TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
KAZIM YAĞIZ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/3128)
Karar Tarihi: 18/11/2015
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Nuri NECİPOĞLU
Hasan Tahsin GÖKCAN
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör
:
Mehmet Sadık YAMLI
Başvurucu
:
Kazım YAĞIZ
Vekili
:
Av. Fevzi AKSOY
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru 10/3/2011 tarihli ve 6191sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu’nun 10. maddesi ile 27/7/1967 tarihli ve926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu’naeklenen geçici 32. maddede düzenlenen haklardan yararlanmak için açılan davanınreddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ve masumiyet karinesinin ihlaledildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 13/5/2013 tarihinde doğrudanAnayasa Mahkemesine yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca30/12/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 14/5/2015tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikteyapılmasına ve başvuru belgelerinin bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmesine karar verilmiştir.
5. Bakanlık, 26/5/2015 tarihli yazısıylabaşvuru konusu olay ve olgular hakkında görüş sunmayacağını bildirmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru dilekçesi ile başvuruya konuyargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucunun, 1996 yılında YüksekAskerî Şûra (YAŞ) kararıyla Türk Silahlı Kuvvetlerinden (TSK) ilişiğikesilmiştir.
8. 6191 sayılı Kanun’un 10. maddesinin(7) numaralı fıkrası ile 926 sayılı Kanun’a eklenen geçici 32. madde, 12/3/1971tarihi sonrasındaki yargı denetimine kapalı idari işlemler veya YAŞkararlarıyla TSK’dan ilişiği kesilenlere bazı haklarının iadesinin sağlanmasıamacıyla idareye başvuru imkânı getirmiş ve bu hükümden yararlanabilmek için6191 sayılı Kanun’un yürürlük tarihinden itibaren 60 gün içinde Millî SavunmaBakanlığına başvurulması gerektiği hükme bağlanmıştır.
9. Başvurucunun 926 sayılı Kanun’aeklenen geçici 32. madde düzenlemesinden yararlandırılması talebiyle yaptığıbaşvuru, Millî Savunma Bakanlığının 5/7/2011 tarihli işlemi ile reddedilmiştir.
10. Başvurucu tarafından, anılan işleminiptali istemiyle açılan dava, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) BirinciDairesinin 4/12/2012 tarihli ve E.2012/364, K.2012/1406 sayılı kararıylareddedilmiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Görüldüğü üzeregeçici 32’nci maddede TSK’dan yargı denetimi olmaksızın Yüksek Askeri Şura kararlarıyla ve yargı denetimi olmaksızın üçlükararnamelerle ilişiği kesilenlere 32’nci maddede belirtilen haklardanyararlanmak üzere başvuru hakkı tanınmıştır. Bu başvuru üzerine Milli SavunmaBakanının talebin reddi veya kabulü yönünde bir karar vermesi gerekmektedir.
Anayasanın 125/4’üncü maddesinde; yargıyetkisinin, idari eylem ve işlemin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıolduğu, bu yetkinin hiçbir surette yerindelik denetimi şeklindekullanılamayacağı belirtilmektedir. 1602 sayılı AYİM Kanununun 21/2’ncimaddesinde de benzer hükümler yer almaktadır.
Bu bağlamda dava konusu işlemdeğerlendirildiğinde; 1602 sayılı AYİM Kanunu'nun 52’nci maddesi kapsamındagönderilen belgelerden ve davacı hakkında düzenlenen özet bilgi formundan;davacının dört adet disiplin cezasının bulunduğu, ''15 yaşından küçük mağdure ile cinsel ilişkiye girmek, kızlık bozmak vealıkoymak'' suçlamasıyla hakkında J.G.K.lığı AskeriSavcılığı tarafından 20/9/1996 tarihinde dava açıldığı, Jandarma GenelKomutanlığı Askeri Mahkemesinde yapılan yargılama sonucunda 28/4/1998 tarihinde1998/342-156 Esas Karar sayılı kararla beraat kararı verildiği, yakalanan birörgüt üyesinin DHKP-C devrimci örgüt üyesi olduğu iddia edilen kişilerin davacıile aynı evde ikamet ettiğini beyan etmesi üzerine yapılan aramalarda,davacının ikamet ettiği evinde örgüt propagandasını yapan dökümanlar,Kürtçe alfabe, davacının el yazısını içeren patlayıcı madde yapımını anlatan dökümanlar ele geçirildiği, davacı hakkında Ankara DevletGüvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ''Anayasal düzeni yıkmakamacıyla kurulmuş olan silahlı çete mensuplarına hal ve sıfatlarını bilerekyardım etmek'' suçundan 26 Nisan 1995 tarihinde 1995/63 Esas nolu İddianame ile dava açıldığı, davacının, 2 nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinde yargılanması neticesinde;davacının evinde bulunan B.B. ile B.K'nın örgüttekikonumlarını bilmedikleri, bilerek ve isteyerek yardım etme kasıtlarınınbulunmadığı gerekçesiyle beraat kararı verildiği anlaşılmaktadır.
Sonuç olarak; her ne kadar davacı hakkındaberaat kararı verilmiş ise de; davacının yargılandığısuçlar, kaldığı evde yapılan aramada ele geçen materyaller ve sayısı dikkatealındığında, davalı idarenin takdir yetkisini hukuka uygun kullandığı, açık birdeğerlendirme hatasının bulunmadığı, bu bağlamda davalı idare tarafından tesisedilen işlemde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı sonucuna varılmıştır.”
11. Başvurucunun karar düzeltme talebiaynı Dairenin 9/4/2013 tarihli ve E.2013/438, K.2013/396 sayılı kararıylareddedilmiş, karar 25/4/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.
12. Başvurucu 13/5/2013 tarihindebireysel başvuru yapmıştır.
B. İlgili Hukuk
13. 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılıAskeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun 52. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“(Değişik dördüncü fıkra:19/6/2010-6000/20 md.) Dava dosyasındaki bilgi vebelgeler taraf ve vekillerine açıktır. Şu kadar ki; mahkeme tarafındangetirtilen veya idarece gönderilen bilgi, belge ve dosyalardan, başka şahıs vemakamların özel bilgileri ile şeref, haysiyet ve güvenliğinin korunması veyaidarenin soruşturma metotlarının gizli tutulması maksatlarıyla taraf vevekillerine incelettirilmemesi kaydı konulanlar ile personelin özlükdosyasındaki dava konusu haricindekiler taraf ve vekillerine incelettirilemez.
(Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20 md.) Taraf ve vekillerine incelettirilemeyecek niteliktekibilgi ve belgeler; bulundukları yer itibarıyla taraf ve vekillerine açık olandiğer evraktan ayrılamaz nitelikte iseler, taraf ve vekillerineincelettirilecek suretleri, ilgili bölümleri idare tarafından karartılarakayrıca gönderilir.
(Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20 md.) Davacı taraf veya vekili, karartılan veya verilmeyenbilgi ve belgelerin savunmaya esas teşkil edecek unsurlar olduğu iddiası ilemahkemeye itiraz edebilir. Yapılan bu itiraz, mahkeme tarafından incelenerekhaklı görülen hususlarda, mahkemenin belirleyeceği çerçevede daha öncekarartılan veya verilmeyen bilgi ve belgeler karşı tarafa incelettirilebilir.
(Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20 md.) Bu hükümlere göre elde edilen ve gizlilik derecesinesahip bilgi ve belgeler, taraf ve vekillerince mahkeme haricinde, diğer birmaksatla kullanılamaz. Aksine davranışta bulunanlar hakkında ilgili kanunhükümleri saklıdır.”
14. 926 sayılı Kanun’un geçici 32.maddesinin birinci, ikinci ve dördüncü fıkraları şöyledir:
“12Mart 1971 tarihinden bu Kanunun yayımı tarihine kadar, yargı denetimine kapalıidari işlemler veya Yüksek Askerî Şûra kararları ile Türk SilahlıKuvvetlerinden ilişiği kesilenler veya vefatları hâlinde hak sahipleri, bu maddehükümlerinden yararlanabilmek için altmış gün içinde MilliSavunma Bakanlığına başvururlar.
Milli Savunma Bakanı,başvurunun kabulüne veya reddine en geç altı ay içinde karar verir. MilliSavunma Bakanı, hazırlık amacıyla sadece gerekli yazışmaların yapılmasıhususunda yardımcı olmak üzere gerektiğinde komisyonlar kurabilir ve bukomisyonlara, ilgili bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarından temsilciçağırabilir. İlgililerin, Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiklerinin kesilmesineesas bilgi ve belgeler Genelkurmay Başkanlığınca en geç altmış gün içinde Milli Savunma Bakanlığına gönderilir.
…
Başvurunun reddihâlinde, bu ret işlemine karşı ilgililer altmış gün içinde Askerî Yüksek İdareMahkemesinde dava açabilirler.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
15. Mahkemenin 18/11/2015 tarihindeyapmış olduğu toplantıda başvurucunun 13/5/2013 tarihli ve 2013/3128 numaralıbireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
16. Başvurucu, AYİM kararında DevletGüvenlik Mahkemesinde yargılandığı hususunun hükme esas alındığını oysa buyargılamada beraat ettiğini, kaldı ki söz konusu olayda tek suçunun dayısınınkızı olan B.K.yı evinde misafir etmek olduğunu, öteyandan AYİM kararında geçen “15 yaşındanküçük mağdure ile cinsel ilişkiye girmek, kızlıkbozmak ve alıkoymak” suçlamasıylahakkında açılan başka bir davada askerî mahkemede yargılandığı ve beraat ettiğihususunun ise YAŞ kararıyla ilişiğinin kesilmesine dayanak teşkil etmediği gibiböyle bir yargılamaya ait bilgi ve belgelerin de davalı idare ve AYİMtarafından kendisine bildirilmediğini, davalı idarece birinci ve ikinci savunmadilekçelerinde de bu yönde bir bilgi verilmeyip suçlamadan bahsedilmediğini,dolayısıyla bu hususla ilgili savunma hakkının kısıtlandığını, bahse konu suçunaynı tarihte görev yaptığı bir uzman çavuş tarafından işlendiğini, iddianamedenve hakkında açılan davadan hiç haberinin olmadığını, ayrıca AYİM’inyalnızca 6191 sayılı Kanun kapsamında bulunup bulunmadığını tespit etmesigerektiğini, TSK’nın ilişik kesme gerekçesini inceleme ve buna göre karar vermeyetkisinin bulunmadığını, karar gerekçesinin yeterli olmadığını, AYİM’de hâkim sınıfından olmayan subay üyelerin bulunmasınedeniyle bağımsız ve tarafsız bir mahkemede yargılanma şartınıngerçekleşmediğini, tek dereceli yargılama yapılması ve karar düzeltme talebininaynı Dairece incelenmesi nedeniyle etkili bir başvuru yolunun bulunmadığınıbelirterek başta adil yargılanma hakkı olmak üzere temel hak ve hürriyetlerininihlal edildiğini ileri sürmüş; geçici 32. maddeden yararlandırılmamasıyönündeki işlemin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme
17. Anayasa Mahkemesi, olaylarınbaşvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay veolguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu kapsamdabaşvurucunun; beraat ettiği yargılamaların hükme esas alınmasının hukuka aykırıolduğu, bazı belgelerin tebliğ edilmemesi nedeniyle savunma hakkının ihlaledildiği, yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı, karar gerekçesininyetersiz olduğu, AYİM’in bağımsız ve tarafsızolmadığı, kanun yolunun etkisiz olduğu yönündeki iddialarının aşağıdakibaşlıklar altında incelenmesi uygun görülmüştür.
1. MasumiyetKarinesinin İhlali İddiası
18. Başvurucu; ilişiğinin kesilmesineneden olan ceza davasından beraat ettiğini, bu nedenle AYİM kararının hukukaaykırı olduğunu ileri sürmüştür. Başvurucunun bu iddiası Anayasa’nın 38.maddesi çerçevesinde masumiyet karinesi yönünden değerlendirilmiştir.
19. Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncüfıkrası şöyledir:
“Suçluluğu hükmensabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.”
20. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)6. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Kendisine bir suçisnat edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuzsayılır.”
21. Masumiyet karinesi, kişinin suçişlediğine dair kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan suçlu olarak kabul edilmemesinigüvence altına alır. Bunun sonucu olarak kişinin masumiyeti “asıl” olduğundansuçluluğu ispat külfeti iddia makamına ait olup kimseye suçsuzluğunu ispatmükellefiyeti yüklenemez. Ayrıca hiç kimse, suçluluğu hükmen sabit oluncayakadar yargılama makamları ve kamu otoriteleri tarafından suçlu olaraknitelendirilemez ve suçlu muamelesine tabi tutulamaz (Kürşat Eyol, B.No: 2012/665, 13/6/2013, § 26).
22. Bu çerçevede masumiyet karinesikural olarak hakkında bir suç isnadı bulunan ve henüz mahkûmiyet kararıverilmemiş kişileri kapsayan bir ilkedir. Suç isnadı kesin hükümle mahkûmiyetedönüşen kişiler açısından ise artık “hakkında suç isnadı olan kişi” statüsündeolmadıkları için masumiyet karinesi iddiasının geçerli bir dayanağıkalmamaktadır. Ancak ceza davası sonucunda kendisine isnat edilen suçuişlemediğinin sabit olduğu veya suçu işlediğine kesin olarak kanaatgetirilemediği, bu nedenle de sanık hakkında beraat kararı verilen durumlardaise kişi hakkında masumiyet karinesinin devam ettiğinin kabulü gerekir. Çünküböyle durumlarda Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü ve Sözleşme'nin 6.maddesinin (2) numaralı fıkraları anlamında kişinin suçluluğu sabit olmamıştırve bu nedenle kişi suçlu sayılamaz (UğurAyyıldız, B. No: 2012/574, 6/2/2014, § 76).
23. Masumiyet karinesi, ceza yargılamasıkapsamında bir usul güvencesi olmasına rağmen buna ilişkin korumanınuygulanabilir olması ve etkili şekilde sağlanabilmesi için beraat eden veya birşekilde hakkındaki ceza yargılaması devam etmeyen kişilerin, kamu görevlileriveya otoritelerince suçlu muamelesi görmelerini önlemelidir. Bu kapsamda cezadavasını takip eden “ceza yargılaması niteliğinde olmayan herhangi biryargılamada” da (hukuk, disiplin gibi) masumiyet karinesine özengösterilmelidir. Bununla birlikte ceza yargılamasında mahkûmiyetlesonuçlanmamış aynı olaylara dayanılarak bir kişinin disiplin suçundan suçlubulunması veya hakkında tazminata karar verilmesi masumiyet karinesini otomatikolarak ihlal etmez. Bu kapsamda “karar vericilerin kullandıkları dil” kritikönem taşır (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Allen/Birleşik Krallık [BD], B. No: 25424/09, 12/7/2013, §§92-105 ve 120-126).
24. Kamu otoriteleri veya görevlileritarafından hakkında soruşturma veya kovuşturma yürütülen kişiyle ilgili olarakyargılama süreci bir mahkûmiyet hükmüyle kesinlik kazanmadan suçluluğa dairherhangi bir kanaat ifade etmiş olması ya da ceza yargılaması mahkûmiyetdışında bir kararla sona ermesine rağmen sona ermeye ilişkin kararda sanığınsuçlu olabileceğinin ifade edilmiş olması durumunda masumiyet karinesininihlali söz konusu olabilecektir (Benzer bir karar için bkz. Panteleyenko/Ukrayna, B. No: 11901/02, 29/6/2006 §70). Dolayısıyla mahkeme kararlarında, resmî yazılarda veya kamu görevlilerininifadelerinde; sarf edilen söz veya ifadeler nedeniyle kişiler hakkındakimasumiyet karinesinin ihlal edilmemesi için kullanılan ifadelerde seçilecekkelimelere azami dikkat edilmesi gerekir (AliAtlı, B. No: 2013/500, 20/3/2014, § 35).
25. Yine ceza davası dışında fakat cezadavasına konu olan eylemler nedeniyle devam eden idari uyuşmazlıklarda, kişihakkında beraat kararı verilmiş olmasına rağmen bu karara esas teşkil edenyargılama sürecine dayanılması ve bu şekilde beraat kararının sorgulanmasımasumiyet karinesi ile çelişir. Buna karşın idari uyuşmazlığın çözümüne esasteşkil etmesi bakımından, kişi beraat etmiş olsa dahi yargılanmış olmasıolgusundan veya buna ilişkin karardan söz edilmesi, kişinin suçlu muamelesigördüğünden dolayısıyla masumiyet karinesinin ihlal edildiğinden söz edebilmekbakımından yeterli değildir. Bunun için kararın gerekçesinin bütün hâlindedikkate alınması ve nihai kararın, münhasıran kişinin yargılandığı ve sonuçtaberaat ettiği fiilleri işlediği kabulüne dayanıp dayanmadığının incelenmesi gerekir(Kürşat Eyol, §29).
26. Öte yandan ceza ve ceza muhakemesihukuku ile disiplin hukukunun farklı kural ve ilkelere tabi disiplinlerolduğunun hatırlanmasında yarar vardır. Buna göre kamu görevlisinin davranışı,suç tanımına uymasının yanı sıra disiplin sorumluluğunu da gerektirebilir.Böyle durumlarda ceza muhakemesi ve disiplin soruşturması ayrı ayrı yürütülürve ceza muhakemesi sonucunda kişinin isnat edilen eylemi işlemediğine dairhükümler dışında, ceza mahkemesi hükmü disiplin makamları açısından doğrudanbağlayıcı değildir (Kürşat Eyol, § 30). Ancak bu kapsamda yapılandeğerlendirmelerde delil yetersizliğine dayalı olsa bile kişi hakkında verilenberaat kararına aykırı olarak kişinin suçsuz olmadığı yönündedeğerlendirmelerden kaçınılması gerekir (UğurAyyıldız, § 79).
27. Masumiyet karinesinin ihlal edilipedilmediği değerlendirilirken özellikle hukuk ve idari yargılama bakımındanüzerinde durulması gereken önemli hususlardan biri, yargılamayı yapan makamınilgili kişiye suç isnat edip etmediği ve beraat kararını sorgulayıpsorgulamadığıdır.
28. Bireysel başvuruya konu olan AYİMkararında (bkz. § 10) 926 sayılı Kanun’un geçici 32. maddesindenyararlandırılmama işleminin hukuka uygun olduğu sonucuna ulaşılırkenbaşvurucunun yargılandığı ceza davalarına değinildiği, bu yönde “davacının yargılandığı suçlar, kaldığı evde yapılanaramada ele geçen materyaller ve sayısı dikkate alındığında” ifadesiyle başvurucunun yargılanmasınaneden olan suç isnatlarının mahiyetine atıf yapılarak davalı idarenin takdiryetkisini hukuka uygun kullandığı ve açık bir değerlendirme hatasınınbulunmadığının belirtildiği görülmektedir. Bu çerçevede AYİM, başvurucu içinsuçlu ifadesini kullanmamış veya bir suç işlediği tespitinde veya isnadındabulunmamış olup gerekçenin bütünü dikkate alındığında kararda beraathükümlerinin sorgulanmadığı ve gerek ulaşılan sonuç bakımından gereksekullanılan ifadeler yönünden masumiyet karinesine yönelik bir müdahaleninolmadığı anlaşılmaktadır.
29. Açıklanan nedenlerle, masumiyetkarinesine yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının,diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. İdarenin SunduğuBelgelerin Tebliğ Edilmemesi Nedeniyle Silahların Eşitliği ve ÇelişmeliYargılama İlkesinin İhlal Edildiği İddiası
30. Başvurucu, davalı idare tarafındansunulan bazı belgelerin kendisine tebliğ edilmediğini ve bu suretle adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
31. Adil yargılanma hakkınınunsurlarından biri de silahların eşitliği ilkesidir. Silahların eşitliği ilkesidavanın taraflarının usule ilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulmasıve taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksiziniddia ve savunmalarını makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatınasahip olması anlamına gelir. Ceza davalarının yanı sıra medeni hak veyükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin hukuk davaları ve idari davalardada bu ilkeye uyulması gerekir (YaşasınAslan, B. No: 2013/1134, 16/5/2013, § 32).
32. Çelişmeli yargılama ilkesi isetaraflara dava malzemesi hakkında bilgi sahibi olma ve yorum yapma hakkınıntanınmasını ve bu nedenle tarafların yargılamanın bütününe aktif olarakkatılmasını gerektirmektedir. Bu anlamda mahkemece tarafların dinlenilmemesi,delillere karşı çıkma imkanı verilmemesi, yargılamafaaliyetinin hakkaniyete aykırı hâle gelmesine neden olabilecektir (Benzeryöndeki AİHM kararı için bkz. Ruiz-Mateos/İspanya,B. No:12952/87, 23/06/1993, § 63). Çelişmeli yargılama ilkesi, silahlarıneşitliği ilkesi ile yakından ilişkili olup bu iki ilke birbirini tamamlarniteliktedir.
33. Ceza davaları ile medeni hak veyükümlülüklere ilişkin davaların usul kuralları da dâhil olmak üzereyargılamanın tüm aşamalarında silahların eşitliği ilkesi ve çelişmeli yargılamahakkının güvence altına alınarak adil yargılanma hakkının korunması hukukdevleti olmanın bir gereğidir. Asıl kural, tarafların eşit şartlardayargılamaya katılımının sağlanması, gösterilen kanıtlar ve sunulan görüşlerhakkında bilgi sahibi olması ve taraflara bunlarla ilgili görüşlerinibildirebilme imkânının verilmesi olup kamu güvenliği, misilleme riski altındaolan şahitlerin korunması, soruşturma usullerinin gizli tutulması gibi bazıistisnaların yargılama usulünde yer alması mümkündür. Bu durumda dahiverilmeyen veya karartılan bilgi ve belgelere karşı ilgiliye mahkemeye itirazdabulunabilme imkânı verilmesi adil yargılanmanın garanti altına alınması içinbir gerekliliktir. Bu hususlar 1602 sayılı Kanun’un 52. maddesinde değişiklikyapan 19/6/2010 tarihli ve 6000 sayılı Kanun’un genel gerekçesi ile maddegerekçesinde de ifade edilmiş olup değişikliğin sebebi olarak da AİHM’in 31/10/2006 tarihinde verdiği Aksoy (Eroğlu)/Türkiye (B. No: 59741/00,31/10/2006) kararı gösterilmiştir (BülentKarataş, B. No: 2013/6428, 26/6/2014, § 74).
34. 19/6/2010 tarihli ve 6000 sayılıKanun’un 20. maddesiyle 1602 sayılı Kanun’un 52. maddesinin dördüncü fıkrasıdeğiştirilmiş ve maddeye beş ve altıncı fıkralar eklenmiştir. Yapılan bu yenidüzenlemede; dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin taraf ve vekillerine açıkolduğu, ancak mahkeme tarafından getirtilen veya idarece gönderilen bilgi,belge ve dosyalardan, başka şahıs ve makamların özel bilgileri ile şeref,haysiyet ve güvenliğinin korunması veya idarenin soruşturma metotlarının gizlitutulması maksatlarıyla taraf ve vekillerine incelettirilmemesi kaydıkonulanlar ile personelin özlük dosyasındaki dava konusu haricindekilerin tarafve vekillerine incelettirilemeyeceği, taraf ve vekillerine incelettirilemeyeceknitelikteki bilgi ve belgeler; bulundukları yer itibarıyla taraf ve vekillerineaçık olan diğer evraktan ayrılamaz nitelikte iseler incelettirilecek suretleri,ilgili bölümleri idare tarafından karartılarak ayrıca gönderileceği, davacıtaraf veya vekilinin, karartılan veya verilmeyen bilgi ve belgelerin savunmayaesas teşkil edecek unsurlar olduğu iddiası ile mahkemeye itiraz edebileceği, buitirazın mahkeme tarafından incelenerek haklı görülen hususlarda, mahkemeninbelirleyeceği çerçevede daha önce karartılan veya verilmeyen bilgi vebelgelerin karşı tarafa incelettirilebileceği kural altına alınmıştır (Bülent Karataş, § 75).
35. Başvurucu, AYİM kararında geçen “15 yaşından küçük mağdureile cinsel ilişkiye girmek, kızlık bozmak ve alıkoymak” suçlamasıylahakkında açılan davada yargılandığı ve beraat ettiği hususunun, YAŞ kararıylailişiğinin kesilmesine dayanak teşkil etmediği gibi böyle bir yargılamaya aitbilgi ve belgenin de davalı idare ve AYİM tarafından kendisinebildirilmediğini, davalı idarece birinci ve ikinci savunma dilekçelerinde de buyönde bir bilgi verilmeyip suçlamadan bahsedilmediğini, dolayısıyla bu hususlailgili savunma hakkının kısıtlandığını ileri sürmekte ise de başvuruya konuAYİM karanın incelenmesi neticesinde AYİM’in sözkonusu suçlamayla başvurucu aleyhine açılan veberaatla sonuçlanan davaya değinmekle birlikte hükme varırken tek başına buhususa dayanmadığı, kararda ayrıca davacının aldığı disiplin cezalarıylabirlikte “Anayasal düzeni yıkmak amacıylakurulmuş olan silahlı çete mensuplarına hal ve sıfatlarını bilerek yardım etmek”suçundan açılan dava kapsamında davacının evinde yapılan aramada ele geçenmateryaller ve sayısına ilişkin durumu da dikkate alarak sonuca vardığı,dolayısıyla bu kapsamda başvurucunun yargılamanın sonucunu etkileyecek usuleilişkin bir imkândan mahrum bırakılmasının söz konusu olmadığı görülmektedir(bkz. § 10). Öte yandan başvurucu tarafından eğer ilk derece yargılamasısırasında söz konusu hususa ilişkin bilgi ve belge tebliğ edilmiş olsaydımahkeme önünde dile getiremediği hangi ilave tezleri ileri süreceğine ilişkinolarak da bir açıklamada bulunulmamıştır.
36. Açıklanan nedenlerle silahlarıneşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesine yönelik açık bir ihlal olmadığındanbaşvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik şartları yönündenincelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
3. Yargılamanın Sonucuİtibarıyla Adil Olmadığı İddiası
37. Başvurucu, 926 sayılı Kanun’ungeçici 32. maddesinden yararlandırılması talebiyle açtığı davanınreddedildiğini, bu durumun sonuç itibarıyla adil yargılanma hakkını ihlalettiğini ileri sürmüştür.
38. İlke olarak derece mahkemeleriönünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerindeğerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerinceuyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireyselbaşvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinintespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdirhatası veya açık keyfîlik içermesi ve bu durumunkendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmişolmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular, bariztakdir hatası veya açık keyfîlik bulunmadıkça AnayasaMahkemesince incelenemez (Necati Gündüz veRecep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).
39. Adil yargılanma hakkı, bireyleredava sonucunda verilen kararın değil; yargılama sürecinin ve usulünün adil olupolmadığını denetletme imkânı verir. Bu nedenle bireysel başvuruda adilyargılanmaya ilişkin şikâyetlerin incelenebilmesi için başvurucunun yargılamasürecinde haklarına saygı gösterilmediğine, bu çerçevede yargılama sürecindekarşı tarafın sunduğu deliller ve görüşler hakkında bilgi sahibi olamadığı veyabunlara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığı, kendi delillerini veiddialarını sunamadığı ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgiliiddialarının derece mahkemesi tarafından dinlenmediği veya kararın gerekçesizolduğu gibi mahkeme kararının oluşumuna sebep olan unsurlardan değerlendirmeyealınmamış eksiklik, ihmal ya da açık keyfîliğeilişkin bir bilgi ya da belge sunmuş olması gerekir (Nadi Karakoç, B. No: 2013/2767, 2/10/2013, § 22).
40. Başvuru konusu olayda başvurucu, AYİM’in yalnızca 6191 sayılı Kanun kapsamında bulunupbulunmadığını tespit etmesi gerektiğini, TSK’nın ilişik kesme gerekçesiniinceleme ve buna göre karar verme yetkisinin bulunmadığını belirtmiş; AYİM isebaşvurucunun 926 sayılı Kanun’un geçici 32. maddesinden yararlanabilmesihususunda idarenin takdir yetkisinin bulunduğu ve idarenin bu takdir yetkisinihukuka uygun şekilde kullandığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
41. Mahkemenin gerekçesi ve başvurucununiddiaları incelendiğinde davanın konusunun başvurucunun TSK’dan ilişiğininkesilmesine ilişkin işlemin değil, yalnızca 926 sayılı Kanun’un geçici 32.maddesinden yararlandırılması talebinin reddine ilişkin işlemin iptalineyönelik olduğu, bu kapsamda iddiaların özünün, Derece Mahkemesi tarafındandelillerin ve mevzuatın değerlendirilmesinde ve yorumlanmasında isabetolmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucunun hukuka aykırılık teşkilettiğine ilişkin olduğu görülmektedir (Yümrü Dilek, B. No: 2013/4189, 21/5/2015, § 40).
42. Başvurucu, yargılama sürecinde karşıtarafın sunduğu deliller ve görüşler hakkında bilgi sahibi olamadığına, kendidelillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı tarafça sunulandelillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığına yada uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının Derece Mahkemesitarafından dinlenmediğine veya kararın gerekçesiz olduğuna ilişkin bir bilgi yada kanıt sunmadığı gibi mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açık keyfîlik oluşturan herhangi bir durum da tespitedilmemiştir.
43. Açıklanan nedenlerle başvurucutarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu,Derece Mahkemesi kararının bariz takdir hatası veya açık keyfîlikde içermediği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlikşartları yönünden incelenmeksizin açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
4. Gerekçeli KararHakkının İhlal Edildiği İddiası
44. Başvurucu,ret kararının gerekçelerinin yeterli olmadığını ileri sürmüştür.
45. 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin(2) numaralı fıkrasına göre Mahkemece açıkça dayanaktan yoksun başvurularınkabul edilemez olduğuna karar verilebilir. Başvurucunun ihlal iddialarınıkanıtlayamadığı, iddialarının salt kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarailişkin olduğu, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veya müdahaleninmeşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama şikâyetlerdenibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir.
46. Anayasa'nın 141. maddesinde güvencealtına alınan gerekçeli karar hakkı, mahkeme kararlarında kararların dayandığıhukuki gerekçenin yeterli açıklıkta gösterilmesini gerektirir. Mahkemekararlarının gerekçeli olması adil yargılanma hakkının unsurlarından biriolmakla beraber bu hak, yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmayaayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Bu nedenlegerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre değişebilir.Bununla birlikte başvurucunun ayrı ve açık bir yanıt verilmesini gerektirenusul veya esasa dair iddialarının cevapsız bırakılmış olması bir hak ihlalineneden olacaktır (Muhittin Kaya ve MuhittinKaya İnş. Taah. Mad. Gıda Tur. Paz. San. ve Tic. Ltd.Şti., B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 26).
47. Başvuru konusu olayda AYİM, disiplincezalarına ve yargılamaya neden olan suçların vasıf ve mahiyetiyle başvurucununevinde yapılan aramada ele geçen materyaller ve bu materyallerin sayısına ilişkindurumu da dikkate alarak değerlendirmek suretiyle başvurucunun 926 sayılıKanun'un 32. maddesinden yararlandırılmamasına ilişkin idari işlemde hukukaaykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Bu durumdakararda başvurucunun iddialarının karşılanmadığından söz edilemez.
48. Açıklanan nedenlerle gerekçeli kararhakkına yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurucunun, retkararının gerekçelerinin yeterli olmadığı yönündeki iddialarının diğer kabuledilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizinaçıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğunakarar verilmesi gerekir.
5. Askeri Yüksek İdareMahkemesinin Bağımsız ve Tarafsız Olmadığı İddiası
49. Başvurucu; AYİM’in,bünyesindeki sınıf subayları nedeniyle bağımsız ve tarafsız olmadığınıbelirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
50. Başvurucunun ihlal iddialarınıkanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veyamüdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlamaşikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).
51. Anayasa Mahkemesi tarafından benzerbaşvurular incelenirken de belirtildiği üzere, AYİM’inoluşumu, statüsü ve görevleri Anayasa ve ilgili Kanun’da hüküm altınaalınmıştır. AYİM’e atanan askerî hâkimlerinbağımsızlığının Anayasa ve ilgili Kanun hükümleri ile garanti altına alındığı,atanma ve çalışma usulleri yönünden askerî hâkimlerin bağımsızlıklarınızedeleyecek bir hususun olmadığı, kararlarından dolayı idareye hesap vermedurumunda bulunmadıkları, disipline ilişkin konuların AYİM Yüksek DisiplinKurulunca incelenip karara bağlandığı görülmektedir (Yaşasın Aslan, § 29). Diğer yandan sınıf subayı üyelerin enfazla dört yıllık bir süre ile görev yapmaları, disiplin konularında yukarıdabahsedilen Disiplin Kuruluna tabi kılınmaları, görev süreleri zarfında idariveya askerî yetkililerce herhangi bir değerlendirmeye tabi tutulmamaları, busubayların idareye karşı bağımsızlıklarını güçlendirmiştir (Benzer yöndeki AİHMkararları için bkz. Mustafa Yavuz vediğerleri/Türkiye (k.k.), B. No: 29870/96,25/5/2000; Bek/Türkiye, B. No:23522/05, 20/4/2010, § 30).
52. Açıklanan nedenlerle, mahkemeninbağımsız ve tarafsız olmadığına ilişkin bir husus saptanmadığından başvurununbu kısmının, diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
6. İki DereceliYargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiası
53. Başvurucu, AYİM daire kararlarınakarşı başvurulabilecek etkili bir kanun yolunun olmadığını belirterek adilyargılanma hakkını ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
54. Anayasa Mahkemesine yapılan birbireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için kamu gücü tarafından ihlaledildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanısıra Sözleşme ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerin kapsamına da girmesigerekir. Bir başka ifadeyle Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışındakalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi mümkün değildir (Onurhan Solmaz,B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).
55. Başvurucunun başvuru dilekçesindeifade ettiği AYİM nezdinde temyiz yani iki dereceli yargılanma hakkı,Anayasa’da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerden olmadığı gibiSözleşme ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokollerden herhangi birininkapsamına da girmemektedir (Mahir Akarsu,B. No: 2012/1096, 20/2/2014, §§ 42-45).
56. Açıklanan nedenlerle başvuru konusu ihlal iddialarının Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kaldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının,diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1.Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması,
2. İdarece sunulan belgeler tebliğedilmediğinden silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesinin ihlaledildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması,
3. Yargılamanın sonucu itibarıyla adilolmadığına ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması,
4. Gerekçeli karar hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması,
5. Askeri Yüksek İdare Mahkemesininbağımsız ve tarafsız olmadığına ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması,
6. İki dereceli yargılanma hakkınınihlal edildiğine ilişkin iddianın konubakımından yetkisizlik nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılamagiderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına
18/11/2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE kararverildi.