TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
LEVENT TÜTÜNCÜ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/3690)
Karar Tarihi:18/7/2018
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör
:
Gülbin AYNUR
Başvurucu
:
Levent TÜTÜNCÜ
Vekili
:
Av. Canan YIRGIN YILMAZ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, idari işlemin iptali istemiyle açılan davadabaşvurucunun dava konusu işlemle olan menfaat bağının yargılama sürecindeortadan kalktığı gerekçesiyle uyuşmazlığın esasının incelenmemesi nedeniylemahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 27/2/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8. Başvurucu, Gülhane Askeri Tıp Akademisi Haydarpaşa EğitimHastanesinde (GATA) kadın hastalıkları ve doğum uzmanı olarak görev yapmaktaiken aynı bölüm için ilan edilen profesörlük kadrosuna atanma talebiylemüracaatta bulunmuştur.
9. Aynı kadroya atanmak için başvuruda bulunan diğer adayınşikâyeti üzerine GATA Komutanlığı Etik Kurulu (Etik Kurulu) tarafındanbaşvurucunun bilimsel eserleri üzerinde inceleme yapılmıştır. Etik Kurulu7/11/2012 tarihli kararıyla başvurucunun basılmamış ve yayımlanmamış bir eseriprofesörlüğe yükseltilme başvurusunda kullandığı gerekçesiyle yanıltma niteliğindeetik kusuru, aynı eseri iki ayrı dergide yayımlatması nedeniyle de yayıntekrarı etik kusuru işlediğini tespit etmiştir.
10. Genelkurmay Başkanlığı 19/12/2012 tarihinde, Etik Kurulunanılan kararına istinaden ilgili mevzuat hükümleri gereğince başvurucu hakkındaiki yıl akademik yükseltme sırasında başvuramama ya da atanamama yaptırımıuygulanmasına karar vermiştir.
11. Başvurucu, Etik Kurulu kararının ve bu karara istinadenhakkında yaptırım uygulanmasına ilişkin Genelkurmay Başkanlığı işleminin iptaliistemiyle 14/3/2013 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) davaaçmıştır.
12. Dava devam ederken başvurucu 16/9/2013 tarihi itibarıylakendi isteğiyle emekli olmak suretiyle Türk Silahlı Kuvvetlerinden (TSK)ayrılmıştır.
13. AYİM İkinci Dairesi (Mahkeme) 2/7/2014 tarihinde, konusukalmayan uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına kararvermiştir. Oyçokluğuyla verilen kararın gerekçesinde, yargılama devam ederkenbaşvurucunun 16/9/2013 tarihinde emekli olarak TSK'dan ayrıldığı tespitine yerverilmiş; bu sebeple dava konusu yaptırım kararının uygulanma durumunun sözkonusu olmadığı belirtilmiştir. Dava konusu işlemlerin iptal edilmesindebaşvurucunun menfaatinin kalmadığı değerlendirmesinde bulunulan kararda,başvurucunun talebi yönünden uyuşmazlığın konusunun kalmadığı kanaat vesonucuna varıldığı ifade edilmiştir. Kararda ayrıca, davanın açıldığı tarihtekihaklılık durumu dikkate alınarak yargılama giderlerinin davalı idareyeyükletilmesi gerektiği belirtilmiş; buna göre harç ve posta ücreti ile vekâletücretinden oluşan yargılama giderlerinin davalı idareden alınarak başvurucuyaverilmesine hükmedilmiştir.
14. Karşıoy gerekçesinde isebaşvurucunun emekli olmasının mevcut davanın görülmesinde menfaatinin kalmadığıanlamına gelmeyeceği, bu sebeple davanın konusuz kaldığından söz edilemeyeceğibelirtilmiştir. Etik Kurulu kararı hâlen mevcut olduğundan davanın görülüp sonucabağlanmasında başvurucunun menfaati bulunduğu ifade edilen karşıoygerekçesinde, ayrıca yaptırım kararının başvurucunun emekli olmasından sonra daetkilerinin olabileceğine dikkat çekilmiş, ardından esas yönünden dava konusuişlemlerin hukuka aykırılık sebeplerine yer verilmiştir.
15. Başvurucunun karar düzeltme istemi aynı Mahkemenin 21/1/2015tarihli kararıyla reddedilmiştir.
16. Nihai karar 4/2/2015 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiştir.
17. Başvurucu 27/2/2015 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
18. Bireysel başvurunun incelenmesi sürecinde 21/1/2017 tarihlive 6771 sayılı Kanun ile Anayasa'ya eklenen geçici 21. maddenin birincifıkrasının (E) bendiyle AYİM kaldırılmıştır.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
1. İlgili Kanunlar
19. 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı mülga Askeri Yüksek İdareMahkemesi Kanunu’nun "Dilekçelerüzerine ilk inceleme" kenar başlıklı 44. maddesinin ilgilikısmı şöyledir:
"Kaydı yapılan dilekçeler, GenelSekreterlikçe;
...
c) Ehliyet,
...
Noktalarından sırası ile incelenir.
Bu noktalardan kanuna aykırı görülmeyenlerintebligat işleri yapılır.
Kanuna aykırı görülen dilekçeler, kararverilmek üzere görevli Daire veya Daireler Kuruluna havale olunur..."
20.1602 sayılı Kanun'un "İlkinceleme üzerine verilecek karar" kenar başlıklı 45. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Daireler veya Daireler Kuruluna gelendilekçelerde 44 üncü maddede yazılı noktalardankanunsuzluk görülürse:
A) ... (c) [bendinde yazılıhâlde], davanın reddine;
... karar verilir..."
21. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu'nun "Dilekçeler üzerine ilkinceleme" kenar başlıklı 14. maddesinin (3) numaralı fıkrasınınilgili kısmı şöyledir:
"Dilekçeler,
...
c) Ehliyet,
...
yönlerinden sırasıyla incelenir."
22. 2577 sayılı Kanun'un "İlkinceleme üzerine verilecek kararlar" kenar başlıklı 15.maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"Danıştay veya idare vevergi mahkemelerince yukarıdaki maddenin 3 üncüfıkrasında yazılı hususlarda kanuna aykırılık görülürse, 14 üncü maddenin;
...
b) 3/c, 3/d ve 3/e bentlerinde yazılı hallerdedavanın reddine,
...
Karar verilir."
2. Danıştay İçtihadı
23. Danıştay İkinci Dairesinin 3/11/2008 tarihli ve E.2008/3586,K.2008/4247 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:
"Dava, davacı tarafından ... LisesiMüdürü olarak görev yaptığı dönemde hakkında 70 puanla orta düzeyde düzenlenen2006 yılı sicil raporunun iptali istemiyle açılmıştır.
İstanbul 5. İdare Mahkemesi[nce] davacının yargılamadevam ederken emekliye ayrıldığı, sicil raporunun iptalini isteme konusundagüncel bir menfaat ilişkisinin kalmadığı gerekçesiyle ... davanın ehliyetyönünden reddine karar verilmiştir.
...
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2.maddesinin 1/a bendinde iptal davaları, "idari işlemler hakkında yetki,şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayıiptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan" davalarolarak tanımlanmaktadır.
Maddede öngörülen menfaat ihlali koşulu, butür davaların kabulü ve dinlenilebilmesi için aranılan koşullardan biridir.Gerek doktrin gerekse yargısal içtihatlarda bu şart, subjektifehliyet şartı olarak kabul edilmekte, ancak ne tür bir menfaat ihlalinin gerçekve tüzel kişilere iptal davasını açma hakkı sağladığını gösterecek kesin birölçü ortaya konulamamakta ve bu ilişki kural olarak iptal davasına konu olankararın niteliğine göre saptanmaktadır.
Genelde kişisel, meşru ve güncel bir menfaatinvarlığı ve bunların ihlali, menfaat ilişkisinin kurulmasında yeterli sayılmaktave bu husus davanın niteliğine ve özelliğine göre idari yargı mercilerincebelirlenmekte, davacının idari işlemle ciddi ve makul, maddi ve manevi birilişkisinin bulunduğunun anlaşılması, dava açma ehliyetinin varlığı içinyeterli sayılmaktadır.
...
Bu durumda, 657 sayılı Devlet MemurlarıKanunu'nun emeklilerin yeniden kamu hizmetine alınmasını düzenleyen 93. maddesive Devlet memurlarından 6 yıllık sicil notu ortalaması 90 ve daha yukarıolanların aylık derecelerinin yükseltilmesinde dikkate alınmak üzere bir kademeilerlemesi uygulanacağını hüküm altına alan 64. maddesi uyarınca davacıhakkında düzenlenen sicil raporu ve sicil notunun önem kazandığı ve davacınınmenfaatini doğrudan ilgilendirdiği gibi, sicil amirlerince olumsuz düşüncelerleorta düzeyde düzenlenen uyuşmazlık konusu sicil raporu ile davacı arasındamanevi ilişkinin de devam etmesi karşısında, uyuşmazlığın esası incelenerekhüküm kurulması gerekirken, davacının güncel bir menfaat ilişkisinin kalmadığıgerekçesiyle davanın [reddi]yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, [kararın bozulmasına]..."
24. Danıştay Beşinci Dairesinin 15/12/2014 tarihli veE.2012/2143, K.2014/9343 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:
"Dava,korumave güvenlik görevlisi olarak görev yapmakta iken tutukluluk hali nedeniylegörevden uzaklaştırılan davacının, memuriyet görevine başlatılması ve 1/3oranında kesilen maaşının ödenmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin05.01.2010 tarihli işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
İstanbul 8. İdare Mahkemesince ...davacının,03.02.2010 tarihinde hizmetli kadrosunda göreve başlatıldığı,16.04.2010 tarihinde de malulen emekli olduğu anlaşılmakla, memuriyet görevinedönmek istemiyle yaptığı başvurunun reddinden kaynaklanan uyuşmazlık yönündendavanın konusunun kalmadığı; ... davacının memuriyet görevine başlatılmamasınailişkin kısmı yönünden davanın konusunun kalmaması nedeniyle uyuşmazlığın bukısmı hakkında karar verilmesine yer olmadığına, maaşından yapılan kesintilerinödenmesi talebinin reddine dair kısmı yönünden de davanın reddine kararverilmiştir.
...
İptal davalarında, idari işlemlerinkuruldukları tarih itibariyle yargısal denetime tabi tutulmaları gerektiğikuşkusuzdur. İdare Hukukunun genel ilkelerine göre iptaldavasıaçılabilmesiiçin,davacı ile dava konusu işlem arasında menfaat ilişkisinin varlığı yeterli olup,ayrıca bu işlemle menfaat ilişkisinin davanın sonuçlanmasına kadar devam etmesiaranmamaktadır.
Davacının idari işlemle ilişkisinin davanınsonuçlanmasına kadar devam etmesini zorunlu tutmak, iptal davalarını sadecedavacılar yönünden ortaya koyduğu sonuçlarla değerlendirmek ve bu davalarınamacını ihmal etmek anlamını taşır. Bunun sonucu olarak, dava görülmeden öncealınacak yeni idari kararlarla davacının iptali istenilen işlemle ilişkisinikesmek ve böylece hukuka aykırılığı ileri sürülen işlemi yargısal denetimdışında bırakmak yolu açılmış olur.
Bu durumda, yargısal denetimden amaç"hukuka uygunluk" denetimi olduğuna, yargısal denetim işleminkurulduğu tarih itibariyle gerçekleştiğine ve yeni işlem tesis edilene kadarhukuki sonuç doğurduğuna göre, Mahkemece dava konusu işlemin hukukauygunluğunun denetlenerek bir karar verilmesi gerekmekte iken dava konusuişlemden sonra kurulan 16.04.2010 günlü bir başka işlem ile davacının malulenemekli edildiği ve davanın konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yerolmadığına ilişkin olarak verilen kararda hukuki isabet görülmemiştir.
...
Açıklanan nedenlerle, [kararın] bozulmasına..."
25. Danıştay Onikinci Dairesinin28/10/2015 tarihli ve E.2015/1273, K.2015/5657 sayılı kararının ilgilikısımları şöyledir:
"Dava;... İl Özel İdaresi'nde genel sekreter olarak görev yapmaktaiken 12 Haziran 2011 tarihinde yapılacak olan ... milletvekili genelseçimlerine katılmak için ... tarihinde istifa ederek görevinden ayrılandavacının, seçimler sonucunda eski görevine atanmak istemiyle yaptığı başvurusuüzerine İl Özel İdaresinde uzman kadrosuna atanmasına ilişkin [işlemin]iptali istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince, ... davacının, seçimlersonucunda tekrar görevine dönebilmek amacıyla yapmış olduğu başvurusuneticesinde genel sekreterlik kadrosunun dolu olması nedeniyle İl Özelİdaresinde 1. dereceli uzman kadrosuna atanmasına ilişkin dava konusuişlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine kararverilmiştir.
...
Davalı idarece her ne kadar davacının ...tarihinde emeklilik isteminde bulunduğu ve bu isteği üzerine emekliye ayrıldığıSosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının ... tarihli yazısından anlaşıldığından, işbu davanın davacı yönünden hukuki bir yararının bulunmadığı gibi, davanınkonusuz kaldığı ileri sürülmüş ise de; iptal davası açılabilmesi için davacınındava konusu işlem nedeniyle menfaatinin ihlal edilmiş olması yeterli olup, buişlemle menfaat ilişkisini dava sonuna kadar sürdürmesi gerekmediğinden, davalıidarenin davacı emekli olduğundandavanın konusuzkaldığı yolundaki iddiasına da itibar edilmemiştir.
... davacının, görevine dönme talebindebulunduğu tarihte durumuna uygun eşdeğer görevlerin bulunup bulunmadığıhususunda gerekli ve yeterli inceleme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken... davanın reddi yolunda verilenİdare Mahkemesikararında hukuki isabet bulunmamaktadır."
B. Uluslararası Hukuk
1. Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi
26. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin(1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"Herkes davasının,medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ... konusunda kararverecek olan,... bir mahkeme tarafından ... görülmesiniisteme hakkına sahiptir..."
2. Avrupa İnsan HaklarıMahkemesi İçtihadı
27. İlgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı içinbkz. Ali Diren, B. No:2015/13108, 18/4/2018, §§ 26-29.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
28. Mahkemenin 18/7/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Mahkemeye ErişimHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
29. Başvurucu, TSK'daki görevinden ayrılmış olsa da akademik çalışmalarınındevam ettiğini hatırlatarak; gerek etik ihlalde bulunduğu yönündeki kararıngerekse bu karara istinaden uygulanan yaptırımların akademik unvanını veitibarını lekelediğini belirtmektedir. Başvurucu, söz konusu işlemlerindosyasında saklanması nedeniyle bundan sonraki akademik hayatını olumsuzetkileyeceğinden şikâyet etmekte; dolayısıyla sonuçları itibarıyla menfaatinietkilediğine dikkat çekmektedir. Mahkemenin makul ve yeterli bir gerekçeoluşturmaksızın sadece emekli olmasını dayanak göstererek dava konusuişlemlerin iptalini istemekte menfaatinin kalmadığı yolundaki yorumunun katıbir yorum olduğunu belirten başvurucu, bu yaklaşımdan hareketle idariişlemlerin yargısal denetiminin yapılmaması nedeniyle adil yargılanma hakkınınihlal edildiğini ileri sürmektedir.
30. Başvurucu ayrıca, profesör kadrosuna atanmak için başvurudabulunma imkânının elinden alınması nedeniyle yıllar süren akademik çalışmalarıkarşılıksız bırakılarak maddi ve manevi yönden yıpratıldığından, belirtilenkadronun mali haklarından yoksun kaldığından şikâyet etmekte; maddi ve manevivarlığın korunması ile mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
2. Değerlendirme
31. Anayasa'nın "Hakarama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
"Herkes,meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."
32. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun yukarıda yer verilenşikâyetlerinin özü, idari işlemin iptali istemiyle açtığı davanın dava konusuişlemle olan menfaat ilişkisinin yargılama sürecinde ortadan kalktığındanbahisle uyuşmazlığın konusunun kalmadığı gerekçesiyle esasınınincelenmemesidir. Bu itibarla başvurucunun ihlal iddiaları adil yargılanmahakkının güvencelerinden biri olan mahkemeye erişim hakkı kapsamındaincelenmiştir.
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
33. Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının medenihak ve yükümlülüklerin karara bağlanmasıyla ilgili bir yargılama usulündeuygulanabilmesi için öncelikle ortada bir uyuşmazlığınbulunması gerekmektedir (bkz. İsmailTaşpınar, B. No: 2013/3912, 6/2/2014, §21).
34. Bireyin menfaatini etkilemeyen idari işlemlerin esasenherhangi bir uyuşmazlığa sebebiyet verme imkân ve kabiliyeti bulunmayannitelikte işlemler olduğu söylenebilir. Bu çerçevede somut başvuruda da idariişlemin iptali istemiyle açılan davanın başvurucunun idari işlemin iptaliniistemekte menfaatinin ortadan kalktığı, bu sebeple uyuşmazlığın konusununkalmadığı gerekçesiyle reddedildiği görüldüğünden somut olayda bir uyuşmazlığınbulunup bulunmadığının ortaya konulması önem arz etmektedir.
35. Bu bağlamda bireysel başvuruya esas olan davada derece mahkemesinin,başvurucunun yargılama sürecinde gelişen yeni hukuki durumunu (emekli olmasını)dikkate alarak idari işlemin iptal edilmesindeki menfaatinin ortadan kalktığıyolundaki yorumdan hareketle uyuşmazlığın konusunun kalmadığı yönünde tespit vedeğerlendirmede bulunduğuna dikkat çekmek gerekir. Bir başka ifadeyle derecemahkemesinin dava konusu edilen idari işlemin davanınaçıldığı tarihte başvurucunun menfaatini etkilediği, dolayısıyladava tarihi itibarıyla ortada bir uyuşmazlık bulunduğu noktasında herhangi bir tereddütünün bulunmadığı, nitekim bu değerlendirmesinigerekçeli kararında da ifade ettiği, bu kapsamda davanın açıldığı tarihtekihaklılık durumunu dayanak göstererek dava sonundaki yargılama giderlerinibaşvurucuya yüklemediği görülmektedir. Ayrıca hukuk sistemimiz içinde-menfaat koşulu tartışmasından ayrı olarak-aynı nitelikteki idari işlemlerden doğan uyuşmazlıkların idari davalara konuolduğu noktasında bir tartışma bulunmadığı, hatta menfaat koşulu bağlamında dabireysel başvuruya konu dava ile aynı hukuki koşullardaki uyuşmazlıklarınesasının incelendiği dikkate alındığında (bkz. §§ 23-25) somut olaydaSözleşme'nin 6. maddesinin uygulanabilirliği noktasında herhangi bir sorunbulunmadığı anlaşılmıştır.
36. Öte yandan açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin başvurunun kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Hakkın Kapsamı veMüdahalenin Varlığı
37. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesinyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunmahakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı, Anayasa'nın36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsurudur (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur.San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017,§34).
38. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak aramaözgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerdengereken şekilde yararlanmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkiligüvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesive kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesiiçin ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının tanınması gerekir.Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerdenyararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah, B. No:2013/8896, 23/2/2016, § 33).
39. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığıdeğerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önünetaşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasınıisteyebilmek anlamına geldiğini ifade etmiştir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).
40. Bireyin kamu makamları tarafından kamu gücü kullanılarakhakkında gerçekleştirilen ve sonuçları itibarıyla hukuksal durumunu,dolayısıyla menfaatini etkileyen bir idari işlemle ilgili uyuşmazlığın mahkemeönünde incelenmesi imkânından yoksun bırakılması mahkemeye erişim hakkınamüdahale teşkil edebilir.
41. Bireysel başvuruya konu olayda başvurucunun etik ihlaldebulunduğu yolundaki kararın ve bu karara istinaden hakkında yaptırım uygulanmasınailişkin idari işlemin uyuşmazlık konusu edildiği bir idari dava söz konusudur.Başvurucunun söz konusu idari işlemlerin iptali istemiyle açtığı davada, davakonusu işlemlerle olan menfaat ilişkisinin yargılama sürecinde ortadan kalktığıgerekçesiyle uyuşmazlığın esasının incelenmemesi nedeniyle başvurucununmahkemeye erişim hakkına yönelik bir müdahalenin bulunduğu görülmektedir.
ii. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
42. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızcaAnayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancakkanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... ölçülülük ilkesine aykırıolamaz."
43. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa'nın 13. maddesindebelirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa'nın 36. maddesininihlalini teşkil edecektir.
44. Bu sebeple müdahalenin Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülenve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebedayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığınınbelirlenmesi gerekir.
(1) Kanunilik
45. Somut başvuruda, davanın esasının incelenmemesi yönündekimahkeme kararının idari işlemlere karşı iptal davası açılabilmesi içinöngörülen menfaat koşulununbulunmadığı gerekçesine dayandığı görülmektedir. Belirtilen koşulun idariyargıya ilişkin usul hukuku kuralları kapsamında dava açma ehliyetinin unsurlarından biri olduğu ve bu müesseseyleilgili düzenlemelere de 1602 sayılı mülga Kanun'un 44. ve 45. maddelerinde yerverildiği görülmektedir. Dolayısıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkınayönelik müdahalenin kanuni dayanağının mevcut olduğu anlaşılmıştır.
(2) MeşruAmaç
46. Anayasa'nın 36. maddesinde hak arama özgürlüğü için herhangibir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte bunun hiçbir şekildesınırlandırılması mümkün olmayan mutlak bir hak olduğu söylenemez. Özelsınırlama nedeni öngörülmemiş hakların da hakkın doğasından kaynaklanan bazısınırları bulunduğu kabul edilmektedir. Ayrıca hakkı düzenleyen maddedeherhangi bir sınırlama nedenine yer verilmemiş olsa da Anayasa'nın başkamaddelerinde yer alan kurallara dayanılarak bu hakların sınırlandırılmasımümkün olabilir. Dava açma hakkının kapsamına ve kullanım koşullarına ilişkinbir kısım düzenlemenin hak arama özgürlüğünün doğasından kaynaklanan sınırlarıortaya koyan ve hakkın norm alanını belirleyen kurallar olduğu açıktır. Ancakbu sınırlamalar Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan güvencelere aykırı olamaz (Yusuf Bilin, B. No: 2014/14498,26/12/2017, § 53; AYM, E.2015/96, K.2016/9, 10/2/2016, § 10).
47. İdari makamlar tarafından gerçekleştirilen ancak bireyinmenfaatini etkilemeyen, bir başka ifadeyle birey üzerinde herhangi bir hukuksalsonuç doğurmayan işlemlerin uyuşmazlık konusu yapılarak hem yargının hem deidarenin sürekli ve gereksiz bir biçimde meşgul edilip işleyemez hâle gelmesiniengellemek, bu suretle gerek yargı hizmetinin gerekse idarenin asli görevi olankamu hizmetlerinin hızlı, düzenli ve etkin biçimde yürütülmesini sağlamakdüşüncesiyle davacı ile arasında menfaat bağı kurulamayan işlemlerden doğanuyuşmazlıkların esasının incelenmemesi idari yargıya ilişkin bir usul kuralıolarak düzenlenmiştir.
48. Yargılama usullerinin düzenlenmesinde usul ekonomisiningözetilmesi, bu suretle iyi adalet yönetiminin de sağlanarak kamu yararınıngerçekleştirilmesi Anayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesiningereklerinden biridir. Dolayısıyla usul ekonomisi ile iyi adalet yönetimiilkesi gözetilerek idari işlemlerin dava konusu edilebilirliğinin bellikoşullara bağlanması mümkündür.
49. Somut olayda usul kurallarını yorumlayan derece mahkemesininbaşvurucunun dava konusuişlemlerin iptalini istemektemenfaatinin kalmadığı gerekçesiyle idari işleme karşı açılan iptal davasınınesasını incelememesinin yukarıda değinilen kamu yararının gerçekleştirilmesineyönelik meşru bir amaca dayandığı sonucuna ulaşılmıştır.
(3) Ölçülülük
(a) Genelİlkeler
50. Anayasa Mahkemesi; bireysel başvuru kapsamında yaptığıdeğerlendirmelerde kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkemekararını anlamsız hâle getiren, bir başka anlatımla mahkeme kararını önemliölçüde etkisizleştiren sınırlamaların mahkemeye erişim hakkını ihlaledebileceğini ifade etmiştir (Özkan Şen,§ 52).
51. Ölçülülük ilkesi, elverişlilik,gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkedenoluşmaktadır. Elverişlilik öngörülenmüdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaçbakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahaleile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılıkise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makulbir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111,K.2012/56, 11/4/2012; E.2016/16, K.2016/37, 5/5/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No:2013/817, 19/12/2013, § 38).
52. Ölçülülüğün üçüncü alt ilkesi olan orantılılık, hakkınsınırlandırılması hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin hak veözgürlükleri arasında adil bir dengenin sağlanmasını gerektirmektedir.Öngörülen tedbirin bireyi olağan dışı ve aşırı bir yük altına sokması durumundamüdahalenin orantılı ve dolayısıyla ölçülü olduğundan söz edilemez. Bu itibarlauygulanan tedbirle başvuruculara aşırı ve orantısız bir yük yüklenmemesigerekmektedir.
53. Dava konusu edilen bir idari işlemin bireyin menfaatiniihlal edip etmediğini belirleme ve mevzuatı bu yönüyle yorumlama görevi esasenderece mahkemelerine aittir. Derece mahkemeleri, önlerindeki uyuşmazlığınniteliğini ve ilgili mevzuat hükümlerini gözönündebulundurarak dava konusu işlemin davacının hukuki durumu üzerindeyaratabileceği etki ve sonuçlardan hareketle menfaatini ihlal edip etmediğinideğerlendirirler. Bireysel başvurunun ikincillik ilkesi gereği, dava konusuedilen işlemin başvurucunun menfaatini ihlal edip etmediğinin belirlenmesinoktasında Anayasa Mahkemesinin bir görevi bulunmamaktadır. AnayasaMahkemesinin bu hususta üstleneceği rol, idari işlemin bireyin menfaatinietkilemediğiyle ilgili derece mahkemelerinin yorumlarının mahkemeye erişimhakkına etkisini somut olayın koşulları ışığında incelemektir.
54. Derece mahkemeleri, dava konusu edilen işlemin bireyinmenfaatini ihlal edip etmediğini irdelerken ve buna dair usul kurallarınıuygularken söz konusu düzenlemenin getirilmesi ile ulaşılmak istenen kamuyararı ile bireyin menfaatleri arasında adil bir denge gözetmelidir. Bubağlamda menfaat ihlali koşulundan hareketle uyuşmazlığın esasının incelenebilirliğinin değerlendirilmesinde kamu yararı ilebireyin menfaatleri arasındaki denge kurulurken dava konusu edilen işlemin mahiyeti,başvurucunun hukuki durumuna ve gelecek yaşantısına ne şekilde etkilerininolduğu, işlemin hukuka uygunluk denetiminin gerçekleştirilmememişolmasından dolayı bertaraf edilemeyen bu etkilerin başvurucuya bir külfetyükleyip yüklemediği gibi hususlar gözönündebulundurulabilir.
55. Bu kapsamda bireyin hukuki durumu üzerinde birtakım etki vesonuçlar doğurduğu, dolayısıyla hak ve menfaatlerini etkilediği çok açık olanbir idari işlemi yargı mercileri önünde uyuşmazlık konusu etme olanağındanyoksun bırakılması bu konuda mahkemeye erişimini imkânsız hâlegetirebileceğinden ölçülülük ilkesini zedeleyebilir.
(b) İlkelerinOlaya Uygulanması
56. Bireysel başvuruya dayanak davada uyuşmazlık konusu edilenişlemler başvurucunun etik ihlalde bulunduğu yolundaki karar ile bu kararaistinaden hakkında yaptırım uygulanmasına ilişkin işlemdir. Mahkeme,başvurucunun dava sürecinde emekli olmasını dayanak göstererek dava konusuişlemlerle olan menfaat ilişkisinin ortadan kalktığı gerekçesiyle uyuşmazlığın esasınıincelememiştir.
57. Bireyin menfaatini etkilemeyen uyuşmazlıkların esasıhakkında karar verilmemesi suretiyle mahkemeye erişim hakkına yapılanmüdahalenin usul ekonomisi ile iyi adalet yönetimi ilkesinin sağlanarak kamuyararı amacının gerçekleştirilmesi bakımından elverişli ve gerekli olmadığıifade edilemez. Somut olaydaki müdahalenin ölçülülüğünün değerlendirilmesibakımından asıl önem taşıyan ölçüt ise orantılılıktır.Buitibarla, uygulanan tedbirle başvurucuya aşırı ve orantısız bir külfet yüklenipyüklenmediğinin tespiti gerekmektedir.
58. Yukarıda yer verilen (bkz. §§ 23-25) Danıştay içtihadındaortaya konulduğu üzere bireylerin kamu görevlisi sıfatını haiz olmalarınedeniyle haklarında tesis edilen ve hukuki durumları üzerinde birtakım etki vesonuçlar doğuran muhtelif mahiyetteki idari işlemlere karşı açtıkları davalardakamu görevlisi statülerinin yargılama sürecinde sona ermiş olması idari işlemleolan menfaat bağını ortadan kaldıran bir durum olarak kabul edilmemektedir.
59. Anılan içtihattaki yaklaşımın öz itibarıyla statü hukukunagöre çalışan kamu görevlilerinin kamu personel hukuku kapsamında haklarındatesis edilen idari işlemlerin onların aktif meslek yaşamları haricinde maddi vemanevi varlıkları üzerinde de birtakım etki ve sonuçlar gösterebilmesi, öteyandan meri mevzuatın emeklilik/istifa/ihraç vb. sebeplerle kaybedilen kamugörevliliği statüsünün belirli koşullar altında yeniden kazanılmasına imkânsağlaması karşısında böyle bir durumda idari işlemin kişi üzerinde etkilerinidevam ettirecek olması gibi gerekçelere dayandığı anlaşılmaktadır. Buna göre Danıştayın söz konusu içtihadının idari işlemin bireyinmevcut ve gelecekteki hukuki durumu üzerindeki olası tüm etki ve sonuçlarınıdikkate almak suretiyle menfaat ihlali koşulundan hareketle uyuşmazlığınesasının incelenebilirliğinin tespitinde kamu yararıile bireyin çıkarları arasındaki adil dengeyi gözeten, objektif ve hukukenkabul edilebilir ölçütler içerdiği görülmektedir.
60. Somut olayda etik ihlalde bulunduğu yönündeki idari kararın,akademik kariyeri de bulunan ve bu kariyerini TSK bünyesindeki kamu görevindensonra da ve bu görevden bağımsız şekilde devam ettirmesine hukuken imkânbulunan başvurucunun gelecekteki akademik hayatı üzerinde birtakım hukuksalsonuçlar doğurma kapasitesinin olduğu, öte yandan etik ihlalde bulunduğuyönündeki tespit nedeniyle ilan edilen kadroya başvuruda bulunamadığındanatanamamış olmasının başvurucunun kadroya bağlı mali hakları üzerinde deetkilerinin olabileceği, bu hâliyle söz konusu işlemlerin başvurucununmenfaatini etkilediği açık bir şekilde anlaşılmaktadır. Bireysel başvuruya konuderece mahkemesi kararında ise belirtilen ölçütler kapsamında herhangi birirdelemeye gidilmeksizin ve dava konusu işlemlerin başvurucunun tüm yaşantısıüzerindeki etki ve sonuçları görmezden gelinerek salt emekli olması nedeniylekamu görevlisi statüsünün sona erdiğinden idari işlemin iptal edilmesindekimenfaatinin ortadan kalktığı yönünde şekilci bir yaklaşımla hareket edilmeksuretiyle söz konusu işlemlerin hukuka uygunluk denetiminin yapılmadığıgörülmektedir. Dolayısıyla belirtilen işlemlerin hâlen hukuken mevcut olduğu dabu noktada gözardı edilemez.
61. Yukarıda yer verilen tespitlere göre derece mahkemesininsomut davada başvurucunun dava konusu edilen işlemlerin iptal edilmesindemenfaati bulunup bulunmadığını değerlendirmesiyle ve buna dair usul kurallarınıuygulamasıyla ilgili bu şekilci yorumunun, başvurucunun hukuksal durumunuetkileyen idari işlemden doğan uyuşmazlığın mahkeme önünde karara bağlanmasınıengellediği görülmektedir. Bu suretle belirtilen işlemlerin hukuka uygun olupolmadığının yargı denetimi yolu ile ortaya konulması imkânından yoksunbırakılmasının ise söz konusu işlemlerin yukarıda yer verilen etki ve sonuçlarıdikkate alındığında başvurucuya ağır bir külfet yüklediği değerlendirilmiştir.
62. Bu sebeple başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yapılanmüdahalenin ölçüsüz olduğu sonucuna varılmıştır.
63. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 36.maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeyeerişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
B. Diğer İhlal İddiaları
64. Başvurucu, bireysel başvuru dilekçesinde ayrıca AYİM’in kuruluş ve yapısı itibarıyla bağımsız ve tarafsızbir mahkeme olmamasından, kararlarına karşı başvurulabilecek bir temyizmerciinin bulunmamasından ve karar düzeltme taleplerinin aynı daire tarafındanincelenmesinden, karar düzeltme talebinin reddedilmesi nedeniyle para cezasınahükmedilmiş olmasından da şikâyet etmekte; bu sebeplerle adil yargılanmahakkının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
65. Somut başvuruya konu Mahkeme kararının Anayasa’nın 36.maddesi kapsamında mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği sonucuna varıldığındanbaşvurucunun ileri sürdüğü diğer şikâyetler hakkında ayrıca değerlendirmeyapılmasına gerek görülmemiştir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
66. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Esas incelemesonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine kararverilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir...
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."
67. Başvurucu, yeniden yargılama yapılmasına hükmedilerekihlalin giderilmesi ve uğradığı zararın tazminine karar verilmesi talebindebulunmuştur.
68. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkınınihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
69. Mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundankararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeyegönderilmesine karar verilmesi gerekir.
70. Mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğusonucuna varıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
71. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.980TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkınınihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için -Anayasa'nın geçici 21. maddesininbirinci fıkrasının (E) bendinin (b) alt bendi gereğince- yetkili idari yargımerciine GÖNDERİLMESİNE (AYİM İkinci Dairesinin 2/7/2014 tarihli ve E.2013/439,K.2014/1048 sayılı kararı),
D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
E. 226,90 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.206,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE18/7/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.