulunmayışı dikkate alındığındakovuşturmasızlık kararının soruşturmada elde edilen tüm bulguların kapsamlı,nesnel ve tarafsız bir analizine dayanmadığı söylenemez.
96. Açıklanan gerekçelerle kötü muamele yasağının usul boyutununihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Kamu görevlisinin başvurucuların hastaneye götürülmesineengel olmasından dolayı kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkiniddianın diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesinedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Kamu görevlisinin gereksiz ve ölçüsüz güç kullandığınayönelik şikâyetle ilgili olarak kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altınaalınan kötü muamele yasağının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA23/10/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.