TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
İLKNUR KIZILTOPRAK BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/11579
Karar Tarihi: 18/4/2019
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Kadir ÖZKAYA
Raportör Yrd.
:
Fatih ALKAN
Başvurucu
:
İlknur KIZILTOPRAK
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, koruyucu aile statüsünün kaldırılmasına ilişkinkararın iptal edilmesi talebiyle açılan davanın sürüncemede bırakılmaması veçocuklara karşı önleyici nitelikte tedbir kararı verilmesi nedenleriyle ailehayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 3/7/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu ile eski eşi M.D., 2004-2016 yılları arasında evlikalmışlardır. Başvurucunun eski eşi M.D., Balıkesir'de bilgisayar tamiri vebakımı üzerine esnaf olarak çalışmaktadır.
9. Çocuk sahibi olamayacaklarını belirten başvurucu ve eski eşiM.D., 13/10/2008 tarihinde Başbakanlık Sosyal Hizmetler ve Çocuk EsirgemeKurumu Genel Müdürlüğü Balıkesir İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü (Kurum) ilekoruyucu aile sözleşmesi imzalayarak daha önce Balıkesir Valiliği (Valilik)tarafından koruma altına alınmış olan 2005 doğumlu küçük Ş.A.nın koruyucu ailesi olmuşlardır.
10. Başvurucu ve M.D. 25/9/2009 tarihinde Kurum ile yeni birkoruyucu aile sözleşmesi imzalamışlar ve yüzde elli oranında engelli raporubulunan koruma altına alınmış 2004 doğumlu küçük A.K.nın koruyucu ailesi olmuşlardır.
11. 24/5/1983 tarihli ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu'nun23. maddesine dayanılarak çıkarılan 14/10/1993 tarihli ve 21728 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan mülga Koruyucu Aile Yönetmeliğikapsamında hazırlanan söz konusu sözleşmelere göre başvurucu ve M.D. ile Kurumkarşılıklı olarak şu taahhütlerde bulunmuşlardır:
"i. Koruyucu aile, çocuğun yetenekleri vebecerilerinin elverdiği noktaya kadar eğitimini, bakım ve meslek sahibiolmasını, sağlığının korunmasını kendi öz çocukları gibi sağlamakla yükümlüdür.
ii. Koruyucu aile; yanına yerleştirilençocukları koruma, eğitme ve yetiştirme dışında, hiçbir suretle hizmetçi, dadı,besleme olarak kullanamaz.
iii. Koruyucu aile, çocuğun varsa ailesi veakrabaları ile yetkililerin uygun gördüğü şekil ve zamanda görüştürmekleyükümlüdür. Çocuğun halen sahip olduğu ve sonradan edineceği taşınır vetaşınmaz malların vasisi tarafından idare edilmesini kabul eder.
iv. Koruyucu aile, bulunduğu ilde yapacağıadres değişikliklerini 15 gün içinde ikametgahbildirimi ile birlikte İl Müdürlüğüne bildirmekle yükümlüdür. Aile başka birile taşınması durumunda yeni adresini en az bir ay önceden İl Müdürlüğünebildirir.
v. Koruyucu ailenin geçici bir süre çocuklabirlikte yurt dışına çıkması Komisyonun kararı ve Valiliğin onayına bağlıdır.
vi. Koruyucu ailenin yanına yerleştirilençocuğun hastalanması durumunda resmi sağlık kuruluşlarına sevki başvurulan İlMüdürlüğünce yapılır. Gerekli bakım ve tedavi, ilaç masrafları aynı İlMüdürlüğü tarafından sağlanır.
vii. Koruyucu ailenin, çocuğa bakmaktanvazgeçtiği, taahhütlerini yerine getirmediği bir raporla tespit edildiğitakdirde çocuk aileden geri alınır.
viii. Korunmaya muhtaç çocuklara ücretkarşılığı bakıp koruyacak, eğitecek ve yetiştirecek koruyucu ailelere kendiistekleri halinde baktıkları çocuğa uygun Yönetmelikte belirtilen bakımbedelleri ödenir."
12. Başvurucunun eski eşi M.D. hakkında balikesir155@emniyet.gov.tr isimlielektronik posta adresine kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce 15/5/2012tarihinde ihbar mahiyetinde bir elektronik posta gönderilmiştir. Söz konusuelektronik postada, M.D. tarafından müstehcen yayın ve içeriklerin saklandığıve koruma altındaki çocukların istismar edildiği yönünde iddialardabulunulmuştur. Ayrıca Balıkesir Koruyucu Aile Derneğinde yöneticilik yapanbaşvurucunun sahte birtakım işlemlerle devleti zarara uğrattığı iddiaedilmiştir.
13. Bu kapsamda Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık)tarafından başvurucunun eski eşi M.D. hakkında müstehcenlik,dolandırıcılık, sahtecilik ve çocuğun cinsel istismarı suçlarıkapsamında ceza soruşturması süreci başlatılmıştır. Soruşturma kapsamında M.D.nin K. CD İletişimunvanlı işyeri aranmış ve aramasonucunda ele geçirilen bir adet bilgisayar kasası inceleme için Bursa İlEmniyet Müdürlüğü Bilişim Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü Adli Bilişim BüroAmirliğine gönderilmiştir. İnceleme sonucunda işyerinde bulunan birbilgisayarda iki bin beş yüz adet yetişkinlere ait cinsel içerikli videodosyası ile yirmi adet yetişkin insanlarla hayvanlar arasında geçen cinseliçerikli görüntülerin bulunduğu belirlenmiştir.
14. Başsavcılık tarafından şiddetkullanarak, hayvanlarla, ölmüş insan bedeni ile ilgili müstehcen yayın üretmekve satmak suçunu işlediği iddiasıyla başvurucunun eski eşi M.D.hakkında 29/1/2013 tarihinde kamu davası açılmıştır. Balıkesir 3. Asliye CezaMahkemesindeki (Asliye Ceza Mahkemesi) dava sürecinde M.D., görüntülerin elegeçirildiği bilgisayarın tamir amacıyla Y.K. tarafından işyerine getirildiğini,dolayısıyla bilgisayarın kendisine ait olmadığını, bilgisayarı Y.K.dan satın almayı planladığını ancak işyerinde bulunanbilgisayarda kayıtlı söz konusu görüntülerden haberdar olmadığını belirtmiş vesuçlamayı reddetmiştir.
15. Asliye Ceza Mahkemesinin 27/6/2013 tarihli kararıyla M.D.nin beraatine hükmedilmiştir.Karar gerekçesinde, toplanan delillerden ve tanık ifadelerinden anlaşıldığıüzere söz konusu görüntülerin Y.K. tarafından bilgisayara yüklendiği ve başvurucunungörüntülerin bilgisayarda olduğunu bilebilecek durum olmadığı hususlarınınsabit olduğunun anlaşıldığı belirtilmiştir.
16. Söz konusu karar, dava sürecinde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığınınkatılma talebi reddedildiğinden anılan Bakanlık tarafından karar temyizedilmiştir. Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 6/12/2018 tarihli kararıyla Aile veSosyal Politikalar Bakanlığının suçun mağduru ya da doğrudan doğruya zarargöreni olmadığı gerekçesiyle temyiz talebi reddedilmiş ve karar kesinleşmiştir.
17. Ayrıca Başsavcılık tarafından çocuğun cinsel istismarı şuçukapsamında M.D. hakkında yürütülen soruşturmada 9/10/2013 tarihindekovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Kararda; M.D.ninkoruyucu olduğu çocuklara karşı herhangi bir istismarda bulunmadığı hususununçocukların ifadelerinden anlaşıldığı vurgulanmış, ayrıca kimliği belirsiz kişiya da kişilerce gönderilen elektronik posta dışında bir delil ve emareninbulunmadığı ifade edilmiştir. Söz konusu karar kesinleşmiştir.
A. Koruyucu Aile Statüsünün Kaldırılmasınaİlişkin İdari ve Yargısal Süreç
18. M.D. hakkındaki ceza soruşturmaları nedeniyle Valilik veKurum bünyesinde oluşturulan Komisyon tarafından başvurucunun ve M.D.nin koruyucu aile statüsünün kaldırılmasına kararverilmiştir. Kurum tarafından 15/2/2013 tarihinde hazırlanan üst yazıda;koruyucu aile statüsünün kaldırılmasına ilişkin kararın 14/12/2012 tarihli ve28497 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Koruyucu AileYönetmeliği'nin 22. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendine istinadenalındığı ve çocuklar S.A. ile A.K.nınaynı gün içinde Kuruma teslim edilmesi gerektiği belirtilmiştir.
19. Koruyucu aile statüsünün kaldırılması kararı üzerineçocuklar S.A. ile A.K. 16/2/2013 tarihinde kolluk güçleri eşliğinde Kurumateslim edilmişlerdir. Söz konusu sürecin basına yansıdığı ve çocukların üstünyararlarının Balıkesir'den ayrılmalarını gerekli kıldığı belirtilerek çocuklarBursa Valiliği Sevgi Köyü Toplum Merkezi Müdürlüğü bünyesine alınmışlardır.
20. 18/2/2013 tarihlerinde sosyal hizmet uzmanı tarafındançocuklarla bir görüşme gerçekleştirilmiştir. Aynı tarihte düzenlenen vebaşvurucunun çocuklar tarafından anneolarak nitelendirildiğine ilişkin ifadelerin yer aldığı görüşme raporuşöyledir:
"S.A. ile yapılan görüşmede; yaşanılansüreçten dolayı üzüntülü bir ruh halinde olmakla birlikte psikososyalgelişimlerinin son derece sağlıklı olduğu, bakımının yerinde olduğu, fizikselgelişiminin yaşıtları ile eş değer olduğu gözlenmiştir. Anne ve babası ilemutlu olduğunu ve kalmak istediğini belirtmiştir.
A.K. ile yapılan görüşmede; yine yaşanılansüreçten dolayı üzüntülü bir ruh halinde olmakla birlikte psikososyalgelişimlerinin son derece sağlıklı olduğu, bakımının yerinde olduğu, fizikselgelişiminin yaşıtları ile eş değer olduğu gözlenmiştir. Anne ve babası ilemutlu olduğunu ve kalmak istediğini belirtmiştir.
Her iki çocukta anne ve babalarının yanındakaldığı süre içerisinde herhangi bir baskı, cebir ve şiddete maruz kalmadıklarıgözlemlenmiştir."
21. Yine 18/2/2013 tarihinde Çocuk Şube Müdürlüğünde görevlipolis memurları tarafından sosyal hizmet uzmanı eşliğinde çocukların ifadelerialınmıştır. Tanzim edilen tutanaklarda yer alan S.A. ve A.K.nın ifadeleri sırasıyla şöyledir:
"S.A.: ... ben daha önce ... Yurdundabakım ve gözetim altında kalmakta iken yaklaşık iki yıl önce beni korumak vegözetlemek üzere koruyucu aile statüsünde M.D. ve İ.D. isimli şahısların yanınaverildim ve halen adresini verdiğim ikamette birlikte kalmaktayız. Benden biryıl sonra 2004 doğumlu olan sekiz yaşındaki A.K.de koruyucu aile statüsündekibu ailenin yanına geldi ve yaklaşık iki yıldır birlikte kalmaktayız. Ben M.D.yebaba, İ.D.ye anne, A.K.yaise abi diye hitap etmekteyim ve kendilerini ailem gibi görmekteyim. Bana çokiyi davranıyorlar, bütün ihtiyaçlarımı karşılıyorlar, ben ve abim A.K. bugünekadar babam M. ve annem İ.D.den en ufak bir şekildeşiddet, darp, cebir, baskı ve kötü muamele görmedim, zorla alıkonulmadım.Sadece ben yanlış bir şey yaptığımda annem İ. beni uyarıyor. Benim ve abim A.nın okul, giyinme ve yeme gibibütün ihtiyaçlarını bu şahıslar karşılamaktadırlar ve kendi çocukları gibigörmektedirler. Ben bu şahısların yanlarında iken hiç yabancılık çekmiyorum veöz annem ile babam gibi görüyorum. Ben ve abim A., bu şahısların yanındangitmek istediğimizi veya yurda yerleşmek istediğimizi hiç birzaman söylemedik. Kendileri de bizi bu nedenlerden dolayı zorla alıkoymadılar.Ben yine annem İ. ve babam M.D.nin yanlarında, korumave gözetiminde kalmak istiyorum ve koruyucu aile statüsündeki görevlerinisürdürmelerini istiyorum. Hiçbir yurda yerleştirilmek ve gitmek istemiyorum.Babam olan M.D. ve annem olan İ.D. isimli şahıslardan veya başka birisindendavacı ve şikayetçi değilim. ...
A.K.: ... Ben koruyucu aile statüsündeki buailenin yanında babam M.D., annem İ.D. ve kardeşim S.A. ile kalmaktayım. Buaile bana çok iyi davranıyorlar, bütün ihtiyaçlarımı karşılıyorlar, hiçbirzaman cebir, baskı ve kötü muamele görmedim, zorla alıkonulmadım. Benim vekardeşim S.nin okul, giyinme ve yeme gibi bütünihtiyaçlarını bu şahıslar karşılamaktadırlar ve kendi çocukları gibigörmektedirler. Ben yine annem İ. ve babam M.D.ninyanlarında, koruma ve gözetiminde kalmak istiyorum ve koruyucu ailestatüsündeki görevlerini sürdürmelerini istiyorum. Hiçbir yurda yerleştirilmekve gitmek istemiyorum. Babam olan M.D. ve annem olan İ.D. isimli şahıslardanveya başka birisinden davacı ve şikayetçi değilim. ..."
22. Başvurucu, koruyucu aile statüsünün kaldırılmasına yöneliktesis edilen söz konusu işlemin yürütmesinin durdurulması ve iptal edilmesitalebiyle Valilik aleyhine idari yargıda 15/4/2013 tarihinde iptal davasıaçmıştır. Dava dilekçesinde başvurucu; yaklaşık beş yıldır koruyucu ailestatüsüne sahip olduklarını, bu süreçte çocuklarına karşı tüm sorumluluklarıyerine getirdiklerini, bu konuda düzenlenen raporlarda olumsuz bir durumunbulunmadığını belirtmiştir. Başvurucu; koruyucu aile statüsünün ancak mahkemekararıyla kaldırılabileceği açık olmasına rağmen İdarenin tek taraflıtasarrufuyla tesis edilen işlemin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.Davalı İdare ise dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların dayanaksızolduğunu, çocukların yüksek yararı dikkate alınarak tesis edilen işleminmevzuata aykırı yönünün bulunmadığını belirtmiştir.
23. Balıkesir İdare Mahkemesinin (İdare Mahkemesi) 19/9/2013tarihli kararıyla yürütmenin durdurulması talebinin reddine hükmedilmiştir.Kararda, yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için 6/1/1982 tarihli ve2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda öngörülen koşulların oluşmadığıifade edilmiştir.
24. Bu süreçte başvurucu çocuklarla görüşmek istemiş ise deBursa Valiliği Sevgi Köyü Toplum Merkezi Müdürlüğünün 10/5/2013 tarihliyazısıyla Asliye Ceza Mahkemesindeki davanın sonuçlanmadığı belirtilerekçocuklarla görüşme talebi reddedilmiştir.
25. İdare Mahkemesinin 10/1/2014 tarihli kararıyla dava konusuişlemin iptaline karar verilmiştir. Karar gerekçesinde, başvurucunun eski eşiolan M.D.nin üzerine atılı suçlamalardan beraatettiği hatırlatılmış ve masumiyet karinesine vurgu yapılmıştır. Kararda ayrıcaadı geçen çocuklarla 18/2/2013 tarihinde uzmanlar aracılığıyla yapılan görüşmeneticesinde hazırlanan psikolojik değerlendirme raporuna da yer verilmiştir.Söz konusu raporda; çocukların rahat olduklarına, herhangi bir travmatik bulgularının olmadığına, diğer çocuklarla uyumsorunu yaşamadıklarına ilişkin tespitler aktarılmıştır. Yine kararda, BursaŞevket Yılmaz Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk İzlem Merkezi tarafındanhazırlanan adli görüşme değerlendirme raporunda yer alan ifadeler üzerindedurulmuştur. Kararda; çocukların, koruyucu aile olarak kendilerine bakan anneve babalarını sevdiklerine, anne ve babalarının da kendilerini sevdiklerine ilişkinbeyanlarının bulunduğu belirtilmiştir. Neticede, başvurucunun sosyal ilişkileriaçısından toplumun norm ve değerlerine aykırı düşen davranışlarından sözedilemeyeceği ifade edilerek dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu sonucunaulaşılmıştır.
26. Davalı İdare tarafından sunulan temyiz dilekçesinde, kararınuygulanmasının hem çocukların üstün yararları hem de kamusal yarar açısındantelafisi güç zararlara neden olacağı belirtilerek kararın bozulmasıyla birlikteyürütmesinin de durdurulması talep edilmiştir. Dilekçede, çocukların şiddeteğilimi olan bir aileye teslim edilmesinin endişe verici olduğu ve koruyucuaile sözleşmesinin imzalanmasının baştan itibaren usulsüz olduğu ifadeedilmiştir. Bu bağlamda, çocukları usulünce inceleme yapmayarak aile yanınayerleştiren meslek elemanının yargılandığı ve on ay hapis cezasıylacezalandırıldığı belirtilmiştir. Ayrıca M.D.ninberaat etmesinin İdare Mahkemesince verilen iptal kararına tek başına esasalınamayacağı, ceza hukuku kapsamında delillerin değerlendirilmesi ileçocukların koruyucu aile yanına verilmesi konusunda yapılacakdeğerlendirmelerin birbirinden çok farklı olduğu ileri sürülmüştür. Öte yandan,S.A. ile A.K.nın evlatlıkolarak verilebilme koşullarını taşıdıkları belirtilerek bu kapsamdakiçocukların koruyucu aile yanına verilmesinin onların üstün yararlarına aykırıolacağı da vurgulanmıştır.
27. Danıştay Onuncu Dairesinin 23/5/2014 tarihli kararıyla yenibir karar verilinceye kadar İdare Mahkemesi kararının yürütmesinindurdurulmasına hükmedilmiştir. Karar gerekçesinde, davalı İdare tarafındantemyiz dilekçesinde ileri sürülen hususların kararın yürütmesinindurdurulmasını gerektirecek nitelikte olduğu ifade edilmiştir.
28. Temyiz incelemesi yapan Danıştay Onuncu Dairesinin17/10/2014 tarihli kararıyla davanın görev yönünden reddi yönünde kararverilmesi gerekirken işin esasına geçilmek suretiyle karar verilmesinde hukukiisabet görülmediği belirtilerek söz konusu kararın bozulmasına hükmedilmiştir.Karar gerekçesinde, 2828 sayılı Kanun ile Koruyucu Aile Yönetmeliği hükümleri gözönüne alındığında koruyucu aileye ilişkin hizmetlerin,koruyucu ve destekleyici tedbirler arasında sayılan bakım tedbiri kapsamındadeğerlendirildiği vurgulanmıştır. Kararda; küçükler hakkında koruyucu,destekleyici ve sosyal nitelikteki tedbir kararlarının aile mahkemesitarafından verileceği belirtilmiş ve bu kapsamda koruyucu aile hizmetlerindenkaynaklı olarak ortaya çıkan uyuşmazlıkların da aile mahkemesi tarafındançözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Ayrıca, Koruyucu Aile Yönetmeliğiile her ne kadar idareye koruyucu aile sözleşmesinin imzalanması ve iptalikonusunda yetki verilmiş ise de söz konusu yetkilerin idari faaliyetle ilgiliolmadığı ve özel hukuk alanında hüküm ve sonuç doğurduğu ifade edilmiştir.
29. Bozma üzerine dava dosyasını yeniden ele alan İdareMahkemesinin 29/1/2015 tarihli kararıyla önceki kararda ısrar edilmesine vedava konusu işlemin iptaline hükmedilmiştir. Kararda, söz konusu işleminValilik tarafından tesis edildiği belirtilmiş ve aynı gerekçelere yerverilmiştir.
30. Temyiz talebi üzerine inceleme yapan Danıştay İdari DavaDaireleri Kurulunun 5/11/2015 tarihli kararıyla davanın görev yönündenreddedilmesi gerektiği belirtilerek İdare Mahkemesinin söz konusu kararınınbozulmasına hükmedilmiştir. Oy çokluğuyla verilen kararda; koruyucu ailesözleşmelerinin hüküm ve sonuçlarını özel hukuk alanında doğurdukları,sözleşmelerin salt idari nitelikte olmalarının bu sözleşmelerden doğacakuyuşmazlıkların idari yargıda çözümlenmesi sonucuna yol açmayacağı ifadeedilmiş ve koruyucu aile hizmetlerinden kaynaklanan uyuşmazlıkların ailemahkemeleri tarafından karara bağlanması gerektiği vurgulanmıştır.
31. İdari yargıda verilen görevsizlik kararı üzerine başvurucutarafından koruyucu aile statüsünün kaldırılması işleminin iptal edilmesitalebiyle Balıkesir 1. Aile Mahkemesinde 10/9/2015 tarihinde koruyucu aileliğiniadesi davası açılmıştır.
32. Anılan Mahkemenin 18/2/2016 tarihli kararıyla uyuşmazlığınidari yargının görev alanına girdiğinden bahisle görevsizlik kararı verilmiş vekarar kesinleştiğinde taraflardan birinin talebi üzerine dosyanın İdareMahkemesinin dosyası ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesinehükmedilmiştir. Karar gerekçesinde; 9/1/2003 tarihli ve 4787 sayılı AileMahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun hükümlerigereğince aile mahkemelerinin küçükleri bir aile yanına yerleştirmeye karar verebileceklerihususunun tartışmasız olduğu ancak somut olayda mahkemece başvurucuya verilmişbir koruyucu aile statüsünün bulunmadığı belirtilmiştir. Kararda; koruyucu ailestatüsünün İdare tarafından verildiği ve bu statünün kaldırılması işleminin deaynı İdare tarafından gerçekleştirildiği, bu nedenle söz konusu işlemin tamamenidari bir işlem mahiyetinde olduğu, İdarenin takdir hakkına giren ve bunadayanılarak verilen kararın iptal edilmesine ilişkin davaların idari yargıkolunda çözümlenmesi gerektiği ifade edilmiştir. Öte yandan kararda, adliyargının görevli olduğuna karar verildiği takdirde çocuk mahkemelerinin görevliolup olmadığı hususunun ise ileride ayrıca değerlendirileceği belirtilmiştir.
33. Söz konusu kararın temyiz edilmesi üzerine inceleme yapanYargıtay 20. Hukuk Dairesi 13/6/2016 tarihli kararıyla görevli Daireninbelirlenmesi amacıyla dosyanın Hukuk İşbölümü İncelemeKuruluna gönderilmesine karar vermiştir.
34. Görevli Daire olarak belirlenen Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin16/11/2017 tarihli kararıyla dosyanın mahalli mahkemesine iadesinehükmedilmiştir. Kararda, başvurucunun yargılandığı Balıkesir 3. Asliye CezaMahkemesindeki dava dosyasının ve varsa diğer ceza davası dosyalarınınaraştırılması ve asıllarının ya da onaylı örneklerinin dosyaya eklenerekgönderilmesi gerektiği belirtilmiştir.
35. Aile Mahkemesi tarafından ilgili dosyalar Yargıtaya gönderilmiş ancak Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin25/4/2018 tarihli görevsizlik kararı nedeniyle dava dosyası Yargıtay 8. HukukDairesine gönderilmiştir.
36. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 18/12/2018 tarihli kararıylaBalıkesir 1. Aile Mahkemesi tarafından verilen 18/2/2016 tarihli karar onanmıştır.
37. Öte yandan objektif koşulları taşımadığı anlaşılanbaşvurucuya koruyucu aile statüsü verilmesinin en başından itibaren hukukaaykırı olduğu gerekçesiyle Kurum tarafından verilen 17/3/2014 tarihli ayrı birkararla başvurucunun koruyucu aile statüsü iptal edilmiştir.Söz konusu karara karşı idari yargıdaaçılan iptal davası, aile mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle 2/9/2015tarihinde reddedilmiştir. Söz konusu görevsizlik kararı temyiz edilmediğindenkesinleşmiştir.
B. Başvurucu Hakkında Yürütülen Diğer CezaSoruşturmalarına İlişkin Süreç
38. Anılan süreçte, çocukları zamanında kolluk güçlerine teslimetmediği gerekçesiyle başvurucu hakkında çocuğun kaçırılması ve alıkonulmasısuçu kapsamında ceza soruşturması başlatılmıştır. Soruşturma neticesinde iseBaşsavcılık tarafından 11/3/2013 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dairkarar verilmiştir. Karar gerekçesinde, hukuk devleti ilkesi gereğince ancakçocukları yasal ve geçerli bildirimlere rağmen teslim etmeyen şüphelilerhakkında söz konusu suç yönünden ceza soruşturması ve kovuşturmasıyapılabileceği ifade edilmiş ve başvurucunun üzerine atılı suçun yasalunsurlarının oluşmadığı belirtilmiştir. Ayrıca kararda, çocukların koruyucuanne ve babasıyla yaşamak istediklerine ilişkin beyanları hatırlatılmıştır.
39. Öte yandan başvurucu hakkında koruyucusu olduğu çocuklarlailgili sahte belgeler düzenleyerek devletten haksız yere ödeme aldığıiddiasıyla resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılıksuçları kapsamında da bir ceza soruşturması yürütülmüştür. Başsavcılıktarafından 13/4/2014 tarihinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararıngerekçesinde, başvurucunun sahte belge düzenlemediğinin anlaşıldığı ve herhangibir işlem yapılmasına gerek olmadığı belirtilmiştir.
C. Çocuklar Hakkında Verilen Tedbir Kararlarınaİlişkin Süreç
40. Bu süreçte koruma altındaki çocuklarla sosyal çalışmacıtarafından yapılan görüşmeler sonucunda hazırlanan raporlarda, çocuklarınbaşvurucuyu anne olaraknitelendirmeye devam ettikleri belirtilmiştir. Küçük A.K. ile yapılan görüşmesonrasında hazırlanan 13/5/2015 tarihli raporda; başvurucunun kim olduğusorulduğunda A.K. tarafından "Annem"şeklinde cevap verildiği, başvurucu ile neler konuştuğu hususu sorulduğunda iseA.K.nın "Seni buradan alacağız, derslerin nasıl?"şeklinde cevaplar verdiği ifade edilmiştir. Ayrıca raporda, koruyucu ailestatüleri kaldırılmasına ve hukuki ya da biyolojik olarak bağlarıbulunmamalarına rağmen çocukların başvurucu ve eski eşi M.D. tarafından gizlive ısrarlı şekilde ziyaret edildikleri vurgulanmıştır. Hatta küçük A.K.nın başvurucu ve M.D. ileiletişim kurabilmek amacıyla izinsiz olarak okulu terk ettiğinin tespitedildiği belirtilmiştir.
41. Başvurucunun çocuklarla görüştüğünü tespit eden Aile veSosyal Politikalar Bakanlığının 29/5/2015 tarihli talebi üzerine 8/3/2012tarihli ve 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin ÖnlenmesineDair Kanun kapsamında çocukların başvurucu ve eski eşi M.D.ye karşı korunmasıyönünde aile mahkemeleri tarafından tedbir kararları verilmiştir.
42. Bu kapsamda Bursa 5. Aile Mahkemesinin 29/5/2015 tarihliönleyici nitelikteki verilen tedbir kararında, başvurucunun ve M.D.nin küçük S.A.yı rahatsızettiği gerekçesine dayanılmış ve 6284 sayılı Kanun'un 5. maddesi gereğincebaşvurucu tarafından mağdur çocuğa karşı şiddet tehdidi, hakaret, aşağılamaveya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunulmamasına, mağdurun konutuna,okula ve işyerine yaklaşılmamasına, iletişim araçlarıyla veya sair suretteçocuğun rahatsız edilmemesine üç ay süreyle karar verilmiştir. Bursa 5. AileMahkemesinin 29/5/2015 tarihli başka bir kararıyla aynı tedbirlerin diğer küçükA.K. yönünden de uygulanmasına ve tedbir kararlarına aykırı davranılmasıdurumunda başvurucunun üç günden on güne kadar zorlama hapsine tabitutulmasına, tekerrür hâlinde ise bu sürenin on beş günden otuz güne kadaruzatılmasına karar verilmiştir.
43. Söz konusu kararlara karşı sunduğu 15/6/2015 tarihli itirazdilekçelerinde başvurucu; idari yargıda verilen iptal kararına dayanarakçocuklarla görüşmek amacıyla okullarına gittiğini ancak çocuklarına herhangibir rahatsızlık vermediğini, çocuklarının kendisine sevgi beslediğini veBalıkesir'deki evlerine dönmek istediklerini her defasında dile getirdiklerini,bu gerçeklere rağmen verilen tedbir kararlarının hukuka aykırı olduğunubelirtmiştir. Başvurucu ayrıca, engelli olan küçük A.K.nın Bursa'daki çocuk yurdundan kaçarak yaya şekildeBalıkesir'e gelmeye çalıştığını, bu girişimi sırasında yolun karşısına geçmeyeçalışırken kendisine bir aracın çarptığını ve ağır yaralanan çocuğun vücutfonksiyon kaybı oranının yüzde altmışa yükseldiğini ifade etmiştir. Çocuklarınkendisine yazdığı mektupları ve basında çıkan haberleri itiraz dilekçelerineekleyen başvurucu, çocuklarını iki yıldan beri göremediğini, kendisi ve eşiyleyaşamak isteyen ve sevgilerini dile getiren çocukların üstün yararlarınıngözetilmediğini belirterek uzaklaştırma kararının kaldırılmasını talepetmiştir.
44. Bursa 6. Aile Mahkemesinin 22/6/2015 tarihli kararlarıylayapılan itirazların reddine hükmedilmiştir. Karar gerekçesinde, Kurumtarafından verilen 17/3/2014 tarihli koruyucu aile statüsünün iptal edilmesineilişkin karara atıf yapılmış ve başvurucunun eski eşi M.D. hakkında yürütülenceza kovuşturmasının derdest olduğu vurgulanmıştır.
45. Nihai karar 1/7/2015 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiştir.
46. Başvurucu 3/7/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
1. Koruyucu Aile Statüsü Hakkında
47.2828 sayılı Kanun'un"Koruyucu aile" kenar başlıklı 23. maddesi şöyledir:
"Mahkemece korunma kararıalınan korunmaya ihtiyacı olan çocuğun bakımı ve yetiştirilmesi bu Kanuna görekurulmuş kuruluşlarda olduğu kadar Kurumun denetim ve gözetiminde bir"Koruyucu Aile" tarafından da yerine getirilebilir. Koruyucu aileye,korunmaya ihtiyacı olan çocuğun bakımı ve yetiştirilmesine karşılık olarakikinci fıkra kapsamında ödeme yapılabileceği gibi koruyucu aile bu işi gönüllüolarak da üstlenebilir.
Koruyucu aile hizmeti kapsamında aile yanınayerleştirilen çocukların bakım, eğitim, kurs, okul, yemek ve taşıma servisi,harçlık ve benzeri ihtiyaçları esas alınarak koruyucu ailelere, bu giderlerintamamına karşılık toplu bir ödeme yapılmasına veya her bir gider türü için ayrıayrı yapılacak ödemelerin kapsamına, ödeme tutarlarına, yapılacak ödemelerinusul ve esası ile koruyucu ailelerin seçimine, çocukla ilgili sorumluluklarınave hizmetin işleyişine ilişkin usul ve esaslar, Maliye Bakanlığının uygungörüşü üzerine Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından çıkarılanyönetmelikle belirlenir ve bu kapsamda verilecek ödemelerden hiçbir kesintiyapılmaz. "
48. Koruyucu Aile Yönetmeliği'nin "Koruyucu ailenin görev ve yükümlülükleri" kenarbaşlıklı 15. maddesi şöyledir:
"(1) Koruyucu ailelerin görev veyükümlülükleri şunlardır;
a) Yanına yerleştirilen çocuğun her yöndensağlıklı gelişimi için gerekli koşulları sağlamak ve uygulamak, SağlıkBakanlığının belirlediği aralıklarda çocuk izlem protokollerine göre izleminiyaptırmak, varsa tedavi planı ile ilgili yükümlülükleri yerine getirmek, uygulanmasındakoruyucu aile birimiyle işbirliği içerisinde olmak.
b) Çocuğun yetenekleri ve becerilerinin elverdiği ölçüde eğitim ve öğretimi veya meslek sahibi edindirilmesi için gerekliçabayı göstermek, çocuğu koruma, eğitme ve yetiştirme dışında hiçbir suretteçalıştırmamak.
c) Görüştürülmesinde koruyucu aile birimincebir sakınca bulunmaması durumunda çocuğun; anne, babası ve diğer yakınları ilekoruyucu aile birimince uygun görülen şekil ve zamanda görüşmesini sağlamak.
ç) Çocuğun kan bağı bulunan ya da eski çevresinden kişilerle il veyailçe müdürlüğünün bilgisi dışında iletişim kurmamak.
d) Çocuğun karşılanabilir nitelikteki ihtiyaç,istek ve beklentileri ile çocuğu ilgilendiren kararlarda düşüncesini almak.
e) Çocuğun devam edeceği okul, katılacağıkurs, sünnet gibi hayatını etkileyen, değiştiren konularda sorumlu sosyalçalışma görevlisi ile birlikte karar almak.
f) Hizmet sürecinde çocukla ilgili oluşan hertürlü rutin dışı değişiklikleri ve bunlara ilişkin duyumlarını zamangeçirmeksizin sorumlu sosyal çalışma görevlisine bildirmek.
g) Koruyucu aile hizmet sürecine veyerleştirilen çocuklara ilişkin olarak mesleki çalışmaları yürüten sosyalçalışma görevlilerine gerekli çalışma şartlarını hazırlamak, periyodikizlemeleri ve mesleki yönlendirmeleri kabul etmek, koruyucu ve destekleyicitedbir kararlarının uygulanması için uygulama planı doğrultusunda işbirliği yapmak.
ğ) İl veya ilçe müdürlükleri tarafından koruyucu aile konusundayapılacak eğitim ve çalışmalara katılmak.
h) Çocuğun, il veya ilçe müdürlüğünün uygungörüşü alınmaksızın başka bir kişi veya ailenin yanına bırakarak oturma yerinideğiştirmemek.
ı) Telefon değişikliği bilgisini hemen, adresbilgilerindeki değişikliklerini acil durumlar dışında değişiklik gerçekleşmedenbulunduğu il veya ilçede en az yirmi gün önce, başka bir il veya ilçeye taşınmadurumunda en az bir ay önce il veya ilçe müdürlüğüne bildirmek ve taşınmasonrasında da sürekli yerleşim yerini yirmi gün içinde bildirmek.
i) Çocuğun koşullarının değişmesi sonucu ilveya ilçe müdürlüğü tarafından hizmet modelinde bir değişikliğe gidilmesininplanlanması halinde, çocuğun yararının gerektirdiği işlemlerin yapılabilmesiiçin her türlü destekte bulunmak ve çocuğun ayrılık sürecine hazırlanmasında ilveya ilçe müdürlüğü ile iş birliği yapmak.
j) Çocuk yerleştirme önerisini geçerli birmazereti olmaması halinde kabul etmek.
(2) Geçici koruyucu ailenin birinci fıkrada belirtilenlerdışındaki diğer görev ve yükümlülükleri şunlardır;
a) Acil koruma gerektiren ve kuruluş bakımınayerleştirilmemiş olup, il veya ilçe müdürlüğü tarafından yerleştirilmek istenençocukları, mazeretsiz olarak üç defadan fazla olmamak şartıyla günün hersaatinde kabul etmek.
b) İl veya ilçe dışına çıkılması gerekendurumlarda önceden il veya ilçe müdürlüğüne bilgi vermek.
c) Ev koşullarını hizmete uygun olarakdüzenlemek.
ç) Geçici statüden vazgeçmek istemeleri halinde bu durumu en az bir ayönceden il veya ilçe müdürlüğüne bildirmek.
d) Geçici statüden vazgeçmek için dilekçe iledurumunu bildiren koruyucu aile, il veya ilçe müdürlüğünün uygun bulmasıhalinde yanındaki çocukların kendilerine uygun hizmet modellerine geçişlerisağlanana kadar hizmeti sürdürmek.
(3) Uzmanlaşmış koruyucu ailenin, birincifıkra ile ikinci fıkranın (a) bendi hariç diğer bentlerinde belirtilenleryanında, suça sürüklenmiş veya suç mağduru olan çocukla ilgili diğer görev veyükümlülükleri şunlardır;
a) Koruyucu ve destekleyici tedbirkararlarının uygulanması için ilgili birimlerle işbirliğiyapmayı kabul etmek.
b) Varsa verilen denetim tedbiri hakkındailgili birimlerle işbirliği yapmak.
c) Hazırlanan uygulama planı, varsa tedaviplanı, eğitim tedbiri ile ilgili olarak eğitim planındaki yükümlülükleri yerinegetirmek, uygulanmasında koruyucu aile birimiyle işbirliğiiçerisinde çalışmak."
49. Koruyucu Aile Yönetmeliği'nin "İzleme esasları" kenar başlıklı 16. maddesişöyledir:
"(1) Koruyucu aile ve yanınayerleştirilen çocuk, aşağıda belirtilen esaslar doğrultusunda düzenli olarakizlenir.
a) İzlemelerde tespit edilen durumlar GenelMüdürlükçe belirlenen formlara işlenir. İzleme sürecindeki formlar ve raporlarsosyal çalışma görevlileri tarafından düzenlenir, ortaya çıkan sorunlarınçözümüne yönelik gerekli mesleki çalışmalar planlanır.
b) Esas olarak sosyal çalışma görevlileri aynıanda en fazla yirmi vaka ile görevlendirilebilir. Koruyucu aile hizmetikapsamında görevlendirilen sosyal çalışma görevlilerinin başka bir hizmetalanında görevlendirilmesi tercih edilmez.
c) Koruyucu aile birimine; koruyucu ailehizmetinin etkin ve verimli olarak çocuğun yararına sürdürülebilmesi içinhizmetin takibine yönelik süreçlerde ihtiyaç duyulan araç, gereç ve diğerkonularda gerekli imkânlar öncelikle sağlanır.
ç) İl veya ilçe müdürlüklerinde gerçekleştirilen izleme görüşmelerindeçocukların koruyucu veya öz ailelerini beklerken zaman geçirebilecekleri ya dakendileriyle de aynı anda görüşme yapılabilecek, kırtasiye, oyuncak gibimalzemelerin bulunduğu görüşme odaları oluşturulur.
(2)Koruyucu aile ve çocuğun izlenmesi sürecinde;
a) Koruyucu aile ve yanına yerleştirilençocuk, görevli sosyal çalışma görevlisi tarafından ilk yıl en az her ay birdefa olmak üzere düzenli olarak izlenir, daha uygun hizmet modeline kararverilmesi amacıyla genel bir durum değerlendirmesi yapılır. Çocuğun koruyucuaile yanında kalmasının uygun görülmesi durumunda ikinci yıldan itibarenizlemeler yılda en az dört defadan az olmamak üzere düzenli olarak yapılır.
b) Koruyucu aile hizmet sürecinin özelliğinegöre, yerleştirmeyi takip eden ilk haftalar ile geçici ve uzmanlaşmış koruyucuaile yanında bulunan çocuklar için izlemeler daha sık yapılır.
c) İzlemelere gerektiğinde diğer sosyalçalışma görevlileri iştirak ederek kendi mesleki raporlarını düzenler vevakadan sorumlu sosyal çalışma görevlileri koordinesinde uygulama planı takipedilir.
ç) Koruyucu aile yanındaki çocuğun öz ailesi yanına döndürülmesi içinkoruyucu aile ve çocukla mesleki çalışmaların sürdürülmesi sağlanır.
d) Çocukla kurulan iletişim, çocuğun evortamındaki kurallar bağlamında rolü ile yeri, çocuğa kazandırılan beceriler,davranışları, kendisine tanınan haklar ve aylık bakım ödemesinin ne kadarınınçocuk için kullanıldığını belirlemeye yönelik gözlem ve görüşmeler yapılır,hizmet süreci bütün boyutları ile birlikte değerlendirilir.
e) İzleme çalışmalarında, gizlilik ilkesineuyularak koruyucu ailenin ve çocuğun sosyal çevresinde ve çocuk için riskoluşturacak koşullar dikkate alınıp araştırma yapılır.
f) Çocuğun iletişim halinde olduğu diğerkurumlardaki durumu da takip edilir.
g) Koruyucu aile yanındaki çocuğun bakımtedbiri kararı gereği, uygulama planı ve oluşan değişiklikler hakkındamahkemeye bilgi verilir.
(3)Çocuğun öz ailesinin izlenmesi sürecinde;
a) Ailenin yaşam koşulları ve ev ortamı, aileilişkileri, aile üyelerinin sürekli bir işi ve gelirinin bulunup bulunmadığı,başka bir hizmetten yararlanan çocuklarının olup olmadığı, çocuklarını ziyaretetme ve izinli alma durumları, ziyaret ve izin sonrası çocukta gözlemlenendavranışlar ve psikolojik durumu, koruyucu aile ile il veya ilçe müdürlüğününbilgisi dışında iletişim kurulmasıyla ilgili sorunlar, çocuğuna bakmaistekliliği ve bunun ne kadar gerçekçi olduğu gibi konularda gözlem ve görüşmelerkoruyucu aile hizmet modeline göre belirlenen aralıklarda yapılır, kapsamıGenel Müdürlükçe belirlenen ilgili forma işlenir.
b) Öz aileye, koruyucu aile hizmeti hakkındaolumlu bakış ve uygun yaklaşım kazandırmak üzere gerekli mesleki çalışmalar kuruluşlakoordinasyon sağlanarak yapılır.
c) Öz aile ile çocuğun birlikte yaşamalarınısağlayacak kısa ve uzun dönemde mesleki çalışmalar planlanır, şartların uygunbulunması durumunda çocuğun ailesi yanına dönüşü değerlendirilir.
(4)Çocuğun öz ailesi ve geçmiş yaşantısından diğer kişilerle görüşmelerininizlenmesi sürecinde;
a) Çocuğun kan bağı bulunan ya da öncekiçevresinden tanıdığı kişilerle görüşmeleri, vakadan sorumlu sosyal çalışmagörevlisi koordinasyonunda planlanır.
b) Planlanan görüşmeler dışında il veya ilçemüdürlüğünün bilgisi olmaksızın görüşme yapılmaması konusunda çocuk, koruyucuaile ve öz aile ile mesleki çalışma yapılır.
c) Görüşmelerde çocuğun olumsuz etkilenmemesiiçin vakadan sorumlu sosyal çalışma görevlisinin, ihtiyaç halinde başka birsosyal çalışma görevlisinin de hazır bulunması sağlanır.
ç) Çocuğun kuruluşta bulunan kardeşleri ile görüştürülmesine ilişkinkayıt ve gözlem formları aynı gün doldurularak çocuğun koruyucu aile dosyasınakonulmak üzere il veya ilçe müdürlüğüne iki gün içinde gönderilir."
50. Koruyucu Aile Yönetmeliği'nin "Koruyucu aile statüsünün iptali" kenar başlıklı22. maddesi şöyledir:
"(1) Aşağıdaki durumların tespiti halindekoruyucu aile statüsü iptal edilir.
a) Çocuğu ihmal ve istismar ettiğinin, kötümuameleye maruz bıraktığının belirlenmesi.
b) Sosyal ilişkileri açısından toplumun normve değerlerine aykırı düşen davranışlarının gözlenmesi.
c) Fizik ve ruh sağlığının, çocuğun bakımınıetkileyecek derecede bozulmuş olduğunun Devlet ya da üniversite hastanelerincedoktor raporu ile belirlenmesi.
ç) 8 inci maddenin dokuzuncu fıkrasının (d) bendine göre sahip olduğuşartı yitirmesi.
d) Mesleki danışmanlık hizmeti veyönlendirmelere uygun davranmaması.
e) Geçici koruyucu ailenin çocuk yerleştirmeönerilerini mazeretsiz olarak üç kereden fazla kabul etmemesi.
(2)Birinci fıkrada belirtilen durumların tespiti halinde; sorumlu sosyal çalışmagörevlisinin hazırlayacağı rapor, geciktirilmeksizin Komisyona iletilir.Koruyucu aile statüsünün iptaline ilişkin talep hakkında komisyon tarafından enfazla onbeşgün içinde karar verilir.
(3)Komisyonca koruyucu aile statüsü iptal edilen koruyucu aile yanına bir dahaçocuk yerleştirilemez.
(4)Koruyucu aile statüsünün iptaline ilişkin karar, Genel Müdürlük ile il ve ilçemüdürlüklerine en kısa sürede bildirilir. "
51. 3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun "Koruyucu ve destekleyici tedbirler"kenar başlıklı 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısımları şöyledir:
"Koruyucu ve destekleyici tedbirler,çocuğun öncelikle kendi aile ortamında korunmasını sağlamaya yönelikdanışmanlık, eğitim, bakım, sağlık ve barınma konularında alınacaktedbirlerdir. Bunlardan;
... c) Bakım tedbiri, çocuğun bakımındansorumlu olan kimsenin herhangi bir nedenle görevini yerine getirememesihâlinde, çocuğun resmî veya özel bakım yurdu ya da koruyucu aile hizmetlerindenyararlandırılması veya bu kurumlara yerleştirilmesine,
e) Barınma tedbiri, barınma yeri olmayançocuklu kimselere veya hayatı tehlikede olan hamile kadınlara uygun barınmayeri sağlamaya,Yöneliktedbirdir."
52. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun "Çocukların yerleştirilmesi"kenar başlıklı 347. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"Çocuğun bedensel ve zihinsel gelişmesitehlikede bulunur veya çocuk manen terk edilmiş halde kalırsa hakim, çocuğu ana ve babadan alarak bir aile yanına veya birkuruma yerleştirebilir.
Çocuğun aile içinde kalması ailenin huzurunuonlardan katlanmaları beklenemeyecek derecede bozuyorsa ve durumun gereklerinegöre başka çare de kalmamışsa, ana ve baba veya çocuğun istemi üzerine hakim aynı önlemleri alabilir.
Ana ve baba ile çocuğun ödeme gücü yoksa buönlemlerin gerektirdiği giderler Devletçe karşılanır. ..."
53. 3/6/2011 tarihli ve 633 sayılı mülga Aile ve SosyalPolitikalar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun HükmündeKararname'nin (633 sayılı KHK)"Görevler" kenar başlıklı 2. maddesinin ilgili kısımlarışöyledir:
" (1) Aile ve Sosyal PolitikalarBakanlığının görevleri şunlardır:
...
c) Çocukların her türlü ihmal ve istismardankorunarak sağlıklı gelişimini temin etmek üzere; ulusal politika ve stratejilerinbelirlenmesini koordine etmek, çocuklara yönelik sosyal hizmet ve yardımfaaliyetlerini yürütmek, bu alanda ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile gönüllükuruluşlar arasında işbirliği ve koordinasyonusağlamak."
54. 633 sayılı mülga KHK'nın "ÇocukHizmetleri Genel Müdürlüğü" kenar başlıklı 8. maddesinin ilgilikısımları şöyledir:
"Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğününgörevleri şunlardır: ...
ç) Çocukların her türlü ihmal ve istismardan korunması ve sağlıklıgelişimi için gerekli önleyici ve telafi edici mekanizmaları oluşturmak veuygulamaya koymak.
d) Geçici ya da sürekli olarak aile ortamındanmahrum kalan veya yüksek yararı ailesinin yanında bulunmamayı gerektirençocuklara, özel bakım ve koruma hizmeti sunmak. ...
ı) Evlat edindirme ve koruyucu ailehizmetlerini koordine etmek. ..."
2. Önleyici Nitelikteki Tedbir Kararı Hakkında
55. 6284 sayılı Kanun’un “Hâkimtarafından verilecek önleyici tedbir kararları” kenar başlıklı 5.maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"(1) Şiddet uygulayanlarla ilgili olarakaşağıdaki önleyici tedbirlerden birine, birkaçına veya uygun görülecek benzertedbirlere hâkim tarafından karar verilebilir:
a) Şiddet mağduruna yönelik olarak şiddettehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlardabulunmaması.
...
c) Korunan kişilere, bu kişilerin bulunduklarıkonuta, okula ve işyerine yaklaşmaması.
...
d) Gerekli görülmesi hâlinde korunan kişinin,şiddete uğramamış olsa bile yakınlarına, tanıklarına ve kişisel ilişkikurulmasına ilişkin hâller saklı kalmak üzere çocuklarına yaklaşmaması.
...
f) Korunan kişiyi iletişim araçlarıyla veyasair surette rahatsız etmemesi.
...
(2)Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde birinci fıkranın (a), (b), (c) ve (d)bentlerinde yer alan tedbirler, ilgili kolluk amirlerince de alınabilir. Kollukamiri evrakı en geç kararın alındığı tarihi takip eden ilk işgünü içindehâkimin onayına sunar. Hâkim tarafından yirmidörtsaat içinde onaylanmayan tedbirler kendiliğinden kalkar.
(3) BuKanunda belirtilen tedbirlerle birlikte hâkim, 3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılıÇocuk Koruma Kanununda yer alan koruyucu ve destekleyici tedbirler ile 4721sayılı Kanun hükümlerine göre velayet, kayyım, nafaka ve kişisel ilişkikurulması hususlarında karar vermeye yetkilidir.
..."
B. Uluslararası Hukuk
1. Uluslararası Mevzuat
56. Türkiye tarafından 14/9/1990 tarihinde imzalanan ve27/1/1995 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan20/11/1989 tarihli Birleşmiş Milletler (BM) Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin3. maddesi şöyledir:
“(1)Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veyayasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütünfaaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir.
(2)Taraf Devletler, çocuğun ana–babasının, vasilerinin ya da kendisinden hukukensorumlu olan diğer kişilerin hak ve ödevlerini de gözönündetutarak, esenliği için gerekli bakım ve korumayı sağlamayı üstlenirler ve buamaçla tüm uygun yasal ve idari önlemleri alırlar.
(3)Taraf Devletler, çocukların bakımı veya korunmasından sorumlu kurumların,hizmet ve faaliyetlerin özellikle güvenlik, sağlık, personel sayısı veuygunluğu ve yönetimin yeterliliği açısından, yetkili makamlarca konulanölçülere uymalarını taahhüt ederler.”
57. Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'nin 20. maddesi şöyledir:
"1. Geçici ve sürekli olarak aileçevresinden yoksun kalan veya kendi yararına olarak bu ortamda bırakılmasıkabul edilmeyen her çocuk, Devletten özel koruma ve yardım görme hakkına sahipolacaktır.
2. Taraf Devletler bu durumdaki bir çocuk içinkendi ulusal yasalarına göre, uygun olan bakımı sağlayacaklardır.
3. Bu tür bakım, başkaca benzerleri yanında,bakıcı aile yanına verme, İslam Hukukunda Kefalet ( Kafalah ), evlat edinme ya da gerekiyorsa çocukbakımı amacı güden uygun kuruluşlara yerleştirmeyi de içerir. Çözümlerdüşünülürken, çocuğun yetiştirilmesinde sürekliliğin korunmasına ve çocuğunetnik, dinsel kültürel ve dil kimliğine gerek saygı gösterilecektir."
58. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” kenarbaşlıklı 8. maddesi şöyledir:
“(1) Herkes özel ve aile hayatına, konutuna veyazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
(2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamumakamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik birtoplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzeninkorunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarınınhak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda sözkonusu olabilir.”
2. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)İçtihadı
59. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), aile hayatının varolup olmadığını değerlendirirken öncelikle yakın kişisel bağların varlığınıincelemektedir. AİHM; çocuk ile koruyucu aile olan ebeveyn arasındaki bağlarınaile hayatını oluşturup oluşturmadığı hususunu, özellikle çocuğun doğalebeveynleriyle yakın kişisel ilişkileri olup olmadığına ve çocuğun bakımınıüstlenen ailenin yanında ne süredir bulunduğuna bağlı olarak durumun şartlarınagöre belirlemektedir (X/İsviçre (k.k.), B. No: 8257/78, 10/7/1978).
60. AİHM, aciliyet gerektiren çocuklakişisel ilişki kurulmasına ilişkin davalarda yargılamanın sürüncemedebırakılmasının aile hayatına saygı hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüklerinyerine getirilmediğini tespit etmek için tek başına yeterli olabileceğini ifadeetmektedir (M. ve M./Hırvatistan,B. No: 10161/13, 3/9/2015, § 182; Eberhard veM./Slovenya, B. No: 8673/05, 9733/05, 1/12/2009, §§ 138-142).
61. Kopf ve Liberda/Avusturya(B. No: 1598/06, 17/1/2012) davasında AİHM,1995 yılında doğan bir çocuğun 1997-2001 yılları arasında koruyucu aileliğiniyapan ve evli bir çift olan başvurucuların yaptığı bir başvuruyu incelemiştir.Söz konusu çocuğun biyolojik anne tarafından velayetinin alınmasından sonrabaşvurucular çocuğa erişme ve ziyaret hakkından yoksun bırakılmışlardır.Başvurucular, üç buçuk yıl süren yargılamanın ardından Avusturya mahkemeleritarafından koruyucu anne babaya ziyaret hakkı verilmesinin artık çocuğun üstünyararına uygun olmadığı yönünde karar verilmesi nedeniyle aile hayatına saygıhakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir. AİHM, Avusturya mahkemelerininçocuğun ve koruyucu ailenin çatışan menfaatleri arasında adil bir dengekurduğunu ancak başvurucuların koruyucu ailesi oldukları çocuklarını ziyaretetmelerine izin verilmesine yönelik talepleriyle ilgili olarak yeterince hızlıbir şekilde inceleme gerçekleştirmediğini belirterek aile hayatına saygıhakkının ihlal edildiğine karar vermiştir (Kopf ve Liberda/Avusturya, §§ 46-49).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
62. Mahkemenin 18/4/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Koruyucu Aile Statüsünün Kaldırılması SüreciYönünden
1.Başvurucunun İddiaları
63. Başvurucu;
i. Koruyucu ailesi olduğu çocuklar S.A. ve A.K. ile uzun süreboyunca birlikte yaşadıklarını, çocukların her türlü ihtiyaçlarını giderdiğinive çocuklarıyla anne-evlat ilişkisi çerçevesinde yakın bağ kurduğunubelirtmiştir.
ii. Eski eşi M.D.nin sahte ihbarmektuplarıyla haksız yere yargılandığını, koruyucu aile statüsünün kaldırılmasıyönünde tesis edilen işlemin İdare Mahkemesi tarafından iptal edilmesine rağmenkararın uygulanmadığını, aile ortamında yaşamak istediğini belirten çocukların beyanlarınındikkate alınmadığını ve çocukların yurda yerleştirildiğini, bu durumun çocuğunüstün yararının korunması ilkesine aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
iii. Tüm bu süreçte; keyfî uygulamalarla temel hak veözgürlüklerinin zedelendiğini ve iptal kararının gereğinin hâlen yerinegetirilmediğini belirterek aile hayatına saygı hakkının ve adil yargılanmahakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
2. Değerlendirme
64. İddiaların değerlendirilmesine dayanak alınacak Anayasa’nın “Özel hayatın gizliliği” kenar başlıklı20. maddesi şöyledir:
"Herkes, ... aile hayatına saygıgösterilmesini isteme hakkına sahiptir. ... aile hayatının gizliliğinedokunulamaz."
65. Anayasa’nın “Aileninkorunması ve çocuk hakları” kenar başlıklı 41. maddesi şöyledir:
“Aile,Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır.
Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikleananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasınısağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar.
Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma,yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudanilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir.
Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşıçocukları koruyucu tedbirleri alır.”
66. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun bu başlık altında incelenecekiddialarının temelinde, koruyucu aile statüsünün kaldırılması yönünde verilenkararın hukuka uygun olup olmadığı konusunda başlatılan yargı sürecinin hâlendevam etmesinin yer aldığı değerlendirilmektedir. Adil yargılanma hakkınınkonusunu oluşturabilecek nitelikte olan davaların sürüncemede bırakıldığınailişkin şikâyetlerin -aile hayatı yönünden meydana getirdiği ya da getirmesimuhtemel sonuçlar dikkate alınarak- aile hayatına saygı hakkı bağlamında elealınması gerektiği kanaatine varılmış ve başvuru Anayasa'nın 20. maddesindedüzenlenen aile hayatına saygı hakkı kapsamında değerlendirilmiştir (Murat Demir [GK], B. No: 2015/7216,27/3/2019, § 71).
a. Uygulanabilirlik Yönünden
67. Anayasa'daki aile kavramının,4721 sayılı Kanun'daki karşılığı ile sınırlı olmayacak şekilde özerkyorumlanması gerekir. Aile hayatına saygı hakkının söz konusu olabilmesi içinöncelikle aile kavramı kapsamındadeğerlendirilebilecek kişisel ve yakın bağların varlığı gereklidir (Murat Demir, § 72).
68. Söz konusu bağ, kan bağıyla kurulabileceği gibi hukuki ya daistisnai durumlarda fiilî yollarla da gerçekleşebilir. Bu bağlamda,anne-babasıyla soybağı bulunan çocuklar ile evlatedinilen çocukların ebeveynleriyle aile bağlarının bulunduğu tartışmasızolmakla birlikte kan veya evlatlık bağı olmamasına rağmen çocukların bakım vegözetimini üstlenerek her türlü ihtiyacında yanında olan bulunan kişilerleçocuklar arasında da somut olayın koşulları çerçevesinde aile bağlarınınoluştuğu kabul edilebilir. Çocuk ile koruyucu ailesi arasında bu tür bir bağınbulunup bulunmadığı ise mevcut koşulların ışığında ayrı bir incelemeyi gereklikılmaktadır (Murat Demir, § 73).
69. Koruyucu Aile Yönetmeliği'ndeki hükümlere ile Aile, Çalışmave Sosyal Hizmetler Bakanlığının resmî internet sitesinde yer alan bilgileregöre koruyucu aile; belirlenen esas ve usuller ile yetkili kurumlarcagerçekleştirilen denetimler çerçevesinde, çocuğun korunmasını gerektiren durumagöre belirlenen sürede kendi aile ortamlarında çocukların eğitim, bakım veyetiştirilme sorumluluğunu ücretli ya da gönüllü olarak üstlenen vehissettikleri toplumsal sorumluluğu gösterebilen kişilerdir. Koruyucu aile olankişiler ile koruma altındaki çocuk arasındaki bağların, aile hayatı kapsamındakabul edilip edilmemesi her somut olayın özelliklerine göre değişkenlikgösterebilir. Başka bir anlatımla, koruyucu aile ile çocuk arasındaki ilişkideancak belirli koşulların varlığı hâlinde aile hayatı anlamında bir bağınkurulduğu kabul edilebilir. Bu koşullar şu şekilde sıralanabilir:
i. Çocuğun öz anne ve/veya babasıyla bir bağın ya da devam edenbir kişisel ilişkinin bulunmaması veya devam eden bir bağ ya da kişisel ilişkivarsa bunun yakın derecede olmaması gerekir.
ii. Çocuğun, koruyucu aile yanında aile hayatı anlamında bağkurmaya uygun kabul edilebilecek bir süre boyunca kalmış olması gerekir.
iii. Koruyucu ailenin çocuk tarafından ebeveyn olarakbenimsenmesi ve koruyucu ailenin de aynı şekilde çocuğu benimsemiş olmasıgerekir.
iv. Koruyucu aile ilişkisinin sürdürülmesinin çocuğun üstünyararına aykırı olmaması gerekir (Murat Demir,§ 74).
70. Somut olayda küçük S.A.nınüç yaşında diğer küçük A.K.nın ise beş yaşındakoruyucu ailelerinin yanına yerleştirildikleri ve S.A.nınyaklaşık olarak beş yıl, A.K.nın ise dört yıl boyuncakoruyucu ailelerinin himayesinde yaşadıkları anlaşılmaktadır. Diğer bir deyişleS.A.nın üç yaşından sekizyaşına, A.K.nın ise beş yaşından dokuz yaşına kadarkoruyucu ailesi olan başvurucunun ve M.D.nin sunduğuaile ortamında hayatlarını devam ettirdikleri görülmektedir.
71. Koruma altına alınan ve öz anne/babayla herhangi bir bağlarıya da kişisel ilişkileri bulunmadığı görülen çocuklar, çocukluk çağlarınınönemli bir kısmını başvurucunun bir parçası olduğu koruyucu ailenin yanındageçirmişlerdir. Söz konusu süreçte çocukların koruyucu ailelerini ebeveyn olarakgördükleri ve başvurucuya "anne"şeklinde hitap ederek ona bağlandıkları açıktır. Bu durum çocukların koruyucuailelerinden alındığı dönemde sosyal hizmet uzmanı tarafından gerçekleştirilengörüşme sonunda hazırlanan rapor ile kolluk tarafından alınan ifadelerdenanlaşılmaktadır. Gerek S.A. gerekse A.K. başvurucuyu sevdiklerini, aileortamında tüm ihtiyaçlarının giderildiğini, hatta birbirlerini kardeş olarakgördüklerini ve koruyucu ailelerinin gözetiminde yaşamak istediklerini beyanetmişlerdir. Başvurucunun da bunun aksine bir yaklaşımının ve açıklamasınınolmadığı görülmektedir.
72. Dolayısıyla öz anne/babayla herhangi bir bağları ya dailişkileri bulunmayan çocukların, aile hayatı anlamında yakın bağ kurmaya uygunbir süre boyunca koruyucu ailelerinin yanında kaldıkları, başvurucunun ebeveynolarak çocuklar tarafından, çocukların da başvurucu tarafından benimsendiği vekoruyucu aile ilişkisinin sürdürülmesinin çocukların üstün yararlarına aykırıolduğunu kabul eden bir yargısal kararın da henüz bulunmadığı hususları dikkatealındığında somut başvuruda aile hayatı anlamında bir bağın kurulduğu sonucunaulaşılmıştır.
b. Kabul Edilebilirlik Yönünden
73. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ailehayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
c. Esas Yönünden
i. Genel İlkeler
74. Aile hayatına saygı hakkı, Anayasa’nın 20. maddesininbirinci fıkrasında güvence altına alınmıştır. Madde gerekçesi de dikkatealındığında resmî makamların özel hayata ve aile hayatına müdahale edememesiile kişinin ferdî ve aile hayatını kendi anladığı gibi düzenleyip yaşayabilmesigereğine işaret edildiği görülmekte olup söz konusu düzenleme, Sözleşme’nin 8.maddesi çerçevesinde korunan aile hayatına saygı hakkının Anayasa’dakikarşılığını oluşturmaktadır. Ayrıca Anayasa’nın 41. maddesinin -Anayasa’nınbütünselliği ilkesi gereği- özellikle aile hayatına saygı hakkına ilişkinpozitif yükümlülüklerin değerlendirilmesi bağlamında dikkate alınması gerektiğiaçıktır (Murat Atılgan, B. No:2013/9047, 7/5/2015, § 22; Marcus Frank Cerny[GK], B. No: 2013/5126, 2/7/2015, § 36).
75. Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'nin 3. maddesinde debelirtildiği üzere yasama organı veya idari ve yargısal makamlar tarafındançocukları ilgilendiren konularda alınacak kararlarda ya da yürütülecekfaaliyetlerde dikkate alınması gereken temel düşünce çocuğun üstün yararınınkorunmasıdır.
76. Velayete ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkindavalarda kamusal makamlarca alınacak tedbirlerin ya da verilecek kararlarınetkinliği ve yeterliliği, ilgili tedbirlerin ya da kararların mümkün olan enkısa sürede verilmesiyle yakından ilgilidir (M.M.E.ve T.E., B. No: 2013/2910, 5/11/2015, § 125). Aynı durum, korumaaltına alınan çocukların belirli bir ailenin koruması altında ve onlarınsunduğu aile ortamlarında hayatlarını sürdürüp sürdürmeyeceklerinin uyuşmazlıkkonusu olduğu hâllerde de geçerlidir. Özellikle uzun bir süre boyunca koruyucuailenin himayesi altında ve aile ortamında yaşamış çocukların koruyucu ailesinibenimsediği, onları ebeveyni olarak tanımladığı ve onlarla birlikte yaşamakonusunda bir irade gösterdiği durumlarda, çocukların koruyucu ailelerdenalınmasıyla sonuçlanabilecek şekilde tesis edilen işlemlerin ya da alınankararların hukukiliğinin hızlı bir şekilde yargısal makamlarca incelenmesigerekir.
77. Çocuğun daha önce yoksun olduğu ancak koruyucu ailevasıtasıyla kavuştuğu, üstelik uzun bir süre geçirerek alıştığı aile ortamındankoparılması çocuğun üstün yararına aykırı olabileceği gibi somut olayıngerekliliklerine göre çocuğun yararına uygun da olabilir. Bu konuda yargısalmakamların ivedilikle hareket etmeleri, diğer bir anlatımla uyuşmazlık hakkındahızlı bir yargılama yaparak davayı sürüncemede bırakmamaları ve uzman yardımınada başvurarak ilgi ve yeterli gerekçelerle bir karar vermeleri beklenir. Bubeklentinin gerçekleştirilmesi, aile hayatına saygı hakkı bağlamında devletinpozitif yükümlülüklerindendir. Bu konudaki yükümlülüğün yerine getirilmemesidurumunda, benimsediği aileyle ilişkileri kopan çocuk açısından telafisiimkânsız zararların doğması ve aile hayatına saygı hakkı bağlamında ciddisorunların gündeme gelmesi muhtemeldir (MuratDemir, § 82).
78. Çocuğun geleceğini, maddi ve manevi bütünlüğünü yakındanilgilendiren hukuki bir uyuşmazlığın çözümlenmesi amacıyla açılan bir davanınsürüncemede bırakılması tek başına dahi devletin pozitif yükümlülüğünün ihlalianlamına gelebilir. Uyuşmazlığın hızlı bir şekilde çözümlenmesini gerekli kılansöz konusu yükümlülük, kararın sonucundan ziyade usulüne ilişkindir.Dolayısıyla burada kastedilen sonuç yükümlülüğü değil usule ilişkin bir araçyükümlülüğüdür. Bu noktada devletin atması gereken öncelikli adım, koruyucuaile statüsünün kaldırılması yönünde gerçekleştirilen işlemlerin veya alınankararların hukuka uygun olup olmadığı konusunda ilgililerin lehine ya daaleyhine de olsa hızlı şekilde bir karar vermekten ibarettir (Murat Demir, § 83).
79.Ayrıca devletin pozitif yükümlülükleri söz konusu olduğundasaygı kavramının çok kesin bir tanımının bulunmadığını, karşılaşılan durumlarve izlenen uygulamalardaki farklılıklar dikkate alındığında bu kavramıngereklerinin olaydan olaya önemli ölçüde değiştiğini belirtmek gerekir(Murat Demir, §84).
80. Son olarak mevzuatın yorumlanmasıyla ilgili sorunlarıçözmek, öncelikle derece mahkemelerinin yetki ve sorumluluk alanındadır.Çocuğun üstün yararı, söz konusu dava grubu açısından en önemli unsur olupolayın tüm tarafları ile doğrudan temas hâlinde bulunan derece mahkemelerininolayın koşullarını değerlendirmek açısından daha avantajlı konumda bulunduğu datartışmasızdır. Anayasa Mahkemesinin rolü ise bu kuralların yorumununAnayasa’ya uygun olup olmadığını belirlemekle sınırlıdır.Bu nedenle Anayasa Mahkemesi, derecemahkemeleri tarafından izlenen usulü denetlemek ve özellikle mahkemelerinAnayasa’nın 20. ve 41. maddelerindeki güvenceleri gözetip gözetmediğinibelirlemekle yetinmektedir (Marcus Frank Cerny, §62). Bu kapsamda Anayasa Mahkemesi, koruyucu aile statüsünün kaldırılmasınınhukuka uygun olup olmadığı hususunda derece mahkemelerinin yerini almamakta,kamusal makamların süreç içerisindeki tutumlarını aile hayatına saygı hakkıbağlamındaki usule ilişkin güvenceler açısından değerlendirmektedir(Murat Demir, § 85).
ii. İlkelerin Olaya Uygulanması
81. Somut olayda başvurucu ve o tarihte evli olduğu eşi M.D.,2008 yılında üç yaşındaki S.A.yı,2009 yılında beş yaşındaki A.K.yı koruyucu ailestatüsünde yanlarına almışlar ve 2013 yılına kadar birlikte yaşamışlardır.Başvurucunun eski eşi M.D. hakkında çocuğuncinsel istismarı ve şiddetkullanarak, hayvanlarla, ölmüş insan bedeni ile ilgili müstehcen yayın üretmekve satmak suçlamaları kapsamında ceza soruşturması başlatılmasıüzerine, Kurum tarafından başvurucunun aile statüsünün kaldırılmasına kararverilmiştir. Bu karar doğrultusunda koruma altındaki çocuklar 16/2/2013tarihinde Kuruma teslim edilmişler ve çocuk yurduna yerleştirilmişlerdir.
82. Başvurucu, M.D.nin söz konususuçlamalardan aklandığını belirterek koruyucu aile statüsünün kaldırılmasınailişkin Kurum kararının iptal edilmesi talebiyle idari yargıda 15/4/2013tarihinde dava açmıştır. İdare Mahkemesinin 10/1/2014 tarihli kararıyla davakonusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Davalı İdarenin temyiz talebiüzerine inceleme yapan Danıştay Onuncu Dairesinin 23/5/2014 tarihli kararıyla yenibir karar verilinceye kadar İdare Mahkemesi kararının yürütmesinindurdurulmasına hükmedilmiştir. Aynı Dairenin 17/10/2014 tarihli kararıyla daaile mahkemelerinin görevli olduğu, davanın görev yönünden reddedilmesigerektiği belirtilerek İdare Mahkemesinin söz konusu kararının bozulmasınahükmedilmiştir. İdare Mahkemesi, 29/1/2015 tarihli kararıyla, önceki kararındaısrar etmiş ve dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir. Danıştay İdariDava Daireleri Kurulunca verilen 5/11/2015 tarihli kararla, davanın görevyönünden reddedilmesi gerektiği belirtilerek İdare Mahkemesinin kararıbozulmuştur.
83. Bunun üzerine başvurucu tarafından Balıkesir 1. AileMahkemesinde 10/9/2015 tarihinde koruyucu aileliğin iadesi davası açılmış isede anılan Mahkemenin 18/2/2016 tarihli kararıyla uyuşmazlığın idari yargınıngörev alanına girdiğinden bahisle görevsizlik kararı verilmiştir.
84. Temyiz üzerine inceleme yapan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin13/6/2016 tarihli kararıyla dava dosyası görevli Dairenin belirlenmesi amacıylaHukuk İşbölümü İnceleme Kuruluna gönderilmiştir.Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 16/11/2017 tarihli kararıyla dosyanın mahallimahkemesine iadesine hükmedilmiş ise de 25/4/2018 tarihli görevsizlik kararınedeniyle dava dosyası Yargıtay 8. Hukuk Dairesine gönderilmiştir. AnılanDairenin 18/12/2018 tarihli kararıyla da Balıkesir 1. Aile Mahkemesi tarafındanverilen 18/2/2016 tarihli görevsizlik kararı onanmış ve kesinleşmiştir.
85.Söz konusu nihai kararla birlikte, olumsuz görevuyuşmazlığının çözümlenmesi amacıyla dava dosyasının taraflardan birinin talebiüzerine Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine hükmedildiği anlaşılmaktadır.Dolayısıyla koruyucu aile statüsünün iade edilmesi talebiyle 2013 yılındaaçılan davanın esası hakkında adli ve idari yargı mercileri tarafından verilengörevsizlik kararları nedeniyle henüz bir karar verilememiştir.
86. Koruyucu aile statüsünün devam edip etmeyeceği konusu,çocuğun üstün yararının neyi gerekli kıldığı hususunda araştırma yaparak kararvermekle görevli yargısal makamların takdirindedir. Söz konusu yargısal makamınhangi merci olduğunu belirlemek ya da yargılama sonucunda derece mahkemelerincehangi yönde karar verilmesi gerektiğini açıklamak Anayasa Mahkemesiningörevlerinden değildir. Somut olayda Anayasa Mahkemesi, derece mahkemeleritarafından izlenen usulü denetleyecek ve aile hayatına saygı hakkı bağlamındadevletin pozitif yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğini inceleyecektir.
87. 2004 ve 2005 doğumlu çocukların, uzun kabul edilebilecek birsüre boyunca başvurucunun bir parçası olduğu ve 2013 yılına kadar da hukukengeçerli bir statüye sahip olan koruyucu ailede yaşadıkları ve başvurucuyu anneolarak benimsedikleri anlaşılmaktadır. Ayrıca başvurucunun da çocuklara karşıbenzer bir yaklaşımda olduğu söylenebilir. Bu durumda 18/2/2016 tarihli görüşmeraporu ile ifade tutanaklarından da anlaşıldığı üzere koruyucu ailesiylebirlikte yaşama konusunda irade gösteren çocukların koruyucu ailelerindenalınmasıyla sonuçlanan söz konusu Kurum kararının hukukiliğinin hızlı birşekilde yargısal makamlarca incelenmesi konusunda devletin pozitifyükümlülüğünü yerine getirmesi beklenir.
88. Mevcut başvuru koşulları yönünden önemli olan husus, çocuğungeleceğini, maddi ve manevi bütünlüğünü doğrudan ilgilendiren hukuki biruyuşmazlığın çözümlenmesi amacıyla açılan davanın sürüncemede bırakılmadanhızlı bir şekilde sonuçlandırılmasıdır. Bu türden bir yargılamanın sürüncemedebırakılması, telafisi imkânsız zararlara yol açabileceğinden tek başınadevletin pozitif yükümlülüğünün ihlali anlamına gelebilir. Başvuru dosyasınasunulan bilgi ve belgeler ile UYAP aracılığıyla yapılan incelemelerdengörüldüğü üzere, koruyucu aile statüsünün kaldırılması yönünde Kurum tarafındanverilen kararın hukuki olup olmadığı konusunda çıkan uyuşmazlık hakkındayaklaşık olarak altı yıl önce açılan davada mahkemelerce bir kararverilmemiştir. Bu süreçte gerek idari yargı düzenindeki mahkemelerce gerekseadli yargı düzenindeki mahkemelerce görevli yargı kolu nihai olaraksaptanamadığından başvurucunun iddialarıyla ilgili işin esasına dahi girilememiştir.Öte yandan Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin18/12/2018 tarihli kararıyla olumsuz görev uyuşmazlığı çıkarıldığından12/6/1979 tarihli ve 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişiHakkında Kanun'un 14. maddesi gereğince bu aşamadan sonra söz konusuuyuşmazlığın giderilmesi talebiyle taraflarca Uyuşmazlık Mahkemesinebaşvurulması gerekmektedir.
89. Dolayısıyla altı yıl geçmesine rağmen görevli yargı kolununkesin olarak belirlenemediği, hatta bu sürede olumsuz görev uyuşmazlığının dahiçıkarılamadığı somut olaya konu davanın sürüncemede kaldığı kabul edilmelidir.Bu durumda, koruyucu aile statüsünün kaldırılmasına ilişkin Kurum kararınınhukuka uygun olmadığı iddiasıyla başlatılan yargılamanın sürüncemedebırakılması ve başvurucunun çocuklarıyla yeniden bir araya gelme talebikonusundaki hukuki belirsizliğin hızlı bir yargısal süreç yürütülerekgiderilmemesi nedenleriyle başvurucunun aile hayatına saygı hakkının usulboyutunun ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.
90. Öte yandan çocuklarla görüşme ve kişisel ilişki kurmahakkının tanınması konusunda, 4721 sayılı Kanun'un 325. maddesi kapsamındaçocuğun yararına uygun düştüğü ölçüde üçüncü kişiler lehine de bu hakkıntanınması hukuken mümkün olmasına rağmen başvurucu tarafından bu yönde yargısalmakamlara herhangi bir talepte bulunulduğunu gösteren herhangi bir bilgi ya dabelgenin Anayasa Mahkemesine sunulmadığı dikkate alındığında bu yönüyle ayrıcabir değerlendirme yapılmamıştır.
B. Çocuklar HakkındaVerilen Önleyici Nitelikteki Tedbir Kararları Yönünden
1. Başvurucunun İddiaları
91. Başvurucu; çocuklarına şiddet uyguladığı gerekçesiyle hakkındahukuka aykırı şekilde uzaklaştırma kararı verildiğini, söz konusu kararın keyfîve hukuka aykırı olduğunu, herhangi bir delil bulunmaksızın verilen kararsürecinde ifadesinin alınmadığını ileri sürmüştür. Çocuklarıyla görüşmesininhaksız yere yasaklandığını belirten başvurucu; aile hayatına saygı hakkının,ayrımcılık yasağının, masumiyet karinesinin, adil yargılanma hakkının ve kişiözgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
2. Değerlendirme
92. Başvurucunun bu başlık altında değerlendirilen temeliddiası, 6284 sayılı Kanun kapsamında hakkında verilen tedbir kararlarınınhukuka aykırı olduğuna ve söz konusu kararlar nedeniyle çocuklarıylagörüşmesinin haksız yere yasaklandığına ilişkindir. Dolayısıyla bu iddianın daaile hayatına saygı hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kanaatinevarılmıştır.
93. Kanun koyucu tarafından ailenin korunması ve kadına karşışiddetin önlenmesi için etkili ve süratli bir yöntem izlenmesi, şiddete maruzkalan veya uğrama tehlikesi altında olan kişinin gecikmeksizin korunmasıamacıyla 6284 sayılı Kanun hükümleri ihdas edilerek yürürlüğe konulmuştur. 6284sayılı Kanun kapsamında, şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunankişilerin, çocukların, aile bireylerinin korunması ve bu kişilere yönelikşiddetin önlenmesi amacıyla alınacak tedbirlere ilişkin usul ve esaslar ileyaptırımların düzenlendiği görülmektedir (SemraÖzel Üner, B. No: 2014/12009, 26/10/2016, § 39). Buna göre sözkonusu yasal düzenlemelerin devletin bireylerin fiziksel ve zihinselbütünlüklerini koruma yükümlülüğü çerçevesinde hayata geçirildiği söylenebilir.
94. 6284 sayılı Kanun'un amacı, şiddete uğrayan veya şiddeteuğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tektaraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve bu kişilere yönelikşiddetin önlenmesi amacıyla alınacak tedbirlere ilişkin usul ve esaslarıdüzenlemektir. Buna göre söz konusu Kanun, şiddet mağdurlarını korumaya veşiddete uğramalarını önlemeye yönelik -görünürdeki gerçekliğe uygun şekilde- acil tedbirleri temin etmeye yöneliktir (Semra Özel Üner, § 41).
95. Somut olayda; koruma altındaki çocukları Kurum bünyesinealan, onların bakımını ve ihtiyaçlarını üstlenen Aile ve Sosyal PolitikalarBakanlığı, koruyucu aile statüsü bulunmamasına rağmen başvurucunun çocuklarlagörüştüğünü tespit etmiş ve bu durumun gelişimleri ve sağlıkları açısındanonların yararına olmadığını belirterek başvurucu hakkında tedbir kararlarıverilmesini talep etmiştir. Talebin iletildiği gün Bursa 5. Aile Mahkemesinceverilen kararlarda, 6284 sayılı Kanun çerçevesinde hükmedilen tedbirlerinönleyici mahiyette olduğu vurgulanmış ve tedbirin süresi üç ayla sınırlıtutulmuştur. Kararlara karşı başvurucu tarafından yapılan itirazlar ise aynıgerekçelerle Bursa 6. Aile Mahkemesince reddedilmiştir. Dolayısıyla, başvurucuhakkında; çocuklar S.A. ve A.K.ye karşı şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veyaküçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmamasına, çocukların konutunaya da okuluna yaklaşmamasına, iletişim araçlarıyla veya sair surette çocuklarırahatsız etmemesine ilişkin olarak verilen tedbir kararları uygulanmıştır.
96. Çocukların yararının korunmasını amaçlayan ve çocuklar ilebaşvurucu arasındaki ilişkinin kapsamının belirlenmesi açısından nihai birkarar niteliğinde olmayan tedbir talepleri hakkında Aile Mahkemesince 6284sayılı Kanun'un amacına uygun şekilde çok kısa süre içinde karar verildiğigörülmektedir. Yine kararın derhâl uygulanması için taraflara, CumhuriyetBaşsavcılığına ve Kuruma bildirimde bulunulmuştur. Bu durumda kamu makamlarının6284 sayılı Kanun'un amacına aykırı şekilde hareket ettikleri ve çocuklarınkorunmasına yönelik pozitif yükümlülüklerinin yerine getirilmesi konusunda aciltedbirlerin hayata geçirilmesini sağlamak adına olaya gereken özenleyaklaşmadıkları söylenemez. Kararlarda yer verilen tespit ve gerekçeleritibarıyla da aile hayatına saygı hakkı yönünden başvurucunun usule ilişkingüvencelerden etkili biçimde yararlandırıldığı ve yargısal makamlar tarafındanverilen önleyici nitelikteki tedbir kararlarında takdir yetkisinin sınırınınaşılmadığı dikkate alındığında başvurunun bu kısmı yönünden açık ve görünür birihlalin bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
97. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekmiştir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. maddesi Yönünden
98. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralıfıkrasının ilgili kısmı ile (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya daedilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
99. Anayasa Mahkemesinin MehmetDoğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal sonucunavarıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi hususundagenel ilkelere yer verilmiştir.
100. Mehmet Doğankararında özetle uygun giderim yolunun belirlenebilmesi açısından öncelikleihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalinmahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlalive sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararınbir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57-58).
101. Mehmet Doğankararında Anayasa Mahkemesi, yeniden yargılama yapmakla görevli derecemahkemelerinin yükümlülüklerine ve ihlalin sonuçlarını gidermek amacıyla derecemahkemelerince yapılması gerekenlere ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Bunagöre Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesi amacıyla yenidenyargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usul kanunlarında düzenlenenyargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak yargılamanın yenilenmesisebebinin varlığının kabulü ve önceki kararın kaldırılması hususunda derecemahkemesinin herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Zira ihlal kararıverilen hâllerde yargılamanın yenilenmesinin gerekliliği hususundaki takdirderece mahkemelerine değil ihlalin varlığını tespit eden Anayasa Mahkemesinebırakılmıştır. Derece mahkemesi Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirttiğidoğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yapmaklayükümlüdür (Mehmet Doğan, § 59).
102. Başvurucu, ihlalin tespitiyle birlikte 100.000 TL tazminatakarar verilmesini talep etmiştir.
103. Anayasa Mahkemesi, koruyucu aile statüsünün kaldırılmasınailişkin kararın iptal edilmesi/koruyucu aileliğin iadesi talebiyle başvurucununaçtığı davanın sürüncemede bırakılması nedeniyle aile hayatına saygı hakkıyönünden devletin pozitif yükümlülüklerini yerine getirmediği sonucunaulaşmıştır.
104. Yargılamanın sürüncemede bırakılması nedeniyle ulaşılanihlal kararları üzerine yargı mercilerince atılması gereken adım, hızlı ve adilyargılanma hakkının gereklerine uygun şekilde yargılamanın tamamlanmasıdır. Budoğrultuda Anayasa Mahkemesi, kararın bir örneğinin yargılamanınhızlandırılması amacıyla ilgili yargı mercinegönderilmesine karar verebilir. Ancak somut olaydaki gibi halihazırda bir yargımerci önünde derdest olmayan davalar yönünden pratikte bu mümkünolamayacağından, ihlal kararının bir örneğinin yargılamanın hızlandırılmasıamacıyla ilgili yargı mercine gönderilmesinin biranlamı bulunmamaktadır. Nitekim somut olayda, 2247 sayılı Kanun'un 14. maddesigereğince olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi talebiyle taraflarcaUyuşmazlık Mahkemesine henüz bir başvuru yapılmadığından ortada derdest birdava bulunmamaktadır. Bununla birlikte görevli dairenin belirlenebilmesi için Yargıtayda geçen sürenin uzunluğu dikkate alındığında,benzer olaylarda tedbir alınabilmesi için kararın Yargıtayınilgili dairelerine gönderilmesi gerekir.
105. Öte yandan somut olay bağlamında ihlalin tespit edilmesininbaşvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağıdeğerlendirilmektedir. Dolayısıyla ihlalin sonuçlarının ortadankaldırılabilmesi için aile hayatına saygı hakkının ihlali nedeniyle yalnızcaihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuyatakdiren net 10.000 TL manevi tazminat ödenmesinekarar verilmesi gerekir.
106. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harçtanoluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Koruyucu aile statüsünün kaldırılması süreci yönünden ailehayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİROLDUĞUNA,
2. Çocuklar hakkında verilen önleyici nitelikteki tedbirkararları yönünden aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Koruyucu aile statüsünün kaldırılması süreci yönündenAnayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkınınİHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 10.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,
D. 226,90 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için YASAL FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin bilgi için Yargıtayınilgili Dairelerine iletilmek üzere Yargıtay Başkanlığına GÖNDERİLMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE18/4/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.