TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
LEYLA ÜLGEN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/12007)
Karar Tarihi: 10/1/2019
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Serruh KALELİ
Hicabi DURSUN
Kadir ÖZKAYA
Raportör
:
Volkan SEVTEKİN
Başvurucu
:
Leyla ÜLGEN
Vekili
:
Av. Mahmut KAÇAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, tutukluluğa ve devamınailişkin kararlarda matbu gerekçelere yer verilmesi nedeniyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının; özel statülü mahkemece yargılama yapılması, soruşturmadosyasına erişimin kısıtlanması, ana dilde savunma talebinin reddedilmesi,mahkûmiyet kararının gerekçesiz olması ve mahkûmiyet kararının gizli tanıkbeyanına dayandırılarak delillerin hatalı değerlendirilmesi sonucu haksız yeremahkûmiyet kararı verilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlaledildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 1/7/2014 tarihindeyapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunarak başvuru dilekçesindeki iddialarını tekrar ettiğini belirtmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu 1990 doğumlu olup olayların geçtiği tarihteErzincan Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Matematik Bölümü 4. sınıföğrencisidir.
9. PKK terör örgütünün gençlik yapılanması olan DemokratikYurtsever Gençlik Meclisi (DYGM) içerisinde faaliyet gösteren bir kısımşahısların Erzincan ili dâhilinde terör örgütünün dağ kadrosuna eleman teminineilişkin istihbari bilgiler edinilmesi üzerinesoruşturma başlatılmıştır.
10. Bir kısım şüpheliler hakkında Erzincan 1. Sulh CezaMahkemesinin 19/10/2011 tarihli kararıyla iletişimindinlenilmesi ve kayda alınması tedbiri uygulanmış ve Erzurum CumhuriyetBaşsavcılığı 18/12/2011 tarihinde soruşturma dosyasına kısıtlama (gizlilik)kararı verilmesini talep etmiştir.
11. Erzurum 4. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga 250. maddesiile görevli) 19/12/2011 tarihli kararı ile şüphelisayısının çok olması ve mevcut delil durumuna göre delillerin karartılmasıtehlikesinin bulunması nedenleriyle soruşturma dosyasına erişiminkısıtlanmasına karar verilmiştir.
12. Başvurucu soruşturma kapsamında 18/12/2011tarihinde gözaltına alınmıştır. Hakları hatırlatılarak 21/12/2011tarihinde kollukta müdafii huzurunda alınanifadesinde başvurucuya; PKK terör örgütünün gençlik yapılanmasına, terörörgütünün dağ kadrosuna eleman teminine ve örgütsel toplantılara katılımınadair sorular yöneltilmiştir. Başvurucu suçlamaları kabul etmediğini ifadeetmiştir.
13. Erzurum 4. Ağır Ceza Mahkemesi 22/12/2011tarihindeki müdafii huzurunda sorgusunun ardındanbaşvurucunun ve diğer iki şüphelinin silahlıterör örgütüne üye olma suçundantutuklanmalarına karar vermiştir.
14. UYAP üzerinden yapılan incelemede 9/2/2012tarihinde Cumhuriyet savcısı başvurucunun müdafine şüphelilerin ifadelerindenbir suretini vermiştir. Başvurucu müdafinin dosyadaki gizlilik kararınınkaldırılması talepleri ise sırasıyla Erzurum 4. ve 2. Ağır Ceza Mahkemelerinin 17/2/2012 ve 6/4/2012 tarihli kararları ile reddedilmiştir.
15. Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının 18/9/2012tarihli iddianamesi ile başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olmasuçunu işlediği iddiasıyla ve diğer on altı kişi hakkında kamu davasıaçılmıştır.
16. İddianame 18/10/2012 tarihindebaşvurucuya tebliğ edilmiştir. Erzurum 4. Ağır Ceza (Mahkeme) Mahkemesinin (TMKmülga 10. maddesi ile görevli) 7/11/2012 tarihli ilkduruşmasında başvurucu kendisine sorulan tüm sorulara Kürtçe cevap vermiştir.Mahkeme, bu durumu Kürtçe savunma yapmaküzere tercüman atanması talebi olarak değerlendirmiş ve talebinreddine karar vermiştir. Mahkemenin ret gerekçesinde başvurucunun eğitim düzeyiile önceki savunmalarını Türkçe olarak yapması itibarıyla Türkçeyi bildiğinevurgu yapılmıştır. Bu duruşmadaMahkeme başvurucu müdafinin talebi doğrultusunda başvurucunun tahliyesine kararvermiştir.
17. Mahkemenin 5/12/2012 tarihli duruşmasındagizli tanık Kuzey, 16/1/2013tarihli duruşmasında da bir diğer gizli tanık Özgüraynı ortamda olmaksızın ses değişikliği yapılarak dinlemiştir. Sanıklara, gizlitanıklara soru sorma imkânı tanınmıştır. Başvurucu müdafi de bazı sorularsormuş ve gizli tanıkların aleyhe olan ifadelerini kabul etmediklerinibelirterek beyanlarına itibar edilmemesini istemiştir.
18. Mahkeme 10/4/2013 tarihli kararıile başvurucunun üzerine atılı suçtan mahkûmiyetine karar vermiştir. Kararıngerekçesinde; iletişimin tespitine ilişkin tüm kayıtlar, sanık Y.O.nun hazırlık beyanı ve gizli tanık beyanlarıyla bubeyanın örtüşmüş olması birlikte değerlendirilerek başvurucunun Erzincan DYGM'nin aktif üyesi olduğu, gizli toplantılara katıldığıve örgüt tarafından verilen görevleri yerine getirdiği belirtilmiştir. Ayrıcabir sivil toplum oluşumu olan Erzincan Demokratik Öğrenci Derneğininvatandaşların haklarını savunarak taleplerinin dile getirildiği etkinliklerdüzenlemesinin olağan olduğu vurgulanmıştır. Ancakbaşvurucunun da üyesi olduğu derneğin faaliyeti kapsamında gerçekleştirilengösteride; silah kullanmayı, kan dökmeyi, insanları bir biri ile çatıştırmayı,ülkenin bir bölümünü ayırarak ayrı bir devlet kurmayı, ayrı bir yönetim yapısıbenimsemeyi tercih eden bu nedenle silaha sarılarak devlet görevlisi olupolmadığına bakılmaksızın, çoluk çocuk ayrımı gözetmeksizin on binlerce insanınölümüne neden olan bir örgütün övülmesi, örgüt elemanlarının övülmesi, örgütliderinin övülmesi, bunların yaptıklarının benimsenerek topluma anlatılması,toplum içerisinde bu yapılanları legalleştirme çabası hâline dönüşen birtoplantının demokratik bir faaliyet olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığıaçıklanmıştır. Dernek şemsiyesi altında başvurucunun da arasındabulunduğu sanıkların yaptıkları gösterilerde kullanılan ifade, atılan sloganlardikkate alındığında dernek çalışması olarak kabulünün mümkün olmadığıbelirtilmiştir. Öğrenci derneğinin yasal bir dernek olmasınarağmen kuruluş amacı etrafında değil de terör örgütünün sempatisininkazanılması, örgüt bilincinin yerleştirilmesi, örgüt adına faaliyetlerdebulunulmasının sağlanması ve nihai olarak terör örgütünün silahlı dağ kadrosunakatılımının sağlanması amacı etrafında birleşildiği ve bu faaliyetlerin Avrupaİnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) koruduğu haklardan örgütlenme, fikiraçıklama ve özgürlükler kapsamında kabul edilmesinin mümkün olmadığına işaretedilmiştir.
19. Temyiz üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 3/3/2014 tarihli kararıyla sanıklardan B.K.nıntüm aşamalardaki, Y.O.nun savcılık ve sorguifadeleri, başka dosya şüphelisi T.K.nın müdafii eşliğindeki kolluk beyanı ve başvurucunun örgütçağrısı üzerine düzenlenen bir kısım basın açıklamalarına katılmasınedenleriyle mahkûmiyet hükmünde bir isabetsizlik görülmediği belirtilerekhüküm onanmıştır.
20. Nihai karardan 3/6/2014 tarihindehaberdar olduğunu bildiren başvurucu, 1/7/2014 tarihinde süresi içinde bireyselbaşvuruda bulunmuştur.
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
21. Mahkemenin 10/1/2019 tarihindeyapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
22. Başvurucu, tutuklandığı 22/11/2011tarihi ile tahliyesine karar verilen 7/11/2012 tarihi arasındaki tutuklama vemakul şüphe olmaksızın tutukluluğun devamına ilişkin kararlarda matbugerekçelere yer verilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
23. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47.maddesinin (5) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün(İçtüzük) 64. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereği bireysel başvurunun,başvuru yollarının tüketildiği, başvuru yolu öngörülmemiş ise ihlalinöğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.
24. Suç isnadına bağlı özgürlükten yoksun bırakılma hâllerinde,derece mahkemesince hüküm verilmeden önce tutukluluk hâli sona eren birkişinin, en geç tahliye edildiği tarihten itibaren otuz günlük yasal süresiiçinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunarak tutuklulukla ilgilişikâyetlerini ileri sürmesi gerekmektedir (CüneytKartal, B. No: 2013/6572, 20/3/2014, § 22).
25. Somut olayda başvurucu, Mahkeme tarafından mahkûmiyet kararıverilmeden önce 7/11/2012 tarihinde tahliyeedilmiştir. Bu nedenle başvurunun tahliye kararının verildiği tarihindenitibaren otuz gün içinde yapılması gerekmektedir. Buna göre 1/7/2014tarihinde yapılan bireysel başvuruda süre aşımı olduğu sonucuna varılmıştır.
26. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
B. Adil YargılanmaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. Kanuni HâkimGüvencesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
a. Başvurucununİddiaları
27. Başvurucu, 4/12/2004 tarihli ve5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 250. maddesi ve 12/4/1991 tarihli ve3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 10. maddesi ile görevli özel yetkilisavcılık ve mahkemelerin kanuni hâkim güvencesini ihlal ettiğini ve bu nedenleyargılanmasının tarafsız yürütülmediğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
28. 6216 sayılı Kanun’un 47. maddesinin (3) numaralı, 48.maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları ile İçtüzük'ün59. maddesinin ilgili fıkraları uyarınca başvurucunun; başvuru konusu olaylarailişkin iddialarını açıklama, dayanılan Anayasa hükmünün ihlal edildiğine dairhukuki iddialarını kanıtlama, bireysel başvuru kapsamındaki haklardanhangisinin hangi nedenle ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeleri vedelilleri sunma yükümlülüğü bulunmaktadır (S.S.A., B. No:2013/2355, 7/11/2013, § 38; Veli Özdemir,B. No: 2013/276, 9/1/2014, §§ 19, 20).
29. Anayasa'nın 37. maddesinde düzenlenen kanuni hâkimgüvencesi, Anayasa'nın 36. ve Sözleşme'nin 6. maddelerinde ifade edilen adilyargılanma hakkının en önemli ögesi olan yasaylakurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme önünde yargılanmahakkının temelini oluşturmaktadır. Kanuni hâkim güvencesi, mahkemelerin kuruluşve yetkileri ile izleyecekleri yargılama usulünün yasayla düzenlemesini ve davakonusu olay ortaya çıkmadan önce belirlenmesini gerektirir. Bu düzenlemeAnayasa Mahkemesi kararlarında, kişinin hangi mahkemede yargılanacağını öncedenve kesin olarak bilmesini gerektiren doğal hâkim ilkesini koruyan bir hükümolarak ele alınmaktadır (AYM, E.2002/170, K.2004/54, 5/5/2004;E.2005/88, K.2008/166, 20/11/2008; Tahir Gökatalay, B. No: 2013/1780, 20/3/2014, § 79).
30. Başvurucu, ihlal iddiasını salt özel yetkili mahkemedeyargılanmasına dayandırmış olup bu durumun neden kanuni hâkim ilkesine aykırı olduğunutemellendirememiştir. Bir başka ifadeyle Mahkemenin hangi somut özelliğininadil yargılanma hakkını ihlal ettiği konusunda açıklamada bulunmamıştır. Bunedenle ihlal iddiası ve bu iddianın temelindeki olguların ispatına ilişkinyeterli açıklamalarda bulunmayan başvurucunun iddialarını temellendirilmediğisonucuna ulaşılmıştır.
31. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Savunma İçin GerekliKolaylıklara Sahip Olma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
a. Başvurucununİddiaları
32. Başvurucu, soruşturma aşamasında alınan gizlilik kararınedeniyle savunma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
33. Bireysel başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu olarakolağan kanun yollarında ve mahkemeler önünde ileri sürülmeyen iddialar ile bumahkemelere sunulmayan bilgi ve belgeler bireysel başvuru konusu edilemez (Bayram Gök, B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 20).
34. Somut olayda soruşturma aşamasında kısıtlama (gizlilik)kararı nedeniyle yargılamanın seyrini ve sonucunu etkileyecek usule ilişkin birimkândan mahrum bırakıldığına ilişkin şikâyetin, yargılama esnasındaduruşmalarda dile getirilmediği gibi temyiz dilekçesinde de başvurucunun hangitemel bilgi ve belgelere ulaşamadığının açıklanmadığı anlaşılmaktadır.
35. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
3. Tercüman YardımındanYararlanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
a. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
36. Başvurucu, ana dilde savunma hakkı tanınmaması nedeniyleadil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
37. Bakanlık görüş yazısında; Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsanHakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına değinilerek başvurucunun kolluk sorgusundamüdafii huzurunda Türkçe ifade verdiğine, eğitimdüzeyine ve mahkeme dilini bildiğine işaret edilmiştir.
b. Değerlendirme
38. Mahkemede kullanılan dili anlamadığı veya konuşamadığıtakdirde bir tercümanın yardımından ücretsiz olarak yararlanma hakkı yalnızcahakkında suç isnadında bulunulan kişilere tanınmış bir haktır ve bu haktanfaydalanabilmek için sanığın ödeme gücü olup olmamasının bir önemibulunmamaktadır (Ali İlhan Bayar,B. No: 2013/725, 19/11/2014, § 51).
39. Bu hak, Anayasa’da adil yargılanma hakkının kapsam veiçeriğinden sadece mahkemede konuşulan dili bilmeyenlerin kullanabileceği birhaktır. Mahkemenin dilini anlayanve konuşan bir sanığın başka birdilde -mensubu olduğu etnik dilde- savunma yapabilmesi için tercümandanyararlanma talebinde ısrar edemeyecektir (NihatBaymiş, B.No: 2014/10373, 30/6/2016, §§ 35-38).
40. Başvuru konusu olayda başvurucu 18/12/2011tarihinde müdafii huzurunda kollukta ve 22/12/2011tarihindeki sorgusunda Türkçe ifade vermiştir. Kovuşturma aşamasında ise 7/11/2012 tarihli ilk duruşmada Kürtçe savunma yapmayı talepetmişse de eğitim düzeyi ile soruşturma aşamasında ifadelerini Türkçe verdiğigerekçesiyle tercümandan yararlanma isteği kabul edilmemiştir. Bu durumda,mahkemenin dilini anlayan ve konuşan başvurucunun, mensubu olduğuetnik dilde savunma yapabilmesi için tercümandan yararlanma talebinin kabuledilmemesinin savunma hakkını kısıtlamadığı ve dolayısıyla adil yargılanmahakkına yönelik bir ihlalin bulunmadığının açık olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
41. Açıklanan gerekçelerle tercümandan yararlanma hakkınayönelik bir ihlalin bulunmadığının açık olduğu anlaşıldığından başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
4. Gerekçeli KararHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
42. Başvurucu, hukuka aykırı yorumlarla verilen mahkûmiyetkararının gerekçesizolduğunu ileri sürmüştür.
43. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adilyargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkındanaçıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesineilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce degüvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiğivurgulanmıştır. Nitekim Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındakihakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli karar hakkının dadâhil olduğu AİHM'in birçok kararında vurgulanmıştır.Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkınıngerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığının kabul edilmesi gerekir (Abdullah Topçu, B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 75).
44. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da "Bütün mahkemelerin her türlü kararlarıgerekçeli olarak yazılır." denilerek mahkemelere kararlarınıgerekçeli yazma yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereğianılan Anayasa kuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönünde bulundurulmalıdır (Abdullah Topçu, § 76).
45. Gerekçeli karar hakkı, yargılamada ileri sürülen tümiddialara ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Bunedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göredeğişebilir (Mehmet Yavuz, B. No:2013/2995, 20/2/2014, § 51). Kanun yolu incelemesiyapan merciin, yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynıgerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararıngerekçelendirilmiş olması bakımından yeterlidir (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013,§ 57).
46. Somut olayda yapılan açık yargılama sonunda davanın sonucunaetkili olabilecek tüm iddia ve savunmaların tartışılarak verilen kararda, hükmeulaşılması için yeterli gerekçe bulunduğu görülmektedir. Kanun yolu incelemesisonucunda verilen kararda, değerlendirme konusu hüküm ve gerekçesinin uygunbulunduğu dikkate alındığında gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlalolmadığının açık olduğu anlaşılmaktadır.
47. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
5. Yargılamanın SonucununAdil Olmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
48. Başvurucu, üyesi olduğu Erzincan Demokratik ÖğrenciDerneğinin faaliyetlerine katılmasının suç olarak kabul edildiğini ve gizlitanık beyanlarının delil olarak mahkûmiyet kararında esas alınmak suretiyle delillerinhatalı değerlendirilmesi sonucu haksız yere mahkûmiyet kararı verilmesinedenleriyle örgütlenme özgürlüğünün ve adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
49. Bakanlık görüş yazısında, başvurucunun PKK terör örgütününgençlik yapılanması içerisinde faaliyet göstermekle suçlandığının ayrıcaAnayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarına atıfla gizli tanığın kimliğiningizlenmesinde makul gerekçelerin olup olmadığı ve gizli tanık beyanının hükmündayandığı tek veya belirleyici temel olup olmadığının değerlendirilmesigerektiğini bildirmiştir.
50. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Mevcutbaşvurunun koşullarında iddianın aksine anılan derneğin yasa dışı olduğusöylenilmediği gibi başvurucunun dernek üyesi olmasından dolayı değil şiddetyöntemlerine başvuran terör örgütünün silahlı dağ kadrosuna katılım sağlanmasıamacıyla PKK terör örgütünün gençlik yapılanması içerisinde faaliyet göstermesinedeniyle cezalandırıldığı (bkz. §§ 18-19) anlaşılmış ve başvurucununiddialarının özü yargılamanın sonucuna ilişkin olduğundan bu kapsamdadeğerlendirme yapılmıştır.
51. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanunyolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvurudaincelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde davakonusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerindeğerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile uyuşmazlıklailgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvurukonusuolamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkileden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlikiçeren yorum, uygulama ve sonuçlar Anayasa Mahkemesinin denetim yetkisikapsamındadır (Ahmet Sağlam, B.No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).
52. Belirli bir davaya ilişkin sunulan delilin geçerli olupolmadığını ve delil sunma ve inceleme yöntemlerinin yasaya uygun olupolmadığını denetlemek Anayasa Mahkemesinin görevi kapsamında olmayıp Mahkemeningörevi, başvuru konusu yargılamanın bütünlüğü içinde adil olup olmadığınıdeğerlendirmektir (Muhittin Kaya ve MuhittinKaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., B. No:2013/1213, 4/12/2013, § 27).
53. Anayasa Mahkemesi, somut norm denetimi kapsamında AİHMkararlarına da yollamada bulunmak suretiyle verdiği bir kararında; muhakemeninbir bütün olarak adil olması şartıyla sanıktan gelecek haksız müdahalelerdenkorunması için yeterli sebep mevcutsa tanığın kimliğinin gizli tutulmasınınmümkün olabileceğini, mahkûmiyet kararının yalnızca kimliği açıklanmayantanığın ifadesine dayandırılamayacağı gibi bu ifadenin ağırlıklı rol oynayandelil konumunda da olamayacağını, açık celse dışında verilen bu tarz ifadelerinancak savunma için tanığın ve ifadesinin inanırlığınıve güvenilirliğini sorgulama fırsatını teminat altına alan telafi ediciönlemlerin sağlanması gerektiğini, savunma hakkı üzerindeki kısıtlamalarınasgaride tutulmuş olması ve bu kısıtlamaların tanığın korunmasını sağlamak içingerekli olması gerektiğini, sanığın çıkarlarının ona karşı ifade veren tanığınçıkarlarıyla dengelenmesinin zorunlu olduğunu belirtmiştir (AYM, E.2008/12, K.2011/104, 16/6/2011).
54. Somut olayda başvurucu hakkındaki silahlı terör örgütüüyeliğinden yapılan yargılama sonucunda, başvuru dilekçesine ekli gerekçelikarar ve diğer belgelerden gizli tanıkların kimliğinin neden gizlendiğihususunda gerekçe gösterilmediği anlaşılmaktadır. Ne var ki başvurucu müdafininyargılama boyunca beyanları ve temyiz dilekçesi dikkate alındığındaitirazlarının esas olarak; tanığın kimliğinin gizlenmesinin gerekçesine,dinlenme şekline ya da dolaylı soru sorma imkânı tanınmasına yönelik olmayıpgizli tanık beyanının içeriğine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Bununla birliktebaşvurucunun mahkûmiyetine dair kararda gizli tanık beyanlarının tek başına belirleyicidelil olmadığı, iletişim tespit tutanaklarının ve diğer bir sanığın beyanınınmahkûmiyete esas alındığı vurgulanmıştır. Öte yandan kanun yolu merci demahkûmiyet kararının onanmasında gizli tanık beyanlarına dayanmamıştır (bkz. §19).
55. Sonuç olarak; gizli tanıklara sorusorma imkânı tanınan başvurucu müdafinin gizli tanık beyanlarına karşıitirazlarını dile getirdiği ve mahkûmiyet kararının gizli tanık anlatımlarıüzerine inşa edilmediği gözetildiğinde, başvurucu tarafından ileri sürülen iddialar,mahkemelerce delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasınailişkin olup Mahkemenin ve Yargıtayın kararlarındabariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik oluşturanbir hususun da bulunmadığı dikkate alındığında ihlal iddialarının kanun yoluşikâyeti niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
56. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1.Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın süre aşımı nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Kanuni hâkim güvencesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Savunma için gerekli kolaylıklara sahip olma hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABULEDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Tercüman yardımından yararlanma hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
6. Yargılamanın sonucunun adil olmadığına ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 10/1/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.