TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
KENAN KIRAN VE RAMAZAN FATİH UĞURLU BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/2884)
Karar Tarihi: 24/10/2019
R.G. Tarih ve Sayı: 19/11/2019-30953
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Burhan ÜSTÜN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Gülsüm Gizem GÜRSOY
Başvurucular
:
1. Kenan KIRAN
2. Ramazan Fatih UĞURLU
Vekili
:
Av. Ali PACCİ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, ulusal bir gazetede yayımladıkları bir habernedeniyle aleyhlerine tazminata hükmedilmesinin başvurucuların ifade ve basınözgürlüklerini ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2.Başvuru 5/2/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, süresi içinde Bakanlık görüşüne karşı beyandabulunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
9. Başvurucular, sırasıyla Yeni Akit gazetesinin (gazete) habermüdürü ve sahibidir.
A. Arka Plan Bilgisi
10. Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) ülkemizde bazı kamugörevlerine atanabilmek için yapılan sınavın genel adıdır. Bu sınav, birdenfazla alan kategorisinde gerçekleştirilmekte ve adaylar kendi branşlarındakialan sınavlarına girerek başarı sağlamaya çalışmaktadırlar. 10/7/2010 tarihindeyapılan KPSS sonucunda genel yetenek, genel kültür ve eğitim bilimlerialanlarında 3.227 aday 120 soruda 100 ve üzeri net yaparak %1'lik dilimegirmiştir. 3.227 adaydan 1.500'e yakın kişinin akrabalık bağı bulunduğu hattayaklaşık 900 kişinin eş olduğu anlaşılmıştır. Bunun üzerine kamuoyunda sınavsorularının önceden adaylara verildiği iddiası gündeme gelmiştir.
11. Bu iddialar gündeme geldikten sonra Öğrenci SeçmeYerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından soruşturma başlatılarak uzman kişilerdenbilirkişi heyetleri oluşturulmuştur. Düzenlenen bilirkişi raporlarında kopya ihtimalinin kuvvetlenmesi üzerineÖSYM ilgili sınavın iptaline ve yeni bir sınav yapılmasına karar vermiştir. Adıgeçen 3.227 adaydan 1.175 kişi tekrarlanan sınava girmemiştir. Tekrarlanansınava giren adaylar ise bu kez daha düşük puan almışlardır.
12. Bu verilere göre adayların örgütlü bir yapının içinde yeraldıkları şüphesiyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından silahlı terörörgütüne üye olma, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık veresmî belgede sahtecilik suçlarından haklarında soruşturma başlatılmıştır.
13. Daha sonra başvurucular aleyhine tazminat davası açacak olandavacı S.D., hakkında soruşturma yürütülen adaylardan biridir. Davacı hakkındaAnkara Cumhuriyet Başsavcılığının 7/2/2018 tarihli iddianamesiyle silahlı terörörgütüne üye olma, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, resmîbelgede sahtecilik suçlarından cezalandırılması talebiyle dava açılmıştır.
14. Yargılamayı yapan Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi 20/12/2018tarihinde davacı hakkında beraat kararı vermiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısımlarışöyledir:
"... Sanık S.D. hakkında;
Eğitim Bilimleri Testinde;...10.07.2010 tarihinde düzenlenen ve iptal edilen KPSS Eğitim Bilimleri Testinde(120) sorudan (120) soruyu doğru cevapladığı, 31.10.2010 tarihinde tekrarlananEğitim Bilimleri Testine girdiği ve aynı başarılı performansı gösteremeyerek vezorluk derecesi bakımından daha kolay olduğu bilirkişi raporlarıyla tespitedilen ikinci sınavdan ise (120) sorudan (88) soruyu doğru cevapladığı,
...Sorular incelendiğinde iki soru kökü hemen hemenaynı olmakla birlikte, soru basıma gittiğinde matbaada yapılan küçük birdeğişikliğin, elde edilen sınavda yapılmadığının görüldüğü; adaylara KPSS'de verilen soru formatı sunulduğu halde, durumuşüpheli olarak görülen ve testlerden yüksek puan alan (Eğitim BilimleriTestinden 100 ve üzeri net yapan) 3227 adayın 0,60'ı sınav öncesi sızan sorunundoğru cevabı olan, ancak asıl uygulanan sınavda yanlış olan A seçeneğiniişaretledikleri görülmektedir. Tüm adayların (3227 adayın dışındaki) cevaplarıincelendiğinde ise A seçeneğine giden aday oranı diğer seçeneklerdeki gibioldukça düşük düzeyde kalmıştır. Bu sorunun tüm adaylar üzerinden doğrucevaplanma oranı 0,47'yken, durumu şüpheli olan adaylarda 0,35'e düşmüştür.Durumu şüpheli olan adayların bir kısmının bu soruları daha önceden görmemişolmaları ihtimali ile bildiği cevabı vermiş ve bir kısmının ise soruyugördüklerinde daha önceki karşılaştıkları sorudan farklı olduğunu anlamalarınedeniyle cevabını değiştirmiş olabilirler. Ancak bu durumu fark etmeyen 3227kişiden 0,60 oranındaki bir grubun verdiği cevapların, bu soruyu daha öncedengörmüş olabilecekleri ve sorudaki küçük değişikliği de farketmeden,önceden ezberlemiş oldukları cevabı işaretlediklerine yönelik komisyondakuvvetli kanaat oluştuğu;... 3227 adaydan 1927’sinin yanlışta birleştiğianlaşılmış, yanlışta birleşen bu adaylar arasında S.D.ninde isminin bulunduğu anlaşılmakla; 'Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma, Kamu Kurumve Kuruluşlarının Zararına Dolandırıcılık, Resmi Belgede Sahtecilik' suçlarındancezalandırılması talep olunmuştur.
Mahkemenin Değerlendirmesi ve Gerekçe:
-Terör Örgütüne Üye Olmak Suçu Yönünden:
... 10.07.2010 tarihinde düzenlenen ve iptaledilen KPSS Eğitim Bilimleri Testinde (120) sorudan (120) soruyu doğrucevapladığı, 31.10.2010 tarihinde tekrarlanan Eğitim Bilimleri Testine girdiğive bu sınavdan ise (120) sorudan (88) soruyu doğru cevapladığı, sanığın 2010 KPSSEğitim Bilimler sınavında 116 doğru yapmasınınmahkumiyet için tek başına yeterli olmadığı, ... sanığın 115 ve yukarısı doğruyapan diğer şüphelilerle ortak hiç bir delilde birleşmediği, istatiksel olarak120 doğru yapmasına dayalı mahkumiyet verilemeyeceği, sanığın diğer adaylarınbüyük çoğunluğundan farklı olarak terör örgütüyle bağlantılı kurum çalışmasınınbulunmadığı, Bank Asya hesabının ve Bylock kaydınınbulunmadığı, Bir (1)yanlış soruda birleşmesinin çok sayıda yanlış yapmasısebebiyle makul olduğu [iptal edilen ve yanlış olduğu tespit edilen kimisorularda sınavı tekrar edilenlerin aynı cevabı işaretlediği görülüyor] , sınavsorularının dağıtıldığıT. Ö. D.H Derneğinin üstyöneticileri veya örgütle iltisaklı kişiler ile HTSkaydınınbulunmadığı, iddianamede belirtilen HTS ve BAZ birlikteliği olan ... telefonnumarasının sanığın eşi tarafından kullanıldığı, söz konusu telefonnumarasından 10 Temmuz 2010 tarihinde yapılan KPSS sınavından önceki01-09.07.2010 tarihleri arasında 01.07.2010 tarihinde Foça-İzmir'de, 02.07.2010tarihinde Şahinbey-Gaziantep'te, 04.07.2010 tarihinde Kars'ta, 07.07.2010tarihinde Akçaabat-Trabzon'da bulunan adreslerde sinyal alınmasından sanığınsavunmasında belirttiği o tarihlerde eşiningörevliolarak bir yurt gezisine katıldığı söz konusu baz birlikteliklerin gerçekleşmişolabileceği yönündeki savunması ile uyumlu olduğu, bu tür bir gezi faaliyetidışında aynı telefon numarasının 4-5 gün içerisinde İzmir, Gaziantep, Kars,Trabzon illerinden sinyal vermesinin ancak böyle bir gezi faaliyeti sebebiylemümkün olabileceği anlaşılmakla sanığın bu savunmasını doğruladığı, dolayısıylasanığın terör örgütü FETÖ-PYD üyesi olduğunu gösterir her türlü şüpheden uzak,inandırıcı ve kesin delil bulunmadığı, sanığın 2010 KPSS sınavında fazla sayıdadoğru yapmasının tek başına sanığın örgüt üyesi olduğukabuleyeter görülmemiş; bu nedenlerle üzerine atılı terör örgütü üyeliği ve örgütbağlantısı sabit görülmediğinden terör örgütü üyeliği suçundan beraat kararıverilmiştir."
15. İlgili kararın bozulması talebiyle istinaf kanun yolunabaşvurulmuştur. Yargılama devam etmektedir.
B. Başvuru Konusu Olay
16. Birinci başvurucu tarafından gazetenin 20/1/2015 tarihlinüshasında "İşte TSK'daki Paralel, KPSSSoruları Servis Edilen Subay Eşleri de 120.00 Tam Puan Almış"başlıklı bir yazı kaleme alınmıştır.Yazınınilgili kısımları şu şekildedir:
"2010 KPSSEğitimBilimleri Sınavı sorularının çalınmasına yönelik soruşturma, Türk SilahlıKuvvetlerindeki paralel yapılanmayı da deşifre etti. Akit askeri lojmanlardakalan 24 subay eşi veya birinci derece yakınının, 2010 KPSS'desorulan 120 sorunun tamamını doğru cevaplayarak,120 puan aldığını ortayaçıkardı. T.Ö.D.H Derneği bilgi işlem sorumlusu [B.K.nin] 2010'daki KPSSEğitim bilimleri sorularını sınavdan 3 gün önce öğretmen [B.K.ye] gönderdiğini belgelemesinin ardından soruşturmabaşlatıldı. Soruları dernekteki bilgisayardan sızdıran [B.K] firar etmişti.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafındanbaşlatılan soruşturmada askeri lojmanlarda kalan 263 subay eşi ve yakınının 100puan üzerinde aldığı, 24'ünün ise soruların tamamını yaptığı tespit edildi.Soruşturmayla TSK'yla bağlantılı olduğu tespit edilen paralel devletyapılanmasındaki subaylar gözler önüne serildi. Subaylar eş ve yakınlarınınaldığı paralarla kendilerini deşifre etti."
17. Birinci başvurucu, üstteki haberin alt kısmına "Farklı illerde fullçekmişler" başlığı altında içlerinde davacının da olduğu,hakkında soruşturma yürütülen kişilerin isimlerini açıkça yazmıştır.
18. Davacı, ilgili haber nedeniyle kişilik haklarınınzedelendiğini belirterek başvurucular aleyhine 1.000 TL manevi tazminat davasıaçmıştır. Yargılamayı yapan Ankara 8. Asliye Hukuk Mahkemesi 14/12/2015 tarihlikararıyla davanın kabulüne karar vermiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısımlarışu şekildedir:
" Yeni Akit Gazetesi'nin davaya konu20/1/2015 tarihli sayısının incelenmesinde; 'İşte TSK'daki paralel' başlığı ileyayınlanan haberde, 'Askeri lojmanlarda kalan 24 subay eşi veya birinci dereceyakınının 2010 KPSS'de sorulan 120 sorunun tamamınıcevaplayarak 120 puan aldığı,Ankara CBS tarafındanaçılan soruşturmada ham puanı 100 ve üzeri olan adayların bilgilerininincelendiği ve askeri lojmanlarda kalan 263 subay eşi ve yakınının 100 puanınüzerinde aldığı, 24'ünün ise soruların tamamını yaptığının tespit edildiği, İstanbulda askeri lojmanlarda kalan ve 120.000 puan alan 10subay eşi ve yakınının isimlerinin verildiği ve davacı [S.D.nin] de bu isimlerarasında olduğu' görülmüştür.
ÖSYM'ce verilen cevabi yazıda, davacının2010-KPSS lisans sonucu olarak 10-11 Temmuz 2010 sınav tarihinde genel yeteneğeilişkin 56 doğru, 3 yanlış, genel kültüre ilişkin 56 doğru, 4 yanlış sorucevaplayarak 93,244 puan aldığı, yenilenen 31/10/2010 KPSS sınavından ise genelyetenek testinden 56 doğru, 3 yanlış, genel kültür testinden 56 doğru, 4yanlış, eğitim bilimleri testinden 88 doğru, 3 yanlış soru cevaplayarak 87,488puan aldığı anlaşılmaktadır.
Basın özgürlüğü çerçevesinde gazetecinin,olayın gerçekliğini araştırma yükümlülüğü olmasa bile, doğruluğunu araştırmayükümlülüğü vardır.
Somut olayda, davalı gazetecinin KPSSsınavlarında yapılan yolsuzluk konusunu haber yaptığı, bu yolsuzluğa askerilojmanda kalan subay eşlerinin de bulaştığı, adres ve isim verilerek yolsuzluğakatılanların açıklandığı, yasa dışı ilan edilen paralel yapı ile bağlantılıkabul edildiği, bu kişilerin sınavda 120 tam puan aldığının açıklandığı tespitedilmiştir.
Maddi gerçekleri araştırma yükümlülüğübulunmayan gazetecinin haberin doğruluğunu araştırması konusunda biryükümlülüğünün bulunduğu, yazısında davacının tam puan aldığının açıklandığı,oysa bunun doğru olmadığı, haberin bu yönüyle gerçek dışı olduğundan davacınınkişilik haklarına saldırı niteliği taşıdığı, olayda manevi tazminatkoşullarının bulunduğu anlaşılmakla, davanın kabulüne, ... miktar itibariylekesin olarak karar verilmiştir."
19.Nihai karar başvuruculara 6/1/2016 tarihinde tebliğedilmiştir.
20.Başvurucular 5/2/2016 tarihinde bireysel başvurudabulunmuşlardır.
IV. İLGİLİ HUKUK
21. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “Sorumluluk” kenar başlıklı 49. maddesişöyledir:
“Kusurluve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekleyükümlüdür.
Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralıbulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de,bu zararı gidermekleyükümlüdür.”
V. İNCELEME VE GEREKÇE
22. Mahkemenin 24/10/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları ve Bakanlık Görüşü
23. Başvurucular; başvuruya konu haberin kaynağının davacıhakkında yürütülen soruşturma olduğunu, davacı hakkında haberleştirilen,paralel yapılanma içinde yer aldığına dair iddianın Savcılığın iddiasıolduğunu, yapılan haberin görünür gerçekle uyumlu olduğunu, bu hususlargözetilmeksizin aleyhlerine tazminata hükmedilmesi nedeniyle basın özgürlüklerininihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
24. Bakanlık görüşünde ilk olarak Anayasa Mahkemesinin ve Avrupaİnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) bazı kararları hatırlatılarak başvurucununifade ve basın özgürlüğü ile davacının şeref ve itibarının korunması haklarıarasında adil bir dengenin sağlanması gerektiği belirtilmiştir. Bakanlıkgörüşünde ayrıca bir kimsenin somut iddialar kullanarak ve belli bir disiplinçerçevesinde eleştirilmesi ile hiçbir somut iddia ve illiyet unsurubulunmaksızın hakaret içeren söz ve eylemlere muhatap olması arasındaki ayrımıniyi yapılması gerektiği değerlendirilmiştir. Bakanlık bunun yanı sıra başvuruyakonu haber bağlamında KPSS soruşturmalarının kamuoyunda ciddi bir gündemmaddesi olduğunu ve bu olayla ilgili haberlerin verilmesinde kamu yararıbulunduğunu belirtmiştir.
B. Değerlendirme
25. Anayasa’nın"Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti" kenar başlıklı 26.maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
“Herkes,düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veyatoplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamlarınmüdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini dekapsar...
Bu hürriyetlerin kullanılması,...başkalarının şöhret veya haklarının,... korunması ... amaçlarıylasınırlanabilir…
Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetininkullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.”
26. Anayasa’nın "Basınhürriyeti" kenar başlıklı 28. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Basınhürdür, sansür edilemez…
Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerinisağlayacak tedbirleri alır.
Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın26 ve 27 nci maddelerihükümleri uygulanır…”
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
27. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifadeve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Müdahalenin Varlığı
28. Başvurucuların davacıya yönelik haberleri nedeniylemüştereken 1.000 TL tazminat ödemelerine karar verilmiştir. Söz konusu mahkemekararı ile başvurucuların ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale yapılmıştır.
b. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
29. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızcaAnayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancakkanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ...gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
30. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 26. maddesininihlalini teşkil edecektir.
31. Bu sebeple sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülenve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, Anayasa’nın 26.maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya dahafazlasına dayanma,demokratiktoplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarınauygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
i. Kanunilik
32. 6098 sayılı Kanun'un 58. maddesinin kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığısonucuna varılmıştır.
ii. Meşru Amaç
33. Başvurucunun cezalandırılmasına ilişkin kararın başkalarının şöhret veya haklarınınkorunmasına yönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaç taşıdığısonucuna varılmıştır.
iii. Demokratik ToplumDüzeninin Gereklerine Uygunluk
(1) Genelİlkeler
(a)Demokratik Toplumda İfade Özgürlüğünün Önemi
34. Demokratik toplumda ifade özgürlüğünün önemine ilişkindetaylı açıklamalar için bkz. Bekir Coşkun([GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 33-35), MehmetAli Aydın ([GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 42, 43), Tansel Çölaşan (B. No: 2014/6128,7/7/2015, §§ 35-38) kararları.
(b) MüdahaleninDemokratik Toplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olması
35. Müdahalenin demokratik toplum düzenine uygun olmasınailişkin ilke paragrafları için bkz. BekirCoşkun (§§ 44, 47, 48, 51, 53-55, 57), Mehmet Ali Aydın (§§ 68, 70-72), AYM, E.2018/69, K.2018/47,31/5/2018, § 15; AYM, E.2017/130, K.2017/165, 29/11/2017, § 18; Tansel Çölaşan (§§ 46, 49, 50, 51), Hakan Yiğit (B. No: 2015/3378, 5/7/2017,§§ 58, 59, 61, 66, 68) kararları.
36. Buna göre ifade özgürlüğüne yapılan bir müdahale, zorunlubir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da zorunlu bir toplumsal ihtiyacıkarşılamakla birlikte orantılı değilse demokratik toplum düzeninin gereklerineuygun bir müdahale olarak değerlendirilemez.
(c) BasınÖzgürlüğü
37. Basın özgürlüğü ile ilgili detaylı açıklamalar için bkz. Mehmet Ali Aydın, § 69; Bekir Coşkun, §§ 34-36; İlhan Cihaner (2)(B. No: 2013/5574, 30/6/2014, § 63) kararları.
(d) BasınınÖdev ve Sorumlulukları
38. Demokratik bir toplumda basının ödev ve sorumluluklarınailişkin detaylı açıklamalar için bkz. OrhanPala (B. No: 2014/2983, 15/2/2017, § 46-48), Erdem Gül ve Can Dündar ([GK], B. No:2015/18567, 25/2/2016, § 89), R.V.Y. A.Ş.(B. No: 2013/1429, 14/10/2015, § 35), FatihTaş ([GK], B. No: 2013/1461, 12/11/2014, § 67), Önder Balıkçı (B. No: 2014/5552,26/10/2017, § 43), Medya Gündem DijitalYayıncılık Ticaret A.Ş. ([GK], B. No: 2013/2623, 11/11/2015, §§ 42,43), Kadir Sağdıç ([GK], B. No:2013/6617, 8/4/2015, §§ 53, 54), İlhan Cihaner (2), (§§ 60, 61) kararları.
(e) ÇatışanHaklar Arasında Dengeleme
39.Mevcut başvuruda başvurucuların basın özgürlüğü ile davacının itibarınınkorunması hakkı arasında bir çatışma meydana gelmiştir. Çatışan söz konusuhaklar arasında dengeleme yapılabilmesi için eldeki olaya uygulanabilecekkriterlerden bazıları şu şekilde sayılabilir:
i.Yayında kamu yararı bulunup bulunmadığı, genel yarara ilişkin bir tartışmayakatkı sağlayıp sağlamadığı
ii. Toplumsal ilginin varlığı ve konunun güncel olup olmadığı
iii. Haber veya makalenin yayımlanma şartları
iv. Haber veya makalenin konusu, bunlarda kullanılanifadelerin türü, yayının içeriği, şekli ve sonuçları
v. Habere yönelik kısıtlamaların niteliği ve kapsamı
vi. Haberde yer alan ifadelerin kim tarafından dile getirildiği
vii. Hedef alınan kişinin kim olduğu, ünlülük derecesi ileilgili kişinin önceki davranışları
viii. Kamuoyu ile diğer kişilerin kullanılan ifadeler karşısındasahip oldukları hakların ağırlığı
40. Anayasa Mahkemesi, başvurunun koşullarına göre bazılarıyukarıda sayılan kriterlerin gerektiği gibi değerlendirilipdeğerlendirilmediğini denetler (Nilgün Halloran, B. No: 2012/1184, 16/7/2004, § 41; Ergün Poyraz (2) [GK], B. No: 2013/8503,27/10/2015, § 56; Kadir Sağdıç,§§ 58-66; İlhan Cihaner(2), B. No: 2013/5574, 30/6/2014, §§ 66-73). Bunun için başvurucutarafından yazılan yazının -yayımlandığı bağlamdan kopartılmaksızın- olayınbütünselliği içinde değerlendirilmesi gerekir (NilgünHalloran, § 52; Önder Balıkçı, § 45).
(f) MaddiOlgular ile Değer Yargısı Arasındaki Fark
41. Öte yandan dava konusu söylemlerin maddi vakıalarınaçıklanması veya değer yargısı olarak nitelendirilmesi önemlidir. Bu noktadamaddi olgular ile değer yargısı arasında dikkatli bir ayrıma gidilmelidir.Maddi olgular ispatlanabilse de değer yargılarının doğruluğunu ispatlamanınmümkün olmadığı hatırda tutulmalıdır (KadirSağdıç, § 57; İlhan Cihaner (2), § 64). Ancak bir açıklamanıntamamen değer yargısından oluşması durumunda bile müdahalenin orantılılığıihtilaflı açıklamanın somut unsurlarla yeterince desteklenip desteklenmemesinegöre tespit edilmelidir. Çünkü somut unsurlarla desteklenmiyorsa değer yargısıölçüsüz olabilir (Cem Mermut,B. No: 2013/7861, 16/4/2015, § 48).
(2) İlkelerinOlaya Uygulanması
42. Somut olayın çözümlenmesinde gözönündebulundurulması gereken ilk husus başvuruya konu haberde ele alınan KPSSsoruşturmalarının olayların meydana geldiği tarihte Türkiye gündemini uzun süremeşgul etmesidir.KPSS,ülkegenelinde yapılan ve kamuya alınacak personelin belirlendiği bir sınavdır. Buyönüyle yüz binlerce kişinin girdiği bir sınavla ilgili şaibelerin kamuoyununoldukça büyük bir kısmını ilgilendirdiği kuşkusuzdur. Yürütülen soruşturmalarlailgili yazılı ve görsel basında onlarca haber yapıldığı, köşe yazılarıyazıldığı belirtilmelidir. Dolayısıyla yapılan haberin kamuoyunun çıkarlarınıilgilendiren önemli bir mesele olduğu ve bu nedenle kamusal faydanın oldukçayüksek olduğu açıktır. Aralarında davacının da bulunduğu, adı geçen yirmi dörtkişiye isnat edilen suçlamaların haberleştirilmesi doğal karşılanmalıdır.
43. Başvurucular, haberde yer alan ve davacıya isnat edilensuçları Cumhuriyet Savcılığı tarafından yürütülen soruşturmaya dayandırmıştır.İlk derece mahkemesi, gerekçeli kararında davacı hakkında soruşturmayürütülmesine ilişkin savunmayı değerlendirmemiştir. Buna karşın Mahkeme,gazeteci olan başvurucuların haberin doğruluğunu araştırmakla yükümlü olduğu vedavacının tam puan aldığına dair yapılan haberin yanlış olduğu gerekçesiylebaşvurucular aleyhine tazminata hükmetmiştir (bkz. § 17).
44.Basın tarafından yapılan haberlerin iddialar ve gerçeklikarasındaki nesnel ilişki ile tanımlandığı ve ispat yoluyla doğrulanmayaelverişli olduğu hatırda tutulmalıdır. Ancak Anayasa Mahkemesinin daha önceifade ettiği gibi gazetecilerden bir beyanın doğruluğunu kanıtlamakla yükümlüsavcı gibi hareket etmelerini beklemek aşırı bir külfet getirir ve böyle biryükümlülük sanık veya davalı olarak yargılandıkları davalarda hakkaniyete uygundüşmeyen sonuçlara ulaşılmasına neden olabilir (benzer yöndeki değerlendirmeleriçin bkz. Orhan Pala, § 51).
45. İlk derece mahkemesi; ÖSYM tarafından gönderilen yazıdandavacının aldığı puanın haberdeki gibi yüksek olmadığının anlaşıldığını,dolayısıyla başvurucuların davacıya ait sınav sonuçlarının doğruluğunu araştırmayükümlülüğüne uymadıklarını kabul etmiştir. Bir kimseye ait sınav sonuçlarıÖSYM’nin internet sayfasındaki sonuçlar bölümünden T.C. kimlik numarası vekişisel şifre ile öğrenilebilmekte veya bir dilekçe ile ÖSYM’den talepedilebilmektedir. Bunun haricinde ancak yargısal ya da idari soruşturmalarkapsamında ÖSYM, kişisel verilere ilişkin olarak resmî kurumlara bilgisağlamaktadır. Bu sebeple somut olayda başvurucuların gazeteci kimlikleriyledavacıya ait sınav sonuçlarını resmî kurumlardan temin etmeleri beklenemez.Başvurucuların şikâyet konusu haberde yer alan bilgileri Cumhuriyet Savcılığıtarafından yürütülen soruşturmaya dayandırdıkları, yapılan ilk sınavdamüştekinin tam puan aldığının Savcılık tarafından değerlendirildiği ve bukapsamda hakkında soruşturma başlatıldığı ancak daha sonra soruşturmanınilerleyen safhalarında soru iptali nedeniyle ilk sınavdaki doğru sayısındadüşüş yaşandığı gözetildiğinde başvurucuların yeterince sorumlu bir şekildedavrandığını kabul etmek gerekir.
46. Başvurucuların tazminat ödemelerine neden olan haberdedavacının isminin açıkça yazılmasının incitici olduğu kabul edilebilir. Bununlabirlikte ifade özgürlüğü ifadenin duygusal olarak yarattığı etkilerden bağımsızolarak değerlendirilmelidir. Bu kapsamda öncelikle bu tür başvurularda basınınyerine geçip belli bir durumda kullanılacak haber yapma şeklinin ne olacağınıbelirlemek yargı mercilerinin görevi değildir (benzer yöndeki değerlendirmeleriçin bkz. İlhan Cihaner(2), § 59; Ali Kıdık,B. No: 2014/5552, 26/10/2017, § 77; Mustafa Nihat Behramoğlu ve Güneş Basım YayımOrganizasyon ve Ticaret LTD. ŞTİ.,B. No: 2015/11961, 11/6/2018, §55).
47. Somut olayda gözönündebulundurulması gereken diğer hususlar habere konu olayın kamusal niteliği,konunun müteaddit kere kamuoyunda tartışmalara neden olması ve halkın kamusalmeselelere ilişkin bilgi alma hakkıdır. Bunun yanı sıra davacı hakkındayürütülen soruşturma sonucunda kamu davası açılmıştır ve yapılan yargılamahâlen neticelenmemiştir. Dolayısıyla başvurucuların iddialarını resmî birsoruşturmaya dayandırmasına rağmen yeterince olgusal temeli olduğu anlaşılanhaberdeki iddiaların kötü niyetle veya gerçekliğin değiştirilmesi suretiyleyanlış verildiği de söylenemez. Gerekçeli karara bakıldığında Mahkemenin tüm buhususları dikkate almadan başvurucuları tazminat ödemeye mahkûm ettiğianlaşılmaktadır.
48. Anayasa Mahkemesinin vardığı sonuçlarla birlikte ilk derecemahkemesi kararı değerlendirildiğinde Mahkemenin başvurucuların ifade özgürlüğüile davacının şeref ve itibar hakkı arasında adil bir denge kurduğu söylenemez.İlk derece mahkemesinin başvurucular aleyhine davayı kabul etmesini haklıgöstermek için sunduğu gerekçeler uygun ve yeterli kabul edilmemiş,başvurucuların Anayasa'nın 26. ve 28. maddeleri kapsamındaki ifade ve basınözgürlüğü haklarına uygulanan sınırlamaların haklı çıkarılması için toplumsalihtiyaca karşılık gelmediği kanaatine ulaşılmıştır.
49. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa’nın 26. ve 28.maddelerinin birinci fıkralarında güvence altına alınan ifade ve basınözgürlüklerinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
50. 30/3/2012 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya daedilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
51. Anayasa MahkemesininMehmet Doğan([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, Anayasa Mahkemesince bir temelhakkın ihlal edildiği sonucuna varıldığında ihlalin ve sonuçlarının nasılortadan kaldırılacağının belirlenmesi hususunda genel ilkelere yer verilmiştir(Mehmet Doğan, §§ 57-60).
52. Başvurucular, ihlalin tespiti ile birlikte yeniden yargılamave başvuruya konu kararda hükmedilen tazminatı ödemeleri durumunda ödediklerimiktar kadar tazminat talebinde bulunmuşlardır.
53. Anayasa Mahkemesi başvurucuların gazetede yapılan bir habernedeniyle mahkemeler tarafından müştereken ve müteselsilen1.000 TL tazminat ödemelerine karar verilmesine ilişkin ilk derece mahkemesigerekçesinin ilgili ve yeterli olmadığı, bu nedenle başvurucuların ifade vebasın özgürlüğünün ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla somutbaşvuruda ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
54. Bu durumda ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yenidenyargılama ise usul hukukunda yer alan benzer kurumlardan farklı ve bireyselbaşvuruya özgü bir düzenleme içeren 6216 sayılı Kanunun 50. maddesinin (2)numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasınayöneliktir. Bu kapsamda yeniden yargılama sürecinde mahkemelerce yapılmasıgereken iş, öncelikle hak ihlaline yol açan mahkeme kararının ortadankaldırılmasından ve Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenlerigideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesindenibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzereilgili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
55. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi içinbaşvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlalarasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucular; başvuruya konu karardahükmedilen tazminatı ödemeleri durumunda ödedikleri miktar kadar tazminattalebinde bulunmuş olmakla birlikte anılan tazminatı ödeyip ödemediklerine dairişbu karar tarihine kadar Anayasa Mahkemesine ilave herhangi bir bilgi ya dabelge sunmamışlardır. Bu nedenle tazminat talebinin reddine karar verilmesigerekir.
56. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 2.475TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.714,50 TL yargılama giderininbaşvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. İfade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerinde güvence altına alınanifade ve basın özgürlüklerinin İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 8. Asliye HukukMahkemesine (E. 2015/209, K. 2015/572) GÖNDERİLMESİNE,
D. Tazminata ilişkin taleplerin REDDİNE,
E. 239,50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.714,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE24/10/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.