TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
KÜRŞAT DURMUŞ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2019/25369)
Karar Tarihi: 21/10/2020
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Basri BAĞCI
Raportör
:
Muzaffer KORKMAZ
Başvurucu
:
Kürşat DURMUŞ
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniylekişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 17/7/2019 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına ve adli yardım talebinin kabulünekarar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
6. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyleve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi vebelgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
A. Başvurucuyaİlişkin Süreç
8. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) Selam-TevhidKudüs Ordusu isimli bir terör yapılanmasının olduğundan bahisle 12/5/2010tarihinde soruşturma başlatılmıştır. Bu soruşturmanın başlatılmasına gerekçeolarak ise 1990'lı yıllarda N.Ş. isimli kişinin önderliğinde kurulan söz konusuörgütün bu kişinin 2004 yılında ceza infaz kurumundan çıkması üzerine tekrarfaaliyetlerine başlaması gösterilmiştir. Ancak bu soruşturma kapsamındagazeteci/yazar, iş adamı, akademisyen, bürokrat, diplomat, siyasetçi, üst düzeydevlet yetkilisi konumundaki çok sayıdaki kişinin ailevi, mesleki, ticari veözel hayata ilişkin telefon görüşmelerinin anılan soruşturma gerekçegösterilerek dinlendiği hatta bu soruşturma kapsamında Başbakan'ın FilistinDevlet Başkanı ve Somali Cumhurbaşkanı ile yaptığı dış politikaya ilişkintelefon görüşmeleri ile Bakanlar ve Millî İstihbarat Teşkilatı (MİT)Müsteşarı'nın devletin güvenliğine ilişkin telefon görüşmelerinin dinlenerekkaydedildiği, bu görüşmelerin bir kısmının da yazılı hâle getirildiği tespitedilmiştir (Ömer Köse ve Yurt Atayün, B. No: 2015/7285, 11/12/2018, §7).
9. Başsavcılıkça Selam Tevhid Kudüs Ordusu kapsamındasoruşturmaya dâhil edilen ve haklarında iletişimin tespiti ve teknik araçlarlaizleme kararı alınan kişilerin terörle ilişkilendirilebilecek herhangi birfaaliyetinin olmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair kararverilmiştir.
10. Selam-Tevhid Kudüs Ordusu isimli yapılanmayıkonu alan bu soruşturmadaki usulsüzlük iddiaları kapsamında TürkiyeCumhuriyeti devletinin güvenliği veya ulusal ve uluslararası yararlarıbakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken görüşmelerinindinlendiği, kaydedildiği ve bir kısmının iletişim tespit tutanağı hâlinegetirilerek terörle ilişkilendirildiği gerekçesiyle başvurucunun da aralarındaolduğu çok sayıda kolluk görevlisi hakkında Başsavcılıkça ceza soruşturmasıbaşlatılmıştır.
11. Başvurucu, anılan soruşturma kapsamında 22/7/2014tarihinde gözaltına alınmıştır. Başsavcılık 26/7/2014 tarihinde başvurucuyututuklanması istemiyle İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir.Hâkimlik, başvurucunun üzerine atılı suçu işlediğine ilişkin kuvvetli suçşüphesi bulunmadığı gerekçesiyle 29/7/2014 tarihinde tutuklama talebininreddine karar vermiştir.
12. Başsavcılık serbest bırakma kararına 4/8/2014tarihinde itiraz etmiştir. İtiraz talebi üzerine İstanbul 2. Sulh CezaHâkimliği 8/8/2014 tarihli kararla başvurucu hakkında yakalama kararıçıkartmıştır. Bu kapsamda Başsavcılık başvurucuyu tutuklanması istemiyleyeniden İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Hâkimlik 14/8/2014tarihinde, devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal ve askerîcasusluk amacıyla temin etme suçundan başvurucunun tutuklanmasına kararvermiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:
"...Şüpheli Kürşat Durmuş'unüzerine atılı devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal-askericasusluk amacı ile temin etme suçundan suç tarihi itibari ile yapmış olduğugörev, çalıştığı birimdeki görev süresi, bir çok dinleme ve takip talebiyazılarının altında imzasının bulunduğu, görevi nedeni ile dinlemelerin veteknik takiplerinin içeriklerinden haberdar olduğu, denetlemekle görevli olduğugörevlilerin eylemlerinden haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırıolduğu bu suretle atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varolduğu, bu suça ilişkin yasada öngörülen ceza miktarı dikkate alındığındantutuklama nedenlerinin var olduğu, devam eden soruşturmada delillerin yokedimesi, gizlenmesi, değiştirilmesi, tanık veya mağdurlar üzerinde baskıkurulması şüphesinin halen devam ettiği, suça ilişkin verilmesi muhtemel cezaveya güvenlik tedbirleri değerlendirildiğinde adli kontrol tedbiriuygulamasının bu aşamada yetersiz kalacağı anlaşıldığından CMK 100 ve devammaddeleri gereğince şüphelinin tutuklanmasına... [karar verildi.]"
13. Başsavcılık; başvurucunun da aralarında olduğu 122şüpheli hakkında 23/10/2015 tarihli iddianamesi ile devletin gizlikalması gereken bilgilerini siyasal veya askerî casusluk amacıyla temin etme,Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasınıengellemeye teşebbüs etme, silahlı terör örgütünü kurma veya yönetme, suçuydurma, resmî belgede sahtecilik, özel hayatın gizliliğini ihlal etme, hukukaaykırı olarak kişisel verileri kaydetme, suç delillerini yok etme, gizleme veyadeğiştirme suçlarını işlediklerinden bahisle cezalandırılmaları istemiyle aynıyer ağır ceza mahkemesinde kamu davası açmıştır.
14. İddianamede öncelikle Fetullahçı Terör Örgütü/ParalelDevlet Yapılanmasından (FETÖ/PDY) ve örgüt liderinin talimatları doğrultusunda KudüsOrdusu terör örgütü soruşturmasının başlatılması ve yürütülmesi sürecinden,anılan soruşturmanın 17-25 Aralık ve MİT tırları soruşturması ilebağlantısından ayrıntılı şekilde bahsedildikten sonra başvurucu ve diğerşüpheliler hakkında suçlama konusu yapılan olay ve olgulara yer verilmiştir. Bubağlamda iddianamede özetle;
i. FETÖ/PDY'nin kurucusu ve lideri Fetullah Gülen ileyöneticisi sanık E.U.nun talimatları doğrultusunda Türkiye CumhuriyetiHükûmetini ortadan kaldırmak ve görevlerini yapmasını engellemek amacıyla SelamTevhid Kudüs Ordusu adı altında bir örgüt kurgulanarak soruşturmabaşlatıldığı, soruşturma kapsamında haklarında herhangi bir delil bulunmadığıhâlde veya gerçeğe aykırı şekilde üretilen belgelerle başta Başbakan, Bakanlar,MİT Müsteşarı ve milletvekilleri olmak üzere çok sayıda kişi, kurum, vakıf vederneğin iletişiminin tespit edilerek kayda alındığı, teknik araçlarla izlemetutanakları düzenlendiği, bu kişilerin terör örgütü üyesi olarak gösterilmeyeçalışıldığı, Türkiye Cumhuriyeti devletinin millî güvenliği ya da iç veya dışsiyasal yararları bakımından gizli kalması gereken, üst düzey devlet yetkililerininyaptıkları görüşmelerin kayıt altına alındığı, bu kapsamda İstanbul ve BursaEmniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde çeşitli kademelerde görevyapan FETÖ/PDY üyesi emniyet teşkilatı mensuplarının gerçeğe aykırı şekildetanık beyanları aldıkları, haklarında terör örgütü üyeliğine ilişkin hiçbirdelil bulunmayan şikâyetçi ve mağdurlarla ilgili iletişimin tespiti ve teknikaraçlarla izleme kararı talep edebilmek için gerçeğe aykırı raporlardüzenledikleri, usulsüz dinleme ve izleme yaptıkları, suç unsuru içermeyengörüşmeleri imha etmeleri gerekirken iletişim tespit tutanağı hâline getiripkişilerin terör örgütü ile irtibatları bulunduğu algısını oluşturmayaçalıştıkları, sahte iletişimin tespiti ve fiziki takip tutanaklarıdüzenledikleri, 17 Aralık soruşturmasıyla ilgili olarak İstanbul EmniyetMüdürlüğünde bulunan belgeleri kaçırdıkları ve log kayıtlarınısildikleri, FETÖ/PDY üyesi bir kısım şüphelinin ise MİT'e ait tırların 1/1/2014tarihinde Kırıkhan, 19/1/2014 tarihinde ise Ceyhan'da durdurulması ve aranmasıeylemlerinden sorumlu olduğu belirtilmiştir.
ii. Suç tarihlerinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü TerörleMücadele Şube Müdürlüğünde emniyet amiri olarak görev yapan başvurucu ile aynıdosyada yargılaması devam eden ve çoğu emniyet görevlisi olan şüphelilerinBaşbakan da dâhil olmak üzere çok sayıda devlet adamı, siyasetçi, akademisyen,gazeteci, yazar, iş adamı, vakıf, dernek vb. kuruluşların başkan vegörevlilerini -terör örgütleriyle bağlantılı olduklarına dair herhangi birdelil olmamasına rağmen- sahte belge ve gerçeğe aykırı beyanlara görekurguladıkları Selam Tevhid Kudüs Ordusu kapsamına dâhil ederek hukukaaykırı şekilde yaptıkları dinleme ve takipler sonucunda elde ettikleri gizlibilgileri Türkiye Cumhuriyeti devleti aleyhine kullanarak bir kısım devletgörevlisi ile vakıf ve yöneticilerinin terör örgütleriyle bağlantılı olduğuyönünde algı oluşturmak suretiyle Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini devirmeyeçalıştıkları iddia edilmiştir.
15. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme)iddianame kabul edilerek E.2015/297 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşamasıbaşlamış ve 1/2/2016 tarihinde ilk duruşma yapılmıştır.
16. Mahkeme 2/2/2016 tarihinde yaptığı duruşmadabaşvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Kararın gerekçesininilgili kısmı şöyledir:
"Tutuklu sanıklar ...yönündenüzerlerine atılı suçların vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, buna göretutuklu sanıklar yönünden 'iletişim tespit tutanakları, araştırma raporları,müşteki beyanları, fiziki takip tutanakları, tanık ve gizli tanık anlatımları,görev belgeleri, tanık K.Y.nin ifadeleri ve bu tanık tarafından dosyaya sunulanmateryaller, MİT, Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlıktan gelen yazı cevapları,teftiş raporları, dinlemeye ilişkin ses çözüm tutanakları, diplomatikdokunulmazlığı olan kişilerle ilgili dinleme yapılmış olması, mail adreslerinintakip edilmiş olması' kapsamında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterensomut kanıtlar bulunması, sanıklara atılı bir kısım suçların tutuklamanedenlerinin yasal karine olarak var sayıldığı 5271 sayılı CMK.nun 100/3-a.11alt bendinde sayılan katalog suçlardan oluşu, sanıklara atılı suçların kanundaöngörülen cezalarının alt ve üst sınırlarının kaçma kuşkusunu somutlaştırması,sanıkların savunmalarının henüz alınmamış oluşu, müştekilerin ve sanıklaraatılı eylemlerin sayısal çoğunluğu da dikkate alındığında sanıkların suçununsübutu halinde yargılama sonucunda verilmesi muhtemel ceza veya güvenliktedbiri ile tutuklama tedbirinin ölçülü oluşu, tüm bu nedenlerle sanıklarüzerinde adli kontrol hükümleri ile yeterli ve etkili hukuksal denetimsağlanamayacak oluşu hususlarına nazaran adı geçen sanıkların CMK.nın 100 vedevamı maddeleri uyarınca tutukluluk hallerinin ayrı ayrı devamına, adı geçensanıklarla ilgili tahliye istemlerinin ayrı ayrı reddine... [karar verildi.]"
17. Mahkeme sonraki tarihlerde yaptığı duruşmalarda dabenzer gerekçelerle başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.
18. Mahkemece 2/9/2016 tarihinde yapılan duruşmada,dosyanın Yargıtay 16. Ceza Dairesince ilk derece mahkemesi sıfatıylayargılaması yapılan E.2016/2 sayılı dosya ile birleştirilmesine kararverilmiştir. Anılan dosya hâkimler M.B. ve M.Ö.nün yargılandığı davadır. Budava, adı geçen hâkimlerin görev ve yetkileri olmadığı hâlde -dava dosyalarınıda incelemeleri söz konusu olmadan- başvurucunun da aralarında olduğu çoksayıda şüpheliyi FETÖ/PDY'den aldıkları talimat uyarınca tahliye etmelerineilişkindir (bu sürece ilişkin ayrıntılar için bkz. Mustafa Başer ve MetinÖzçelik, B. No: 2015/7908, 20/1/2016, §§ 149-161). Yargıtay 16. CezaDairesinin birleştirmeye muvafakat etmemesi üzerine dosya, birleştirmeuyuşmazlığının çözülmesi için Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmiştir.Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise 22/11/2016 tarihli kararıyla Mahkemeninbirleştirme kararının kaldırılarak yargılamanın Mahkemece yapılmasına kararvermiştir.
19. Anılan karar üzerine yargılamaya Mahkemenin E.2017/2sayılı dosyası üzerinden devam edilmiştir. Mahkeme 9/3/2017 tarihinde yaptığıduruşmada başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Kararıngerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Tutuklu sanıklar ... yönündenüzerlerine atılı suçların vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, buna göretutuklu sanıklar yönünden 'iletişim tespiti tutanakları, araştırma raporları,müşteki beyanları, fiziki takip tutanakları, şahıs tespit tutanakları, tanık vegizli tanık anlatımları, görev belgeleri, tanık K.Y.nin ifade ve teşhisleri ilebu tanık tarafından dosyaya sunulan materyaller, MİT, Cumhurbaşkanlığı veBaşbakanlıktan gelen yazı cevapları, teftiş raporları, dinlemeye ilişkin sesçözüm tutanakları, diplomatik dokunulmazlığı olan kişilerle ilgili dinlemeyapılmış ve mail adreslerinin takip edilmiş olması, 2011/762 soruşturma sayılısoruşturmada görev yapan ve sanıkların eylem ve işlemleri ile irtibatlıoldukları iddia edilen hâkim ve savcılarla ilgili yargılamanın devam ediyorolması' kapsamında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somutkanıtlar bulunması, sanık ve müşteki sayısı, sanıklara yüklenen eylemlerinyoğunluğu, suçlamaların niteliği ile dosya kapsamının geniş oluşu sanıklaraatılı bir kısım suçların tutuklama nedenlerinin yasal karine olarak varsayıldığı 5271 sayılı CMK'nın 100/3-a.11 alt bendinde sayılan katalog suçlardanoluşu, sanıklara atılı suçların kanunda öngörülen cezalarının alt ve üstsınırlarının kaçma şüphelerini somutlaştırması, bir kısım sanıklarınsavunmalarının henüz alınmamış oluşu, tutuklama sebep ve şartlarında sanıklarlehine bu aşamada değişiklik meydana gelmemiş oluşu, müştekilerin ve sanıklaraatılı eylemlerin sayısal çoğunluğu da dikkate alındığında sanıkların suçununsübutu halinde yargılama sonucunda verilmesi muhtemel ceza veya güvenlik tedbiriile tutuklama tedbirinin ölçülü oluşu, tüm bu nedenlerle sanıklar üzerinde adlikontrol hükümleri ile yeterli ve etkili hukuksal denetim sağlanamayacak oluşuhususlarına nazaran adı geçen sanıkların CMK'nın 100., 102/2-cümle.2 maddeleriuyarınca tutukluluk hallerinin ayrı ayrı devamına... [karar verildi.]"
20. Mahkeme sonraki tarihlerde yaptığı duruşmalarda dabenzer gerekçelerle başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.
21. Mahkeme 20/6/2019 tarihli duruşmada yaptığıdeğerlendirme sonucunda başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına kararvermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"...FETÖ/PDY terör örgütünün kendiiçerisinde yapmış olduğu fişlemelerin çözümlenmesi neticesinde ortayaçıkartılan veriler ışığında yapıldığı anlaşılan tespit uyarınca tutuklusanıklardan ... Kürşat Durmuş örgütsel konumlarına dair dosyada bulunan veriinceleme raporları, tutuklu sanıklardan ... Kürşat Durmuş ... adlarınakayıtlı/kullanılan GSM hatlarından FETÖ/PDY Terör Örgütü mensuplarının kriptoluhaberleşme aracı olarak kullandıkları tespit olunan ByLOCK programına dairdosyada bulunan tespit ve değerlendirme tutanakları, davamıza konu 2011/762sayılı soruşturmanın başlama sebebi olan K.Y. adlı şahsın 26/02/2014 tarihindeİstanbul Emniyetinde ve 27/02/2014 tarihinde İstanbul CumhuriyetBaşsavcılığında verdiği ifadelerinde 04/03/2011 tarihli ve 06/04/2011 tarihliifadeleriyle ilgili aleyhe beyanları, 2011/762 sayılı soruşturma dosyasındaifadesi alınan gizli tanık Ş.nin, 20/08/2014 tarihinde İstanbul CumhuriyetBaşsavcılığınca alınan ifadesinde 22/03/2013 tarihli ifadesiyle ilgili aleyhebeyanları, bahse konu 2011/762 sayılı soruşturmanın yürütüldüğü tarihlerdesanıklarla aynı birimde çalışmış olduğu anlaşılan M.S'nin İstanbul CumhuriyetBaşsavcılığında verdiği 11/12/2014 tarihli aleyhe ifadeleri ve aynı yöndekidilekçesi, sanıkların, 2011/762 sayılı (08/08/2010 tarihinde K.Y. adlı şahsınBursa ilinde polis teşkilatına müracaatı ile başlayıp 20/10/2010 tarihindeİstanbul TEM Şube Müdürlüğüne gönderildiği anlaşılan) soruşturmanın (busoruşturma ile 17/08/2012 tarihinde birleştirilip de 12/05/2010 tarihli sanıkY.A. imzalı yazı sonrası başlatıldığı anlaşılan 2010/1074 sayılı soruşturma)yürütüldüğü süreçte, bulundukları konum ve ifa ettikleri görevleri, bahse konu2011/762 sayılı (birleşen 2010/1074 sayılı) soruşturma dosyası üzerinden 6 kişi(2010/1074) ve 232 kişi (2011/762) hakkında şüpheli/hedef şahıs olaraksoruşturma yürütüldüğü, yürütülen soruşturma kapsamında yapılan iletişimintespiti/dinleme işlemlerine konu seslerden bazılarının T.C. BaşbakanlıkGüvenlik İşleri Genel Müdürlüğünün 06/02/2015 tarihli 41654118/663-07/00211sayılı yazıları ekinde bulunan Değerlendirme Raporu ve T.C. CumhurbaşkanlığıGenel Sekreterliğinin 26/01/2015 tarihli 80971375-663.07-125 sayılı yazılarıuyarınca Türk Ceza Kanununun 328 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen"Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından,niteliği itibarıyla, gizli kalması gereken bilgiler" kapsamında olduğununbildirilmesi, dosya münderacatında bulunan diğer tutanak, kayıt ve belgeler,dosyamıza C.Başsavcılıklarınca gönderilen etkin pişmanlık hükümlerindenyararlanmak isteyen kişilerin aleyhe beyan veya teşhislerine ilişkin evraklar,müşteki beyanları, tanık anlatımları, tanzim olunan raporlar, görev belgeleri,2011/762 sayılı soruşturma dosyası evrakları, iletişim tespit tutanakları,teşhis, tespit ve takip tutanakları, tape kayıtları, dijital materyaller,cevabi yazı içerikleri, hts kayıtları gibi tüm kayıt ve belgelerle sanıklarıntutuklu bulundukları bir kısım suçların (TCK Md. 312 ve 314) tutuklamanedenlerinin yasal karine olarak var sayıldığı 5271 sayılı CMK'nın 100/3-a.11alt bendinde sayılan katalog suçlardan oluşu gözetildiğinde; sanıklar aleyhinetutuklama tedbirinin devamına yeter derecede kuvvetli suç şüphesini ortayakoyan somut olguların halen varlığını sürdürdüğü, maddi gerçeğin tam olarakortaya çıkartılmasının sağlanması amacıyla tutukluluk halinin devamına kararverilmesinin gerekliliği ve adli kontrol tedbirlerinin yeterli olamayacağıdeğerlendirilerek tutuklama tedbirinin devamının işlendiği iddia olunan suçlarave dosyadaki mevcut delil durumuna göre ölçülü ve zorunlu olduğu kanaatinevarıldığından, sanıkların 5271 sayılı CMK'nın 100, 101, 102 maddeleri uyarıncaTUTUKLULUK HALLERİNİN DEVAMINA ... [karar verildi.]"
22. Başvurucunun anılan karara yaptığı itiraz, İstanbul15. Ağır Ceza Mahkemesince 8/7/2019 tarihinde reddedilmiştir.
23. Anılan karar başvurucuya 9/7/2019 tarihinde tebliğedilmiş, başvurucu 17/7/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
24. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarihitibarıyla ilk derece mahkemesinde derdesttir ve başvurucunun tutukluluk durumudevam etmektedir.
B. İlgili Süreç
25. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbeteşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülkegenelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiştir. Olağanüstü hâl19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusaltemellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardırfaaliyetlerine devam eden ve son yıllarda FETÖ ve/veya PDY olarakisimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuzve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
26. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında darbegirişimiyle bağlantılı ya da darbe girişimiyle doğrudan bağlantılı olmasa bileFETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık,ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelikolarak ülke genelinde Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalaryürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleriuygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51, Mehmet Hasan Altan (2)[GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12).
IV. İLGİLİHUKUK
27. İlgili hukuk için bkz. Yurt Atayün. B. No:2017/34216, 29/5/2019, §§ 36-44.
V. İNCELEME VEGEREKÇE
28. Mahkemenin 21/10/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
29. Başvurucu; uzun süredir tutuklu olduğunu, tahliyetaleplerinin ve itirazlarının -tutukluluğun devamını meşru kılacak- ilgili veyeterli gerekçe olmadan, kendisini ilgilendirmeyen ve kişiselleştirilmemiş gerekçelerlereddedildiğini, tutukluluğun devamına karar veren Mahkemenin her seferindegenel, soyut ve aynı matbu gerekçelerle tahliye taleplerini reddettiğini, somutgerekçeleri gösterilmeden beş yıllı aşkın süreyle devam eden tutukluluğununmakul süreyi aştığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
30. Bakanlık görüşünde, başvurucuya isnat edilensuçlamanın niteliği, başvurucunun bağlantılı olduğu iddia edilen terörörgütünün (FETÖ/PDY) örgütlenme biçimi ve işleyişi, soruşturma/kovuşturmakonusu edilen olayların özellikleri birlikte dikkate alındığında tutukluluğundevamı kararlarındaki gerekçelerin tutukluluğun devamının hukuka uygunluğunu vetutulmanın meşruluğunu haklı gösterecek özen ve içerikte olduğu, dolayısıylatutukluluk hâlinin devamına ilişkin bu gerekçelerin tutukluluk süresiitibarıyla ilgili ve yeterli olduğu değerlendirilmektedir. Bakanlık,başvurucunun tutukluluğun makul süreyi aştığı şikâyetinin Anayasa Mahkemesi veAvrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatları ile somut olayın kendine özgükoşulları bağlamında açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezbulunmasına karar verilmesi gerektiği kanaatindedir.
31. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı cevabında başvuruformundakilere benzer beyanlarda bulunarak Bakanlık görüşünü kabul etmediğiniifade etmiştir.
B. Değerlendirme
32. Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:
"Tutuklanan kişilerin, makul süreiçinde yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayıisteme hakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresinceduruşmada hazır bulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için birgüvenceye bağlanabilir."
33. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Bu itibarla somut olayda başvurucunun iddialarının özünün tutukluluksüresinin makul süreyi aştığına yönelik olduğu anlaşıldığından şikâyetlerininAnayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası bağlamındaki kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
34. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanbaşvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
a. Genelİlkeler
35. Genel ilkeler için bkz. Erdal Tercan [GK],2016/15637, 12/4/2018, §§ 190-200.
b. İlkelerinOlaya Uygulanması
36. Başvurucu 17/25 Aralık operasyonlarından sonrakisüreçte, Selam-Tevhid Kudüs Ordusu soruşturmasındaki usulsüzlük iddialarınailişkin olarak başlatılan soruşturma kapsamında İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin14/8/2014 tarihli kararıyla devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasalveya askerî casusluk amacıyla temin etme suçundan tutuklanmıştır. Bireyselbaşvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucunun tutukluluk hâli devametmektedir. Buna göre başvurucunun tutukluluk süresi 6 yıl 2 ay 7 gündür.
37. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu'nun 102. maddesinin (2) numaralı fıkrasında ağır ceza mahkemesiningörevine giren işlerde tutukluluk süresinin en çok iki yıl olduğu belirlendiktensonra zorunlu hâllerde gerekçesi gösterilerek bu sürenin uzatılabileceğibelirtilmiştir. Kanun'da bu uzatma süresinin toplam üç yılı geçemeyeceği ifadeedilmiştir. Böylelikle uzatma süreleri dâhil toplam tutukluluk süresi azami beşyıl olabilecektir (Hamit Kaya, B. No: 2012/338, 2/7/2013, § 40). Bununlabirlikte 15/8/2017 tarihli ve 694 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında BazıDüzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 141. maddesiyle-1/2/2018 tarihli ve 7078 sayılı Kanun'un 136. maddesiyle de aynen kabuledilerek yasalaşmıştır- anılan fıkraya eklenen son cümle ile 26/9/2004 tarihlive 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun İkinci Kitap, Dördüncü Kısım Dördüncü,Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölüm'ünde tanımlanan suçlar ile 12/4/1991 tarihlive 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda uzatmasüresinin beş yılı geçemeyeceği düzenlenmiştir. Dolayısıyla anılan suçlarailişkin olarak kanun koyucu azami tutukluluk süresini 7 yıla çıkarmıştır.Başvurucuya yöneltilen suçlamanın da bu kapsamda olduğu görülmektedir. Bu kanundeğişikliğinin başvurucunun tutukluluk süresinin beş yılı bulmasından öncegerçekleşmesi dolayısıyla bu tutukluluk bakımından Kanun'da öngörülen azamitutukluluk süresinin aşıldığının kabulü mümkün değildir (Metin Güneş (2),B. No: 2018/17593, 10/3/2020, § 34).
38. Başvurucu, kamu makamlarınca ve yargı organlarınca17/25 Aralık operasyonlarının ve 15 Temmuz darbe teşebbüsünün arkasındakiyapılanma olduğu değerlendirilen FETÖ/PDY ile bağlantılı olduğu belirtilenemniyet mensuplarına yönelik olarak Başsavcılıkça yürütülen bir soruşturmakapsamında tutuklanmıştır. Başvurucunun isnat edilen suç yönünden kuvvetli suçşüphesi altında olduğu sulh ceza hâkimlikleri ve yargılamayı yapan ağır cezamahkemesi tarafından verilen tutukluluğa ilişkin kararlarda açıkçabelirtilmiştir. Bu bağlamda soruşturma makamlarınca 17/25 Aralık operasyonlarıöncesinde, suç tarihlerinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ŞubeMüdürlüğünde görev yapan başvurucu ile aynı dosyada yargılaması devam eden çoğuemniyet görevlisi şüphelinin çok sayıda siyasetçi, akademisyen, gazeteci,yazar, iş adamı, devlet kurumlarında görevli, vakıf, dernek vb. kuruluşlarınbaşkan ve görevlilerini -terör örgütleriyle bağlantılı olduğuna dair herhangibir delil olmamasına rağmen- sahte belge ve gerçeğe aykırı beyanlara görekurguladıkları Selam Tevhid Kudüs Ordusu soruşturması kapsamına dâhil ederekhaklarında iletişimin tespiti ve kayda alınması kararı verilen kişilerüzerinden bu kişilerin görüşme gerçekleştirdiği Başbakan, Bakan, MİT müsteşarıdâhil önemli görevlerde bulunan birçok devlet görevlisini dinlediği vekonuşmaları kayda alarak yazılı metin hâline getirdiği, başvurucunun da busüreçte resmî belgede sahtecilik yapmak suretiyle anılan dinlemelerin -hukukaaykırı şekilde- gerçekleştirilmesini sağladığı belirtilmiştir. Buna görebaşvurucu hakkındaki tutuklama ve tutukluluğun devamı kararlarında atıf yapılanve/veya soruşturma dosyasında bulunduğu ifade edilen delillerin içeriği dikkatealındığında tutukluluğun ön şartı olan suç işlendiğine dair kuvvetli belirtininbulunduğuna ilişkin olarak anılan kararların ilgili ve yeterli olduğudeğerlendirilmiştir.
39. Öte yandan sulh ceza hâkimliklerinin ve ağır cezamahkemelerinin tutukluluğun devamı kararlarının gerekçelerinde yer alantutuklama nedenlerine ve ölçülülüğe ilişkin açıklamalar incelendiğinde kaçmaşüphesine, delillerin karartılması ihtimalinin bulunmasına, isnat edilen suçun5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve Kanungereği tutuklama nedeni varsayılabilen suçlar arasında olmasına, suça göretutuklama tedbirinin ölçülü/orantılı olmasına, adli kontrol tedbirlerininyetersiz kalacağına dayandığı görülmektedir.
40. Başvurucunun tutuklanmasından yaklaşık iki yıl sonraTürkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıyakalmıştır. Bu durumda başvurucu yönünden tutuklama nedenlerinin devam edipetmediğinin değerlendirilmesinde FETÖ/PDY'nin özelliklerinden kaynaklananetkenlerin yanı sıra 15 Temmuz darbe teşebbüsü sonrasında ortaya çıkankoşulların da gözardı edilmemesi gerekir.
41. FETÖ/PDY'nin devletin anayasal kurumlarını elegeçirmeyi, sonrasında devleti, toplumu ve fertleri kendi ideolojisidoğrultusunda yeniden şekillendirmeyi ve oligarşik özellikler taşıyan bir zümreeliyle ekonomiyi, toplumsal ve siyasal gücü yönetmeyi amaçlayan, bu doğrultudamevcut idari sisteme paralel şekilde örgütlenen bir terör örgütü olduğu Türkyargı organlarınca kabul edilmektedir (Selçuk Özdemir [GK], B. No: 2016/49158,26/7/2017, §§ 20, 21; Alparslan Altan [GK], B. No: 2016/15586,11/1/2018, § 10). FETÖ/PDY; bir taraftan başta eğitim ve din olmak üzere farklısosyal, kültürel ve ekonomik alanlarda yasal faaliyetlerde bulunurken diğertaraftan bazen bu yasal kuruluşların içinde gizlenmiş olan bazen de yasalyapıdan tamamen farklı şekilde konumlanan ve hareket eden, özellikle de kamusalalana yönelik faaliyetlerde bulunan illegal bir yapılanma niteliğindedir (AydınYavuz ve diğerleri, § 26).
42. Türk yargı organları yakın dönemde verdikleri birçokkararda FETÖ/PDY'nin devletin anayasal kurumlarını ele geçirmeyi, sonrasındadevleti, toplumu ve fertleri kendi ideolojisi doğrultusunda yenidenşekillendirmeyi ve oligarşik özellikler taşıyan bir zümre eliyle ekonomiyi, toplumsalve siyasal gücü yönetmeyi amaçlayan, bu doğrultuda mevcut idari sisteme paralelşekilde örgütlenen bir terör örgütü olduğunu ve bu örgütün 15 Temmuz 2016tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğunukabul etmişlerdir (Mustafa Baldır, B. No: 2016/29354, 4/4/2018, § 74).
43. Darbe teşebbüsü sırasında gerçekleşen vahim olaylarıntoplumda oluşturduğu kaygı, teşebbüsün faili olduğu belirtilen FETÖ/PDY'ninörgütlenmesinin karmaşıklığı ve bu yapılanmanın arz ettiği tehlike (AydınYavuz ve diğerleri, §§ 15-19, 26), darbe teşebbüsüne ilişkin faaliyetlerkapsamında ülke genelinde binlerce kişi tarafından icra edilen, suçoluşturabilecek nitelikteki on binlerce eylemin aynı anda işlenmesi, bunun yanısıra çoğunluğu önemli yerlerde kamu görevlisi olan on binlerce şüpheli hakkındadoğrudan darbeyle ilişkili olmasa da FETÖ/PDY'ye mensubiyet nedeniyleivedilikle soruşturma yapılması ihtiyacı birlikte dikkate alındığındasoruşturma / kovuşturma konusu olaylara ilişkin delillerin sağlıklı bir şekildetoplanabilmesi ve adli süreçlerin güvenlik içinde yürütülebilmesi içintutuklama dışındaki koruma tedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir(Aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri, §271; Selçuk Özdemir, § 78).
44. Öte yandan bu durumun, doğrudan darbe teşebbüsü ilebağlantılı olmasa dahi FETÖ/PDY ile bağlantılı diğer suçlara ilişkin soruşturmave kovuşturmalar için de geçerli olduğu söylenebilecektir. Zira FETÖ/PDY'ninyüz elliyi aşkın ülkede faaliyet göstermesi ve ciddi seviyede uluslararasıittifaklarının bulunması, bu yapılanma ile ilgili olaraksoruşturmaya/kovuşturmaya tabi tutulan kişilerin yurt dışına kaçmasını ve yurtdışında barınmasını büyük ölçüde kolaylaştıracaktır (benzer yöndeki değerlendirmeleriçin bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 271, 272; Selçuk Özdemir,§§ 78, 79). Nitekim söz konusu soruşturma süreçlerinde birçok şüphelinin yurtdışına kaçtığı görülmektedir.
45. Diğer taraftan başvurucunun FETÖ/PDY ile bağlantılıolarak tutuklanmasına karar verilen devletin gizli kalması gereken bilgilerinisiyasal veya askerî casusluk amacıyla temin etme suçu Türk hukuk sistemi içindeağır cezai yaptırım öngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suçailişkin olarak kanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret edendurumlardan biridir (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak,B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405,25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3)numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilensuçlar arasında sayılmıştır (Hüseyin Korkmaz, B. No: 2014/16835,18/7/2018, § 46).
46. Başvurucuya isnat edilen suçlamanın niteliği,soruşturma/kovuşturma konusu olayların özellikleri, başvurucunun bağlantısıbulunduğu iddia edilen terör örgütünün (FETÖ/PDY) yukarıda belirtilenörgütlenme biçimi ile FETÖ/PDY'nin yüz elliyi aşkın ülkede faaliyet göstermesive ciddi seviyede uluslararası ittifaklarının bulunmasının bu yapılanma ileilgili olarak soruşturmaya/kovuşturmaya tabi tutulan kişilerin yurt dışınakaçmasını ve yurt dışında barınmasını büyük ölçüde kolaylaştırması hususları birliktedikkate alındığında tutukluluğun devamı kararlarındaki gerekçelerintutukluluğun devamının hukuka uygunluğunu ve tutulmanın meşruluğunu haklıgösterecek özen ve içerikte olduğu, dolayısıyla tutukluluk hâlinin devamınailişkin bu gerekçelerin ilgili ve yeterli olduğu sonucuna varılmıştır.
47. Öte yandan somut olayda Başsavcılıkça yürütülensoruşturma sonunda başvurucunun da aralarında bulunduğu 122 şüpheli hakkındadevletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askerî casuslukamacıyla temin etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veyagörevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, silahlı terör örgütünü kurma veyayönetme, suç uydurma, özel hayatın gizliliğini ihlal etme, hukuka aykırı olarakkişisel verileri kaydetme, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirmesuçlarından düzenlenen iddianamenin Mahkemece kabul edildiği ve kovuşturmaaşamasının başladığı, 979 mağdurun ve 122 şüphelinin bulunduğu soruşturmanınyaklaşık bir buçuk yılda tamamlandığı görülmüştür. Yargılamayı yapan Mahkemetarafından ise en geç otuz günde bir başvurucunun tutukluluk durumunundeğerlendirildiği, düzenli aralıklarla ve en geç üç ay arayla toplam 217duruşma yapıldığı, bu duruşmalarda sanıkların, katılanların ve tanıklarındinlendiği ve sair delillerin toplandığı belirlenmiştir. Bu itibarla genelolarak soruşturmanın ve davanın yürütülmesinde Savcılık ve derecemahkemelerince hareketsiz kalınan bir dönem olmadığı gibi yargılamadaözensizlik gösterildiği de tespit edilmemiştir.
48. Bu bağlamda başvurucunun bağlantılı olduğu iddiaedilen örgütün özellikleri, bu örgütün yapılanmasının boyutu ve darbe teşebbüsüsonrası oluşan koşullar ile birlikte başvurucu hakkındaki tutukluluğun devamınailişkin kararların gerekçelerinin hürriyetten yoksun bırakılmanın meşrunedenlerinin belirtilmesi bakımından ilgili ve yeterli olması,soruşturma/kovuşturma sürecinin karmaşıklığı ve son olaraksoruşturma/kovuşturma sürecinin yürütülmesinde bir özensizliğin bulunmamasıhususları bir bütün olarak dikkate alındığında 6 yıl 2 ay 7 günlük tutukluluksüresinin makul olduğu sonucuna varılmıştır.
49. Nitekim Anayasa Mahkemesi benzer niteliktekibaşvurulardan Ömer Köse (B. No: 2017/34237, 23/10/2019, § 76)başvurusunda 5 yıl 2 ay 3 günlük tutukluluk süresinin, Metin Güneş (B.No: 2018/17593, 10/3/2020, § 46) başvurusunda 4 yıl 11 aylık tutukluluksüresinin ve Erkan Ünal (B. No: 2019/39894, 8/7/2020, § 53) başvurusundaise 5 yıl 11 aylık tutukluluk süresinin makul olduğu sonucuna varmıştır.
50. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 19. maddesininyedinci fıkrası bağlamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledilmediğine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle,
A. Tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrasıkapsamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesimağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucununyargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA,
D. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 21/10/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.