TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
K.S. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/29420)
Karar Tarihi: 3/12/2020
R.G. Tarih ve Sayı: 6/1/2021-31356
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Muammer TOPAL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Elif ÇELİKDEMİR ANKITCI
Başvurucu
:
K.S.
Vekili
:
Av. Abdulhalim YILMAZ
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru; öldürülme ya da kötü muameleye maruz kalmaihtimali olan ülkeye sınır dışı edilme ve sınır dışı etme kararına karşı açılandavanın süreci durdurmaması nedeniyle kötü muamele yasağıyla bağlantılı etkilibaşvuru hakkının, idari gözetim altında tutma koşulları nedenleriyle kötümuamele yasağının, haksız şekilde idari gözetim altına alınma nedeniyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının, aile bireylerinin farklı idari gözetimmerkezlerinde tutulması nedeniyle de özel hayata ve aile hayatına saygıhakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 28/6/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulünekarar verilmiştir.
5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucu 1986 doğumlu olup Tacikistan vatandaşıdır.
10. Özbek asıllı olduğunu dile getiren başvurucu, eşi veçocuklarıyla birlikte 11/3/2015 tarihinde Türkiye'ye yasal yollardan girişyapmıştır. Türkiye'de ailesiyle birlikte yaşamaya başlayan başvurucununikamet izni talebi 18/1/2017 tarihinde kabul edilerek başvurucuya28/10/2016 ile 10/10/2017 tarihleri -yargı makamı kararına yansıyan tarih-arasında geçerli olmak üzere insani ikamet izni verilmiştir.
11. İkamet izni devam ederken başvurucunun DAEŞ terörörgütüyle bağlantısı olduğundan şüphelenilmiş, bu itibarla evinde 4/2/2017tarihinde arama yapılmış, arama sonrası 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılıYabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 54. maddesinin (1) numaralıfıkrasının (b) ve (k) bentleri uyarınca hakkında idari işlem yapılması amacıylabaşvurucu ve ailesi aynı günün gecesi idari gözetim altına -başvurucu gözaltınaalındığını iddia etmektedir- alınmıştır.
12. Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde görevli kollukmemurlarınca olayla ilgili olarak 5/2/2017 tarihli tutanak düzenlenmiştir.Tutanakta, yolda karşılaşılan başvurucunun DAEŞ terör örgütü ile bağlantılıolduğunun değerlendirildiği ve bu nedenle muhafaza altına alındığıbelirtilmiştir.
13. Başvurucu; kolluk görevlileri tarafından 5/2/2017tarihinde alınan ifadesinde Tacikistan'dan ailesiyle birlikte Türkiye'yeçalışmak için geldiğini, herhangi bir olaya karışmadığını ve geçerlipasaportunun bulunduğunu beyan etmiştir. Başvurucunun ifadesi avukat vetercüman bulunmaksızın alınmıştır.
14. İstanbul Valiliğinin (İdare) 8/2/2017 tarihlikararıyla başvurucunun 6458 sayılı Kanun'un 54. maddesinin (1) numaralıfıkrasının (d) bendi gereği sınır dışı edilmesine, 9/2/2017 tarihli kararıylada bir ay süre idari gözetim altına alınmasına karar verilmiştir.
15. Başvurucu tarafından vekili vasıtasıyla sınır dışıedilme kararının iptali amacıyla İdare aleyhine İstanbul 1. İdare Mahkemesinde(İdare Mahkemesi) 23/2/2017 tarihinde dava açılmış, aynı zamanda yürütmenindurdurulması talep edilmiştir. Sınır dışı kararının hukuka aykırı olmasınınyanı sıra başvurucunun ülkesine iadesi hâlinde kötü muameleye maruz kalmatehlikesinin bulunduğu iddia edilmiş, ülkesindeki zulüm nedeniyle geçici ikametizni alarak Türkiye'de yaşamaya başladığı açıklanmıştır.
16. Dava devam ederken başvurucu 1/3/2017 tarihinde İzmirGeri Gönderme Merkezine nakledilmiştir. İzmir Valiliğinin 1/3/2017 tarihli kararıyladaha önce başvurucu hakkında verilen idari gözetim kararı altı ay uzatılmıştır.
17. İdare Mahkemesince 2/3/2017 tarihinde, başvurucununsınır dışı işleminin yürütmesinin durdurulması isteminin İdarenin savunmasısunulduktan ve başvurucuyla ilgili olarak İstanbul İl Göç İdaresi Müdürlüğü ileİl Emniyet Müdürlüğünden talep edilen bilgiler geldikten sonradeğerlendirileceğine karar verilmiştir.
18. Başvurucunun avukatı yürütmenin durdurulması istemlisınır dışı etme işleminin iptali amacıyla dava açıldığını 27/2/2017 tarihindeİstanbul İl Göç İdaresi Müdürlüğüne, 4/3/2017 tarihinde ise İzmir İl Göçİdaresi Müdürlüğüne bildirdiğini ifade etmiş; bildirim evraklarını başvurudosyasına sunmuştur.
19. Başvurucu 10/3/2017 tarihinde ülkesi Tacikistan'a(Duşanbe) sınır dışı edilmiştir. Başvurucunun sınır dışı edildiği bilgisi,İdare Mahkemesinde devam eden iptal davasına yansımamıştır.
20. İdare Mahkemesi tarafından 7/4/2017 tarihinde sınırdışı etme işleminin yürütmesi durdurulmuştur. Başvurucu avukatı tarafından bukez yürütmenin durdurulmasına ilişkin karar hakkında İzmir İl Göç İdaresiMüdürlüğüne 13/4/2017 ve 25/4/2017 tarihlerinde olmak üzere iki kez bilgiverildiği başvuruya eklenen dilekçelerden anlaşılmıştır.
21. Başvurucunun eşi ve çocukları hakkında İstanbul 2.Sulh Ceza Mahkemesinin 25/4/2017 tarihli kararıyla idari gözetiminkaldırılmasına karar verildiğinden başvurucunun ailesi bu tarihte serbestbırakılmıştır.
22. Başvurucunun ailesinin serbest bırakılmasınınardından bir gün sonra -26/4/2017 tarihinde- başvurucu hakkındaki idari gözetimkararının kaldırılması amacıyla İzmir 2. Sulh Ceza Hâkimliğinde (Sulh CezaHâkimliği) dava açılmıştır.
23. Sulh Ceza Hâkimliğince 8/5/2017 tarihindebaşvurucunun fiilen sınır dışı edildiği gerekçesiyle idari gözetiminkaldırılmasına ilişkin olarak karar verilmesine yer olmadığına dair kararverilmiştir. Anılan karar başvurucu vekiline 25/5/2017 tarihinde tebliğedilmiştir.
24. Başvurucu, vekili aracılığıyla 28/6/2017 tarihindebireysel başvuruda bulunmuştur.
25. Bireysel başvurudan sonra İdare Mahkemesi tarafından7/7/2017 tarihinde başvurucu hakkında verilen sınır dışı etme işleminin kesinolarak iptaline karar verilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:
"Dosyadaki bilgi ve belgelere göre,davacının DAEŞ terör örgütüyle, çatışma bölgeleriyle veya diğer terörörgütleriyle bağlantılı veya iltisaklı olabileceği değerlendirmesini haklıkılacak somut bir tespit veya delil bulunmadığı, davacının 28.10.2016 başlangıç10.10.2017 bitiş tarihli işlem tarihinde geçerli kısa dönem ikamet iznininbulunduğu, yapılan üst aramasında bir suç unsuruna rastlanmadığı, Türkiye'dedaha önce herhangi bir suça karıştığına dair bilgi olmadığı ve sabıkasızolduğu, 'Apfis' ve 'Gbt' kaydının bulunmadığı, kamu güvenliği açısından tehditoluşturduğu değerlendirilen yabancılara konulan 'G-87' Genel Güvenlik tahditkodunun da bulunmadığı, dolayısıyla davacının kamu düzeni ve güvenliğiaçısından tehdit oluşturduğuna dair somut tespit ve delillerin mevcut olmadığıanlaşıldığından, 6458 Sayılı Yasanın 54/1-(d) bendine göre sınırdışı edilmesinedair dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucunavarılmıştır."
IV. İLGİLİHUKUK
A. Ulusal Hukuk
26. Sınır dışı etme işlemiyle ilgili ulusal hukuk içinbkz. A.A. ve A.A. [GK], B. No: 2015/3941, 1/3/2017, §§ 28-32.
27. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu'nun 16. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"1. Dava dilekçelerinin veeklerinin birer örneği davalıya ... tebliğ olunur.
...
3. Taraflar, yapılacak tebliğlere karşı,tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde cevap verebilirler. ...
..."
28. 2577 sayılı Kanun'un 27. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"...
2. Danıştay veya idari mahkemeler, idariişlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması veidari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesidurumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtiktensonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler.Uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi, savunmaalındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması alınmaksızında durdurulabilir...
...
5. Yürütmenin durdurulması istemlidavalarda 16 ncı maddede yazılı süreler kısaltılabileceği gibi, tebliğin memureliyle yapılmasına da karar verilebilir.
..."
B. Avrupa İnsanHakları Mahkemesi İçtihadı
29. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) sınırdışı kararının uygulanması hâlinde yaşam hakkı ile kötü muamele yasağının ihlaledileceğine ilişkin şikâyetler ve bu bağlamda etkili başvuru hakkının ihlaledildiği iddiaları ile ilgili ilkesel yaklaşımı özetle şöyledir (referansalınan AİHM kararları için bkz. Soering/Birleşik Krallık, B. No:14038/88, 7/7/1989; Saadi/İtalya [BD], B. No: 37201/06, 28/2/2008; M.S.S./Belçikave Yunanistan [BD], B. No: 30696/09, 21/1/2011; J.K. ve diğerleri/İsveç[BD], B. No: 59166/12, 23/8/2016; Ghorbanov ve diğerleri/Türkiye, B. No:28127/09, 3/12/2013; Mamatkulov ve Aksarov/Türkiye [BD], B. No:46827/99, 4/2/2005; Babajanov/Türkiye, B. No: 49867/08, 10/5/2016; Rotaru/Romanya[BD], B. No: 28341/95, 4/5/2000; Silver ve diğerleri/Birleşik Krallık,B. No: 5947/72, 6205/73, 7052/75, 7061/75, 7107/75, 7113/75, 7136/75,25/3/1983; Aksoy/Türkiye, B. No: 21987/93, 18/12/1996):
"AİHM, geri gönderilen ülkedeişkence ve kötü muamele riskinin varlığını haklı gösteren önemli gerekçelerinbulunması hâlinde bu iddiaların kapsamlı ve titiz (etkili) bir şekildeincelenmesi gerektiğine dikkat çekmektedir.
AİHM, söz konusu incelemeninetkililiğinden bahsedebilmek için sınır dışı kararı uygulanmadan önce ilgilikişiye bağımsız bir mercie başvuruda bulunma imkânı sunulması ve incelemesonuçlanıncaya kadar sınır dışı kararının uygulamasının kendiliğinden (otomatikolarak) durdurulmasının önemine vurgu yapmaktadır.
Öte yandan AİHM, Sözleşme'nin 13.maddesi uyarınca temel hak ve özgürlüklerin ulusal düzeyde korunması içinetkili bir başvuru yolunun var olması gerektiğini belirtmektedir.
AİHM'e göre Sözleşme'nin 13. maddesiyetkili ulusal makamlar tarafından Sözleşme kapsamına giren bir şikâyetinesasının incelenmesine izin veren ve uygun bir telafi yöntemi sunan bir içhukuk yolunun sağlanmasını gerekli kılmaktadır. Ayrıca bu hukuk yolunun teorideolduğu kadar pratikte de etkili bir yol olması gerekmektedir.
AİHM, başvurucunun Sözleşme'nin ihlaledilmesi sonucu mağdur olduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiada bulunmasıgerektiğine vurgu yapmakta ve devletin Sözleşme'nin 13. maddesi kapsamındakiyükümlülüğünün ihlal edildiği ileri sürülen hakkın içeriğine göre değişiklikgösterebileceğini belirtmektedir."
V. İNCELEME VEGEREKÇE
30. Mahkemenin 3/12/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adli YardımTalebi Yönünden
31. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No:2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçimleriniönemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksunolduğu anlaşılan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardımtaleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
B. İdariGözetim Altına Tutulma Nedeniyle Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkı, Özel Hayatave Aile Hayatına Saygı Hakkı ile Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğineİlişkin İddialar
1. Başvurucununİddiaları
32. Başvurucu 4/2/2017 ile 10/3/2017 tarihleri arasındaidari gözetimde tutulmak suretiyle hürriyetinin kısıtlandığını belirterek kişihürriyeti ve güvenliği hakkının, İzmir Geri Gönderme Merkezine nakledilmesindendolayı İstanbul Geri Gönderme Merkezinde bulunan ailesiyle görüşememesi ve ailebütünlüğünün bozulması nedeniyle de özel hayata ve aile hayatına saygı hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
33. Ayrıca başvurucu; idari gözetim altına alınarak biray boyunca İstanbul'da kolluk merkezinde nezarethane koşullarında tutulduğunu,tutulma şartlarının idari gözetim için uygun olmadığını, açık havayaçıkarılmadığını, ailesi ve avukatıyla görüşmesine izin verilmediğini belirterekkötü muamele yasağının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
2. Değerlendirme
34. Anayasa Mahkemesi B.T. başvurusunda idarigözetim altında tutulma yerlerinin yönetim, denetim ve işletilmesinin İçişleriBakanlığı tarafından yürütülen bir kamu hizmeti olduğunu, 2577 sayılı Kanun'un2. maddesine göre idari işlem ve eylemlerden dolayı kişisel hakkı doğrudanetkilenenlerin idari yargıda tam yargı davası açabileceğini, teorik düzeydemevcudiyeti tespit edilen bu yolun -sırf bilgi eksikliği nedeniyle- fiiliyattahiç işletilmemesinin etkisiz olduğu biçiminde yorumlanamayacağını belirtmiş veyabancının salıverilmesi hâlinde etkili hukuk mekanizmasının tam yargı davasıolduğunu ifade etmiştir (B.T., §§ 45-58).
35. Anayasa Mahkemesi aynı başvuruda; idari gözetimi sonaerdirilen başvurucuların hukuka aykırı olarak idari bir kararlaözgürlüklerinden yoksun bırakılmaları nedeniyle uğradıklarını öne sürdüklerimaddi ve manevi zararlarının karşılanması bakımından başarı şansı sunma, yeterligiderim sağlama kapasitesini haiz ve ulaşılabilir olduğu görülen tam yargıdavası yolu tüketilmeden yapılan başvuruların incelenmesinin bireyselbaşvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmadığı sonucuna varmıştır (B.T.,§ 73; A.A., B. No: 2014/18827, 20/12/2017, § 37).
36. Anayasa Mahkemesi R.M. ve diğerleri (B. No:2015/19133, 17/4/2019) başvurusunda bir kez daha yukarıda yer verilen ilkelerebağlı kaldığını vurgulamıştır (aynı kararda bkz. § 31). İdari gözetimleri sonbulan başvurucuların geri gönderme merkezinde tutulmaları nedeniyle kötümuamele yasağı, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiği iddiaları bakımından açıklanan ilkelerdenayrılmayı gerektiren bir husus bulunmamaktadır.
37. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğerkabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarınıntüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
38. Bununla birlikte bu aşamada oluşan durum nedeniylemevcut başvuru yönünden işbu kararın ardından açılması muhtemel idari davalarınsüresine ilişkin olarak bir hususun açıklığa kavuşturulması zorunluluğu hasılolmuştur.
39. Öncelikle vurgulanmalıdır ki idari yargı yerlerindeaçılacak davaların süresine ilişkin koşulları incelemek ve idari davalarınsüresinde açılıp açılmadığını değerlendirmek ilgili mahkemelerin takdirindedir.Öte yandan inceleme konusu başvuruda olduğu gibi B.T. kararındakiiçtihat değişikliğinin Resmî Gazete'de yayımlandığı 16/2/2018 tarihinden öncetam yargı davası yolu tüketilmeden, doğrudan Anayasa Mahkemesine yapılanmüracaatların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezbulunmasını müteakip açılacak davalarda dava açma süresinin derecemahkemelerince bu kişilerin mahkemeye erişim haklarının ihlaline nedenolmayacak biçimde değerlendirilmesi gerektiğine de işaret edilmelidir (B.T.,§ 59).
C. Sınır DışıEdilme Nedeniyle Kötü Muamele Yasağıyla Bağlantılı Etkili Başvuru Hakkınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları
40. Başvurucu; hukuka aykırı olarak alınan sınır dışıetme işlemiyle ilgili açılan iptal davasında İdare Mahkemesi tarafındanyürütmenin durdurulması kararı verildiği hâlde sınır dışı edildiğini, ülkesinesınır dışı edildiği takdirde kötü muameleye maruz kalma iddiası bulunmasınarağmen bu hususun Göç İdaresi Müdürlüklerince değerlendirilmediğini ifadeederek kötü muamele yasağının ve yaşam hakkı ile etkili başvuru hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
41. Başvurucu vekili 26/6/2020 tarihli ek beyandilekçesinde, başvurucunun sınır dışı edildikten sonra kötü muameleye maruzkalma tehlikesi geçirdiğini, önce Tacikistan ardından Özbekistan'da ceza infazkurumda tutulurken başvurucunun işkenceye maruz kaldığını, bu nedenle komayagirdiğini, hayati tehlike geçirerek hastanede uzun süre tedavi gördüğünüaçıklamış; hâlen Tacikistan yaşayan başvurucunun seyahat kısıtlamasıbulunduğunu ifade etmiştir.
2. Değerlendirme
42. Anayasa’nın "Kişinin dokunulmazlığı, maddî vemanevî varlığı" kenar başlıklı 17. maddesinin birinci ve üçüncüfıkraları şöyledir:
“Herkes, yaşama, maddî ve manevîvarlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.
...
Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz;kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tâbi tutulamaz.”
43. Anayasa’nın "Devletin temel amaç vegörevleri" kenar başlıklı 5. maddesi şöyledir:
“Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak,kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hakve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacaksurette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanınmaddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamayaçalışmaktır.”
44. Anayasa’nın "Temel hak ve hürriyetlerinkorunması" kenar başlıklı 40. maddesi şöyledir:
"Anayasa ile tanınmış hak vehürriyetleri ihlâl edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurmaimkânının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir.
Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerinhangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmekzorundadır.
Kişinin, resmî görevliler tarafındanvâki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazminedilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır."
45. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucunun sınır dışı edilme işlemi nedeniyle yaşam hakkının ihlaledildiği iddiası kötü muamele yasağı kapsamında değerlendirildiğinden ayrıcayaşam hakkından inceleme yapılmamıştır. Bunun yanı sıra başvurucununAnayasa'nın 40. maddesi kapsamında etkili başvuru hakkına ilişkin şikâyetleriAnayasa'nın 17. maddesiyle bağlantılı olarak ele alınması gerektiği tespitedilmiştir.
a. KabulEdilebilirlik Yönünden
46. Başvurucu, hakkında sınır dışı işlemi tesisedildikten sonra İdare Mahkemesinde iptal davası açarak işlemin yürütmesinindurdurulmasını talep etmiş ise de başvurucunun yürütmenin durdurulması talebiİdare Mahkemesinde değerlendirilmeden önce başvurucu sınır dışı edilmiştir.Daha sonra işlemin yürütmesinin durdurulması kararı verilmesi nedeniylebaşvurucu hakkında verilen idari gözetim kararının kaldırılması amacıyla SulhCeza Hâkimliğine başvuran başvurucu vekili, başvurucunun sınır dışı edildiğiniHâkimliğin karar gerekçesiyle öğrendiğini ileri sürerek bireysel başvurudabulunmuştur. Bu hâlde öncelikle incelenmesi gereken husus, başvurunun süresindeyapılıp yapılmadığıdır.
47. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47. maddesinin (5) numaralıfıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 64. maddesinin (1) numaralı fıkrasıgereği bireysel başvurunun başvuru yollarının tüketildiği, başvuru yoluöngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içindeyapılması gerekir.
48. 6458 sayılı Kanun'un 53. maddesinin (3) numaralıfıkrasının ilk hâlinde yer alan "...Dava açma süresi içinde veya yargıyoluna başvurulması hâlinde yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı sınır dışıedilmez." hükmü (kendiliğinden durdurma hükmü)29/10/2016 tarihli ve29872 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 676 sayılı Olağanüstü Hal KapsamındaBazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (KHK) iledeğişiklik yapılana kadar sınır dışı etme gerekçesine bakılmaksızın tümyabancılara yönelik olarak iki yıldan fazla süre uygulanmıştır. Nitekim busüreçte Anayasa Mahkemesi de birçok tedbir talebini yargı yolları tüketilmediğive bu süreçte de sınır dışı işleminin gerçekleşme ihtimali bulunmadığıgerekçesiyle reddetmiştir (G.B. [TK], B. No: 2015/508, 16/1/2015).
49. 676 sayılı KHK ile yapılan değişiklik sonrasında 6458sayılı Kanun'un 54. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b), (d) ve (k) bentleriuyarınca sınır dışı etme kararı alındığı hâllerde yaşam hakkı veya kötü muameleyasağının ihlal edildiği iddialarını değerlendirme konusunda etkili bir yolbulunmadığına karar veren Anayasa Mahkemesi, doğrudan kendisine yapılanbaşvuruları kabul etmeye başlamış ve lüzumu hâlinde bu işlemler hakkında tedbirkararı vermiştir (Y.T. [GK], B. No: 2016/22418, 30/5/2016, § 59).
50. Sınır dışı etme işlemlerine karşı etkili bir başvurumekanizması bulunmadığı ve bu durumun mevzuattan kaynaklandığı sonucunaulaşılan Y.T. kararı sonrasında 6/12/2019 tarihli ve 7196 sayılı Kanun'un75. maddesiyle 6458 sayılı Kanun’un 53. maddesinin (3) numaralı fıkrasında bazıdeğişiklikler yapılmıştır. Söz konusu kanun değişikliğiyle 6458 sayılı Kanun'un54. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b), (d) ve (k) bentleri uyarınca tesisedilen sınır dışı etme işlemleri hakkında idare mahkemesinde iptal davasıaçılmış olmasının işlemi otomatik olarak durduracağı yönündeki istisnakaldırılmıştır.
51. Neticede Anayasa Mahkemesi tarafından 30/5/2016 (Y.T.kararı tarihi) ile 6/12/2019 (7196 sayılı Kanun'la yapılan değişiklik tarihi)tarihi arasında idari yargı yolu tüketilmeksizin doğrudan yapılan bireyselbaşvurularda idari yargı yolunun etkili olmaması nedeniyle başvuru yollarınıntüketilmesi koşulu aranmamıştır. Bununla birlikte etkili görmeleri nedeniyleİdare Mahkemesi sürecini başlatan başvurucuların bu yolu tükettikten sonrayaptıkları başvurular da -nihai kararın öğrenilmesinden itibaren yasal süresiiçinde yapılması koşuluyla- süre sorunuyla karşılaşılmaksızın AnayasaMahkemesince esas yönden incelenmiştir.
52. Somut başvuruda başvurucu hakkında 8/2/2017 tarihindesınır dışı etme işlemi tesis edilmiş, başvurucu 10/3/2017 tarihinde sınır dışıedilmiştir. Dolayısıyla başvurucu bu süreçte doğrudan Anayasa Mahkemesinebaşvurabileceği gibi etkili görmesi nedeniyle idari yargı yoluna başvurmasıhâlinde yargılama devam ederken veya bu yolun tüketilmesi sonrası da AnayasaMahkemesine başvurma imkânına sahiptir. Başvurucu, idari yargı yolunabaşvurarak işlemin durdurulmasını talep etmiş; yargılama bitmeden sınır dışıedilmesi nedeniyle bireysel başvuruda bulunmuştur.
53. Elbette başvurucunun fiilen sınır dışı edilmesiylebaşvuru konusu kötü muameleye maruz kalma tehlikesi bakımından devletin korumayükümlülüğü sona ermiştir. Dolayısıyla bu durumda idari yargı yoluyladurdurulmayan sınır dışı işleminden kaynaklanan tüm ihlal iddialarınıbaşvurucunun sınır dışı edildiği en geç 10/3/2017 tarihinden itibaren yasalsüresi içinde bireysel başvuru konusu yapması kendisinden beklenmektedir.
54. Ancak somut olaydaki gibi ülke dışında bulunanbaşvurucunun sınır dışı edildikten sonra avukatıyla görüşme imkânının olmamasıdurumunda başvuru süresinin avukatına ulaşabildiği veya avukatının fiilen sınırdışı edilme eylemini öğrendiği tarihten itibaren başlayacağı kabul edilebilir.Şüphesiz söz konusu değerlendirme ancak başvurucu veya vekilinin bu yönde makuldelil sunması ya da en azından iddiasının bulunması hâlinde mümkündür.
55. Somut olayda avukatı, başvurucunun sınır dışıedildiğini öğrendiği tarihten itibaren otuz günlük yasal süresi içinde bireyselbaşvuruda bulunmuştur. Başvurucunun idari gözetim altına alındığı tarihten beribaşvurucudan haber alamadığını ifade eden vekili, başvurucunun sınır dışıedildiğini öğrendikten sonra dahi ne zaman sınır dışı edildiği hakkında bilgialamadığını beyan ederek Göç İdaresi Müdürlüklerine yazdığı dilekçeleri delilolarak başvuru dosyasına sunmuştur. Başvurucu vekili 26/6/2020 tarihli ek beyandilekçesinde ayrıca başvurucunun sınır dışı edildiği ülkede tutuklu olaraktutulduğunu, gördüğü işkenceler nedeniyle komaya girdiğini ve hâlen kendisiyleiletişim kuramadığını iddia etmiştir. Bu durumda başvuru süresinin başvurucuvekilinin sınır dışı edilmeyi öğrendiği tarihten itibaren başlaması gerektiğideğerlendirilerek başvurunun süresinde olduğu kabul edilmiştir.
b. EsasYönünden
i. Genelİlkeler
56. Anayasa'da yabancıların ülkeye girişleri, ülkedeikamet edişleri ve ülkeden çıkarılmalarına ilişkin konularda herhangi birdüzenlemeye yer verilmemiştir. Uluslararası hukukta da kabul edildiği üzere buhusus, devletin egemenlik yetkisi kapsamında kalmaktadır. Dolayısıyla devletinyabancıları ülkeye kabul etmekte veya ülkeden sınır dışı etmekte takdiryetkisinin bulunduğu kuşkusuzdur. Ancak anılan işlemlerin -Anayasa'da güvence altınaalınan temel hak ve özgürlüklere müdahale oluşturması hâlinde- bireyselbaşvuruya konu edilebilmesi mümkündür (A.A. ve A.A., § 54).
57. Herkesin maddi ve manevi varlığını koruma vegeliştirme hakkı Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınmıştır. Anılanmaddenin birinci fıkrasında insan onurunun korunması amaçlanmış; üçüncüfıkrasında da kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağı, kimsenin insanhaysiyetiyle bağdaşmayan ceza veya muameleye tabi tutulamayacağıhüküm altına alınmıştır (Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293,17/7/2014, § 80).
58. Ancak bu yasakla korunan hakların gerçek anlamdagüvence altına alındığından bahsedilebilmesi için devletin kötü muameledebulunmaması yeterli değildir. Devletin aynı zamanda bireyleri, kendigörevlilerinin ve üçüncü kişilerin kötü muamele oluşturabilecek eylemlerinekarşı da koruması gerekir. Anayasa'nın 5., 16. ve 17. maddeleri uluslararasıhukuk ve özellikle de Türkiye'nin taraf olduğu Cenevre Sözleşmesi'nin ilgilihükümleri ile birlikte yorumlandığında devletin egemenlik yetkisi alanında olupgönderildikleri ülkede kötü muameleye maruz kalabilecek yabancıların da maddive manevi varlıklarına yönelik risklere karşı korunmalarının devletin pozitifyükümlülükleri arasında yer aldığının kabulü gerekir (A.A. ve A.A., §§57-59).
59. Anılan pozitif yükümlülük kapsamında sınır dışıedilecek kişiye, ülkesinde karşılaşabileceği risklere karşı gerçek anlamda birkoruma sağlanabilmesi için sınır dışı kararına karşı etkili bir karşı çıkmaimkânının tanınması gerekir. Aksi hâlde sınır dışı edildiğinde kötümuameleye maruz kalma riski altında olduğunu iddia eden ve bu iddiasınıdelillendirme konusunda devlete göre daha kısıtlı imkânlara sahip olanyabancıya gerçek anlamda bir koruma sağlanabildiğinden bahsetmek mümkünolmayacaktır. Dolayısıyla kötü muameleye karşı koruma pozitif yükümlülüğünün-anılan yasağın koruduğu hakların doğası gereği- hakkında sınır dışı kararıverilen bir yabancıya iddialarını araştırtma ve bu kararı adil birşekilde inceletme imkânı sağlayan usul güvencelerini de içerdiğikuşkusuzdur (A.A. ve A.A., §§ 60, 61).
60. Bu çerçevede sınır dışı etme işlemi sonucundayabancının gönderileceği ülkede kötü muamele yasağının ihlal edileceğinin iddiaedilmesi hâlinde idari ve yargısal makamlar tarafından söz konusu ülkede gerçekbir ihlal riskinin bulunup bulunmadığı ayrıntılı şekilde araştırılmalıdır.Anılan usul güvencelerinin bir gereği olarak idari makamlarca alınan sınır dışıkararlarının bağımsız bir yargı organı tarafından denetlenmesi, bu denetim süresincesınır dışı kararlarının icra edilmemesi ve yargılama sürecine tarafların etkilikatılımının sağlanması gerekir (A.A. ve A.A., § 62).
61. Öte yandan Anayasa’nın 40. maddesinde Anayasa'dagüvence altına alınmış hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkesin yetkili makamageciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkı (etkili başvuruhakkı) güvence altına alınmaktadır. Buna göre etkili başvuru hakkı; anayasalbir hakkının ihlal edildiğini ileri süren herkese hakkın niteliğine uygun olarakiddialarını inceletebileceği makul, erişilebilir, ihlalin gerçekleşmesini veyasürmesini engellemeye ya da sonuçlarını ortadan kaldırmaya (yeterli giderimsağlamaya) elverişli idari ve yargısal yollara başvuruda bulunabilme imkânısağlanması olarak tanımlanabilir. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğineilişkin iddiaların ileri sürülebileceği bir başvuru yolunun mevzuattaöngörülmesi yeterli değildir. Söz konusu başvuru yolunun aynı zamandauygulamada da etkili olması (başarı şansı sunması) gerekir. Bununla birliktebir başvuru yolunun gerek hukuken gerekse uygulamada genel anlamda etkiliolması, somut olay bakımından etkili başvuru hakkına ilişkin bir müdahalebulunup bulunmadığının değerlendirilmesine engel değildir (YusufAhmed Abdelazım Elsayad, B. No: 2016/5604, 24/5/2018 §§ 59-61).
62. Etkili başvuru hakkı, kötü muamele yasağının esasınınkorunmasına yönelik güvencelerden farklı olarak maddi hakka ilişkin ihlaliddialarının yetkili makamlara ulaştırılmasına imkân sağlayan güvenceleriçermektedir. Nitekim Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre kötü muamele yasağıkapsamında inceleme yapılabilmesi için sıkı ispat kriterleriyle donatılmış,savunulabilir nitelikte bir iddianın varlığı aranırken (A.A. ve A.A., §§63, 71-74) anılan yasakla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlaledildiğinin makul şekilde açıklanması inceleme için yeterli görülebilir (YusufAhmed Abdelazım Elsayad, § 63).
63. İdari ve yargısal makamların mevzuat gereği yürütmesikendiliğinden durmayan sınır dışı işlemlerini iptal edebilme kapasitesine sahipolmaları, etkili bir yargısal koruma sağlama konusunda yalnız başına yeterlibir güvence sağlamayacaktır. Yargı makamlarının yürütmeyi durdurma yetki vekapasitesine sahip olmaları ya da ivedi karar alabilme mekanizmalarının bulunmasıda etkili başvuru hakkı kapsamındaki güvencelerin temini bakımından yeterlideğildir. Zira dava açma süresi içinde -henüz mahkemeye ulaşmadan önce- bukişilerin ülkede kalabilmelerini ve davalarını takip edebilmelerini güvencealtına alacak bir sistemin yasal altyapısı kurulmadan etkili bir korumasağlayabilmesi mümkün görünmemektedir (Y.T., §§ 50, 51).
ii. İlkelerinOlaya Uygulanması
64. Başvurucu hakkında 8/2/2017 tarihinde sınır dışı etmekararı verilmiş, aynı zamanda başvurucu idari gözetim altına alınmıştır.Başvurucu, geçici ikamet izni bulunduğunu ve sınır dışı edilmesini gerektirecekbir eyleminin olmadığı belirterek sınır dışı edilme kararının hukuka aykırıolduğunu, ayrıca ülkesine geri gönderilmesi hâlinde kötü muameleye maruz kalabileceğiniileri sürerek vekili aracılığıyla 23/2/2017 tarihinde İdare Mahkemesine iptaldavası açmış ve öncelikle işlemin yürütmesinin durdurulmasını talep etmiştir.
65. İdare Mahkemesi 7/4/2017 tarihinde başvurucuhakkındaki işlemin durdurulmasına, 7/7/2017 tarihinde ise iptaline kararvermiştir. İdare Mahkemesince işlemin durdurulmasına ve iptaline kararverilirken geçerli ikamet izninin bulunduğu dönemde terör örgütü bağlantısındanşüphelenilerek hakkında sınır dışı etme kararı alınan başvurucunun herhangi birsuça karışmadığı, hakkında herhangi bir tahdit kodunun bulunmadığı, dolayısıylakamu düzeni ve güvenliği açısından tehdit oluşturmadığı değerlendirilmiştir.Dolayısıyla başvurucunun sınır dışı edilmeyecek kişilerden olduğu yargıkararıyla netleşmiştir.
66. Anayasa Mahkemesince Y.T. kararıylabaşvurucunun da sınır dışı edildiği dönemde yürürlükte bulunan 6458 sayılıKanun kapsamında kamu düzeni veya güvenliği açısından tehdit oluşturduğudeğerlendirilen yabancıların sınır dışı işlemlerinin iptali amacıyla açılandavaların söz konusu işlemleri otomatik/kendiliğinden olarak durdurmaması nedeniylekötü muamele yasağıyla bağlantılı etkili başvuru hakkının kanundan kaynaklıolarak ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Somut olay bağlamında Y.T.kararındaki içtihattan ayrılmayı gerektiren bir olgu bulunmamaktadır. Bununlabirlikte etkili olduğu değerlendirilerek başvurucu tarafından idari yargısürecinin başlatılması nedeniyle bu yönde ayrıca bir değerlendirme yapılmasınaihtiyaç duyulmuştur.
67. Sınır dışı etme kararlarına karşı etkili bir başvurumekanizması oluşturulmadığı takdirde sınır dışı edildiğinde kötü muameleyemaruz kalma riski altında olduğunu iddia eden ve bu iddiasını delillendirmekonusunda devlete göre daha kısıtlı imkânlara sahip olan yabancının gerçekanlamda kötü muameleye karşı korunduğu, bu kapsamında devletin pozitifyükümlülüklerini yerine getirdiği sonucuna ulaşmak mümkün değildir. Başvurumekanizmasının etkili olabilmesi için hukuki olarak düzenlenmesinin yanı sırauygulamada da işlevsel olması gerekmektedir. Bu itibarla başvurucunun sınırdışı edilme kararına karşı açılan davada işlemin yürütmesinin durdurulmasına vesonrasında iptaline karar verilmiş ise de bu kararların uygulanma imkânıkalmadığından pratik anlamda da bir sonuç doğurmadığı anlaşılmıştır.Dolayısıyla hukuki anlamda mevcut olan idari yargı mekanizmasının aynı zamandabaşvurucu açısından işlevsel olduğunu tespit etmek zor görünmektedir.
68. Ayrıca somut olayda sınır dışı işlemininkendiliğinden durdurulmaması nedeniyle kanundan kaynaklı bir kısım sorunlarbulunmasının yanı sıra işletilen idari yargı süreci irdelendiğinde başkacaaksaklıkların da meydana geldiği gözlemlenmiştir. Şöyle ki 2577 sayılı Kanun'un27. maddesinde idari işlemlere karşı açılan davalarda davacıya işleminyürütmesinin durdurulmasını talep etme hakkı tanınmış, idari mahkemenin davalıidarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçegöstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebileceği belirtilmiştir. AnılanKanun'un 16. maddesine göre idarenin savunma süresinin otuz gün olduğu nazaraalındığında idarenin savunma yapmasının veya savunma için idareye tanınansürenin geçmesinin beklenmesinin elbette işlemin durdurulma süreciniuzatabileceği öngörülmüştür.
69. Diğer taraftan 2577 sayılı Kanun'un 27. maddesigözetildiğinde idari mahkemenin savunma süresinin kısaltılması, memur eliyletebligat ve idarenin savunması gelinceye veya idareye tanınan süre doluncayakadar olmak üzere idari işlemin yürütmesini geçici olarak durdurmayetkileri olduğu görülmektedir (Senih Özay, B. No: 2020/13969, 9/6/2020,§ 80). Buna karşın yargı makamlarının sınır dışı işlemlerinin yürütmesinidurdurması yönünde hızlı karar alabilme yetkilerinin bulunması tek başınaetkili başvuru hakkı kapsamındaki güvencelerin temini bakımından yeterlideğildir. Telafisi mümkün olmayan sınır dışı işlemlerinde, gönderilmelerihâlinde kötü muameleye maruz kalacakları hususunda savunulabilir iddiasıbulunan kişiler hakkında geçici durdurma müessesinin işletilmemesi veyaişlemlerin yürütmesinin makul olmayan bir süre sonrasında verilmesi kötümuamele yasağıyla bağlantılı etkili başvuru hakkının ihlal edilmesi sonucunudoğurabilir.
70. Nitekim somut olayda başvurucu hakkında tesis edilenişlem yargı makamları tarafından durdurulmuş ise de söz konusu kararın davalısavunması alındıktan yaklaşık bir buçuk ay sonra verilmesi ve bu bağlamda birgeçici tedbir olarak yürütmenin durdurulması müessesesinin işletilmemişolması nedeniyle başvurucunun fiilen sınır dışı edilmesi önlenememiştir.
71. Öte yandan sınır dışı edilmeleri gereken yabancılarınsınır dışı edilmeleri hâlinde kötü muameleye maruz kalacağı yönündesavunulabilir iddiaları bulunduğu takdirde idari ve yargısal makamlartarafından söz konusu ülkede gerçek bir ihlal riskinin bulunup bulunmadığıayrıntılı şekilde araştırılmalıdır. Kaldı ki somut olaydaki gibi sınır dışıedilmemesi gerektiği anlaşılan kişilerin ileri sürdükleri kötü muamele şikâyetlerindekamu makamlarının bu şikâyetleri özenli biçimde öncelikle incelemesi beklenir.
72. Buna karşın başvuru konusu olayda ülkesinegönderildiği takdirde siyasi ve dinî sebeplerle kötü muameleye maruz kalacağınıileri süren ve geçici oturma iznine sahip olan başvurucunun iddiasıyla ilgiliolarak idari veya yargı makamlarca araştırma yapıldığına ilişkin veribulunmamaktadır. Başvurucu hakkında tesis edilen sınır dışı işleminin hukukaaykırılığının yargı makamlarınca tespit edilmesinden bağımsız olarak başvurucununsınır dışı edilmesi hâlinde maruz kalacağı kötü muamele iddialarının idari veyargı makamlarınca titizlikle hiçbir aşamada araştırılmadığı gözlemlenmiştir.
73. Dahası başvurucunun hangi geri gönderme merkezineyerleştirildiğine ve sonrasında sınır dışı edilip edilmediğine veya hangitarihte nereye sınır dışı edildiğine ilişkin yazılı talebe rağmen avukatınınbilgilendirilmediği, bu süreçte başvurucu avukatının başvurucuyla görüşmetaleplerinin sürüncemede bırakıldığına ilişkin temelsiz olmayan iddialar sözkonusudur. Neticede başvurucunun idari gözetim altına alındıktan sonra fiilensınır dışı edilene kadar avukat yardımından etkili biçimde yararlandığınayönelik bir olgu başvuru dosyasına yansımamıştır.
74. Bu durumda yukarıda izah edilen süreçler dikkatealındığında başvurucunun sınır dışı edilme işlemine karşı çıkma hakkınıuygulamada etkili kullanamadığı, dolayısıyla bu sürece etkin katılımınınsağlanmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
75. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesiylebağlantılı olarak 40. maddesinde güvence altına alınan etkili başvuru hakkınınihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
D. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
76. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
77. Başvurucu ihlalin tespit edilmesini istemiş ve manevitazminat talebinde bulunmuştur.
78. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B. No:2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasılortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesidiğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerinegetirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamınageleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaretetmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
79. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
80. İncelenen başvuruda kötü muamele yasağıyla bağlantılıetkili başvuru hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıylaihlalin İdarenin işlem ve eyleminden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
81. Öte yandan somut olayda başvurucunun sınır dışıedildiği dikkate alınarak ihlalin tespit edilmesinin başvurucunun uğradığızararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı açıktır. Dolayısıylaeski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin bütün sonuçlarıyla ortadankaldırılabilmesi için etkili başvuru hakkının ihlali nedeniyle yalnızca ihlaltespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net26.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
82. 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılamagiderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizlitutulması talebinin KABULÜNE,
C. 1. İdari gözetim altına alınma dolayısıyla kişihürriyeti ve güvenliği hakkı, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile kötümuamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların başvuru yollarınıntüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Sınır dışı edilme nedeniyle kötü muamele yasağıylabağlantılı etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
D. Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen kötü muameleyasağıyla bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde güvence altına alınanetkili başvuru hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
E. Başvurucuya net 26.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,
F. 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderininbaşvurucuya ÖDENMESİNE,
G. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
H. Kararın bir örneğinin bilgi için İçişleri BakanlığıGöç İdaresi Genel Müdürlüğüne GÖNDERİLMESİNE,
İ. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 3/12/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.