TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
LEVENT KARACA BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/9131)
Karar Tarihi: 12/7/2016
R.G. Tarih ve Sayı: 13/10/2016-29856
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Alparslan ALTAN
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Bahadır YALÇINÖZ
Başvurucu
:
Levent KARACA
Vekili
:
Av. Mehmet AZAR
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, vazife malullüğüaylığı bağlanmaması işleminin iptali istemiyle açılan davanın Askeri Yüksekİdare Mahkemesi (AYİM) tarafından reddedilmesi nedeniyle Anayasa'nın 10.maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesinin ve 36. maddesinde düzenlenen adilyargılama hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 17/12/2013tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerininidari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasınaengel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm BirinciKomisyonunca 30/6/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesininBölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından11/1/2016 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesininbirlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin birörneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık,görüşünü 9/3/2016 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
6. Bakanlık tarafındanAnayasa Mahkemesine sunulan görüş 17/3/2016 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu veeklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Askerlik görevini yapmaküzere 21/5/1998 tarihinde askere sevk edilen başvurucu 20/9/1998-18/11/1998tarihleri arasında icra edilen iç güvenlik harekatınakatıldığını, görevin son günlerinde düşmesi sonucunda kulağında kanama veşiddetli ağrı oluştuğunu, görev dönüşünde revirde yapılan muayene ve tedavisonucunda kulağından 1,5-2 cm civarında bir çubuk çıkarıldığını ifade etmiştir.
9. Başvurucu 7/3/1999tarihinde işitme kaybı şüphesiyle birliğinde yapılan muayenesinin ardındanKayseri Asker Hastanesine buradan da Ankara Mevki Asker Hastanesine sevkedilmiş, Ankara Mevki Asker Hastanesinin 17/3/1999 tarihli sağlık kuruluraporuyla ''Sağ total işitme kaybı''teşhisiyle başvurucu hakkında ''B/19Askerliğe elverişli değildir'' kararı verilerek 18/3/1999 tarihinde terhisedilmiş ve terhis belgesine ekli açıklamalar kısmında başvurucunun20/9/1998-18/11/1998 tarihleri arasında Van OHAL Bölgesinde iç güvenlikharekatına katıldığı ve sağlık kurulu raporu uyarınca terhis edildiği ifadeedilmiştir.
10. Başvurucu 25/9/2001 ve2/8/2012 tarihlerinde maaş bağlanması için yaptığı başvurulara cevapverilmemesi üzerine vazife malullüğü aylığı bağlanmamasına ilişkin işleminiptali istemiyle 30/11/2012 tarihinde dava açmış, Sosyal Güvenlik KurumuBaşkanlığı ise 11/2/2013 tarihli işlemi ile başvurucunun vazife malullüğüaylığı bağlanması talebinin reddine yönelik işlem tesis etmiştir.
11. Başvurucu, vazifemalullüğü aylığı bağlanmaması işleminin iptali istemiyle 30/11/2012 tarihindedava açtıktan sonra 29/3/2013 tarihli dilekçesi ekinde AYİM Üçüncü Dairesine içgüvenlik harekatı sırasında kulağından yaralandığınailişkin noter onaylı imza sirkülerini haiz tanık beyanı sunmuştur.
12. AYİM Başsavcılığı22/3/2013 tarihli düşüncesinde dava konusu işlemin iptali gerektiği yönündegörüş bildirmiştir. Görüşün ilgili kısmı şöyledir:
“Davalı kurum, davacının maluliyetine yol açan rahatsızlığınaskerlik hizmeti sırasında ve bu hizmetin sebep ve tesiri ile ortaya çıktığınıkabule elverişli belge ve kayıt bulunmadığından talebi reddetmiştir. Gerçektendavacının maruz kaydığı işitme kaybının askerlik hizmeti ile irtibatını kurmayaelverişli bir belge ve kayıt bulunmamaktadır. Ancak davacının askerliğeelverişli olmadığına ilişkin sağlık kurulu raporunda, bu rahatsızlığın içgüvenlik görevinde görevli olduğu döneme denk gelen bir tarihte düşmesindenkaynaklandığını beyan ettiği yönünde açıklama yer almaktadır. Davacı da ısrarlaiç güvenlik operasyonu sırasında düştüğünü, kulağına bir cisim girdiğini, bu cisminoperasyon dönüşü çıkarılabildiğini ve kulağındaki rahatsızlığın bu suretlebaşladığını ileri sürmektedir. Davacının ısrarlı beyanının aksini ortaya koyanbir delil mevcut değildir. Bu itibarla davacının askerlik hizmet aşamaları ileuyumlu olan ve aksi ortaya konamayan beyanına itibar edilmesi hakkaniyetgereğidir. Dolayısıyla davacı hakkında vazife maluliyeti hükümlerininuygulanmamış olması, hukuka uygun düşmemektedir.
13. AYİM Üçüncü Dairesi25/4/2013 tarihli ve E.2013/539, K.2013/610 sayılı kararıyla davayıreddetmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:
“Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesineticesinde: Davacının 21.05.1998 tarihinde askere sevk edildiği, davacınınKayseri 1’inci Komd.Tug. 2'nci Komd.Tb. K.lığında askerlik vazifesini yaparken beyanınagöre 20.09.1998-18.11.1998 tarihlerinde Van bölgesinde icra edilen iç güvenlikharekâtına katıldığı, davacının ilk olarak 07.03.1999 tarihinde işitme kaybı (vertigo) teşhisiyle birliğinde yapılan muayene sonrasındaKayseri Asker Hastanesi KBB Polikliniğine sevk edildiği, 08.03.1999 tarih ve6338 kayıt numara ile buradan da Ankara Mevki Asker Hastanesine sevk edildiği,Ankara Mevki Asker Hastanesinde yapılan muayenesi ve tedavisi sonunda, AnkaraMevki Asker Hastanesinin 17.03.1999 tarih ve 1778 numaralı Sağlık Kurulu Raporuile "Sağ total işitme kaybı" teşhisiyle "B/19 Askerliğeelverişli değildir." kararı verildiği, 18.03.1999 tarihinde terhisedildiği, davacının Van-Gevaş ilçesinde yapılan operasyon sırasında düşmesonucu sağ kulağına çalıların girmesi sonucu kulağını kaybettiğini belirterekkendisine maaş bağlanması için 25.09.2001 tarihinde davalı kurum kayıtlarınagiren dilekçesi ile idari müracaatta bulunduğu, davacı vekilinin 02.08.2012tarihli dilekçesi ile müvekkiline maaş bağlanması için yeniden idari müracaattabulunduğu, davalı kurum tarafından bu müracaata da cevap verilmemesi üzerine30.11.2012 tarihinde bu davanın açıldığı, davalı kurumun 11.02.2013 tarih ve134 numaralı işlemi ile davacının vazife malûllüğüaylığı bağlanmasına ilişkin talebinin reddedildiği anlaşılmaktadır.
…
Belirtilen hükümlere göre bir kimsenin vazife malûlü kabuledilerek kendisine aylık bağlanabilmesi için malûllüğünvazifenin yapıldığı sırada ve vazifenin sebep ve etkisiyle meydana gelmesigerekmektedir.
Dava konusu uyuşmazlığın maluliyetin vazifenin sebep vetesiri ile oluşup oluşmadığı noktasın odaklandığı anlaşılmaktadır.
Davacı tarafından her ne kadar Van-Gevaş bölgesindeki20.09.1998-18.11.1998 tarihleri arasında icra edilen operasyon görevi sırasındayere düşmesi sonucu kulağına çubuk girmesine bağlı olarak kulağında meydanagelen kanama sebebiyle kulağında işitme kaybı meydana geldiği ileri sürmüş vedavacı hakkında düzenlenen söz konusu 17.03.1999 tarihli askerliğe elverişliolmadığına ilişkin raporda "Şikayeti 5 ay önce geçirdiği kaza sonrasındabaşlamış, sağ kulağından kan geldiğini tarif ediyor." ibarelerine MevkiHastanesinde düzenlenen Hasta Müşahade kağıdında da"kulak yolunda yabancı cisim çıkarılma ve kulak akıntısı olma” ibarelerineyer verilmiş ise de;
Davacının 25.09.2001 tarihinde yaptığı idari müracaatıüzerine yapılan araştırma sırasında davacının görev, yaptığı 5'inci Komd. BI.K.lığının10.06.2002 tarih ve SAYI:3050-0202/165 sayılı yazısı ile Bölüğün OH bölgesindegörev yaptığı süreler içerisinde yaralanan ve şehit olan personel ilgilibelgelerin tutulduğu, ancak davacının yaralandığına dair belgenin olmadığınıntespit edildiği bildirilmiştir.
Kayseri 1’inci Komd.Tug.K.lığının 13.11.2012 tarih ve PER:9690-2307-12 sayılıyazısı ile de Tugay Komutanlığı kayıtlarında yapılan araştırmada davacıhakkında herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanmadığı bildirilmiştir.
Davacı hakkında düzenlenen ve davacının askerliğe elverişliolmadığına dair 17.03.1999 tarih 1778 numaralı söz konusu sağlık kuruluraporunda davacının KBB muayenesinde her iki dış kulak yolu ve kulak zarlarınındoğal olduğu belirtilmiştir.
Tüm bu açıklamalar ile davacının operasyon görevi sırasındaveya bu görevin hemen bitiminde kulağından rahatsızlandığına ve herhangi bir muayenesininyapıldığına dair hiçbir kaydın mevcut olmadığı, kulak rahatsızlığı sebebiyleilk başvurusunun operasyon görevinin bitiminden yaklaşık 3 ay sonra olduğu,kulağından kan gelecek şekilde yaralanan bir kimsenin uzun süre muayene vetedavi olmadan beklemesinin hayatın olağan akışına da uygun olmadığı, davacınınileri sürdüğü gibi bir olayın meydana geldiğine ilişkin olarak davacının soyutbeyanları dışında davacının beyanlarını destekler nitelikte hiçbir belgeninbulunmadığı, raporda yer alan olaya ilişkin kayıtların sadece davacının soyutbeyanlarına dayandığı, davacının beyanlarını destekler nitelikte rapordaherhangi bir bulguya da yer verilmediği hususları birliktedeğerlendirildiğinde, maluliyetin oluşumunda askerlik hizmetinin sebep vetesirinin bulunmadığı, vazife malûllüğü aylığıbağlanabilmesi için 5434 sayılı Kanunun öngördüğü koşulların davacı yönündenoluşmadığı, davacı hakkında tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığısonuç ve vicdani kanaatine varılmıştır.”
14. Başvurucu bu karara3/6/2013 tarihinde karar düzeltme yoluna başvurmuş ve 9/7/2013 tarihlidilekçesi ekinde AYİM Üçüncü Dairesine iç güvenlik harekatısırasında kulağından yaralandığına ilişkin noter onaylı imza sirkülerini haiziki tanık beyanı sunmuştur.
15. AYİM Başsavcılığı12/9/2013 tarihli düşüncesi karar düzeltme isteminin kabulü gerektiğiyönündedir.
16. AYİM Üçüncü Dairesi31/10/2013 tarihli ve E.2013/1348, K.2013/1276 sayılı kararıyla düzeltmetalebini reddetmiştir.
17. Karar, başvurucuya19/11/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
18. Başvurucu 17/12/2013tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgiliHukuk
19. 8/6/1949 tarihli ve 5434sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun mülga 44. maddesininbirinci fıkrası şöyledir:
"Her ne sebep ve suretle olursa olsun vücutlarındahasıl olan arızalar veya düçar oldukları tedavisi imkansız hastalıklar yüzünden vazifelerini yapamıyacak duruma giren iştirakçilere (Malül)denir ve haklarında bu kanunun malüllüğe aithükümleri uygulanır."
20. 5434 sayılı Kanun'unmülga 45. maddesi şöyledir:
"44 üncü maddede yazılı malüllük;
a) İştirakçilerin vazifelerini yaptıkları sıradavazifelerinden doğmuş olursa;
b) Vazifeleri dışında kurumların verdiği herhangi bir kuruma ait başka işleri yaparken, bu işlerden doğmuş olursa;
c) Kurumların menfaatini korumak maksadiylebir iş yaparken o işten doğmuş olursa (Maksadın ilgili kurumlarca kabuledilmesi şartiyle);
ç) Fabrika, atelye vebenzeri işyerlerinde, işe başlamadan evvel iş sırasında veya işi bitirdiktensonra, o işyerinde husule gelen ve yine o işyerinin mahiyetinden veya çalışmakonusundan ileri gelen kazadan doğmuş olursa;
Buna (Vazife malüllüğü) ve bunlarauğrıyanlara da (Vazife malülü)denir."
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
21. Mahkemenin 12/7/2016tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
22. Başvurucu; olağanüstühâl kapsamında bölücü terör örgütü mensuplarına yönelik düzenlenen operasyonsırasında yaşadığı ve maluliyetine neden olan olayın komutanlarınca tutanağabağlanmamasının kendi kusuru olmadığını, askerî hiyerarşi içinde tutanaktutulmaması yahut bilgi ve belgeye rastlanmaması hâlinde sorumluluğun güçsüz vemağdur konumda olan tarafa yükletilemeyeceğini, ilerleyen yıllarda mağduriyetyaşayacağını düşünerek kulağındaki yabancı nesneyi çıkaran revirgörevlilerinden müşahede raporu düzenlemelerini istemenin de hayatın normalseyrine uymadığını, olayın canlı şahidi olan üç arkadaşının imza sirküleriyledesteklenen beyanlarının iddialarını doğruladığını, AYİM'inbir kararında maddi vakıa ile ilgili bilgi ve belge temin edilmemesinin veyazamanında belge düzenlenmemesinin davacının aleyhine sonuç doğuracak şekildedeğerlendirilmemesi gerektiğini ifade ettiğini belirterek Anayasa'nın 10.maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesinin ve 36. maddesinde düzenlenen adilyargılama hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş; kararın iptali ve vazifemalullüğü aylığı bağlanması yönünde hüküm kurulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme
23. Anayasa Mahkemesi,olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıpolay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §16). Başvurunun, adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkıyönünden değerlendirilmesi gerekmiştir.
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
24. Başvurucunun iddiasıaçıkça dayanaktan yoksun olmayıp başka bir kabul edilemezlik nedeni debulunmadığından başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
25. M. Emin KUZ bu görüşekatılmamıştır.
2. Esas Yönünden
26.Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti”kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahiptir.”
27.Anayasa’nın “Duruşmaların açık ve kararlarıngerekçeli olması” kenar başlıklı 141. maddesinin üçüncü fıkrasışöyledir:
“Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarakyazılır.”
28.Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgilikısmı şöyledir:
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgiliuyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusundakarar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarakgörülmesini isteme hakkına sahiptir.”
29.Yapılan yargılama sırasında tanık dinletme hakkı da dâhil olmak üzeredelillerin ibrazı ve değerlendirilmesi adil yargılanma hakkının unsurlarındanbiri olarak görülen silahların eşitliği ilkesi kapsamında kabul edilmekte olupbu hak ve gerekçeli karar hakkı da makul sürede yargılanma hakkı gibi adil yargılanmahakkının somut görünümleridir. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesiuyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6.maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı ışığında yorumlamaksuretiyle Sözleşmenin lâfzî içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adilyargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen gerekçeli karar hakkı ve silahlarıneşitliği ilkesi gibi ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yervermektedir (Güher Ergun ve diğerleri,B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38). Ayrıca, hakkaniyete uygun yargılamanın birunsuru olan gerekçeli karar hakkı, Anayasa’nın 141. maddesinin üçüncüfıkrasında yer verilen “Bütün mahkemelerinher türlü kararları gerekçeli olarak yazılır” hükmüyle mahkemelerinuyması gereken bir yükümlülük olarak düzenlenmiştir.
30.Mahkeme kararlarının gerekçeli olması adil yargılanma hakkının unsurlarındanbiri olmakla beraber, bu hak yargılamada ileri sürülen her türlü iddia vesavunmaya ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi şeklinde anlaşılamaz. Bu nedenlegerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre değişebilir.Bununla birlikte başvurucunun ayrı ve açık bir yanıt verilmesini gerektirenusul veya esasa dair iddialarının cevapsız bırakılmış olması bir hak ihlalineneden olacaktır (Muhittin Kaya ve MuhittinKaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd.Şti., B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 26).
31.Kanun yolu mahkemelerince verilen karar gerekçelerinin ayrıntılı olmaması, ilkderece mahkemesi kararlarında yer verilen gerekçelerin onama kararlarında kabuledilmiş olduğu şeklinde yorumlanmakla beraber başvurucuların dile getirmesinerağmen ilk derece mahkemesinin de tartışmadığı esaslı hususlara ilişkin temyizbaşvurularıyla başvurucuların usule ilişkin haklarının ihlal edildiğine yöneliksomut şikâyetlerinin temyiz incelemesinde tartışılmaması gerekçeli kararhakkının ihlali olarak görülebilir (FaikGümüş, B. No: 2012/603, 20/2/2014, § 49).
32. Başvurucu; operasyonsırasında yaşadığı ve maluliyetine neden olan olayın komutanlarınca tutanağabağlanmamasının kendi kusuru olmadığını, askerî hiyerarşi içinde tutanaktutulmaması yahut bilgi ve belgeye rastlanmaması hâlinde sorumluluğun güçsüz vemağdur konumda olan tarafa yükletilemeyeceğini, ilerleyen yıllarda mağduriyetyaşayacağını düşünerek kulağındaki yabancı nesneyi çıkaran revirgörevlilerinden müşahede raporu düzenlemelerini istemenin de hayatın normalseyrine uymadığını, olayın canlı şahidi olan üç arkadaşının imza sirküleriyledesteklenen beyanlarının iddialarını doğruladığını, AYİM'inbir kararında maddi vakıa ile ilgili bilgi ve belge temin edilmemesinin veyazamanında belge düzenlenmemesinin davacının aleyhine sonuç doğuracak şekildedeğerlendirilmemesi gerektiğini ifade ettiğini belirterek anayasal haklarınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
33. Bireysel başvuru formuve başvuruya konu yargılama dosyası ile eklerinde başvurucunun askerlikhizmetini komando olarak yapmasına engel sağlık sorunun ilk başta olmadığı,başvurucu beyanı ve birliğin kayıtlarında başvurucunun kulağından yaralandığınıifade ettiği iç güvenlik harekâtının yapıldığı ve başvurucunun da bu harekâtakatıldığı, harekâtın bitmesinden kısa bir süre sonra başvurucunun kulağındakirahatsızlık nedeniyle hastaneye sevkinin yapıldığı, hastane müşahede kâğıdı veraporlarının hastalık hikâyesi kısmında kulağa yabancı cisim batması ve bucismin çıkarılması ile kulakta kanama olduğu ibarelerine yer verildiği,başvurucunun maluliyet talebinin askerî birlik kayıtlarında başvurucununyaralandığına ilişkin bir kaydın bulunmaması nedeniyle reddedildiği, maluliyettalebinin reddine ilişkin açılan davada başvurucunun iç güvenlik harekâtısırasında kulağından yaralandığına ilişkin noter onaylı imza sirkülerini haiztanık beyanları sunulduğu, AYİM Başsavcılığının görüşlerinde de dava konusuişlemin iptali gerektiğinin ifade edildiği görülmektedir.
34. AYİM Üçüncü Dairesi isebaşvurucu hakkında düzenlenen 17/3/1999 tarihli askerliğe elverişli olmadığınailişkin raporda "Şikayeti 5 ay öncegeçirdiği kaza sonrasında başlamış, sağ kulağından kan geldiğini tarifediyor." ibarelerine Mevki Hastanesinde düzenlenen hastamüşahede kağıdında da "kulak yolundayabancı cisim çıkarılma ve kulak akıntısı olma” ibarelerine yerverilmiş ise de başvurucunun 25/9/2001 tarihinde yaptığı idari müracaatıüzerine yapılan araştırma sırasında görev yaptığı Komutanlığın 10/6/2002tarihli yazısında başvurucunun görev yaptığı süreler içerisinde yaralanan veşehit olan personelle ilgili belgelerin tutulduğu ancak başvurucununyaralandığına dair belgenin olmadığının tespit edildiği yine Kayseri 1’inciKomanda Tugay Komutanlığının 13/11/2012 tarihli yazısında kayıtlarda yapılanaraştırmada başvurucu hakkında herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanmadığınınbildirildiği 17/3/1999 tarih 1778 numaralı sağlık kurulu raporunda başvurucununher iki dış kulak yolu ve kulak zarlarının doğal olduğunun belirtildiği, buduruma göre başvurucunun operasyon sırasında veya görevin hemen bitimindekulağından rahatsızlandığına ve muayenesinin yapıldığına dair hiçbir kaydınmevcut olmadığı, kulak rahatsızlığı nedeniyle ilk başvurusunun operasyongörevinin bitiminden yaklaşık üç ay sonraya denk geldiği, kulağından kangelecek şekilde yaralanan bir kimsenin uzun süre muayene ve tedavi olmadanbeklemesinin hayatın doğal akışına da uygun düşmediği, iddiaları destekleyensomut bir belgenin bulunmadığı hususlarını değerlendirerek davanın reddinekarar vermiştir.
35. Somut olayda başvurucuyaaskerlik hizmeti, sağlık sorunun olmaması nedeniyle komando olarakyaptırılmıştır. Başvurucunun kulağından rahatsızlandığını belirttiği içgüvenlik harekâtı yapılmış ve başvurucu, harekâtın ardından rahatsızlığınedeniyle sağlık kuruluşlarına gönderilmiş ise de söz konusu kuruluşlarraporlarında yalnızca başvurucunun hikâyesine yer vermiştir. Öte yandan sağlıkraporlarında başvurucunun kulağında meydana gelen rahatsızlığın askerlikhizmetine engel olduğunu tespit etmişlerdir. Bundan başka, dava aşamasında vekanun yolu incelemesinde başvurucunun rahatsızlığının yapılan harekât sırasındaolduğu yönünde noter onaylı imza sirkülerini haiz tanık beyanlarıbulunmaktadır. Esasa etkili olan ve araştırılması gereken tüm bu hususlarbaşvurucu tarafından ileri sürülmesine karşın AYİM bu hususların nedenaraştırılmadığına gerekçesinde yer vermemiştir. AYİM yalnızca askerî birlikkayıtlarında başvurucunun yaralandığına ilişkin bir kaydın olmadığına ve sağlıkraporundaki başvurucunun kulak yolunun normal olduğu ibaresine dayanarak kararvermiştir. Verilen kararda yeterli gerekçenin bulunduğu söylenemez. Bu bağlamdayargılama süreci bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucunun gerekçelikarar hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
36. Açıklanan nedenlerlebaşvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanmahakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
37. M. Emin KUZ bu görüşekatılmamıştır.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
38. 30/3/2011 tarihli ve6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri HakkındaKanun’un “Kararlar” kenarbaşlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzeredosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genelmahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmaklayükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali vesonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
39. Başvurucu, AYİMkararının iptali ve vazife malullüğü aylığı bağlanması yönünde hükümkurulmasını talep etmiştir.
40. Başvuru konusu olaydatespit edilen ihlal, adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkınınihlal edilmesinden kaynaklandığından ve ihlalin yeniden yargılama yapılarakortadan kaldırılmasında hukuki yarar bulunduğundan 6216 sayılı Kanun’un 50.maddesinin (2) numaralı fıkrası gereğince ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgiliAYİM Üçüncü Dairesine gönderilmesine ve yeniden yargılama yapılmasına kararverilmiş olduğundan bu aşamada tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
41. Dosyadaki belgelerdentespit edilen 198,35 harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.998,35TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A.Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİROLDUĞUNA, M. Emin KUZ’un karşıoyuve OYÇOKLUĞUYLA,
B.Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,M. Emin KUZ’un karşıoyu veOYÇOKLUĞUYLA,
C.Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere AYİM Üçüncü DairesineGÖNDERİLMESİNE,
D.198,35 harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.998,35 TL yargılamagiderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E.Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvurutarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlindebu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZUYGULANMASINA,
F.Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
12/7/2016tarihinde karar verildi.
KARŞIOY GEREKÇESİ
Başvurucunun, vazife malullüğü aylığıbağlanmaması işleminin iptali talebiyle açtığı davanın Askerî Yüksek İdareMahkemesi (AYİM) tarafından reddedilmesi sebebiyle adil yargılanma hakkınınihlal edildiğine ilişkin başvurusunun kabul edilebilir olduğuna ve anılanhakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.
Somut olayda, 1998 yılında askerlik görevisırasında yere düştüğünü, revirde kulağından bir cisim çıkarıldığını veyaklaşık dört beş ay sonra sevkedildiği askerîhastanede işitme kaybı teşhisiyle askerliğe elverişli olmadığı yönünde kararalınarak terhis edildiğini belirten başvurucunun vazife malullüğü aylığıbağlanması için 2012 yılında yaptığı müracaatın reddine ilişkin işlemin iptalitalebiyle açtığı dava AYİM tarafından reddedilmiştir.
AYİM, karar gerekçesinde, bir kişiye vazifemalulü olarak aylık bağlanabilmesi için malullüğün vazifenin yapıldığı sıradave vazifenin sebep ve etkisiyle meydana gelmesi gerektiğini, dosyadaki bilgi vebelgeler incelendiğinde buna ilişkin bir delile rastlanmadığını, davacının(başvurucunun) görev yaptığı bölük komutanlığının kayıtlarında yaralananpersonelle ilgili belgelerin tutulmasına rağmen davacının yaralandığına dairbir belge bulunmadığının bildirildiğini ve askerliğe elverişli olmadığına dairsağlık kurulu raporunda davacının KBB muayenesinde her iki dış kulak yolu vekulak zarlarının doğal olduğunun belirtildiğini, dolayısıyla davacının soyutbeyanları dışında iddialarını destekler nitelikte bir bilgi ve belgeyerastlanmadığını açıklayarak vazife malullüğü aylığının bağlanabilmesi içinKanunda öngörülen şartların oluşmadığına ve tesis edilen işlemde hukukaaykırılık bulunmadığına hükmetmiştir.
Başvurucu, olayla ilgili belge bulunmamasının,askerî hiyerarşi sebebiyle tutanak ve rapor düzenlenmesini isteyememesisebebiyle normal olduğunu, ancak olayın şahidi olan üç arkadaşının imzalarınıtaşıyan beyanlarının da AYİM tarafından dikkate alınmadığını belirterek adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
Bilindiği üzere, adil yargılanma hakkıbireylere dava sonucunda verilen kararın değil, yargılama sürecinin ve usulününadil olup olmadığını denetletme imkânı verdiğinden, bu hakkın ihlal edildiğininkabul edilebilmesi için başvurucunun yargılama sürecinde haklarına saygıgösterilmediği, karşı tarafın sunduğu delillerden ve görüşlerden bilgi sahibiolamadığı veya bunlara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığı, kendidelillerini ve iddialarını sunamadığı yahut bu iddiaların mahkeme tarafındandinlenmediği ve kararın gerekçesiz olduğu konusunda bilgi ve kanıt sunulmasıveya bariz takdir hatası yahut açıkça keyfilik oluşturan bir durumunbelirlenmesi gerekir.
Oysa AYİM’ingerekçesi ve başvurucunun iddiaları incelendiğinde iddiaların özünün, anılanMahkeme tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve mevzuatın yorumlanmasındaisabet olmadığına ve yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu görülmektedir. Başvurucu,olayın canlı şahidi olduğunu belirttiği üç arkadaşının yazılı beyanlarınınbulunduğunu, ancak bunların dikkate alınmadığını ileri sürmekte ise de, olayın üzerinden yaklaşık 7 ilâ 15 yıl sonraki tarihleritaşıyan mezkûr üç beyanın dikkate alınmamasında yukarıda belirtilen ilkelerebir aykırılık bulunmadığı düşünülmektedir.
Esasen, maddî olay ve olguların kanıtlanmasıbakımından hangi delillere ihtiyaç duyulduğu ve bir delilin gerekli olupolmadığının ve bildirilen tanıkların dinlenmek üzere çağrılmasının uygunbulunup bulunmadığının değerlendirilmesi derece mahkemelerinin takdir yetkisiiçindedir. Bu bağlamda olayın niteliğine, yargılamanın bütününe, dosyadakidelil durumuna ve gerekçeli karara bakıldığında başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
Diğer taraftan, Bölümümüz çoğunluğunun ihlalkararına varmasının gerekçesini oluşturan gerekçeli karar hakkının ihlaledildiği yönündeki görüşe katılmaya da imkân bulunmamaktadır. Anayasanın 36. ve141. maddelerine göre mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerekmekte ise de, gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararınniteliğine göre değişebilmekte ve gerekçeli karar hakkı yargılamada ilerisürülen bütün iddialara ayrıntılı şekilde cevap verilmesi gerektiği şeklindeanlaşılmamaktadır. Somut olayda Mahkemenin yeterli araştırmayı yaptığı veayrıntılı bir gerekçeyle davanın reddine karar verdiği anlaşılmakta; dosyadakidelillere göre karara varırken, tanıkları dinlememe konusunda takdir yetkisinesahip olduğu da gözönünde bulundurulduğunda, olaydançok uzun bir süre sonra ortaya çıkan yazılı tanık beyanlarına itibaretmemesinde ve gerekçesinde bunlara değinmemesinde gerekçe hakkı yönünden birihlal olmadığı düşünülmektedir. Nitekim başvuru dilekçesinde de gerekçeli kararhakkı bakımından bir ihlal iddiasında bulunulmamaktadır.
Başvurucunun iddialarının kanun yolu şikâyetiniteliğinde olması ve AYİM kararının bariz takdir hatası veya açık bir keyfilikiçermemesi, kararın gerekçesinin de yeterli ve ayrıntılı olması sebebiyle,başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olmasından dolayı kabul edilemez olduğunakarar verilmesi gerektiği düşüncesiyle, çoğunluğun kabul edilebilirlik ve ihlalkararına katılmıyorum.
Üye
M. Emin KUZ