TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
K.Ö. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/34068)
Karar Tarihi: 28/1/2020
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
Başkan
:
Recep KÖMÜRCÜ
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Recai AKYEL
Raportör
:
Ali KOZAN
Başvurucu
:
K.Ö.
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, iletilmek istenilen faksa sakıncalı olduğugerekçesiyle el konulması nedeniyle haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği iddialarınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 25/8/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
9. Başvurucu, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, Samsun ETipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (İnfaz Kurumu) tutuklu olarak bulunmaktadır.
10. İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığı (Disiplin Kurulu)15/5/2017 tarihinde, başvurucunun çocuğuna iletmek istediği faksta bulunançizimin sakıncalı olduğuna karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; faksiçeriğinde bulunan arabanın arka tekerleğinde bulunan ay yıldız, öntekerleğinde bulunan "6" rakamıve kaputtaki "H"işaretinin birleştirilince şifre olma ihtimalinin yüksek olduğudeğerlendirilmesine yer verilmiştir.
11. Başvurucu anılan karara karşı Samsun İnfaz Hâkimliğine(İnfaz Hâkimliği) yaptığı itirazında; ailesine birer gün arayla üç faksilettiğini, bunlardan birinin eşinin doğum gününü kutlamak için yaptığı çiçekresmi, diğer ikisinin ise beş yaşındaki kızının kendisi için istediği gül resmiile iki yaşındaki kardeşi için istediği araba resminden ibaret olduğunu,Disiplin Kurulu tarafından sadece araba resminin sakıncalı bulunduğunubelirtmiştir. Telefon kayıtları incelendiğinde kızının kardeşi için arabaçizimi istediğinin tespit edilebileceğini, anılan araba çiziminin İnfazKurumunun kütüphanesinden aldığı YeniBaşlayanlar İçin Çizim adlı kitapta bulunan, çizimi kolay olduğuiçin tercih ettiği bir araba modelinin kopyası olduğunu ve kitaptaki resim ilekendi çizdiği araba karşılaştırıldığında bir şifreleme olmadığının görüleceğinivurgulamıştır. Başvurucu ayrıca, resimde bulunan ay yıldızı ülkesini oğlunasevdirmek için çizdiğini belirterek, resmin orjinalinde de "H" harfi ile "6" rakamına benzetilebilecekşekillerin mevcut olduğunu ifade etmiştir.
12. İnfaz Hâkimliği 9/6/2017 tarihinde itirazın reddine kararvermiştir. Kararın gerekçesinde; ilgili mevzuat hükümleri ve Disiplin Kurulukararı hatırlatıldıktan sonra Disiplin Kurulu kararının yerinde olduğununanlaşıldığı belirtilmiştir.
13. Başvurucu tarafından anılan karara itiraz edilmiştir. Samsun2. Ağır Ceza Mahkemesi 11/8/2017 tarihinde, İnfaz Hâkimliği kararının usul veyasaya uygun olduğu gerekçesiyle itirazın reddine hükmetmiştir.
14. Nihai karar 15/8/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir.
15. Başvurucu 25/8/2017 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
16. İlgili hukuk için bkz. AhmetTemiz, B. No: 2013/1822, 20/5/2015, §§ 16-20.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
17. Mahkemenin 28/1/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adli Yardım TalebiYönünden
18. Başvurucu uzunsüredir tutuklu olması nedeniyle bireysel başvuru harç ve masraflarınıkarşılayacak gelirinin olmadığını belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur.
19. Anayasa Mahkemesinin MehmetŞerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkelerdikkate alınarak geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılamagiderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkçadayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesigerekir.
B. HaberleşmeHürriyetinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
20. Başvurucu; sakıncalı bulunan çizimin İnfaz Kurumununkütüphanesinden aldığı Yeni Başlayanlar İçinÇizim adlı kitaptaki bir araba resminin kopyası olduğunu, şifreolabileceği düşünülen işaretlerin resmin aslında da bulunduğunu belirtmiştir.Anılan kitabı aldığının kütüphane kaydından anlaşılacağını, ancak itirazdilekçesinde belirtmesine rağmen İnfaz Hâkimliğince kitabın incelenmediğini,çocuğuna göndermek istediği basit bir resmin şifre kabul edilmesinin haksızlıkolduğunu vurgulayan başvurucu, haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğini ilerisürmüştür. Başvurucu ayrıca kamuya açık belgelerde kimlik bilgilerinin gizlitutulmasını talep etmiştir.
21. Bakanlık görüşünde; Disiplin Kurulu, İnfaz Hâkimliği ve AğırCeza Mahkemesi kararlarında ilgili ve yeterli gerekçelerin bulunduğu, anılankararların açık bir keyfîlik içermediği, kararlardaki tespit ve sonuçlarınyasanın uygulanması niteliğinde olduğu vurgulanarak başvuru konusu uygulamanınAnayasa'da yer alan hak ve özgürlükleri ihlal eder nitelikte olmadığıbelirtilmiştir. Ayrıca başvurucunun haberleşme hürriyetinin ceza infazkurumunda tutulmanın kaçınılmaz ve doğal sonuçları ile ceza infaz kurumunundüzeni, güvenliği ve suçun önlenmesi meşru amacı temelindeki kamu yararıarasındaki denge gözetilerek sınırlandırıldığı ifade edilmiştir. Öte yandanbaşvurucu hakkında verilen kararların olağanüstü yönetim usullerininuygulandığı bir zamanda verilmiş olduğu dikkate alındığında Anayasa'nın 15.maddesi kapsamında inceleme yapılması gerektiği belirtilmiştir.
22. Başvurucu Bakanlık görüşüne karşı beyanında; sakıncalıgörülen resmin bir kitaptan kopyalandığını, Bakanlığın çizim üzerinde"H" ve "6" rakamının olduğunu kabul eden beyanlarının kabuledilemeyeceğini, anılan şekillerin arabanın havalandırma kanallarının gölgesiolduğunu belirtmiştir. Kamu görevlisinin çizim üzerindeki bir şekle vereceğianlamın onun hayal gücünün sınırlarına bağlı olduğunu, bu durumun keyfiliğe vetakdir yetkisinin genişlemesine neden olacağını ifade eden başvurucu ayrıca,resmin kaynağına ilişkin savunmalarının dikkate alınmamasının da adil biryargılama yapılmadığını gösterdiğini vurgulamıştır.
2. Değerlendirme
23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının özü, göndermekistediği mektubun sakıncalı görülerek alıkonulması nedeniyle haberleşmehürriyetinin engellenmesine ilişkindir. Anayasa Mahkemesinin öncekikararlarında bu tür başvurular haberleşme hürriyeti kapsamında incelenmiştir (Ahmet Temiz, § 23; Özkan Kart (2), B. No: 2013/1201,20/5/2015, § 22; Akif İpek, B.No: 2013/9456, 24/6/2015, § 23; RamazanVural, B. No: 2013/1148, 7/7/2015, § 24; Eren Yıldız, B. No: 2013/759, 7/7/2015, § 25; Mustafa Aydin, B. No: 2013/275, 6/10/2015,§ 24). Somut başvuruda da bu durumdan ayrılmayı gerektirecek bir durumbulunmamaktadır.
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
24. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek bir neden de bulunmadığı anlaşılan haberleşmehürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
25. Anayasa'nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak"Haberleşme hürriyeti"kenar başlıklı 22. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"Herkes, haberleşmehürriyetine sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır.
Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesininönlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerininkorunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmişhâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakıncabulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça;haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz...
İstisnaların uygulanacağı kamu kurum vekuruluşları kanunda belirtilir."
26. Anayasa Mahkemesinin AhmetTemiz (aynı kararda bkz. §§ 28-34) kararında hükümlü ve tutuklularıngönderdiği veya kendilerine gönderilen mektuplara ceza infaz kurumunun ilgilikurulları tarafından yapılan müdahalelere ilişkin genel ilkeler belirtilmiştir.Buna göre haberleşme özgürlüğüne yapılan müdahale öncelikle kanunlaöngörülmelidir. Müdahalenin yasal dayanağını oluşturan mevzuatın ulaşılabilir,yeterince açık ve belirli bir eylemin gerektirdiği sonuçlar açısındanöngörülebilir olması gerekir. İkinci olarak söz konusu müdahale meşru bir amacadayanmalı, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve ölçülü olmalıdır.
27. Disiplin Kurulu, başvurucunun gönderdiği mektubun sakıncalıolduğunu değerlendirerek el konulmasına karar vermiştir. Dolayısıyla anılanişlem ile kamu makamları tarafından başvurucunun haberleşme hürriyetine birmüdahalede bulunulduğu açıktır.
28. Anılan müdahale, Anayasa’nın 22. maddesinin ikincifıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanmadığı veAnayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşullara uygun olmadığı müddetçeAnayasa’nın 22. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu nedenle sınırlamanınAnayasa’nın 13. maddesinde öngörülen kanun tarafından öngörülme, meşru amaçtaşıma, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk ve ölçülülük ilkesineaykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir (Ahmet Temiz, § 36).
29. Anayasa Mahkemesinin AhmetTemiz (§§ 37-46) kararında, somut olayda da uygulanan 13/12/2004tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un68. maddesinin, hükümlülerin ceza infaz kurumlarından yaptıkları yazışmaların denetimive sınırlandırılmasının kanuni dayanağını oluşturduğu ve düzenlemenin kanunilikölçütünü karşıladığı tespiti yapılmıştır. Öte yandan haberleşme hürriyetinindüzenlendiği Anayasa'nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında, söz konusu sınırlamasebeplerine bağlı kalınarak yapılacak sınırlamanın ancak usulüne uygun olarakverilecek hâkim kararıyla mümkün olabileceği belirtildikten sonra üçüncüfıkrasında "İstisnaların uygulanacağıkamu kurum ve kuruluşları kanunda belirtilir" denilerek bukuralın da mutlak olmadığı ve bu kurala bazı kurumlar yönünden kanunlasınırlamalar getirilebileceği açıkça düzenlenmiştir (AYM, E.2014/122,K.2015/123, 30/12/2015, § 71). Bu bağlamda ceza infaz kurumları, Anayasa'nın22. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında istisnaların uygulanacağı kamukurumlarındandır (Mehmet Koray Eryaşa,B. No: 2013/6693, 16/4/2015, §§ 74-76).
30. Somut olayda Disiplin Kurulunca faksın alıkonulma sebebiolarak, iletilmek istenen resimde bulunan bazı işaretlerin şifre olabileceğiihtimali gösterilmiştir. Bu kapsamda başvurucunun mektubunun denetlenmesisuretiyle haberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin kamu düzeninin korunması,suç işlenmesinin önlenmesi ile ceza infaz kurumlarında asayiş ve güvenliğinsağlanması amaçlarını taşıdığı, bunun da Anayasa'nın haberleşme hürriyetineilişkin 22. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında meşru bir amaç olduğu sonucunavarılmıştır (Ahmet Temiz, §§47-51).
31. Anayasa Mahkemesinin AhmetTemiz (§§ 58-68) kararında hükümlü ve tutukluların gönderdiği veyakendilerine gönderilen mektuplara ceza infaz kurumlarının ilgili kurullarıtarafından yapılan müdahalelerde demokratik toplum düzeninin gereklerineuygunluk ve ölçülülük ilkesi yönünden genel ilkelere yer verilmiştir. Buna göredemokratik toplum düzeninin gerekleri gözetilmeli, sınırlamada öngörülen meşruamaç ile sınırlandırma aracı arasında orantısızlık bulunmamalı,sınırlandırmayla ulaşılabilecek genel yarar ile temel hak ve özgürlüğü sınırlandırılanbireyin kaybı arasında adil bir denge kurulmasına özen gösterilmelidir.
32. Ayrıca ceza infaz kurumu yetkilileri, mektup gönderme vealmanın infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin ve tutukluların dış dünya ilebağlantısında en önemli araçlardan biri olduğu gerçeğini gözönünde bulundurarakdış dünya ile yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahkûmlara yardım etmeli vebunun için onlara uygun desteği vermelidir (MusaKaya (2), B. No: 2013/2351, 16/9/2015, § 66).
33. Ancak ceza infaz kurumlarında tutulmanın kaçınılmaz sonucuolarak kamu düzeninin korunmasına ve suç işlenmesinin önlenmesine yönelik kabuledilebilir makul gerekliliklerin olması durumunda hükümlü ve tutukluların sahipoldukları haklar sınırlandırılabilir (TuranGünana, B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 35). Bu kapsamda mektubuntamamında ya da bir kısmında yer alan ifadelerin 5275 sayılı Kanun'un 68.maddesinde yer verilen sebeplerden en az birini içermesi, özellikle ceza infazkurumunun ilgili kurulları tarafından da yeterli düzeyde gerekçelendirilmesigerekmektedir.
34. Öte yandan özellikle suç işlenmesinin önlenmesi, kamudüzeninin korunması ile ceza infaz kurumunun güvenliğini sağlama ve terörörgütleri ile mücadele amaçları doğrultusunda terör örgütüne üye olma suçundanhükümlü veya tutuklu olanların yazışmaları ile ilgili daha geniş sınırlamalargetirmenin mümkün olduğu vurgulanmalıdır.Ancak bu sınırlamanın temel hak veözgürlüğü tamamen ortadan kaldıran ya da kullanılmasını imkânsız hâle getirennitelikte olmaması gerekir.Bu kapsamda özellikle örgüt üyelerinin yazışmalardakullandıkları ve ilk bakışta bir anlam ifade etmeyen, sadece muhatabınınanlamlandırabileceği özelliğe sahip şekillerin, kısaltmaların, çizimlerin vekelimelerin şifre kabul edilerek yazışmalarda kullanılmasının yasaklanmasınınsuç işlenmesinin önlenmesi ve terör örgütleri ile mücadele amaçları kapsamındazorunlu bir tedbir olmadığı söylenemez. Ancak hükümlü veya tutuklunun şifrelibir dil kullanarak örgütsel haberleşme sağladığına yönelik tespitin, gönderenile muhatap ve yazışma içeriği bir bütün halinde değerlendirilerek, yeterli birgerekçeyle açıklanması gerekir.
35. Somut olayda, başvurucunun oğluna iletmek istediği faksıniki bölümden oluştuğu, faksın bir bölümünde bir araba resminin çizildiği, diğerbölümünde ise oğluna özlemini dile getiren cümleler yazıldığı anlaşılmıştır.Disiplin Kurulu kararında faksı gönderen, muhatap ve yazışmanın içeriği birbütün hâlinde değerlendirilerek bir araba çiziminden ibaret iletinin sadecemuhatabının anlayabileceği bir özelliğe sahip olduğu, örgütsel haberleşmeamacıyla yazıldığı hususlarının somut olarak ortaya konulamadığı görülmüştür.Öte yandan araba çiziminde bulunduğu iddia edilen ve şifre olarakdeğerlendirilen harf ile rakamın kaynağına ilişkin olarak başvurucunun itirazmerciine açıklamada bulunmasına rağmen, İnfaz Hâkimliğinin ilgili kitabıgetirterek bir değerlendirme yapmadığı gibi başvurucunun diğer esaslıitirazlarına ilişkin ilgili ve yeterli bir gerekçe de açıklamadığıanlaşılmaktadır.
36. Bu kapsamda başvuruya konu mektuba yönelik müdahalede,mektuba özgü, kabul edilebilir makul gerekliliklerin somut verilere dayanılarakortaya konulmadığı sonucuna varılmış; başvurucuya gönderilen mektuba elkonulması suretiyle haberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin amaçlananhedefler açısından aşırı, dolayısıyla orantısız olduğu ve bu bağlamdademokratik bir toplumda gerekli olma ve ölçülülük ilkesine uygun olmadığıkanaatine varılmıştır. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 22.maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
c. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
37. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrasınınilgili kısmı ile (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir."
38. Başvurucu, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılarakmektubun muhatabına gönderilmesini ve 100.000 TL manevi tazminatahükmedilmesini talep etmiştir.
39. Anayasa Mahkemesinin MehmetDoğan kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadankaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875,7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlalkararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalindevamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiylesonuçlanacağına da işaret etmiştir (AligülAlkaya ve diğerleri, B.No: 2016/12506, 7/11/2019).
40. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§55, 57).
41. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda AnayasaMahkemesi, 6216 sayılı Kanunun 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ileİçtüzük’ün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalinve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzerekararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasaldüzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlaliortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireyselbaşvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle AnayasaMahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararıverildiğinde, usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarakilgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususundaherhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararkendisine ulaşan mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizinAnayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererekdevam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerinegetirmektir.
42. İncelenen başvuruda haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğisonucuna ulaşılmıştır. Ulaşılan ihlal sonucunun Samsun İnfaz Hâkimliğitarafından verilen haberleşme hürriyetine ilişkin güvenceleri gözetmeyen ve bubağlamda yeterli ve ilgili gerekçe içermeyen karardan kaynaklandığıanlaşılmaktadır.
43. Bu durumda haberleşme hürriyetinin ihlalinin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü düzenlemeiçeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalinve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yapılmasıgereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini ihlalsonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygunyeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğininyeniden yargılama yapılmak üzere Samsun İnfaz Hâkimliğine gönderilmesine kararverilmesi gerekmektedir.
44. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesininbaşvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağıaçıktır. Dolayısıyla eski hâle getirmekuralı çerçevesinde ihlalin bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi içinhaberleşme hürriyetinin ihlali nedeniyle yalnızca ihlal tespitiylegiderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net 2.000 TLmanevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizlitutulması talebinin KABULÜNE,
B. Başvurucunun adli yardım talebinin KABULÜNE,
C. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
D. Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşmehürriyetinin İHLAL EDİLDİĞİNE,
E. Kararın bir örneğin haberleşme hürriyetine yönelik ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Samsunİnfaz Hâkimliğine (E.2017/335, K.2017/341) GÖNDERİLMESİNE,
F. Başvurucuya net 2.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, fazlayailişkin talebin REDDİNE,
G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE28/1/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.