TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
KEMAL YİĞİT BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/1700)
Karar Tarihi: 20/1/2016
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Raportör Yrd.
:
Hikmet Murat AKKAYA
Başvurucu
:
Kemal YİĞİT
Vekili
:
Av. Esin ASLAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, ceza infaz kurumunda avukata gönderilmek istenenmektubun alıcısına gönderilmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkı, din vevicdan özgürlüğü ile haberleşme ve ifade hürriyetinin ihlal edildiğiiddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru, 22/2/2013 tarihindeİzmir 10. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerininidari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksikliklertamamlatılmış ve başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 16/6/2015tarihinde, başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.
4. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 16/6/2015tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafındanyapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından 3/7/2015tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikteyapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 29/7/2015tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
7. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüşbaşvurucuya 10/8/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir.Başvurucu Bakanlık görüşüne karşı beyanlarını 13/8/2015tarihinde ibraz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUlusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
9. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 174., 204. ve 302. maddeleri gereğince İzmir 2 No.lu F TipiYüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucu,6/12/2012 tarihinde Başsavcılığın kararı doğrultusunda İzmir 2 No.lu T TipiKapalı Ceza İnfaz Kurumuna sevk edilmiştir.
10. Başvurucu ile başvurucunun avukatı arasındaki vekâletakdi 24/11/2006 tarihinde kurulmuş olup başvurucunun,avukatına göndermek istediği APS mektubu, İzmir 2 No.lu F Tipi YüksekGüvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulunca sakıncalı olarak değerlendirilmişve Disiplin Kurulunun 12/11/2012 tarihli ve 2012/986 sayılı kararıyla mektubungönderilmemesine karar verilmiştir.
11. İlgili mektup toplam 53 sayfa olup Türkçe dışında birdille yazılmıştır.
12. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza veGüvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 68. maddesinin (3) numaralıfıkrası kapsamında anılan mektubu inceleyen İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu6/4/2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmî Gazete’deyayımlanan, 20/3/2006 tarihli ve 2006/10218 sayılı Ceza İnfaz KurumlarınınYönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük’ün(İnfaz Tüzüğü) 91. maddesinin (3) numaralı fıkrasına ve Mektup OkumaKomisyonunca belirtilen nedenlere gönderme yaparak mektubun gönderilmemesinekarar vermiştir.
13. Başvurucunun avukatına göndermek istediği belgenin MektupOkuma Komisyonunca sakıncalı olarak görülme sebebi Disiplin Kurulu kararındaşöyle belirtilmiştir:
“Türkçedışında bir dil ile Kürtçe olduğu tahmin edilen dil ile yazıldığı, hükümlüKemal Yiğit’in ceza infaz kurumumuzda kaldığı dönem içerisinde resmi makamlarave diğer mercilere Türkçe olarak yazışmalarını yapabildiği, hükümlünün cezainfaz kurumumuzda yazılan metinleri tercüme edebilecek nitelikli personelolmadığını bildiği ve bu sebeple böyle bir yöntem seçtiği, söz konusu mektubunşahsın savunmasına yönelik olmadığı, içeriğinde savunmasına ilişkin herhangibir resmi belgenin bulunmadığı, söz konusu mektubun Kürtçe bilen ancak herhangibir sertifika ya da belgeye sahip olmayan personel tarafından tercümeedilebilen kısmında dışarıda bulunan sivil halkı eylemlere özendirmek istediği,silahlı terör örgütünün savaş stratejisi hakkında bilgiler içerdiği, örgütpropagandası içerdiği, örgütsel mücadeleye destek istediği tespit edilmiştir.”
14. Başvurucu İnfaz Kurumu Disiplin Kurulunun bu kararınakarşı İzmir 1. İnfaz Hâkimliği nezdinde şikâyet başvurusunda bulunmuştur. İnfazHâkimliği 21/12/2012 tarihli ve E.2012/2434,K.2012/2516 sayılı kararla başvurucunun şikâyetini reddetmiştir. Şikâyetinreddedilme gerekçesi özetle şöyledir:
“İzmir 2 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu'nda tutuklubulunan KEMAL YİĞİT'in Disiplin Kurulu Başkanlığı'nın12/11/2012 tarih ve 986 sayılı kararına itirazınailişkin 30/11/2012 tarihli dilekçesi hâkimliğimize gelmekle evrak incelendi.
GEREĞİDÜŞÜNÜLDÜ:
Tutuklutarafından İzmir 2 Nolu F Tipi Yüksek güvenlikliKapalı Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığı'nın 12/11/2012tarih ve 986 sayılı "mektubun verilmemesi" kararına itiraz edilmiştir.
Dosyaiçerisinde mevcut, itiraz eden tutuklu Kemal Yiğit tarafından Av. Esin Aslan’agönderilen mektubun içeriği incelendiğinde ve içeriği dikkate alındığında, ‘Pkk terör örgütünü bir kahraman gibi gösteren, öven,yücelten, çeşitli ceza infaz kurumlarında kalmakta olan hükümlü/tutuklulardanşiir, makale gibi yazılar toplayarak ölen terör örgütü üyeleriniölümsüzleştirmeye çalışan, kişileri örgütsel mücadeleye teşvik eden, terörörgütü propagandası içeren cümlelerin bulunması’ gerekçesiyle, Kurum DisiplinKurulu Başkanlığının 12/11/2012 tarih ve 2012/986sayılı kararının Kanun, Tüzük ve Yönetmeliklere uygun olduğu, itirazın reddinekarar vermek gerektiği…”
15. Başvurucu, İnfaz Hâkimliğinin kararına karşı itirazyoluna başvurmuştur. İtirazı inceleyen İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi 16/1/2013 tarihli ve 2013/68 Değişik İş sayılı kararıylaİnfaz Hâkimliğinin kararındaki gerekçeye atıf yaparak kararın usul ve yasayauygun olduğundan bahisle başvurucunun itirazının reddine karar vermiştir.
16. Anılan karar başvurucuya 5/2/2013tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 22/2/2013 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
17. 5275 sayılı Kanun’un 59. maddesinin (4) numaralı fıkrasışöyledir:
“(4) Avukatların savunmaya ilişkin belgeleri, dosyaları ve müvekkilleriile yaptıkları konuşmaların kayıtları incelemeye tâbi tutulamaz. Ancak, 5237 sayılı Kanunun 220 nci,İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü ve Beşinci Bölümlerinde yer alan suçlardanmahkûm olan hükümlülerin avukatları ile ilişkisi; konusu suç teşkil edenfiilleri işlediğine, infaz kurumunun güvenliğini tehlikeye düşürdüğüne, terörörgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının örgütsel amaçlı haberleşmelerinearacılık ettiğine ilişkin bulgu veya belge elde edilmesi halinde, CumhuriyetBaşsavcılığının istemi ve infaz hâkiminin kararıyla, bir görevli görüşmedehazır bulundurulabileceği gibi bu kişilerin avukatlarına verdiği veyaavukatlarınca bu kişilere verilen belgeler infaz hâkimince incelenebilir. İnfazhâkimi belgenin kısmen veya tamamen verilmesine veya verilmemesine karar verir.Bu karara karşı ilgililer, 4675 sayılı Kanuna göre itiraz edebilirler.”
18. 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesi şöyledir:
“(1)Hükümlü, bu maddede belirlenenkısıtlamalar dışında, kendisine gönderilen mektup, faks ve telgrafları alma veücretleri kendisince karşılanmak koşuluyla, gönderme hakkına sahiptir.
(2)Hükümlü tarafından gönderilen ve kendisine gelen mektup, faks ve telgraflar;mektup okuma komisyonu bulunan kurumlarda bu komisyon, olmayanlarda kurumun enüst amirince denetlenir.
(3) Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeyedüşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veyadiğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veyakuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakaretiiçeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlü tarafındanyazılmış ise gönderilmez.
(4) Hükümlü tarafından resmî makamlara veyasavunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar denetime tâbideğildir.”
19. İnfaz Tüzüğü’nün 122. maddesi şöyledir:
“(1) 91 inci maddeye göre mektup alma vegönderme hakkı kapsamında hükümlüler tarafından yazılan mektup, faks vetelgraflar, zarfı kapatılmaksızın bu işle görevlendirilen ikinci müdürbaşkanlığında, idare memuru ve yüksek okul mezunu ikiinfaz ve koruma memuru tarafından oluşturulan mektup okuma komisyonunailetilmek üzere güvenlik ve gözetim servisi personeline verilir. Yapılanincelemeden sonra gönderilmesinde sakınca görülmeyen mektuplar üzerine"görüldü" kaşesi vurulur, zarf içerisine konularak kapatılır vepostaneye teslim edilir.
(2) Resmî makamlara veya savunması içinavukatına gönderilenler hakkında 91 inci maddenin dördüncü fıkrası hükmüuygulanır.
(3) Hükümlülere gönderilen ve açılıpincelendikten sonra verilmesinde sakınca olmadığı anlaşılan mektup, faks vetelgraflar zarfları ile birlikte verilir.”
20. İnfaz Tüzüğü’nün 91. maddesinin (3) ve (4) numaralıfıkrası şöyledir:
“(3) Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeyedüşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veyadiğer suç örgütleri mensuplarının örgütsel amaçlı olarak haberleşmelerine nedenolan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehditve hakareti içeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlütarafından yazılmış ise gönderilmez.
(4) Hükümlü tarafından resmî makamlara veyasavunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar denetime tâbideğildir. Ancak, hükümlünün savunması için avukatına gönderilen mektup, faksveya telgraflar 84 üncü maddenin ikinci fıkrasının (c) bendinin (2) numaralıalt bendinde belirtilen hâllerin gerçekleşmesi hâlinde, bu gönderiler hakkındada 84 üncü maddenin ikinci fıkrasının (c) bendinin (2) numaralı alt bendindebelirtilen esas ve usuller uygulanır.”
21. İnfaz Tüzüğü’nün 84. maddesinin ikinci fıkrasının (c)bendinin (2) numaralı alt bendi şöyledir:
“2. 5237 sayılı Kanunun 220 ncimaddesinde, İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü ve Beşinci Bölümlerinde yeralan suçlardan mahkûm olan hükümlülerin avukatları ile ilişkisinde avukatınsavunmaya ilişkin olduğunu beyan ettiği belge ve dosyalar fiziki olarakaranabilir. Konusu suç teşkil eden fiilleri işlediğine, infazkurumunun güvenliğini tehlikeye düşürdüğüne, terör örgütü veya diğer suçörgütleri mensuplarının örgütsel amaçlı haberleşmelerine aracılık ettiğineilişkin bulgu veya belge elde edilmesi halinde, Cumhuriyet başsavcılığınınistemi ve infaz hâkiminin kararıyla, bir görevli görüşmede hazırbulundurulabileceği gibi bu kişilerin avukatlarına verdiği veya avukatlarıncabu kişilere verilen belgeler infaz hâkimince incelenebilir. İnfaz hâkimibelgenin kısmen veya tamamen verilmesine veya verilmemesine karar verir. Bukarara karşı ilgililer, 4675 sayılı Kanuna göre itiraz edebilirler.”
22. 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı İnfazHâkimliği Kanunu’nun 6. maddesinin altıncı fıkrası şöyledir:
“İtiraz, infaz hakimliğinin kurulduğu yer ağırceza mahkemesine, ağır ceza mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunmasıhalinde (2) numaralı daireye yapılır. İnfaz hâkimi aynı zamanda bu mahkemeninüyesi olduğu takdirde itirazla ilgili karara katılamaz.”
23. 5237 sayılı Kanun’un ikinci kitap dördüncü kısım dördüncübölümde yer alan 302. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Devlet topraklarının tamamını veya birkısmını yabancı bir devletin egemenliği altına koymaya veya Devletinbağımsızlığını zayıflatmaya veya birliğini bozmaya veya Devletin egemenliğialtında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden ayırmaya yönelikbir fiil işleyen kimse, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ilecezalandırılır.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
24. Mahkemenin 20/1/2016 tarihindeyapmış olduğu toplantıda, başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
25. Başvurucu; avukatıyla yazışmahakkının engellendiğini, avukatına yazmış olduğu mektubun Cezaevi idaresinceKürtçe yazılar olduğu gerekçesiyle gönderilmediğini, herhangi bir tercümanaçevirisi yaptırılmamış yazının örgütsel faaliyetlerle ilgili olduğunitelendirmesinin soyut iddia olduğunu, mektubun suç unsuru içermediğini,idarenin kararına karşı yaptığı şikâyet ve itiraz yollarında yargılamanın usulüneuygun yapılmadığını ve hakkında daha önce verilen hapis cezaları ile ilişkiliolarak adil yargılanma hakkının ihlal edildiği düşüncesiyle Avrupa İnsanHakları Mahkemesine (AİHM) başvurulduğunu belirterek adil yargılanma hakkının,din ve vicdan özgürlüğü ile haberleşme ve ifade hürriyetlerinin ihlaledildiğini ileri sürmüş; manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
26. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde başvurucunun adilyargılanma, din ve vicdan özgürlüğü, haberleşme ile ifade hürriyetinin ihlaledildiğini ileri sürdüğü anlaşılmış ise de bu iddiaların özü, göndermekistediği mektubun Ceza İnfaz Kurumu idaresince sakıncalı görülerekgönderilmemesi nedeniyle haberleşme hürriyetinin kısıtlanması hakkındadır.Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesiile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu sebeple başvurucunun bütün iddialarıhaberleşme hürriyeti kapsamında değerlendirilmiştir. Nitekim AİHM de haberleşmealanında ifade özgürlüğünün Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS/Sözleşme)8. maddesi ile güvence altına alındığını hatırlatmaktadır (Silver ve diğerleri/Birleşik Krallık, B.No: 5947/72, 25/3/1983, § 107; Fazıl Ahmet Tamer/Türkiye, B. No: 6289/02,5/12/2006, § 33; Ahmet Temiz, B.No: 2013/1822, 20/5/2015, § 23).
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
27. Başvurucunun, avukatına göndermek istediği mektubunsakıncalı olduğuna karar verilmesi nedeniyle anayasal haklarının ihlaledildiğine ilişkin şikâyetleri açıkça dayanaktan yoksun değildir. Ayrıca başkabir kabul edilemezlik nedeni de bulunmadığından başvurunun kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Başvurucu veBakanlık Görüşleri
28. Başvurucu, avukatına göndermek istediği metnin içeriğindesuç unsuru oluşturabilecek veya örgütsel haberleşme şeklinde yorumlanabilecekbir ifade bulunmamasına rağmen İnfaz Kurumunca sakıncalı olarak görüldüğünüifade ederek haberleşme hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
29. Bakanlık görüşünde;
i. Başvurucunun bu başlık altındakişikâyetlerinin Sözleşme'nin 8. maddesi kapsamında incelenmesi gerektiğibelirtilmiştir, ayrıca haberleşme hakkının demokratik toplum için önemihatırlatılmış ve devletlerin pozitif ve negatif yükümlülüklerine değinilmiştir.
ii. AİHM'in yerleşik içtihatlarında özelhayata saygı gösterilmesi hakkına ilişkin düzenlemelerde devletlerin takdir hakkıbulunduğunun değerlendirildiğini, özel hayata saygı hakkına ilişkin ihlalnedeniyle yapılacak incelemenin öncelikle korunan menfaatin hakkın kapsamınagirip girmediğinin, ikinci olarak hakkın kapsamı içinde olduğu tespit edilenmenfaate yönelik bir müdahale olup olmadığının, müdahalenin varlığı hâlindebunun Anayasa’nın 20. ve 13. maddelerinde öngörülen şartlara uygun olupolmadığının incelenmesi gerektiği belirtilmiştir.
iii. Hükümlünün avukatına yazdığı mektubun Cezaevi tarafındandenetlenmesi ve gönderilmemesine ilişkin olarak, bir avukatla haberleşmenin neamaçla olursa olsun AİHS’in 8. maddesi uyarıncaayrıcalıklı bir statüye sahip olduğu, bu nedenle avukata gönderilen birmektubun okunmasına, yalnızca yetkili makamların mektubun muhteviyatınıncezaevi kurumunun veya bir başkasının güvenliğini tehdit ettiği ya da başkabakımlardan suç teşkil eden bir niteliğe haiz olduğu kanaatine vardıklarıhâllerde avukatına teslimine izin verilemeyeceğini belirten AİHM’inKepeneklioğlu/Türkiye (B.No:73520/01, 23/1/2007) ile Fazıl Ahmet Tamer/Türkiye kararları hatırlatılmış ve başvurucununiddialarının bu kararlar doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiğibildirilmiştir.
30. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı cevabında başvurudilekçesindeki ifadelerini anılan AİHM kararları ışığında yinelemiştir.
b. Genel İlkeler
31. Anayasa’nın 22. maddesi şöyledir:
“Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir.Haberleşmenin gizliliği esastır.
Millî güvenlik, kamudüzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunmasıveya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veyabirkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine busebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkilikılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez vegizliliğine dokunulamaz. Yetkilimerciin kararı yirmi dört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararınıkırk sekiz saat içinde açıklar; aksi halde, karar kendiliğinden kalkar.
İstisnaların uygulanacağı kamu kurum vekuruluşları kanunda belirtilir.”
32. Sözleşme’nin “Özel veaile hayatına saygı hakkı” kenar başlıklı 8. maddesi şöyledir:
“1. Herkes özel ve aile yaşamına, konutuna vehaberleşmesine saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir.
2. Bu hakların kullanılmasına ulusal güvenlik,kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, suçun veya düzensizliğin önlenmesi,genel sağlık ve genel ahlakın korunması, başkalarının hak ve özgürlüklerininkorunması amacıyla, hukuka uygun olarak yapılan ve demokratik bir toplumdagerekli bulunan müdahaleler dışında, kamu makamları tarafından hiçbir müdahaleyapılamaz.”
33. AİHM, haberleşme özgürlüğüne ilişkin şikâyetleriSözleşme’nin 8. maddesi çerçevesinde incelemektedir. Bununla birlikteSözleşme’nin 8. maddesine karşılık Anayasa’da tek bir madde bulunmamaktadır.Başvurucunun iddialarına esas olan haberleşme özgürlüğü Anayasa’nın 22.maddesinde düzenlenmiştir.
34. Anayasa’nın 22. maddesinde herkesin haberleşmeözgürlüğüne sahip olduğu ve haberleşmenin gizliliğinin esas olduğu hüküm altınaalınmıştır. Sözleşme’nin 8. maddesinde de herkesin haberleşmesine saygıgösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Anayasa veSözleşme’nin ortak koruma alanı, haberleşme özgürlüğünün yanı sıra -içeriği vebiçimi ne olursa olsun- haberleşmenin gizliliğini de güvence altına almaktadır.Haberleşme kapsamında bireylerin karşılıklı ve toplu olarak sözlü, yazılı vegörsel iletişimlerine konu olan ifadelerinin gizliliğinin sağlanması gerekir.Posta, elektronik posta, telefon, faks ve internet aracılığıyla yapılanhaberleşme faaliyetlerinin haberleşme özgürlüğü ve haberleşmenin gizliliğikapsamında değerlendirilmesi gerekir (MehmetKoray Eryaşa, B. No: 2013/6693, 16/4/2015, § 49).
35. Kamu makamlarının, bireyin haberleşme özgürlüğüne vehaberleşmesinin gizliliğine keyfî şekilde müdahale etmelerinin önlenmesi,Anayasa ve Sözleşme ile sağlanan güvenceler kapsamında yer almaktadır.Haberleşmenin içeriğinin denetlenmesi, haberleşmenin gizliliğine ve dolayısıylahaberleşme özgürlüğüne yönelik ağır bir müdahale oluşturur. Bununla birliktehaberleşme özgürlüğü, mutlak nitelikte olmayıp meşru birtakım sınırlamalaratabidir. Bu kapsamdaki özel sınırlama ölçütleri, Anayasa’nın 22. maddesininikinci fıkrasında ve Sözleşme’nin 8. maddesinin (2) numaralı fıkrasındasayılmıştır (Mehmet Koray Eryaşa, § 50).
36. AİHM kararlarına göre haberleşme özgürlüğüne yapılanmüdahale öncelikle kanunla öngörülmelidir. Müdahalenin yasal dayanağınıoluşturan mevzuatın “ulaşılabilir”,yeterince açık ve belirli bir eylemin gerektirdiği sonuçlar açısından “öngörülebilir” olması gerekir. İkinciolarak söz konusu sınırlandırma “meşru biramaca” dayalı olmalı, bunun yanı sıra müdahale demokratik birtoplumda gerekli ve ölçülü olmalıdır (Silverve diğerleri/Birleşik Krallık, §§ 85-90; Klass ve diğerleri/Almanya, B. No: 5029/71, 6/10/1978,§§ 42-55; Campbell/Birleşik Krallık, B. No: 13590/88,25/3/1992, § 34).
37. Dolayısıyla haberleşme özgürlüğüne yapıldığı iddia edilenmüdahalelerin incelenmesinde kanunilik ve müdahaleyi haklı kılan sebeplerin varolup olmadığı her somut olayın kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir.
c. İlkelerin OlayaUygulanması
i. MüdahaleninVarlığı
38. Somut olayda başvurucunun avukatına göndermek istediğimektubun savunmaya yönelik olmadığı ve örgüt propagandası içerdiği gerekçesiyleİnfaz Kurumu Disiplin Kurulu kararıyla sakıncalı olduğuna karar verilmiştir.Dolayısıyla anılan işlem ile kamu makamları tarafından başvurucunun haberleşmeözgürlüğüne bir müdahalede bulunulmuştur.
ii. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı
39. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 22. maddesininikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasınadayanmadığı, Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerine getirmediğimüddetçe Anayasa’nın 22. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu nedenlesınırlamanın; Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen öze dokunmama, Anayasa’nın ilgilimaddesinde belirtilmiş olma, kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın sözüneve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyet’in gereklerine veölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığınınbelirlenmesi gerekir (Ahmet Temiz,§ 36).
Kanunilik
40. Haberleşme özgürlüğüne getirilen sınırlamaların önceliklekanunla öngörülmüş olması gerekmektedir. AİHM içtihatlarında ifade edilenkanunla öngörülme kriteri, kendi içerisinde üç temelprensibi içermektedir. İlk olarak müdahale teşkil eden eylem mevzuatta yer alanbir düzenlemeye dayanmalıdır. İkinci olarak müdahalenin dayanağını teşkil edendüzenleme, ilgili kişi açısından yeterli derecede ulaşılabilir olmalıdır. Sonolarak söz konusu düzenleme, hitap ettiği kişiler bakımından davranışlarını onagöre yönlendirme ve belli koşullar çerçevesinde eylemleri neticesinde meydanagelebilecek sonuçları öngörebilmeye olanak sağlayacak açıklıkta olmalıdır (Silver ve diğerleri/Birleşik Krallık, §§86-88).
41. Kanunilik ilkesinin yerine getirilmesinin, haberleşmehürriyetinin kısıtlanabileceğine dair genel bir yasal düzenleme yapılması ilemümkün olduğu söylenemez. Buna göre “kanununkalitesi” olarak tanımlanabilecek kanuni düzenlemede bulunmasıgereken temel esaslar belirlenerek takdir yetkisini kullanacak mercilerinsınırlarının da netliğe kavuşturulması gereklidir. Bu bağlamda AnayasaMahkemesi Genel Kurulunun kararında belirttiği üzere kanun ile o konuya ilişkintemel esasların, ilkelerin ve çerçevenin ortaya konulmuş olması gerekir (AYM,E.1984/14, K.1985/7, 13/6/1985). Bu noktada -özelliklekanunun idari makamlara haberleşme özgürlüğüne müdahalede takdir yetkisitanıdığı durumlarda- ilgili kanunun bu yetkinin çerçevesini belirli biraçıklıkta belirlemesi gerekmektedir (Mehmet NuriÖzen ve diğerleri/Türkiye, B. No: 15672/08, 11/1/2011,§ 56; Tan/Türkiye, B. No:9460/03, 3/7/2007, § 21).
42. Cezaevi idaresinin hükümlü ve tutukluların haberleşmesinemüdahalesinin Anayasa’nın 22. maddesinin hangi fıkrası kapsamında kaldığınınbelirlenmesi müdahalenin kanuniliği açısından önemlidir. Zira ikinci fıkrakapsamında olduğunun kabulü hâlinde hâkim kararı veya onayı olmaksızın yapılanbir müdahale, kanunilik ilkesini karşılamayacaktır. Öte yandan üçüncü fıkranıngündeme gelmesi durumunda kanun koyucunun cezaevini istisna kamu kurumu olarakkabul edip etmediği değerlendirilecektir (AhmetTemiz, § 39).
43. 5275 sayılı Kanun’un “Hapiscezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6. maddesinin (1)numaralı fıkrasının (b) bendi şöyledir:
“Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin düzenlibir yaşam sürdürmeleri sağlanır. Hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığıhürriyetten yoksunluk, insan onuruna saygının korunmasını sağlayan maddî vemanevî koşullar altında çektirilir. Hükümlülerin, Anayasada yer alan diğerhakları, infazın temel amaçları saklı kalmak üzere, bu Kanunda öngörülenkurallar uyarınca kısıtlanabilir.”
44. Buna göre 5275 sayılı Kanun’un 6.maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde yer alan “…Hükümlülerin, Anayasada yer alan diğer hakları,infazın temel amaçları saklı kalmak üzere, bu Kanunda öngörülen kurallaruyarınca kısıtlanabilir.” ibaresi uyarınca cezaevlerinin haberleşmehürriyetinin kısıtlanabileceği istisnai kamu kurumu olarak kabul edildiğideğerlendirilmiştir (Mehmet Koray Eryaşa, § 76). Dolayısıyla hâkim kararı olmaksızınusul ve esasları gerçekleştirmek kaydıyla hükümlülerin haberleşmesinin denetimimümkündür.
45. Somut olayda hükümlünün Cezaevinden avukatına yaptığı yazışmanındenetimi ve sınırlanmasının dayanağı, 5275 sayılı Kanun’un 59. ve 68. maddesiile İnfaz Tüzüğü’nün 84., 91. ve 122. maddeleridir.
46. 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesiile anılan Tüzük’ün 91. maddesinde hükümlülerinmektup, faks ve telgraf gönderme ve kendilerine gönderilenleri alma hakkınasahip oldukları, resmî makamlara veya savunmaları için avukatlarınagönderdikleri mektup, faks ve telgrafların denetime tabi olmadığı, 5275 sayılıKanun’un 59. maddesine paralel şekilde İnfaz Tüzüğü’nün 91. maddesinin dördüncüfıkrasında “Hükümlü tarafından resmî makamlara veya savunması için avukatınagönderilen mektup, faks ve telgraflar denetime tâbi değildir. Ancak, hükümlününsavunması için avukatına gönderilen mektup, faks veya telgraflar 84 üncümaddenin ikinci fıkrasının (c) bendinin (2) numaralı alt bendinde belirtilenhâllerin gerçekleşmesi hâlinde, bu gönderiler hakkında da 84 üncü maddeninikinci fıkrasının (c) bendinin (2) numaralı alt bendinde belirtilen esas veusuller uygulanır.” denilerek hükümlü tarafından avukata gönderilenmektupların hangi merci tarafından, hangi hâllerde ve usullerle denetime tabitutulabileceği düzenlenmiştir.
47. Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temelilkelerinden biri "belirlilik"tir.Bu ilkeye göre yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangibir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır veuygulanabilir olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşıkoruyucu birtakım güvenceler içermesi gereklidir. Belirlilik ilkesi, hukuksalgüvenlikle bağlantılı olup birey, belirli bir kesinlik içinde, hangi somuteylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunlarınkamu otoritesine hangi müdahale yetkisini doğurduğunu kanundan öğrenebilmeimkânına sahip olmalıdır. Birey, ancak bu durumda kendisine düşenyükümlülükleri öngörüp davranışlarını düzenleyebilir. Hukuk güvenliği;kuralların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devletegüven duyabilmesini, devletin de kanuni düzenlemelerde bu güven duygusunuzedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (AYM, E.2009/51, K.2010/73, 20/5/2010; AYM, E.2009/21, K.2011/16, 13/1/2011; AYM,E.2010/69, K.2011/116, 7/7/2011; AYM, E.2011/18, K.2012/53, 11/4/2012).
48. Kanunilik şartı, hak ve özgürlüklere yöneliksınırlamaların yalnızca şeklî olarak kanunla düzenlenmesi ile sınırlı olmayıpbunların içerik olarak da belirli bir amacı gerçekleştirmeye elverişliolmalarına ilişkin gerekliliği de ifade etmektedir. Bu açıdan kanun metni,bireylerin -gerektiğinde hukuki yardım almak suretiyle- hangi somut eylem veolguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belli bir açıklık vekesinlikte öngörebilmelerine imkân verecek düzeyde kaleme alınmış olmalıdır.Dolayısıyla uygulanması öncesinde kanun, muhtemel etki ve sonuçlarına dairyeterli derecede öngörülebilir olmalıdır. Bununla birlikte kanun metninin tümsonuç ve etkileri göstermesi her zaman beklenemeyeceğinden aranan açıklığınölçüsü; söz konusu metnin içeriği, düzenlemeyi hedeflediği alan ile hitapettiği kitlenin statü ve büyüklüğü gibi faktörler dikkate alınarakbelirlenebilir. Bu özelliklere sahip kanunun, aynı zamanda kolaylıklaerişilebilir nitelikte olması gerekir (AYM, E.2011/62, K.2012/2, 12/1/2012).
49. AİHM içtihatlarına göre de bir kanuni düzenlemenin;bireylerin davranışını ona göre düzenleyebileceği kadar kesinlik içermesi,gerektiği takdirde kişinin hukuki yardım almak suretiyle, bu kanunundüzenlediği alanda belli bir eylem nedeniyle ortaya çıkacak sonuçları makul birdüzeyde öngörebilmesi gerekmektedir. Öngörülebilirliğin mutlak ölçüde olmasıgerekmez. Kanunun açıklığı, arzu edilir bir durum olmakla birlikte bazen aşırıbir katılığı da beraberinde getirebilir. Oysa hukukun ortaya çıkan değişikliklereuyarlanabilmesi gerekmektedir. Birçok kanun, işin doğası gereği, yorumlanmasıve uygulanması pratik gerçekliğe bağlı olan yoruma açık formüller içermektedir(Kayasu/Türkiye, B. No: 64119/00, 76292/01, 13/11/2008, § 83).
50. 5275 sayılı Kanun’un 59. maddesi, hükümlülerin avukatlarıile ilişkisi hususunda özel bir hassasiyet göstermiş ve savunmaya ilişkinbelgelerin incelemeye tabi tutulamayacağını ifade etmiştir. Bu çerçevede İnfazTüzüğü’nün 84. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinin (2) numaralı altbendiyle beraber, avukata gönderilmek istenen metnin incelenmesi için aşağıdakişartların gerçekleşmesi gerekmektedir.
i. Öncelikle ilgilinin, 5237 sayılıKanun’un 220. maddesi ile ikinci kitap dördüncü kısım dördüncü ve beşincibölümlerinde yer alan suçlardan mahkûm olan hükümlü olması gerekir.
ii. Bu haberleşme nedeniyle konusu suç teşkil eden fiillerinişlendiğine, infaz kurumunun güvenliğinin tehlikeye düşürüldüğüne, terör örgütüveya diğer suç örgütleri mensuplarının örgütsel amaçlı haberleşmelerinearacılık edildiğine ilişkin bulgu veya belge elde edilmiş olması gerekir.
iii. Bu durumda bu kişilerin avukatlarına verdiği veyaavukatlarınca bu kişilere verilen belgeler ancak infaz hâkimince incelenebilir.
iv. Bu kapsamda İnfaz Tüzüğü’nün 84.maddesinde kamu görevlilerinin yetkileri düzenlenmiş olup sadece infaz hâkimibelgenin kısmen veya tamamen verilmesine veya verilmemesine karar verebilir.
v. Bu karara karşı ilgililer, 4675sayılı Kanun’a göre itiraz edebilirler.
51. İlgili hukuk kısmında gösterilen hükümler (bkz. §§ 16-22)incelendiğinde de hükümlü tarafından resmî makamlara veya savunması için avukatınagönderilen mektup, faks ve telgrafların denetime tabi olmadığı belirtilmiştir.Bununla beraber hükümlünün savunması için avukatına gönderilen mektup, faksveya telgraflar hakkında bu hükmün istisnası olarak İnfaz Tüzüğü’nün 84.maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinin (2) numaralı alt bendinde belirtilenhâl gösterilmiştir. Bu kapsamda, ayrıca 84. maddenin ikinci fıkrasının (c)bendinin (2) numaralı alt bendinde yer alan esas ve usullerin uygulanacağı dabelirtilmiştir.
52. Somut olayın değerlendirilmesinde UYAP kayıtlarındanbaşvurucunun 5237 sayılı Kanun’un ikinci kitap dördüncü kısım dördüncü bölümdeyer alan 302. maddesi uyarınca 2/12/2010 tarihindehüküm giydiği anlaşılmakla İnfaz Tüzüğü’nün 84. maddesinin ikinci fıkrasının(c) bendinin (2) numaralı alt bendinde belirtilen hâlin gerçekleşmesinin mümkünolduğu görülmektedir. Ancak başvurucu İnfaz Hâkimliğinin kararında tutukluolarak addedilmiştir (bkz. § 14).
53. Dolayısıyla 5237 sayılı Kanun’un220. maddesinde, ikinci kitap dördüncü kısım dördüncü ve beşinci bölümlerindeyer alan suçlardan mahkûm olan hükümlülerin avukatları ile mektuplaşmalarısırasında; avukata gönderilen mektubun, konusu suç teşkil eden fiilleriişlediğine, infaz kurumunun güvenliğini tehlikeye düşürdüğüne, terör örgütüveya diğer suç örgütleri mensuplarının örgütsel amaçlı haberleşmelerinearacılık ettiğine ilişkin olduğu yani savunmaya ilişkin olmadığı düşünülüyorsabu durumda ilk başta yapılması gereken husus,söz konusu belgelerin savunmaya ilişkin olup olmadığını değerlendirmedenilgili belgelerin fiziki olarak denetlenmesi ve infaz hâkimliğineyollanmasıdır. Bu kapsamda infaz hâkimliği, avukata gönderilmek istenenmektubun savunmaya ilişkin olup olmadığının değerlendirmesini kendisi yaparakkarar verecektir. Aksi takdirde yasada yer alan güvencelerin bir anlamıkalmayacağı gibi hâkim güvencesiyle verilen bu ilk karar sayesinde muhtemel hakihlallerinin önüne de geçilebilecektir.
54. Nitekim Yargıtay 9. Ceza Dairesi kanun yararına bozmaistemli benzer bir konuda 23/2/2011 tarihli veE.2010/12814, K.2011/1204 sayılı kararıyla “Tekirdağ1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfazKurumunda hükümlü olarak bulunan… H.K.’nin avukatına göndermiş olduğu mektubun okunup incelenmeksizin, sadece fiziki olarak kontrolününyapılabilmesi için cezaevi idaresine ağzı açık olarak verilmesi gerektiğini…” belirtmiştir. Söz konusu olaydahükümlünün avukata verdiği belgenin fiziki olarak incelenebileceği amaokunamayacağı ve bu belgelerin infaz hâkimliğince incelenebileceği sonucunavarılmıştır.
55. Bunun yanı sıra 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesiningerekçesi şöyle belirtilmiştir:
“Birleşmiş Milletler Hükümlülerin İyileştirilmesi İçin Asgari StandartKurallarının dış dünya ile irtibat kurma başlığını taşıyan 37 nci maddesinde, “Gerekli gözetim altında hükümlülerindüzenli aralıklarla aileleri ve yakın arkadaşları ile haberleşmelerine olanaksağlanarak iletişim kurmalarına izin verilir.” denilmektedir.
AvrupaCezaevi Kurallarının 43 üncü maddesinde de benzeri tavsiye kuralıbulunmaktadır.
Bumadde ile hükümlülere, kurum üst amirinin veya varsa mektup okuma komisyonunundenetiminden geçen mektup, faks ve telgrafları göndermek veya kendilerinegelenleri almak hakkı verilmektedir.
Yine AvrupaCezaevi Kurallarının 42 nci maddesinin (3) numaralıbendi, “her hükümlünün cezaevleri merkez idaresine, adlî makama veya diğeryetkili makamlara, kapalı zarfla, istek veya şikâyette bulunmasına izinverilmesi” tavsiyesini içermektedir. Şüphesiz istek ve şikâyetlerin kurumundenetimine tabi tutulması bu hakkı işlemez hale getirebileceğinden kapalızarfla istek ve şikâyette bulunmasına izin verilir denilmiştir.
Maddenindördüncü fıkrasında, hükümlünün resmî makamlara veya avukatına gönderdiği mektup,faks ve telgrafların denetime tabi olmayacağı esası benimsenerek, savunma hakkıvurgulanmıştır.
Cezaeviningüvenlik ve disiplini asıl olduğundan, asayiş ve güvenliği tehlikeye düşürecekhaberleşmelere izin verilmeyecektir. Bu husus maddenin üçüncü fıkrasında yeralan hükümle sağlanmıştır.”
56. Dolayısıyla cezaevinin güvenlik ve disiplini asıl olmaklaberaber avukata gönderilmek istenen belgenin savunmaya ilişkin olmadığı vemektubun sakıncalı olduğu konusundaki değerlendirmelerin yetkili mercilertarafından yapılması gerekmektedir. 5237 sayılı Kanun’un 220.maddesinde, ikinci kitap dördüncü kısım dördüncü ve beşinci bölümlerinde yeralan suçlardan biriyle mahkûm olan hükümlülerinavukatına göndermek istediği mektubun hangi merciler tarafından ne şekildedenetleneceği mevzuatta belirtilmekle, somut olayda 5237 sayılı Kanun’un 302.maddesinden hükümlü olan başvurucunun, avukatına göndermek istediği mektubunDisiplin Kurulu tarafından savunmaya yönelik olmadığının değerlendirilmesi veavukatına gönderilmemesi suretiyle yapılan müdahalenin kanunilik şartınıtaşımadığı anlaşılmaktadır. Bunun yanında ayrıca -İnfaz Hâkimliğininkararından anlaşıldığı kadarıyla- başvurucu hükümlü olmasına rağmen İnfazHâkimliğinin tutuklu olduğu zannıyla hareket ettiği anlaşılmaktadır (bkz. §14).
57. Müdahalenin kanunilik şartını sağlamadığı tespitedildiğinden haberleşme özgürlüğüne yönelik bir müdahalenin varlığı hâlindebulunması gereken ve Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen (bkz. § 39)Anayasa'nın ilgili maddesinde belirtilen meşru amaçlardan biri kapsamında olma,demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olmama gibi kriterlereriayet edilip edilmediğinin ayrıca değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.
58. Belirtilen nedenlerle Anayasa'nın 22. maddesinde güvencealtına alınan haberleşme özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
59. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
“(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya daedilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. …
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.” Başvurucu, anayasalhakları ihlal edildiği için 10.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
60. Başvurucunun Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altınaalınan haberleşme özgürlüğü ihlal edilmiştir.
61. İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yenidenyargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan kararın bir örneğinin yenidenyargılama yapılmak üzere İzmir 1. İnfaz Hâkimliğine gönderilmesine kararverilmesi gerekir.
62. Başvurucunun Anayasa'nın 22. maddesinde güvence altınaalınan haberleşme özgürlüğünün ihlal edildiğinin tespit edilmesi üzerineyalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığındabaşvurucuya takdiren net 3.000 TL manevi tazminatödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebininKABULÜNE,
B. Haberleşme özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınanhaberleşme özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğinin haberleşme özgürlüğünün ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İzmir1. İnfaz Hâkimliğine GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucuya net 3.000 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
F. Başvurucuya 1.800 TL vekâlet ücreti ÖDENMESİNE,
G. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE,
20/1/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.