TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
K.Ş. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/70773)
Karar Tarihi: 7/11/2019
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Yusuf Enes KAYA
Başvurucu
:
K.Ş.
Vekili
:
Av. Nurcan BAL
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 28/12/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca 8/4/2019 tarihinde tutuklamanın hukuki olmadığışikâyeti dışındaki iddialar yönünden kısmi kabul edilemezlik kararı verilmiş,başvurunun tutuklamanın hukukiliğine ilişkin kısmının kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
8. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüylekarşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâlilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihine kadarbirçok kez uzatılmıştır. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temelleredayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerinedevam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü(FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen biryapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (AydınYavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbegirişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bileFETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanısıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardakiyapılanmasına yönelik olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafındansoruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklamatedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz vediğerleri, §§ 51; Mehmet HasanAltan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12).
10. Başvurucu, en son Danıştay tetkik hâkimi olarak görevyapmıştır.
11. Darbe teşebbüsü sonrasında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığıtarafından başlatılan soruşturma kapsamında başvurucu 12/8/2016 tarihindegözaltına alınmıştır.
12. Başvurucu, Savcılık tarafından üzerine atılı silahlı terörörgütüne üye olma suçundan tutuklanması istemiyle Ankara 9. Sulh CezaHâkimliğine sevk edilmiştir.
13. Başvurucu, Ankara 9. Sulh Ceza Hâkimliğince yapılansorgusunun ardından 16/8/2016 tarihinde silahlı terör örgütüne üye olmasuçundan tutuklanmıştır. Tutuklama kararının ilgili kısmı şöyledir:
"Şüpheliler S.A., K.Ş.(Başvurucu), K.B.üzerine atılı bulunan Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmasuçunu işlediklerine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren dosyakapsamında somut delillerin bulunması, şüphelilerin kaçma ve delilleri karartmaihtimallerinin bulunduğu, bu nedenlerle adli kontrol uygulamasının yetersizkalacağı şüphelilere isnat edilen suçun ağır cezayı gerektiren suç üstü hallerigerektiren suç olması nedeni ile CMK 2/1-J ve 2802 sayılı Kanun'un yasanın 94.maddesi ve CMK’nın 100. maddesi ile ilgilidüzenlemeler ile AİHS 5. maddesindeki tutuklama şartları kapsamında isnatolunan suç ile orantılı olarak tedbir kapsamında şüphelilerin CMK.nun 101. maddesi uyarınca ayrı ayrı tutuklanmasına... [kararverildi.]"
14. Başvurucunun söz konusu tutuklama kararına itiraz etmesiüzerine Ankara 1. Sulh Ceza Hâkimliği itirazı değerlendirmiş ve 7/9/2016tarihli kararıyla "Ankara 9. Sulh Ceza Hâkimliği'nin ... sorgu sayılı tutuklama kararı ve bukarara dayanak dosya kapsamının incelenmesinde, Ankara 9. Sulh Ceza Hâkimliği'nin ... kararında herhangi bir isabetsizlikbulunmadığı" gerekçesiyle itirazın reddine karar vermiştir.
15. Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliği 4/11/2016 tarihindebaşvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Başvurucu, bu kararaitiraz ettiğini ancak itirazın sonucunun kendisine tebliğ edilmediğinibelirtmiştir.
16. Başvurucu 28/12/2016 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
17. Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliği 7/3/2017 tarihindebaşvurucunun tahliyesine karar vermiştir. Tahliye kararının ilgili kısmışöyledir:
"İncelenen dosya kapsamına göre şüphelilerinsabit ikametgah sahibi olduğu, soruşturmanın geldiği aşama ve mevcut delildurumu itibariyle tutukluluğun orantısız olması cihetiyle, şüpheliler hakkındaAnkara Cumhuriyet Başsavcılığının talebininkabulü ileşüpheli ... ve şüpheli K.Ş.(başvurucu) hakkındaki Ankara 9. Sulh Ceza Hâkimliği'nin 16/8/2016 tarihli, 2016/123 Sorgu sayılı tutuklamakararının kaldırılmasına, şüphelilerin tahliyesine başka bir suçtan hükümlüveya tutuklu değiller ise derhal salıverilmelerine, ancak şüphelilerin üzerineatılı suçun niteliği, hakkında kuvvetli suç süphesininvarlığını gösteren olgular, delillerin tamamının toplanmamış olması nazaraalındığında şüpheli hakkında CMK.nun 109.maddesigereğince adli kontrol altına alınmalarına, CMK'nın109. Maddesinin (3) numaralı fıkrasının (a) bendi gereğince şüphelininsoruşturma sonuçlanıncaya kadar yurt dışını çıkışının yasaklanmalarına... [kararverildi.]"
18. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 13/9/2018 tarihliiddianamesiyle başvurucu hakkında silahlıterör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davasıaçılmıştır. İddianamede başvurucuyla ilgili yapılan değerlendirmeler şöyledir:
"Şüphelinin adı geçen örgütle irtibatlıolduğu gerekçesiyle HSYK tarafından meslekten çıkarıldığı ve bu kararınkesinleştiği,
Alınan kararlar doğrultusunda yapılanaramalarda ayrıntıları tutanaklarda belirtilen dijital materyaller dışında suçunsurunun ele geçmediği, dijitallerle ilgili imaj alma işlemlerinin yapılıpemanete kaydının yapıldığı ancak raporun henüz dosyaya girmediği, gelincemahkemeye gönderileceği,
Cumhuriyet Başsavcılığımız bylockbürosunca düzenlenen 13/9/2018 tarihinde evrak ve ekindeki belgelerde;şüphelinin bylock kaydının bulunmadığınınbelirtildiği, Ankara İl Emniyet Müdürlüğüne veri havuzu sorgulama raporunundüzenlenmesi için yazılan talimatın henüz dönmediği, HTS analiz çalışmalarıneticesinde düzenlenen 2/3/2017 tarihli raporda; şüphelinin kullandığı telefonile; haklarında FETÖ kapsamında soruşturma yürütülen bir kısım kişilerlegörüşmesinin bulunduğunun belirtildiği ancak bu kişilerin genellikle yargımensubu olduğu ve örgütün üst düzey yöneticisi olduklarına dair de bir tespiteyer verilmediği,
Şüpheliyle ilgili ifadelerden;
A.A. ifadesinde; şüphelinin stajdan dönemarkadaşı olduğunu, şüphelinin Danıştay'a atanmasından sonra FETÖ/PDY bağlantılıDanıştay Tetkik Hakimlerinin şüpheliye çok saygı gösterdiklerini, şüphelininFETÖ/PDY bağlantılı olduğunu düşündüğünü beyan ettiği, şüphelinin suçlamayıkabul etmediği anlaşılmıştır."
19. Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi 1/10/2018 tarihindeiddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2018/420 sayılı dosya üzerindenkovuşturma aşaması başlamıştır.
20. Başvurucu 11/2/2019 tarihli duruşmada savunmasını yapmıştır.Başvurucunun savunmasının ilgili kısmı şöyledir:
"Eğer dönemimdeki meslektaşlarımdan 7 yaşküçük olsaydım ve yaş olarak benden büyük meslektaşlarım hayatın olağan akışınaaykırı bir şekilde şahsıma saygı gösterselerdi bu durum FETÖ yapılanmasıdüşünüldüğünde örgütsel bir ilişkiyi akla getirebilirdi. Ancak kendimden 7 yaşküçük meslektaşlarımın iş yerinde gösterdiği saygı bunu nasıl düşündürdüanlayabilmiş değilim. Ya da tanık örgüte ilişkin bir gezide, yurtta, örgütevinde, örgüt toplantısında, normalde iş yerinde muhabbet etmediğimmeslektaşlarımın bana saygı gösterdiklerini gözlemlemiş olsaydı şahsımın da buörgütle bağlantılı olduğunu düşünmesi anormal olmazdı. Ancak böyle bir durum dasöz konusu değildir. Tanık benim ve hayatım hakkında hiçbir şey bilmemektedir.Hayatımda iş yeri dışında onu gördüğümü hatırlamıyorum. Birbirimizle öncestajda, daha sonra iş yerinde yemekhanede ve kafeteryada karşılaştık. Aslındabenim hakkımda bir kanaati bile yok. Dönemimizden bazı hakimlerin FETÖ ilebağlantısı olduğunu düşünüyor, o kişilerin de bana yakın olduğu zannı ile böylebir çıkarsamada bulunuyor. Ancak burada çıkartılması gereken hususlar var.Saygı gösterdiğini iddia eden şahısların isimleri, nerede,ne zaman, ne için saygı gösterdiklerine dair açıklayıcı bir beyanbulunmamaktadır. Şahsıma saygı gösterdikleri iddia edilen hakimler yaşıkendisinden büyük olan dönem arkadaşlarından sadece bana mı saygıgöstermişlerdir. Ayrıca şahsıma saygı gösteren hakimler sadece FETÖ ileirtibatlı olanlar mıdır? Tanığa bunu düşündüren nedir? Gizlilik FETÖ için bukadar önemliyken kafeterya, yemek salonu, servis gibi aleni ortamlardagözlemlenen yaşça kendimden küçük meslektaşlar arasındaki saygı ilişkisinintemelinde örgütsel irtibatın aksine genel ahlak kuralları olamaz mı? İş yerigibi her kademede çalışanın genel kurallar gereği birbirine saygı gösterdiğibir yerde tanık şahsıma gösterilen saygının farklı bir gerekçeye dayandığını,farklı bir amacının olduğunu nasıl gözlemlemiştir? Şayet staj döneminde adaletakademisinde, mahkemelerde, Danıştayda tanıştığımdolayısıyla geçmişleri hakkında hiçbir bilgim olmayan hakimler FETÖ yapılanmasıiçinde yer alıyorsa bu tanık tarafından bilinebiliyorsa ve 16 Temmuz 2016tarihine kadar dönemim olan tetkik hakimleri hakkında bir ihbar ve işlemyapılmadığı için benim bilme şansım ve ihtimalim yoksa bu iddianın sorumluluğutarafıma yüklenebilir mi?
...
HTS raporuna ilişkin açıklamalarım şuşekildedir. Adıma kayıtlı sistemde üç telefon çıkmış. İki telefon var. Birtanesini eşimin anne annesi kullanıyor. Savcılık ifadesinde de belirtmiştimonu. O listede yer alan görüşmeler şahsımın görüşmesi olmadığı için bilgimbulunmamaktadır. O dönem kendi kullandığım ... numaralı telefona ait açıklamam:Oradaki numaraların 3 tanesi eşimin babası, kayın pederim üzerinedir. Onun birtanesini eşimin babası kendi kullanıyordu. Bir tanesi eşimin annesinin üzerinekayıtlıydı. Bir tanesi de eşimin babasının ev telefonudur. Rapordaki bir kişiİ.E. vergi mahkemesinde tanıştım. Dönemin tetkik hakimi.Danıştay'da da aynı dairede staj yaptık. Daha sonra da Danıştay'a atandık.Öğlen yemeklerini birlikte yedim. Bazen aynı servisi kullandım. Telefongörüşmelerimin büyük çoğunluğunu da mesai saatlerinde yemek, kafetarya, servise ilişkin haberleşmelerden oluşuyor. M.A.,A.A. ve F.K. Adalet Akademisi stajında aynı sınıfta olduğum hakimlerdir. Benimüzerime kayıtlı numaraların hepsi hakimlerden oluşuyor FETÖ şüphelisi. M.T.idare mahkemesi stajımı Ankara 10. İdare mahkemesinde yaptım. O zaman M.T. omahkemenin üye hakimiydi. Mahkeme stajında ona bağlı olarak çalıştım. Dahasonra da Danıştay'a tayin oldu. Staj döneminden itibaren yapılan telefongörüşmeleri bunlar da. M.A.Ö. var. Danıştay 9. Dairesinde aynı odada görevyaptığım tetkik hakimi. Kimse Yok Mu derneğigörünüyor. Ben hiç mesaj göndermedim. Ancak bu kaydın o dernek tarafındangönderilen standart mesajlardan olduğunu düşünüyorum yani oradan bana gelennasıl ismim o şeye girdi bilmiyorum. HTS raporlarından görüldüğü üzere bugörüşmeler hakimliği kazandıktan sonra tanıştığım meslektaşlarım ile olangörüşmeler. Bu kayıtların aleyhime delil olarak kullanılması mümkündeğildir."
21. 27/5/2019 tarihli ikinci duruşmada tanık A.A. dinlenmiştir.Duruşma tutanağının ilgili kısmı şöyledir:
"Başkan: K.Ş.yi (Başvurucu) nereden tanıyorsunuz FETÖ ilebağlantısı olup olmadığına dair ne biliyorsunuz bize anlatırmısınız?
Tanık A.A: Efendim şöyle biz idari yargıda 9.dönem idari yargı hakim adayları olarak aynı dönemdestaj yapmıştık aynı dönemde Danıştay'da başladık mesleğe ve kendisi meslektenihraç edilen döneme kadar Danıştay'da çalıştık ama yani böyle çok olağanüstübir samimiyet veya tanışıklık durumu söz konusu değil kendisiyle. YanılmıyorsamHSYK'daki ifadem üzerine herhalde davet edildim.Üzerinden de uzun bir zaman geçtiği için şu anda tam olarak herşeyiylehatırlamıyorum ifademi ama eğer sizin sormak istediğiniz ayrıca bir şey varsa.
Başkan: Ya FETÖ'ylebir bağlantısını gördünüz mü?
Tanık A.A: Böyle yani HSYK'dayanılmıyorsam bana sorulduğunda kendisi hakkında özellikle bir kişi hakkında İ.L.ydi yanılmıyorsam ismi İ.L. hakkında bir ifade İ.L. ikiüniversiteden tanırım. Onun hakkında gereken K.Ş. (başvurucu) ile aralarınınçok samimi olduğunu İ.L.nin sürekli K.Ş.den K. abi diye bahsettiğini duyduğumu ifade ettim diyehatırlıyorum. Onun haricinde yani genel olarak hatırladığım bu olması üzerineirtibatlı olabileceğini düşünüyorum şeklinde bir ifadem olmuş olabilir.
Başkan: Peki bu K.Ş. o İ.L. miydi?
Tanık A.A: Evet.
Başkan: Onların arasında bir yaş farkı var mı?
Tanık A.A: Var İ.L. benimle yaşıt K.Ş.yanılmıyorsam bizden yaş olarak da büyük.
Başkan: Kaç yaş büyük?
Tanık A.A: Vallahi tam olarak yani muhtemelen4-5 yaş vardır diye düşünüyorum.
Başkan: O yüzden abi demiş olabilir mi?
Tanık A.A: Ben heraldeHSYK'da bunuda söyledim yaşitibariyle büyük olduğundan dolayı ayrı bir saygısı var derken hani yaş ilebüyük olmasından kaynaklı olabilir bu.
Başkan: İ.L.nin FETÖ'le bağlantısı var mı?
Tanık A.A: İ. üniversitedeyken sınıf arkadışımdı zaten İ. FETÖ'yebağlantılı yurtlarda yurtta kaldığını biliyodum. Yaniduymuştum daha doğrusu arkadaş ortamında bilinen birşeydiİ.L.nin kaldığı ama yine onun da sonrasında neyaptığını bağlantısını ne derece de devam ettirdiği konusunda bilgim yok. Hattaşöyle S.B. diye bizim dönemde bir hakim vardı onunlaberaber aynı evde kalıyordu İ. ama bu ne kadar FETÖ'yleolduğunu gösterir tam emin değilim.
Başkan: Şey peki daha önceki beyanınızda şeydemişsiniz FETÖ bağlantılı Danıştay Tetkik hakimleri saygı gösterirdi sanığa demişşiniz.
Tanık A.A: İ.L.yi orada kast etmişimdir.
Başkan : İ.L.yi mi kast ettiniz orada?
Tanık A.A: Evet İ.L. ile muhabbetleri iyiydi.
Başkan: Savcı beysorunuz var mı? Avukat bey sorunuz var mı?
Başvurucu müdafii : Sorumuz yokherhangi hiçbir tanıklık derecesinde değil."
22. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilkderece mahkemesinde derdesttir.
IV. İLGİLİ HUKUK
23. İlgili hukuk için bkz. Adem Türkel (B. No: 2017/632, 23/1/2019, §§ 24-39) başvurusuhakkında verilen karar.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
24. Mahkemenin 7/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adli Yardım TalebiYönünden
25. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve masraflarınıkarşılayacak geliri olmadığını beyan ederek adli yardım talebinde bulunmuştur.
26. Anayasa Mahkemesinin MehmetŞerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkelerdikkate alınarak geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılamagiderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkçadayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesigerekir.
B. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
27. Başvurucu, kuvvetli suç şüphesi ve tutuklama nedenleribulunmadan tutuklandığını ileri sürmüştür.
28. Bakanlık görüşünde, tutuklamaya dair verilen kararlarailişkin gerekçeler ve iddianame kapsamında başvurucunun tutukluluğunun keyfîolduğunun savunulamayacağı belirtilmiş; ayrıca tutuklamanın hukukiliğininbelirlenmesinde olağanüstü dönemin şartlarının ve terörle mücadeleninzorluklarının dikkate alınması gerektiği vurgulanmıştır. Bakanlık ayrıcabaşvurucunun tahliye olduğu da dikkate alınarak 4/12/2004 tarihli ve 5271sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde öngörülen başvuru yolununtüketilip tüketilmediğinin değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.
29. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında; tutuklamaanındaki delillerin dikkate alınması gerektiğini, bu durumda sadece tanık A.A.nın ifadesinindeğerlendirileceğini, bu tanığın ifadesinin de soyut olduğunu, bu ifadeyeitibar edilmemesi gerektiğini belirtmiştir. Başvurucu ayrıca Bakanlığınönerdiği tazminat yolunun somut olay bakımından etkili olmadığını ilerisürmüştür.
C. Değerlendirme
30. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesişöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
31. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birincifıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunankişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesiniveya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlukılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıylatutuklanabilir."
32. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu itibarla başvurucunun tutuklamanın hukukiolmadığına yönelen bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncüfıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesigerekir.
1. UygulanabilirlikYönünden
33. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerininuygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvurularıincelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklereilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir. Buna göre olağanüstübir durumun bulunması ve bunun ilan edilmesinin yanı sıra bireysel başvuruyakonu temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden tedbirin olağanüstü durumlabağlantılı olması hâlinde inceleme Anayasa'nın 15. maddesi uyarıncayapılacaktır (Aydın Yavuz ve diğerleri,§§ 187-191).
34. Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklamatedbirine konu olan suçlama, başvurucunun darbe teşebbüsünün arkasındakiyapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY üyesi olduğu iddiasıdır. AnayasaMahkemesi, anılan suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarlailgili olduğunu değerlendirmiştir (SelçukÖzdemir [GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 57).
35. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesikapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucununtutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğermaddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek; aykırılıksaptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu aykırılığımeşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (AydınYavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242; Selçuk Özdemir, § 58).
2. Kabul EdilebilirlikYönünden
36. Somut olayda başvurucu 4/11/2016 tarihli tutukluluk hâlinindevamına ilişkin karara itiraz ettiğini ancak itirazın sonucunun kendisinetebliğ edilmediğini belirtmiştir. UYAP üzerinden yapılan incelemede debaşvurucunun itirazı hakkında karar verildiğine ilişkin bir bilgi veya belgeyeulaşılamamıştır. Bu nedenle başvuru yollarının tüketildiği kabul edilmelidir.Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesinigerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
3. Esas Yönünden
a. Genel İlkeler
37. Tutuklamanın hukukiliğinin incelenmesinde dikkate alınacakgenel ilkeler için bkz. Salih Sönmez(B. No: 2016/25431, 28/11/2018, §§ 99-104) başvurusu hakkında verilen karar.
b. İlkelerin OlayaUygulanması
38. Başvurucu, darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğubelirtilen FETÖ/PDY mensubu olduğu iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamındasilahlı terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesiuyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.
39. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirininmeşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanınön koşulu olan suçun işlendiğine dairkuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
40. Ankara 9. Sulh Ceza Hâkimliğinin tutuklama kararında, başvurucuyönünden kuvvetli suç şüphesini oluşturan somut olguların bulunduğuna genelolarak değinilmiş; herhangi bir ayrıntıya yer verilmemiştir (bkz. § 13).
41. İddianamede ise isnat edilen suçlamaya ilişkin olarakbaşvurucunun meslekten ihraç edilmesine, FETÖ kapsamında soruşturma yürütülenbir kısım kişilerle görüşmesinin bulunduğuna ve A.A. adlı tanığın ifadesinedayanılmıştır.
42. Buna göre başvurucuya yöneltilen ve tutuklamaya konu olansuçlamanın dayanaklarından biri, başvurucunun görevinden uzaklaştırılması veihraç edilmesidir.
43. Anayasa Mahkemesinin daha önce birçok kez vurguladığı üzerekişiler hakkında görevden uzaklaştırma ve/veya kamu görevinden çıkarmatedbirlerinin uygulanmasının -tek başına- suç işlediğine dair kuvvetli birbelirti olarak kabulü mümkün değildir (bkz. MustafaBaldır, B. No: 2016/29354, 4/4/2018, § 70; Mustafa Açay, B.No: 2016/66638, 3/7/2019, § 54; Ali Aktaş,B. No: 2016/14178, 17/7/2019, § 53).
44. Soruşturma mercileri ayrıca HTS analiz çalışmalarıneticesinde düzenlenen 2/3/2017 tarihli raporda; başvurucunun kullandığıtelefon ile haklarında FETÖ kapsamında soruşturma yürütülen bir kısım kişilerlegörüşmesinin bulunduğunun belirtildiği ancak bu kişilerin genellikle yargımensubu olduğu ve örgütün üst düzey yöneticisi olduklarına dair de bir tespiteyer verilmediği belirtilmiştir. Başvurucu, savunmasında; görüşme yaptığıkişilerle mesleği gereği görüştüğünü, örgütsel bir görüşme gerçekleştirmediğinibelirtmiştir. Soruşturma makamları da başvurucunun hayatın olağan akışına uygunsavunmasının aksini ortaya koyamamışlardır. Başvurucu hakkındaki tanıkanlatımının ise oldukça soyut olduğu, yer, zaman ve eylem bilgisi ihtivaetmediği, varsayımlara dayalı birtakım çıkarımlardan oluştuğu ve bu anlamdayargı makamlarına denetim yaparak söz konusu beyanları doğrulama ya da çürütmeimkânı sunmadığı görülmektedir (bkz. §§ 18, 21) Bu nedenle bu beyanların dakuvvetli belirti olarak kabul edilmesi mümkün görülmemiştir (benzer yöndedeğerlendirmeler için bkz. E.A., B. No: 2016/78293, 3/7/2019, §§ 59-60).
45. Bu itibarla başvurucunun savunması ve dosya kapsamına göresomut olayda tutuklama içingerekli olan suç işlendiğine dair kuvvetlibelirtinin yeterince ortaya konulamadığı kanaatine ulaşılmıştır.
46. Varılan bu sonuç karşısında tutuklama nedenlerinin bulunupbulunmadığına ve tutuklamanın ölçülü olup olmadığına ilişkin ayrıca birinceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
47. Açıklanan gerekçelerle suç işlediğine dair kuvvetlibelirtiler ortaya konulmadan başvurucu hakkında tutuklama tedbirininuygulanmasının, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına ilişkin olarak olağandönemde Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan güvencelereaykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
48. Bununla birlikte anılan tedbirin olağanüstü dönemlerde temelhak ve özgürlüklerin kullanımının durdurulmasını ve sınırlandırılmasınıdüzenleyen Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında meşru olup olmadığınınincelenmesi gerekir.
4. Anayasa'nın 15.Maddesi Yönünden
49. Anayasa Mahkemesi daha önceki pek çok kararında olağanüstü hâl döneminde temel hak veözgürlüklerin kullanımının durdurulmasını ve sınırlandırılmasını düzenleyenAnayasa'nın 15. maddesinin suç işlendiğine dair belirtilerin varlığı ortayakonulmadan gerçekleştirilen tutuklamaları meşru kılmadığına, suç işlendiğinedair belirti olduğu ortaya konulmadan tutuklama tedbirinin uygulanmasınındurumun gerektirdiği ölçüde bir müdahale olmadığına karar vermiştir (Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, §§152-157; Turhan Günay [GK], B.No: 2016/50972, 11/1/2018, §§ 83-89; MustafaBaldır, B. No: 2016/29354, 4/4/2018, §§ 83-88).
50. Somut olayda bu kararlardan ayrılmayı gerektiren bir yönbulunmamaktadır. Bu nedenle -Anayasa'nın 15. maddesiyle birliktedeğerlendirildiğinde de- Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamındakişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
51. Açıklanan gerekçelerle -Anayasa'nın 15. maddesiyle birliktedeğerlendirildiğinde de- başvurucunun Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasıbağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
5. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
52. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralıfıkrasının birinci cümlesi ile (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."
53. Başvurucu; 1.000.000 TL maddi, 1.000.000 TL manevi tazminattalebinde bulunmuştur.
54. Anayasa Mahkemesinin MehmetDoğan kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadankaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875,7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlalkararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalindevamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiylesonuçlanacağına da işaret etmiştir(Aligül Alkaya ve diğerleri, B.No:2016/12506, 7/11/2019).
55. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal edildiğinekarar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığından sözedilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle getirmenin, yaniihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikleihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması, ihlale neden olankarar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması,varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bubağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
56. Başvuruda, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyleAnayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal edildiğine kararverilmiştir. Başvurucu hakkındaki davada 7/3/2017 tarihinde başvurucununtahliyesine karar verilmiş ve başvurucunun tutukluluk hâli sona ermiştir.
57. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesinin başvurucununuğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı açıktır.Başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik müdahale nedeniyleyalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığındabaşvurucuya net 27.500 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
58. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi içinbaşvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlalarasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belgesunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesigerekir.
59. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 2.475 TL vekâletücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesigerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurucunun adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizlitutulması talebinin KABULÜNE,
C. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
D. Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişihürriyeti ve güvenliği hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
E. Başvurucuya net 27.500 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminatailişkin diğer taleplerin REDDİNE,
F. 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderininBAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
G. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
H. Kararın bir örneğinin bilgi için Ankara 22. Ağır CezaMahkemesine (E.2018/420) GÖNDERİLMESİNE,
İ. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE7/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.