TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
K.O. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/17172)
Karar Tarihi: 15/3/2022
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Muammer TOPAL
Recai AKYEL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Yusuf Enes KAYA
Başvurucu
:
K.O.
Vekili
:
Av. Vedat ÖZKAN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru; gözaltı ve tutuklama tedbiri dolayısıylaödenen tazminatın yetersiz olması nedeniyle adil yargılanma ile kişi hürriyetive güvenliği haklarının, vekâlet ücretinin yapılan düzenlemeyle azaltılmasınedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 5/6/2018 tarihinde yapılmıştır. Komisyon,başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne, başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına gönderilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
5. Başvurucu hakkında yürütülen bir soruşturma kapsamında12/3/2013 tarihinde gözaltına alınmış, 22/5/2013 tarihinde tutuklanmış,10/6/2013 tarihinde serbest bırakılmıştır. Yapılan yargılama sonucundabaşvurucunun beraatine karar verilmiş, beraat kararı 14/6/2016 tarihindekesinleşmiştir.
6. Beraat kararının kesinleşmesi üzerine başvurucu;haksız olarak bir ay tutuklu kaldığını, gözaltına alınmasından ve tutuklukalmasından dolayı kendi çevresinde iş arkadaşları ve akrabaları arasında büyüksıkıntı yaşadığını ve beraat edene kadar kendisine hep olumsuz tavıralındığını, kendisine suçlu muamelesi yapıldığını, büyük ruhsal çöküntü içinegirdiğini, çevresinde sahip olduğu itibarının ve imajının kötü yöndezedelendiğini, tutuklanmadan önce aylık ortalama 5.000 TL gelir elde etmekteolduğunu belirterek 10.000 TL maddi ve 20.000 TL manevi tazminatın ödenmesitalebiyle dava açmıştır. Dava dilekçesinde tutuklamanın haksız olduğu iddiasınıberaat etmiş olmasına dayandıran başvurucu gözaltının ve tutuklamanın hukukaaykırı olup olmadığıyla ilgili bir açıklamada bulunmamıştır.
7. Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesi 29/1/2018 tarihlikararıyla başvurucuya 1.000 TL manevi tazminat ile 845 TL vekâlet ücretininödenmesine karar vermiştir. Mahkeme başvurucunun çalıştığı işyerinden aldığıücrette gözaltında ve tutuklu kaldığı süre nedeniyle herhangi bir kesintiyapılmadığını, dolayısıyla herhangi bir gelir kaybının bulunmadığını belirterekmaddi tazminat talebinin reddine karar vermiştir.
8. Başvurucu, hükmedilen tazminatların ve vekâletücretinin düşük olduğunu belirterek istinaf yoluna başvurmuştur.
9. Bölge Adliye Mahkemesi 3/4/2018 tarihinde manevitazminat miktarını 1.500 TL olacak şekilde düzelterek istinaf başvurusununesastan reddine kesin olarak karar vermiştir.
IV. İLGİLİHUKUK
10. İlgili hukuk için bkz. A..A. [GK], B. No:2017/34502, 21/10/2021, §§ 22-46.
V. İNCELEME VEGEREKÇE
11. Anayasa Mahkemesinin 15/3/2022 tarihinde yapmışolduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. KişiHürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
12. Başvurucu, haksız gözaltı ve tutuklama nedeniyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu,isminin kamuya açık belgelerde gizlenmesi talebinde bulunmuştur.
13. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesiyle bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder(Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §16). Başvurucunun şikâyetinin Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü ve dokuzuncufıkraları kapsamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı yönünden incelenmesigerekir.
14. Anayasa Mahkemesi A.A. kararında Anayasa'nın19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamındaki şikâyetler yönünden başvuruyollarının tüketilmiş sayılabilmesi için başvurucuların ilk derecemahkemelerinde yakalama, gözaltı veya tutuklama tedbirlerinin hukukiliğineilişkin iddialarını 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi kapsamında açıkça ilerisürerek dava açmaları gerektiğini belirtmiştir. Anılan tedbirlerin hukuka uygunolmadığına dair iddialar dile getirilmeden -Anayasa'nın 19. maddesinindokuzuncu fıkrası kapsamında olmadığı değerlendirilen- 5271 sayılı Kanun'un141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendi uyarınca kovuşturmaya yerolmadığı ya da beraat kararına dayalı olarak dava açılmasının başvuruyollarının tüketilmesi anlamına gelmediğine karar vermiştir (A.A., §§70-90).
15. Gözaltının ve tutuklamanın hukuka aykırı olduğuiddiasıyla 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a)bendi uyarınca bir tazminat davası açılmadığı anlaşılan somut olay yönündenanılan karardan ayrılmayı gerektiren bir durum söz konusu değildir.
16. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
Hasan Tahsin GÖKCAN bu görüşe katılmamıştır.
B. AdilYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
17. Başvurucu, gözaltı ve tutuklama nedeniyle hükmedilentazminatların yetersiz olduğunu belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
18. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesiyle bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, § 16). Anayasa Mahkemesi A.A.kararında 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e)bendi uyarınca açılan davalarda hükmedilen tazminatın yetersiz olduğu yönündekiiddiaların adil yargılanma hakkı kapsamında incelenmesi gerektiğinibelirtmiştir (A.A., § 87). Bu itibarla başvurucunun bu kısımdakişikâyetlerinin adil yargılanma hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.
19. Temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden vebariz takdir hatası veya açık keyfîlik içeren durumlar dışında kanun yolundagözetilmesi gereken hususlara dair şikâyetler bireysel başvurunun incelemesikapsamında değildir (Ş.K., B. No: 2018/753 12/1/2022, § 19).
20. Somut olayda başvurucu tarafından ileri sürülen ihlaliddialarının yukarıda belirtilen içtihat kapsamında kanun yolu şikâyetiniteliğinde olduğu ve bariz takdir hatası veya açık keyfîlik oluşturan birdurumun da bulunmadığı anlaşılan başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
21. Diğer taraftan başvurucu; tazminat davasında adlikontrol tedbiri konusunda herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, kendisineherhangi bir tazminat ödenmediğini, adli kontrol nedeniyle uğradığımağduriyetin karşılanmadığını ileri sürmüş ise de adli kontrol tedbirine tabitutulduğuna ilişkin bir belge sunmadığı, tazminat davası sürecinde adli kontroltedbiriyle ilgili bir talebinin bulunmadığı anlaşıldığından bu iddianın ayrıcaincelenmesi mümkün görülmemiştir.
C. MülkiyetHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
22. Başvurucu; koruma tedbirleri nedeniyle açtığı tazminatdavasında ağır cezalık işler için öngörülen miktar üzerinden vekâlet sözleşmesiyapmasına rağmen yapılan düzenlemeyle sulh ceza hâkimliği için öngörülenvekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle mülkiyet, mahkemeye erişim ve etkilibaşvuru hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
23. Başvurucunun iddiaları mülkiyet hakkı kapsamındaincelenmiştir.
24. Anayasa Mahkemesi M.E. (B. No: 2018/696,9/5/2019, §§ 36-38) kararında aynı mahiyetteki şikâyete ilişkin olarakbaşvurucunun mevcut bir mülkü veya mülkü edinmeye yönelik meşru bir beklentisiolduğunu ortaya koyamadığını, dolayısıyla mülkiyet hakkına ilişkin korumadanyararlandırılmasının mümkün olmadığını belirterek konu bakımından yetkisizlikkararı vermiştir. Somut başvuru yönünden anılan kararda varılan sonuçtanayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
25. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının konubakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizlitutulması talebinin KABULÜNE,
B. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA Hasan Tahsin GÖKCAN'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,
3. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınkonu bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,
C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesimağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucununyargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 15/3/2022 tarihindekarar verildi.
KARŞIOY GEREKÇESİ
Anayasanın 19. maddesinin 9. fıkrasında kural olarak,aynı maddedeki güvencelere aykırı biçimde yapılan özgürlüğe müdahalelere karşıbir telafi güvencesi öngörülmektedir. Bu şekilde hak ihlalinden doğanmağduriyetin tazminat boyutuyla giderilmesi de amaçlanmaktadır. Fakat 9.fıkradaki güvence yalnızca önceki fıkralarda yer alan esaslara (güvencelere)aykırı işlemleri kapsamaktadır. Diğer bir ifadeyle hukuka uygun korumatedbiri işlemleri kural olarak anayasal güvence kapsamına girmemektedir.Fakat iç hukukumuzda yer alan 5271 sayılı CMK’nın 141/1-e madde ve bendinde“Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarındakovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen” kişilerin deDevletten maddi ve manevi zararlarını isteyebilecekleri kabul edilmiştir.Hukukumuzda böyle bir hakkın kabul edilmesi ve Mahkememizin 2017/34502 Başvurunumaralı kararında açıkladığım gerekçelerle bu başvurunun esasının daincelenmesi gerektiği görüşüyle karşıoy kullandım.
Başkan
Hasan Tahsin GÖKCAN