TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
İLHAN CİHANER BAŞVURUSU (3)
(Başvuru Numarası: 2013/5298)
Karar Tarihi: 20/5/2015
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Yunus HEPER
Başvurucu
:
İlhan CİHANER
Vekili
:
Av. Mustafa GÜLER
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvurucu, ulusal ölçekte yayın yapan haftalık AksiyonDergisinde yayımlanan bir makalede kullanılan ifadelerin kişilik haklarınızedelediğini, şeref ve itibarının korunması hakkını ihlal ettiğini iddiaetmiştir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru, 15/7/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudanyapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesindeKomisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 25/12/2014 tarihindekabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölümegönderilmesine karar verilmiştir.
III. OLAYLAR VE OLGULAR
A. Olaylar
4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
5. Feza Gazetecilik A.Ş. bünyesinde ulusal düzeyde haftalıkyayımlanan Aksiyon Dergisinin 2-8/11/2009 tarihli nüshasının 32. sayfasında “Plan Uygulamaya Çoktan Geçti Komutanım”başlığı altında yayın yapılmıştır. Dergide yayımlanan haberin dava konusuedilen bölümü şöyledir:
“Erzincan'da 23 şubatta İsmailağaCemaatine dönük bir operasyon başladı. Suç çocuklara Kur'an öğretilmesiydi.Ancak operasyonun boyutu bu iddianın çok ötesine geçiyordu. Erzincan CumhuriyetSavcısı İlhan Cihaner'in talimatıyla başlayanoperasyonda 22 ilde teknik takip yapılmıştı. Hatta teknik takibe alınan kişilerarasında bir bakan, AK Partinin önemli bir belediye başkanı ve bir gazeteninsahibi de vardı. Soruşturmayı ise Jandarma yürütüyordu. Erzincan şehirmerkezinde polis nezaretinde yapılması gereken baskınlar sadece Jandarmatarafından gerçekleştirildi. 26 kişi hukuka aykırı usullerle gözaltına alındı.Bu kişilere psikolojik harekât uygulandı. 4,5 aylık hamile bir kadın 48 saat açve susuz bırakıldığı için çocuğunu düşürdü...”
6. Başvurucu 27/10/2010 tarihli dilekçesi ile yukarıdabelirtilen haberin gerçeğe aykırı olup asılsız ve çirkin ithamlarlasuçlandığını, bu haberle bağlantılı olarak hakkında gerçek dışı yayınlaryapıldığını belirterek basın yoluyla kişilik haklarına saldıran davalılarınmanevi tazminat ödemelerine karar verilmesini talep etmiştir.
7. Ankara 22. Asliye Hukuk Mahkemesi, 27/9/2011 tarihlikararıyla davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:
“...Davalı şirket tarafından yayımlananAksiyon Dergisindeki 'Plan Uygulamaya Çoktan Geçti Komutanım' yazısının içeriğibir bütün olarak göz önüne alındığında Erzincan'da bir cemaate yönelikoperasyon ile Kayseri'de bir astsubayın ifadesinin alınması olayları birliktedeğerlendirerek yorum yapıldığı, bu yorum içerisinde davacının talimatıylayürütülen soruşturmadaki usulsüzlüklerin okuyucuya aktarıldığı, davacınıntalimatıyla yürütülen soruşturmada bir takım usulsüzlüklerin bulunduğuhususunun Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığının 24/9/2009 tarihli yazısıekinde yer alan soruşturma izni verilen 17/7/2009 tarihli soruşturma raporuiçeriğinde de yer aldığı, dolayısıyla davacının Erzincan Başsavcılığı göreviniyürütürken verdiği talimatla yürütülen soruşturmada izlenen yöntemin usul vekanuna aykırı olduğu hususunda davacının bağlı olduğu Bakanlığın Teftiş KuruluBaşkanlığınca da soruşturma yürütülmüş olması karşısında davalı yazarınbelirttiği hususların kesinleşmiş gerçek olmamakla birlikte yayımlandığı tarihitibarıyla güncel olup, kamuoyunu ilgilendiren bir konuda basın özgürlüğüçerçevesinde yorum yapılmak suretiyle yayınlanmış bir yazı olduğu, haberiçeriğinde davacının kişilik haklarına ve kişiliğine yönelik saldırınınbulunmadığı, manevi tazminat isteminin şartlarının oluşmadığı anlaşıldığındandavanın reddine (karar vermek gerekmiştir.)”
8. Anılan karar, başvurucunun temyizi üzerine Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 10/12/2012 tarihli ilamıyla onanmıştır. Başvurucunun karardüzeltme talebi, aynı Dairenin 14/5/2013 tarihli ilamıyla reddedilmiştir. Nihaikarar, 17/6/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.
9. Bireysel başvuru 15/7/2013 tarihinde yapılmıştır.
B. İlgili Hukuk
10. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun“Sorumluluk” başlıklı 49.maddesinin şöyledir:
“Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasınazarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Zararverici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı birfiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararıgidermekle yükümlüdür.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
11. Mahkemenin 20/5/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucunun 15/7/2013 tarihli ve 2013/5298 numaralı bireysel başvurusuincelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
12. Başvurucu,
i. 2007yılında Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı olarak göreve başladığını, yasaya aykırıyardım toplamak, Kimlik Bildirme Kanunu'na muhalefet, Kılık Kıyafet Kanunu'naaykırı davranmak, okul öncesi yaş grubundaki çocuklara izinsiz dini eğitimveren kurum açmak gibi faaliyetleri tespit edilen kişiler hakkında ErzincanCumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma açıldığını belirtmiştir. Başvurucu,soruşturma kapsamında 26 kişinin gözaltına alınarak sorguya sevk edildiğini,dönemin başbakan yardımcısının kendisinden şüphelilerin serbest bırakılmasınıistediğini, daha sonra soruşturma dosyasının görevli Erzurum CumhuriyetBaşsavcılığına gönderildiğini, bu soruşturmadan sonra kendisi hakkında linçkampanyası başlatıldığını ileri sürmüştür.
ii. Başvuruyakonu yayının da bu kapsamda yapıldığını, haberin Erzincan ilinde yürüttüğüsoruşturmanın kamuoyunda irtica ile mücadele eylem planı olarak bilinen planlailişkilendirilip gerçek dışı eklemelerle sunulduğunu iddia etmiştir.Müfettişler tarafından yapılan soruşturmada davaya konu haber içeriğindekiolayların yer almadığını, yürütülen soruşturma sonucu haberde geçen olaylarlailgili Erzurum Ağır Ceza Mahkemesi tarafından mahkûmiyet hükmü kurulmasınınsoruşturmanın içeriğinin doğru olduğunu gösterdiğini, yayında bahsi geçen 4,5aylık hamile bir kadının soruşturma esnasında 48 saat aç ve susuz bırakılarakçocuğunun düşmesi olayının daha sonraları da haber konusu yapıldığını ancak buhaberin gerçek dışı olduğunun resmi belgelerle sabit olduğunu ileri sürmüştür.
iii. Derecemahkemeleri kararlarının yeterli gerekçe içermediğini, gerçeğe aykırı yayınnedeniyle Anayasa'nın 17., 36. ve 141. maddelerinde tanımlanan ilke vehaklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
Başvurucu, ihlalin tespiti ile yeniden yargılama ve tazminattalebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
13. Başvurucu, söz konusu haberde yer alan bilgilerin doğruolmadığını, çarpıtıldığını, haber nedeniyle şeref ve itibarına müdahaledebulunulduğunu, kararların gerekçeli olmadığını belirterek Anayasa’nın 17., 36.ve 141. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüş ise de başvurucunun şikâyetettiği koşullar ve şikâyetlerini dile getirme biçimi dikkate alınarak buşikâyetlerin Anayasa’nın 17. maddesi bağlamında incelenmesi uygun görülmüştür.
14. Başvuru konusu olaya benzer olaylarda uygulanacak ilkelerilk olarak İlhan Cihanerkararında (B.No:2013/5574, 30/6/2014, §§ 42-74) ortaya konulmuştur. Daha sonra aynı ilkelerAnayasa Mahkemesi Genel Kurulu tarafından benimsenmiş (bkz. Kadir Sağdıç, B.No: 2013/6617, 8/4/2015 [GK], §§ 35-66; Nihat Özdemir, B.No:2013/1997, 8/4/2015 [GK], §§ 29-61) ve Bölümler önlerine gelen şikayetlerdesözü geçen ilkeleri uygulamışlardır (AliSuat Ertosun, B.No: 2013/1047, 15/4/2015,§§ 21-52; Ali Suat Ertosun (2), B.No: 2013/1640, 15/4/2015, §§ 19-50).
15. Başvuruya konu sözler ve iddialar (§ 9) nedeniylebaşvurucunun kişisel itibarının korunması hakkına müdahale edildiği kabuledilmelidir. Bu sebeple mevcut davada başvurucunun Anayasa’nın 17. maddesininbirinci fıkrasında koruma altına alınan kişisel itibarın korunmasını istemehakkı ile ulusal haftalık derginin ve şikâyet konusu makalenin yazarıgazetecinin Anayasa’nın 28. maddesinde güvence altına alınan basın özgürlüğü vebu özgürlükle bağlantılı olarak Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altınaalınan ifade özgürlüğü arasında bir denge kurulması gerekmektedir.
16. Bireyin kişisel şeref ve itibarı, Anayasa’nın 17.maddesinde yer alan “manevi varlık”kapsamında yer almaktadır. Devlet, bireyin manevi varlığının bir parçası olankişisel şeref ve itibara keyfi olarak müdahale etmemek ve üçüncü kişilerinsaldırılarını önlemekle yükümlüdür (AbdullahDoğtaş, B.No:2013/1123, 2/10/2013, § 33). Şeref ve itibarı etkileyen sözel saldırılar veyabasın ve yayın yolu ile yapılan yayınlara karşı bireyin korunmaması halindeAnayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrası ihlal edilmiş olabilir (Kadir Sağdıç, B.No: 2013/6617, 8/4/2015 [GK], § 36; İlhan Cihaner, B.No: 2013/5574, 30/6/2014, § 42). Anayasa Mahkemesi,Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasının olaya uygulanabilmesi içinkişinin itibarına yapılan saldırının kişinin itibarına saygı gösterilmesiniisteme hakkından başvurucunun kişisel olarak yararlanmasına zarar verecekşekilde yapılmış olup olmadığını olayın şartlarına göre değerlendirir (bkz. Kadir Sağdıç, B.No: 2013/6617, 8/4/2015 [GK], § 39; İlhan Cihaner, B.No: 2013/5574, 30/6/2014, § 45, 56).
17. Öte yandan ifade özgürlüğü demokratik toplumun temelinioluşturan ana unsurlardan ve toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi içingerekli temel şartlardan birini oluşturmaktadır. Anayasa’nın 26. maddesininikinci fıkrası saklı tutulmak üzere, ifade özgürlüğünün sadece toplumtarafından kabul gören veya zararsız veya ilgisiz kabul edilen bilgi vefikirler için değil, incitici, şoke edici ya da rahatsız edici bilgi vedüşünceler için de geçerli olduğu yinelenmelidir. İfade özgürlüğü, yokluğuhalinde “demokratik bir toplum”dan söz edemeyeceğimizçoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir ve bazı istisnalaratabi ise de, bu istisnaların dar yorumlanması ve bu hakkın sınırlandırılmasınınikna edici olması gerekir (bkz. AbdullahÖcalan, B.No: 2013/409, 25/6/2014 [GK], §95; Kadir Sağdıç, B.No: 2013/6617, 8/4/2015 [GK], § 48; İlhan Cihaner, B.No: 2013/5574, 30/6/2014, § 55; başka kararlar yanındabkz. Handyside/Birleşik Krallık, B. No: 5493/72, 7/12/1976, §49).
18. Mevcut olaydaki gibi başvurularda başvurunun sonucu,prensip olarak, başvurunun ihtilaflı makale ve sözlerin sahibi tarafındanAnayasa’nın 26. maddesine dayanılarak yapılmış olması ile bu makaleye veyasözlere konu olan kişi tarafından Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasınadayanılarak yapılmış olmasına göre değişmez. Aksi halde Anayasa’nın anılanmaddelerinde korunan hakların dengelenmesinde, benzer olaylarda çelişkilisonuçlar ortaya çıkabilir. Yargı mercilerinin bu iki maddede düzenlenen haklararasında Anayasa Mahkemesi içtihadında ortaya konulan kriterlere uygun birşekilde bir denge kurmaları gerekir.
19. Basın özgürlüğü ile itibarın korunması hakkı arasında birdenge kurulmasıyla ilgili olarak mevcut olaya uygulanabilecek olan kriterler şuşekilde sayılabilir: Genel yarara ilişkin bir tartışmaya katkı sağlanıpsağlanmadığı, hedef alınan kişinin konumu (siyasetçi, kamu görevlisi veyasıradan birey olup olmaması ve ünlülük derecesi gibi), haber veya makaleninkonusu, ilgili kişinin önceki davranışları, yayımın içeriği, şekli ve sonuçlarıile haber veya makalenin yayımlanma şartları (bkz. İlhan Cihaner, B.No:2013/5574, 30/6/2014, § 66-73; Kadir Sağdıç,B.No: 2013/6617, 8/4/2015 [GK], §§ 58-66; Nihat Özdemir, B.No:2013/1997, 8/4/2015 [GK], §§ 54-61; Ali SuatErtosun, B.No: 2013/1047, 15/4/2015, §§44-52; Ali Suat Ertosun (2), B.No: 2013/1640, 15/4/2015, §§ 42-50).
20. Başvurucu, sözü geçen ulusal haftalık dergide yayımlananhaber ve yazının gerçeğe aykırı bir şekilde yapıldığını ve haberin bütünününkendisi hakkında suçlayıcı iddialara yer vermek suretiyle itibar ve kişilikhaklarına zarar verdiğini ileri sürmüştür. Başvurucu, açtığı tazminat davasındaİlk derece Mahkemesinin ve Yargıtayın, itibarınıkorumadıklarını şikâyet etmiştir.
21. Başvurucunun bireysel başvuru dilekçesine eklediği bilgive belgelere göre başvurucu hakkında olayların geçtiği dönemde çok sayıda yayınorganında haber yapılmış ve makale yazılmıştır. Başvurucunun bu dönemde yapılanhaber ve makalelerle ilgili olarak Anayasa Mahkemesinde çok sayıda bireyselbaşvurusunun olduğu anlaşılmaktadır. Yine başvurucunun Anayasa Mahkemesineyaptığı bireysel başvurularda şablon dilekçeler verdiği anlaşılmaktadır. Mevcutbaşvuruda da başvurucu, genel olarak söz konusu haberde yer alan bilgilerindoğru olmadığını belirtmekle yetinmiştir.
22. İlk Derece Mahkemesinde yapılan yargılamada başvurucu,söz konusu haberde verilen olayların gerçek dışı olduğunu ileri sürmüş olmaklabirlikte, haberde yer alan bilgilerin doğru olmadığını, bilginin elde edilmeyönteminin kabul edilemez olduğunu gösterebilmiş değildir. Başvurucunun, sözkonusu haberin kendisine yönelik karalama kampanyasının bir parçası olduğuyönündeki soyut değerlendirmelerine karşı davalı, söz konusu haberin gerçeklik,güncellik, kamu yararı, toplumsal ilgi ve konu ile ifadeler arasında düşünselbağ kuralları çerçevesinde yayımlandığını ileri sürmüştür. Davalı söz konusuhaberde aşağılayıcı ifadeler kullanılmadığını ve kendilerinin esas olarakbaşvurucunun talimatı ile yürütülen soruşturmada teftiş kurulu başkanlığınınhazırladığı raporda da yer alan usulsüzlükleri haberleştirdiklerini, haberingörünür gerçeğe uygun olduğunu ileri sürmüştür.
23. Başvurucunun, davalının makalede yer verilen hususlarıdile getirmesinin şahsiyet haklarına yönelik bir saldırı olduğu yönündekideğerlendirmelerine karşı davalı, söz konusu makaledeki bilgilerin gerçek vegüncel olduğunu ve hukuka aykırı bir yönünün de bulunmadığını ileri sürmüştür.İlk Derece Mahkemesi de başvurucunun talebini, söz konusu makalenin bir bütünolarak görünür gerçeğe uygun olduğu ve özle biçim arasındaki dengeninbozulmadığı gerekçesi ile reddetmiştir.
24. İlk olarak, davalının başvuruya konu makalede dilegetirdiği düşüncelerin olgular temelinde gelişen bir tartışmaya katkı sunupsunmadığı ve içeriğinin kamunun merakını giderme isteğinin ötesine geçipgeçmediği sorularına cevap verilmelidir. Bu bağlamda, bir haber veya yazınınkamuyu bilgilendirme değeri ne kadar yüksek ise kişinin söz konusu haber veyamakalenin yayımlanmasına o kadar çok katlanması gerekir. Aksine, yazınınbilgilendirme değeri ne kadar düşükse kişinin korunan çıkarına da o kadar çoküstünlük tanınması gerekir (İlhan Cihaner, B.No:2013/5574, 30/6/2014, § 74). Basının genel yarar nitelikli bütün sorunlarlailgili olarak bilgi ve fikir yayma fonksiyonuna, kamunun bu bilgi ve fikirlerialma hakkının eklendiği hatırlanmalıdır.
25. Şikâyet konusu dergi makalesinde geçen olayların meydanageldiği ve başvurucunun Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı olduğu dönemde,başvurucu hakkında bazı soruşturmaların yapıldığı bir dönemdir. Şikâyet konusu makalede,Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığınca kamuoyunda İsmailağaCemaati olarak bilinen sivil oluşuma karşı başlatılan soruşturma konuedilmiştir. Davalı, söz konusu soruşturmanın Erzincan’da başlatılmakla birlikte22 ili kapsayan, bir gazete sahibi, bir bakan ve pek çok siyasetçiyi kapsayanbir soruşturmaya dönüştürüldüğünü, usulsüz bir şekilde 26 kişinin gözaltınaalındığını, gözaltı koşullarının kötü olması nedeniyle hamile bir kadınınçocuğunu düşürdüğünü iddia etmiştir. Söz konusu makalede o sırada Türkiye’demeydana gelen başka bazı olaylara değinilmiştir. Davalı genel olarak, TürkSilahlı Kuvvetleri ve yargı içerisinde bazı gurupların bazı cemaatlere yönelikhukuk dışı uygulamaları bulunduğunu iddia etmiş ve o sıralarda yargıya intikaletmiş bazı soruşturma ve kovuşturmalara değinmiştir. Bu bakımdan söz konusumakalede sarf edilen sözlerin, bir ölçüde, genel yarar nitelikli bir tartışmayakatkı sundukları kabul edilebilir.
26. Adalet sisteminin düzgün işlemesi için görev yapan kamugörevlileri olan hâkim ve savcılarla yüksek mahkeme üyeleri de diğer kamugörevlileri gibi kamunun güvenine sahip olmalıdırlar (benzer bir karar içinbkz. Saday/Türkiye, B. No: 32458/96, 30/3/2006, §33). Bu sebeple adalet sisteminde görev alan hâkimler ve savcılarla birliktediğer yargı çalışanlarını asılsız suçlamalardan korumak devletingörevlerindendir. Demokratik bir toplumda, bireylere, yargı sistemi ve onadâhil olan kamu görevlilerini eleştirme ve onlar hakkında yorum yapma hakkıtanınmış olmakla birlikte bu eleştirilerin kişilerin şeref ve itibarlarınınkorunmasını isteme haklarını ihlal eder boyuta ulaşmaması gerekir (benzerdeğerlendirmeler için bkz. İlhan Cihaner, B.No:2013/5574, 30/6/2014, § 85).
27. Buna karşın kamu adına soruşturmaları yürüten cumhuriyetsavcılarının her türlü eleştirinin dışında olduğu da iddia edilemez.Başvurucunun olayların geçtiği zaman diliminde Türkiye kamuoyunda oldukçatanınan bir yargı mensubu olduğu ve itiraz götürmeyen tanınmışlık derecesidikkate alındığında, onun az bilinen bir kişi olduğu iddia edilemez. Öte yandanbaşvuruya konu makale başvurucunun üstlendiği Cumhuriyet Başsavcılığınınotoritesini zayıflatmış görünmemektedir. Zira söz konusu makale başvurucununhakkındaki isnatlar nedeniyle soruşturulmasından ve tutuklanmasından sonrayazılmıştır. Dolayısıyla hakkında yürütülen soruşturma ve açılan dava nedeniylebaşvurucunun kişisel kariyerinin ve mesleğinin de önemli ölçüde etkilendiğisöylenebilirse de başvurucu, kariyerindeki değişiklikleri münhasıran söz konusumakaleye dayandırmamıştır.
28. Son olarak başvuruya konu sözlerde abartıya kaçılmadığıda söylenemez. Ne var ki basın özgürlüğünün kapsamının, demokrasi ile yakınilişkisinin doğal sonucu olarak, bir dereceye kadar abartıya ve hattakışkırtmaya izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiği kabul edilmelidir(Kadir Sağdıç, B.No: 2013/6617, 8/4/2015 [GK], §76; Radio France ve Diğerleri/Fransa, B. No: 53984/00, 30/3/2004, §37).
29. Anayasa Mahkemesi veya derece mahkemeleri, gazetecilikmesleğinin nasıl yapılması gerektiğini ve gazetecilerin haber verme tekniğinibelirleyemezler. Zira bir düşüncenin en iyi hangi üslup ve biçimleaktarılacağına ancak bizzat düşünceyi dile getirenler karar verebilir. Bubağlamda Anayasa’nın 26. maddesinin sadece ifade edilen haber ve fikirleriniçeriğini değil, fakat aynı zamanda bunların nakledilme biçimlerini de koruduğuhatırda tutulmalıdır (bkz. Ali Suat Ertosun,B.No: 2013/1047, 15/4/2015,§ 66; Oberschlick/Avusturya, B. No: 11662/85, 23/5/1991, §57).
30. Somut olayda İlk Derece Mahkemesi, davalının basınözgürlüğü ve bu bağlamda ifade özgürlüğü ile başvurucunun şeref ve itibarınınkorunması hakları arasında bir denge kurma işlemi yapmıştır. İlk DereceMahkemesi, söz konusu yazının genel çıkarı ilgilendiren bir tartışmaya katkısunup sunmadığı sorusuna özel bir önem vermiş, ayrıca haberin yapıldığı şartlarüzerine de eğilmiştir. İlk Derece Mahkemesi davaya konu yazıda geçen olaylarıngerçekliği meselesine eğilmiş ve yayınların yapıldığı tarihte meydana gelenolaylarla yayınların içeriği arasındaki öz-biçim ilişkisinin bozulmadığına vebaşvuruya konu sözlerde geçen olayların “görünürgerçekliğe uygun” olduğuna karar vermiştir.
31. Bu şartlarda, yukarıdaki değerlendirmelerin tamamı veyargı mercilerinin farklı çıkarları dengelerken sahip oldukları takdir paylarıda dikkate alındığında, Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında yer alanpozitif yükümlülüklere uyulduğu, derece mahkemelerince tarafların haklarınındeğerlendirilmesinde açık bir dengesizlik saptanmadığı ve bu kapsamda birihlalin olmadığı açık olduğundan, başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartlarıyönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktanyoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
Başvurunun, “açıkçadayanaktan yoksun olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, yargılamagiderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına, 20/5/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.