TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
İLKNUR ÜSTÜN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/34570)
Karar Tarihi: 25/2/2021
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Muammer TOPAL
Recai AKYEL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Yusuf Enes KAYA
Başvurucu
:
İlknur ÜSTÜN
Vekili
:
Av. Oya AYDIN GÖKTAŞ
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru; yakalamanın, gözaltının hukuki olmaması vegözaltı süresinin makul süreyi aşması, tutuklamanın hukuki olmaması, soruşturmadosyasına erişimin kısıtlanması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının,yargılama sürecindeki bazı uygulamalar nedeniyle adil yargılanma hakkının, kamugörevlilerinin soruşturma sürecindeki açıklamaları nedeniyle masumiyetkarinesinin, basın yayın organlarının soruşturma sürecindeki yayınlarınedeniyle de şeref ve itibar hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 13/9/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar vermiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
8. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyleve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi vebelgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
9. Adalar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından silahlıterör örgütlerine (FETÖ/PDY, PKK/KCK ve DHKP/C) yardım etme suçunu işlediğideğerlendirilen başvurucunun da aralarında bulunduğu on kişi hakkındasoruşturma başlatılmıştır.
10. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu'nun 119. maddesi uyarınca gecikmesinde sakınca bulunan hâl kapsamındaCumhuriyet savcısının emri ile arama ve elkoyma kararı verilmiş olup anılansoruşturma kapsamında başvurucu İstanbul Büyükada'da bir otelde yapılantoplantı sırasında 5/7/2017 tarihinde gözaltına alınmıştır.
11. Adalar Sulh Ceza Hâkimliği 5/7/2017 tarihli kararıile başvurucu hakkındaki soruşturma dosyasına ilişkin olarak "soruşturmanınamacını tehlikeye düşürebileceği" gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun'un153. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca başvurucunun müdafiinin dosya içeriğiniincelemesinin ve belgelerden örnek almasının kısıtlanmasına karar vermiştir.
12. Adalar Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturmaişlemlerinin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) yürütülmesigerektiğini belirterek soruşturma dosyasını 6/7/2017 tarihli fezleke ile anılanBaşsavcılığa göndermiştir.
13. Başvurucu, soruşturma işlemlerinin yürütüldüğüİstanbul Emniyet Müdürlüğüne getirilerek ilk ifadesinin alındığı 16/7/2017tarihine kadar burada gözaltında tutulmuştur.
14. Başvurucu ifadesi alınmak üzere 17/7/2017 tarihindeBaşsavcılıkta hazır edilmiştir. İfade alma tutanağında, başvurucuya isnatedilen suçların okunup anlatıldığı belirtilmiştir. Bu sırada başvurucununmüdafileri de hazır bulunmuştur.
15. Başsavcılık aynı tarihte silahlı terörörgütüne üye olmamakla beraber örgüt adına faaliyette bulunarak yardım etmesuçundan tutuklanması istemiyle başvurucuyu İstanbul 10. Sulh Ceza Hâkimliğine(Hâkimlik) sevk etmiştir.
16. Başsavcılığın talep yazısı, sorgu işlemi öncesindeHâkimlik tarafından başvurucuya okunmuştur. Ayrıca sorgu tutanağında,başvurucuya isnat edilen suçların okunup anlatıldığı da belirtilmiştir. Sorgusırasında başvurucunun müdafii de hazır bulunmuştur.
17. İstanbul 10. Sulh Ceza Hâkimliği 18/7/2017 tarihlikararıyla başvurucunun tutuklanma talebinin reddine karar vermiştir.
18. Başsavcılığın tutuklama talebinin reddi kararınaitiraz etmesi üzerine İstanbul 11. Sulh Ceza Hâkimliği 21/7/2017 tarihindeitirazı kabul etmiş ve başvurucu hakkında yakalama emri çıkarılmasına kararvermiştir.
19. Yakalama emri sonucu yakalanan başvurucu 23/7/2017tarihinde İstanbul 9. Sulh Ceza Hâkimliği huzuruna çıkarılmış ve sorgusununardından silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan başvurucununtutuklanmasına karar verilmiştir.
20. Başvurucu tutuklama kararına itiraz etmiştir.İstanbul 10. Sulh Ceza Hâkimliğince 9/8/2017 tarihinde itirazın kesin olarakreddine karar verilmiştir. Anılan karar 16/8/2017 tarihinde başvurucu tarafındanöğrenilmiştir.
21. Başvurucu 13/9/2017 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
22. Başsavcılığın 4/10/2017 tarihli iddianamesi ilebaşvurucunun silahlı terör örgütlerine (FETÖ/PDY, PKK/KCK ve DHKP/C) yardımetme suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır cezamahkemesinde dava açılmıştır.
23. İddianamede; şüphelilerle ilgili terörizminfinansmanı ve casusluk suçları yönünden tefrik kararı verildiği (Daha sonra busoruşturmada kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiştir.), başka birsoruşturma evrakı üzerinden bu soruşturmaya devam edildiği, müsnet suçaçısından delillerin toplanmış olması ve şüphelilerin bu suçtan tutuklubulunması, tutuklu bulundukları suç yönünden usul ekonomisi ile makul süredeyargılanma haklarını teminen kamu davası açılması cihetine gidildiğibelirtilmiştir.
24. İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 17/10/2017tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2017/100 sayılı dosyaüzerinden kovuşturma başlamıştır.
25. Mahkeme 3/7/2020 tarihinde yaptığı duruşmadabaşvurucunun beraatine karar vermiştir. Mahkeme ayrıca beraat eden başvurucuya5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi uyarınca tazminat davası açabileceği yönündebilgilendirmede bulunmuştur. Anılan karar 14/7/2020 tarihinde istinaf edilmedenkesinleşmiştir.
26. Öte yandan başvurucu tahliyesinin ardından 23/1/2018tarihinde, haksız olarak yakalanması, gözaltına alınması ve tutuklanmasıiddiasıyla ağır ceza mahkemesinde tazminat davası açmıştır. Söz konusu dava Ankara9. Ağır Ceza Mahkemesinin 26/2/2019 tarihli kararıyla başvurucu hakkındakidavanın derdest durumda bulunması ve bu nedenle 5271 sayılı Kanun'un 141. vedevamı maddelerindeki yasal şartları taşımadığından bahisle reddedilmiştir. Bukararın istinaf incelemesi Ankara Bölge Adliyesi 12. Ceza Dairesinde devametmektedir.
IV. İLGİLİHUKUK
27. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat istemi"kenar başlıklı 141. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkrasının ilgili kısmışöyledir:
"Suç soruşturması veya kovuşturmasısırasında;
a) Kanunlarda belirtilen koşullardışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,
...
e) Kanuna uygun olarak yakalandıktanveya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veyaberaatlerine karar verilen,
...
Kişiler, maddî ve manevî her türlüzararlarını, Devletten isteyebilirler.
(2) Birinci fıkranın (e) ve (f)bentlerinde belirtilen kararları veren merciler, ilgiliye tazminat haklarıbulunduğunu bildirirler ve bu husus verilen karara geçirilir."
28. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat istemininkoşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
"Karar veya hükümlerinkesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veyahükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat istemindebulunulabilir."
V. İNCELEME VEGEREKÇE
29. Mahkemenin 25/2/2021 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğineİlişkin İddialar
1. Yakalama veGözaltına Alma İşleminin Hukuka Aykırı Olduğuna, Gözaltı Süresinin MakulOlmadığına İlişkin İddialar
a. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
30. Başvurucu; yakalama ve gözaltına alma işlemlerininhukuka aykırı olduğunu, kendisine yöneltilen suçlamayla ilgili bilgilendirilmediğini,yakalama ve gözaltı işleminin yakınlarına bildirilmediğini, gözaltı kararınınuzatılmasının ise yakınlarına, avukatlarına ve kendisine bildirilmediğini,gözaltı süresinin makul olmadığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
31. Bakanlık; başvurucunun gözaltı süresinde yapılanuzatmanın 22/7/2016 tarihli ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında AlınanTedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (6/1-a) maddesi kapsamındayapıldığını, gözaltı kararında bu sürenin neden uzatıldığına ilişkin somutgerekçelerin ortaya konulduğunu, olağanüstü hâl döneminde uygulamaya konulandüzenlemeler ve Başsavcılıkça yapılan uygulama karşısında başvurucunun gözaltısüresinin makul olduğunu belirtmiştir.
32. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvurudilekçesindeki iddialarını yinelemiştir.
b. Değerlendirme
33. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltısüresinin aşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğuiddiaları ile olağanüstü hâl şartları altında geçici bir süre için azami olarak30 güne kadar uygulanan gözaltı süresinin uzunluğunun makul olup olmadığışikâyetlerine ilişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıylaasıl dava sonuçlanmamış da olsa 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülentazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğusonucuna varmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri [GK], B. No: 2014/14061,8/4/2015, §§ 64-72; Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144, 14/7/2015, §§53-64; Günay Dağ ve diğerleri [GK], B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§141-150; İbrahim Sönmez ve Nazmiye Kaya, B. No: 2013/3193, 15/10/2015,§§ 34-47; Neslihan Aksakal, B. No: 2016/42456, 26/12/2017, §§ 30-37).Dolayısıyla başvurucunun bu kapsamda kalan iddiaları bakımından anılankararlardan ayrılmayı gerektiren bir durum mevcut değildir.
34. Başvurucu; gözaltı kararının uzatılmasınınyakınlarına, avukatlarına ve kendisine bildirilmediğini ileri sürmüştür.Başvurucunun bu şikâyetini gözaltı kararına etkili itiraz edebilmesi bağlamındadile getirdiği anlaşılmaktadır. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1)numaralı fıkrasının (k) bendi yakalanan veya tutuklanan kişilere, yakalama vetutuklama işlemine karşı kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmamalarıdurumunda maddi ve manevi her türlü zararlarının tazminini isteyebilmelerineimkân sağlamaktadır. Dolayısıyla gözaltı kararına itiraz imkânındanyararlandırılmamaya ilişkin şikâyet yönünden de anılan tazminat yolununtüketilmesi gerekir.
35. Başvurucu ayrıca yakalama ve gözaltı işlemininyakınlarına bildirilmediğinden de şikâyetçi olmuştur. 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesinin (1) numaralı fıkrasının (h) bendi yakalanmaları veya tutuklanmalarıyakınlarına bildirilmeyen kişilere maddi ve manevi her türlü zararlarınıntazminini isteyebilmelerine imkân sağlamaktadır. Dolayısıyla bu şikâyetyönünden de anılan tazminat yolunun tüketilmesi gerekmektedir.
36. Başvurucu son olarak gözaltı sürecinde özgürlüktenyoksun bırakılmasına sebep olan suçlamalar hakkında bilgilendirilmediğini ilerisürmüştür. Anayasa Mahkemesi, yakalama nedenlerinin ve suçlamalarınbildirilmemesine yönelik iddialara ilişkin olarak 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) bendinde öngörülen tazminat davası açmaimkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (DenizÖzfırat, B. No: 2013/7929, 01/12/2015, §§ 52, 53). Bu şikâyet yönünden deanılan tazminat yolunun tüketilmesi gerekmektedir.
37. Nitekim başvurucunun bu şikâyetlerini dile getirdiğitazminat davası istinaf aşamasında derdest durumdadır.
38. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmınınbaşvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
2. TutuklamanınHukuki Olmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
39. Başvurucu; kuvvetli suç şüphesi ve tutuklamanedenleri olmaksızın tutuklandığını, tutuklanmasının ölçüsüz olduğunubelirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
40. Bakanlık görüşünde, tutuklamaya dair verilenkararlara ilişkin gerekçeler ve iddianamede ortaya konulan deliller kapsamındabaşvurucunun tutukluluğunun keyfî olduğunun savunulamayacağıdeğerlendirilmiştir. Bakanlık ayrıca başvurucunun bu şikâyetiyle ilgili olaraköncelikle tazminat davası yolunun tüketilmesi gerektiğini belirtmiştir.
41. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvurudilekçesindeki iddialarını yinelemiştir.
b. Değerlendirme
42. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilenhak ihlallerinin olağan başvuru yollarında düzeltilmemesi hâlindebaşvurulabilecek ikincil nitelikte bir hak arama yoludur. Bireysel başvuruyoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulabilmesi için olağan kanun yollarınıntüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No:2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).
43. Anayasa Mahkemesi, yakalandıktan veya tutuklandıktansonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilenkişilerin tutuklanmalarının hukuki olmadığı iddialarına ilişkin olarak-bireysel başvurunun karara bağlandığı tarih itibarıyla verilen kararlarınkesinleşmiş olması kaydıyla- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülentazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğusonucuna varmıştır (Kamil Erdoğan, B. No: 2017/4023, 19/4/2018, §§39-42, Hüseyin Hançer, B. No: 2013/8319, 7/1/2016, §§ 38-40).
44. Somut olayda, başvurucu hakkında açılan davadayargılama sonunda başvurucunun beraatine karar verilmiş ve anılan kararkesinleşmiştir (bkz. § 25). Bu bağlamda başvurucunun 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesinde öngörülen tazminat davasının da derdest olduğu görülmektedir (bkz. §26). Dolayısıyla başvurucu yönünden tutuklamanın hukuki olmadığına ilişkiniddiasıyla ilgili olarak yukarıda anılan kararlarda varılan sonuçtan ayrılmayıgerektiren bir durum bulunmamaktadır.
45. Açıklanan gerekçelerle başvurunun başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
3. SoruşturmaDosyasına Erişimin Kısıtlandığına İlişkin İddia
a. Başvurucununİddiaları
46. Başvurucu; soruşturma dosyasında gizlilik kararınınbulunması nedeniyle hakkındaki suçlamaları ve bu suçlamaların delilleriniöğrenemediğini, bu nedenle tutuklamaya etkin bir şekilde itirazdabulunamadığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği ile adil yargılanmahaklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
47. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasışöyledir:
"Her ne sebeple olursa olsun,hürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."
48. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Bu itibarla başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.maddesinin sekizinci fıkrası bağlamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıkapsamında incelenmesi gerekir.
49. Anayasa Mahkemesi, soruşturma dosyalarına erişimeyönelik olarak verilen kısıtlama kararlarının tutuklu kişilerinözgürlüklerinden mahrum bırakılmalarına karşı itirazda bulunma hakkı üzerindekietkisini birçok kararında incelemiştir. Bu kararlarda, öncelikle yakalanan veyatutuklanan kişiye yakalama ya da tutuklama sebeplerinin ve hakkındakiiddiaların bildirilmesi gerektiği ancak buradaki bildirim yükümlülüğünün isnatedilen suçlamalara esas tüm bilgi ve delilleri kapsamadığı belirtilmiş; bu bağlamdabaşvurucunun tutuklamaya konu suçlamalara ilişkin temel unsurları bilipbilmediği dikkate alınmıştır (Günay Dağ ve diğerleri, §§ 168-176; HidayetKaraca, §§ 105-107; Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No:2015/9756, 16/11/2016, §§ 248-257).
50. Somut olayda ifade ve sorgu tutanakları, tutukluluğailişkin kararlar, başvurucu veya müdafileri tarafından verilen tutukluluğailişkin dilekçeler, soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgeler incelendiğindebaşvurucunun tutukluluğa temel teşkil eden bilgi ve belgelerden haberdarolduğu, bunların içeriği hakkında yeterli bilgiye sahip bulunduğu, tutuklulukdurumuna karşı itirazlarını sunma konusunda kendisine yeterli imkânın tanındığıgörülmektedir.
51. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
B. AdilYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları
52. Başvurucu, savunma hakkını etkili ve adil bir biçimdekullanamadığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
2. Değerlendirme
53. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un "Bireysel başvuruhakkına sahip olanlar" kenar başlıklı 46. maddesinde kimlerin bireyselbaşvuru yapabileceği sayılmıştır. Anılan maddenin (1) numaralı fıkrasına görebir kişinin Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmesi için üç temelön koşulun birlikte bulunması gerekmektedir. Bu ön koşullar başvurucunun kamugücünün eylem veya işleminden ya da ihmalinden dolayı "güncel birhakkının ihlal edildiği" iddiasında bulunması, iddia edilen ihlaldenkişinin kişisel olarak ve doğrudan etkilenmiş olması ve bunlarınsonucunda başvurucunun mağdur olduğunu iddia etmesidir (Fetih AhmetÖzer, B. No: 2013/6179, 20/3/2014, § 24).
54. Diğer yandan bir şüpheli hakkında yürütülen cezasoruşturmasının kovuşturmaya yer olmadığına dair kararla sonuçlanması veyaaçılmış olan davanın ertelenmesi, düşürülmesi ya da sanığın beraatinehükmedilmesi hâlinde -makul sürede yargılanma hakkına ilişkin iddialara halelgelmemek şartıyla- bu kişilerin adil yargılanma hakkının ihlali nedeniylemağdur olduklarının kabulü mümkün değildir. Ancak bu durum, soruşturma veya kovuşturmalarınyukarıda belirtilen sonuçlarının adil yargılanma hakkı dışındaki haklaraetkisinin incelenmesine engel teşkil etmez (Mustafa Kamil Uzuner ve MustafaKadir Gül, B. No: 2013/3371, 9/3/2016, § 52).
55. Başvuru konusu olayda başvurucunun beraatine kararverildiğinden başvurucunun mağdur sıfatı bulunmamaktadır.
56. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin kişi bakımından yetkisizliknedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. MasumiyetKarinesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları
57. Başvurucu; gözaltı sürecinde kısıtlılık kararınarağmen devlet yetkilerinin yaptıkları açıklamalar nedeniyle masumiyetkarinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
58. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvurularınkabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin(2) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"Mahkeme, ... açıkça dayanaktanyoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir."
59. İçtüzük'ün bireysel başvuruların içeriğini düzenleyen“Bireysel başvuru formu ve ekleri” kenar başlıklı 59. maddesinin (2) ve (3)numaralı fıkralarının bireysel başvurunun yapıldığı tarihteki ilgili kısmışöyledir:
"(2) Başvuru formunda aşağıdakihususlar yer alır:
...
ç) Kamu gücünün ihlale neden olduğuiddia edilen işlem, eylem ya da ihmaline dair olayların ... özeti.
d) Bireysel başvuru kapsamındakihaklardan hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeler vedelillere ait özlü açıklamalar.
e) Başvurucunun güncel ve kişisel birtemel hakkının doğrudan zedelendiği iddiasının dayanakları.
...
h) Başvurucunun talepleri.
(3)Başvuru formuna aşağıdaki belgelerya da onaylı örnekleri eklenir:
...
e) Dayanılan belgelerin asılları ya daonaylı örnekleri.
...
(4) Başvurucu ihlal iddiasına dayanakgösterdiği üçüncü fıkradaki belgelere herhangi bir nedenle erişememesi hâlindebunun gerekçelerini belirtir. Mahkeme gerekli gördüğü takdirde bu bilgi vebelgeleri resen toplar."
60. 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasında, açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine kararverilebileceği belirtilmiştir. Bu kapsamda karmaşık veya zorlama şikâyetler,kanun yolu şikâyeti niteliğindeki şikâyetler, başvurucunun ihlal iddialarınıtemellendiremediği şikâyetler ile temel haklara yönelik bir ihlalin olmadığıaçık olan şikâyetler açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Cemal Günsel[GK], B. No: 2016/12900, 21/1/2021, § 21).
61. Görüldüğü üzere Anayasa Mahkemesi ancaktemellendirilebilmiş bir bireysel başvuruyu inceler. Başvurucularınşikâyetlerini hem maddi hem hukuki olarak temellendirme zorunluluğu bulunmaktadır.Maddi dayanaklar yönünden başvurucuların yükümlülüğü şikâyetlerine konu temelolay ve olguları açıklamak, bunlara ilişkin delilleri Anayasa Mahkemesinesunmak, hukuki dayanak yönünden yükümlülüğü ise bireysel başvuruya konu temelhak ve özgürlüklerden hangisinin hangi nedenle ihlal edildiğini özü itibarıylaaçıklamaktır (Cemal Günsel, § 22).
62. Nitekim 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2)numaralı fıkrasına ilave olarak İçtüzük'ün 59. maddesinde de başvurucularınyükümlülükleri kapsamında şikâyetin maddi ve hukuki temellerine başvuruformu ve eklerinde yer verilmesi gerektiği açıkça belirtilmiş (bkz. § 59)böylece başvuru koşullarının öngörülebilirliği kuvvetlendirilmiştir (CemalGünsel, § 23).
63. Bireysel başvuru incelemesinde Anayasa Mahkemesi,kamu gücü eylem ve işlemleri ile mahkeme kararlarının Anayasa'ya uygunluğununve müdahale gerekçelerinin denetimini kendiliğinden yapmaz. Bu sebeplebaşvurucunun başvurusunun esasını ve bu kapsamda kamu makamları tarafındanortaya konulan gerekçelerin ilgili ve yeterli olup olmadığını AnayasaMahkemesine inceletebilmesi için öncelikle kendisinin ihlaliddialarını gerekçelendirmesi, buna ilişkin olay ve olguları açıklamasıve delillerini sunması zorunludur (Cemal Günsel, § 24).
64. Anayasa Mahkemesinin başvurucunun yerine geçerekihlal iddialarını gerekçelendirme, olay ve olguları ortaya koyma ve deliltoplama görev ve yükümlülüğü bulunmamaktadır. Söz konusu yükümlülüklerbaşvurucuya aittir (Cemal Günsel, § 25).
65. Başvurucuların anılan yükümlülüklere uymamalarıhâlinde şikâyetlerini temellendiremedikleri için başvuruları açıkça dayanaktanyoksun bulunabilir. Anayasa Mahkemesi temellendirmeye ilişkin incelemesini herbaşvurunun somut koşullarında yapar. Kuşkusuz başvurucuların bu yükümlülüklereellerinde olmayan nedenlerle uymamalarının ikna edici gerekçelerini AnayasaMahkemesine sunmaları ya da Anayasa Mahkemesinin bu durumu işin niteliğindenanlaması hâli müstesnadır (Cemal Günsel, § 26).
66. Somut olayda başvurucu ihlal iddialarını soyut ve genelifadelerle ileri sürmüş, kamu görevlilerinin hangi açıklamalarının ne suretleve hangi sebeplerle masumiyet karinesini ihlal ettiğine ilişkin gerekçeleriaçıklamamıştır. Sonuç olarak başvurucu, şikâyetlerine konu temel olay veolguları açıklamak ve bireysel başvuruya konu ettiği temel hak veözgürlüklerden hangisinin hangi nedenle ihlal edildiğini açıklamak yönündekiyükümlülüğünü yerine getirmemiş; bu bağlamda ileri sürdüğü ihlal iddialarınıtemellendirememiştir.
67. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
D. Şeref ve İtibar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkinİddia
1. Başvurucunun İddiaları
68. Başvurucu; gözaltı sürecinde kısıtlılık kararınarağmen basın yayın organlarının soruşturma dosyasından haberdar olarakyaptıkları açıklamalar, haberler, yazdıkları yazılar ve küçük düşürücü ifadelernedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
69. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, § 16). Başvurucunun hakkındayapılan haberlerin gerçeği yansıtmadığı yönündeki şikâyetinin özü, şeref veitibar hakkına ilişkindir. Bu nedenle şikâyetin bir bütün olarak şeref veitibar hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.
70. Öte yandan masumiyet karinesi, kişinin suçluluğuhükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları ve kamu otoriteleri tarafındansuçlu olarak nitelendirilmemesini ve suçlu muamelesine tabi tutulmamasınıgüvence altına alır. Anayasa Mahkemesi, yargılama makamları veya diğer devletgörevlilerinin ifadeleri veya kışkırtmasına dayanmayan basın ve yayınorganlarındaki yazılar veya bazı küçük düşürücü haberlerle ilgili şikâyetleribir bütün olarak şeref ve itibarın korunmasını isteme hakkı kapsamındadeğerlendirmektedir (Kürşat Eyol, B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 26; KadirSağdıç [GK], B. No: 2013/6617, 8/4/2015, § 31).
71. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında korumaaltına alınan şeref ve itibarın korunması hakkının ihlal edildiği iddiasınayönelik uyuşmazlıklar açısından hukuki tazmin yolu daha yüksek başarı şansısunabilecek, kullanılabilir ve etkili bir başvuru yoludur (S.S.A., B.No: 2013/2355, 7/11/2013, § 31; Halkevleri Derneği ve İlknur Birol, B.No: 2013/577, 30/6/2014, § 29).
72. Üçüncü kişilerce şeref ve itibara yapılan müdahalelerile ilgili olarak etkili bir giderim yolu olan hukuk davası açma imkânıkullanılmaksızın bireysel başvuruda bulunulduğu nazara alındığında başvuruyollarının tüketilmesi koşulunun yerine getirildiği söylenemez.
73. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Yakalama ve gözaltına alma işleminin hukuka aykırıolması, gözaltı süresinin makul olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddialarının başvuru yollarınıntüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması dolayısıylakişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
6. Şeref ve itibar hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerindeBIRAKILMASINA 25/2/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.