TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
KAYHAN ERCİYEŞ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/23696)
Karar Tarihi: 29/9/2020
R.G. Tarih ve Sayı: 3/11/2020-31293
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Burhan ÜSTÜN
Muammer TOPAL
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Fatma Burcu NACAR YÜCE
Başvurucu
:
Kayhan ERCİYEŞ
Vekili
:
Av. Hüseyin Enis DİNÇEROĞLU
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davanındava şartı yokluğundan kesin olarak reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişimhakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 16/5/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılanön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucunun rektör olarak çalışmış olduğu İzmirÜniversitesi, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması ile iltisaklıolduğundan bahisle Bakanlar Kurulunca 22/7/2016 tarihinde kararlaştırılan,23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 667 sayılıOlağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname(KHK) ile kapatılmıştır.
10. 667 sayılı KHK kapsamında İzmir Üniversitesinin tümbanka hesaplarına 23/7/2016 tarihinde bloke konulmuş, sigorta prim borçlarıödenememiştir.
11. İzmir Üniversitesinden tahsil edilemeyen sigorta primborçları dolayısıyla başvurucu hakkında 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı AmmeAlacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre icra takibibaşlatılmıştır.
12. Söz konusu davaya konu 2016/151382 takip sayılı ve79,15 TL, 2016/151383 takip sayılı ve 24,50 TL, 2016/151315 takip sayılı ve118,50 TL tutarlarında olan takip dosyalarındaki ödeme emirleri 11/8/2016 ve9/9/2016 tarihlerinde başvurucuya elden tebliğ edilmiştir.
13. Başvurucunun üzerine kayıtlı tüm taşınır ve taşınmazmal varlığı kayıtlarına haciz şerhi işlenmiştir.
14. Başvurucu 23/9/2016 tarihli dilekçesinde, ödeme emritebliğ edilmeden mal varlığına haciz işlemi uygulandığını belirterek SosyalGüvenlik Kurumu (SGK) aleyhine ödeme emrinin iptali istemiyle İzmir 12. İşMahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır.
15. Dava tarihi öncesinde 15/8/2016 tarihli ve 670 sayılıOlağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında KHK 17/8/2016tarihli Resmî Gazete'de, 3/10/2016 tarihli ve 675 sayılı Olağanüstü HalKapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında KHK da 29/10/2016 tarihli ResmîGazete'de yayımlanarak aynı tarihlerde yürürlüğe girmiştir.
16. Anılan 675 sayılı KHK'nın 16. maddesinde "...kapatılankurum, kuruluş, ... ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler veyakapatılma ya da resen terkin üzerine Maliye Bakanlığı ile Vakıflar GenelMüdürlüğü aleyhine 17/8/2016 tarihi dahil bu tarihten sonra açılan davalar ileicra ve iflas takipleri hakkında, 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 incimaddesi gereğince dava veya takip şartının bulunmaması nedeniyle davanınreddine veya takibin düşmesine kararı...." verileceği belirtilmiştir.Mahkeme kararında; davacının 670 sayılı KHK'da belirtilen usule uygun olarakilgili idari makama tebliğ tarihinden itibaren otuz günlük hak düşürücü süreiçinde başvurabileceğine yer verildiği, idari başvuru üzerine idari mercitarafından verilecek karar aleyhine idari yargıda dava açılabileceği, idariyargının verdiği kararın kesin olduğu ve uyuşmazlığın adli yargıda hiçbirşekilde dava konusu yapılamayacağı ifade edilmiştir.
17. Mahkeme 22/2/2017 tarihli kararıyla, söz konusuKHK'lar doğrultusunda SGK'ya açılan davada dosya üzerinde yapılan incelemesonucu istinaf kanun yolu açık olmak üzere dava şartı yokluğu nedeniyle retkararı vermiştir. Kararda 675 sayılı KHK'nın 16. maddesinin (4) numaralıfıkrası gereğince davacının 670 sayılı KHK'nın 5. maddesinde belirtilen usuleuygun olarak idari makama tebliğ tarihinden itibaren otuz günlük hak düşürücüsüre içinde başvuruda bulunabileceği açıklanmıştır.
18. Başvurucu, anılan kararın usul ve yasaya aykırıolduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İzmir Bölge AdliyeMahkemesi 10. Hukuk Dairesi 3/4/2017 tarihli kararında, karar tarihi itibarıyladavanın reddine konu miktarın 1.000 TL'lik istinaf incelemesi için gerekli olansınırı geçmediğini belirterek istinaf dilekçesinin reddine karar vermiştir.
19. Nihai karardan 17/4/2017 tarihinde haberdar olduğunubildiren başvurucu 16/5/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
A. Ulusal Hukuk
1. Kanun Hükümleri
20. 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'un 29/10/2016tarihli ve 29872 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmesi sonucukanunlaşan 667 sayılı KHK'nın "Kapatılan kurum ve kuruluşlara ilişkintedbirler" kenar başlıklı 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgilikısmı şöyledir:
"(1) Milli güvenliğe tehditoluşturduğu tespit edilen Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti,iltisakı veya irtibatı belirlenen;
a) Ekli (I) sayılı listede yer alan özelsağlık kurum ve kuruluşları,
...
ç) Ekli (IV) sayılı listede yer alanvakıf yükseköğretim kurumları,
...
kapatılmıştır."
21. 8/2/2018 tarihli ve 7091 sayılı Kanun'un 8/3/2018tarihli ve 30354 mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmesisonucu kanunlaşan 670 sayılı KHK'nın "Devir işlemlerine ilişkintedbirler" kenar başlıklı 5. maddesinin (1) ve (4) numaralı fıkralarışöyledir:
"(1) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü halkapsamında yürürlüğe konulan Kanun Hükmünde Kararnameler gereğince kapatılan veVakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen kurum, kuruluş, özel radyove televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının her türlütaşınır, taşınmaz, malvarlığı, alacak ve hakları ile belge ve evraklarının(devralınan varlık);her türlü tespit işlemini yapmaya, kapsamını belirlemeye,idare etmeye, avans dahil her türlü alacak, senet, çek ve diğer kıymetli evrakailişkin olarak dava ve icra takibi ile diğer her türlü işlemi yapmaya,devralınan varlıklarla ilgili olup kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerletevsik edilen borç ve yükümlülükleri tespite ve hiçbir şekilde devralınanvarlıkların değerini geçmemesi, ek mali külfet getirmemesi, kefalettendoğmaması ve Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ/PDY)’ne aidiyeti, iltisakı veyairtibatı olmayan kişilerle gerçek mal veya hizmet ilişkisine dayanması şartıylabu varlıkların değerlendirilmesi suretiyle bunları uygun bir takvim dahilindeödemeye, kapatılan kurum ve kuruluşların taahhüt ve garanti ettiği ancakvermediği mal ve hizmet bedellerinin ödemesini durdurmaya veya ödemeye, tahsilimümkün olmadığı anlaşılan veya tahsilinde ve takibinde yarar bulunmayan hak vealacaklar ile taahhüt ve garantilerin tahsilinden vazgeçmeye, her türlü sulhişlemini yapmaya, devralınan varlıklarla ilişkili kredi veya gerçek bir malveya hizmet ilişkisine dayanan borçlar nedeniyle konulmuş ve daha öncekaldırılmış takyidatları kredinin veya borcun ödenebilmesini sağlamak amacıylakaldırıldığı andaki koşullarla tekrar koydurmaya ve ihyaya, menkul rehinleridikkate almaya, devralınan varlıklara konulan takyidatların sınırlarınıbelirlemeye ve kaldırmaya, finansal kiralama dahil sözleşmelerin feshine veyadevamına karar vermeye, devralınan varlıkların idaresi, değerlendirilmesi,elden çıkarılması için gerekli her türlü tedbiri almaya, gerektiğindedevralınan varlıkların tasfiyesi veya satışı amacıyla uygun görülen kamu kurumve kuruluşlarına devretmeye, devir kapsamında olmadığı belirlenen varlıklarıiadeye, kapatılanların gerçek kişiye ait olması halinde devralınacakvarlıkların kapsamını belirlemeye, tereddütleri gidermeye, uygulamalarıyönlendirmeye, bütün bu işlemleri yapmak amacıyla usul ve esasları belirlemeye,vakıflar yönünden Vakıflar Genel Müdürlüğü, diğerleri yönünden Maliye Bakanlığıyetkilidir.
...
(4) Birinci fıkra kapsamında tespitekonu edilebilecek borç ve yükümlülüklere ilişkin olarak hak iddiasındabulunanlarca bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altmış günlük hakdüşürücü süre içerisinde ilgili idaresine kanaat getirici defter, kayıt vebelgelerle müracaat edilir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonrayapılacak kapatma işlemlerinde ise altmış günlük süre kapatma tarihindenitibaren başlar..."
22. 6/2/2018 tarihli ve 7082 sayılı Kanun'un 8/3/2018tarihli ve 30354 mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmesisonucu kanunlaşan 675 sayılı KHK'nın "Dava ve takip usulü"kenar başlıklı 16. maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkraları şöyledir:
"(3)20/7/2016 tarihli ve2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilenolağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnamelergereğince kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi,yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişilerveya kapatılma ya da resen terkin üzerine Maliye Bakanlığı ile Vakıflar GenelMüdürlüğü aleyhine 17/8/2016 tarihi dahil bu tarihten sonra açılan davalar ileicra ve iflas takipleri hakkında 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 incimaddesi gereğince dava veya takip şartının bulunmaması nedeniyle davanınreddine veya takibin düşmesine karar verilir.
...
(4) Birinci ve ikinci fıkralar uyarıncaverilen kararlarda davacı veya alacaklının 670 sayılı Kanun HükmündeKararnamenin 5 inci maddesinde belirtilen usule uygun olarak ilgili idarimakama, tebliğ tarihinden itibaren otuz günlük hak düşürücü süre içindebaşvurabileceği belirtilir. İdari başvuru üzerine idari merci tarafındanverilecek karar aleyhine idari yargıda dava açılabilir. İdari yargının verdiğikarar kesin olup, uyuşmazlık adli yargıda hiçbir şekilde dava konusu yapılamaz."
2. Yargı Kararları
23. Başvuru konusu davaya benzer bir davada İzmir 1. İşMahkemesinin aynı konuda dava şartı yokluğu nedeniyle verdiği 10/5/2017 tarihlive E.2016/469, K.2017/171 sayılı kararı, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. HukukDairesi 15/2/2018 tarihli ve E.2017/1674, K.2018/264 sayılı kararıylakaldırmıştır. Kararın ilgili kısmı şöyledir:
"...
Prim borçlusu kuruluş tüzel kişiliğininKanun Hükmünde Kararname ile sona erdirilmesi nedeniyle ifanın imkansızlaştığıyaklaşımıyla, el konulan tüzel kişiliklerin yönetici ve ortakları hakkında da675 sayılı KHK’nin 16. maddesi uyarınca takip yapılamayacağı ve haklarındaki takipve takiplere ilişkin davaların, dava şartı yokluğundan reddi gereğine ilişkinDairemiz(İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi 2017/10-65 sayılıkararındaki) yaklaşımı; “Müteselsil borçlulukta alacaklı, alacağının tamamınıveya bir kısmını karşısındaki borçlulardan dilediği birinden isteyebilmekimkânına sahip bulunduğu gibi, borçlular da alacaklıya karşı borç sona erinceyekadar hep birlikte sorumlu olmakta devam ederler. Borçlulardan birinin borçödemeden aciz haline düşmesinin veya iflas etmesinin alacaklı için her hangibir tehlikesi yoktur; zira diğer borçlulardan her biri borcun tamamını ifaetmek yükümlülüğü altında bulunmaktadır. Müteselsil borçluluk alacaklıya,borçluların içinden ödeme gücü en yüksek olanı seçerek edimin tamamını ondan isteyebilmeyetkisini tanır.” (Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 06.03.2017 t, 2016/12578 E.,2017/1726K.) içerikli Yargıtay içtihatlarındaki uygulamayla uyumlubulunmadığından; bu kapsamdaki davaların esasına girilerek çözümlenmesi yasalzorunluluğu doğmuştur.
Sıralanan maddi ve hukuki olgulargözetildiğinde, tarafların iddia ve savunmaları kapsamında ileri sürdüklerikanıtlar toplanıp; tüzel kişiliği sonlandırılarak mal varlığı Hazineyedevredilen kuruluş malvarlığından takip konusu borçların tahsil edilip edilmediğive bu konuyla görevli KHK işlemleri bürosu tarafından bu yönde ne gibi işlemleryapıldığı konusundaki bilgiler de getirtildikten sonra, tarafların iddia vesavunmaları ışığında yapılacak inceleme sonucunda davanın esası hakkında birkarar verilmesi gerekirken; davanın esasına ilişkin hiç bir kanıt toplanmadanve davanın esasına ilişkin irdeleme yapılmadan, dava şartı yokluğundan redkararı verilmiş olması usul ve yasaya aykırı bulunduğundan; esasıincelenmeksizin kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi içindosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, duruşma yapılmaksızın HMK353/1-(a)-4, 6. maddesi uyarınca karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hükümfıkrası oluşturulmuştur.
..."
B. UluslararasıHukuk
24. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6.maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"Herkes davasının, medeni hak veyükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ... konusunda karar verecek olan,... birmahkeme tarafından ... görülmesini isteme hakkına sahiptir..."
25. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Sözleşme'nin 6.maddesinin (1) numaralı fıkrasının açık bir biçimde mahkeme veya yargı merciineerişim hakkından söz etmese de -maddede kullanılan terimler bir bütün olarakbağlamıyla birlikte dikkate alındığında- mahkemeye erişim hakkını da garantialtına aldığı sonucuna ulaşıldığını belirtmiştir (Golder/Birleşik Krallık[GK], B. No: 4451/70, 21/2/1975, §§ 28-36). AİHM'e göre mahkemeye erişim hakkıSözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasında mündemiçtir. Bu çıkarsama,Sözleşmeci devletlere yeni yükümlülük yükleyen genişletici bir yorum olmayıp 6.maddenin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin lafzının Sözleşme'nin amaçve hedefleri ile hukukun genel prensiplerinin gözetilerek birlikte okunmasınadayanmaktadır. Sonuç olarak Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrası,herkesin medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili iddialarını mahkeme önüne getirmehakkına sahip olmasını kapsamaktadır (Golder/Birleşik Krallık, § 36).
V. İNCELEME VEGEREKÇE
26. Mahkemenin 29/9/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
27. Başvurucu, sigorta prim borcu nedeniyle düzenlenenödeme emirlerinin iptali istemiyle açtığı davanın 670 sayılı KHK uyarınca davaşartı yokluğundan reddedilmesi nedeniyle Anayasa'nın 10., 35. ve 36.maddelerinde güvence altına alınan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
28. Bakanlık, başvurucunun başvurunun yapıldığı tarihitibarıyla hukuk sisteminde mevcut idari ve yargısal yolları tüketmeksizinbireysel başvuruda bulunması nedeniyle başvurunun kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerektiği yönünde görüş bildirmiştir.
29. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında SGKtarafından düzenlenen ödeme emirlerinin iptali için yürürlükteki mevcut tümyasal yolların tüketildiğini belirtmiştir.
B. Değerlendirme
30. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde dayanakalınacak “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesininbirinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardanfaydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia vesavunma (Değişik ibare: 3.10.2001-4709/14 md.) ile adil yargılanma hakkınasahiptir.”
31. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucu eşitlik ilkesi ile mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüşse de başvurucunun yargılama yapılmak suretiyle toplanacak delillerçerçevesinde davanın esası hakkında bir sonuca varılmamasına yönelik birşikâyeti olduğundan başvurunun mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmesigerektiği değerlendirilmiştir.
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
32. Somut olayda ilk derece mahkemesinin kararına yönelikistinaf isteği kararın miktar itibarıyla kesin olduğu ve karara karşı herhangibir kanun yolunun bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmişse de ilk derecemahkemesi anılan kararda istinaf yolunu açık olarak göstermiştir. Dolayısıylabaşvurucunun buna güvenerek istinaf kanun yoluna başvurduğu ve istinafkararının tebliğinden itibaren otuz günlük süre içinde bireysel başvurudabulunduğu nazara alındığında bireysel başvurunun süresi içinde yapıldığının kabulügereklidir.
33. Başvuru konusu davada uyuşmazlık konusu miktar,Anayasa Mahkemesinin içtihadında kabul edilen kişisel önem kriterinikarşılamamakta ise de başvuru konusu olaya benzer davalar ile ilgili uygulamadaoluşan hatalardan kaynaklı yapısal sorunların giderilmesine yönelik olmasınedeniyle başvurunun anayasal öneme sahip olduğu anlaşılmıştır.
34. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin başvurunun kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
a. MüdahaleninVarlığı ve Hakkın Kapsamı
35. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasındaherkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma vesavunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişimhakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğününbir unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanmaibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararasısözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metninedâhil edildiği vurgulanmıştır. AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralıfıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım ÖzelSağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017,§ 34).
36. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hakarama özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak veözgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayanen etkili güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafındangörülebilmesi ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerdenfaydalanabilmesi için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânınıntanınması gerekir. Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkınınsağladığı güvencelerden yararlanmak mümkün olamaz (Mohammed Aynosah, B.No: 2013/8896, 23/2/2016, § 33).
37. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru kapsamındayaptığı değerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkemeönüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasınıisteyebilmek anlamına geldiğini ifade etmiştir (Özkan Şen, B. No:2012/791, 7/11/2013, § 52).
38. Öte yandan Anayasa'nın 36. maddesinin ikincifıkrasında hiçbir mahkemenin görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktankaçınamayacağı belirtilmiştir. Bu bağlamda adil yargılanma hakkı, koşullarıbulunduğu takdirde kişilere davanın görüldüğü mahkemeden uyuşmazlığın esasınınincelenmesini isteme güvencesini de sağlar.
39. Somut olayda davanın esası hakkında bir incelemeyapılmadan dava şartı yokluğu dolayısıyla verilen ret kararı başvurucununmahkemeye erişim hakkına yönelik bir müdahalede bulunulduğu görülmektedir.
b. Müdahaleninİhlal Oluşturup Oluşturmadığı
40. Adil yargılanma hakkının görünümlerinden biri olanmahkemeye erişim hakkı, mutlak bir hak olmayıp bu hakkın sınırlandırılmasımümkündür. Ancak mahkemeye erişim hakkına müdahalede bulunulurken Anayasa'nıntemel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleridüzenleyen 13. maddesinin gözönünde bulundurulması gerekmektedir.
41. Anayasa'nın 13. maddesi şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
42. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa'nın 13. maddesindebelirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa'nın 36. maddesininihlalini teşkil edecektir. Bu sebeple müdahalenin Anayasa'nın 13. maddesindeöngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, haklı birsebebe dayanma (meşru amaç) ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarınauygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
43. Hak ve özgürlüklerin, bunlara yapılacak müdahalelerinve sınırlandırmaların kanunla düzenlenmesi bu haklara ve özgürlüklere keyfîmüdahaleyi engelleyen, hukuk güvenliğini sağlayan demokratik hukuk devletininen önemli unsurlarından biridir (Tahsin Erdoğan, B. No: 2012/1246,6/2/2014, § 60).
44. Müdahalenin kanuna dayalı olması öncelikle şeklî manadabir kanunun varlığını zorunlu kılar. Şeklî manada kanun, Türkiye Büyük MilletMeclisi (TBMM) tarafından Anayasa'da belirtilen usule uygun olarak kanun adıaltında çıkarılan düzenleyici yasama işlemidir. Hak ve özgürlüklere müdahaleedilmesi ancak yasama organınca kanun adı altında çıkarılan düzenleyiciişlemlerde müdahaleye imkân tanıyan bir hükmün bulunması şartına bağlıdır. TBMMtarafından çıkarılan şeklî anlamda bir kanun hükmünün bulunmaması hakka yapılanmüdahaleyi anayasal temelden yoksun bırakır (Ali Hıdır Akyol ve diğerleri [GK],B. No: 2015/17510, 18/10/2017, § 56).
45. İlke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusuyapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi,hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerinceuyuşmazlık konusunda varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireyselbaşvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinintespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda açık bir keyfîlikiçermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak veözgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır (Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351,18/9/2013, § 42).
46. Somut olayda, Üniversiteye ait sigorta primborçlarının ödenmemesi dolayısıyla hakkında icra takibi başlatılarak malvarlığına el konulan başvurucunun ödeme emrinin iptali istemiyle açmış olduğudavada Mahkeme olayı 670 sayılı KHK'nın 5. maddesine göre KHK kapsamındakapatılan kurumlara karşı açılan dava çerçevesinde değerlendirerek dava şartıyokluğu nedeniyle ret kararı vermiştir.
47. Ancak davanın SGK aleyhine açıldığı, dolayısıylaolayın 670 sayılı KHK kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, buaçıdan açık bir hata sonucu verilen kararın kanunilik unsuru taşımayacağıaçıktır.
48. Buna göre somut olayda Mahkemenin kanuni bir dayanağıolmadan, ilgili idari makama başvurma yolunun açık olduğunu belirterek, önünegelen bir uyuşmazlığın esası hakkında inceleme yapmadan davayı dava şartıyokluğu nedeniyle reddetmesinin başvurucunun mahkemeye erişim hakkının ihlalisonucunu doğurduğu anlaşılmıştır.
49. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesindegüvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
3. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
50. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
51. Başvurucu, ihlalin tespit edilmesini istemiş vetazminat talebinde bulunmuştur.
52. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ( [GK], B.No: 2014/8875, 7/6/2018). kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasılortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesidiğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerinegetirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamınageleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaretetmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
53. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
54. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veyamahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılıKanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararınbir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadankaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruyaözgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesitarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğindeusul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgilimahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi birtakdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararın kendisine ulaştığımahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin AnayasaMahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam edenihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (MehmetDoğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).
55. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun ödeme emrinin iptaliistemiyle açmış olduğu davada idari bir organın görevi kapsamında kaldığıgerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığı yönünde karar verilmesinin mahkemeyeerişim hakkını ihlal ettiği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkemekararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
56. Bu durumda mahkemeye erişim hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukukiyarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgüdüzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasınagöre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamdayapılması gereken, yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini ihlalsonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygunyeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğininyeniden yargılama yapılmak üzere İzmir 12. İş Mahkemesine gönderilmesine kararverilmesi gerekir.
57. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminattalebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
58. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.257,50 TL yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin Anayasa'nın 36. maddesindegüvenceye bağlanan mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İzmir 12. İş Mahkemesine(E.2016/478, K.2017/53) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
E. 257,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 3.257,50 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 29/9/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.