TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
KENAN YILDIRIM VE TURAN YILDIRIM BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/711)
Karar Tarihi: 3/4/2014
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serruh KALELİ
Üyeler
:
Nuri NECİPOĞLU
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Zühtü ARSLAN
Raportör
:
Murat AZAKLI
Başvurucular
:
1. Kenan YILDIRIM
2. Turan YILDIRIM
Vekilleri
:
Av. Yusuf İzzettin DOĞAN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucular, Esenyurt BelediyeBaşkanlığı aleyhine açtıkları kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelininödenmesi davası sonunda Mahkemece hükmedilen bedelin ödenmediğini, Belediyealeyhine yaptıkları icra takiplerinin sonuçsuz kaldığını belirterek, mülkiyetve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşler, tazminat talepetmişlerdir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 11/1/2013 tarihinde Küçükçekmece 3. Asliye HukukMahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespitedilmiştir.
3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 31/10/2013 tarihinde,kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölümegönderilmesine karar verilmiştir.
4. Birinci Bölümün 14/11/2013 tarihli ara kararı gereğincebaşvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Adalet Bakanlığının 27/12/2013 tarihli görüş yazısı13/1/2014 tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiş olup, başvurucular vekili15/1/2014 havale tarihli dilekçesinde, mülkiyet ve adil yargılanma haklarınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerinde ifadeedildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:
7. İstanbul ili Büyükçekmece ilçesi Esenyurtköyü, 190 ada 15 parsel numaralı taşınmaz, EsenyurtBelediyesi tarafından başvuruculara yapılan satış sonucu, 21/8/1991 tarihindebaşvurucular adlarına 1/2'şer pay oranlarıyla tapuya tescil edilmiştir.
8. Başvurucular, 14/5/2008 tarihinde EsenyurtBelediye Başkanlığı aleyhine Büyükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesindeaçtıkları davada, davalının, tadilat imar planı ile 190 ada 15 parsel numaralıtaşınmazın tamamını park alanına dönüştürdüğünü, fiilen taşınmaza el attığını,yapılan imar değişikliği ile ikinci kez Düzenleme Ortaklık Payı (DOP) kestiğiniileri sürerek kamulaştırma yapılmaksızın el atılan taşınmazın bedeli olarak7.000 TL'nin tahsilini talep etmişlerdir.
9. Mahkemece, 26/11/2008 tarih ve E.2008/519, K.2008/1438sayılı kararla; imar planı değişikliği ile taşınmazın park alanı olarakayrıldığı ve bu doğrultuda davalı tarafından kamulaştırma kararı alınaraktaşınmazın tapu kaydına şerh verildiği, başvurucuların taşınmazıkullanmalarının engellendiği, taşınmaza kamulaştırma yapılmaksızın el atıldığıgerekçesiyle; taşınmazın 158.012 TL olan toplam değerinden taleple bağlıkalınarak 7.000 TL'sinin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdantahsili ile eşit oranda başvuruculara ödenmesine taşınmazın davacılar adınaolan tapu kaydının iptali ile davalı Belediye adına tapuya tesciline kararverilmiştir.
10. Temyiz üzerine, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 14/12/2009tarih ve E.2009/10244, K.2009/17487 sayılı kararıyla hüküm onanmıştır.
11. Karar düzeltme istemi, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin8/4/2010 tarih ve E.2010/5515, K.2010/6076 sayılı ilamıyla reddedilmiştir.
12. Başvurucular, 4/2/2010 tarihinde anılan Mahkeme kararınadayalı olarak Esenyurt Belediye Başkanlığı aleyhineKüçükçekmece 1. İcra Müdürlüğünün E.2011/3809 sayılı dosyasında 7.000 TL asılalacak, işlemiş faiz, vekalet ücreti, faiz ve yargılama giderleri ile birlikte10.058,77 TL'nin asıl alacağa uygulanacak %9 faiz ile tahsili amacıyla ilamadayalı icra takibi başlatmışlar ve Esenyurt BelediyeBaşkanlığına icra emri gönderilmiştir.
13. Başvurucular, 11/5/2010 tarihinde EsenyurtBelediye Başkanlığı aleyhine Büyükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesindeaçtıkları davada, davalının 190 ada 15 parsel numaralı taşınmaza kamulaştırmayapmaksızın el attığı iddiasıyla ilk kararda hesaplanan 158.012 TL'denMahkemece 26/11/2008 tarih ve E.2008/519, K.2008/1438 sayılı kararla hükmedilen7.000 TL kamulaştırmasız el atma bedelinin mahsubu ile bakiye 151.012 TL'nintahsilini talep etmişlerdir.
14. Mahkemece, 15/9/2010 tarih ve E.2010/687, K.2010/959sayılı kararla; davalının kamulaştırma yapmaksızın taşınmaza el attığı,taşınmazın değerinin 158.012 TL olduğu ve ilk kararda 7.000 TL'nin davalıdantahsiline ve taşınmazın Belediye adına tapuya tesciline karar verildiğigerekçesiyle davanın kabulüne, bakiye 151.012 TL taşınmaz bedelinin 14/5/2008tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsili ile eşit orandabaşvuruculara ödenmesine karar verilmiştir.
15. Temyiz üzerine, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 29/9/2011tarih ve E.2011/5379, K.2011/15196 sayılı kararıyla hüküm onanmıştır.
16. Karar düzeltme istemi, aynı Dairenin 26/3/2012 tarih veE.2011/21571, K.2012/5735 sayılı ilamıyla reddedilmiştir.
17. Başvurucular, 19/10/2010 tarihinde, temyizden önce,anılan Mahkeme kararına dayalı olarak EsenyurtBelediye Başkanlığı aleyhine Küçükçekmece 2. İcra Müdürlüğünün E.2010/10753sayılı dosyasında 151.012 TL asıl alacak, işlemiş faiz, vekalet ücreti, faiz vedava giderleri ile birlikte 198.949,30 TL'nin asıl alacağa uygulanacak %9 faizile tahsili amacıyla ilama dayalı icra takibi başlatmışlar ve Esenyurt Belediye Başkanlığına icra emri gönderilmiştir.
18. Başvurucular, 4/12/2012 tarihinde EsenyurtBelediye Başkanlığına başvurarak, kesinleşmiş Mahkeme kararlarına dayalıalacaklarının ne zaman ödeneceğinin ve ödeme sırasının bildirilmesini talepetmişlerdir.
19. Esenyurt Belediye Başkanlığınca, 11/12/2012tarih ve 5056 sayılı yazı ile her iki icra takip dosyasındaki taleplerin,10/12/2003 tarih ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun 34.maddesi gereği ödeme yapılmak üzere sıraya alındığı bildirilmiş, icra ödemelistesinde başvurucuların alacaklarının ödenmediği ve ödeme yapılacaklararasında 30. ve 31. sırada oldukları belirtilmiştir.
20. Anılan yazı 18/12/2012tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiştir.
B. İlgili Hukuk
21. 16/5/1956 tarih ve 1956/1-6sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı şöyledir:
“Taşınmazınakamulaştırmasız el konulan malik, el atmanın önlenmesi davası açabileceği gibi,bu eylemli duruma razı olduğu takdirde taşınmaz bedelini isteme hakkı dabulunmaktadır. Taşınmaz sahibinin el konulan taşınmazın bedelini talep ederekdava açması halinde, taşınmazın el koyma tarihindeki bedeli değil, mülkiyethakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki değerinin belirlenerektahsiline karar verilir.”
22. 5018 sayılı Kanun'un “Ödenemeyen giderler ve bütçeleştirilmişborçlar” kenar başlıklı 34. maddesinin birinci veikinci fıkraları şöyledir:
“Ödemeemri belgesine bağlandığı halde ödenemeyen tutarlar, bütçeye gider yazılarakemanet hesaplarına alınır ve buradan ödenir. Ancak, malın alındığı veyahizmetin yapıldığı malî yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar talep edilmeyenemanet hesaplarındaki tutarlar bütçeye gelir kaydedilir. Gelir kaydedilen tutarlar,mahkeme kararı üzerine ödenir.
Kamu idarelerinin nakit mevcudunun tümödemeleri karşılayamaması halinde giderler, muhasebe kayıtlarına alınmasırasına göre ödenir. Ancak, sırasıyla kanunları gereğince diğer kamuidarelerine ödenmesi gereken vergi, resim, harç, prim, fon kesintisi, pay vebenzeri tutarlara, tarifeye bağlı ödemelere, ilama bağlı borçlara, ödenmemesihalinde gecikme cezası veya faiz gibi ek yük getirecek borçlara ve ödenmesitalep edilen emanet hesaplarındaki tutarlara öncelik verilir.”
23.5018 sayılı Kanun’un “Taşınır ve taşınmaz edinme” kenar başlıklı 45. maddesinin birincifıkrası şöyledir:
“Genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri, kamuhizmetlerinin zorunlu kıldığı durumlarda gereken nicelikte ve nitelikte taşınırve taşınmazları, yurt içinde veya yurt dışında, bedellerini peşin veya taksitleödeyerek veya finansal kiralama suretiyle edinebilirler. Kamu idareleri,taşınmaz satın alma veya kamulaştırma işlemlerini yetki devri yoluyla bir başkakamu idaresi eliyle yürütebilir. Genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerininedindiği taşınmazlar Hazine adına, diğer kamu idarelerine ait taşınmazlar isetüzel kişilikleri adına tapu sicilinde tescil olunur. Hazine adına tesciledilen taşınmazlar Maliye Bakanlığı tarafından yönetilir. Bu tescil işlemleri,adına tescil yapılan idarenin taşınmazın bulunduğu yerdeki ilgili biriminebildirilir.”
24.9/6/1932 tarih ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun “Haczi CaizOlmıyan Mallar ve Haklar” kenar başlıklı 82.maddesinin1.fıkrası şöyledir:
“Aşağıdaki şeyler haczolunamaz:
1. Devlet malları ile mahsus kanunlarındahaczi caiz olmadığı gösterilen mallar,
…”
25.4/11/1983 tarih ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na 18/6/2010 tarih ve 5999sayılı Kamulaştırma Kanununda Değişiklik YapılmasınaDair Kanun’la eklenen “Kamulaştırmasızel koyma sebebiyle tazmin” kenarbaşlıklı geçici 6. maddenin son fıkrası şöyledir:
“Bumadde uyarınca ödenecek olan tazminatın tahsili sebebiyle idarelerin mal, hakve alacakları haczedilemez."
26. 2942sayılı Kanun’un, 24/5/2013 tarih ve 4687 sayılı Bazı Kanunlar ile 375 SayılıKanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun iledeğiştirilen, “Kamulaştırılmaksızın kamuhizmetine ayrılan taşınmazların bedel tespiti” kenar başlıklı geçici6. maddesinin sekizinci ve onbirinci fıkralarışöyledir:
“Kesinleşen mahkeme kararlarına istinaden bumadde uyarınca ödemelerde kullanılmak üzere, ihtiyaç olması hâlinde, merkeziyönetim bütçesine dâhil idarelerin yılı bütçelerinde sermaye giderleri içinöngörülen ödeneklerinin (Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı veSahil Güvenlik Komutanlığı bütçelerinin güvenlik ve savunmaya yönelik mal vehizmet alımları ile yapım giderleri için ayrılan ödeneklerin) yüzde ikisi, belediyeve il özel idareleri ile bağlı idareleri için en son kesinleşmiş bütçegelirleri toplamının, diğer idareler için en son kesinleşmiş bütçe giderleritoplamının en az yüzde ikisi oranında yılı bütçelerinde pay ayrılır. Kesinleşenalacakların toplam tutarının ayrılan ödeneğin toplam tutarını aşması hâlinde,ödemeler, sonraki yıllara sâri olacak şekilde, garametenve taksitlerle gerçekleştirilir. Taksitlendirmede, bütçe imkanları ilealacakların tutarları dikkate alınır. Taksitli ödeme süresince, 3095 sayılıKanuna göre ayrıca kanuni faiz ödenir. İdare tarafından, mahkeme kararıgereğince nakdi ödeme yerine, üçüncü fıkrada belirtilen diğer uzlaşma yollarıda teklif edilebilir ve bu maddenin uzlaşmaya ilişkin hükümlerine göre işlemyapılabilir.
….
“Bu madde uyarıncaödenecek olan bedelin tahsili sebebiyle idarelerin mal, hak ve alacaklarıhaczedilemez.”
27. 3/7/2005 tarih ve 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Belediyenin yetkileri ve imtiyazları” kenarbaşlıklı 15. maddesinin son fıkrası şöyledir:
“Belediyenin proje karşılığı borçlanma yoluylaelde ettiği gelirleri, şartlı bağışlar ve kamu hizmetlerinde fiilen kullanılanmalları ile belediye tarafından tahsil edilen vergi, resim ve harç gelirlerihaczedilemez.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
28. Mahkemenin 3/4/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucuların 11/1/2013 tarih ve 2013/711 numaralı bireysel başvurularıincelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucuların İddiaları
29. Başvurucular, Esenyurt BelediyeBaşkanlığından satın aldıkları ve adlarına tapuya tescilli taşınmazlarınaBelediye tarafından kamulaştırma yapılmaksızın el atıldığını, Belediye aleyhineBüyükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları davalar sonunda taşınmazınbedelinin Belediyeden tahsiline karar verildiğini, Mahkeme kararlarının icrasıamacıyla Küçükçekmece 1. ve 2. İcra Müdürlüklerinde yapılan ilama dayalı icratakibine rağmen hükmedilen bedellerin ödenmediğini, Belediyenin kamu mallarınınhaczedilmezliğine dayalı kanun hükümlerine dayanaraködemeden kaçındığını, taşınmazın mülkiyetinin Belediyeye geçtiğini, buna rağmentaşınmazın bedelinin ödenmediğini belirterek, mülkiyet ve adil yargılanmahaklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşler, ihlalin tespitini, taşınmazındeğerinin artması nedeniyle Mahkemece karar verilen ve ödenmeyen 158.012 TLtazminatın rayiç değeri olarak, 395.000 TL maddi tazminata ve 100.000 TL manevitazminata hükmedilmesini talep etmişlerdir.
B. Değerlendirme
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
30. Başvurucuların, Mahkeme kararıyla hükmedilen taşınmazbedelinin ödenmemesiyle ilgili şikâyetleri açıkça dayanaktan yoksun olmadığıgibi, bu şikâyetler için diğer kabul edilemezlik nedenlerinden herhangi biri debulunmamaktadır. Bu nedenle, başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesigerekir.
2. Esas Yönünden
31. Başvurucular, kamulaştırmasız el atılan taşınmazbedelinin ödenmesi davaları sonunda hükmedilen bedellerin ödenmediğinibelirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ilerisürmüşlerdir.
32. Adalet Bakanlığı görüş yazısında, başvurucuların,kesinleşmiş ve infaz edilebilir mahkeme kararının infazının sağlanmadığına dairihlal iddialarının, adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlali iddialarıkapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.
33. Adalet Bakanlığının görüşüne karşı başvurucular, mülkiyetve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini, başvuru dilekçelerindekihususları tekrar ettiklerini bildirmişlerdir.
34. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine göre, AnayasaMahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamugücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altınaalınmış olmasının yanı sıra Sözleşme ve Türkiye’nin taraf olduğu ekprotokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa veSözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içerenbaşvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (B. No:2012/1049, 26/3/2013, § 18).
35. Anayasa’nın 138. maddesininson fıkrası şöyledir:
“Yasama ve yürütme organları ile idare,mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarınıhiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”
36. Başvurucunun ihlal iddiaları, iki ayrı başlık altındadeğerlendirilmiştir.
a. Adil Yargılanma Hakkının İhlali İddiası
37. Anayasa’nın “Hak aramahürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahiptir.”
38. Sözleşme’nin “Adilyargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgiliuyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusundakarar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarakgörülmesini isteme hakkına sahiptir.”
39. Sözleşme metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan veadil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. AnayasaMahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi veAİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşme’nin lafziiçeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamınadâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yervermektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).
40. Anayasa’nın 36. maddesindeifade edilen hak arama özgürlüğü, diğer temel hak ve özgürlüklerden gerekenşekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkiligüvencelerden biri olmakla birlikte aynı zamanda toplumsal barışı güçlendiren,bireyin adaleti bulma, hakkı olanı elde etme, haksızlığı önleme uğraşının daaracıdır. Hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı, sadece yargı mercileriönünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunmada bulunma hakkını değil,yargılama sonunda hakkı olanı elde etmeyi de kapsayan bir haktır (AYM,E.2009/27, K.2010/9, K.T. 14/1/2010).
41. Adil yargılanma hakkının unsurlarından biri de mahkemeyeerişim hakkıdır. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürmeve aynı zamanda mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme haklarını dakapsar. Mahkeme kararlarının uygulanması, yargılama sürecini tamamlayan veyargılamanın sonuç doğurmasını sağlayan bir unsurdur. Karar uygulanmazsa yargılamanında bir anlamı olmayacaktır (bkz. Hornsby / Yunanistan, B. No: 18357/91,19/3/1997, § 40).
42. Yargı kararlarının uygulanması “mahkemeye erişim hakkı” kapsamındadeğerlendirilmektedir. Buna göre, yargılama sonucunda mahkemenin bir kararvermiş olması yeterli değildir; ayrıca bu kararın etkili bir şekildeuygulanması da gerekir. Hukuk sisteminde, nihai mahkeme kararlarını,taraflardan birinin aleyhine sonuç doğuracak şekilde uygulanamaz hale getirendüzenlemeler bulunması veya mahkeme kararlarının icrasının herhangi bir şekildeengellenmesi hallerinde, “mahkemeye erişimhakkı” da anlamını yitirir (B. No: 2012/144, 2/10/2013, § 28).
43. AİHM, kesinleşmiş ve bağlayıcı bir yargı kararının,lehine karar verilen tarafın zarar görmesine rağmen infaz edilmemesi durumunda,Sözleşme’nin 6. maddesinin teminat altına aldığı mahkemeye erişim hakkının biranlam ifade etmeyeceğini vurgulamaktadır. Hangi yargı makamı verirse versin,bir yargı kararının veya hükmünün infaz edilmesi, 6. madde anlamında “dava”nıntamamlayıcı unsuru olarak değerlendirilmelidir (bkz. Burdov / Rusya, B. No:59498/00,7/5/2002, § 34).
44. Davaya taraf olan kişinin etkin korunması ve hukukauygunluğun sağlanması, idarenin kendisi hakkında verilebilecek nihai yargıkararlarına uymasını gerektirmektedir. Şayet idare, yargı kararını uygulamayıreddediyor veya ihmal ediyor ya da onu uygulamayı geciktiriyorsa, bu durumdadavada taraf olan kişinin davanın safahatı süresince yararlandığı Sözleşme’nin6. maddesinde öngörülen teminatlar, her türlü varlık nedenini kaybetmektedir(bkz. Süzer ve Eksen Holding A.Ş. / Türkiye,B. No:6334/05, 23/10/2012, § 115).
45. AİHM, Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamında bir yargı yerineulaşma hakkının, sadece teorik olarak bu hakkın tanınmasını değil, aynı zamandao yargı yerinden alınan nihai kararın icrasına yönelik meşru bir beklentiyi dekoruduğunu kabul etmiştir (bkz. Apostol / Gürcistan, B. No:40765/02, 28/2/2007,§ 54).
46. Devlet, bir kurumu aleyhinde verilen nihai ve bağlayıcımahkeme kararıyla ortaya konulan borcunu ifa etmemek için ekonomik kaynakyokluğunu mazeret olarak ileri süremez (bkz.Burdov / Rusya, B. No:59498/00, 7/5/2002,§ 35).
47. Devlet aleyhine birey lehine verilmiş olan nihai birkararın söz konusu olduğu durumlarda, birey ayrı bir icra takibi yapmayazorlanamaz (bkz. ManushaqePuto ve Diğerleri / Arnavutluk, B. No:604/07, 34770/09, 43628/07, 31/7/2012, § 71).
48. Başvuru konusu olayda, kamulaştırma yapılmaksızın vebedeli ödenmeksizin taşınmaza el atıldığı iddiasıyla Belediye aleyhine açılandava sonucunda taşınmazın bedelinin Belediyeden tahsiline karar verilmiş olup,bu sorunun çözümüne yönelik olarak yürütülen somut yargılama faaliyetinin,medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku bulunmamaktadır.
49. Başvurucular, Esenyurt BelediyeBaşkanlığı aleyhine Büyükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları davalarsonunda tazminatın Belediyeden tahsiline karar verildiğini, Mahkemekararlarının icrası amacıyla Küçükçekmece 1. ve 2. İcra Müdürlüklerindebaşlattıkları ilama dayalı icra takiplerine rağmen hükmedilen alacaklarınödenmediğini, taşınmazın mülkiyeti Belediyeye geçtiği halde Belediyenin kamumallarının haczedilmezliğine dayalı kanun hükümlerinedayanarak ödemeden kaçındığını belirterek, adil yargılanma haklarının ihlaledildiğini ileri sürmüşlerdir.
50. Büyükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesince başvurucularlehine verilen kararın icra edilebilir olmasına ve başvurucuların hukuksisteminde düzenlenen tüm başvuru yollarını kullanmalarına rağmen, Mahkemekararıyla hükmedilen taşınmaz bedeli herhangi bir sebep gösterilmeden İdaretarafından ödenmemiş ve bu şekilde Mahkeme kararı başvurucular aleyhine sonuçdoğuracak şekilde uygulanmamıştır.
51. Mahkemece hükmedilen taşınmaz bedelinin ödenmesindekinormal olmayan gecikmeler, paranın değer kaybetmesi göz önünde tutulduğunda,taşınmazına el konulan kişileri belirsizlik içinde bırakarak maddi kayıplaraneden olabilir. Hatta mahkemece faize hükmedilse dahi bu faiz miktarının, maddizararların tamamını karşılama imkanı olmayabilir (bkz. Akkuş / Türkiye, B.No:19263/92,9/7/1997, § 29).
52. 2942 sayılı yasaya eklenen geçici 6. maddenin onbirinci fıkrası, 9/10/1956 ile 4/11/1983 tarihleriarasındaki kamulaştırmasız el atmalar nedeniyle mahkemelerce hükmedilentazminatların tahsili amacıyla idarelerin mal, hak ve alacaklarınınhaczedilemeyeceği hükmünü içermektedir. Kanun'da bu amaçla idarelerinbütçelerinden belli bir pay ayrılması ve ödemelerin bu paylar üzerindenyapılması, ayrılan payın hükmedilen tazminat miktarını karşılamaması halindeödemelerin gelecek yıllara aktarılarak taksitle ve garametenyapılması öngörülmüştür. Taksitlendirme halinde kanuni faiz ödenmesi de kuralabağlanmıştır (AYM, E.2010/83, K.2012/169, K.T. 1/11/2012). Ancak hukuka aykırıolarak bireyin mülkiyet hakkına müdahale eden idarenin, kesinleşen mahkemekararlarıyla hükmedilen alacakları veya tazminatları ödememekte ısrar etmesihalinde, adil yargılanma hakkının kapsamında mahkemeye erişim hakkı ihlaledilmiş olur. Anılan düzenleme, kesinleşen mahkeme kararlarıyla hükmedilenalacak veya tazminatları ödememe sebebi olamaz.
53. Kesinleşmiş mahkeme kararlarının makul süredeuygulanmaması ya da icra edilmemesi adil yargılanma hakkının ihlaliniteliğindedir. Somut olayda başvurucular lehine verilen Mahkeme kararları,başvurucuların bu kararların icrası için gerekli tüm girişimlerde bulunmalarınarağmen Belediye tarafından gerekçe gösterilmeksizin dört yılı aşkın süreboyunca yerine getirilmemiştir. Anılan kararların niteliği dikkate alındığındabu sürenin makul olmadığı açıktır.
54. Belediyenin, aleyhine verilen, kesinleşmiş ve infaz edilebiliryargı kararlarının infazını sağlamak için gerekli tedbirleri almamaklabaşvuranların mahkemeye erişim haklarını ihlal ettiği ve dolayısıylaAnayasa’nın 36. maddesini etkili sonuçları bakımından konusuz bıraktığıanlaşılmış olup, başvurucuların adil yargılanma haklarının ihlal edildiğinekarar verilmesi gerekir.
b. Mülkiyet Hakkının İhlaliİddiası
55. Anayasa’nın “Mülkiyethakkı” kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:
“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılmasıtoplum yararına aykırı olamaz.”
56. Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün “Mülkiyetin korunması” kenar başlıklı 1.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığınasaygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararısebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genelilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.
Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetinkamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya dabaşka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekligördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez”
57. Anayasa’nın 35. maddesi ve Ek 1 No.lu Protokol’ün 1.maddesi paralel düzenlemelerle mülkiyet hakkına yer vermiştir.
58. Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesiüç temel kuraldan oluşmaktadır. Birinci kural, genel olarak mülkiyettenbarışçıl yararlanma veya mülkiyete saygı ilkesidir. Bu husus, birinci fıkranınilk cümlesinde düzenlenmiştir. İkinci kural mülkiyetten yoksun bırakmayıdüzenler ve bunu belirli koşullara bağlı kılar. Bu da aynı fıkranın ikincicümlesinde düzenlenmiştir. Üçüncü kural ise devletlerin kamu yararına uygunolarak ve bu amacın gerektirdiği ölçüde yasaların uygulanması yoluylamülkiyetin kullanımını kontrol etme yetkisini tanır, bu ise ikinci fıkrada yeralmaktadır (bkz. Sporrongve Lönnroth / İsveç, B. No: 7151/75, 7152/75, 23/9/1982,§ 61).
59. Anayasa’nın 35. maddesi de Sözleşme’yeEk 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesindeki düzenlemeye paralel şekilde, birincifıkrasında mülkiyet hakkını tanımış, ikinci ve üçüncü fıkralarında ise mülkiyethakkının sınırlandırılması ve bu sınırlandırmanın ölçütü belirtilmiştir.
60. AİHM, yargı kararlarının icrasının gecikmesini, “mülkten barışçıl yararlanma” hakkınamüdahale olarak kabul etmektedir (bkz. Burdov / Rusya, B. No:59498/00, 7/5/2002, § 40).
61. Somut olayda olduğu gibi, kamulaştırma işlemi yapmaksızınbireylere ait taşınmaza el atan idarenin, bu fiili nedeniyle aleyhine açılandava sonucunda hükmedilen alacağı veya tazminatı ödememesi, mülkiyettenbarışçıl yararlanma veya mülkiyete saygı ilkesini ihlal niteliğindedir.
62. Anayasa’nın 35. maddesineuygun olarak bir kimsenin mülkiyet hakkına devlet tarafından müdahale edilmişseveya malvarlığı üzerindeki hakları kullanılamaz hale getirilmişse, bu kişininhakkının korunması gerekir. Bu da ancak mülkiyete konu malvarlığının değerininödenmesi suretiyle gerçekleştirilebilir. Kural olarak devlet tarafından elatılan malvarlığının değerini, devletin kendiliğinden ödemesi beklenir (bkz. Carbonarave Ventura / İtalya, B. No: 24638/94, 30/5/2000, § 67).
63. Mülkiyet hakkının kapsamına dâhil olabilecek malvarlığıdeğerlerinin de belirlenmesi gerekir. Anayasa’nın 35. maddesi ile 1 No.lu EkProtokol’ün 1. maddesinin koruma alanı içinde yer alan menfaatlerin kapsamına,mevcut bir mülk girebileceği gibi kesin bir şekilde tanımlanmış alacak haklarıda girebilir (AYM, E.2000/42, K.2001/361, K.T. 10/12/2001; AYM, E.2006/142,K.2008/148, K.T. 24/9/2008).
64. Bir mahkeme hükmünden doğan alacak, icra edilebilirolduğunun kanıtlanması durumunda mal ve mülk olarak kabul edilebilir (bkz. Burdov / Rusya, B.No:59498/00, 7/5/2002, § 40). Kamulaştırmayapılmaksızın el atılan taşınmaz bedelinin ödenmesine yönelik mahkeme kararınınicra edilebilir olduğunda şüphe bulunmamaktadır.
65. AİHM, demokratik bir toplumda hukukun üstünlüğü ilkesineatıfla, alacak hakkı bulunduğunu gösteren yargı kararlarının uygulanmamasınedeniyle mülkiyet hakkının da ihlal edildiğini kabul etmektedir (bkz. Süzer ve Eksen Holding A.Ş. / Türkiye, B.No:6334/05, 23/10/2012, § 155).
66. Öte yandan, Sözleşme’nin 6. maddesi ile Protokol’ün 1.maddesi, devlete, yargı kararlarının uygulanması bakımından etkili bir sistemkurma yükümlülüğü getirmektedir. (bkz.Fuklev / Ukrayna, B. No: 71186/01, 30/11/2005, § 84). Bir mahkeme kararını uygulamakla görevlikamu makamları, bu kararın uygulanmasını engellemekte ya da kararın uygulanmasıiçin gerekli özeni göstermemekteyse bu durum Anayasa’nın 35. ve 36.maddelerinin ihlali anlamına gelir.
67. Başvuruya konu Mahkeme kararlarıyla Belediye tarafındankamulaştırma yapılmaksızın el atılan taşınmaz bedelinin Belediyeden tahsilinekarar verilmiş olup, hüküm altına alınan taşınmaz bedeli, başvurucuların alacakhakları olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla mahkeme kararına dayalı bualacaklar “mülkiyet” hakkı kapsamında değerlendirilir.
68. “İyi yönetişim” ilkesi, kamu yararı kapsamında bir konusöz konusu olduğunda, kamu otoritelerinin, uygun zamanda, uygun yöntemle ve herşeyden önce tutarlı olarak hareket etmelerini gerektirir (bkz. Krstic / Sırbistan, B.No: 45394/06, 10/12/2013, § 78).
69. Yukarıda açıklandığı üzere(bkz. §§ 26-27), kamulaştırmasız el atmalar nedeniyle mahkemelerce hükmedilentazminatların tahsili amacıyla idarelerin mal, hak ve alacakları haczedilemez.Bu kuralın amacı, idarelerin yerine getirmekle görevli oldukları kamuhizmetlerinin yürütülebilmesi için gerekli olan kaynaklarının korunmasıdır. Toplumsalyaşamın sürekli, düzenli ve sistemli bir şekilde sürdürülebilmesi için zorunluolan kamu hizmetlerinin kesintisiz bir biçimde yürütülmesi, idarelerin belliayni ve nakdi varlıklara sahip olmalarına bağlıdır. İdarelerin, kamuhizmetlerini yerine getirmek için ihtiyaç duyduğu malların haczedilmesi halindebu hizmetlerin aksayacağı ya da hiç yerine getirilemeyeceği açıktır. İdarelerinmal, hak ve alacaklarının haczedilememesi nedeniyle bireyler tazminatalacaklarını daha geç tahsil edebileceklerse de bu gecikme için kanuni faizödenmesiyle kamu yararı ile birey hakları arasında makul bir denge kurmayaçalışılmıştır. Bu nedenle kamu hizmetlerinin aksatılmadan yerine getirilmesinigüvence altına almak amacıyla birey haklarına getirilen bu sınırlamanın ölçüsüzolduğu söylenemez (AYM, E.2010/83, K.2012/169, K.T. 1/11/2012).
70. Ancak idarelerin, mal, hak ve alacaklarınınhaczedilememesi kuralının arkasına sığınarak mahkeme kararıyla hükmedilen vekesinleşen kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelini ödemekten imtinaetmeleri, kamu yararı ile kişi hakları arasındaki dengeyi kişilerin zararınaolacak şekilde bozabilir. Bu durum, taşınmazına el konulduğu halde, Mahkemecehükmedilen taşınmazının bedeli ödenmeyen kişi yönünden mülkiyet hakkının ihlaliniteliğinde kabul edilir.
71. Başvuru konusu olayda, başvurucular tarafından Esenyurt Belediye Başkanlığı aleyhine 14/5/2008 tarihindeBüyükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan dava sonucunda verilen26/11/2008 tarihli karar, Yargıtay 5. Hukuk Dairesince karar düzeltme istemininreddedildiği tarih olan 8/4/2010 tarihinde kesinleşmiştir. Başvurucular anılankarara dayalı olarak Belediye aleyhine 4/2/2010 tarihinde Küçükçekmece 1. İcraMüdürlüğünde ilama dayalı icra takibi başlatmışlardır.
72. Yine başvurucular tarafından EsenyurtBelediye Başkanlığı aleyhine 11/5/2010 tarihinde Büyükçekmece 3. Asliye HukukMahkemesinde açılan dava sonucunda verilen 15/9/2010 tarihli karar, Yargıtay 5.Hukuk Dairesince karar düzeltme isteminin reddedildiği tarih olan 26/3/2012tarihinde kesinleşmiştir. Başvurucular anılan karara dayalı olarak, Belediyealeyhine 19/10/2010 tarihinde Küçükçekmece 2. İcra Müdürlüğünde ilama dayalıicra takibi başlatmışlardır.
73. Başvurucuların her iki karara dayalı olarak başlattıklarıicra takiplerine rağmen Belediye tarafından başvuruculara ödeme yapılmamış,yalnızca ödemenin sıraya konulduğu bildirilmiştir.
74. Başvurucuların, Mahkeme kararına dayalı ve mülkiyet hakkıkapsamında kabul edilen alacaklarının tahsili amacıyla İdare aleyhineyaptıkları icra takibinin uzun sürmesi ve alacağa ulaşmada bir belirsizlikbulunması, Mahkemece verilen kararı, etkili sonuçları bakımından konusuzbırakmıştır.
75. Açıklanan gerekçelerle; Mahkemece hükmedilen taşınmazbedelinin Belediye tarafından ödenmemesi nedeniyle başvurucuların, Anayasa’nın35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet haklarının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
76. Başvurucular, Mahkeme kararına dayalı alacaklarınınödenmemesi nedeniyle mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğinintespitini, 395.000 TL maddi, 100.000 TL manevi tazminatın ödenmesini talepetmişlerdir.
77. Adalet Bakanlığı görüşünde, başvurucuların tazminattalebi konusunda değerlendirme yapılmamıştır.
78. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzeredosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genelmahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmaklayükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali vesonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
79. Başvurucular, hak ihlalinin giderilmesi için maddi vemanevi tazminat talep etmişlerdir. Başvurucuların mahkeme kararına dayalıalacaklarının ödenmemesi nedeniyle mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlaledildiği anlaşılmıştır. Başvurucuların maruz kaldıkları zarar, derecemahkemelerinin nihai kararları verdikleri tarihte almaları gereken tazminatınödenmemesiyle ilişkilidir. Başvurucuların, Mahkeme kararlarının icrasınabaşladıkları 4/2/2010 tarihinden itibaren Anayasa Mahkemesince karar verildiğitarihe kadar 4 yıl 1 ay 29 gün süren icra safhasının makul olmadığı vebaşvurucuların mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiği nazaraalındığında, başvurucuların yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olanmanevi zararları karşılığında her bir başvurucuya takdiren6.650,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
80. Başvurucular, taşınmazın rayiç değerinin arttığını, davatarihindeki rayiç değerin üzerinde değer kazandığını, aradaki değer farkınınfaizle karşılanmasının mümkün olmadığını belirterek, maddi tazminat talebindede bulunmuşlardır. Maddi zararın karşılanması için tazminata hükmedilmesi,başvurucuların ihlal ile mali kayıp arasında illiyet bağı olduğunukanıtlamalarına bağlıdır. Başvuruya konu kararlarda Mahkemece, kamulaştırmasızel atılan taşınmaz bedelinin yasal faiziyle Belediyeden tahsiline kararverilmiş, başvurucular tarafından da icra takiplerinde yasal faizle tahsiltalebinde bulunulmuştur. Başvurucular, dava tarihi itibarıyla taşınmazın gerçekrayicinin belirlendiğini ve o tarih itibarıyla belirlenen değerin uygunolduğunu, ancak aradan geçen süre içinde taşınmazın rayiç değerinin çokarttığını, rayiç değer farkının faizle karşılanamayacağını ileri sürmüşler,ancak başka bir sebebe dayalı olarak maddi zarar iddiasında bulunmamışlardır.Başvuru konusu olayda, Anayasa’nın 35. ve 36. maddelerinin ihlal edildiğitespit edilmiş olmakla beraber, başvurucuların, faiz ile enflasyon oranıarasındaki farktan kaynaklanan zarar iddiasında bulunmadıkları, Mahkemekararıyla taşınmazın değerinin tespit edildiği ve mülkiyetinin el değiştirdiğidikkate alındığında, taşınmazın rayiç değerinin artması nedeniyle talepettikleri maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.
81. Başvurucular tarafından yapılan ve dosyadaki belgeleruyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvuruculara ödenmesine karar verilmesigerekir.
82. Başvuruya konu yargılama sonunda verilen kararların icraedilmediği ve bu hususun başvurucuların mülkiyet ve adil yargılanma haklarınıihlal ettiği gözetilerek, hukuka, adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğüzararın devam etmesinin önlenmesi amacıyla, Mahkeme kararlarının mümkün olan enkısa sürede yerine getirilmesini teminen, kararın birörneğinin ilgili Belediyeye gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun mahkemekararlarının yerine getirilmemesi sonucu alacak hakkının ödenmemesiyle ilgili şikâyetyönünden KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 35. ve 36.maddelerinde güvence altına alınan mülkiyet ve adil yargılanma haklarının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvuruculara ayrı ayrıolmak üzere 6.650,00 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,başvurucuların diğer taleplerinin REDDİNE,
D. Başvurucular tarafındanyapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARAÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararıntebliğini takiben başvurucuların Maliye Hazinesine başvuru tarihinden itibarendört ay içinde yapılmasına; ödemede gecikme olması halinde, bu sürenin sonaerdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
F. Kararın bir örneğinin Esenyurt Belediye Başkanlığına gönderilmesine,
3/4/2014tarihinde OY BİRLİĞİYLE kararverildi.