TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
İLHAN CİHANER BAŞVURUSU (2)
(Başvuru Numarası: 2013/5574)
Karar Tarihi: 30/6/2014
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serruh KALELİ
Üyeler
:
Zehra Ayla PERKTAŞ
Burhan ÜSTÜN
Erdal TERCAN
Zühtü ARSLAN
Raportör
:
Yunus HEPER
Başvurucu
:
İlhan CİHANER
Vekili
:
Av. Mustafa GÜLER
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvurucu, ulusal bir gazetede hakkında çıkan haberlernedeniyle kişilik haklarına zarar verildiğini, olay sebebi ile başvurduğu hukukyollarından sonuç alamadığını belirterek anayasal haklarının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru, 25/7/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudanyapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesindeKomisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 31/10/2013 tarihindekabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölümegönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm tarafından 4/12/2013 tarihinde yapılan toplantıdakabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvuru konusu olay ve olgular 6/12/2013 tarihinde AdaletBakanlığına bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı görüşünü 4/2/2014 tarihindeAnayasa Mahkemesine sunmuştur.
6. Adalet Bakanlığı tarafından Anayasa Mahkemesine sunulangörüş başvurucuya 5/2/2014 tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlıkgörüşüne karşı beyanlarını 27/2/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
III. OLAYLAR VE OLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
8. Yaklaşık 20 yıldır ve ulusal düzeyde yayımlanan YeniŞafak Gazetesinin 19/2/2010 tarihli nüshasında, o tarihten önce ErzincanCumhuriyet Başsavcısı olan başvurucu kastedilerek, “Savcı Boğazına Kadar Batmış” başlığı altında yayınyapılmıştır.
9. Gazetenin birinci sayfasında “Savcı Boğazına Kadar Batmış” başlığı kullanılmış ve altında“HSYK’ nın yargıdarbesiyle görevden aldığı Başsavcı Osman Şanal, Ergenekon’a üye olmaksuçlamasıyla tutuklanan Savcı İlhan Cihaner’le ilgilişok bilgilere ulaştı. Jandarma ve MİT mensupları, Cihaner’inbaşkanlığında cemaatlere komplo için bir araya geldi” şeklindebaşvurucuya bazı suçlamalar yöneltilmiştir.
10. Haberin devamı gazetenin 11. sayfasında yer almakta veyaklaşık bir tam sayfayı kaplamaktadır. Sayfanın başında büyük puntolarla “Çiçek’le kahvaltıdan sonra düğmeye bastı”başlığı tercih edilmiştir. Daha sonra başlığın altında “Ergenekon'a üye olmak suçlamasıyla tutuklananBaşsavcı İlhan Cihaner'in, 'İrtica ile Mücadele EylemPlanı'nda imzası bulunan Albay Çiçek'le orduevinde buluştuğu ortaya çıktı. Cihaner görüşmeden yaklaşık 2 ay sonra 2007'de cemaatlereyönelik başlattığı soruşturmayı 16 ili kapsayacak şekilde genişletme kararıaldı” ifadelerine yer verilmiştir.
11. Başvurucu ile birlikte iki üst düzey askeri yetkilinin defotoğrafının kullanıldığı haberin geri kalanı şu şekildedir:
“HSYK tarafından özel yetkileri alınan ErzurumCumhuriyet Başsavcısı Osman Şanal'ın yürüttüğü soruşturma kapsamında gözaltınaalınarak sorgulanıp, tutuklanan Erzincan Cumhuriyet Başsavcı İlhan Cihaner'in, 'AK Parti ve Gülen'i Bitirme Planı'nda imzasıbulunan Albay Dursun Çiçek'le 29 Mart yerel seçimlerinden önce orduevindebuluştuğu ortaya çıktı. Çiçek'in Ocak-Şubat 2009'da Erzincan'a giderek, önceErgenekon kapsamında 'şüpheli' olarak ifadeye çağrılan Orgeneral Saldıray Berk'in başında bulunduğu 3. Ordu Komutanlığı'ndagörüşmelerde bulunduğu ardından, Başsavcı Cihaner'leorduevinde kahvaltı yaptığı tespit edildi. Bu görüşme trafiği, Cihaner hakkında 'Ergenekon Terör Örgütü'ne üye olmaksuçlamasıyla başlatılan soruşturma dosyasına da girdi.
Görüşmeden Sonra Açıldı
Cemaatler ve polise komplo kurarak, 'Darbe Andıcı'nı Erzincan'da uygulamaya koymakla suçlanan Cihaner-Çiçek görüşmesi, Erzincan Orduevi'nde 29 Mart yerelseçimlerinden önce, Ocak-Şubat'ta gerçekleşti. Görüşmenin, Cihaner'in,2007'de cemaatlerle ilgili başlattığı ve ancak 2 yıl sonra 2 Mart 2009'da 16ilde ünlü işadamları ve tanınmış siyasetçileri dedahil edecek şekilde genişletmesinden önce gerçekleşmesi dikkati çekti.
Gizli Tanık da Anlattı
Şanal'ın yürüttüğü soruşturmada bir gizlitanığın verdiği ifadelerde de orduevindeki Cihaner-Çiçekbuluşmasıyla ilgili detaylı bilgilerin yer aldığı öğrenildi. Cihaner'e savcılık sorgusunda da "Albay Dursun Çiçek'itanıyor musunuz, daha önce buluştunuz mu, Darbe Andıcı'nıgördünüz mü" diye soruldu. Cihaner ise Çiçek'itanımadığını ve kendisiyle karşılaşmadığını, telefonda görüşmediğini söyledi.
Sizi Ziyaret Etti Mi?
Savcılar sorguda Cihaner'e,orduevindeki buluşmayla ilgili olarak da "Çiçek Erzincan'da sizi ziyaret ettimi?", "Kahvaltıda buluştuğunuz tespit edilmiştir, kahvaltıda nelerideğerlendirdiniz?", "Gizli tanık 'Munzur'un beyanına göre Çiçek,Ocak-Şubat 2009'da gelmiş, heyetçe karşılanmış, özel araçla 3. OrduKomutanlığı'na gitmiştir. Sizin de görüştüğünüz dikkate alındığında, ne amaçlagelmiştir? Plan konusunda görüştünüz mü" sorularını yöneltti.
Yedek Plan 3. Ordu'dan
Cihaner'e sorguda sorulan bir soru, asker ve MİT mensuplarının tutuklanmasındansonra şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrılan Orgeneral SaldırayBerk'in komutanlığını yaptığı 3. Ordu'da alternatif bir planın hazırlandığınıortaya koydu. Cihaner'e savcılar "Şüphelilerintutuklanmasından sonra, 3. Ordu Komutanlığı çıkışlı yeni bir plan yapıldığı,evler kiralanıp, askerlerin yerleştirileceği, Gülen Cemaati'ne ait görüntüverileceği, baskın yapılıp, cemaat üyelerinin hem silahlı terör örgütü üyesiolduğu ispatlanacak hem de bu cemaatin Silahlı Kuvvetler'deillegal kadrolaşma yaptığı izleniminin verileceğine dair bir plan yapıldığıtespit edilmiştir. Bu girişimlerde sizin konumunuz nedir?" diye sordu.
Paşa Bombaları Biliyor
Tutuklanan Üsteğmen Ersin Ergut'unhard diskinde ele geçirilen bir belge de polise kurulacak komployu deşifreetti. Belgeden Cihaner, Alay Komutanı Albay RecepGençoğlu ve Orgeneral Berk'in yalancı tanıklarla polisin olduğu kanıtlanacakbombaların baraja atılmasından haberi olduğu tespit edildi.
'Gülen grubu için delil yaratılacak'
Soruşturmada, Başsavcı Cihaner'inİl Jandarma İstihbarat Komutanlığı'nda, daha sonra tutuklanan şüpheliler MİTBölge Müdürü ve dönemin Jandarma İl Alay Komutanı Albay Recep Gençoğlu iletoplantılar düzenlediği de tespit edildi. Cihaner'in,İl Jandarma İstihbarat Karargahı'ndaki toplantılarının bazılarına da başkanlıkyaptığı öğrenildi. Soruşturma kapsamında tutuklanan Üsteğmen Ersin Ergut'ta ele geçirilen notlarda, Cihaner'intoplantıya başkanlık ettiği ve "Gülen grubunun bir suç örgütü olduğuispatlanacak, bunun için de delil yaratılacak" şeklinde ifadelerin yeraldığı tespit edildi. Bu durum sorguda İlhan Cihaner'esoruldu. Cihaner iddiaları yalanladı.
Cemaat Evlerine Silah Konacaktı
Soruşturma kapsamında ifadelerine başvurulangizli tanık 'Efe' ve 'Munzur', Alay Komutanı Albay Recep Gençoğlu ve Savcıİlhan Cihaner'in, tutuklanan Astsubay Şenol Bozkurt'uöğrenci evleri tutmakla görevlendirdiğini söylediler. Gizli tanıklar,"Öğrenciler cemaat evlerine ve yurtlarına, gidip geleceklerdi. Evleresilah konulacaktı. Eş zamanlı operasyonlarda silahlar ele geçirilip, cemaatisilahlı terör örgütü gibi göstereceklerdi" şeklinde ifade verdi. Sorgudasavcı, gizli tanıkların ifadeleri ve ele geçirilen delillerin Albay DursunÇiçek imzalı "AK Parti ve Gülen'i Bitirme Planı" ile örtüştüğünübelirterek, Cihaner'den savunmasını istedi.
Can güvenliğim yok diyen 'Munzur' kayıp
Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner'intutuklanması ile ilgili tartışmalar sürerken dün flashbir gelişme yaşandı. Erzincan Emniyet Müdürlüğü'ne gelen ihbar telefonundakendisini 'Munzur' kod adlı gizli tanığın yakın arkadaşı olarak tanıtan birkişi "Munzur'un can güvenliğinden endişeliyim" dedi. Bu telefonunardından Gizli tanık Munzur'un kayıplara karıştığı ifade edildi.
Şantaja Yardım Et
Erzurum Başsavcılığı tarafından yürütülensoruşturma kapsamında tutuklanan Jandarma İstihbarat Şubesinde görevli Ş.T.'nin, Munzur'dan kimi bürokratlara ve cemaat evlerineyönelik komplo kurulmasına yardımcı olması için baskı yaptığı öğrenildi.Astsubay Ş.T.'un Gizli Tanık "Munzur'u "Buişlerden sıyralamazsın bir defa bizim içimize düştün,dediklerimizi yerine getireceksin. Çok sırrımızı biliyorsun, senibitiririz" şeklinde tehdit ettiği de ifadelerde yer alıyordu.
Jandarma Tehdit Ediyor
İhbarda bulunan kişinin telefonda Emniyeteihbar hattına şöyle dediği kaydedildi: "Munzur, dün akşam Osman Şanalisimli savcının görevinden alınması sonrası can güvenliğinden iyice endişeetmeye başladı. Bunu fırsat bilen bazı Jandarma görevlilerinin kendisini tehditettiğini, kendisinden haber alamaması durumunda hemen polise ulaşmamıistedi." Geçmişte bölgede binlerce faili meçhul cinayetin işlendiği ve sondönemde Temizöz (Faili Meçhuller) Davası'nda tanıkların tehdit ve şantajlaifadelerini değiştirmeye zorlandıkları biliniyor.
Paşalar polis koruma istemedi
Ergenekon Soruşturması kapsamında 26 Şubat'akadar ifade vermesi beklenen Erzincan 3. Ordu Komutanı Org. SaldırayBerk ile 2. Ordu Komutanı Org. Necdet Özel, Genelkurmay Başkanlığı'nda görüşmeyapmak için önceki gün geldikleri Ankara'da tahsis edilen polisleri istemedi. Temaslardabulunmak için gelen 2 paşaya askerler refakat etti.”
12. Başvurucu, ayrıntıları yukarıda belirtilen Yeni ŞafakGazetesinin 19/2/2010 tarihli nüshasında yer alan haber nedeniyle kişilikhaklarına saldırıda bulunulduğu iddiasıyla 18/2/2011 tarihinde Ankara 5. AsliyeHukuk Mahkemesine tazminat davası açmıştır.
13. Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesi, Yeni Şafak Gazetesindeyayınlanan yazının Anayasa’nın 28. maddesinde ve 9/6/2004 tarih ve 5187 sayılıBasın Kanunu’nda güvence altına alınan basın özgürlüğünün sınırlarını aşmadığıgerekçesiyle 30/6/2011 tarih ve E. 2011/76, K. 2011/296 sayılı kararı iledavanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir:
“…
Basın özgürlüğünün Anayasanın 28. maddesi ile5187 sayılı Basın Yasasının 1 ve 3. maddelerinde güvence altına alındığı,basına sağlanan güvencenin amacının toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içindeyaşayabilmesini gerçekleştirmek olduğu, bu durumun da halkın dünyada ve içindeyaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibiolması ile olanaklı olduğu, basının olayları izleme, araştırma, değerlendirme,yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma yetkisi vesorumluluğu bulunduğu, ancak basın özgürlüğünün sınırsız olmayıp, basın özgürlüğüile Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile T.M.K.nun24 ve 25. maddelerinde güvence altına alınan kişilik haklarının karşı karşıyageldiği durumlarda iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerekeceği,burada temel ölçütün kamu yararı olduğu, özellikle yazının gerçek olması, kamuyararı bulunması, toplumsal ilginin varlığı, konunun güncelliği gözetilereközle biçim arasındaki denge korunarak objektif sınırlar içinde kalınarak yayınyapılması gerektiği ve o anda görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığıanlaşılan olayların yayınından basının sorumlu tutulmaması gerekmektedir.
Dava konusu olan Yeni Şafak Gazetesi'nin19.02.2010 tarihli nüshasında yer alan haberin üst başlığında "SavcıBoğazına Kadar Batmış" ifadelerinin yer aldığı, alt başlıkta "AlbayÇiçek ile Andıç kahvaltısı" diğer sahifedekiyazı başlığında "Çiçek'le kahvaltıdan sonra düğmeye bastı"ifadelerinin yer aldığı yazının başlık ve içeriği bir bütün olarakdeğerlendirildiğinde, haberde Anayasanın 28. maddesinde ve Basın Yasasının 1.ve 3. maddelerinde güvence altına alınan basın özgürlüğünün sınırlarınınaşılmadığı, haber verilirken basının kamuoyu oluşturma ve toplumsal eleştirihakkının kullanıldığı, özle biçim arasındaki dengenin bozulmadığı, haberingörünürdeki gerçekliğe uygun olduğu, hukuka uygunluk sınırları içerisindekalındığı, başlıkta yer alan ifadelerin ve haberin içeriğinin davacının kişilikhaklarına saldırı niteliğinde bulunmadığı, manevi tazminat koşullarınıngerçekleşmediği anlaşıldığından, davanın reddine karar vermek gerekmiştir.”
14. Başvurucunun temyizi üzerine söz konusu İlk DereceMahkemesi kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 27/5/2013 tarih ve E.2012/11135, K. 2013/10003 sayılı ilamı ile onanmıştır.
15. Yargıtay ilamı, başvurucuya, 28/6/2013 tarihinde tebliğedilmiş ve başvurucu, 25/7/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireyselbaşvuruda bulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
16. Anayasa’nın “Yargıyetkisi” kenar başlıklı 9. maddesi şöyledir:
“Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsızmahkemelerce kullanılır.”
17. Anayasa’nın “Basınhürriyeti” kenar başlıklı 28. maddesi şöyledir:
“Basın hürdür, sansür edilemez. Basımevikurmak izin alma ve malî teminat yatırma şartına bağlanamaz.
(İkinci fıkra mülga: 3.10.2001-4709/10 md.)
Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerinisağlayacak tedbirleri alır.
Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın26 ve 27 nci maddelerihükümleri uygulanır.
Devletin iç ve dış güvenliğini, ülkesi vemilletiyle bölünmez bütünlüğünü tehdit eden veya suç işlemeye ya da ayaklanmaveya isyana teşvik eder nitelikte olan veya Devlete ait gizli bilgilere ilişkinbulunan her türlü haber veya yazıyı, yazanlar veya bastıranlar veya aynıamaçla, basanlar, başkasına verenler, bu suçlara ait kanun hükümleri uyarıncasorumlu olurlar. Tedbir yolu ile dağıtım hâkim kararıyla; gecikmesinde sakıncabulunan hallerde de kanunun açıkça yetkili kıldığı merciin emriyle önlenebilir.Dağıtımı önleyen yetkili merci, bu kararını en geç yirmidörtsaat içinde yetkili hâkime bildirir. Yetkili hâkim bu kararı en geç kırksekiz saat içinde onaylamazsa, dağıtımı önleme kararıhükümsüz sayılır.
Yargılama görevinin amacına uygun olarakyerine getirilmesi için, kanunla belirtilecek sınırlar içinde, hâkim tarafındanverilen kararlar saklı kalmak üzere, olaylar hakkında yayım yasağı konamaz.
Süreli veya süresiz yayınlar, kanunungösterdiği suçların soruşturma veya kovuşturmasına geçilmiş olması hallerindehâkim kararıyla; Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün, millîgüvenliğin, kamu düzeninin, genel ahlâkın korunması ve suçların önlenmesibakımından gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunun açıkça yetkilikıldığı merciin emriyle toplatılabilir. Toplatma kararı veren yetkili merci, bukararını en geç yirmidört saat içinde yetkili hâkimebildirir; hâkim bu kararı en geç kırksekiz saatiçinde onaylamazsa, toplatma kararı hükümsüz sayılır.
Süreli veya süresiz yayınların suç soruşturmaveya kovuşturması sebebiyle zapt ve müsaderesinde genel hükümler uygulanır.
Türkiye’de yayımlanan süreli yayınlar,Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Cumhuriyetin temelilkelerine, millî güvenliğe ve genel ahlâka aykırı yayımlardan mahkûm olmahalinde, mahkeme kararıyla geçici olarak kapatılabilir. Kapatılan süreliyayının açıkça devamı niteliğini taşıyan her türlü yayın yasaktır; bunlar hâkimkararıyla toplatılır.”
18. Anayasa’nın “Mahkemelerinbağımsızlığı” kenar başlıklı 138. maddesi şöyledir:
“Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar;Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hükümverirler.
Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargıyetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez;genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.
Görülmekte olan bir dava hakkında YasamaMeclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşmeyapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz.
Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkemekararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbirsuretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”
19. Anayasa’nın “Hâkimlikve savcılık teminatı” kenar başlıklı 139. maddesi şöyledir:
“Hâkimler ve savcılar azlolunamaz, kendileriistemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemeninveya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlükhaklarından yoksun kılınamaz.
Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtandolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceğikesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına kararverilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.”
20. Anayasa’nın “Hâkimlikve savcılık mesleği” kenar başlıklı 140. maddesi şöyledir:
“Hâkimler ve savcılar adlî ve idarî yargıhâkim ve savcıları olarak görev yaparlar. Bu görevler meslekten hâkim vesavcılar eliyle yürütülür.
Hâkimler, mahkemelerin bağımsızlığı vehâkimlik teminatı esaslarına göre görev ifa ederler.
Hâkim ve savcıların nitelikleri, atanmaları,hakları ve ödevleri, aylık ve ödenekleri, meslekte ilerlemeleri, görevlerininve görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, haklarındadisiplin kovuşturması açılması ve disiplin cezası verilmesi, görevleriyleilgili veya görevleri sırasında işledikleri suçlarından dolayı soruşturma yapılmasıve yargılanmalarına karar verilmesi, meslekten çıkarmayı gerektiren suçlulukveya yetersizlik halleri ve meslek içi eğitimleri ile diğer özlük işlerimahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunladüzenlenir.
Hâkimler ve savcılar altmışbeşyaşını bitirinceye kadar hizmet görürler; Askerî hâkimlerin yaş haddi, yükselmeve emeklilikleri kanunda gösterilir.
Hâkimler ve savcılar, kanunda belirtilenlerdenbaşka, resmî ve özel hiçbir görev alamazlar.
Hâkimler ve savcılar idarî görevleri yönündenAdalet Bakanlığına bağlıdırlar.
Hâkim ve savcı olup da adalet hizmetindekiidarî görevlerde çalışanlar, hâkimler ve savcılar hakkındaki hükümleretâbidirler. Bunlar, hâkimler ve savcılara ait esaslar dairesindesınıflandırılır ve derecelendirilirler, hâkimlere ve savcılara tanınan hertürlü haklardan yararlanırlar.”
21. 5187 sayılı Kanun’un 3. maddesi şöyledir:
“Basın özgürdür. Bu özgürlük; bilgi edinme,yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını içerir.
Basın özgürlüğünün kullanılması ancakdemokratik bir toplumun gereklerine uygun olarak; başkalarının şöhret vehaklarının, toplum sağlığının ve ahlakının, milli güvenlik, kamu düzeni, kamugüvenliği ve toprak bütünlüğünün korunması, Devlet sırlarının açıklanmasınınveya suç işlenmesinin önlenmesi, yargı gücünün otorite ve tarafsızlığınınsağlanması amacıyla sınırlanabilir.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
22. Mahkemenin 30/6/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucunun 25/7/2013 tarih ve 2013/5574 numaralı bireysel başvurusu incelenipgereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
23. Başvurucu, başvuruya konu haberin Yeni Şafak Gazetesindeyayınlandığı 19/2/2010 tarihinde Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı olduğunu ve otarihte adı geçen gazetenin sahibinin de içerisinde olduğu bazı kişileraleyhine ceza soruşturması yürüttüğünü, bu sebeple Yeni Şafak Gazetesininkendisi aleyhine mesleki itibarını ve kişilik haklarını hedef alan yayınlaryaptığını ileri sürmüştür.
24. Başvurucu, ayrıca, 12/9/2010 tarihinde yapılan Anayasadeğişikliği referandumundan sonra Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulundadeğişiklikler yapıldığını, yargının bağımsızlık ve tarafsızlığının zarargördüğünü iddia etmiştir. Başvurucu, Yeni Şafak Gazetesi aleyhine açtığıtazminat davasının bağımsız ve tarafsız olmayan bir mahkemede, iki celse sürenbir yargılama sonucunda ve Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararlarına aykırıolarak reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde yer alan adilyargılanma hakkının; kararın gerekçesinin yetersiz olması nedeniyle Anayasa’nın141. maddesinin ve gazetede yayınlanan yazının kişilik haklarına zarar vermesinedeniyle Anayasa’nın 17. maddesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.
B. Değerlendirme
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
a. Bağımsız ve Tarafsız Mahkemede Yargılanma Hakkının İhlali İddiası
25. Başvurucu,başvuruya konu kararları veren İlk Derece Mahkemesinin ve Yargıtay ilgilidairesinin bağımsız ve tarafsız olmadığını iddia etmiştir.
26. Bakanlıkgörüşünde başvurucunun, mahkemelerin ve buralarda görev yapan hâkimlerinbağımsızlığı ve tarafsızlığı hakkındaki şikâyetlerine ilişkin olarak somut birolgu ileri süremediği ve şikâyetlerin soyut nitelikli olduğu belirtilmiştir.
27. Anayasa’nın30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve YargılamaUsulleri Hakkında Kanun’un, “Bireyselbaşvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (3) numaralı fıkrasışöyledir:
“Başvuru dilekçesinde… işlem, eylem ya daihmal nedeniyle ihlal edildiği ileri sürülen hak ve özgürlüğün ve dayanılanAnayasa hükümlerinin, ihlal gerekçelerinin…, belirtilmesi gerekir….”
28. 6216 sayılı Kanun’un “Bireyselbaşvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi” kenarbaşlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksunbaşvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”
29. AnayasaMahkemesi İçtüzüğü’nün bireysel başvurularıniçeriğini düzenleyen “Bireysel başvuru formuve ekleri” başlıklı 59. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:
“…
(2) Başvuru formunda aşağıdaki hususlar yeralır:
…
ç) Kamu gücününihlale neden olduğu iddia edilen işlem, eylem ya da ihmaline dair olaylarıntarih sırasına göre özeti.
d) Bireysel başvuru kapsamındaki haklardanhangisinin hangi nedenle ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeler ve delillereait özlü açıklamalar.
e) Başvurucunun güncel ve kişisel bir temelhakkının doğrudan zedelendiği iddiasının dayanakları.
…”
30. 6216 sayılı Kanun’un 47. maddesinin (3) numaralı, 48.maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları ile İçtüzüğün 59. maddesinin ilgilifıkraları uyarınca Anayasa Mahkemesine başvuru konusu olaylarla ilgilidelilleri sunmak suretiyle olaylar hakkındaki iddialarını ve dayanılan Anayasahükmünün kendilerine göre ihlal edildiğine dair açıklamalarda bulunarakiddialarını kanıtlamak başvurucuya düşer.
31. Başvurucu, adı geçen gazetede yayımlanan haberin, gazetesahibi hakkında yürüttüğü soruşturma üzerinde baskı kurmak amacı taşıdığını;Cumhuriyet Başsavcısı sıfatı ile yürüttüğü mesleki faaliyetleri nedeniyle hedefhaline getirildiğini; 2010 yılı Anayasa değişiklikleri ile yeni bir Hâkimler veSavcılar Yüksek Kurulunun (HSYK) oluştuğunu, yargıda kadrolaşmaya gidilmesinedeniyle davasının bağımsız ve tarafsızlıktan uzak biçimde incelendiğini ilerisürmüştür.
32. Başvurucunun iddialarına dayanak yaptığı HSYK seçimleri,Anayasa’nın 159. maddesinin 7/5/2010 tarih ve 5982 sayılı Türkiye CumhuriyetiAnayasası’nın Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 22.maddesi ile değiştirilmesi ve söz konusu değişikliğin 12/09/2010 tarihindeyapılan referandum ile kabul edilmesinden sonra yapılmıştır.
33. Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurulardabaşvurucuların başvurularını titizlikle hazırlama ve takip etme yükümlülüklerivardır. Bu yükümlülüğün bir gereği olarak başvurucu, ihlal edildiğini iddiaettiği Anayasa hükmünün ihlal edildiğine ilişkin açıklamalarda bulunmaksuretiyle hukuki iddialarını kanıtlamak zorundadır. Başvurucu tarafından soyutşekilde birtakım Anayasa hükümlerine atıfta bulunulması iddiaların ispatlandığıanlamına gelmez. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolu, Anayasa’yaaykırılığının soyut biçimde ileri sürülmesini sağlayan bir yol olarakdüzenlenmemiştir.
34. Somut başvuru dosyasında, söz konusu HSYK seçimleri ve HSYK’nın işlemleri ile İlk Derece Mahkemesinin bağımsız vetarafsız olmadığı iddiaları arasında bir ilişki kurulamamış; sübjektif veyaobjektif esaslar doğrultusunda İlk Derece Mahkemesinin bağımsızlığını vetarafsızlığını kuşkulu hâle koyacak bir durum tespit edilememiş ve yargılamanınbağımsız ve tarafsız olmadığına ilişkin herhangi bir husus da saptanmamıştır.
35. Açıklanan nedenlerle, ileri sürülen ihlal iddialarınınbaşvurucu tarafından kanıtlanamamış olması nedeniyle, başvurunun bu kısmının,diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Gerekçeli Karar Hakkının İhlali İddiası İle Kişinin Maddi ve ManeviVarlığını Koruma Hakkının İhlali İddiası
36. Başvurucu, İlk Derece Mahkemesinin ve Yargıtayıngerekçesiz bir şekilde karar verdiğini ileri sürmüştür. Başvurucunun şikâyetettiği koşullar ve şikâyetlerini dile getirme biçimi dikkate alınarak buşikâyetlerin Anayasa’nın 17. maddesi bağlamında incelenmesi gerekmektedir.
37. Başvurucunun, söz konusu gazetede yayınlanan yazınedeniyle kişilik haklarının zarar gördüğüne ve Anayasa’nın 17. maddesininihlal edildiğine ilişkin şikâyetleri açıkça dayanaktan yoksun değildir. Ayrıcabaşka bir kabul edilemezlik nedeni de bulunmadığı için başvurunun buşikâyetlere ilişkin kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Başvurucu ve BakanlığınGörüşleri
38. Başvurucu, söz konusu günlük gazetede yayınlanan haberinkişilik haklarına zarar vermesi nedeniyle Anayasa’nın 17. maddesinin ihlaledildiğini iddia etmiştir. Başvurucu, dava konusu haberin yapıldığı tarihtenönce kendisinin Cumhuriyet Başsavcısı sıfatıyla söz konusu gazetenin sahiplerinekarşı bir soruşturma başlattığını, dava konusu haberin kendisine karşıbaşlatılan karalama kampanyasının bir parçası olduğunu, haberin asıl amacınınbaşlatılan soruşturmayı yönlendirmek ve yargı organları üzerinde baskı kurmakolduğunu ileri sürmüştür. Başvurucuya göre kendisi yargısal faaliyetlerinedeniyle hedef haline getirilmiş ve söz konusu haberde bir darbe planlayıcısıgibi gösterilmesi nedeniyle kişilik hakları ihlal edilmiştir.
39. Bakanlık görüşünde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin(AİHM) içtihatları hatırlatılarak başvurucunun özel hayatına müdahaleedildiğine dair şikâyetlerinin başvurucunun özel hayatı ile gazetecilerin basınve haber verme özgürlüğü arasında adil bir dengenin sağlanıp sağlanmadığı açısındandeğerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
40. Bakanlık görüşüne karşı başvurucu cevabında, başvurudilekçesindeki iddiaları tekrar etmiştir. Başvurucu ayrıca kendisinin haberdezikredilen olayların geçtiği dönemde Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı olduğunu,ifade özgürlüğünün Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerinegetirilmesi” amacı ile sınırlanabileceğini, yargı gücünün otorite vetarafsızlığının sağlanması için bir yargı görevlisi olarak kendisinin korunmasıamacıyla ifade özgürlüğünün sınırlanması gerektiğini ileri sürmüştür.
b. Genel İlkeler
i. Kişinin Manevi Bütünlüğü
41. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes,yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”
42. Bireyin kişisel şeref ve itibarı, Anayasa’nın 17.maddesinde yer alan “manevi varlık”kapsamında yer almaktadır. Devlet, bireyin manevi varlığının bir parçası olankişisel şeref ve itibara keyfi olarak müdahale etmemek ve üçüncü kişilerinsaldırılarını önlemekle yükümlüdür. (B.No:2013/1123, 2/10/2013, § 33) Başka bir deyişle kişisel itibarının korunmasıhakkı, Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasının koruması altındadır veşeref ve itibarı etkileyen sözel saldırılar veya basın ve yayın yolu ileyapılan yayınlara karşı bireyin korunmaması halinde Anayasa’nın 17. maddesininbirinci fıkrası ihlal edilmiş olabilir.
43. AİHM, kişisel şeref ve itibara yapılan müdahaleleriAvrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “özel ve aile yaşamına, konuta ve haberleşmeye saygı hakkı”kenar başlıklı 8. maddesi kapsamında değerlendirmektedir. AİHM’egöre kişisel itibarın korunması hakkı, Sözleşme’nin 8. maddesi tarafındankorunan özel yaşama saygı hakkının bir parçasıdır (Bkz. X ve Y/Hollanda,B. No: 8978/80, 26/3/1985, § 22; Pfeifer/Avusturya, B. No: 12556/03, 15/11/2007 § 35; Axel Springer AG/ Almanya, B. No: 39954/08, 7/2/2012, § 83). Aynı şekilde, gazetemakalesinde hakaret içerdiği iddia edilen beyanlara kaşı bir kimseninitibarının korunması hakkı da (White/İsveç, B. No: 42435/02, 19/12/2006, § 19 ve 30) eleştirel bir gazetemakalesine karşı kişinin korunmadığı iddiası da (Minelli/İsviçre, (kk), B. No: 14991/02, 14/06/2005)özel yaşam kapsamında görülmüştür.
44. Kamusal bir tartışma bağlamında ve yayımlanan yazılarnedeniyle eleştirilmiş olsa bile bir kişinin itibarı, kişisel kimliğinin vemanevi bütünlüğünün bir parçasını oluşturur (Bkz.Pfeifer/Avusturya, § 35) ve Anayasa’nın 17.maddesinin birinci fıkrasının korumasından faydalanır.
45. Öte yandan Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasınınolaya uygulanabilmesi için kişinin itibarına yapılan saldırının belli birağırlık düzeyine erişmiş olması ve kişinin itibarına saygı gösterilmesiniisteme hakkından başvurucunun kişisel olarak yararlanmasına zarar verecekşekilde yapılmış olması gerekir (bkz. Mater/Türkiye,B. No: 54997/08, 16/7/2013, § 52).
46. Ayrıca, öngörülebilir şekilde, kişinin kendi eylemlerisonucu ortaya çıkabilecek itibarının zedelenmesi olgusundan şikâyet etmek içinAnayasa’nın 17. maddesi ileri sürülemez (bkz. Mater/Türkiye,B. No: 54997/08, 16/7/2013, § 52).
47. İnceleme konusu olan dava gibi davalarda söz konusu olan,devletin bir eylemi değil ama yargı mercilerinin, başvurucuların kişiselitibarlarına sağladıkları korumanın yetersiz olması iddiasıdır. Anayasa’nın 17.ve Sözleşme’nin 8. maddesi esas olarak kamu görevlilerinin keyfi müdahalelerinekarşı bireyi korumayı amaçlasa da söz konusu maddeler sadece devletin bu türmüdahalelerde bulunmasından kaçınmasını sağlamayı amaçlamamaktadır. Anayasa’nın17. maddesinin birinci fıkrasında mündemiç negatif yükümlülüğe, bireyin maddive manevi varlığına etkin bir saygının sağlanması için gerekli pozitifyükümlülükler eklenebilir. Bu yükümlülükler, kişilerin birbirleri ile olanilişkilerini de kapsayacak şekilde, kişisel itibarının korunmasını istemehakkına saygının güvence altına alınması amacıyla bir takım tedbirleralınmasını gerektirebilir (Sözleşme’nin 8. maddesi bağlamında benzer kararlariçin bkz. X ve Y/Hollanda, B. No:8978/80, 26/3/1985, § 23; Von Hannover/Almanya (no 2), B.No: 40660/08 ve 60641/08, 7/2/2012, § 98). Bu tedbirlere, kişiselitibarın üçüncü kişilerin müdahalelerine karşı korunması hususunda dabaşvurulabilir.
48. Başvuruya konu gazete haberinde, Erzincan CumhuriyetBaşsavcısı iken olayların geçtiği tarihte Ergenekon Terör Örgütüne üye olmaksuçlamasıyla tutuklanan başvurucunun tutuklanmadan önce bazı askeri yetkililerile görüşmeleri ile sivil hükümete karşı bazı üst düzey askeri yetkililertarafından yapıldığı ileri sürülen darbe planına katıldığı ileri sürülmüş vebazı detaylara yer verilmiştir. Söz konusu haberdeki iddialar nedeniylebaşvurucunun kişisel itibarının korunması hakkına müdahale edildiği kabuledilmelidir.
ii. Düşünceyi Açıklamave Yayma Özgürlüğü ile Basın Özgürlüğü
49. Mevcut başvuruda başvurucunun Anayasa’nın 17. maddesininbirinci fıkrasında koruma altına alınan kişisel itibarın korunmasını istemehakkı ile ulusal günlük gazetenin Anayasa’nın 28. maddesinde güvence altınaalınan basın özgürlüğü ve bu özgürlükle bağlantılı olarak Anayasa’nın 26.maddesinde güvence altına alınan düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü arasındabir denge kurulması gerekmektedir. Bu sebeple, bu özgürlüklerin kullanımıylailgili genel ilkelerin belirlenmesi gerekir.
50. Anayasa’nın “Düşünceyiaçıklama ve yayma hürriyeti” kenar başlıklı 26. maddesi şöyledir:
“Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı,resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkınasahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikiralmak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon,sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasınaengel değildir.
Bu hürriyetlerin kullanılması, millî güvenlik,kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesive milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçlularıncezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerinaçıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarınınyahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama göreviningereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.
Haber ve düşünceleri yayma araçlarınınkullanılmasına ilişkin düzenleyici hükümler, bunların yayımını engellememekkaydıyla, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin sınırlanması sayılmaz.
Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetininkullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.”
51. Anayasa’nın “Basınhürriyeti” kenar başlıklı 28. maddesinin ilgili fıkraları şöyledir:
“Basın hürdür, sansür edilemez. Basımevikurmak izin alma ve malî teminat yatırma şartına bağlanamaz.
…
Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerinisağlayacak tedbirleri alır.
Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın26 ve 27 nci maddelerihükümleri uygulanır.
…”
52. Anayasa’nın 26. maddesinde düşünceyi açıklama ve yaymaözgürlüğünün kullanımında başvurulabilecek araçlar “söz, yazı, resim veya başka yollar” olarak ifade edilmiştirve “başka yollar” ifadesiyle hertürlü ifade aracının anayasal koruma altında olduğu gösterilmiştir (B.No: 2013/2602, 23/1/2014, § 43).
53. Anayasa’da basın özgürlüğüne ilişkin olarak daha ayrıntılıdüzenlemeler de yer almıştır. Basın özgürlüğü alanındaki temel düzenlemeAnayasa’nın 28. maddesinde yer almaktadır. Bu madde, basılmış materyallerikapsayacak, ancak görsel ve işitsel iletişim araçlarını dışarıda bırakacakşekilde düzenlenmiştir. Nitekim düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünündüzenlendiği Anayasa’nın 26. maddesinde “…radyo,televizyon, sinema veya benzeri yollarla yayımların izin sistemine…”bağlanabileceği belirtilerek, bu iletişim araçlarının düşünceyi açıklama veyayma özgürlüğünden yararlanabileceği belirtilmek istenmiştir. Anayasa’nın 28.maddesine ilave olarak 29. maddede süreli ve süresiz yayın hakkına, 30. maddedebasın araçlarının korunmasına yer verilmiştir. Anayasa’nın 31. maddesinde isekamu tüzel kişilerinin elindeki basın dışı kitle haberleşme araçlarındanyararlanma hakkı düzenlenmiştir. Ayrıca, Anayasa’nın basın özgürlüğünüdüzenleyen hükümlerinde yer alan “yazanlar”,“bastıranlar”, “başkasına verenler”, “dağıtımı önleme”, “toplatma”, “süreli yayın” ve “süresizyayın” gibi ifadeler ancak “gazete”,“kitap”, “dergi” gibi basılıp çoğaltılabilen kitleiletişim araçları için kullanılabilir. Dolayıyla, Anayasa’ya göre basın, kitleiletişim araçlarından biridir; ancak diğer kitle iletişim araçlarındanayrılarak özel olarak korunmuştur.
54. Düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü, Anayasa’da yeralan diğer hak ve özgürlüklerin önemli bir kısmını doğrudan etkiler. Gerçektende gazete, dergi veya kitap biçiminde basın yayın yoluyla düşünceninyayılmasının başlıca aracı olan basın özgürlüğü de düşünceyi açıklama ve yaymaözgürlüğünün kullanılma biçimlerinden birisidir. Basın özgürlüğü, Sözleşme’de ayrı bir madde olarak değil ifade özgürlüğüneilişkin 10. maddenin altında koruma altına alınmıştır. Sözleşme’nin 10.maddesi, yalnızca düşünce ve kanaatlerin içeriğini değil iletilme biçimlerinide koruma altına almaktadır.
55. AİHM içtihatlarında sıklıkla vurgulandığı gibi ifadeözgürlüğü demokratik toplumun temelini oluşturan ana unsurlardan ve toplumunilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel şartlardan birinioluşturmaktadır. AİHM, Sözleşme’nin 10. maddesinin 2. paragrafı saklı tutulmaküzere, ifade özgürlüğünün sadece toplum tarafından kabul gören veya zararsızveya ilgisiz kabul edilen “bilgi”ve “fikirler” için değil,incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerliolduğunu pek çok kararında yinelemiştir. AİHM’e göreifade özgürlüğü, yokluğu halinde “demokratikbir toplum”dansöz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir.10. maddede güvence altına alınan bu hak, bazı istisnalara tabi ise de, bu istisnaların dar yorumlanması ve bu hakkınsınırlandırılmasının ikna edici olması gerekir (başka kararlar yanında bkz. Handyside/Birleşik Krallık, B. No: 5493/72, 7/12/1976, §49).
56. Buna karşın basın özgürlüğü, Anayasa’nın 28-32.maddelerinde özel olarak düzenlenmiştir. Basın özgürlüğü, gazete, dergi, kitapgibi araçlar ile düşünce ve kanaatleri açıklama, yorumlama, bilgi, haber veeleştirilerin yayın ve dağıtım haklarını kapsar (bkz. AYM, E.1996/70,K.1997/53, K.T. 5/6/1997). Basın özgürlüğü düşüncenin iletilmesini vedolaşımını gerçekleştirerek bireyin ve toplumun bilgilenmesini sağlar.Çoğunluğa muhalif olanlar da dâhil olmak üzere düşüncelerin her türlü araçlaaçıklanabilmesi, açıklanan düşünceye paydaş sağlanabilmesi, düşünceyigerçekleştirme konusunda ilgililerin ikna edilebilmesi çoğulcu demokratikdüzenin gereklerindendir. Bu itibarla düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü ilebasın özgürlüğü demokrasinin işleyişi için yaşamsal önemdedir.
57. Demokratik bir sistemde, devletin eylem ve işlemlerinin,adli ve idari yetkililerin olduğu kadar, basının ve aynı zamanda kamuoyunun dadenetimi altında bulunması gerekmektedir. Yazılı, işitsel veya görsel basınkamu gücünü kullanan organların siyasi kararlarını, eylemlerini ve ihmallerinisıkı bir denetime tabi tutarak ve vatandaşların karar alma süreçlerinekatılımını kolaylaştırarak demokrasinin sağlıklı bir şekilde işlemesini vebireylerin kendilerini gerçekleştirmelerini güvence altına almaktadır (benzeryöndeki AİHM kararları için bkz. Lingens/Avusturya,B. No: 9815/82, 8/7/1986, § 41; Özgürradyo-Ses Radyo Televizyon Yapım ve Tanıtım AŞ/Türkiye, B. No:64178/00, 64179/00, 64181/00, 64183/00, 64184/00, 30/3/2006 § 78; Erdoğdu ve İnce/Türkiye, B. No: 25067/94,25068/94, 8/7/1999, § 48). Bu sebeple basın özgürlüğü, herkes için geçerli veyaşamsal bir özgürlüktür (bkz. AYM, E.1997/19, K.1997/66, K.T. 23/10/1997).
58. AİHM, birçok sefer demokratik bir toplumda basınınoynadığı temel rolün altını çizmiştir. Her ne kadar, özellikle de başkalarınınşöhret ve haklarının korunmasıyla ilgili olarak, bazı sınırları aşmamasıgerekse de basının, görev ve sorumluluklarının bilincinde olarak kamu yararınıilgilendiren her konuyu iletme görevi vardır. Onun böyle konularda bilgi vefikir yaymadan ibaret olan görevine kamunun bu fikir ve bilgileri alma hakkıeklenir. AİHM’e göre bu görevi olmasaydı basın,vazgeçilmez “bekçi köpeği” rolünüoynayamazdı (Bladet Tromsø ve Stensaas/Norveç [BD], B. No: 21980/93,20/5/1999, §§ 59 ve 62; Pedersen ve Baadsgaard/Danimarka [BD], B. No: 49017/99,17/12/2004 § 71).
59. Ayrıca bu tür başvurularda basının yerine geçip belli birdurumda kullanılacak haber yapma şeklinin ne olacağını belirlemenin yargımercilerinin görevi olmadığı (Jersild/Danimarka,B. No: 15890/89, 23/9/1994, § 31) gözönünde bulundurulmalıdır.
60. Sosyal görevini yerine getirebilmesi için basının özgürolması kadar sorumluluk bilinci ile hareket etmesi de şarttır. Basınözgürlüğünde belli ölçüde abartıya ve hatta tahrik yoluna başvurmak mümkün olsada (Prager ve Oberschlick /Avusturya,B. No: 15974/90, 26/4/1995, § 38) buözgürlük aynı zamanda ilgililerin meslek ahlâkına saygı göstererek doğru vegüvenilir bilgi verecek şekilde ve iyi niyetli olarak hareket etmelerini dezorunlu kılmaktadır (Bladet Tromsø ve Stensaas / Norveç [BD], B. No: 21980/93,10/5/1999, § 65).
61. Gerçekten de kötü niyetli olarak gerçeğin çarpıtılmasıbazen kabul edilebilir eleştiri sınırlarını aşabilir. Gerçeğe uygun bir beyana,kamuoyunun gözünde yanlış bir imaj uyandırabilecek vurgular, değer yargıları,varsayımlar hatta imalar eşlik edebilmektedir. Dolayısıyla haber verme görevizorunlu olarak ödev ve sorumluluklar ve basın kuruluşlarının kendiliğindenuymaları gereken sınırlar içermektedir. Bu durum özellikle basında yer alansöylemlerde isimleri zikredilen kişilerin ciddi şekilde itham edilmelerihallerinde geçerlidir (bkz. Mater/Türkiye,B. No: 54997/08, 16/7/2013, § 54-55).
62. Mutlak değil sınırlanabilir birer hak olan düşünceyi açıklamave yayma özgürlüğü ile onu tamamlayan ve onun kullanılmasını sağlayan basınözgürlüğü Anayasa’da yer alan temel hak ve özgürlükleri sınırlama rejiminetabidir. Anayasa’nın 28. maddesinin dördüncü fıkrasında basın özgürlüğününsınırlanmasında 26. ve 27. madde hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.Böylece basın özgürlüğü, düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü ile ilgili genelhüküm niteliğindeki 26. maddedeki ve sanatsal ve akademik ifadelerle ilgili 27.maddedeki sınırlama rejimine tabi tutulmuştur. Basın özgürlüğüne yönelik diğersınırlamalar ise 28. maddenin beşinci ve izleyen fıkralarında yer almıştır.Basının, Anayasa’nın 26., 27. ve 28. maddelerinde sayılan sınırlandırmalardanbiri olan “başkalarının şöhret veyahaklarının, özel veya aile hayatlarının” korunması için konmuş olansınırlandırmalara uyması gerekir.
63. Son olarak halkın da bu tür bilgileri almaya hakkıvardır. Basın özgürlüğü, kamuoyuna, çeşitli fikir ve tutumlarının iletilmesi vebunlara ilişkin bir kanaat oluşturması için en iyi araçlardan birinisağlamaktadır (benzer yöndeki bir karar için bkz. Lingens/Avusturya, B. No: 9815/82, 8/7/1986, §§ 41-42).
iii. Olgusal İddialar ve Değer Yargıları
64. Somut davanın kendine has koşullarında mahkemelerinbaşvuranı aşırı bir eleştiriden korumakta yetersiz kalıp kalmadıklarıincelenmelidir. Bu bağlamda somut başvuruda taraflar arasındaki ihtilaf, büyükölçüde, dava konusu haberin maddi vakıaların açıklanması veya değer yargısıolarak nitelendirilmesi ile ilgilidir. Bu noktada, maddi olgular ile değeryargısı arasında dikkatli bir ayrıma gidilmelidir. Maddi olgular ispatlanabilsede, değer yargılarının doğruluğunu ispatlamanın mümkünolmadığı hatırda tutulmalıdır (bkz. Lingens/Avusturya, B. No: 9815/82, 8/7/1986, § 46).
iv. Denge Kurmak İçin Başvurulan Uygun Kriterler
65. Mevcut olaydaki gibi başvurularda başvurunun sonucu,prensip olarak, başvurunun ihtilaflı makale veya haberi yayımlamış olan gazetetarafından Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerine dayanılarak yapılmış olması ilebu haber veya makaleye konu olan kişi tarafından Anayasa’nın 17. maddesininbirinci fıkrasına dayanılarak yapılmış olmasına göre değişmez. Gerçekte buhakların her ikisi prensip olarak eşit bir saygıyı hak etmektedirler (benzeryöndeki AİHM kararları için bkz. VonHannover/Almanya (no 2) B. No: 40660/08 ve 60641/08, 7/2/2012, § 106).
66. Yargı mercilerinin bu iki hak arasında Anayasa Mahkemesiiçtihadında ortaya konulan kriterlere uygun bir şekilde bir denge kurmalarıgerekir. Basın özgürlüğü ve bu kapsamda düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğüile itibarın korunması hakkı arasında bir denge kurulmasıyla ilgili olarakmevcut olaya uygulanabilecek olan kriterler aşağıda sayılmıştır.
α) Kamu yararına katkı
67. Birinci temel unsur, haber, makale veya fotoğraflarınbasında çıkmasının kamu yararına yönelik bir tartışmaya yapacağı katkıdır (Von Hannover/Almanya (no 2) B.No: 40660/08 ve 60641/08, 7/2/2012, § 109). Genel yarar konusu olan hususların belirlenmesi ihtilaflıyazıların içerikleri ile birlikte somut davanın şartlarına da bağlıdır. Ancaksadece yayımın siyasi konular ya da işlenen suçlarla ilgili olduğu ( bkz. Egeland ve Hanseid/Norveç,B. No: 34438/04, 16/4/2009, § 58) durumlardaböyle bir yararın varlığı kabul edilmelidir.
β) Hedef alınan kişinin ünlülük derecesi ve haber veya makalenin konusu
68. Hedef alınan kişinin rol ve fonksiyonu ve haber, yazı,röportaj ve/veya fotoğrafa konu faaliyetin niteliği bir önceki kriterlebağlantılı önemli başka bir kriter oluşturmaktadır. Burada sıradan bireyler ilekamusal şahıs ya da siyasi kişilik olarak kamusal alanda hareket eden bireyleriayırmak yerinde olur. Kamu tarafından tanınmayan bir kişi kişisel itibarınasaygı gösterilmesini isteme hakkına ve özel hayat hakkına ilişkin özel birkorumadan yararlanmayı talep edebilirken, kamu tarafından tanınan bireyler içinbu derecede bir koruma söz konusu değildir (kamu tarafından tanınan kişileriçin korumanın daha esnek olacağına ilişkin bir karar için bkz. Minelli/İsviçre (k.k),B. No: 14991/02, 14/6/2005). Mesela resmi bir görevi yerine getiren siyasikişilikler hakkında demokratik toplumdaki bir tartışmaya katkı sunabilecekolaylardan bahseden bir haber ile böyle bir görev yerine getirmeyen bir kişininözel hayatıyla ilgili detaylar üzerine yapılan bir haber, bir tutulamaz (Von Hannover/Almanya, B. No: 59320/00, 24/09/2004, §63).
69. Anılan birinci durumda basının rolü basının birdemokraside kamu yararı bulunan konularda bilgi ve fikir iletme yükümlülüğüolan “bekçi köpeği” fonksiyonuylaörtüşüyorsa da, ikinci durumda bu rol tali önemdedir.Aynı şekilde kamunun bilgilenme hakkı, kamuda tanınan kişilerin, kamugörevlilerinin ve özellikle de siyasi kişiliklerin, özel hayatlarının çeşitliboyutlarına belli bazı durumlarda üstün gelebilse de, yayımlanan haberler ileonlara eşlik eden fotoğraf ve yorumların bu kişilerin sadece özel hayatlarıylailgili detaylar hakkında olması ve belli bir kesimin bu konudaki merakınıgidermek dışında bir amaç taşımaması durumunda, ilgili kişiler belli bir ünesahip olsalar bile, böyle bir üstün gelme durumundan bahsedilemez (Von Hannover/Almanya, B. No: 59320/00, 24/09/2004, §65). Bu en sondaki durumda ifade özgürlüğünün daha dar yorumlanması gerekir (Von Hannover/Almanya, B. No: 59320/00, 24/09/2004, §66).
70. Mevcut başvurudaki gibi düşünceyi açıklama ve yaymaözgürlüğü ve basın özgürlüğü ile başkalarının şöhret ve itibarlarınınkorunmasının çatışması halinde, eğer şöhreti söz konusu olan kişi kamugörevlisi ise dengeleme sırasında bu kişinin üstlendiği kamu görevi göz önünealınmalıdır. Bununla birlikte, kamu görevlilerinin siyasetçilerde olduğu gibiher türlü söylemlerini yakın denetime açtıkları da söylenemez. Kamugörevlilerinin, görevlerini hakkıyla yerine getirebilmeleri için kamu güveninesahip olmaları gerekir ki bu da ancak onları asılsız suçlamalara karşıkorumakla sağlanabilir (bkz. Lesnik / Slovakya,B. No: 35640/97, 11/6/2003, § 53).
γ) İlgili kişinin önceki davranışı
71. İlgilikişinin haber veya yazının yayımlanmasından önceki davranışı ya da ihtilaflıbilgilerin daha önce yayımlanmış olması da dikkate alınacak unsurlar içinde yeralmaktadır (Von Hannover/Almanya (no 2) B.No: 40660/08 ve 60641/08, 7/2/2012 § 111).
δ) Yayımın içeriği, şekli ve sonuçları
72. Birgazetede haberin, röportajın, fotoğrafın veya makalenin yayımlanma şekli vehedef alınan kişinin orada sunulma biçimi de değerlendirmelerde göz önünealınmalıdır (bkz. Wirtschafts-Trend Zeitschriften-Verlagsgesellschaftm.b.H./Avusturya (no 3),B. No: 66298/01 ve 15653/02, 13/12/2005, § 47). Ayrıca haberin, ulusal veya yerel, tirajı az veya çok bir gazetedeyayımlanmış olmasına göre, yayım genişliği de önemli olabilir (bkz. Karhuvaara ve Iltalehti/Finlandiya, B.No: 53678/00, 16/2/2005,§ 47).
ε) Haber veya makalenin yayınlanma şartları
73. Sonolarak, haber veya makalenin yayınlanma şartlarının, söz konusu haberde yeralan olayların geçtiği dönemde ülkede meydana gelen olaylar ışığındadeğerlendirilmesi gerekir. Aynı zamanda hedef alınan kişi bakımındanmüdahalenin başka bir ifadeyle haberin yayımlanmasının etkilerinin niteliğiniya da ağırlığını göz önünde bulundurmak gerekir.
c. Bu ilkelerin mevcut olaya uygulanması
74. İlk olarak, bir ulusal günlük gazetede yayınlanan haberveya yazıların olgular temelinde gelişen bir tartışmaya bir katkı sunupsunmadığı ve içeriğinin kamunun merakını giderme isteğinin ötesine geçipgeçmediği sorularına cevap verilmelidir. Bu bağlamda, bir haber veya yazınınkamuyu bilgilendirme değeri ne kadar yüksek ise kişinin söz konusu haber veya makaleninyayımlanmasına o kadar çok boyun eğmesi gerekir. Aksine, yazının bilgilendirmedeğeri ne kadar düşükse kişinin korunan çıkarına da o kadar çok üstünlüktanınması gerekir.
75. Başvurucu, sözü geçen ulusal günlük gazetede yayınlananhaber ve yazının gerçeğe aykırı bir şekilde yapıldığını ve haberin bütünününkendisini örgüt üyesi gibi göstermek ve suçlayıcı iddialara yer vermeksuretiyle itibar ve kişilik haklarına zarar verdiğini ileri sürmüştür.Başvurucu, açtığı tazminat davasında İlk derece Mahkemesinin ve Yargıtayın, itibarını korumadıklarını şikâyet etmiştir.
76. Başvurucunun bireysel başvuru dilekçesine eklediği bilgive belgelere göre İlk Derece Mahkemesinde yapılan yargılamada başvurucu, sözkonusu gazete haberinde verilen olayların gerçek dışı olduğunu ileri sürmüşolmakla birlikte, gazetede yer alan haberdeki bilginin doğru olmadığını,bilginin elde edilme yönteminin kabul edilemez olduğunu gösterebilmiş değildir.Başvurucunun, söz konusu haberin kendisine yönelik karalama kampanyasının birparçası olduğu yönündeki soyut değerlendirmelerine karşı davalı, söz konusuhaberin gerçeklik, güncellik, kamu yararı, toplumsal ilgi ve konu ile ifadelerarasında düşünsel bağ kuralları çerçevesinde yayımlandığını ileri sürmüştür.Davalı söz konusu haberde aşağılayıcı ifadeler kullanılmadığını, söz konusuhaberin daha önce başka bir gazetede yer aldığını ve kendilerinin esas olarakbu haberde yer alan bilgilerden faydalandıklarını, haberin görünür gerçeğeuygun olduğunu ileri sürmüştür. İlk Derece Mahkemesi de başvurucunun talebini,söz konusu haberin bir bütün olarak görünür gerçeğe uygun olduğu ve özle biçimarasındaki dengenin bozulmadığı gerekçesi ile reddetmiştir.
77. Söz konusu gazete haberinde esas olarak, başvurucununözel yetkili mahkemece tutuklanmasına sebep olan bazı faaliyetler yeralmaktadır. Bu kapsamda başvurucunun bazı askeri yetkililerle görüştüğü, bugörüşmelerden sonra başvurucunun daha önce çeşitli dini cemaatlere yönelikolarak başlattığı soruşturmanın 16 ili kapsayacak şekilde genişletildiği,başvurucunun yaptığı soruşturma ile asıl amacının iktidarda olan hükümet ilesoruşturulan dini cemaatler arasında irtibat sağlayarak planlanan askeridarbeye zemin hazırlamak olduğu ileri sürülmektedir. Söz konusu haberdebaşvurucunun özel yetkili savcılar tarafından sorgulanması sırasındabaşvurucuya yöneltilen sorular ile başvurucunun tutuklanmasına neden olanfaaliyetlere ilişkin olarak dinlenen iki gizli tanık ve bazı asker kişilerinbeyanlarına yer verilmiştir. Başvurucu soyut olarak söz konusu beyanların doğruolmadığını ileri sürse bile kendisinin tutuklanmasına neden olan delillerarasında bulunan beyanlarla gazete haberinin karşılaştırılmasını istememiş, butür bir delile dayanmamıştır. Başvurucu haberde geçen beyanların soruşturmadosyasında olmadığını da ileri sürmemiştir.
78. Söz konusu habere göre başvurucu “Ergenekon Terör Örgütüne” üye olmaktantutuklanmıştır. Söz konusu “Örgüt”eyönelik soruşturmalar 12 Haziran 2007 tarihinde, Trabzon İl JandarmaKomutanlığı'na telefonla yapılan bir ihbar üzerine, İstanbul'un Ümraniyeilçesinde bir gecekonduda polis tarafından yapılan arama ile başlatılmıştır.Söz konusu polis operasyonu sonucunda çok sayıda askeri mühimmat ile birlikteTürk Silahlı Kuvvetleri'nden emekli olmuş bir astsubaya ait bir adet flaşbelleğe el konulmuştur. Flaş bellekte yapılan incelemede "Lobi, Çok Gizli -Aralık 1999/İstanbul isimli bir belgeye rastlanmıştır. Bu belgenin "Giriş" bölümünde, "(...) Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesindefaaliyet gösteren 'Ergenekon'a bağlı olarak 'Sivil Unsurların' örgütlenmesizorunluluğu kaçınılmaz bir gerçektir" ifadelerinin bulunduğutespit edilmiştir. Elde edilen belge, içeriği ve el bombalarının ciddiyetidikkate alınarak soruşturma genişletilmiştir. Bu çerçevede, Ergenekon adıverilen davada yargılanan birçok kişinin ev ve işyerlerinde aramalar yapılmış,bu kişiler gözaltına alınmış ve bazıları da yetkili mahkemelercetutuklanmıştır. Yapılan aramalarda ve ilgililerin bilgisayarlarında çok sayıdaörgütsel doküman ve örgütün yapısını gösteren belgeler ele geçirilmiştir.
79. Ergenekon soruşturmasının başlangıç evresinde elde edilendelillerden yola çıkılarak soruşturma Cumhuriyet Başsavcılığınca genişletilmişve bu süreçte özellikle bazı emekli veya muvazzaf general ve subaylarsoruşturmaya dâhil edilmiştir. Bu kişilerin ev ve/veya işyerlerinde yapılanaramalarda örgütün hiyerarşik yapısını gösterdiği iddia edilen deliller ileHükümeti zorla yıkmak için yapıldığı iddia edilen bazı planlar elegeçirilmiştir. Ortaya çıkarılan planlar arasında "Sarıkız", "Yakamoz", "Eldiven", "Ayışığı", "Kafes" ve "İrtica ile Mücadele" isimlieylem planları bulunmaktadır (söz konusu Ergenekon yargılamalarına ilişkin dahageniş açıklamalar için bkz. B. No: 2012/849, 4/12/2013, §§ 22-37).
80. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlananiddianamelerde Sarıkız, Kafes ve İrtica ile Mücadele Eylem Planı isimlieylem planlarının askeri darbeden önceki sürece ilişkin oldukları ve buplanlardaki temel amacın yapılacak askeri darbeye zemin hazırlamak olduğu; Yakamoz isimli eylem planının askeridarbenin uygulanmasına ilişkin olduğu; Eldivenisimli eylem planının ise askeri darbeden sonraki süreçte devletin ve siyasikurumların yeniden yapılandırılmasına ilişkin planları içerdiği belirtilmiştir.
81. Somut başvuruya konu gazete haberinde başvurucunun, “Ak Parti ve Gülen’i bitirme planı” olarakanılan planı uygulamaya geçirdiği iddiasıyla tutuklandığı belirtilmiştir.Dolayısıyla, söz konusu gazete haberi bu haberden önceki Ergenekon soruşturmasüreci ile birlikte değerlendirildiğinde ihtilaflı haber ve yazının, birölçüde, kamusal nitelikli bir tartışmaya katkı sundukları kabul edilebilir. Buhususla ilgili olarak, basının kamusal nitelikli bütün sorunlarla ilgili olarakbilgi ve fikir yayma fonksiyonuna, kamunun bu bilgi ve fikirleri alma hakkınıneklendiği hatırlanmalıdır.
82. Son olarak başvurucunun olayların geçtiği zaman dilimindeüst düzey bir kamu görevi olan Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı olduğu ve gazetehaberinden önce meydana gelen olaylarla birlikte daha da artan ve itirazgötürmeyen tanınmışlık derecesi dikkate alındığında, başvurucu, az bilinen birkişi olduğunu iddia edemez.
83. Buna karşın savcıların adalet sisteminin düzgün işlemesiiçin görev yapan kamu görevlileri olduğu da unutulmamalıdır. Savcılar da diğerkamu görevlileri gibi kamunun güvenine sahip olmalıdırlar (benzer bir karariçin bkz. Saday / Türkiye, B. No: 32458/96, 30/3/2006, §33). Bu sebeple adalet sisteminde görev alan savcılarla birlikte hâkimleri vediğer yargı çalışanlarını asılsız suçlamalardan korumak devletingörevlerindendir.
84. Demokratik bir toplumda, bireylere, yargı sistemi ve onadâhil olan kamu görevlilerini eleştirme ve onlar hakkında yorum yapma hakkıtanınmış olmakla birlikte bu eleştirilerin kişilerin şeref ve itibarlarınınkorunmasını isteme haklarını ihlal eder boyuta ulaşmaması gerekir.
85. Somut olayda İlk Derece Mahkemesi, ulusal günlükgazetenin basın özgürlüğü ve bu bağlamda düşünceyi açıklama ve yaymaözgürlükleri ile başvurucunun şeref ve itibarına saygı hakları arasında birdenge kurma işlemi yapmıştır. İlk derece Mahkemesi, söz konusu haber veyazının, genel çıkarı ilgilendiren bir tartışmaya katkı sunup sunmadığısorusuna özel bir önem vermiş, ayrıca haberin yapıldığı şartlar üzerine deeğilmiştir. İlk Derece Mahkemesi davaya konu yazıda geçen olayların gerçekliğimeselesine eğilmiş ve haberin yayınlandığı tarihte meydana gelen olaylarlahaberin içeriği arasındaki öz-biçim ilişkisinin bozulmadığına ve gazetehaberinde geçen olayların “görünürgerçekliğe uygun” olduğuna karar vermiştir.
86. Diğer yandan söz konusu gazete haberinde hiçbir şekildeabartıya kaçılmadığı da söylenemez. Ne var ki basın özgürlüğünün kapsamının,demokrasi ile yakın ilişkisinin doğal sonucu olarak, bir dereceye kadarabartıya ve provoke etmeye izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiğikabul edilmelidir (Radio France ve Diğerleri/Fransa, B. No: 53984/00, 30/3/2004, §37). Nitekim somut olayda İlk Derece Mahkemesi özellikle haberinbaşlıklarındaki “savcı boğazına kadar batmış”ve başvurucu hakkında Ergenekon Darbe Planı çerçevesinde “düğmeye bastı” şeklindeki abartılıifadeleri değerlendirmiş ve bu ifadelerin hukuka uygunluk sınırları içerisindekaldığına karar vermiştir.
87. Diğer taraftan, hakkında dava açılan haberde yer alaniddialar, olgulara dayalı ithamlar şeklinde de değerlendirilse, değer yargılarıolarak da kabul edilse, İlk Derece Mahkemesi, başvurucunun tutuklanmasınailişkin adli sürecin anlatıldığı haberde yer alan iddiaların olgusal temeldentümüyle yoksun olmadıklarını değerlendirmiştir. İlk Derece Mahkemesi ayrıca,hem düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü ile basın özgürlüğüne ve hem de buözgürlüklerin başkalarının kişilik hakları karşısındaki sınırlarına vurguyapmıştır.
88. Başvurucu, olayların meydana geldiği dönemde uzunca birsüre kendisi hakkında eleştiriler içeren yazıların hedefi olmuştur. Ancak somutbaşvuruya konu yazı, o dönemde Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı olan başvurucunungörevine ilişkin değil hakkında yürütülen ve şüphelisi olduğu bir soruşturmakapsamında tutuklanmasına neden olan olaylara ilişkin bir haber yazısıdır ve nebaşvuranın sahsına hakaret içermekte, ne ona karşışiddeti teşvik etmekte ve ne de başvurucunun yargı görevini engellemektedir.
89. Bu şartlarda, yukarıdaki değerlendirmelerin tamamı veyargı mercilerinin farklı çıkarları dengelerken sahip oldukları takdir paylarıda dikkate alındığında, Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında yer alanpozitif yükümlülüklere uyulduğu sonucuna varılmıştır. Açıklanan sebeplerle bumaddenin ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan nedenlerle;
A. Başvurucunun,
1. Bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlaledildiği iddiaları yönünden “açıkçadayanaktan yoksun olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ihlal edildiği iddiaları yönünden KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Başvurucunun, maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla ilgili olarakAnayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,
30/06/2014 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.