TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
KAZİM AKSOY BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/7809)
Karar Tarihi: 9/1/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Ömer MENCİK
Başvurucu
:
Kazim AKSOY
Vekili
:
Av. Murat ERDOĞAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; tutuklamanın hukuki olmaması, tahliye kararınınuygulanmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması, soruşturma dosyasına erişiminkısıtlanması ve tutukluluğa ilişkin kararların doğal hâkim, bağımsız vetarafsız hâkim ilkelerine aykırı olan sulh ceza hâkimliklerince verilmesinedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvurular 11/5/2015 ve 15/5/2015 tarihlerinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formları ve eklerinin idari yönden yapılanön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Yapılan incelemede 2015/8410 numaralı bireysel başvurununaynı kişi tarafından ve aynı konuyla bağlantılı olarak yapıldığının anlaşılmasıüzerine 2015/7809 sayılı başvuru ile birleştirilmesine, incelemenin bu dosyaüzerinden yapılmasına ve diğer başvuru dosyasının kapatılmasına kararverilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
6. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
7. Kamuoyunda bilinen ismiyle Tahşiyeciler grubuna ilişkinyürütülen bir soruşturma kapsamında (anılan soruşturmalara ilişkin bilgileriçin bkz. Hidayet Karaca [GK], B.No: 2015/144, 14/7/2015, §§ 10, 11) bir süre tutuklu kalan bir kişinin şikâyetiüzerine başvurucu da dâhil olmak üzere gazeteci, yapımcı, senarist, yönetmen veemniyet görevlilerinin aralarında olduğu çok sayıda şüpheli hakkında iftira,sahtecilik ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından İstanbul CumhuriyetBaşsavcılığınca (Başsavcılık) soruşturma başlatılmıştır.
8. Bu soruşturma kapsamında Başsavcılık 26/12/2014 tarihindebaşvurucuyu tutuklanması istemiyle İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliğine sevketmiştir. İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliği 27/12/2014 tarihinde, başvurucununsilahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar vermiştir.
9. Başvurucunun da aralarında olduğu şüphelilerin müdafileritarafından İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesine -nöbetçi asliye ceza mahkemesiolduğu- 20/4/2015 tarihinde İstanbul 1., 2., 3., 4., 5., 6., 7., 8., 9. ve 10.(bütün) sulh ceza hâkimlerinin reddi ile tahliye taleplerini içerir dilekçelerverilmiştir.
10. İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 21/4/2015tarihinde, İstanbul Sulh Ceza Hâkimliklerinin tümüne yazı yazılarak-dilekçelerde ileri sürülen- hâkimin reddi sebepleri konusunda yazılı olarakgörüş bildirmeleri istenmiştir.
11. İstanbul 4. Sulh Ceza Hâkimliği, İstanbul 29. Asliye CezaMahkemesinin görüş bildirme istemine cevap vermemiş; diğer sulh cezahâkimlikleri ise görüş bildirilmesi istemine 22/4/2015 tarihinde cevapvermiştir. Hâkimliklerin cevap yazılarında özetle sulh ceza hâkimlerinin redditaleplerini inceleme, bununla ilgili karar verme yetki ve görevinin yine sulhceza hâkimliklerine ait olduğu, hâkimin reddi müessesesinin kovuşturmaaşamasına ait bir işlem olduğu, hâkimin reddi sebepleri mevcut olsa dahi butalebin öncelikle ilgili mahkeme veya hâkimliğe yapılması gerektiği ve sulhceza hâkimlerinin tamamının bu şekilde reddedilmesinin mümkün olmadığı ifadeedilmiştir.
12. Öte yandan İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından21/4/2015 tarihinde, Başsavcılığa yazı yazılarak ilgili soruşturma dosyalarınıntahliye talepleri hakkındaki görüşleriyle birlikte gönderilmesi istenmiştir.Başsavcılık, asliye ceza mahkemelerinin tahliye talepleriyle ilgili olarakkarar verme yetkisinin bulunmadığını belirterek görüş bildirmemiş ve soruşturmadosyalarını göndermemiştir.
13. İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesi "mahkemece hâkimin reddi talepleri ile ilgili yapılandeğerlendirmenin dosyanın esası ile ilgili bir değerlendirme olmadığı,şüphelilerin tamamının tutuklu bulunduğu, dolayısıyla işin acele işlerdenolduğu, dolayısıyla soruşturma dosyaları ve reddi hâkim talepleri konusundagörüşlerin istenilmesine rağmen gönderilmemesinin reddi hâkim taleplerikonusunda incelemeye ve bir karar vermeye hukuken engel teşkil etmediği"gerekçesiyle incelemesini "şüphelilermüdafilerinin dilekçeleri, yazılı ve CD ortamındaki dilekçe ekleri, ilgilisavcılıklardan ve Sulh Ceza Hâkimliklerinden gelen yazı cevapları vegörüşleri" üzerinden gerçekleştirmiştir. Mahkeme 24/4/2015tarihinde İstanbul 1., 2., 3., 4., 5., 6., 7., 8., 9. ve 10. (bütün) sulh cezahâkimlerinin reddi taleplerinin kabulüne, şüphelilerin tahliye taleplerikonusunda karar verilmek üzere 24/4/2015 tarihinde asliye ceza nöbetçisi olanİstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi Hâkimi M.B.ningörevlendirilmesine karar vermiştir.
14. Başsavcılık tarafından talepte bulunulması üzerine İstanbul10. Sulh Ceza Hâkimliği 25/4/2015 tarihinde, İstanbul 29. Asliye CezaMahkemesinin hâkimlerin reddi isteminin kabulüne ve görevlendirmeye ilişkinkararlarının yok hükmünde olduğunun tespitine karar vermiştir.
15. İstanbul 10. Sulh Ceza Hâkimliği, aynı tarihte İstanbul 32.Asliye Ceza Mahkemesine bir yazı yazarak tahliye taleplerine bakma görev veyetkisinin kendilerinde bulunduğunu belirtmiş ve ilgili talepleringönderilmesini istemiştir.
16. İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi, Başsavcılıkça soruşturmadosyalarının gönderilmemesi ve tahliye talepleri konusunda görüş bildirilmemesiüzerine tutukluluğun devamı yönünde mütalaadabulunulduğunu değerlendirerek tahliye talepleri konusundakiincelemesini "işin tahliye yönündendeğerlendirilmesinde bir sakınca olmadığı" gerekçesiyle şüphelimüdafilerinin sunduğu bazı belge ve CD'ler üzerinden gerçekleştirmiştir.Mahkeme 25/4/2015 tarihinde başvurucunun da aralarında olduğu tüm şüphelilerintahliyesine karar vermiştir.
17. Diğer taraftan Başsavcılıkça talepte bulunulması üzerineİstanbul 10. Sulh Ceza Hâkimliği 25/4/2015 tarihinde, İstanbul 32. Asliye CezaMahkemesinin tahliyeye ilişkin kararlarının yok hükmünde olduğunun tespitine veşüphelilerin tutukluluk hâllerinin devamına karar vermiştir. Kararda "İstanbul Adliyesindeki tüm Sulh CezaHâkimliklerinin reddine ve tutuklu şüphelilerin tahliye istemine ilişkintaleplerin Asliye Ceza Mahkemesi veya Ağır Ceza Mahkemelerincedeğerlendirilmesinin ve bu değerlendirmeler neticesinde tahliye talebinin reddiveya kabulü yönünde bir karar verilmesi halinde verilen bu kararların hukukenyasal mevzuatımıza göre mümkün olmadığı, verilen bu kararların da hukukengeçersiz, uygulanabilirliği olmayan ve mutlak butlan ile batıl olan veya diğerbir anlatımla yok hükmünde sayılan kararlar niteliğinde olduğu"ifade edilmiştir.
18. İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi 26/4/2015 tarihindetahliye müzekkerelerini Başsavcılığa göndermiştir. Başsavcılıkça İstanbul 10.Sulh Ceza Hâkimliğinin 25/4/2015 tarihli kararına atıf yapılarak şüphelilerhakkında düzenlenen tahliye müzekkereleri İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesineiade edilmiştir.
19. İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi 27/4/2015 tarihindeşüphelilerin tahliyesine ilişkin müzekkereleri yeniden Başsavcılığa göndermiş,Başsavcılık bunları tekrar İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesine iade etmiştir.
20. Tahliye müzekkerelerinin ikinci kez iade edilmesi üzerineİstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi 27/4/2015 tarihinde, tahliyemüzekkerelerinin yeniden Başsavcılığa gönderilmesine dair bir karar vermiştir.
21. Öte yandan İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesi 27/4/2015tarihinde, İstanbul 10. Sulh Ceza Hâkimliğinin 25/4/2015 tarihli kararlarınınyok hükmünde olduğunun tespitine karar vermiştir.
22. İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesi 29/4/2015 tarihinde;önceki kararlarda görevsiz olunmasına rağmen dilekçelerin değerlendirilereksoruşturma aşamasında olan işlerle ilgili hâkimin reddi taleplerinin kabulünekarar verildiğini, hukuki yanılgıya düşülerek verilmiş olan bu kararların usulve yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin görevine girmeyen bir hususta kararverildiğini belirterek önceki kararlarının yok hükmünde sayılmasına kararvermiştir.
23. İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi de 28/4/2015 tarihinde "... hazırlık soruşturmalarında hâkimtarafından verilmesi gerekli kararları almak, işleri yapmak, bunlara karşıyapılan itirazları incelemek yetkisinin münhasıran Sulh Ceza Hâkimliğine aitolduğu, Asliye Ceza Mahkemelerinin soruşturma aşamasındaki işler ile ilgiliolarak tutuklama ve tahliye kararı verme yetkilerinin olmadığı, Mahkememizceverilen 25/04/2015 tarihli ... karar ile mahkememizce verilen tahliye kararı[nın] mahkememizingörevsiz bulunması nedeniyle yok hükmünde sayılması gerektiği ..."gerekçesiyle tahliyeye ilişkin kararlarının yok hükmünde sayılmasına kararvermiştir.
24. Başvurucu, serbest bırakılmama hakkında nihai karar olanİstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesinin son kararını 30/4/2015 tarihindeöğrendiğini bildirmiştir.
25. Başvurucu -2015/7809 sayılı başvuru yönünden- 11/5/2015tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
26. İstanbul 4. Sulh Ceza Hâkimliği 19/3/2015 tarihinde, Başsavcılığıntalebi üzerine başvurucunun da aralarında bulunduğu çok sayıda şüphelinintutukluluk durumunu incelemiş ve başvurucu ile diğer şüphelilerin tutuklulukhâllerinin devamına karar vermiştir.
27. Başvurucu 2/4/2015 tarihinde bu karara itiraz etmiş,İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliğince 3/4/2015 tarihinde itirazın kesin olarakreddine karar verilmiştir.
28. Başvurucu, anılan kararı 16/4/2015 tarihinde öğrenmiştir.
29. Başvurucu -2015/8410 sayılı başvuru yönünden- 15/5/2015tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
30. Başsavcılıkça başvurucunun da aralarında olduğu şüphelilerinresmî belgede sahtecilik, iftira ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarındancezalandırılmaları istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davasıaçılmıştır.
31. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2015/281 sayılıdosyası üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır.
32. Devam eden yargılama sonunda Mahkeme 3/11/2017 tarihlikararıyla başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 12 yıl hapiscezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir.
33. Hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup bireyselbaşvurunun incelendiği tarih itibarıyla istinaf incelemesi devam etmektedir.
34. Öte yandan bu tutuklama kararı öncesinde İstanbul 1. SulhCeza Hâkimliğinin 4/9/2014 tarihli kararı ile başvurucunun Türkiye CumhuriyetiHükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etmesuçundan tutuklanmasına karar verilmiştir. Bu kapsamda başvurucu hakkındayürütülen soruşturma sonucunda İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde kamudavasının açıldığı ve bu Mahkemenin E.2015/366 sayılı dosyası üzerindenyargılamanın tutuklu olarak devam ettiği anlaşılmıştır.
35. Başvurucu, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmayaveya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçundan tutuklanmasınailişkin olarak ayrıca 24/10/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine (B. No:2014/16838) başvuruda bulunmuştur. Söz konusu başvuruda başvurucu; doğal hâkimilkesine aykırı olarak kurulmuş, tarafsız ve bağımsız olmayan mahkemelercekanuna aykırı olarak tutuklanması ve isnat edilen suçlara ilişkin haklarınbildirilmemesi nedeniyle özgürlük ve güvenlik hakkının, soruşturma sürecindekamu görevlilerinin insan haysiyeti ile bağdaşmayan eylemleri nedeniyle kötümuamele yasağının, hakkında kesinleşmiş yargı kararı bulunmamasına karşın suçluilan edilmesi nedeniyle masumiyet karinesinin, mensubu olduğu iddia edilencemaate yönelik nefret ve ötekileştirme söylemi ile meslekten atılması vehakkında uydurma soruşturmalar açılması nedeniyle ayrımcılık yasağının veetkili başvuru hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
36. Anayasa Mahkemesi 9/9/2015 tarihinde, kötü muamele ileilgili iddialar yönünden başvuru yollarının tüketilmemişolması; başvurucu hakkındaki suçlamalar ve hakları bildirilmeden,avukat yardımından yararlanma hakkı tanınmadan gözaltına alındığı iddialarıyönünden açıkça dayanaktan yoksun olması;gözaltı ve tutuklamanın kanuni olmadığı iddiaları yönünden açıkça dayanaktan yoksun olması; ayrımcılıkyasağının, etkili başvuru hakkı ile masumiyet karinesinin ihlal edildiğiiddiaları yönünden açıkça dayanaktan yoksunolması; doğal hâkim, tarafsız ve bağımsız hâkim ilkelerinin ihlaledildiği iddiaları yönünden açıkçadayanaktan yoksun olması nedenleriyle kabul edilemezlik kararıvermiştir (Mehmet Fatih Yiğit ve diğerleri,B. No: 2014/16838, 9/9/2015).
37. Başvurucunun farklı tarihlerde iki ayrı suçtan tutuklanmışolması nedeniyle hangi tutuklama kararının işleme konulduğu ilgili ceza infazkurumlarından sorulmuştur. Ceza infaz kurumlarınca verilen bilgide, TürkiyeCumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeyeteşebbüs etme suçundan verilen tutuklama kararının işleme konulduğu, hâlen bukararın uygulanmakta olduğu, eldeki başvuru kapsamında silahlı terör örgütüneüye olma suçundan hakkında verilen tutuklama kararının infaza konulmadığı ifadeedilmiştir.
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
38. Mahkemenin 9/1/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
39. Başvurucu; suç işlediğine dair kuvvetli belirti olmamasınarağmen tutuklandığını, olayda kaçma ve delilleri etkileme ihtimalininbulunmadığını, tutuklama ve tutukluluğa itirazın reddi kararlarının gerekçedenyoksun olduğunu, verilen kararlarda adli kontrol tedbirlerinin neden yetersizkalacağının açıklanmadığını, bu kadar bilinen bir soruşturmada tutuklanmasınedeniyle kamuoyunda suçlu olduğu algısının uyandırıldığını, tutukluluğundevamına ilişkin kararlarda kaçma şüphesi ve delilleri karartma nedenlerineilişkin yeterli bir gerekçenin bulunmadığını, bu kararlarda soruşturmamercilerince hangi delillere ulaşıldığının ve soruşturmanın nedensonuçlandırılmadığının tartışılmadığını, matbu gerekçelerle tutukluluğun devamettirildiğini belirterek masumiyet karinesi ve kişi hürriyeti ve güvenliği ileadil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
40. Başvurucu ayrıca İstanbul Sulh Ceza Hâkimlerinin tümününreddine ve tahliyeye ilişkin talepte bulunduğunu, İstanbul 29. Asliye CezaMahkemesince hâkimlerin reddi isteminin kabul edildiğini ve tahliye talebinikarara bağlamak üzere İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesinin görevlendirildiğinive bu Mahkeme tarafından da tahliye kararı verildiğini, buna rağmen serbestbırakılmasının hukuka aykırı bir şekilde engellendiğini, tutukluluğuna ilişkinkarar veren sulh ceza hâkimliklerinin doğalhâkim ilkesine aykırı olduğunu, tarafsız ve bağımsız bir mahkemeniteliğinde bulunmadığını, soruşturma dosyasında gizlilik (kısıtlama) kararıverilmesi nedeniyle soruşturma belgelerinin tamamına erişemediklerinibelirterek etkili başvuru, kişi hürriyeti ve güvenliği ile adil yargılanmahaklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
41. Anayasa'nın 19. maddesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
Şekil ve şartları kanunda gösterilen:
Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcıcezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; bir mahkeme kararınınveya kanunda öngörülen bir yükümlülüğün gereği olarak ilgilinin yakalanmasıveya tutuklanması; bir küçüğün gözetim altında ıslahı veya yetkili merci önüneçıkarılması için verilen bir kararın yerine getirilmesi; toplum için tehliketeşkil eden bir akıl hastası, uyuşturucu maddeveyaalkol tutkunu, bir serseri veya hastalık yayabilecek bir kişinin bir müessesedetedavi, eğitim veya ıslahı için kanunda belirtilen esaslara uygun olarak alınantedbirin yerine getirilmesi; usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veyagiren, ya da hakkında sınır dışı etme yahut geri verme kararı verilen birkişinin yakalanması veya tutuklanması; halleri dışında kimse hürriyetindenyoksun bırakılamaz.
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunankişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesiniveya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlukılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir.Hâkim kararı olmadan yakalama, ancak suçüstü halinde veya gecikmesinde sakıncabulunan hallerde yapılabilir; bunun şartlarını kanun gösterir.
Yakalanan veya tutuklanan kişilere, yakalamaveya tutuklama sebepleri ve haklarındaki iddialar herhalde yazılı ve bununhemen mümkün olmaması halinde sözlü olarak derhal,toplu suçlarda en geç hâkim huzuruna çıkarılıncaya kadar bildirilir.
(Değişikcümle: 3.10.2001-4709/4 md.)Yakalanan veya tutuklanan kişi, tutulma yerine en yakınmahkemeye gönderilmesi için gerekli süre hariç en geç kırksekizsaat ve toplu olarak işlenen suçlarda en çok dört gün içinde hâkim önüne çıkarılır.Kimse, bu süreler geçtikten sonra hâkim kararıolmaksızın hürriyetinden yoksun bırakılamaz. Bu süreler olağanüstü hal, sıkıyönetim ve savaş hallerinde uzatılabilir.
(Değişik:3.10.2001-4709/4 md.)Kişinin yakalandığı veya tutuklandığı, yakınlarına derhalbildirilir.
Tutuklanan kişilerin, makul süre içindeyargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı istemehakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazırbulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceyebağlanabilir.
Her ne sebeple olursa olsun, hürriyetikısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir.
(Değişik:3.10.2001-4709/4 md.)Bu esaslar dışında bir işleme tâbi tutulan kişilerinuğradıkları zarar, tazminat hukukunun genel prensiplerine göre, Devletçeödenir."
42. Başvurucunun tüm iddialarının Anayasa'nın 19. maddesindegüvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesigerekir.
43. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı devletin bireylerinözgürlüğüne keyfî olarak müdahale etmemesini güvence altına alan temel birhaktır (Erdem Gül ve Can Dündar [GK], B. No: 2015/18567, 25/2/2016, § 62).
44. Anayasa Mahkemesi, hürriyetten yoksun bırakma kavramınıAnayasa'nın 19. maddesi kapsamında tanımlamıştır. Buna göre hürriyetten yoksunbırakma, bir kimsenin kısıtlı bir alanda ihmal edilemeyecek bir süre içintutulması ve bu kişinin söz konusu tutmaya rıza göstermemiş olması şeklindeifade edilebilecek iki unsuru içermektedir (CüneytKartal, B. No: 2013/6572, 20/3/2014, § 17).
45. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin kişihürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak konduktan sonra ikincive üçüncü fıkralarında, şekil ve şartları kanunda gösterilmek şartıylakişilerin hürriyetlerinden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olaraksayılmıştır (Murat Narman, B. No:2012/1137, 2/7/2013, § 42). Devam eden fıkralarda ise hürriyetinden yoksunbırakılan kişiler bakımından güvencelere yer verilmiştir. Bu bağlamda maddenindördüncü fıkrasında yakalama veya tutuklama sebepleri ile iddialarınbildirilmesi, beşinci fıkrasında gözaltı süresi, altıncı fıkrasında yakalamaveya tutuklamanın yakınlara bildirilmesi, yedinci fıkrasında tutuklanankişilerin makul sürede yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasındaserbest bırakılmayı isteme hakkı, sekizinci fıkrasında hürriyetten yoksunbırakılmaya karşı yargı merciine başvurma hakkı, dokuzuncu fıkrasında tazminathakkı güvence altına alınmıştır.
46. Anayasa'nın 19. maddesinin metni bir bütün olarakdeğerlendirildiğinde maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarındaki sınırlamasebeplerinin kişilerin fiziksel özgürlüklerine ilişkin olduğu, ayrıca devameden fıkralardaki güvencelerin de fiziki olarak hürriyetinden yoksun bırakılmışkişiler bakımından getirildiği görülmektedir. Dolayısıyla kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının güvence altına aldığı şey, bireylerin yalnızca fizikselözgürlüğüdür (Galip Öğüt [GK], B. No: 2014/5863, 1/3/2017, § 35).
47. Anayasa Mahkemesi, yakalama emirlerinin infaz edilmediğidönemde temel hak ve hürriyetlere yönelik bazı etkileri bulunsa da bu dönemdehenüz kişilerin fiziksel özgürlükleri maddi olarak kısıtlanmamış olduğundan sözkonusu etkilerin kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik bir müdahaleolarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığını belirtmiştir (Galip Öğüt, § 41). Aynı durum infazedilmemiş veya infaza henüz konulmamış tutuklama kararları için de geçerlidir (Ferhat Encu, B.No: 2017/4576, 28/6/2018, § 53).
48. Somut olayda başvurucu, İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin4/9/2014 tarihli kararı ile Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmayaveya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçundan tutuklanmıştır (bkz.§ 34). Başvurucu ayrıca İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliğince 27/12/2014 tarihindesilahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmıştır (bkz. § 8).
49. Başvurucu her iki tutuklama kararı nedeniyle ayrı ayrıbireysel başvuruda bulunmuştur (bkz. § 35).Bununlabirlikte başvurunun konusunu oluşturan silahlı terör örgütüne üye olma suçundanverilen tutuklama kararının işleme konulmadığı ilgili ceza infaz kurumlarıncabelirtilmiştir. Atılı suçtan verilmiş bir tutuklama kararı bulunmakta ise debaşvurucunun bu suçtan verilen tutuklama kararı nedeniyle fiziksel olaraközgürlükten yoksun bırakılması söz konusu değildir. Sonuç olarak silahlı terörörgütüne üye olma suçundan tutuklama kararına ilişkin olarak başvurucunun kişihürriyeti ve güvenliği hakkına bir müdahalede bulunulmamıştır (bkz. § 37).
50. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun iddialarına ilişkinolarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
A. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA9/1/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.