TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
KURT SAFİR İNŞ. SAN. VE TİC. A.Ş. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/3996)
Karar Tarihi: 11/9/2019
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Hicabi DURSUN
Kadir ÖZKAYA
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Volkan ÇAKMAK
Başvurucu
:
Kurt Safir İnş. San. ve Tic. A.Ş.
Vekili
:
Av. Abdullah DEMİR
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, ihale yoluyla edinilen taşınmazların satış işlemlerininyargı kararı ile iptal edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının; satışa izniverilmesi işlemine yönelik açılan davadan geç haberdar olunması ve satışişlemini iptal eden yargı kararına karşı ferî müdahil sıfatıyla kanun yollarınabaşvurulamaması nedenleriyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiiddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 4/3/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. 2015/5804, 2015/15307, 2015/15804 ve 2016/8629 numaralıbireysel başvuru dosyaları aralarında konu ve kişi yönünden hukuki irtibatbulunması nedeniyle 2015/3996 numaralı bireysel başvuru dosyası ilebirleştirilmiş olup inceleme 2015/3996 numaralı bireysel başvuru dosyasıüzerinden yürütülmüştür.
5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
A. Yargısal Süreç Öncesi Dönem
7. Mersin ili Silifke ilçesine bağlı Taşucu Belediyesininmülkiyetinde bulunan 8425 ve 8469 parsel sayılı taşınmazların konut ve ticaretalanı olarak değerlendirilmek üzere ihale yoluyla satışı için Taşucu BelediyeMeclisi tarafından 13/8/2012 tarihinde karar alınmıştır.
8. 6/12/2012 tarihli ve 28489 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan 12/11/2012 tarihli ve 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesive Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde KararnamelerdeDeğişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un birinci maddesi hükmü gereği TaşucuBelediyesi, tüzel kişiliği kaldırılarak Silifke ilçesine bağlı bir mahallehâline getirilmiştir. Ancak Kanun'un "Yürürlük"kenar başlıklı 36. maddesinde, birinci madde hükümlerinin ilkmahallî idareler genel seçiminde (30/3/2014) yürürlüğe gireceği ifadeedilmiştir. Ayrıca 6360 sayılı Kanun'un tüzel kişiliği kaldırılan belediyelerinbazı tasarruflarının İçişleri Bakanlığı onayına tabi kılınmasını öngören geçici1. maddesinin on ikinci fıkrası Kanun'un yayımı tarihi (6/12/2012)itibarıylayürürlüğe girmiştir.
9. Taşucu Belediyesinin yaptığı ihaleye katılan iki şirketarasında en yüksek teklifi 6.500.000 TL ile başvurucu Şirket sunmuş ve İhaleKomisyonu bu teklifi uygun bulmuştur.
10. Taşucu Belediye Encümenin 27/12/2012 tarihli kararı iletaşınmazların başvurucu Şirkete satışı kabul edilmiş ve ilgili birimlere gereğiiçin bildirimde bulunulmuştur.
11. Taşucu Belediye Başkanlığı tarafından anılan ihaleye konutaşınmazların da aralarında bulunduğu bazı taşınmazların satışına izinverilmesi için 15/1/2013 tarihinde İçişleri Bakanlığından taleptebulunulmuştur. İçişleri Bakanlığı 15/2/2013 tarihli işlemiyle, 6360 sayılıKanun'un geçici 1. maddesinin on ikinci fıkrası uyarınca taşınmazların satışınaizin vermiştir.
12. İhaleye konu taşınmazlar, bedelin ödenmesinin ardından18/4/2013 tarihinde başvurucu Şirket adına tescil edilmiştir.
B. Yargısal Süreç
1. Silifke BelediyeBaşkanlığı Tarafından 27/12/2012 Tarihli Taşucu Belediye Encümeni KararınaKarşı Açılan İptal Davası Süreci
13. Silifke Belediye Başkanlığı tarafından, yapılan satışınhukuka aykırı olduğu ileri sürülerek Mersin 1. İdare Mahkemesi nezdinde27/12/2012 tarihli Taşucu Belediye Encümeni kararının iptali istemiyle 7/1/2013tarihinde dava açılmıştır. Başvurucu Şirket, davalı Taşucu Belediyesi yanındamüdahil olarak davaya katılmıştır.
14. Mersin 1. İdare Mahkemesi 26/11/2013 tarihli ve E.2013/14,K.2013/1048 sayılı kararıyla dava konusu işlemi iptal etmiştir.
15. İptal gerekçesinde öncelikle 6360 sayılı Kanun hükümlerideğerlendirilmiştir. Buna göre yasama organının tüzel kişiliğin kaldırılmasınailişkin hükümler yürürlüğe girene kadar bu hükümlere konu belediyelere ilişkinolarak bazı tedbirler aldığı ve bu kapsamda tüzel kişiliği kaldırılacakbelediyelerin taşınmaz satışlarını İçişleri Bakanlığının iznine tabi kıldığıifade edilmiştir. Bu bağlamda 6/12/2012 tarihinden sonra uyuşmazlığa konutaşınmazların satılabilmesi için öncelikle satışa dair 13/8/2012 tarihli ilkTaşucu Belediye Meclisi kararının onaya sunulması gerektiği ancak bugerekliliğin yerine getirilmediği vurgulanmıştır. 15/1/2013 tarihinde İçişleriBakanlığı tarafından satışa izin verilmiş ise de taşınmazın ihaleye çıkarılmasıiçin gereken ön koşulun daha sonradan edinilmesinin usulü eksikliğigidermeyeceği ve bu iznin ancak daha sonraki tarihte yapılacak bir ihaleye esasteşkil edebileceği belirtilmiştir. Sonuç olarak izin koşulu sağlanmadan yapılansatış işleminin hukuka aykırı olduğu ifade edilmiş ve iptal gerekçesioluşturulmuştur.
16. İptal hükmü Taşucu Belediyesi ve başvurucu Şirket tarafındantemyiz edilmiştir.
17. Danıştay Onüçüncü Dairesi1/12/2014 tarihli kararıyla iptal hükmünü gerekçeli olarak onamıştır. Onamagerekçesinde 6360 sayılı Kanun'un geçici birinci maddesi uyarınca alınacakonayın tapuda yapılacak devirden önce gerçekleşmesinin yeterli olduğu ve somutolayda da ihaleden sonra fakat tapu tescilinden önce İçişleri Bakanlığındanonay alındığı belirtilmiştir. Ancak söz konusu onayın Mersin 1. İdare Mahkemesinin6/3/2014 tarihli ve E.2013/525, K.2014/192 sayılı kararıyla iptal edildiği vebu nedenle gerekçesi hukuka uygun olmasa da temyize konu kararın sonuçitibarıyla yerinde olduğu ifade edilmiştir.
18. Onama hükmüne karşı başvurucu Şirket tarafından karardüzeltme isteminde bulunulmuştur. Mersin 1. İdare Mahkemesi 11/3/2015 tarihlikararıyla ilk inceleme aşamasında talebi incelenmeksizin reddetmiştir. Retgerekçesinde 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun31. maddesinin atıfta bulunduğu 12/12/2011 tarihli ve 6100 sayılı HukukMuhakemeleri Kanunu uyarınca ferî müdahilin yanında davaya katıldığı taraftanbağımsız hareket edemeyeceği vurgulanarak başvurucu Şirketin tek başına yaptığıkarar düzeltme isteminin incelenemeyeceği ifade edilmiştir. Karar düzeltmeisteminin incelenmeksizin reddi kararına yönelik temyiz istemi Danıştay Onüçüncü Dairesinin 29/12/2015 tarihli kararıyla kabuledilerek incelenmeksizin ret kararı bozulmuş ve karar düzeltme istemi yineincelenmeksizin reddedilmiştir. Gerekçede derece mahkemelerinin temyiz veyakarar düzeltme istemlerine ilişkin olarak karar verme yetkisinin dilekçelerdekieksiklik veya süre aşımı hâlleri ile sınırlı olduğu vurgulanmış ve bu durumlardışında temyiz veya karar düzeltme istemlerine ilişkin karar verme yetkisininkanun yolu merciinde olduğu belirtildikten sonra müdahilin yanında davayakatıldığı taraftan bağımsız talepte bulunamayacağı ifade edilmiştir.
2. İhaleye Katılan Diğer Şirket Tarafından27/12/2012 Tarihli Taşucu Belediye Encümeni Kararına Karşı Açılan İptal DavasıSüreci
19. İhaleye katılan diğer Şirket tarafından, satışın hukukaaykırı olduğu ileri sürülerek Mersin 2. İdare Mahkemesi nezdinde 27/12/2012tarihli Taşucu Belediye Encümeni kararının iptali istemiyle 26/2/2013 tarihindedava açılmıştır. Başvurucu Şirket, davalı Taşucu Belediyesi yanında müdahilolarak davaya katılmıştır.
20. Mersin 2. İdare Mahkemesi 1/4/2014 tarihli ve E.2013/190,K.2013/285 sayılı kararıyla dava konusu işlemi iptal etmiştir. İptal gerekçesiMersin 1. İdare Mahkemesi 26/11/2013 tarihli kararında yer alan gerekçe (bkz. §15) ile aynı yöndedir.
21. İptal hükmüne karşı başvurucu Şirket tarafından temyizisteminde bulunulmuştur.
22. Temyiz talebi Danıştay OnüçüncüDairesinin 25/9/2014 tarihli kararıyla incelenmeksizin reddedilmiştir. Retgerekçesinde ferî müdahilin yanında davaya katıldığı taraftan bağımsız hareketedemeyeceği vurgulanarak başvurucu Şirketin tek başına yaptığı temyiz istemininincelenemeyeceği ifade edilmiştir. Başvurucu Şirketin karar düzeltme istemi deaynı Daire tarafından yine aynı gerekçelerle incelenmeksizin reddedilmiştir.
3. Silifke BelediyeBaşkanlığı Tarafından 15/2/2013 tarihli İçişleri Bakanlığı İşlemine KarşıAçılan İptal Davası Süreci
23. Silifke Belediye Başkanlığı tarafından, satışın hukukaaykırı olduğu ileri sürülerek Mersin 1. İdare Mahkemesi nezdinde İçişleriBakanlığının 15/2/2013 tarihli onay işleminin iptali istemiyle 29/5/2013tarihinde dava açılmıştır. Taşucu Belediyesi, davalı İçişleri Bakanlığı yanındamüdahil olarak davaya katılmıştır.
24. Mersin 1. İdare Mahkemesi 6/3/2014 tarihli ve E.2013/525, K.2014/192sayılı kararıyla dava konusu işlemi iptal etmiştir.
25. İptal gerekçesinde öncelikle 6360 sayılı Kanun hükümlerideğerlendirilmiştir. Buna göre yasama organının tüzel kişiliğin kaldırılmasınailişkin hükümler yürürlüğe girene kadar bu hükümlere konu belediyelere ilişkinolarak bazı tedbirler aldığı ve bu kapsamda tüzel kişiliği kaldırılacakbelediyelerin taşınmaz satışlarını İçişleri Bakanlığının iznine tabi kıldığıifade edilmiştir. Böylelikle tüzel kişiliği kaldırılacak belediye yönetimlerininsonuçları ve sorumlulukları kendi görev sürelerini aşacak nitelikte taşınmazsatışı yapmalarının engellenmesinin amaçlandığı belirtilmiştir. Kamu yararı vehizmet gerekleri gözetilmek suretiyle belediyelerin kendi mülklerinde olantaşınmazları satmalarına yasal bir engel bulunmadığı ancak hukuki birzorunluluk olmadığı sürece mülk satışına yönelik bir uygulamanın tüzel kişiliğikaldırılarak belirli bir süre sonra kapatılacak olan belediyeler için budurumun farklılık arz ettiği vurgulanmıştır. Satışa konu taşınmazların toplukonut yapımı amacını taşıdığı, öngörülen 900 konutta ikamet edecek kişisayısının beldenin toplam nüfusu içinde, taşınmazların da beldenin konutalanına ayrılan kısmı içinde önemli bir paya sahip olduğu hususlarına dikkatçekilmiştir. Bu bağlamda taşınmazların satışının rutin bir işlem olmadığı, sözkonusu işlemin ileriye yönelik önemli sonuçlar doğuracağı, bu durumun iseyönetimi devralacak Silifke Belediyesinin idari tasarruflarını önemli düzeydeetkileyeceği belirtilerek taşınmaz satışına onay veren dava konusu işlemdehukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
26. İptal hükmü Danıştay Sekizinci Dairesinin 2/7/2014 tarihlikararı ile onanmıştır. Onama kararına karşı İçişleri Bakanlığınca karardüzeltme isteminde bulunulmuştur.
27. Karar düzeltme aşamasında başvurucu Şirket davaya müdahilolmak istemiştir.
28. Danıştay Sekizinci Dairesi 27/12/2014 tarihli kararıylamüdahale talebinin kabulüne karar vermiş ve karar düzeltme istemini dereddedilmiştir.
4. Başvurucu ŞirketAleyhine Açılan Tapu İptal Tescil Davası ile Başvurucu Şirket Tarafından AçılanAlacak Davası Süreci
29. Satış işlemlerine ilişkin yargısal süreci takiben SilifkeBelediye Başkanlığı tarafından 2/1/2014 tarihinde başvurucu Şirket aleyhinetapu iptal tescil davası açılmıştır. Dava dilekçesinde, idari yargı mercileritarafından verilen kararlar sonucunda 8425 ve 8469 parsel sayılı taşınmazlarınbaşvurucu Şirket lehine tescilinin hukuki dayanaktan yoksun hâle geldiği ve bunedenle anılan taşınmazların tapularının iptal edilerek Taşucu Belediyesi adınatescil edilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Dava dosyası Silifke 1. AsliyeHukuk Mahkemesinin 2014/2 sayılı esasına kaydedilmiştir.
30. Buna mukabil başvurucu Şirket tarafından 20/10/2015tarihinde Silifke Belediye Başkanlığı aleyhine alacak davası açılmıştır. Davadilekçesinde öncelikle satış işlemlerinin iptal edilmesi nedeniyle arazininmülkiyetinin kaybedilmesi ihtimali ile karşı karşıya kalındığı ifadeedilmiştir. Dilekçenin devamında arazilerin bedellerinin ödenmesi için krediçekildiği, bu kredinin masraflarına, faizine katlanıldığı, ayrıca tapu tescilisırasında da harç ve diğer ücretlerin ödendiği ve planlanan yatırımlarınyapılamadığı belirtilerek satışın hukuka uygun yürütülmesinden sorumlu olanidarenin uğranılan zararı karşılamakla ve ihale bedelini iade etmekle yükümlüolduğu ileri sürülmüştür. Dava dosyası Silifke 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin2015/675 sayılı esasına kaydedilmiştir.
31. Belirtilen bu davalar aralarında hukuki ve fiilî irtibatbulunduğu gerekçesiyle Silifke 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/2 Esas sayılıdosyasında birleştirilmiştir. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerindenyapılan inceleme sonucu, tapu iptal ve tescil ile alacak davasının bir aradagörüldüğü uyuşmazlığın henüz sonuçlandırılmadığı, dava dosyasının derdestolduğu ve duruşma yapılması için 19/11/2019 tarihinin belirlendiği görülmüştür.
32. Başvurucu Şirket yukarıda aktarılan iptal davalarına ilişkinsüreçlerin tamamlanmasının ardından her biri yönünden süresi içinde bireyselbaşvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
33. 2577 sayılı Kanun'un 31. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda;... üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, ... hallerinde ...HukukUsulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygunlanır.Ancak, davanın ihbarı Danıştay, mahkeme veya hakim tarafından re'sen yapılır."
34. 6100 sayılı Kanun'un "YargılamayaHâkim Olan İlkeler" ana başlıklı İkinci Bölüm'ündeyer alan 27. maddesinde "Hukukidinlenilme hakkı" düzenlenmiştir. Anılan madde şöyledir:
"(1) Davanın tarafları, müdahiller veyargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukukidinlenilme hakkına sahiptirler.
(2) Buhak;
a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibiolunmasını,
b) Açıklama ve ispat hakkını,
c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarakdeğerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini,
içerir."
35. 6100 sayılı Kanun'un "İhbarve şartları" kenar başlıklı 61. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
"Taraflardan biri davayı kaybettiğitakdirde, üçüncü kişiye veya üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünüyorsa,tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı üçüncü kişiye ihbar edebilir."
36. 6100 sayılı Kanun'un "İhbardabulunulan kişinin durumu" kenar başlıklı 63. maddesinin (1)numaralı fıkrası şöyledir:
"Dava kendisine ihbar edilen kişi, davayıkazanmasında hukuki yararı olan taraf yanında davaya katılabilir."
37. 6100 sayılı Kanun'un "Fer'î müdahale" kenar başlıklı 66. maddesi şöyledir:
"(1) Üçüncü kişi, davayı kazanmasındahukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikatsona erinceye kadar, fer'î müdahil olarak davada yeralabilir."
38. 6100 sayılı Kanun'un "Fer'î müdahilin durumu" kenar başlıklı 68. maddesinin (1)numaralı fıkrası şöyledir:
"Müdahale talebinin kabulü hâlindemüdahil, davayı ancak bulunduğu noktadan itibaren takip edebilir. Müdahil,yanında katıldığı tarafın yararına olan iddia veya savunma vasıtalarını ilerisürebilir; onun işlem ve açıklamalarına aykırı olmayan her türlü usulişlemlerini yapabilir."
39. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
B. Uluslararası Hukuk
1. Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi
40. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin(1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"Herkes davasının,medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ... konusunda kararverecek olan,... bir mahkeme tarafından ... görülmesini isteme hakkınasahiptir..."
2. Avrupa İnsan HaklarıMahkemesi İçtihadı
41. İç hukuk yollarını tüketme kuralının varlık nedeni ulusalmakamlara ve öncelikle mahkemelere iddia edilen Sözleşme ihlallerini önlemeveya düzeltme imkânı vermektir. Bu kural Sözleşme mekanizmasının ikincillikniteliğinin önemli bir yönüdür (Selmouni/Fransa[BD], B. No: 25803/94, 28/7/1999, § 74 ).
42. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 6.maddesinin (1) numaralı fıkrasının açık bir biçimde mahkeme veya yargı merciineerişim hakkından söz etmese de maddede kullanılan terimler bir bütün olarakbirlikte dikkate alındığında mahkemeye erişim hakkını da garanti altına aldığısonucuna ulaşıldığını belirtmiştir (Golder/Birleşik Krallık [GK], B. No: 4451/70, 21/2/1975, §§28-36). AİHM'e göre mahkemeye erişim hakkı,Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasında mündemiçtir. Bu çıkarsama,Sözleşmeci devletlere yeni yükümlülük yükleyen genişletici bir yorum olmayıp 6.maddenin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin lafzının Sözleşme'nin amaçve hedefleri ile hukukun genel prensiplerinin gözetilerek birlikte okunmasınadayanmaktadır. Sonuç olarak Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrası,herkesin medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili iddialarını mahkeme önüne getirmehakkına sahip olmasını kapsamaktadır (Golder/Birleşik Krallık, § 36).
43. AİHM; adil yargılanmanın bir unsurunu teşkil eden mahkemeyeerişim hakkının mutlak olmadığını, doğası gereği devletin düzenleme yapmasınıgerektiren bu hakkın belli ölçüde sınırlanabileceğini kabul etmektedir. AncakAİHM, bu sınırlamaların kişinin mahkemeye erişimini hakkın özünü zedeleyecekşekilde ve genişlikte hakkı kısıtlamaması ve zayıflatmaması gerektiğini ifadeetmektedir. AİHM'e göre, meşru bir amaç taşımayan yada uygulanan araç ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir orantılılıkilişkisi kurmayan sınırlamalar Sözleşme'nin 6. maddesinin birinci fıkrasıylauyumlu olmaz (Sefer Yılmaz ve Meryem Yılmaz/Türkiye, B. No: 611/12, 17/11/2015,§ 59; Eşim/Türkiye, B. No: 59601/09, 17/9/2013, § 19; EdificacionesMarch Gallego S.A./İspanya,B. No: 28028/95, 19/2/1998, § 34).
44. AİHM'e göre iç hukuktaki başvuruyollarına erişimi engelleyen bir kanunun bulunmaması 6. maddenin (1) numaralıfıkrasındaki gerekliliklerin yerine getirilmesi bakımından her zaman içinyeterli olmayabilir. Hukuk devleti ilkesinin demokratik toplumdaki işlevi gözönünde bulundurulduğunda kanun koyucu tarafından teminedilen erişimin derecesinin aynı zamanda bireylerin mahkeme hakkının güvenceye bağlanması bakımından yeterli olmasıgerektiği anlaşılmaktadır. Erişim hakkının etkili olabilmesi için bireyinhakkına müdahale teşkil eden eylem ve işleme karşı argümanlarını dilegetirebileceği açık ve pratik fırsatlara sahip olması gerekir (Bellet/Fransa, B. No: 23805/94,4/12/1995,§ 36).
45. AİHM'in idari yargıda ihbarmüessesesini incelediği Menemen MinibüsçülerOdası-Türkiye (B. No: 44088/04, 9/12/2008, §§ 4-14) kararına konuolayda valilik tarafından belli kategorideki araçlara sigorta yaptırmakkaydıyla geçici güzergâh yetki belgesi verilmesini öngören bir düzenleyiciişlem çıkarılmıştır. Bu düzenleyici işlem, Menemen-İzmir hattında faaliyetgösteren Menemen Minibüsçüler Odasını doğrudan ilgilendirmektedir. MenemenYolcu Otobüsleri Motorlu Taşıtlar Kooperatifi tarafından söz konusu düzenleyiciişleme karşı valilik aleyhine açılan dava üzerine idare mahkemesi düzenleyiciişlemi iptal etmiştir. Valilik, kararı temyiz etmiştir. Menemen MinibüsçülerOdası temyiz safhasında müdahale dilekçesi vermiştir. Danıştay 16/3/2004tarihinde başvurucunun müdahale talebini kabul ettikten kısa bir süre sonra ilkderece mahkemesi kararını onamıştır. Valilik 7/5/2004 tarihinde başvurucununaraçlarına izin veren yeni bir düzenleyici işlem çıkarmış ise de bu işlem de11/1/2005 tarihinde idare mahkemesince iptal edilmiştir. 23/5/2005 tarihindebaşvurucuya taşımacılık faaliyetine son vermesi hususu tebliğ edilmiştir.
46. AİHM, 2577 sayılı Kanun'un davanın ihbarı usulüyle ilgiliolarak 6100 sayılı Kanun'a atıfta bulunan 31. maddesinin özellikle davanın davakonusu uyuşmazlık nedeniyle menfaati etkilenen üçüncü kişilere bildirilmesininmahkeme tarafından resenyapılmasını öngördüğüne işaret etmiştir (MenemenMinibüsçüler Odası/Türkiye, § 25). AİHM, anılan maddenin açıklafzına rağmen mahkemenin başvurucuyu ihtilaf konusu uyuşmazlıktan haberdaretmediğini vurgulamıştır. AİHM'e göre sonuç olarakbaşvurucu -ilk davada- ilk derece safhasında yargılamaya katılamaması nedeniyledinlenilme imkânından mahrum kalmıştır. Temyiz nedenlerinin sınırlı sayıkuralına tabi olması nedeniyle başvurucu, esasa ilişkin itirazlarını Danıştayda da ileri sürememiştir. İkinci davaya ilişkin ise2577 sayılı Kanun'un 31. maddesine uyulmaması nedeniyle başvurucu, uyuşmazlıklatamamen irtibatsız kalmış; asıl taraf olarak valiliğin kararı temyiz etmemesisebebiyle başvurucu, Danıştayda -sınırlı da olsa-iddialarını öne sürme imkânı bulamamıştır (MenemenMinibüsçüler Odası/Türkiye, § 26).
47. Bu çerçevede başvuruyu değerlendiren AİHM, ulusalmahkemelerin 2577 sayılı Kanun'un 31. maddesindeki gereklilikleri yerinegetirmede başarı sağlayamamalarının başvurucuyu hak ve yükümlülüklerinidoğrudan etkileyen uyuşmazlıkla ilgili olarak dinlenilmekten alıkoyduğu vebaşvurucunun mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır (Menemen Minibüsçüler Odası/Türkiye, §§ 27,28).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
48. Mahkemenin 11/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkinİddia
1. Başvurucunun İddiaları
49. Başvurucu; satış işlemlerinin iptal edilmesi nedeniylearazilerin iadesi için tapu iptal ve tescil davası açıldığını, arazilerinmülkiyetinin kaybedilmesi riski ile karşı karşıya kalındığını, planlananyatırımların yapılamadığını, katlanılan maliyetin ve yapılan masraflarınkarşılıksız kaldığını, açık bir şekilde büyük çapta zarara uğranıldığınıbelirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
2. Değerlendirme
50. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesişöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır."
51. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hakihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincilnitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincillik niteliğigereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikleolağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt,B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 17).
52. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarınınuyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun davranılmadığı takdirde ortayaçıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerinebaşvurulmalıdır. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, ikincil nitelikte birkanun yoludur. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının önceliklegenel yargı mercilerinde, olağan kanun yolları ile çözüme kavuşturulmasıesastır. İddia edilen hak ihlallerinin bu olağan denetim mekanizması içindegiderilememesi durumunda bireysel başvuru yoluna başvurulabilir (Bayram Gök, B.No: 2012/946, 26/3/2013, §§ 17, 18).
53. Somut olayda başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal edildiğiiddiası, satış işlemlerinin yargı kararı ile iptal edilmesi sonucu arazilerinmülkiyetinin kaybedilmesi riskinin ortaya çıkması ve yapılan masraflarınkarşılıksız kalması hususlarına dayanmaktadır.
54. Olay ve olgular kısmında detaylarıyla aktarıldığı üzeresatış işlemlerinin iptali için başlatılan yargı süreçlerini müteakip SilifkeBelediye Başkanlığı başvurucu Şirket aleyhine arazilerin mülkiyetinin gerialınabilmesi adına tapu iptal ve tescil davası açmış, buna mukabil başvurucuŞirket de mülkiyet ihlali iddiasına konu ettiği zararlarının tazmini içinSilifke Belediye Başkanlığı aleyhine alacak davası açmıştır. Bu davalarbirleştirilmiş olup Silifke 1. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde devam edenyargılama henüz sonuçlanmamıştır.
55. Başvurucu Şirket alacak davasını, uğradığı zararları tazminedebilmek adına etkili bir yol olarak görüp Silifke Belediyesine karşı ikameetmiştir. Mevcut durumda satış işlemlerinin yargı kararı ile iptali sonucuoluşan ve mülkiyet hakkının ihlali iddiasına esas alınan zararlar alacakdavasına konu edilmiş olup bu zararlara ilişkin iddialar arazinin mülkiyetineilişkin durumun da netleştirileceği tapu iptal ve tescil davası ile birliktedeğerlendirilecektir. Bu nedenle planlanan yatırımın yapılamamasına, araziüzerinde tasarruf edilememesine ve yapılan masrafların karşılıksız kalmasınailişkin zararların öncelikle Silifke 1. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafındaninceleneceği açıktır. Bir başka ifadeyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğiiddiasına konu hususlara ilişkin olarak derece mahkemeleri tarafından henüz birkarar verilmemiş, yargı yolu tüketilmemiştir.
56. Bu hâle göre uyuşmazlık konusu taşınmazların tapu iptal vetescil davası sonuçlanmadığı için hâlen başvurucu Şirket adına tapuda kayıtlıolduğu ve satış işlemlerinin yargı kararı ile iptal edilmesinden kaynaklandığıileri sürülen zararlara yönelik olarak açılan alacak davasının da derdestolduğu dikkate alındığında mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasınınincelenmesi bireysel başvurunun ikincillik niteliği gereği mümkün değildir.
57. Açıklanan gerekçelerle mülkiyet hakkının ihlal edildiğiiddiasının başvuru yollarının tüketilmemişolması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğineİlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
58. Başvurucu; satış işleminin iptaline yönelik olarak verilenkararlara karşı kanun yollarına başvuramaması ve satış izni verilmesine yönelikİçişleri Bakanlığı işlemine karşı açılan davanın ihbar edilmemesi, davadan geçhaberdar olması nedeniyle hak arama özgürlüğünün engellendiğini ilerisürmektedir.
2. Değerlendirme
59. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Kanun yollarına ferî müdahil sıfatıylabaşvurulamaması ve davanın ihbar edilmemesi nedeniyle hak arama özgürlüğününengellendiğini ileri süren başvurucunun iddiaları adil yargılanma hakkınıngüvencelerinden biri olan mahkemeye erişim hakkı kapsamındadeğerlendirilmiştir. Birleştirilen başvurularda ayrı yargı süreçlerine yönelikiki farklı ihlal iddiası bulunduğundan değerlendirme birden fazla başlıkaltında yapılmıştır.
a. Taşucu BelediyeEncümeninin 27/12/2012 Tarihli Satış İşleminin İptaline Yönelik Kararlara KarşıKanun Yollarına Başvurulamaması Nedeniyle Mahkemeye Erişim Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddia
60. Başvurucu; davalı konumundaki Taşucu Belediyesinin tüzelkişiliği kalktığından anılan Belediyenin kanun yollarına başvurmasının mümkünolmadığını belirterek satış işleminin iptaline yönelik olarak verilen kararlarakarşı kanun yollarına müstakil olarak başvuru imkânı tanınmadığı için mahkemeyeerişim hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
61. Anayasa'nın "Hak arama hürriyeti" kenar başlıklı36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Herkes,meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."
62. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesinyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunmahakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı,Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün birunsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine "... adil yargılanma" ibaresinin eklenmesineilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce degüvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiğivurgulanmıştır. Sözleşme'yi yorumlayan AİHM,Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkınıiçerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur.San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017,§ 34).
63. Mahkemeye erişim hakkı bir uyuşmazlığı mahkeme önünetaşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasınıisteyebilmek anlamına gelmektedir (Özkan Şen,B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).
64. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak aramaözgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerdengereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkiligüvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesive kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesiiçin ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının tanınması gerekir.Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerdenyararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah, B. No:2013/8896, 23/2/2016, § 33).
65. Bireylere menfaatlerini etkileyen işlemlere karşı davaaçabilmelerinin yanı sıra üçüncü şahıslarca açılmış ve doğrudan tarafolmadıkları ancak sonucu itibarıyla menfaatlerini etkileyen bir davada iddia vesavunmalarını dile getirebilmeleri amacıyla davaya katılma olanağınınsağlanması da mahkemeye erişim hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerekengüvencelerden biridir. Bu itibarla bir davanın sonucundan menfaati etkilenecekolan kişilerin bu yargılama hakkında bilgi sahibi olabilmelerine, uyuşmazlığınçözümü için gerekli ve sonuca etkili olduğunu düşündükleri hususlardaaçıklamada bulunabilmelerine, iddialarını ispata yönelik delil sunabilmelerineimkân sağlanması gerekir. Bu husus aynı zamanda yargı mercilerinin tüm verileridikkate alıp değerlendirme yaptıktan sonra gerekçeli karar vermesinisağlayacağından silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi ile deilgilidir. Nitekim 6100 sayılı Kanun'un 27. maddesinde, mahkemeye erişim hakkınıngüvenceleriyle örtüşür nitelikte bir düzenleme getirilerek davanın taraflarınınyanı sıra müdahiller ve yargılamanın diğer ilgililerinin de kendi hakları ilebağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları belirtilmiştir.Dolayısıyla mahkeme davanın taraflarına, müdahillere, yargılamanın diğerilgililerine savunma hakkını kullanma imkânı vermeden davanın esasıyla ilgilideğerlendirme yapamayacaktır (Yusuf Bilin,B. No: 2014/14498, 26/12/2017, § 44; benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Mehmet Ali Bedir ve Tevfik Günay, B.No:2013/4073, 21/1/2016, § 35).
66. Hukuk sisteminde bireye doğrudan taraf olmadığı ancak hak vemenfaatlerini etkileyen bir davada iddia ve savunmalarını öne sürebilmesineimkân sağlayacak nitelikte bir mekanizmanın bulunması ve bu mekanizmanın etkinbir şekilde işlemesi adil yargılanma hakkının güvencelerinden biri olarak kabuledilmelidir. Nitekim Türk hukuk sisteminde de bu amaçla ferî müdahillik sistemigetirilmiş, üçüncü kişinin davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan tarafyanında ve ona yardımcı olmak amacıyla tahkikat sona erinceye kadar ferîmüdahil olarak davada yer alabileceği kurala bağlanmıştır. İdarenin işlem veeylemlerinin hukuka uygunluk denetiminin yapıldığı idari yargıda görülmekteolan davalar yönünden de uyuşmazlık konusu üzerinde hak iddia eden ya dadavanın taraflarından birinin davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan üçüncükişilerin davaya sadece şeklen değil etkili bir şekilde katılımının sağlanması,adil yargılanma hakkının güvencelerinin sağlanabilmesi için önemli birmüessesedir (Yusuf Bilin, § 59).
67. Bununla birlikte adil yargılanma hakkının davanın doğrudantarafı olmayan ferî müdahile asıl tarafa sağlanan tüm imkân ve hakların mutlakve koşulsuz olarak tanınmasını zorunlu kılacak nitelikte bir güvenceyibünyesinde barındırdığı söylenemez. Bu bağlamda adil yargılanma hakkının ferîmüdahilin tüm usul işlemlerini yapabilmesini garanti altına almadığı ifadeedilmelidir. Dolayısıyla ferî müdahilin davayı sürdürebilmesine imkân tanınmasıbiçiminde adil yargılanma hakkından doğan anayasal bir zorunluluğun bulunmadığıvurgulanmalıdır (benzer değerlendirmeler için bkz. Akdeniz İnşaat ve EğitimHizmetleri A.Ş. [GK], B. No: 2015/2909, 19/7/2018, § 53).
68. Somut olayda başvurucunun hak ve menfaatini etkileyendavalardan haberdar olduğu, uyuşmazlıkla irtibatsız kalmadığı, uyuşmazlığınesasına ilişkin ve sonuca etkili olduğunu düşündüğü hususlarda görüşlerini dilegetirme ve iddialarını ispata yönelik deliller sunabilme fırsatını da bulduğu, dolayısıylagerek Mersin 1. İdare Mahkemesi gerekse Mersin 2. İdare Mahkemesi nezdindegörülen yargılama sürecine etkin bir şekilde katıldığı anlaşılmaktadır.
69. Sonuç olarak başvurucunun mahkemeye erişim hakkınınsağladığı güvenceler kapsamında iki yargılama sürecine de etkin şekildekatıldığı, iddia ve savunmalarını ileri sürebildiği, ayrıca mahkemeye erişimhakkının müdahile asıl tarafa sağlanan tüm imkân ve hakların mutlak ve koşulsuzolarak tanınmasını zorunlu kılacak nitelikte bir güvenceyi bünyesindebarındırmadığı dikkate alındığında ferî müdahil olan başvurucunun tek başınayaptığı temyiz ve karar düzeltme istemlerinin incelenmeksizin reddedilmesininmahkemeye erişim hakkına ilişkin anayasal güvencelere müdahale teşkil eden biryönü bulunmamaktadır.
70. Diğer taraftan başvurucu Şirket satış işlemine dairuyuşmazlıkların davalı tarafı olan Taşucu Belediyesinin tüzel kişiliğikalktığından iptal hükmü ile sonuçlanan yargılamayı başvurucu Şirket dışında kanunyoluna taşıyacak taraf kalmadığını ileri sürmüştür. Başvurucunun mahkemeyeerişim hakkının ihlali iddiasına konu ettiği iki yargılama süreci de TaşucuBelediye Encümeninin 27/12/2012 tarihli satış işlemine ilişkin olup iki iptalgerekçesi de aynı hususlara dayanmaktadır (bkz. §§ 13-22). Bu iki yargılamadada başvurucu Şirket ilk derece aşamasında yargılamaya etkin bir şekildekatılmış hatta Mersin 1. İdare Mahkemesi nezdinde görülen uyuşmazlıkta TaşucuBelediyesi ile birlikte temyiz yoluna başvurarak iptal hükmüne yönelikitirazlarını dile getirmiş ve temyiz talebi Danıştay OnüçüncüDairesi tarafından esastan incelenmek suretiyle reddedilmiştir. Bu hâle göresatış işleminin hukuki değerlendirmesinin yapıldığı yargılama sürecine dâhilolan ve iptal hükmüne karşı da temyiz isteminde bulunma imkânı elde edenbaşvurucunun anılan iddiası yönünden de yukarıda belirtilen ilkeler (bkz. §§65-67) kapsamında varılan sonuçtan ayrılmayı gerektirecek bir durumun olmadığıkanaatine ulaşılmıştır.
71. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Satışa İzinVerilmesine İlişkin 15/2/2013 Tarihli İçişleri Bakanlığı İşleminin İptaliİstemiyle Açılan Davanın İhbar Edilmemesi Nedeniyle Mahkemeye Erişim Hakkınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
72. Başvurucu, satış izni verilmesine ilişkin İçişleriBakanlığının 15/2/2013 tarihli işlemine karşı açılan ve iptal hükmü ilesonuçlanan davadan ihbar kurumunun işletilmemesi nedeniyle geç haberdarolunması sonucu mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
73. Davanın ihbarı, bireyin tarafı olmadığı ancak sonucuitibarıyla menfaatlerini etkileyen bir davadan müdahale ve diğer yollarlahaklarını kullanabilmesine imkân tanımak amacıyla haberdar edilmesini temineden bir usul hukuku müessesesidir. Ancak yargılamaların makul süre içinde,düzenli bir şekilde ve gereksiz gider yapılmadan yürütülmesini temin etmek vebu suretle usul ekonomisi ilkesini gerçekleştirmek düşüncesiyle davanın ihbarıbelli koşullara ve usul kurallarına bağlanmıştır. Yargılama usullerininbelirlenmesinde usul ekonomisinin gözetilmesi, bu suretle iyi adaletyönetiminin sağlanarak kamu yararının gerçekleştirilmesi Anayasa'nın 2.maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesinin gereklerindendir. Dolayısıylausul ekonomisi ve iyi adalet yönetimi ilkeleri gözetilerek davanın ihbarınınbelli koşullara ve usul kurallarına bağlanması mümkündür (Yusuf Bilin, § 54).
74. Üçüncü şahıslarca açılan ancak sonucu itibarıyla bireylerinmenfaatlerini etkileyen bir davada iddia ve savunmalarını dilegetirebilmelerinin de mahkemeye erişim hakkının bir gereği olduğu gözden uzaktutulmamalıdır. Böyle bir durumda kamu otoritelerinin usul ekonomisindeki kamuyararı ile bireylerin mahkemeye erişim hakkından yararlanmalarındaki bireyselyarar arasında makul bir denge gözetmeleri beklenir. Bireyin mahkemeyeerişimindeki bireysel yararının açık bir biçimde baskın olduğu hâllerde usulekonomisi gerekçesiyle mahkemeye erişimin kısıtlanmasının meşru bir amaçtaşıdığı hususu tartışmalı hâle gelebilir. Diğer bir ifadeyle bu gibi hâllerdeAnayasa'nın 2. maddesinin mahkemeye erişim hakkının sınırlanmasına izinverdiğinin söylenmesi mümkün olmayabilir (YusufBilin, § 55).
75. Üçüncü kişilerin kendi menfaatlerini etkileyen bir davayakatılmaları için belli koşullar ve usul kuralları öngörülmesi, bu koşullar vekurallar davaya katılmayı imkânsız kılmadığı ya da aşırı derecedezorlaştırmadığı sürece mahkemeye erişim hakkına aykırılık oluşturmaz. Ancakyargı merciince bu koşul ve kuralların hukuka açıkça aykırı olarak yanlışuygulanması sonucunda, kendilerini etkileyen uyuşmazlıklarda menfaatlerinikorumak isteyen kişilerin davaya katılmalarına engel olunması mahkemeye erişimhakkını ihlal edebilir. Bu nedenle mahkemelerin bu koşulların gerçekleşipgerçekleşmediğini irdelerken ve usul kurallarını uygularken yargılamanınhakkaniyetine zarar getirecek nitelikte tutumlardan, yorum vedeğerlendirmelerden kaçınmaları gerekir (YusufBilin, § 51).
76. 2577 sayılı Kanun'un 31. maddesinde üçüncü şahısların davayakatılması ve davanın ihbarı konularında 6100 sayılı Kanun'nunuygulanacağı belirtilmiş ancak davanın ihbarının mahkeme tarafından resenyapılması öngörülmüştür. 6100 sayılı Kanun'un 66. maddesinde de üçüncü kişinindavayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmakamacıyla tahkikat sona erinceye kadar ferî müdahil olarak davada yeralabileceği kurala bağlanmıştır. İdarenin işlem ve eylemlerinin hukuka uygunlukdenetiminin yapıldığı idari yargıda görülmekte olan davalar yönünden deuyuşmazlık konusu üzerinde hak iddia eden ya da davanın taraflarından birinindavayı kazanmasında hukuki yararı bulunan üçüncü kişilerin davaya sadece şeklendeğil etkili bir şekilde katılımının sağlanması adil yargılanma hakkınıngüvencelerinin sağlanabilmesi için önemli bir müessesedir. Bu hakkınkullanılabilmesinin usul hukuku açısından en önemli sonucu ise davada verilecekkarardan menfaatinin doğrudan ya da dolaylı olarak etkilenecek olması sebebiyledavaya katılmakta hukuki yararı bulunan üçüncü kişilerin davadan haberdaredilmesinin gerekli olmasıdır (Yusuf Bilin,§ 59).
77. Bu noktada 2577 sayılı Kanun'un 31. maddesinde yer verilenve davanın ihbarının mahkeme tarafından resen yapılmasını öngören düzenlemeye,idari yargı merciinin bakmakta olduğu bir idari davayı ilgili tüm kişilereresen bildirmesinin zorunlu olduğu şeklinde bir anlam yüklenemeyeceğinibelirtmek gerekir. Dolayısıyla davanın sonucundan etkilenme ihtimali bulunanüçüncü kişilere kendi hakları ile bağlantılı olarak mahkeme huzurundaargümanlarını öne sürebilmeleri amacıyla getirilen ihbar müessesesine ilişkinusul hükümlerinin işletilmesindeki takdir yetkisi derece mahkemelerine aittir.Bu bağlamda her bir somut olayın özel koşullarında üçüncü kişinin davanınsonucundan etkilenip etkilenmeyeceğini ve davaya katılmasında hukuki yararıbulunup bulunmadığını değerlendirmek esasen derece mahkemelerinin görevidir.Derece mahkemesinin ihbar müessesesinin işletilip işletilmemesindeki takdirinidenetlemek, bu takdir yetkisinin kullanılmasında başvurucunun hak veyükümlülüklerini doğrudan etkilediği, dolayısıyla davaya katılmakta hukukiyararı bulunduğu çok açık olan bir ihtilaf konusundaki argümanlarını ortayakoyma imkânından yoksun bırakılarak yargılamanın hakkaniyetine halel getireceknitelikte bir yaklaşım sergilendiğine dair bir bulguya rastlanmadığı süreceAnayasa Mahkemesinin görevi olmayacaktır (YusufBilin, § 60).
78. Olay ve olgular kısmında aktarıldığı üzere satışın TaşucuBelediye Encümeni tarafından kabulüne dair 27/12/2012 tarihli işlem ileİçişleri Bakanlığı tarafından satış izni verilmesine dair 15/2/2013 tarihliişlemlerin birbirini takip eden süreçlere ilişkin ve aynı maddi olayı temelalan idari tasarruflar olduğu açıktır.
79. Başvurucu Şirket satışın uygun bulunmasına ilişkin TaşucuBelediye Encümeni kararının iptali istemiyle açılan iki ayrı dava sürecineetkin bir şekilde katılmış ve satışın hukuka uygun olduğuna yönelik iddia vesavunmalarını ileri sürebilmiştir. Satışa izin verilmesine yönelik İçişleriBakanlığı kararına karşı açılan iptal davasında ise karar düzeltme aşamasındayargılama sürecine dâhil olmuş ve bu aşamada yine yargılama süreci sona ermedeniddialarını ileri sürebilmiştir. İki yargı sürecinin birbiriyle ilintili olduğuve başvurucu Şirketin bir bütün olarak satış işlemlerine yönelik hukukisüreçten yargılamalara dâhil olmak suretiyle haberdar olduğu açıktır.
80. Söz konusu davada başvurucunun uyuşmazlığa konu işlemeyönelik verilecek karardan etkileneceği tartışmasızdır. Bununla birlikte davakonusu edilen 15/2/2013 tarihli satış izninin iptalini gerektirecek herhangibir hukuka aykırılık unsuru bulunmadığıyla ilgili olarak başvurucu tarafındanda ileri sürülebilecek bazı hususların yargılama sürecinde İçişleri Bakanlığıve müdahil olan Taşucu Belediyesi tarafından zaten dile getirildiğigörülmektedir. Ayrıca derece mahkemesinin iptal kararına yönelik olarak yerindelikdenetimi yapıldığı, satış işleminin mahallî ihtiyaçlara yönelik olarak tesisedilen rutin bir işlem olduğu ve usulüne uygun bir süreç izlendiği yönündekibaşvurucunun da müdahil dilekçesinde belirttiği argümanların İçişleri Bakanlığıve Taşucu Belediyesi tarafından gerek ilk derece yargılaması gerekse de temyizsürecinde dile getirildiği görülmektedir. Buna ek olarak başvuru formunda,başvurucu Şirketin eğer dava ihbar edilseydi taraflarca ileri sürülmeyen,mahkemece dikkate alınabilecek ve ilave değerlendirme/inceleme yapılmasınıgerektirecek nitelikteki hangi hususları dile getireceği yönünde bir açıklamadabulunulmadığı görülmektedir.
81. Buna göre başvurucunun 27/12/2012 tarihli Taşucu BelediyeEncümeni işlemine yönelik yargı süreçlerine etkin bir şekilde katılmak ve satışizni verilmesine yönelik 15/2/2013 tarihli işleme yönelik yargı sürecine desonuçlanmadan dâhil olmak suretiyle birbiriyle ilintili olan satış işlemlerineyönelik hukuki süreçten haberdar olduğu; 15/2/2013 tarihli işleme dair iddialarınındavanın taraflarınca zaten dile getirildiği ve eğer dava ihbar edilseyditaraflarca ileri sürülmeyen, mahkemece dikkate alınabilecek, ilavedeğerlendirme/inceleme yapılmasını gerektirecek nitelikteki hangi hususlarındile getirileceği yönünde bir açıklamada bulunulmadığı hususları bir bütünolarak dikkate alındığında başvuru şirketin ihtilaf konusundaki argümanlarınıortaya koyma imkânından yoksun bırakılarak yargılamanın hakkaniyetine halelgetirecek nitelikte bir yaklaşım sergilendiğinden söz edilemeyeceği sonucunaulaşılmıştır.
82. Bu durumda derece mahkemelerinin 2577 sayılı Kanun'un 31.maddesindeki davanın ihbarına ilişkin usul hükümlerini yerine getirmemesinin erişimhakkına ilişkin anayasal güvencelere müdahale teşkil eden bir yönübulunmamaktadır.
83. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir..
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Mülkiyet hakkına ilişkin ihlal iddiasının başvuru yollarını tüketilmemiş olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddialarınaçıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA11/9/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.