TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
KEMAL ÖZCAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/18560)
Karar Tarihi: 12/2/2020
R.G. Tarih ve Sayı: 1/4/2020 - 31086
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Burhan ÜSTÜN
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Heysem KOCAÇİNAR
Başvurucu
:
Kemal ÖZCAN
Vekili
:
Av. Seyfettin DİKMEN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, sosyal güvenlik aylığının ödenmeye başlandığıtarihten itibaren geçerli olacak şekilde iptal edilmesi ve geriye dönük olarakborçlandırılma nedenleriyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 9/2/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. 5/10/1958 doğumlu olan başvurucu 1/3/1978 tarihinden21/12/1999 tarihine kadar Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) iştirakçisi olarakçalışmış, 5/7/1978 ile 6/3/1980 tarihleri arasında geçen 601 günlük hizmetsüresini borçlanmış ve 10/5/2001 tarihinde de Kurumdan aylık tahsis talebindebulunmuştur. Kurum, yaşlılık aylığı tahsisi için gerekli olan asgari 5.000günlük hizmet süresini doldurduğundan 1/6/2001 tarihinde başvurucuya aylıkbağlamıştır.
9. Aynı ad ve soyada sahip başka bir şahıs tarafından emekliliktalebinde bulunulması üzerine başvurucunun birleştirilen hizmetleri konusundaoluşan tereddüt nedeniyle SGK, başvurucunun 2012 yılı Nisan ayına ait aylığınınödemesini durdurmuştur.
10. SGK, başka bir kişiye ait 832 günlük hizmet süresininbaşvurucunun hizmet süresine eklendiğinin tespiti ve kalan 4.606 günlük hizmetsüresinin aylık bağlama tarihindeki asgari süreyi karşılamaması nedeniyle31/5/2012 tarihinde aylığın iptaline ve beş yıl boyunca ödenmiş toplam43.704,41 TL'nin bir ay içinde tek seferde ödenmesine karar vermiştir.
11. Başvurucu 4/7/2012 tarihinde işlemin iptali talebiyle davaaçmıştır. Başvurucu anılan dava dilekçesinde; aylık bağlama kararının veödemelerin Kuruma ait belgeler esas alınarak yapıldığını, kendisine izafedilebilecek bir kusur bulunmadığını ve aradan uzun bir zaman geçtikten sonraişlem tesis edilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
12. Karabük İş Mahkemesi (Mahkeme) 29/5/2014 tarihinde davanınkabulüne karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, yaşlılık aylığı bağlama tarihiitibarıyla şartları gerçekleşemeden aylık bağlanmış ise de bu husustabaşvurucuya izaf edilecek bir kusur bulunmadığına işaret etmiştir. Mahkemeayrıca başvurucunun 10/5/2001 tarihli tahsis talebinin isteğe bağlısigortalılık talebi olarak kabul edilmesi gerektiğinden buna göre eksikgünlerin tamamlanacağı 1/8/2002 tarihinden itibaren başvurucuya yaşlılık aylığıbağlanmasına karar vermiştir.
13. Hüküm, davalı SGK tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 21.Hukuk Dairesi (Daire) 8/9/2015 tarihinde başvurucunun 5.000 günlük asgarihizmet süresini doldurmaması ile isteğe bağlı sigortalılık yönünden talep veprim ödeme söz konusu olmadığından davanın reddine karar verilmek üzere hükmübozmuştur.
14. Mahkeme 1/12/2015 tarihinde yaşlılık aylığı bağlamatarihinde asgari hizmet süresinin dolmadığından ve isteğe bağlı sigortalılığailişkin olarak da başvurucunun işe giriş bildirimi, düzenli prim ödemesi; zorlaprim tahsili bulunmadığından davanın reddine karar vermiştir.
15. Başvurucu tarafından temyiz edilen hüküm, Dairece 19/1/2017tarihinde onanarak kesinleşmiştir.
16. Nihai karar 2/2/2017 tarihinde başvurucu vekiline tebliğedilmiştir.
17. Başvurucu 9/2/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
18. 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve GenelSağlık Sigortası Kanunu'nun 96. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"Kurumca işverenlere, sigortalılara,isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların haksahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğukişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanunkapsamındaki her türlü ödemeler;
a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarındandoğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllıksürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
b) Kurumun hatalı işlemlerindenkaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beşyıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihtenitibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylıksürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan,
itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ilebirlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir,alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.''
B. Uluslararası Hukuk
19. İlgili uluslararası hukuk için bkz. Uğur Ziyaretli,B. No: 2014/5724,15/2/2017, §§ 30, 31.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
20. Mahkemenin 12/2/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
21. Başvurucu, davalı hangi tarihte emekli olabileceğine ilişkinolarak SGK'nın bildirimi üzerine yaşlılık aylığı tahsisi talebinde bulunduğunuve SGK'nın da bu talebi kabul ederek 1/6/2001 tarihinden itibaren kendisineaylık bağladığını bildirmiştir. Başvurucu, anılan tarihten itibaren kendisineaylık bağlanmışken 12/4/2012 tarihinde öncelikle ödemenin durdurulduğunu ve31/5/2012 tarihinde de aylığın iptal edilerek beş yıl boyunca ödenmiş olantoplam 43.704,41 TL'nin faiziyle tahsiline karar verilmesinden yakınmıştır.Başvurucu; hizmetine ilişkin belge ve bilgilerin SGK tarafından tutulmakta olupKurumun cevabına göre hareket ettiğini ve bu kapsamda kendisine kusur izafeedilemeyeceğini belirterek hukuk devleti ilkesi, eşitlik ilkesi, mülkiyethakkı, hak arama hürriyeti ile sosyal güvenlik hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
B. Değerlendirme
22. Anayasa'nın "Mülkiyethakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:
"Herkes, mülkiyet ve miras haklarınasahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararınaaykırı olamaz."
23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetinin özü, yaşlılıkaylığının iptali ve iptal tarihinden geriye doğru beş yıl boyunca yapılanödemelerin iadesine yönelik olduğundan tüm şikâyetlerinin mülkiyet hakkıkapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
24. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan geçmişeyönelik borç çıkarılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Mülkün Varlığı
25. Somut olayda sosyal güvenlik kapsamında yapılan ödemelerAnayasa'nın 35. maddesi bağlamında mülk teşkil etmektedir (benzer yönde kideğerlendirmeler için bkz. Uğur Ziyaretli,B. No: 2014/5724, 15/2/2017, § 44).
b. Müdahalenin Varlığı veTürü
26. Başvurucuya yapılan sosyal güvenlik ödemelerinin istirdadıyolunda işlem tesis edilmesinin mülkiyet hakkına müdahale oluşturduğu açıktır.Anayasa Mahkemesi daha önce benzer başvuruları mülkiyetin kamu yararınakullanımının kontrolüne veya düzenlenmesine ilişkin üçüncü kural çerçevesindeincelemiştir (Kuddis Büyükakıllı,B. No: 2014/3941, 5/10/2017, § 45; FatmaÜlker Akkaya, B. No: 2014/18979, 22/2/2018, § 46). Somut olayda daaynı ilkelerden ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
c. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
i. Kanunilik
27. Olayda, yaşlılık aylığı tahsisi için talepte bulunulduğutarih itibarıyla gerekli olan 5.000 günlük çalışma süresi başvurucu tarafındansağlanmadığından 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesi uyarınca yapılan ödemelerin iadesiningerektiği belirtilmiştir. Mahkemenin bu yorumunun bariz bir takdir hatasınadayanmadığı ve açık bir keyfîlik içermediği görülmektedir. Dolayısıylamüdahalenin kanuni dayanağının bulunduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
ii. Meşru Amaç
28. Şartları gerçekleşemeden yapılan sosyal güvenliködemelerinin zamanaşımı süresi içinde iadesi yolunda işlem tesis edilmesininkamu yararı çerçevesinde sosyal güvenlik sisteminin devamlılığını ve sınırlıkamusal kaynakların doğru şekilde harcanmasını gözeten meşru bir amaç taşıdığısonucuna varılmıştır.
iii. Ölçülülük
29. Ölçülülük ilkesi elverişlilik,gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkedenoluşmaktadır. Elverişliliköngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişliolmasını, gereklilik ulaşılmakistenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafifbir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ileulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğiniifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2012/102,K.2012/207, 27/12/2012; E.2012/149, K.2013/63, 22/5/2013; E.2014/176,K.2015/53, 27/5/2015; E.2015/43, K.2016/37, 5/5/2016; E.2016/13, K.2016/127,22/6/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri,§ 38).
30. Hukuka aykırı ödemelerin tahsiline ilişkin uyuşmazlıklardamülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülülüğünün değerlendirilebilmesi içinbaşvurucuya kanuna aykırı olarak ödeme yapılması biçiminde ortaya çıkan sonucatarafların katkı derecelerine de bakılması gerekmektedir. Bu bağlamdatarafların yasal yükümlülüklerinin neler olduğu, bunların yerine getirilmesindeihmal gösterilip gösterilmediği ve ihmalin varlığının tespiti hâlinde bununhukuka aykırı sonucun doğmasında bir etkisinin bulunup bulunmadığı da gözönündetutulmalıdır (Uğur Ziyaretli, §65).
31. Öte yandan idarenin iyiyönetişim ilkesine uygun hareket etme yükümlülüğü bulunmaktadır. İyi yönetişim ilkesi kamu yararıkapsamında bir konu söz konusu olduğunda kamu otoritelerinin uygun zamanda,uygun yöntemle ve her şeyden önce tutarlı olarak hareket etmelerini gerektirir(Kenan Yıldırım ve Turan Yıldırım, B.No: 2013/711, 3/4/2014, § 68).
32. Anayasa Mahkemesi daha önce kamu makamlarının uygun zamanda,uygun yöntemle ve tutarlı olarak hareket etme sorumluluğu ile başvurucununtutum ve davranışlarını gözeterek benzeri başvuruları incelemiştir. Suzi Alyüz (B. No: 2013/679, 20/4/2016)kararında başvurucuya yaklaşık sekiz buçuk yıl boyunca yapılan yaşlılık aylığıödemelerinin, geçmişte yapılan usulsüz prim girişleri nedeniyle kanuni faiziile birlikte iadesinin istenmesinin başvurucunun ağır kusuru nedeniyle ölçülübir müdahale olduğu sonucuna varılmıştır (SuziAlyüz, §§ 45-63). Uğur Ziyaretli kararındaise başvurucunun emekliye ayrıldıktan sonra tekrar çalışmaya başlaması üzerineyersiz olarak ödenen yaşlılık aylıklarının başvurucunun ve idarenin müterafikkusurlarına rağmen anaparanın çok üzerinde bir miktarda faizle geri istendiğiolayda, bütün külfetin başvurucuya yükletilmesi nedeniyle ölçüsüz bir müdahaleolduğu değerlendirilerek faiz talebi yönünden mülkiyet hakkının ihlaline kararverilmiştir (Uğur Ziyaretli, §§69-78).
33. İdarenin hatalı işleminden kaynaklanan mülkiyet hakkınayönelik müdahalenin ölçülü olup olmadığının tespitinde idarenin hatalı işlemikarşısındaki tutumunun yanında işlemin fark edilmesinde geçen süre, hatalıişlem nedeniyle ödenen paranın tahsil edilmesindeki yöntem, alacağa kanuni faizuygulanması gibi yaptırımların öngörülüp görülmediği önem arz etmektedir (Tevfik Baltacı, B. No: 2013/8074,9/3/2016, § 71).
34. Sosyal adaletin gereği olarak idarenin tesis ettiği hatalıişlemi somut olayın koşullarına göre geri alabileceği veya belli durumlardakaldırabileceği hususunda kuşku yoktur. Bu tespit hatalı idari işlemdenkaynaklanan sosyal güvenlik ödemeleri için de geçerlidir. Aksi durum kişilerinsebepsiz zenginleşmesine yol açabileceği gibi sosyal güvenlik fonlarına katkıdabulundukları hâlde kanunlardaki koşulları sağlamadıkları gerekçesiyle ödemelerdenmahrum kalan kimseler yönünden adil olmayan sonuçlar doğurabilir. Bu durum,sınırlı kamu kaynaklarının uygun olmayan yöntemlerle dağıtımına cevaz verilmesianlamına gelebileceğinden kamu yararı ile örtüşmez (Tevfik Baltacı, § 74).
(1) Yaşlılık Aylığınınİptal Edilmesine İlişkin Şikâyet
35. Olayda başvurucu 1/3/1978 tarihinden 21/12/1999 tarihinekadar SGK iştirakçisi olarak çalışmış, 5/7/1978 ile 6/3/1980 tarihleri arasındageçen 601 günlük hizmet süresini borçlanması için 10/5/2001 tarihinde SGK'yamüracaat etmiştir. Başvurucunun anılan talebi Kurumca kabul edilip 1/6/2011tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmıştır. Başvurucuya bu şekilde 5.438gün üzerinden yaşlılık aylığı tahsis edilmiştir. SGK başka bir kişiye ait 832günlük hizmet süresinin başvurucunun hizmet süresine eklendiğinin tespiti vekalan 4.606 günlük hizmet süresinin aylık bağlama tarihindeki asgari süreyikarşılamaması nedeniyle 31/5/2012 tarihinde aylığın iptaline ve beş yıl boyuncaödenmiş toplam 43.704,41 TL'nin bir ay içinde tek seferde ödenmesine kararvermiştir.
36. Anayasa Mahkemesi benzer bir konu ile ilgili şikâyetleridaha önce incelemiş ve uygulanacak ilkeleriÜmmü Çakır kararında ortaya koymuştur. Anayasa Mahkemesi anılankararında; sigortalıya atfedilecek bir kusurun bulunmaması, bütünüyle idareningözetimi ve denetimi altında gerçekleştirilen bir idari işlemden makulgörülemeyecek kadar uzun bir süre sonra dönülmesi, hatanın yalnızca primgünlerinin hesaplanmasından kaynaklanması, eksik kalan gün sayısının oldukça azolması, sigortalının yaşı itibarıyla yeni bir sigortalılık talebinde bulunmaimkânının kısıtlı olması ve bağlanan aylığın oldukça mütevazı olup sigortalınınbaşkaca bir gelirinin tespit edilememesi hâllerinde yaşlılık aylığınınkesilmesi ve ödenen aylıkların geri istenmesinin sigortalıya önemli bir külfetyüklediği saptamasında bulunmuştur. Anayasa Mahkemesi bu saptamadan hareketlemüdahalenin içerdiği kamu yararı amacı ile mülkiyet hakkının korunmasıarasındaki adil dengenin kişiler aleyhine bozulduğu sonucuna ulaşmış vemülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir (Ümmü Çakır, §§ 58, 59).
37. Somut olayda öncelikle başvurucunun yaşlılık aylığınınkesilmesi suretiyle mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülü olupolmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. 1958 doğumlu olup yaşlılıkaylığının bağlandığı tarihte kırk üç ve bu aylığın kesildiği tarihte ise ellidört yaşında olan başvurucu, kendi isteğiyle çalışmaktan vazgeçmiş olupçalışmasına engel bir durumu bildirmediği ve hâlen çalışma çağındabulunduğundan eksik kalan 396 günlük hizmet süresini doldurma imkânınasahiptir. Dolayısıyla başvurucunun emekli olduğu ve aylığın kesildiği tarihlerile mevcut yaşı uyarınca eksik kalan gün sayısı nazara alındığında yaşlılıkaylığının kesilmesi yönündeki müdahalenin -içerdiği meşru amacın dayandığı kamuyararı ile karşılaştırıldığında- başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışıbir külfet yüklemediği değerlendirilmiştir.
38. Açıklanan gerekçelerle iade edilen miktar yönünden Anayasa’nın35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine kararverilmesi gerekir.
(2) Yaşlılık AylığıTahsisinin İptal Tarihinden İtibaren Son Beş Yıl İçinde Yapılan Ödemelerinİadesi Hususunda Benimsenen Yönteme İlişkin Şikâyet
39. Başvurucu, daha önce ödenen maaşların faizi ile cebrentahsiline yönelik işlem başlatılmasından yakınmaktadır.
40. İadeye ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesinin(a) ve (b) bendinde SGK tarafından fazla veya yersiz ödeme yapıldığının tespit edilmesihâlinde bu ödemelerin geri alınacağı düzenlenmiştir. Anılan maddenin (a)bendinde; yersiz ödemenin kişilerin kasıtlı veya kusurlu davranışlarındandoğması durumunda hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla onyıllık sürede, ödeme tarihinden itibaren hesaplanan kanuni faizi ile birliktegeri alınacağı hüküm altına alınmıştır. Bununla birlikte maddenin (b) bendinde,fazla veya yersiz ödemenin kurumun hatalı işleminden kaynaklanması hâlindehatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık süredeyapılan ödemeler toplamının ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde ödenmesi durumunda faizsiz olarak tahsil edileceği belirtilmiş;bu sürenin geçmesinden sonra yapılacak ödemeler bakımından ise yirmi dört aylıksürenin sonundan itibaren hesaplanan kanuni faizi ile geri alınacağı ifadeedilmiştir (bkz. § 27).
41. Sözü edilen hükümler uyarınca idare tarafından hatalı olaraködendiği tespit edilen anapara tutarının iadesinin talep edilebileceğihususunda kuşku bulunmamaktadır. Aksine bir durumun başvurucunun sebepsizzenginleşmesine yol açabileceği ve sosyal adaletle bağdaşmayacağı açıktır. Bunakarşın alacağın başvurucudan tahsilindeki yöntem önem arz etmektedir. Olaydabaşvurucuya ödenen toplam 43.704,41 TL tutarındaki yaşlılık aylığının Kurumunbildiriminden itibaren bir ay içinde ödenmesine hükmedilmiştir. Başvurucununişe başladığı ve yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğu tarihteki yaşınagöre başkasına ait kısa sayılmayacak bir hizmet süresinin lehinedeğerlendirilmesinde üzerine düşen sorumluluğu tam anlamıyla yerinegetirdiğinden söz edilemez ise de sigortalılara ait bilgi ve belgeleri tutmasınedeniyle davalı idarenin daha fazla kusurlu olduğu gözetildiğinde başkaca birgeliri ve mal varlığı saptanmayan başvurucunun kendisi için önemli bir meblağoluşturan bu rakamı bir ayda ödemekle yükümlü kılınması, başvurucuya kusurludavranışıyla orantısız bir külfet yüklenmesi sonucunu doğurmaktadır.
42. Bütün bu hususlar gözetildiğinde somut olay bağlamında kamuyararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gerekenadil dengenin başvurucu aleyhine bozulduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Dolayısıylabaşvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahale ölçüsüzdür.
43. Açıklanan gerekçelerle iade yöntemi yönünden Anayasa’nın 35.maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
44. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
45. Başvurucu ihlalin tespit edilmesini istemiş ve tazminattalebinde bulunmuştur.
46. Anayasa Mahkemesinin MehmetDoğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucunavarıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkelerbelirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikteihlal kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına değinmiş ve bu durumunihlalin devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlaledilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506,7/11/2019).
47. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığındansöz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle getirmenin yaniihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikleihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması, ihlale neden olankarar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması,varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bubağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
48. İncelenen başvuruda başvurucunun iadesi istenen tutarı birayda ödemekle yükümlü kılınması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğisonucuna ulaşılmıştır.Dolayısıyla ihlalin idarenin işleminden kaynaklandığıanlaşılmaktadır.
49. Bu durumda somut başvuru bakımından ihlalin idari işlemdenkaynaklandığı ve başvurucunun iade etmekle yükümlü olduğu tutarın iade şekli vezamanı hususunda takdir yetkisi de idareye ait olduğundan mülkiyet hakkınınihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak bir ödeme yöntemi belirlenmek üzerekararın bir örneğinin ilgili SGK Başkanlığına gönderilmesine karar verilmesigerekir.
50. İhlal nedenlerine göre kararın bir örneğinin ilgili kurumagönderilmesine karar verilmesinin ihlal iddiası açısından yeterli bir giderimoluşturduğu anlaşıldığından başvurucunun tazminat taleplerinin reddine kararverilmesi gerekir.
51. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve 3.000TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.257,50 TL tutarındaki yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. 1. Yaşlılık aylığının iptal edilmesine yönelik şikâyetyönünden Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkınınİHLAL EDİLMEDİĞİNE,
2. Yaşlılık aylığı tahsisinin iptal tarihinden itibaren son beşyıl içinde yapılan ödemelerin iadesi hususunda benimsenen yöntem nedeniyleAnayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının İHLALEDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için Sosyal Güvenlik Kurumu BaşkanlığınaGÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,
E. 257,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam3.257,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE12/2/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.