TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
KIRMIZI GAA İNŞAAT TURİZM GIDA SANAYİ VE TİC. LTD. ŞTİ. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/2370)
Karar Tarihi: 11/12/2014
R.G. Tarih-Sayı : 12/5/2015-29353
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serruh KALELİ
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Zühtü ARSLAN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Raportör
:
Bahadır YALÇINÖZ
Başvurucu
:
Kırmızı Gaa İnşaat Turizm Gıda Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.
Vekili
:
Av. Zeynelabidin POYRAZ
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, hakkındauygulanan idari para cezasına karşı açtığı davanın, duruşma yapılmadan veidarenin cevabı kendisine tebliğ edilmeden, gerekçesiz bir şekildereddedildiğini belirterek, Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 4/4/2013tarihinde İzmir 22. Sulh Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe veeklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bireksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm BirinciKomisyonunca, 15/7/2014 tarihinde kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesinekarar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 24/7/2014 tarihinde kabul edilebilirlik ve esasincelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Adalet Bakanlığının 2/9/2014 tarihli görüş yazısı 18/9/2014 tarihinde başvurucuvekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne cevaplarını içerendilekçesini 2/10/2014 tarihinde sunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerindeifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu şirket hakkında,Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü İzmir Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğütarafından "İl Müdürlüğünce yapılmakistenen incelemeye süresi içinde icabet edilmeyerek iş yeri ile ilgili kayıt vebilgilerin ibraz edilmemesi ve incelemenin engellenmesi"nedeniyle, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İşKanunu'nun 92. maddesinin ikinci fıkrasına muhalefetten aynı Kanun’un 107.maddesi uyarınca 10.873,00 TL idari para cezası uygulanmıştır.
8. Başvurucu, bu cezaya gerekçegösterilen bilgi ve belgelerin istenmesine ilişkin idari yazının şirkete tebliğedilmediğini, muhtara da tebligat bırakılmadığını belirterek cezaya itirazetmiştir.
9. İzmir 10. Sulh CezaMahkemesi, 3/1/2013 tarihli ara kararı ile İzmirÇalışma ve İş Kurumu Müdürlüğünden idari para cezasına ilişkin olarak işlemdosyasında bulunan karar, tutanak ve dayanak teşkil eden tüm evrak örnekleriile kararın tebliğine ilişkin tebligat evrakı örneğinin gönderilmesini istemiş,gelen evraklar üzerinde yaptığı inceleme sonucu 16/1/2013 tarih ve 2013/4 D. İşsayılı karar ile başvuruyu reddetmiştir. Ret gerekçesinin ilgili kısmışöyledir:
"Getirtilen evraklar incelendiğinde: Başvuran şirkethakkında Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü tarafından yapılan şikayetsoruşturması nedeniyle İl Müdürlüğünce hazırlanan yazıda istenilen belgelerin 06/08/2012 tarihinde kuruma ibraz edilmesinin istendiği, buyazının başvuran şirketin adresine 26/07/2012 tarihinde tebliğ edildiği,istenilen belgelerin belirtilen tarihte ibraz edilmediği, bunun üzerine İzmirÇalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğünce düzenlenen 29/11/2012 tarih 482805 sayılıkararda şirket hakkında 4857 sayılı kanunun 92/2 maddesi yollamasıyla 10.7maddesi gereğince 10.873 TL idari para cezası uygulanmasına karar verildiği, bukarara karşı süresinde itiraz başvurusunda bulunulduğu görülmekte olup; dosyakapsamı itibariyle başvuruya konu karar usül vemevzuata uygun olduğundan yapılan haksız başvurunun reddine kararverilmiştir."
10. Başvurucunun bu kararaitiraz etmesi üzerine, İzmir 4. Asliye Ceza Mahkemesi itiraza konu kararın usulve esasa uygun olduğu gerekçesine yer vermek suretiyle 15/2/2013tarih ve 2013/139 D. İş sayılı kararı ile itirazın reddine karar vermiştir.
11. Karar, başvurucuya 5/3/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
12. Anayasa Mahkemesine 4/4/2013 tarihinde bireysel başvuru yapılmıştır.
B. İlgiliHukuk
13. 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılıKabahatler Kanunu'nun “Başvuru yolu”kenar başlıklı 27. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“(1) İdarî para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesineilişkin idarî yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihindenitibaren en geç onbeş gün içinde, sulh cezamahkemesine başvurulabilir….”
14. 5326 sayılı Kanun'un “Başvurunun incelenmesi” kenar başlıklı28. maddesinin ilgili fıkraları şöyledir:
“…
(2) Başvurunun usulden kabulü halinde mahkeme dilekçenin birörneğini ilgili kamu kurum ve kuruluşuna tebliğ eder.
(3) İlgili kamu kurum ve kuruluşu, başvuru dilekçesinintebliği tarihinden itibaren en geç onbeş gün içindemahkemeye cevap verir. Başvuru konusu idarî yaptırıma ilişkin işlem dosyasınıntamamının bir örneği, cevap dilekçesi ile birlikte mahkemeye verilir. Mahkeme,işlem dosyasının aslını da ilgili kamu kurum ve kuruluşundan isteyebilir. Cevapdilekçesi, idarî yaptırım kararına karşı başvuruda bulunan kişi sayısından birfazla nüsha olarak verilir.
(4) Mahkeme, başvuruda bulunan kişilere cevap dilekçesininbir örneğini tebliğ eder; talep üzerine veya re'sentarafları çağırarak belli bir gün ve saatte dinleyebilir. Dinleme içinbelirlenen günle tebligatın yapılacağı gün arasında en az bir haftalık zamanolmasına dikkat edilir. Dinleme sırasında taraflar veya avukatları hazırbulunur. Mazeretsiz olarak hazır bulunmama, yokluklarında karar verilmesineengel değildir. Bu husus, tebligat yazısında açıkça belirtilir.
…
(6) Dinlemede sırasıyla; hazır bulunan başvuru sahibi veavukatı, ilgili kamu kurum ve kuruluşunun temsilcisi, varsa tanıklar dinlenir,bilirkişi raporu okunur, diğer deliller ortaya konulur.
(7) Mahkeme, ilgilileri dinledikten ve bütün delilleriortaya koyduktan sonra aleyhinde idarî yaptırım kararı verilen ve hazır bulunantarafa son sözünü sorar. Son söz hakkı, aleyhinde idarî yaptırım kararı verilentarafın kanunî temsilcisi veya avukatı tarafından da kullanılabilir. Mahkemeson kararını hazır bulunan tarafların huzurunda açıklar.
(8) Mahkeme, son karar olarak idarî yaptırım kararının;
a) Hukuka uygun olması nedeniyle, "başvurununreddine",
b) Hukuka aykırı olması nedeniyle, "idarî yaptırımkararının kaldırılmasına",
Karar verir.
…”
15. Anılan Kanun’un “İtiraz yolu” kenar başlıklı 29. maddesinin ilgili fıkraları ise şöyledir:
“(1) Mahkemenin verdiği son karara karşı, Ceza MuhakemesiKanununa göre itiraz edilebilir. Bu itiraz, kararın tebliği tarihten itibarenen geç yedi gün içinde yapılır.
(2) İtirazla ilgili karar, dosya üzerinden incelemeyapılarak verilir.
(3) Mahkeme, her bir itirazla ilgili olarak “itirazınkabulüne” veya “itirazın reddine” karar verir.
…”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
16. Mahkemenin 11/12/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun4/4/2013 tarih ve 2013/2370 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereğidüşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
17. Başvurucu, idari para cezasıuygulanmasına neden olan bilgi ve belge istenilmesine konu davet yazısınınşirkete tebliğ edilmediği iddiasının dikkate alınmadığını, sunulan delillerinindeğerlendirilmediğini, derece mahkemelerince duruşma yapılmadığını, davadosyasına sunulan idarenin savunma dilekçesinin tebliğ edilmediğini ve derecemahkemesi kararlarının gerekçesiz olduğunu belirterek, Anayasa'nın 36.maddesinde tanımlanan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş veyargılamanın yenilenmesine karar verilmesini istemiştir.
B. Değerlendirme
18. Anayasa Mahkemesi, olaylarınbaşvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp, olay veolguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucunun, adil yargılanmahakkı kapsamında ileri sürdüğü iddiaları, duruşma yapılmaması, silahlarıneşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi ile mahkeme kararlarının gerekçeliolmaması başlıkları altında değerlendirilecektir.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
i. DuruşmaYapılmamasının Adil Yargılanma Hakkını İhlal Ettiği İddiası
19. Başvurucu, duruşmayapılmadan karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür
20. Adalet Bakanlığı görüşünde,dava konusu meselelerin “aşırı teknik“veya “tamamıyla hukuki” olmadığıhallerde duruşma yapılmasının zorunlu olduğu, dolayısıyla yazılı yargılamanınyeterli olmadığı, basit kabahate ilişkin davalarda (aşırı hız veya diğer trafiksuçları gibi) tanıkların inandırıcılığının değerlendirilmesi ihtiyacı olmadığısürece duruşmanın gerekli olmadığı ve yargılamanın yazılı yapılabileceği,başvuru konusu olayın basit yargılama gerektirdiği, ayrıca başvurucunun duruşmayapılması yönünde bir talebinin bulunmadığı hususlarının göz önündebulundurulması gerektiği yönünde beyanda bulunmuştur.
21. Başvurucu, başvuruformundaki iddiaları tekrarlamıştır.
22. Anayasa’nın 141. maddesininbirinci fıkrası şöyledir:
“Mahkemelerde duruşmalar herkese açıktır.Duruşmaların bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına ancak genel ahlâkınveya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde kararverilebilir.”
23. Anayasa’nın 36. maddesindegüvence altına alınan adil yargılanma hakkının temel unsurlarından biri deAnayasa’nın 141. maddesinde düzenlenen yargılamanın açık ve duruşmalı yapılmasıilkesidir. Yargılamanın açıklığı ilkesinin amacı adli mekanizmanın işleyişinikamu denetimine açarak yargılama faaliyetinin saydamlığını güvence altına almakve yargılamada keyfiliği önlemektir. Bu yönüyle, hukuk devletinigerçekleştirmenin en önemli araçlarından biridir. Özellikle ceza davalarındayargılamanın duruşmalı ve aleni yapılması silahların eşitliği ilkesinin vesavunma haklarının güvencesini oluşturur. Ancak bu her türlü yargılamanınmutlaka duruşmalı yapılması zorunluluğu anlamına gelmez. Adil yargılamailkelerine uyulmak şartıyla usul ekonomisi ve iş yükünün azaltılması gibiamaçlarla bazı yargılamaların duruşmadan istisna tutulması ve duruşmayapılmaksızın karara bağlanması anayasal hakların ihlalini oluşturmaz (B. No:2013/664, 17/9/2013, § 32).
24. Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinde “aleniyargılama” hakkının tanınması, zorunlu olarak “sözlü yargılama” hakkını da içerir. Bununlabirlikte, Sözleşme’nin 6. maddesinde yer alan söz konusu yükümlülük, mutlakolmayıp, taraflarının şüpheye yer vermeyecek şekilde bu haklarından vazgeçmesive kamu yararının duruşma yapılmasını gerekli kıldığı bir durumun bulunmamasıhâlinde, duruşma yapılmayabilir. Vazgeçmenin, açıkça veya zımnen yapılmasımümkündür. Duruşma yapılmasına ilişkin talebin sürdürülmemesi ya da hiç ilerisürülmemesi, zımnen vazgeçmeye örnek gösterilebilir. Bunun yanında dava dosyasıve tarafların yazılı görüşleri temelinde yeterince çözülemeyen hukuki veolgusal herhangi bir sorunla karşılaşılmaması örneğinde olduğu gibiyargılamanın istisnai koşulları da duruşma yapılmasını gerektirmeyebilir(Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Blom/İsveç, B. No:28338/95, 14/3/2000; Eksert Turizm Taşımacılık Tekstil Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti/Türkiye ve diğer 7 başvuru, B.No:40988/06, 2/7/2013).
25. Başvuruya konu davanınkoşullarına bakıldığında, başvurucunun incelemeye esas kayıt ve belgeleri ibrazetmediğinden bahisle uygulanan para cezasının kaldırılmasına ilişkinuyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasında dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerinyeterli olduğu, İlk Derece Mahkemesinin, idari para cezasına ilişkin olarakişlem dosyasında bulunan karar, tutanak ve dayanak teşkil eden tüm evrakörnekleri ile kararın tebliğine ilişkin tebligat evrakı örneğinin para cezasınıuygulayan ilgili idareden temin etmesinin ardından başvuruyu karara bağladığı,diğer taraftan başvurucunun itiraz başvurusunda ve bu başvurunun reddi üzerineyaptığı başvuruda duruşma yapılması yönünde bir talebinin de bulunmadığı, tümbu hususlar bir arada değerlendirildiğinde, başvuruya konu davada duruşmayapılmamasının bir bütün olarak yargılamanın adilliğine zarar vermediği veduruşmalı yargılama hakkının ihlal edilmediği anlaşılmaktadır.
26. Açıklanan nedenlerle,duruşmalı yargılama hakkına yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğundanbaşvurunun bu kısmının “açıkça dayanaktanyoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
ii. SilahlarınEşitliği ve Çelişmeli Yargılama İlkesinin İhlal Edildiği İddiası
27. Başvurucu, davalı idaretarafından sunulan savunma dilekçesinin ve ilgili belgelerin kendisine tebliğedilmeden karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür
28. Adalet Bakanlığı görüşünde,adil yargılama ilkesinde yer alan güvencelerden birinin de silahların eşitliğiilkesi olduğu, bu ilke gereği davanın taraflarından birinin diğeri karşısındazayıf duruma düşürülmemesi gerektiği, somut başvuruda başvurucunun yaptığıitiraz üzerine idare tarafından İlk Derece Mahkemesine sunulan savunmadilekçesini tebliğ ettiğine dair dosyada bir bilginin mevcut olmadığı, budurumun silahların eşitliği ilkesinin ihlal edilip edilmediği incelenirken gözönünde bulundurulması gerektiği yönünde beyanda bulunmuştur.
29. Başvurucu, başvuruformundaki iddiaları tekrarlamıştır.
30. Yapılan yargılama sırasındatanık dinletme hakkı da dâhil olmak üzere delillerin ibrazı vedeğerlendirilmesi adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olarak kabuledilen silahların eşitliği ilkesi kapsamında kabul edilmekte olup, bu hak adilyargılanma hakkının somut görünümlerinden biridir. Anayasa Mahkemesi deAnayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok kararında, ilgilihükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadıışığında yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alangerek AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen silahlarıneşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi gibi ilke ve haklara, Anayasa’nın 36.maddesi kapsamında yer vermektedir (B. No.2012/13, 2/7/2013,§ 38).
31. Taraflar arasındahakkaniyete uygun bir dengenin sağlanmasını amaçlayan silahların eşitliğiilkesi, mahkeme önünde sahip olunan hak ve yükümlülükler bakımından taraflararasında eşitliğin sağlanması ve bu dengenin yargılamanın her aşamasındakorunmasını ifade etmekte olup, bu usuli güvencegereğince, uyuşmazlığın her iki tarafına da savunmasının temel dayanağı olandelilleri sunma imkânı tanınmalıdır (B.No. 2013/2116,23/1/2014, § 18; Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. De Haes ve Gijsels/Belçika, B. No. 19983/92, 24/02/1997, §53).
32. Adil yargılanma hakkınınunsurlarından olan çelişmeli yargılama ilkesi ise taraflara dava malzemesihakkında bilgi sahibi olma ve yorum yapma hakkının tanınmasını ve bu nedenletarafların yargılamanın bütününe aktif olarak katılmasını gerektirmektedir. Buanlamda, mahkemece tarafların dinlenilmemesi, delillere karşı çıkma imkanıverilmemesi, yargılama faaliyetinin hakkaniyete aykırı hale gelmesine nedenolabilecektir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Ruiz-Mateos/İspanya, B. No.12952/87, 23/06/1993, § 63). Çelişmeli yargılama ilkesi, silahlarıneşitliği ilkesi ile yakından ilişkili olup, bu iki ilke birbirini tamamlarniteliktedir. Zira çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edilmesi durumunda,davasını savunabilmesi açısından taraflar arasındaki denge bozulacaktır.Çelişmeli yargılamanın medeni haklara ilişkin davalarda da kabul ediliyorolması, medeni bir hakka ilişkin yargılamada tarafların duruşmada hazırbulunması da dahil olmak üzere, yargılamanın bütününeaktif olarak katılmalarını gerektirir (B. No. 2013/1780, 20/3/2014, § 25).
33. Anayasa Mahkemesinin silahlarıneşitliği ve çelişmeli yargılanma ilkeleri bağlamında yapacağı inceleme, başvurukonusu yargılamanın bütünlüğü içinde adil olup olmadığının değerlendirilmesidir(B. No. 2013/2116, 23/1/2014, § 22).
34. İdari para cezasınınkaldırılması istemiyle Sulh Ceza Mahkemesi açılan davada, davalı idareninsavunma dilekçesi ve eklerinin başvurucuya tebliğ edilmediği anlaşılmaktadır. Ancak, başvurucunun Sulh Ceza Mahkemesince verilen karara karşıAsliye Ceza Mahkemesine sunduğu itiraz dilekçesi incelendiğinde; kendisinetebliğ edilmeyen savunma dilekçesinden ve eklerinden itiraz aşamasında haberdarolduğu ve anılan dilekçede ileri sürülen hususlara ilişkin olarak görüşlerinihazırlama ve mahkemeye sunma imkânı bulduğu anlaşılmakta olup, ayrıca itirazdilekçesinde davalı idare savunmasının kendisine tebliğ edilmediği yönünde birhususu da ileri sürmediği, bireysel başvuru formunda da Asliye Ceza Mahkemesineyaptığı itiraz başvurusundan önce davalı idare tarafından sunulan savunmadilekçesi ve eklerine ulaşıldığı, bunlara karşı delil toplama yoluna gidildiğive itirazların Asliye Ceza Mahkemesine sunulduğu ifade edilmiştir.
35. Bu kapsamda başvurucununyargılamanın sonucunu etkileyecek usuli bir imkândanmahrum bırakılmasının söz konusu olmadığı ve başvuruya konu yargılama sürecinebir bütün olarak bakıldığında, başvurucuya karşı tarafça ileri sürülen veyadava dosyasına intikal eden dava malzemesine ulaşma, bunları tetkik ile beyanve itirazlarını ileri sürme imkânı verilerek yargılamaya aktif katılımının teminedildiği anlaşılmaktadır. Sonuç olarak somut olayda silahların eşitliği ve çelişmeliyargılama ilkesinin ihlal edilmediği anlaşılmaktadır.
36. Açıklanan nedenlerle,Mahkeme kararlarında silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerineyönelik açık bir ihlalin olmadığı anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının,diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması”nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir
iii. MahkemeKararlarının Gerekçesiz Olduğu İddiası
37. Başvurucunun gerekçeli kararhakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin başvurunun açıkça dayanaktan yoksunolmadığı anlaşılmaktadır. Kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecekbaşka bir neden de bulunmaması nedeniyle kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
38. Başvurucu, idari para cezasıuygulanmasına neden olan bilgi ve belge istenmesine ilişkin davet yazısınınşirkete tebliğ edilmediği iddiasının dikkate alınmadığını, sunulan delillerinindeğerlendirilmediğini, Sulh Ceza Mahkemesi kararına karşı yaptığı itirazbaşvurusunda, davet yazısının tebligat alındısında ismi bulanan ve komşusuolarak gösterilen kişinin muhtarlık kaydının bulunmadığı yönünde muhtarlıkbelgesini ibraz etmesine karşın bu itirazının da karşılanmadığını belirterek,adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
39. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahiptir.”
40. Anayasa’nın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması”kenar başlıklı 141. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
“Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarakyazılır.”
41. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgiliuyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusundakarar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarakgörülmesini isteme hakkına sahiptir.”
42. Yapılan yargılama sırasındatanık dinletme hakkı da dâhil olmak üzere delillerin ibrazı vedeğerlendirilmesi adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olarak kabuledilen silahların eşitliği ilkesi kapsamında kabul edilmekte olup, bu hak vegerekçeli karar hakkı da makul sürede yargılanma hakkı gibi, adil yargılanmahakkının somut görünümleridir. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesiuyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6.maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşmenin lâfzî içeriğindeyer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilengerekçeli karar hakkı ve silahların eşitliği ilkesi gibi ilke ve haklara,Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013,§ 38). Ayrıca, hakkaniyete uygun yargılamanın birunsuru olan gerekçeli karar hakkı, Anayasa’nın 141. maddesinin 1. fıkrasındayer verilen “Bütün mahkemelerin her türlükararları gerekçeli olarak yazılır” hükmüyle, mahkemelerin uymasıgereken bir yükümlülük olarak düzenlenmiştir.
43. Mahkeme kararlarınıngerekçeli olması adil yargılanma hakkının unsurlarından birisi olmakla beraber,bu hak yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekildeyanıt verilmesi şeklinde anlaşılamaz. Bu nedenle, gerekçe göstermezorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre değişebilir. Bununla birliktebaşvurucunun ayrı ve açık bir yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dairiddialarının cevapsız bırakılmış olması bir hak ihlaline neden olacaktır (B.No: 2013/1213, 4/12/2013, § 26).
44. Kanun yolu mahkemelerinceverilen karar gerekçelerinin ayrıntılı olmaması, ilk derece mahkemesikararlarında yer verilen gerekçelerin onama kararlarında kabul edilmiş olduğuşeklinde yorumlanmakla beraber (bkz. García Ruiz/İspanya, B. No: 30544/96, 21/1/1999, § 26) başvurucuların dile getirmesine rağmen ilkderece mahkemesinin de tartışmadığı esaslı hususlara ilişkin temyizbaşvurularıyla başvurucuların usuli haklarının ihlaledildiğine yönelik somut şikâyetlerinin temyiz incelemesinde tartışılmamasıgerekçeli karar hakkının ihlali olarak görülebilir (B. No: 2012/603, 20/2/2014,§ 49).
45. Başvuru konusu olayda İlkDerece Mahkemesi, başvurucu hakkında yapılan soruşturma nedeniyle Çalışma ve İşKurumu İl Müdürlüğü tarafından hazırlanan yazıda belirtilen belgelerin 6/8/2012 tarihinde kuruma ibraz edilmesinin istendiği, buyazının 26/7/2012 tarihinde tebliğ edilmesine karşın istenilen belgelerinbelirtilen tarihte ibraz edilmemesi nedeniyle başvurucuya verilen paracezasının usul ve mevzuata uygun olduğu gerekçesiyle yapılan itirazın reddinekarar vermiştir.
46. İlk Derece Mahkemesitarafından davalı idarenin savunma dilekçesi ve ekleri başvurucuya tebliğedilmemiş olup, davanın reddedilmesi sonrasında başvurucu tarafından savunmadilekçesi ve eklerine ulaşıldığı, bu aşamada başvurucunun dava açtığındabilmediği ve bu sebeple dava dilekçesinde ileri sürmediği davet yazısına aitbilgi ve tebligat alındısına ilişkin iddialarını Asliye Ceza Mahkemesineyaptığı itirazda belirttiği, anılan dilekçeye, davet yazısının tebligatalındısında komşusu olarak ismi yazılan kişinin ikamet ettiği mahalledekaydının bulunmadığına dair mahalle muhtarlığından alınan belgeyi ve tebligatınmahalle muhtarına yapıldığı belirtilmesine rağmen muhtarın kendisine böyle birtebligat yapılmadığını ifade ettiği hususunu da ileri sürdüğü görülmektedir. Ancak Asliye CezaMahkemesinin ise bu yeni iddialara ilişkin bir değerlendirme yapmaksızın,itiraza konu kararın usul ve esasa uygun olduğu gerekçesine yer vermeksuretiyle başvuruyu reddettiği görülmektedir.
47. Bu durumda, bilgi vebelgelerin istenilmesine ilişkin davet yazısının tebligat alındısında ismigeçen kişinin başvurucunun komşusu olmadığına ilişkin muhtarlık belgesininAsliye Ceza Mahkemesi kararında tartışılmadığı ve değerlendirilmediği, oysaesasa etkili olan bu iddianın İlk Derece Mahkemesi kararına atıf yapılarakkarşılanacak iddia niteliğinde olmadığı, zira İlk Derece Mahkemesi kararında buhususa ilişkin bir değerlendirmenin yapılmadığı görülmekle yargılama sürecinebir bütün olarak bakıldığında, başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlaledildiği sonucuna varılmıştır.
48. Belirtilen nedenlerle,başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanmahakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
49. Başvurucu, anayasalhaklarının ihlal edildiğini belirterek ve ihlalin ortadan kaldırılması yönündekarar verilmesini talep etmektedir.
50. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzeredosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genelmahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmaklayükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali vesonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
51. Başvuru konusu olayda tespitedilen ihlal, adil yargılanma hakkının unsurlarından olan gerekçeli kararhakkının ihlal edilmesinden kaynaklandığından ve ihlalin yeniden yargılamayapılarak ortadan kaldırılmasında hukuki yarar bulunduğundan, 6216 sayılıKanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası gereğince ihlalin ve sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın birörneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
52. Başvurucu tarafından yapılanve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL başvuru harcı ve1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun
1.Duruşma yapılmamasının adil yargılanma hakkını ihlal ettiği iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”,
2.Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edildiği iddiasının“açıkça dayanaktan yoksun olması”,
nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3.Mahkeme kararlarının gerekçesiz olduğu iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. İhlal ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yenidenyargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin İzmir 4. Asliye Ceza MahkemesineGÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL başvuru harcı ve1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderininBAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
11/12/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.