TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
KEMAL ALTUNDAĞ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2019/3071)
Karar Tarihi: 14/10/2020
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Eren Can BENAKAY
Başvurucu
:
Kemal ALTUNDAĞ
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, ilave tediye alacağının tahsili amacıylaaçılan davanın Yargıtay daireleri arasında süregelen görüş ayrılığından dolayıreddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 25/1/2019 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formları ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, Ömerli Sosyal Yardımlaşma ve DayanışmaVakfında (Vakıf) hizmet akdine dayalı olarak çalışmaktadır.
9. Başvurucu, kamu personeli olduğunu ileri sürerek4/7/1956 tarihli ve 6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışanİşçilere İlave Tediye Yapılması Hakkında Kanun uyarınca her bir yıllık çalışmasüresi içinde ödenmesi gereken iki aylık tutarındaki ilave tediye alacağınınödenmesi amacıyla Vakıf aleyhine dava açmıştır.
10. Ömerli Asliye Hukuk Mahkemesi, iş mahkemesi sıfatıylayapmış olduğu yargılama sonunda 2/8/2017 tarihli kararla başvurucunun davasınınkabulüne karar verilmiştir. Gerekçeli kararda, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi ileGaziantep Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 7. Hukuk Dairesinin emsal kararlarınagöre Vakfın 6772 sayılı Kanun kapsamında bir iş yeri olduğu belirtilmiştir.Buna bağlı olarak başvurucuya ilave tediye alacağı ödenmesine kararverilmiştir.
11. Davalı Vakıf, istinaf yoluna başvurmuştur. GaziantepBAM 8. Hukuk Dairesi 5/10/2017 tarihli kararıyla, Yargıtay 22. Hukuk Dairesininemsal kararları ile Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun(Yargıtay İBK) 9/6/2017 tarihli kararına göre Vakfın 6772 sayılı Kanungereğince kamu kurumu niteliğinde olmadığını belirterek ilk derece mahkemesikararını ortadan kaldırmış ve kesin olarak davanın reddine karar vermiştir.
12. Başvurucu temyiz yoluna başvurmuştur. Yargıtay 22.Hukuk Dairesinin 22/10/2018 tarihli kararıyla başvurucunun temyiz talebireddedilmiştir.
13. Nihai karar başvurucuya 10/1/2019 tarihinde tebliğedilmiştir. Başvurucu 25/1/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
14. İlgili hukuk için bkz. Yasemin Bodur, B. No:2017/29896, 25/12/2018, §§ 14-32.
V. İNCELEME VEGEREKÇE
15. Mahkemenin 14/10/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
16. Başvurucu kendisi ile benzer durumda olanların açmışolduğu davaların farklı sonuçlandığını, bu durumun Yargıtay 9. Hukuk Dairesiile 22. Hukuk Dairesi arasındaki görüş ayrılığından kaynaklandığını ifadeetmiştir. Söz konusu durumun Gaziantep BAM Dairelerine de yansıdığındanyakınmıştır. Vakfın kamu kurumu niteliğinde olmasına rağmen Yargıtay Daireleriarasındaki görüş ayrılığı nedeniyle davasının reddedilmesi sebebiyle adilyargılanma hakkının ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
17. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucunun farklı karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkınınve eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddiasının özünün adil yargılanmahakkının güvencelerinden biri olan hakkaniyete uygun yargılanma hakkına ilişkinolduğu ve bu kapsamda bir inceleme yapılması gerektiği değerlendirilmiştir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
18. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
19. Başvuru konusu ile ilgili ilkeler daha önce YaseminBodur (anılan kararda bkz. §§ 35-45) kararında ortaya konulmuştur.Anılan kararda Anayasa Mahkemesinin kanunilik ilkesi bağlamındaki görevinin,hukuk kurallarının birden fazla yorumunun varlığının hukuki belirlilik veöngörülebilirliği etkileyip etkilemediğini tespit etmek olduğu belirtilmiştir.Bu noktada derece mahkemelerinin hukuk kurallarını yorumlamasından kaynaklananiçtihat farkının süregelen bir hâl aldığı durumlarda uygulamadakitutarsızlıkları ortadan kaldıracak nitelikteki tedbirlerin önemine işaretedilmiştir. Hukukun üstünlüğü ilkesi gereği devletin, aynı yargı koluna dâhilmahkemeler arasındaki derin ve süregelen içtihat farklılıklarını ortadankaldırabilecek nitelikte bir mekanizmayı kurmak ve bu mekanizmanın etkin birşekilde işleyişini sağlayacak düzenlemeler yapmakla yükümlü olduğu ifadeedilmiştir.
20. Aynı kararda Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin ve sonradanbu görev verilen (kapatılan) Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin, anılan vakıfçalışanlarının kamu işçisi olduğuna ve şartları uygunsa ilave tediyealacağından yararlanacaklarına dair kararlar verdiği belirtilmiştir. Bunakarşılık olarak Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin anılan vakıfların özel hukuktüzel kişisi statüsüne sahip olduğunu ve dolayısıyla kamu personeli sıfatıbulunmayan çalışanlarının ilave tediyeden yararlanmayacağını istikrarlı olarakhüküm altına aldığı ifade edilmiştir. Yargıtay daireleri arasındaki derin vesüregelen içtihat farkının faaliyete giren istinaf mahkemesi niteliğindeki BAMdaireleri arasında da sürdürüldüğü saptanmıştır (Yasemin Bodur, §§ 48,50).
21. Anılan kararda sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakfıçalışanlarının ilave tediye alacağına hak kazanıp kazanmayacağı hususundasüregelen içtihat farklılığının derinleşmiş ve sürekli bir nitelik kazanmışolduğu, bu durumun davaların somut özelliğinden kaynaklanmadığı ve bu durumunortadan kaldırılmasını sağlayacak içtihadı birleştirme kararı gibi elverişlibir mekanizma işletilmemesi nedenleriyle varılan sonucun başvurucu içinöngörülemez olduğu ve yargılamanın hakkaniyetini zedelediği sonucunaulaşılmıştır (Yasemin Bodur, § 52).
22. Diğer taraftan, başvurucunun hizmet akdi ileçalıştığı Vakfın niteliğini de ele alan Yargıtay İBK'ya rağmen Yargıtaydaireleri, söz konusu kararın vakıfların niteliğini belirlemekle birlikteçalışanların statüsüne ilişkin bir tespit içermediği görüşünden hareketleönceki görüşleri doğrultusunda kararlar vermeye devam etmiştir (YaseminBodur, §§ 20, 23).
23. Somut başvurunun da aynı hususa ilişkin olması ve YaseminBodur kararından ayrılmayı gerektiren bir durumun bulunmaması nedeniylebaşvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanmahakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
24. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
25. Başvurucu ihlalin tespitine karar verilmesi talebindebulunmuştur. Başvurucunun manevi tazminat talebi yoktur.
26. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararındaihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genelilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer birkararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesininsonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibiilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (AligülAlkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
27. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
28. Bununla birlikte 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin(1) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilirken idari eylem ve işlem niteliğinde kararverilemez. Anayasa Mahkemesi ihlalin ve sonuçlarının nasıl giderileceğinehükmederken idarenin, yargısal makamların veya yasama organının yerine geçerekişlem tesis edemez. Anayasa Mahkemesi, ihlalin ve sonuçlarının nasılgiderileceğine hükmederek gerekli işlemlerin tesis edilmesi için kararı ilgilimercilere gönderir (Şahin Alpay (2) [GK], B. No: 2018/3007, 15/3/2018, §57).
29. Anayasa Mahkemesince Anayasa'nın 36. maddesindegüvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygunyargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Somut olaylardaihlalin aynı hukuki nedene dayalı olarak benzer konumdaki kişiler tarafındanaçılan davalarda aradan geçen uzun zamana rağmen Yargıtay daireleri arasındakigörüş farkının ortadan kaldırılıp uygulama birliğinin sağlanmamasındankaynaklandığı anlaşılmaktadır. Diğer bir ifadeyle ihlal, başvurucunun aynı andaiki farklı yorumu yürürlükte bulunan ve bu nedenle belirlilik kriterinitaşımayan bir hukuk kuralına tabi tutulmasından kaynaklanmaktadır.
30. Anayasa Mahkemesince yapılan ihlal tespitinin derecemahkemesi kararının sonucuna yönelik olmadığının ve derece mahkemesince varılansonuçtan bağımsız olduğunun altı çizilmelidir. Hâl böyle olunca ihlalingiderilmesi için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır.Aksi durum, yani ihlalin giderim şekli olarak yargılamanın yenilenmesinehükmedilmesi, bu yorumlardan birine üstünlük tanınarak taraflardan bir lehinetercihte bulunulması anlamına gelebilecektir. Bu da var olan ihlaligidermeyeceği gibi derece mahkemesinde görülen uyuşmazlığın diğer tarafıaleyhine yeni ihlallerin doğmasına yol açabilecektir. Dolayısıyla somut olayda,yargılamanın yenilenmesi ihlalin sonuçlarını ortadan kaldıracak nitelikte biryol olarak kabul edilemeyeceğinden başvurucunun manevi tazminat talep etmediğide dikkate alınarak yalnızca ihlalin tespitine karar verilmesi gerekir.
31. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 364,60 TL harçtanoluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının İHLALEDİLDİĞİNE,
C. 364,60 TL harçtan oluşan yargılama giderininbaşvurucuya ÖDENMESİNE,
D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
E. Kararın bir örneğinin bilgi için Ömerli Asliye HukukMahkemesine (E.2016/190, K.2017/60) GÖNDERİLMESİNE,
F. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 14/10/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.