TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
KINYAS KAYA BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/1071)
Karar Tarihi: 10/3/2015
R.G. Tarih- Sayı: 6/6/2015-29378
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serruh KALELİ
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Nuri NECİPOĞLU
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Raportör
:
Murat AZAKLI
Başvurucu
:
Kınyas KAYA
Vekili
:
Av. Adnan DEMİRKAN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu,“teşekkül halinde uyuşturucu madde ticaretiyapmak” suçunu işlediği iddiasıyla tutuklandığını ve hakkında beraatkararı verildiğini, haksız olarak özgürlüğünden yoksun kalması nedeniyle açtığıtazminat davasının kısmen reddine karar verildiğini ve yargılamanın makul süreiçinde sonuçlandırılamadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüş, manevi tazminat talep etmiştir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 17/1/2013tarihinde Hakkâri Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yöndenyapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığıtespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 11/11/2014tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere,dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
4.Bölüm Başkanı tarafından 22/1/2015 tarihinde, kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvurukonusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği, görüş için Adalet Bakanlığınagönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 10/2/2015 tarihliyazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulangörüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuruformu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgive belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu, “teşekkülhalinde uyuşturucu madde ticareti yapmak” suçunu işlediği iddiasıyla2/4/1997 tarihinde gözaltına alınarak 4/4/1997tarihinde tutuklanmış ve 23/10/1998 tarihinde tahliye edilmiştir.
8. Başvurucunun yargılandığı Diyarbakır 1 No.lu Devlet GüvenlikMahkemesi, 12/3/1999 tarih ve E.1997/425, K.1999/41sayılı kararıyla başvurucunun beraatine kararvermiştir.
9. Temyiz üzerine Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 7/10/1999 tarih ve E.1999/7699, K.1999/11124 sayılı ilâmıylahüküm onanmıştır.
10. Başvurucu, Maliye Hazinesi aleyhine 31/10/2008tarihinde açtığı davada, 2/4/1997 tarihinden 23/10/1998 tarihine kadarözgürlüğünden yoksun kaldığını ve hakkında yapılan yargılama sonunda beraatkararı verildiğini ileri sürerek, 7/5/1964 tarih ve 466 sayılı mülga Kanun DışıYakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanun hükümleriuyarınca 15.000,00 TL maddi, 15.000,00 TL manevi tazminatın gözaltına alındığıtarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsilini talep etmiştir.
10. Yargılamaya başlayan Hakkâri Ağır Ceza Mahkemesinin 30/12/2009 tarih ve E.2008/295, K.2009/425 sayılı kararıylabaşvurucunun gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği süreler ile bilirkişi raporudikkate alınarak maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 459,18 TL madditazminatın 2/4/1997 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline; başvurucunun596 gün boyunca özgürlüğünden yoksun kaldığı ve manevi çöküntü yaşadığı, sosyalve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına nedenolan olayın meydana geliş şekli, tutuklu kaldığı süre de gözetilmek suretiylemanevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 5.000,00 TL manevi tazminatın2/4/1997 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline kararverilmiştir.
11. Tarafların temyizi üzerine, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 11/10/2012 tarih ve E.2012/26096, K.2012/21647 sayılı ilâmıile hüküm onanmıştır.
12. Başvurucu, 4/1/2013 tarihinde onamakararını öğrendiğini bildirmiştir.
13. Başvurucu, 17/1/2013 tarihindebireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgiliHukuk
14. 466 sayılı mülga Kanun’un 1. maddesi şöyledir:
“…
6. Kanun dairesinde yakalandıktan veya tutuklandıktan sonrahaklarında kovuşturma yapılmasına veya son soruşturmanın açılmasına yerolmadığına veyahut beraetlerine veya ceza verilmesinemahal olmadığına karar verilen;
…
kimselerin uğrıyacakları hertürlü zararlar, bu kanun hükümleri dairesinde Devletçe ödenir.”
15. 466 sayılı mülga Kanun’un 2. maddesi şöyledir:
“1 incimaddede yazılı sebeplerle zarara, uğrıyanlar,kendilerine zarar veren işlemlerin yapılmasına esas olan iddialar sebebiylehaklarında açılan davalar sonunda verilen kararların kesinleştiği veya buiddiaların mercilerince karara bağlandığı tarihten itibaren üç ay içinde, ikametgahlarının bulunduğu mahal ağır ceza mahkemesine birdilekçeyle başvurarak uğradıkları her türlü zararın tazminini istiyebilirler.
Dilekçede,zarar isteminde bulunan kimsenin açık adresinin, zarara sebebiyet verdiği ilerisürülen işlemlerin özetinin, zararın dayandığı sebepler ile sübut delillerininve tazmini istenen zararın neden ibaret olduğunun yazılı olması ve sübutdelillerinin dilekçeye bağlı olarak verilmesi gereklidir.
Dilekçeye delillerini bağlı olarak ibraz etmeyenlereMahkeme, delillerini ibraz için 1 aylık süre verir.
Yukardakifıkrada yazılı hususları kapsamıyan dilekçe, mahkeme karariyle reddolunur.
Tazminat istemine esas olan işlem işi hükme bağlıyan ağır ceza mahkemesince yapılmışsa, bu istemiincelemeye yetkili mahkeme, en yakın yer ağır ceza mahkemesidir.”
16. 466 sayılı mülga Kanun’un 3. maddesi şöyledir:
Mahkeme, Cumhuriyet Savcısının yazılı görüşü üzerine,duruşma yapmaksızın kararını verir.
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
17. Mahkemenin 10/3/2015 tarihindeyapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 17/1/2013 tarih ve 2013/1071 numaralıbireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
18. Başvurucu, “uyuşturucumadde ticareti yapmak” suçunu işlediği iddiasıyla 2/4/1997tarihinde gözaltına alınarak 4/4/1997 tarihinde tutuklandığını ve 23/10/1998tarihinde serbest bırakıldığını, hakkında Diyarbakır 1 No.lu Devlet GüvenlikMahkemesinde açılan kamu davası sonunda beraatinekarar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, 596 gün boyunca özgürlüğündenyoksun kaldığını, haksız olarak özgürlüğünden mahrum bırakıldığı için31/10/2008 tarihinde açtığı tazminat davası sonunda ekonomik koşullara uygunolmayan, adil tatminden uzak, oldukça düşük miktarlarda maddi ve manevitazminatlara hükmedildiğini ve yargılamanın makul ürede sonuçlanmadığınıbelirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
a. YargılamanınSonucu İtibarıyla Adil Olmadığı İddiası
19. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:
“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gerekenhususlarda inceleme yapılamaz.”
20. 30/3/2011 tarih ve 6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktanyoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”
21. 6216sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksunbaşvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceğibelirtilmiştir. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkçadayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilen kanun yolundagözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvurudaincelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.
22. Anılankurallar uyarınca, ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmışmaddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukukkurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıklailgili varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuruincelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit vesonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veyaaçık keyfilik içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvurukapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanunyolu şikâyeti niteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilikbulunmadıkça Anayasa Mahkemesince incelenemez (B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).
23. Başvurukonusu olayda başvurucu, “uyuşturucu maddeticareti yapmak” suçunu işlediği iddiasıyla 2/4/1997tarihinde gözaltına alınarak 4/4/1997 tarihinde tutuklandığını ve 23/10/1998tarihinde serbest bırakıldığını, hakkında Diyarbakır 1 No.lu Devlet GüvenlikMahkemesine açılan kamu davası sonunda beraatinekarar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, 596 gün boyunca özgürlüğündenyoksun kaldığını, haksız olarak özgürlüğünden mahrum bırakıldığı için31/10/2008 tarihinde açtığı tazminat davası sonunda ekonomik koşullara uygunolmayan, adil tatminden uzak, oldukça düşük miktarlarda maddi ve manevitazminatlara hükmedildiğini belirterek, adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
24. Başvurucu,31/10/2008 tarihinde Hakkâri Ağır Ceza Mahkemesindeaçtığı davada, 596 gün boyunca haksız olarak özgürlüğünden yoksun kaldığınıiddia ederek maddi ve manevi zararlarının tazminini talep etmiştir.Başvurucunun gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği tarihte yürürlükte olan 466sayılı mülga Kanun gereği inceleme yapan Mahkeme, başvurucunun gözaltında vetutuklulukta geçirdiği süreleri göz önünde bulundurarak, tutuklamadan önce vehalen yaptığı işi dikkate alarak gelir seviyesinin tespiti amacıylabilirkişiden rapor almıştır. Başvurucunun sürekli ve düzenli gelir getiren birişte çalışmadığı, bu nedenle asgari ücret üzerinden gelirinin hesaplanmasıgerektiği belirtilerek maddi tazminatın hesaplandığı anlaşılmış, yinebaşvurucunun 596 gün boyunca özgürlüğünden yoksun kaldığı ve manevi çöküntüyaşadığı, sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltınaalınmasına neden olan olayın meydana geliş şekli, tutuklu kaldığı süre degözetilmek suretiyle 459,18 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminatın 2/4/1997 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyledavalıdan tahsiline karar verilmiştir. Temyiz üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesitarafından Mahkemece verilen karar yerinde görülerek hüküm onanmıştır.
25. Mahkemeningerekçesi ve başvurucunun iddiaları incelendiğinde, iddiaların özünün DereceMahkemesi tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarınınyorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucunailişkin olduğu anlaşılmaktadır.
26. Başvurucu,yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibiolamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşıtarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatıbulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarınınDerece Mahkemesi tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıtsunmadığı gibi Mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açık keyfilikoluşturan herhangi bir durum da tespit edilememiştir.
27. Açıklanannedenlerle, başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyetiniteliğinde olduğu, Derece Mahkemesi kararlarının bariz takdir hatası veya açıkkeyfilik de içermediği anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
b. YargılamanınMakul Sürede Tamamlanmadığı İddiası
28. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda, açıkçadayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesinigerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
29. Başvurucu, Hakkâri Ağır Ceza Mahkemesinde haksız olaraközgürlüğünden yoksun bırakılma nedeniyle açtığı tazminat davasının makul süredesonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
30. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin(Sözleşme) 5. maddesi, tutuklama ve yakalamaya ilişkin esasları belirlediktensonra 5. fıkrasında “Bu madde hükümlerineaykırı olarak yapılmış bir yakalama veya tutuklama işleminin mağduru olanherkes tazminat hakkına sahiptir” şeklindeki düzenleme ile Sözleşme’de belirlenen esaslara aykırı olarakgerçekleştirilen bir yakalama veya tutuklama işleminden dolayı zarar görenlerintazminat talep edebileceğini hüküm altına almıştır.
31. Sözleşme’nin 5. maddesine benzer şekilde Anayasa’nın 19.maddesinin son fıkrasında, “Bu esaslardışında bir işleme tâbi tutulan kişilerin uğradıkları zarar, tazminat hukukunungenel prensiplerine göre, Devletçe ödenir” şeklindeki düzenleme ilehukuka aykırı şekilde yakalanan veya tutuklanan kişilerin tazminat davası açabileceklerihüküm altına alınmıştır.
32. Hukuka aykırı şekilde yakalandığını veya tutuklandığınıniddia eden kişi, 466 sayılı mülga Kanun’un 1. ve 2. maddeleri ile 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun141. maddesinde belirtilen şekilde ilgili ağır ceza mahkemesinde, haksız olaraközgürlüğünden yoksun bırakılması nedeniyle tazminat davası açabilir. Bu davayabakan mahkeme, 466 sayılı mülga Kanun’un 3. maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un142. maddesine göre istemin ve ispat belgelerinin değerlendirilmesinde vetazminat hukukunun genel prensiplerine göre verilecek tazminat miktarınınsaptanmasında gerekli gördüğü her türlü araştırmayı yapabilir.
33. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan birhak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013,§ 18), Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarındanortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar,Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının daunsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca incelemeyaptığı bir çok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzî içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adilyargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36.maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makulsürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanmahakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olansüratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanmahakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B.No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).
34. Davanınkarmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamlarınyargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızlasonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanınsüresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gerekenkriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).
35. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca,medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede kararabağlanması gerekmektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §49). Başvuru konusu, haksız olarak özgürlükten yoksun bırakılma nedeniyleaçılan tazminat davasında, 466 sayılı mülga Kanun ile 5271 sayılı Kanun’da yeralan usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hakve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur.
36. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkinmakul süre değerlendirmesinde sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığıkarara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişledavanın ikame edildiği tarih olup, somut başvuru açısından bu tarih 31/10/2008 tarihidir.
37. Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını dakapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52; B. No: 2013/695, 9/1/2014, § 35). Somutbaşvuru açısından bu tarih, Mahkemece verilen kararın Yargıtay 12. CezaDairesince onanarak kesinleştiği 11/10/2012 tarihidir.
38. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde,başvurucunun, “uyuşturucu madde ticaretiyapmak” suçunu işlediği iddiasıyla 2/4/1997tarihinde gözaltına alınarak 4/4/1997 tarihinde tutuklandığını ve 23/10/1998tarihinde serbest bırakıldığını, hakkında Diyarbakır 1 No.lu Devlet GüvenlikMahkemesinde açılan kamu davası sonunda beraatinekarar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, 596 gün boyunca özgürlüğündenyoksun kaldığını belirterek, 31/10/2008 tarihinde Hakkâri Ağır CezaMahkemesinde maddi ve manevi tazminat davası açtığı anlaşılmaktadır.
39. Mahkemece,30/12/2009 tarihinde davanın kısmen kabulüne kararverilmiş, temyiz üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 11/10/2012 tarihliilâmıyla hüküm onanarak aynı tarihte kesinleşmiştir. Bu durumda iki derecelibir yargılama sisteminde davanın üç yıl on bir ay on gün sürdüğüanlaşılmaktadır.
40. 5271 sayılı Kanun’un öngördüğü yargılama usullerine tabimahkemeler nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündekiiddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesitarafından makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde kararlarverilmiştir (B. No: 2012/625, 9/1/2014, §§ 23-41; B.No: 2013/695, 9/1/2014, §§ 24-40).
41. Başvurunundeğerlendirilmesi neticesinde, başvuruya konu koruma tedbiri nedeniyle tazminatdavası; hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddi olayların karmaşıklığı,delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf sayısı gibi kriterler dikkate alındığında karmaşık olmaktan uzaktır.Başvurucunun tutum ve davranışlarıyla ve usulihaklarını kullanırken özensiz davranmasıyla yargılamanın uzamasına sebep olduğuda söylenemez. Anılan davaya bütün olarak bakıldığında, İlk Derece Mahkemesinde31/10/2008 tarihinde açılarak 30/10/2009 tarihindesona eren yargılama sonunda hükmün temyizi üzerine Yargıtay tarafından11/10/2012 tarihinde kararın onandığı, temyiz incelemesinin yaklaşık üç yılsürdüğü, davanın niteliği göz önünde bulundurulduğunda bu sürenin makulolmadığı, tüm bu hususlar dikkate alınarak, somut başvuru açısından farklı birkarar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusu üç yıl on biray on gün devam eden yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğusonucuna varılmıştır.
42. Açıklanannedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
43. Başvurucu,uzun süren yargılama nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinintespitini ve 50.000,00 TL manevi, 50.000,00 TL maddi tazminatın ödenmesinitalep etmiştir.
44. 6216sayılı Kanun'un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasışöyledir:
“Tespit edilen ihlalbir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmakiçin yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yenidenyargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehinetazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolugösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
45. Başvurucununtarafı olduğu uyuşmazlığa ilişkin üç yıl on bir ay on gün devam eden yargılamasüreci nazara alındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızcaihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuyanet 2.750,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
46. Başvurucutarafından maddi tazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilenihlal ile iddia edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,başvurucunun maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
47. Başvurucutarafından yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harçve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1.Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”,nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİROLDUĞUNA,
3. Anayasa’nın36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLALEDİLDİĞİNE,
B. Başvurucuya net 2.750,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,
C. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
10/3/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.