TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
LARYSA ZIABKINA BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/5142)
Karar Tarihi: 21/11/2017
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Akif YILDIRIM
Başvurucu
:
Larysa ZIABKINA
Vekili
:
Av. İsmail DUYGULU
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması,duruşma salonunda müdafiden "fiziken" ayrıbir yerde savunma yapılması, mahkûmiyetin yargılama aşamasında sorgulanamayanbir kimsenin soruşturma evresindeki ifadelerine dayandırılması ve delillerinhatalı değerlendirilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiiddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 14/4/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Ukrayna polis birimlerinden Emniyet Genel Müdürlüğünegönderilen yazıda, V.S.nin 1993 ile 2007 tarihleriarasında Ukrayna vatandaşı kadınları fuhuş amacıyla Antalya'ya getirdiği ve bukadınları yazıda numarası bildirilen telefon kullanıcısına gönderdiğibildirilmiştir.
9. Bildirim üzerine yapılan araştırmada, anılan telefonnumarasının başvurucuya ait olduğu tespit edilmiş ve başvurucu hakkındasoruşturma başlatılmıştır. Başvurucu, bu numaranın kendisine ait olduğunusoruşturma sırasında kabul etmiştir.
10. Soruşturma kapsamında başvurucunun konutunda yapılan aramadaUkrayna pasaportlu 1982 doğumlu İ.M.ye rastlanmıştır. Mağdur İ.M.nin soruşturma evresinde alınan beyanında; Ukrayna'daeşinden boşandığını ve ekonomik zorluğa düştüğünden fuhuş amacıyla Türkiye'yegeldiğini, başvurucunun telefonla kendisine müşterileri ve adreslerinibildirdiğini, her müşteri karşılığında başvurucuya belli miktar bir paraödediğini beyan etmiştir.
11. Başvurucu, insan ticareti yapma ve fuhuşaaracılık etme suçlarından 1/10/2007 tarihinde gözaltına alınmış; 2/10/2007tarihinde de tutuklanmıştır. Soruşturma sonucunda Antalya CumhuriyetBaşsavcılığının 17/10/2007 tarihli iddianamesi ile kamu davası açılmıştır.
12. Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesince yürütülen yargılamasırasında mağdurenin beyanları uluslararası istinabesuretiyle alınmaya çalışılmıştır. İstinabe evrakına uzun süre cevap verilmemesinedeniyle 22/10/2010 tarihli celsede buna ilişkin ara kararındanvazgeçilmiştir. Ara karar aşağıdaki şekildedir:
"[Y]abancıuyruklu mağdurenin şikayetve delillerinin tespitine karar verilmiş ise de bu konuda yazılan yurt dışıtalimatın uzun süredir dosyasına dönmemiş olması, mağdureninsoruşturma evresinde temin edilen ifadeleri ve diğer dosya kapsamı nazaraalındığında kovuşturma evresinde beyanlarının saptanacak olması, kanıt durumunave sanığın hukuksal durumuna etki etmeyeceğinden şikayet ve delillerin tespitiyönünden alınan ara karardan vazgeçilmesine oy birliğiyle karar verildi"
13. Kollukta mağdurenin beyanlarınıtespit eden görevliler, yargılamada tanık sıfatıyla dinlenmiştir.
14. Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesi 25/3/2011 tarihli kararıylainsan ticareti yapma suçundan başvurucunun beraatine,diğer suç yönünden ise mahkûmiyetine hükmetmiştir.
15. Anılan kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. CezaDairesi, 10/2/2014 tarihli kararıyla ile hükmü onamıştır.
16. Başvurucu, nihai kararı 9/4/2014 tarihinde öğrendiğinibelirtmiştir.
17. Başvurucu 14/4/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
18. Mahkemenin 21/11/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuruincelenip gereği düşünüldü:
A. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
19. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
20. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir nedenin de bulunmadığı anlaşılan makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
21. Ceza yargılamasının süresi tespit edilirken süreninbaşlangıç tarihi olarak bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlartarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltıgibi birtakım tedbirlerin uygulandığı tarih; sürenin sona erdiği tarih olaraksuç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği, yargılaması devam eden davalaryönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (B.E., B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 34)
22. Ceza yargılamasının süresinin makul olup olmadığıdeğerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, taraflarınve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanınsüratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkatealınır (B.E., § 29).
23. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurulardaverdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda yaklaşık 6 yıl 4 ayı aşanyargılamanın makul sürede sonuçlanmadığı görülmektedir.
24. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvencealtına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
B. TanıkSorgulama Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
25. Başvurucu; yargılandığı davada aleyhinde beyanda bulunanmağdur İ.M.ninduruşmadadinlenmediğini, soruşturma evresindeki beyanlarının hükme esas alındığını,böylelikle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
26. Anayasa Mahkemesi birçok kararında "tanık"kavramını özerk olarak yorumlamış ve tanığın sanığa isnat edilen fiil hakkındabilgi veren herhangi bir kişi olabileceğini ifade etmiştir. Bu bağlamda suçuniştirak edeni, olayın mağduru, şikâyetçi (müşteki), devletin görevlendirdiğigizli/gizli olmayan soruşturmacı da tanık olabilir (bkz. Selçuk Demir, B. No: 2014/9783, 22/1/2015,§ 35).
27. Anayasa Mahkemesi, benzer iddiaların ileri sürüldüğübaşvurulara ilişkin olarak birçok kararında “tanık sorgulama hakkı”yla ilgili ilkeleri belirlemiştir. Buna göre bir cezayargılamasında sanığın, aleyhine olan tanıkları sorguya çekme veya çektirmehakkı vardır. Hakkında gerçekleştirilen ceza yargılaması sürecinde sanığıntanıklara soru yöneltebilmesi, onlarla yüzleşebilmesi ve tanıklarınbeyanlarının doğruluğunu sınama imkânına sahip olması adil bir yargılamanınyapılabilmesi bakımından gereklidir. Ancak başvurucuların tanık sorgulamahakları mutlak bir hak değildir. Makul gerekçelerle getirilen kısıtlamalar,kimi zaman başvurucunun iddia tanıklarına soru sorabilme ve onlarla yüzleşmeimkânını da ortadan kaldırabilmektedir. Diğer yandan bir mahkûmiyet -sadeceveya belirleyici ölçüde- sanığın soruşturma veya yargılama aşamasında sorgulamaveya sorgulatma imkânı bulamadığı bir kimse tarafından verilen ifadeleredayandırılmış ise sanığın hakları Anayasa'nın 36. maddesindeki güvencelerlebağdaşmayacak ölçüde kısıtlanmış olur (AtilaOğuz Boyalı, B. No: 2013/99, 20/3/2014, §§ 34-56; Az. M., B. No: 2013/560, 16/4/2015, §§46-67; Levent Yanlık, B.No: 2013/1189, 18/11/2015, §§67-77; İsmet Özkorul,B. No: 2013/7582, 11/12/2014, §§44, 45). Bu bakımdan adli makamlar, beyanıhükme dayanak yapılacak tanıkların duruşmada hazır edilmesi için makul bir çabasergileme yükümlülüğü altındadır.
28. Somut olayda, duruşma hazırlığı evresinde (tensiple) mağdur İ.M.nin adresinin araştırılması ve sınır dışı edilmemişseduruşmada hazır edilmesi için emniyet müdürlüğüne yazı yazılmasına kararverilmiştir. Ancak ülkeyi terk ettiğinin anlaşılması üzerine mağdurunbeyanlarının alınması için yargılamanın ilk celsesinde Ukrayna'dan uluslararasıistinabe (adli yardımlaşma) talebinde bulunulmuştur. İstinabe evrakına uzunsüre cevap verilmemesi nedeniyle 22/10/2010 tarihli celsede buna ilişkin arakararından vazgeçilmiştir. Diğer bir ifadeyle adli makamlar, beyanı hükmedayanak yapılan tanığın duruşmada hazır edilmesi için makul bir çabasergilemişlerdir. Diğer yandan söz konusu yargılamada başvurucu hakkındaverilen karar, sadece mağdur İ.M.nin beyanınadayanılarak da verilmemiştir.
29. Açıklanan nedenlerle tanık sorgulama hakkına yönelik birihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Silahların Eşitliğiİlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
30. Başvurucu; duruşma sırasında kendisinin salonun orta yerindetutulduğunu, sanığın duruşma salonundaki yerinin geleneksel bir uygulamayadayandığını ve hukuka aykırı olduğunu, böylelikle salonda teşhir edildiğini,avukatının yanında durmasına ve onunla görüşmesine imkân sağlanmadığını, busebeple kendisini yeterince savunamadığını belirterek adil yargılanma hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
31. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan, §16). Bu itibarla başvurucunun bu başlık altındaki iddiaları Anayasa'nın 36.maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliğiilkesi çerçevesinde değerlendirilmiştir.
32.Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usuleilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinindiğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarınımakul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamınagelir (Yaşasın Aslan, B. No:2013/1134, 16/5/2013, § 32). Bu usul güvencesi, uyuşmazlığın her iki tarafınada savunmasının temel dayanağı olan delilleri sunma imkânı tanınmasınıkapsamaktadır (Yüksel Hançer, B.No. 2013/2116, 23/1/2014, § 18). Diğer taraftan silahların eşitliği ilkesikapsamında yapılacak inceleme de başvuru konusu yargılamanın bir bütün olarakadil olup olmadığının değerlendirilmesidir (YükselHançer, § 19).
33. Diğer taraftan Anayasa Mahkemesine başvuru konusu olaylarlailgili delilleri sunmak suretiyle olaylar hakkındaki iddialarını kanıtlamak vedayanılan Anayasa hükmünün kendisine göre ihlal edildiğine dair açıklamalardabulunarak hukuki iddialarını ortaya koymak başvurucuya düşer. Başvurucunun kamugücünün işlem, eylem ya da ihmali nedeniyle ihlal edildiğini ileri sürdüğü hakve özgürlük ile dayanılan Anayasa hükümlerini, ihlal gerekçelerini, dayanılandeliller ile ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem veya kararların nelerolduğunu başvuru dilekçesinde belirtmesi şarttır. Başvuru dilekçesinde kamugücünün ihlale neden olduğu iddia edilen işlem, eylem ya da ihmaline dairolayların tarih sırasına göre özeti yapılmalı; bireysel başvuru kapsamındaki hakve özgürlüklerden hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği, buna ilişkingerekçeler ve deliller açıklanmalıdır (VeliÖzdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014, §§ 19, 20; Ünal Yiğit, B. No: 2013/1075, 30/6/2014,§§ 18, 19).
34. Somut olayda başvurucunun duruşmadaki oturma düzeninde “fiziken” avukatından ayrı bir konumda olmasının,menfaatlerini savunduğu esnada kendisini nasıl dezavantajlı bir konumagetirdiği temellendirilmemiştir. Anılan iddia soyut ve genel ifadelerle dilegetirilmiş, duruşma sırasında müdafi yardımından yararlanmak için başvurucununilk derece mahkemesinden talepte bulunup bulunmadığı, talepte bulunmuş ise butalebinin mahkemece ne zaman ve hangi gerekçeyle reddedildiği, bunun bir bütünolarak yargılamanın adilliğini ne şekilde etkilediği hususlarında biraçıklamada bulunulmamış; bu itibarla başvurucu başlıktaki ihlal iddiasınailişkin olarak delillerini sunma ve savunma hakkının hangi nedenle ihlaledildiğine ilişkin açıklamalarda bulunma yönündeki yükümlülüğünü yerinegetirmemiştir.
35. Açıklanan nedenlerle silahların eşitliği ilkesinin ihlaledildiğine dair iddianın temellendirilmemiş olduğu anlaşıldığından başvurununbu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
D. Diğer İhlal İddiaları
36. Başvurucu; tutuklu bulunduğu cezaevinden duruşmalarakelepçeli şekilde nakledilmek suretiyle psikolojik etki altında tutulduğunu vebu sebeple yargılamanın adil ve dürüst yapılmadığını, yüklenen suçununsurlarının oluşmadığını, isnadı doğrulayan hukuka uygun bir delil bulunmadığıhâlde hakkında mahkûmiyet hükmü verilmesinin masumiyet karinesiylebağdaşmadığını ve müsnet suç sübutbulmamasınakarşın haksız olarak mahkûm edildiğini belirterek adil yargılanma hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
37. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanunyolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvurudaincelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde davakonusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerindeğerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ileuyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmamasıbireysel başvurukonusu olamaz. Ancak bireysel başvurukapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veyaaçık bir keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bukapsamda değildir (Ahmet Sağlam,B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).
38. Somut olayda Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesince yapılanyargılamada, sanık savunmaları, olay nedeniyle düzenlenen tutanaklar,Ukrayna'dan yapılan bildirim, arama sonucu elde edilen bilgilerle tüm dosyaiçeriği değerlendirilmek suretiyle bir karar verildiği anlaşılmıştır.Başvurucunun anılan iddialarının esas itibarıyla derece mahkemelerince verilenkararlarda delillerin değerlendirilmesinde isabet bulunmadığına ve dolayısıylakararın sonucuna ilişkin olduğu görülmektedir. Yapılan yargılamada, mahkemeninve Yargıtayın kararında bariz takdir hatası veya açıkbir keyfîlik oluşturan herhangi bir durum da tespitedilmemiştir.
39. Başvurucu tarafından ileri sürülen ihlal iddialarınınyukarıda belirtilen içtihat kapsamında kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğusonucuna varıldığından başvurunun bu kısmının da açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
E. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
40. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
41. Başvurucu, 100.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
42. Başvuruda Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınanmakul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
43. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edilmesi nedeniyleyalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığındabaşvurucuya net 6.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
44. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİROLDUĞUNA,
2. Tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınaçıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Silahların eşitliğiilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Adil yargılanma hakkıkapsamındaki diğer ihlal iddialarının açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 6.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesine(E.2007/392, K.2011/197) GÖNDERİLMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE21/11/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.