TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
KOSİFLER ARAÇ KİRALAMA LTD. ŞTİ. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/2831)
Karar Tarihi: 12/1/2017
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
Recai AKYEL
Raportör
:
Yakup MACİT
Başvurucu
:
Kosifler Araç Kiralama Limited Şirketi
Vekili
:
Av. İzzet HAMLE
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, temyiz talebinin süre yönünden reddedilmesi nedeniylemahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 4/3/2014 tarihinde İstanbul Anadolu 1. Asliye TicaretMahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkiledecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 12/2/2015 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için 25/3/2016tarihinde Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
6. Başvurucuya karşı Tokat 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin (ticaretmahkemesi sıfatıyla) E.2007/163 sayılı dosyasında alacak davası açılmıştır.
7. Mahkeme 12/11/2012 tarihli ve E.2007/163, K.2012/342 sayılıkararı ile davanın kabulüne, 130.547,51 TL'nin başvurucudan tahsiline kararvermiştir. Karar 3/1/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.
8. Başvurucu, temyiz karar harcı ve başvurma harcını yatırarak11/1/2013 tarihinde Kadıköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2013/137 sayılımuhabere kaydıyla hükmü temyiz etmiştir.
9. Mahkeme 22/1/2013 tarihli muhtırada tehiri icra karar harcı,dosyanın Yargıtaya gidiş dönüş masrafı, temyiz dilekçesi,Yargıtay ilamı ve bozma kararı verildiği takdirde duruşma gününün tebliği içintoplam 130 TL masrafı muhtıranın tebliğinden itibaren yedi gün içinde Mahkemeveznesine yatırmak üzere başvurucuya kesin süre vermiş; aksi hâlde temyizisteminden vazgeçilmiş sayılacağı hususu başvurucuya ihtar edilmiştir. Muhtıra5/2/2013 tarihinde başvurucu vekilinin iş yerinde çalışan S.Ş. isimli şahsatebliğ edilmiştir.
10. Başvurucunun vekili, muhtırada belirtilen bedeli8/2/2013tarihinde Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi (PTT) İstanbul AnadoluKadıköy Merkez Şubesi aracılığıyla Mahkemeye havale etmiştir.
11. Temyiz talebini inceleyen Yargıtay 19. Hukuk Dairesi15/7/2013 tarihli ve E.2013/2998, K.2013/12860 sayılı ilamı ile temyiz isteminisüre yönünden reddetmiştir. İlamın ilgili kısmı şöyledir:
"...
Mahkeme hükmünü duruşma istemli olarak temyizeden davalı vekilinin temyiz dilekçesi ile yeterli miktarda temyiz posta gideriyatırmaması üzerine Mahkemece, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 434/3.maddesi gereğince çıkarılan (7) gün kesin süreli muhtıra temyiz eden vekilince5/2/2013 günü tebliğ edilmiş, davalı vekilinin masrafları PTT kanalı ile8/2/2013 tarihinde gönderilmesi üzerine 13/2/2013 tarihinde süre geçtiktensonra mahkemeye ulaşmıştır. Temyiz eden vekilinin gönderilen muhtırada açıkçabelirtildiği üzere Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 434/3. maddesindeaçıklanan süre postaya verme süresi olmayıp, mahkeme veznesine yatırma süresiolmasına göre davalı yanın masrafları kanunda gösterilen sürede yatırdığınınkabulü mümkün değildir. Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkındamahkemece bir karar verilebileceği gibi 1/6/1990 gün 3/4 sayılı İçtihadıBirleştirme Kararı uyarınca Yargıtay tarafından da karar verilebileceğinden süresindensonra yapılan temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
..."
12. Karar düzeltme talebi aynı Dairenin 4/12/2013 tarihli veE.2013/15611, K.2013/19331 sayılı ilamı ile reddedilmiştir. İlamın ilgili kısmışöyledir:
"...
Davalı vekilinin hükme yönelik temyiz isteminin,yasal sürede yapılmadığından dolayı, HUMK.nun 432.maddesi uyarınca reddine ilişkin Dairemiz kararına karşı, istemin süresindeolduğu ileri sürülerek başvuruda bulunulması üzerine yapılan incelemede, davalıvekilinin temyiz isteminin süresinde olmadığı anlaşılmakla, talebin REDDİNE, [kararverildi]
..."
13. Ret kararı 3/2/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş,4/3/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.
B. İlgili Hukuk
14. 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü MuhakemeleriKanunu’nun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişikliktenönceki 434. maddesi şöyledir:
"Temyiz dilekçesi hangimahkemeye verilmişse o mahkemece temyiz defterine kaydolunurve temyiz edene ücretsiz bir alındı kağıdı verilir.
Temyiz isteği, harca tabi değilse dilekçenintemyiz defterine kaydedildiği, harca tabi ise harcın yatırıldığı tarihteyapılmış sayılır.
Temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç vegiderlerin tamamı ödenir. Bunların eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa,kararı veren hakim veya mahkeme başkanı tarafındanverilecek yedi günlük kesin süre içinde tamamlanması, aksi halde temyizdenvazgeçmiş sayılacağı hususu temyiz edene yazılı olarak bildirilir. Verilen süreiçinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkeme kararın temyizedilmemiş sayılmasına karar verir. Bu kararın da temyiz edilmesi halinde 432 nci maddenin son fıkrası hükmükıyasen uygulanır.”
15. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun geçici 3. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
“Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge AdliyeMahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devamolunur.
Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlamatarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında,kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılıKanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncümadde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.
…”
16. 3/4/2012 tarihli ve 28253 sayılı Resmî Gazete’deyayımlanarak yürürlüğe giren mülga Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği’nin "Posta mutemet kaydı" kenarbaşlıklı25. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
"Havale yoluyla gelen paraya ilişkinbilgilerin tutulduğu kayıttır.
Bu kayıt; havalenin çıkış yeri, numarası,tarihi, cinsi, miktarı, gönderenin adı ve soyadı, dosya numarası, postagörevlisinin adı ve soyadı, kasa kayıt tarihi ve numarası, tahsilât makbuzununtarihi ve numarası sütunlarını içerir."
17. Mülga Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği'nin 45.maddesinin (6) numaralı fıkrası şöyledir:
“Harç, Hukuk Muhakemeleri Kanununa göre tahsiledilmesi gereken avans ve para cezaları elektronik ortamda tahsil edilebilir.Tahsil işlemi bankalar aracılığıyla olabileceği gibi Barokart,kredi kartı ve benzeri araçlarla da yapılabilir.”
18. 1/12/2008 tarihli ve 27071 sayılı Resmî Gazete’deyayımlanarak yürürlüğe giren PTT Yurtiçi Havale ve Posta Çeki Yönetmeliği’nin3. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“ Bu Yönetmelikte geçen,
…
g) Havale: Göndericinin yatırdığı paranınalıcı olarak gösterdiği bir kişiye ödenmesini, bir posta çeki hesabınaişlenmesini veya bir posta çeki hesabı sahibinin hesabındaki paradan belirttiğikadarının alıcı olarak gösterdiği bir üçüncü kişiye veya kendisine ödenmesini,
r) Serbestçe girilemeyen yer: Serbestçegirilip alıcısına ulaşılamayacak resmi veya özel kurum ve kuruluşları,
…
ifade eder.”
19. PTT Yurtiçi Havale ve Posta Çeki Yönetmeliği’nin 7.maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:
“Serbestçe girilemeyen yerlerdeki kişileradına gelen havale paraları, PTT işyerine başvuran alıcının kendisine, tayinetmek kaydıyla mutemet veya vekiline yahut kuruluşun mutemedine ödenir.”
20. 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 17.maddesi şöyledir:
"Tebliğ yapılacak şahıs otel, hastane,tedavi veya istirahat evi, fabrika, mektep, talebe yurdu gibi içine serbestçe girilemiyen veya arananın kolayca bulunması mümkün olmıyan bir yerde bulunuyorsa, tebliğin yapılmasını o yeriidare eden veya muhatabın bulunduğu kısmın amiri temin eder. Bunlar tarafındanmuhatabın derhal buldurulması veya tebliğin temini mümkün olmazsa, tebliğkendilerine yapılır."
21.7201 sayılı Kanun'un 22. maddesi şöyledir:
"Muhatap yerine kendisine tebliğyapılacak kimsenin görünüşüne nazaran onsekizyaşından aşağı olmaması ve bariz bir surette ehliyetsiz bulunmaması lazımdır."
22.7201 sayılı Kanun'un 23. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Tebliğ bir mazbata ile tevsik edilir. Bumazbatanın:
...
5. Tebliğin kime yapıldığını ve tebliğmuhatabından başkasına yapılmış ise o kimsenin adını, soyadını, adresini ve 22 nci madde gereğince tebellüğeehil olduğunu,
...
İhtiva etmesi lazımdır."
23. 25/1/2012 tarihli ve 28184 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanarak yürürlüğe giren Tebligat Yönetmeliği'nin 26. maddesi şöyledir:
"Belirli bir yerde devamlı olarak meslekveya sanatını icra edenlere, o yerde de tebligat yapılabilir.
Muhatabın işyerinde bulunmaması halindetebliğ, aynı yerde sürekli olarak çalışan memur veya müstahdemlerinden birineyapılır.
Muhatap, meslek veya sanatını konutunda icraediyorsa, kendisi bulunmadığı takdirde memur veya müstahdemlerinden birineyapılır. Bunlardan hiç birinin bulunmaması durumundatebliğ, aynı konutta sürekli olarak oturan kişilere veya hizmetçilerindenbirine yapılır."
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
24. Mahkemenin 12/1/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
25. Başvurucu, temyiz başvurusunda tamamlaması gereken postamasraflarını kesin süre içinde PTT kanalıyla Mahkemeye havale ettiğini, bütünharç ve masrafları süresinde ödemiş olmasına rağmen ödemenin süresindeyapılmadığı gerekçesiyle temyiz dilekçesinin reddine karar verildiğini,Kanun'da masrafların mutlaka mahkeme veznesine yatırılması gerektiği hususununbelirtilmediğini, muhtırada Mahkeme mührünün bulunmaması, tebligat şerhinin deKanun'un aradığı şartları taşımaması nedenleriyle geçersiz olduğunu, tebligatiş yeri çalışanına tebliğ edilmesine rağmen Yargıtay ilamında kendisine tebliğedildiğinin belirtildiğini, bu açıdan kararın keyfî olduğunu, karar düzeltme ilamındaesasa yönelik itirazlarına cevap verilmediğini, karara imza atan Daireüyelerinin daha önce benzer konuda tebligatın geçersizliğine yönelik kararverdiklerini, bu yönüyle tarafsız mahkemede yargılanma hakkının zedelendiğinibelirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş; yenidenyargılama ve tazminat talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
1.Kabul Edilebilirlik Yönünden
26. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun ihlal iddialarının, havaleedilen masrafların Mahkeme veznesine geç ulaşması nedeniyle temyiz talebininsüre yönünden reddedilmesi hususu ile ilgili olarak mahkemeye erişim hakkıçerçevesinde değerlendirilmesi uygun görülmüştür.
27. Açıkça dayanaktan yoksun olmayan ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden bulunmayan başvurunun kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
28. Başvurucu; belirtilen süre içinde PTT şubesinden havaleyoluyla masrafları Mahkemeye gönderdiğini, ödemenin fiilen bu sürede Mahkemeveznesine yapılması gerektiğine yönelik Kanun'da bir hüküm bulunmadığını,Yargıtay tarafından yapılan değerlendirmenin katı ve şekilci olduğunubelirterek mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
29.Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir.”
30. Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olanmahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek veuyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamınagelmektedir (Özkan Şen, B. No:2012/791, 7/11/2013, § 52).
31. Mahkemeye erişim hakkı, adil yargılanma hakkının en temelunsurlarından biridir. Mahkemeye ulaşmayı aşırı derecede zorlaştıran ya daimkânsız hâle getiren uygulamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir.Bununla birlikte dava açma ya da kanun yollarına başvuru için belli sürelerinöngörülmesi, bu süreler dava açmayı imkânsız kılacak ölçüde kısa olmadıkçahukuki belirlilik ilkesinin bir gereğidir ve mahkemeye erişim hakkına aykırılıkoluşturmaz. Ne var ki öngörülen süre koşullarının açıkça hukuka aykırı olarakyanlış uygulanması ya da yanlış hesaplanması nedeniyle kişiler dava açma ya dakanun yollarına başvuru hakkını kullanamamışsa mahkemeye erişim hakkının ihlaledildiğinin kabulü gerekir ( Remzi Durmaz, B. No: 2013/1718, 2/10/2013, §27).
32. Mahkemeye erişim hakkı, kural olarak mutlak bir hak olmayıpsınırlandırılabilen bir haktır. Bununla birlikte getirilecek sınırlamaların hakkınözünü zedeleyecek şekilde hakkı kısıtlamaması, meşru bir amaç izlemesi, açık veölçülü olması ve başvurucu üzerinde ağır bir yük oluşturmaması gerekir (Serkan Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013,§ 38).
33. Temyiz yoluna başvurulmasına ilişkin kısıtlamalar da davaaçılması konusundaki kısıtlamalar gibi kural olarak mahkemeye erişim hakkınamüdahale teşkil eder. Bu kısıtlamalar süre, harç ve benzeri birtakım usulşartları öngörülmesi şeklinde de olabilir (NerimanPolat, B. No: 2012/1223, 5/11/2014, § 39).
34. Hukuki güvenlik ile belirlilik ilkeleri, hukuk devletinin önkoşullarındandır. Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukukigüvenlik ilkesi hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylemve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerindebu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.Belirlilik ilkesi ise yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönündenherhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılırve uygulanabilir olmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarınakarşı koruyucu önlem içermesini ifade etmektedir (AYM, E.2013/64, K.2013/142,28/11/2013).
35. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarına göre debir kanuni düzenlemenin bireylerin davranışını ona göre düzenleyebileceği kadarkesinlik içermesi, kişinin gerektiği takdirde hukuki yardım almak suretiyle bukanunun düzenlediği alanda belli bir eylem nedeniyle ortaya çıkacak sonuçlarımakul bir düzeyde öngörebilmesi gerekmektedir. Öngörülebilirliğin mutlak ölçüdeolması gerekmez. Kanunun açıklığı, arzu edilir bir durum olmakla birlikte bazenaşırı bir katılığı da beraberinde getirebilir. Oysa hukukun ortaya çıkandeğişikliklere uyarlanabilmesi gerekmektedir. Birçok kanun, işin doğası gereğiyorumlanması ve uygulanması pratik gerçekliğe bağlı olan yoruma açık formülleriçermektedir (Mustafa Boztepe, B.No: 2013/8502, 13/4/2016, § 38).
36. Mahkemeye etkili erişim hakkı, mahkemeye başvuru konusundatutarlı bir sistemin var olmasını ve dava açmak isteyen kişilerin mahkemeyeulaşmada açık, pratik ve etkili fırsatlara sahip olmasını gerektirmektedir.Özellikle hukuki belirsizlikler ya da uygulamadaki belirsizlikler kişilerinmahkemeye erişim hakkını ihlal edebilmektedir (MustafaBoztepe, § 33). Bunun yanında bir mahkemeye başvuru hakkının yasalbirtakım şartlara tabi tutulması kabul edilebilir olsa da mahkemeler usulkurallarını uygularken bir yandan adil yargılanma hakkını ihlal edebilecekaşırı şekilcilikten, diğer yandan da yasalar tarafından düzenlenen usulkurallarının ortadan kaldırılması sonucunu doğurabilecek aşırı esnekliktenkaçınmalıdır (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Walchli/Fransa, B. No: 35787/03, 26/7/2007, § 29).
37. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği mevzuatınyorumlanması ve uygulanması derece mahkemelerinin görevi olmakla birlikte buyorum ve uygulamaların etkilerinin Anayasa ve Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak koruma alanında bulunan hak ve yükümlülüklerlebağdaşıp bağdaşmadığının Anayasa Mahkemesince incelenebileceği tabiidir.Mahkemeye erişim hakkı yönünden yapılacak böyle bir inceleme, somut olayınkoşulları çerçevesinde olacaktır (Kemal İnan,B. No: 2013/1524, 6/10/2015, § 49). Somut başvuruda da Anayasa Mahkemesiningörevi, usul kurallarının uygulanması konusunda derece mahkemelerinin takdir vedeğerlendirmelerini denetlemek olmayıp usule ilişkin uygulamanın başvurucununmahkemeye erişim hakkını, Anayasa'ya aykırı olarak kısıtlayıp kısıtlamadığınıdenetlemektir.
38. Usul kurallarının hukuki güvenliğin sağlanması veyargılamanın düzgün bir şekilde yürütülmesi sonucu adaletin tecelli etmesinehizmet etmek yerine kişilerin davalarının yetkili bir mahkeme tarafındangörülmesi bakımından bir çeşit engel hâline gelmesi durumunda mahkemeye erişimhakkı ihlal edilmiş olacaktır (Neriman Polat,§ 37).
39. Somut olayda başvurucunun Mahkeme kararını süresinde temyizettiği, 22/1/2013 tarihli muhtıra ile eksik kalan harç, posta ve tebligatmasraflarının tebliğden itibaren yedi günlük kesin süre içinde yatırılması,aksi takdirde temyiz isteminden vazgeçilmiş sayılacağının başvurucuya ihtaredildiği, muhtıranın 5/2/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edildiğianlaşılmıştır. Başvurucu vekili 8/2/2013 tarihinde, PTT şubesinden havale yoluylaposta giderleri ve eksik harcı Tokat 2. Asliye Hukuk Mahkemesine göndermişse debedelin kesin süre içinde Mahkeme veznesine intikal etmediği anlaşılmaktadır.İlk Derece Mahkemesi dosyayı temyiz incelemesi için Yargıtay 19. HukukDairesine göndermiş; Dairenin Kanun'da açıklanan sürenin postaya verme süresiolmadığını, kesin sürede bedelin Mahkeme veznesine yatırılması gerektiğinibelirterek temyiz dilekçesinin reddine karar verdiği ve karar düzeltme talebinireddettiği anlaşılmıştır.
40. 1086 sayılı mülga Kanun’un 432. maddesinde temyizdilekçesinin kararı veren mahkemeye veya başka bir yer mahkemesineverilebileceği, temyiz dilekçesi kararı veren mahkemeden başka bir mahkemeyeverilmişse 434. maddeye göre işlem yapıldıktan sonra kararı veren mahkemeyeörnekleriyle birlikte gönderileceği, aynı Kanun’un 434. maddesinde ise temyizisteğinin harca tabi ise harcın yatırıldığı tarihte yapılmış sayılacağı, temyizdilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin tamamının ödeneceği, bunların eksiködenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa kararı veren hâkim veya mahkeme başkanıtarafından verilecek yedi günlük kesin süre içinde tamamlanması gerektiği, aksihâlde temyizden vazgeçmiş sayılacağı hususunun temyiz edene yazılı olarakbildirileceği, verilen süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirdekararın temyiz edilmemiş sayılmasına mahkemenin karar vereceği düzenlemelerineyer verilmiştir.
41. Belirtilen kanuni düzenlemelerden anlaşıldığı üzere temyizbaşvuru harcının yanında temyiz aşamasına ilişkin posta ve tebligatmasraflarının da temyiz edene yapılan ihtar ile verilen süre içinde ilgilimahkeme kalemine ulaştırılması gerekmekte olup bu gerekliliğin yerinegetirilmesi, kanun gereği temyiz edenin sorumluluğundadır. Hak kaybına uğramakistemeyen temyiz eden taraf, belirtilen masraflara ilişkin paranın mahkemekalemine ulaşmasını sağlamalıdır. Ancak ilgili mevzuatta, temyiz eden tarafınbu sorumluluğu nasıl yerine getireceği, belirtilen paranın dosyasına ulaşmasınınasıl temin edebileceği, bunun yanında diğer görevlilerin sorumluluklarınınhangi aşamaları kapsadığı, öngörülebilir bir şekilde ve ilgililer açısındanherhangi bir tereddüde yer bırakmayacak bir açıklıkta düzenlenmemiştir. Bununyanında İlk Derece Mahkemesinin, posta ve tebligat giderlerinin yedi günlükkesin süre içinde dava dosyasına yatırılması gerektiği uyarısını içeren22/1/2013 tarihli yazısında da başvurucunun belirtilen giderleri, bulunduğuyerden nasıl iletebileceği konusunda aydınlatıcı bir bilgi verilmemiştir (Neriman Polat, §§ 49, 50).
42. Başvurucunun havale hizmetinden yararlandığı PTT’nin28/11/2014 tarihli ve 12986674-301.01-46638 sayılı “Resmi Kurum ve Kuruluşlarile Tüzel Kişiliklere Konutta Teslim Havale Kabulü” konulu tebliği gereğincePTT Yurtiçi Havale ve Posta Çeki Yönetmeliği’nin 3. maddesinin (r) bendinde yeralan “serbestçe girilemeyen yer” kavramının serbestçe girilip alıcısınaulaşılamayacak resmî veya özel kurum ve kuruluşları ifade ettiği, bu yerlerdekikişiler adına gelen havale paralarının PTT işyerine başvuran alıcının kendisineya da ilgilisine ödeneceği, neticeten tüm resmî kurumlara yapılan havalelerdeödeme yerinin PTT iş yeri olduğu anlaşılmaktadır (Neriman Polat, § 51).
43. Başvurucu; kendisinden talep edilen masraf tutarını İlkDerece Mahkemesi hesabına süresinde yatırdığı, davasını takip etmekte gereklidikkat ve özeni gösterdiği anlaşılmaktadır.
44. Nitekim Yargıtayın benzer birdavada, yargılama sırasında havale yoluyla dosyaya gönderilen gider avansınınkesin süreden sonra mahkeme veznesine ulaşması nedeniyle İlk DereceMahkemesince verilen ret kararına ilişkin yaptığı değerlendirmede davacıvekilinin dosyaya sunduğu “12/12/2011 tarihli PTT Genel Müdürlüğü, ödemebelgesiyle” söz konusu 50 lirayı eldeki dava dosyasına havale edilmek üzere PTTveznesine yatırdığını, Mahkemenin ara kararına ilişkin yargılama tutanağının2/12/2011 tarihinde davacı vekiline tebliğ edildiğini, davacı vekilinin butarihten on gün sonra yani henüz iki haftalık süresi dolmadan söz konusu parayıPTT kanalıyla dosyaya gönderdiğinin sunulan ödeme belgesiyle sabit olduğunuancak PTT'deki gecikme nedeniyle anılan paranın 25/1/2012 tarihinde dosyayaintikal ettiğini, davacı vekilinin Mahkemece, öngörülen süre içinde söz konusuparayı dava dosyasına göndermek üzere PTT veznesine yatırdığına göre PTT'denkaynaklanan gecikme nedenine ait hesabın dava sahibinden sorulmasınınhakkaniyet kuralına uygun düşmeyeceğini ve bu sorumluluğun davacı tarafayükletilemeyeceğini, belirlenen bu somut ve hukuki olgular karşısında davacıvekilinin verilen iki haftalık kesin süre henüz dolmadan söz konusu parayıMahkeme dosyasına göndermek üzere PTT’ye yatırdığı ve buna bağlı olarak üzerinedüşen görevini yerine getirdiği gözetilerek Mahkemece, iddia ve savunmadoğrultusunda gerekli işlemlerin yapılması gerektiği hâlde yazılı gerekçeyledava şartı yokluğundan yani usulden davanın reddine karar verilmesi usul vekanuna aykırı olduğunu belirterek hükmü bozduğu anlaşılmıştır (Yargıtay 8.Hukuk Dairesinin 5/10/2012 tarihli ve E.2012/1921, K.2012/8719 sayılı ilamı).
45. Yukarıdaki tespitler ışığında eksik temyiz harç vegiderlerinin tamamlanmasına yönelik 1086 sayılı mülga Kanun'un 434.maddesinin üçüncü fıkrası gereğince Mahkemeceçıkarılanve 5/2/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilen yedi gün kesin sürelimuhtıranın ardından 8/2/2013 tarihinde başvurucu tarafından PTT kanalı ilegönderilen masrafların 13/2/2013 tarihinde öngörülen süre geçtikten sonraMahkemeye ulaşması üzerine Kanun'da belirtilen sürenin postaya verme süresiolmadığı, bu nedenle masrafların süresinde Mahkeme veznesine yatırılmadığıgerekçesiyle temyiz talebinin reddine karar verilmesinin hukuki güvenlik vebelirlilik ilkeleri bağlamında öngörülebilirlik sınırları içinde ve ölçülüolduğunun kabul edilemeyeceği, Yargıtay Dairesi tarafından yapılan yorumunbaşvurucunun temyiz hakkını kullanmayı imkânsız kılacak ölçüde aşırı şekilcibir yaklaşımla elde edildiği, bu açıdan başvurucunun mahkemeye erişim hakkınınzedelendiği sonucuna ulaşılmıştır.
46. Belirtilen nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğinekarar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
47. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Esas incelemesonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine kararverilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir."
48. Başvurucu, yeniden yargılamaya ya da 332.143,43 TL maddi,10.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
49. Başvurucunun mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğisonucuna varılmıştır.
50. İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yenidenyargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan kararın bir örneğinin yenidenyargılama yapılmak üzere Tokat 2. Asliye Hukuk Mahkemesine (ticaret mahkemesisıfatıyla) gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
51. İhlal tespitinin yeterli tatmin sağladığıdeğerlendirildiğinden başvurucunun tazminat taleplerinin reddine kararverilmesi gerekir.
52. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasının KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36 maddesinde güvence altına alınan mahkemeyeerişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılması içinilgili Yargıtay Dairesine gönderilmek üzere Tokat 2. Asliye Hukuk Mahkemesine(E.2007/163, K.2012/342 sayılı dosyası) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,
E. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE12/1/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.