TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
LOBNA AL LAMİİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/20160)
Karar Tarihi: 14/10/2020
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Murat İlter DEVECİ
Başvurucu
:
Lobna AL LAMİİ
Vekili
:
Av. Taylan TANAY
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, kamuoyunda Gezi Parkı eylemleri olarakbilinen protesto gösterileri kapsamında kolluk görevlilerinin haksız güçkullanması sonucunda yaşamsal tehlike doğacak şekilde yaralanma meydana gelmesive bu olay hakkında etkili bir soruşturma yürütülmemesi nedenleriyle yaşamhakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 5/4/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) temin edilen belgelere göre ilgiliolaylar özetle şöyledir:
9. İnsan hakları aktivisti olduğunu beyan eden başvurucu,iddiasına göre Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonunun (DİSK) 31/5/2013günü saat 13.00'te yapacağı basın açıklamasını dinlemek üzere TaksimMeydanı'ndaki Atatürk Anıtı önüne gitmiştir. Güvenlik güçleri, basın açıklamasıyapılırken önce tazyikli suyla, sonra gaz fişekleri atan silahları kullanarakbasın açıklaması için toplanan kalabalığa müdahale etmiştir. Bu esnadayaralanan başvurucu bir cankurtaran yardımıyla Taksim Eğitim Araştırma Hastanesinegötürülmüştür.
10. Bir kısım polis amiri ve memuru tarafından düzenlenen31/5/2013 tarihli tutanağa göre ise saat 12.00 sıralarında bir milletvekili veçevresinde toplanan kişiler Taksim Meydanı'ndaki tramvay durağı civarında binkişilik bir kalabalık oluşturmuştur. Söz konusu kalabalığın yaptığı basınaçıklaması 13.00 sıralarında sona ermiş ancak kalabalık dağılmayıp oturmaeylemi başlatmıştır. Eylemin kanuna aykırı olduğuna ilişkin uyarılara riayetetmemeleri nedeniyle kalabalığa karşı kademeli olarak artan nispette güçkullanılmıştır.
11. Başvurucunun kardeşi F.A. başvurucunun yaralanmasınaneden olan kişilerin tespit edilerek cezalandırılmaları isteğini içeren birdilekçeyi 8/7/2013 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına (CumhuriyetBaşsavcılığı) sunmuştur. H.E., A.Y., B.Ö., Ü.G., S.Ö. ve E.S.nin tanık olarakbildirildiği söz konusu dilekçede;
i. Başvurucunun yere düşmesinden sonra gözü açık birşekilde bilinçsizce baktığı ve ağzından köpük geldiği,
ii. Olay nedeniyle başvurucunun iki ameliyat geçirdiği,kafatası kemiğinin kırıldığı, beyin kanaması ve epileptik nöbet geçirdiği, sağkol ve bacağına felç indiği, kırık kafatası kemiğinin çıkarıldığı ve söz konusukemik olmadan başının kapatıldığı, tıbbi müdahale sonrasında başvurucunungünlerce uyutulduğu,
iii. Sağ kolunu oynatamayan başvurucunun destekle ayaktadurabildiği ancak konuşamadığı, psikolojik desteğin yanı sıra fizyotereapi verehabilitasyona ihtiyaç duyduğu iddia edilmiştir.
12. F.A.nın dilekçesi üzerine Cumhuriyet Başsavcılığıolay hakkında derhâl bir soruşturma başlatmıştır.
13. Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucunun yaralanmasınedeniyle yürütülen soruşturmayı protesto gösterileri kapsamında farklıtarihlerde meydana gelen birçok olay hakkında yürütülen ayrı bir soruşturma(ana soruşturma) ile birleştirmiştir.
14. İstanbul Adli Tıp Şube Müdürlüğü, başvurucu hakkındatanzim edilen tedavi evrakı üzerinden hazırladığı 12/7/2013 tarihli rapordabaşvurucunun olay nedeniyle yaşamsal tehlike geçirdiğini, başvurucununkafasındaki kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisinin ağır (4) olduğunuancak olay tarihinden 18 ay sonra duyu ve organlarından birinin işlevininsürekli zayıflaması ya da yitirilmesi yönünden değerlendirme yapılabileceğini belirtmiştir.
15. Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul Emniyet Müdürlüğünegönderdiği 19/7/2013 tarihli yazıyla olayla ilgili MOBESE görüntüleri ileolayın meydana geldiği yerde bulunan işyerlerine ait kamera görüntülerinintemin edilmesini, F.A.nın dilekçesinde ileri sürdüğü hususlarınaraştırılmasını, anılan dilekçede yazılı tanıklar ile resen tespit edilecekkişilerin olayla ilgili beyanlarının alınmasını, şüphelilerin açık kimlikbilgileri ile görev yerlerinin belirlenmesini, ayrıca bu kişilerin fotoğraflarınınCD ortamında gönderilmesini istemiştir.
16. Kolluk görevlileri 11/9/2013-13/9/2013 tarihleriarasında E.S., Ü.G., H.E. ve A.Y.nin ifadelerini almıştır. Ne var ki F.A.nındilekçesinde ismi geçen B.Ö. ifade vermeye gitmemiş, S.Ö.ye ise ulaşılamamıştır.
i. İfadesinde H.E., olay günü başvurucu ile Talimhane'dekarşılaştığını, yapılacak basın açıklamasını dinlemek için Atatürk Anıtıçevresinde bir yere oturduklarını, basın açıklamasının başlamasından kısa birsüre sonra Sıraselviler Caddesi tarafından gelen toplumsal olaylara müdahalearaçlarının (TOMA) toplanan kalabalığa tazyikli su sıkmaya başladığını, eşzamanlı olarak kalabalığa biber gazı da atıldığını (İfadesine başvurulan kişisöz konusu gazın ne şekilde atıldığı yönünde bilgi vermemiştir.), çevrede ÇevikKuvvette görevli polislerin bulunduğunu, başvurucu ile birlikte AtatürkAnıtı'na doğru kol kola koştuklarını ancak anıt çevresindeki demir korkuluklarnedeniyle birbirlerinden ayrıldıklarını, Taksim Meydanı'ndan anıta doğrubakınca yerde yatan birini gördüğünü, anıta doğru yürüyünce yerde yatan kişininbaşvurucu olduğunu fark ettiğini, başvurucunun epilepsi krizine benzer bir krizgeçirdiğini gördüğünü, çevredeki polislere ve cankurtaran görevlilerineseslendiğini, cankurtaranda sağlık görevlisi olmadığını, başvurucununcankurtaran sürücüsü ve polisler tarafından cankurtarana bindirildiğini, yoldakarşılaştıkları bir başka cankurtaranda görevli bazı sağlık görevlilerininbaşvurucu ile kendisinin de içinde bulunduğu cankurtarana geçtiği ve başvurucununyaralanma anını görmediğini beyan etmiştir.
ii. Ü.G. olay günü bir milletvekili ve çevresindetoplananlarla birlikte sloganlar atıp şarkı söyleyerek Taksim Meydanı'nagittiğini, başvurucuyu anıt çevresinde yerde otururken gördüğünü, basınaçıklaması yapılırken TOMA'dan basın açıklaması yapan gruba tazyikli susıkıldığını, daha sonra gazlı müdahalenin başladığını, polislerin herhangi biruyarısını duymadığını ancak daha sonradan izlediği görüntülerde polisin sessistemi aracılığıyla uyarı yaptığını fark ettiğini, başvurucunun nasılyaralandığını görmediğini söylemiştir.
iii. A.Y. başvurucuyu basın açıklamasını izlerkengördüğünü, Çevik Kuvvetin gazlı müdahalede bulunduğunu, başvurucunun nasılyaralandığını görmediğini ifade etmiştir.
iv. E.S. basın açıklamasına hazırlık yapıldığı sırada gazbombası atıldığını, gazdan etkilenen kişiler görse de yaralanan herhangi birkimseyi görmediğini beyan etmiştir.
17. Soruşturmada mağdur sıfatıyla yer alan bazı kişilereyönelik eylemler nedeniyle birkaç polis amiri ve memuru hakkında yürütülendisiplin soruşturmasına ilişkin belgeler soruşturma evrakı arasında alınmıştır.
18. Medya kuruluşları ile haber ajanslarından teminedilenler de dâhil protesto gösterileri kapsamında meydana gelen eylemlerleilgili görüntüleri içerir CD'ler ile DVD'ler soruşturma dosyasına alınmıştır.
19. Başkalarının 31/5/2013 tarihli yaralanmalarıylailgili olarak 31/5/2013 günü saat 08.00 ile 1/6/2013 günü saat 08.00 arasındaTaksim Meydanı'nda görevli Çevik Kuvvet gruplarına ait çizelge ile 31/5/2013tarihinde Taksim Meydanı ve çevresinde gaz kullanmakla görevli olan İstanbulEmniyet Müdürlüğünün farklı birimlerinde görevli polislere -söz konusu kişilerezetçi denmektedir- listeler temin edilmiştir.
20. Başvurucu, vekili aracılığıyla CumhuriyetBaşsavcılığına verdiği 29/5/2014 tarihli dilekçede, soruşturma dosyasınınkapsamının sağlıklı bir bilirkişi incelemesini ve şikâyetlerin kendisine özgüyanlarının araştırılmasını engellediğini öne sürerek kendisiyle ilgilisoruşturmanın mevcut soruşturmadan ayrılmasını talep etmiştir.
21. Cumhuriyet Başsavcılığı, Gezi Parkı eylemleri olarakbilinen olaylarla ilgili tüm şikâyetlerin bir arada değerlendirilmesi nedeniylebaşvurucunun yaralanması hakkında yürütülen soruşturmanın sürüncemede kaldığısonucuna varmış ve 12/5/2015 tarihindebaşvurucuyla ilgili soruşturmayı devameden soruşturmadan ayırmıştır.
22. Cumhuriyet Başsavcılığı 5/10/2015 tarihli yazıylaİstanbul Emniyet Müdürlüğünden müştekinin yaralanması olayıyla ilgili tutanaktutulup tutulmadığının araştırılmasını ve şüphelilerin tespit edilerekifadeleri alınmak üzere Cumhuriyet Başsavcılığında hazır edilmeleriniistemiştir.
23. Cumhuriyet Başsavcılığı 31/5/2013 günü 13.00-14.00saatleri arasında Taksim Meydanı'ndaki MOBESE görüntülerini temin edip sözkonusu görüntülerde başvurucunun yaralanması olayının yer alıp almadığınıbilirkişiye incelettirmiştir. Dört görüntü kaydını inceleyen bilirkişitarafından hazırlanan 18/12/2015 tarihli raporda; görüntülerin ses kaydıiçermediği, görüntülerin başında bir kısmı oturan, bir kısmı ayakta duran kalabalığa13.10 sıralarında duman ve su sıkılarak müdahale edildiği, insanların koşarakuzaklaşmaya çalıştığı, TOMA'ların turuncu renkli su sıktığı, elinde gaztabancası bulunan polis memurlarının gaz tabancalarını sürekli sağa solaateşleyerek gruplar hâlinde ilerlediği, 13.41 sıralarında polis memurlarınıngaz tabancaları ile ateş ettikleri, çevredeki kişilerin bir şahsın cankurtaranabinmesine yardım ettikleri, başvurucunun nasıl yaralandığıyla ilgili herhangibir görüntü tespit edilemediği belirtilmiştir. Bahse konu bilirkişi raporusoruşturma dosyasına 22/12/2015 tarihinde girmiştir.
24. İstanbul Emniyet Müdürlüğünce CumhuriyetBaşsavcılığına gönderilen 4/3/2016 tarihli yazıda MOBESE kayıtları dikkatealındığında başvurucuyu yaraladığı iddia edilen polis memurunun tespitedilmesinin mümkün olmadığı belirtilmiştir.
25. Cumhuriyet Başsavcılığı, şüphelilerin dava zamanaşımısüresince araştırılması ve tespit edilmesi hâlinde Cumhuriyet Başsavcılığındahazır edilmesi için 10/3/2016 tarihinde daimî arama kararı vermiştir.
26. Kolluk görevlileri, şüphelilerin aranmasına rağmenyakalanamadığına ilişkin olarak 7/4/2016 ve 26/10/2016 tarihlerinde tutanaktanzim etmiştir.
27. Başvurucu, soruşturma dosyasını incelemek ve/veyasoruşturma dosyasının fotokopisini almak için vekili aracılığıyla 3/4/2017,23/12/2019, 1/2/2019 ve 10/6/2020 tarihlerinde Cumhuriyet Başsavcılığınadilekçe vermiştir.
28. Soruşturma derdesttir.
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
29. Mahkemenin 14/10/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
30. Başvurucu, kolluğun müdahalesi sonucu yaralandığınıve bu olay hakkında etkili bir ceza soruşturması yürütülmediğini belirtereketkili başvuru hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Bu iddiası kapsamındabaşvurucu; medya kuruluşları ile haber ajanslarından elde edilen görüntülerüzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmadığını, olayla ilgili olarak yalnızcadört kişinin ifadesinin alındığını, dosyanın işlemsiz bırakıldığını, fail veyafaillerin bulunmasına yönelik herhangi bir işlem yapılmadığını, olayla ilgiliolarak Cumhuriyet Başsavcılığına başvurmasından 2 yıl 7 ay sonra görüntükayıtlarının incelendiğini ve soruşturmanın ivedilikle ve özenleyürütülmediğini iddia etmiştir.
31. Bakanlık görüşünde; devletin bireylerin maddi vemanevi varlığına yönelik olarak yapılan müdahalelere karşı etkili mekanizmalarkurma çerçevesindeki pozitif yükümlülüğünün tüm müdahale türleri açısındanmutlaka cezai soruşturma ve kovuşturma yapılmasını gerekli kılmadığı,başvurucunun kolluk görevlileri tarafından maddi ve manevi varlığına müdahaleedildiği iddiasıyla hukuk davası yoluna başvurarak daha etkin bir giderimsağlamasının mümkün olduğu, başvurucunun yaralanması ile ilgili olarak idari yargıdatazminat davası açmadığı belirtilmiştir. Ayrıca başvuru süresinin daimî aramakararının verildiği tarihten itibaren başladığı öne sürülmüştür. Bakanlıkgörüşünde son olarak etkili soruşturma yükümlülüğünün bir sonuç yükümlülüğüolmadığı, başvuruya konu şikâyetin aydınlatılması için gerekli adımlarınatıldığı, etkili soruşturma yükümlülüğünün gereklerinin yerine getirildiğiifade edilmiştir.
32. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanındabaşvuruya konu olay nedeniyle uzun süre ayaklarını ve kollarını kullanmadığını,konuşamadığını, bildiği dilleri ve anılarını yitirdiğini, yurt içinde ve yurtdışında tedavi gördüğünü, tedavisinin devam ettiğini, güç kullanımı sonucumeydana geldiği ileri sürülen kötü muamele iddiaları yönünden tüketilmesi gerekenetkili hukuk yolunun ceza soruşturması olduğunu, Bakanlık görüşünde belirtilenidari davanın açılmaması nedeniyle başvuru yollarının tüketilmediği iddiasınınyerinde olmadığını, olaydan sonra yeni zararların ortaya çıktığını, 27/7/2020tarihinde İçişleri Bakanlığına idari başvuru yaptığını iddia etmiştir.Başvurucu ek olarak daimî arama kararı verilmesinden sonra üçer aylık rutinyazışmaların dahi yapılmadığını, dosyada bir gelişme olup olmadığını görmekiçin bir süre beklemenin makul olduğunu, daimî arama kararı verilensoruşturmaların sürüncemede kaldığı yönündeki iddianın son derece sakıncalıolduğunu ileri sürmüş ve hakkında düzenlenen bazı tıbbi belgeler ileyaralanmasıyla ilgili bazı fotoğrafları dilekçesine eklemiştir. Dilekçe ekindeyer alan ve İstanbul Üniversitesi İstanbul Hastanesince düzenlenen 8/3/2020tarihli erişkinler için engellilik sağlık kurulu raporunda başvurucunun %52oranında engelli olduğu belirtilmiştir. Raporun geçerlilik süresi iki yıldır.
B. Değerlendirme
1. HukukiNitelendirme ve İncelemenin Kapsamı Yönünden
33. Anayasa Mahkemesi olayların başvurucular tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucunun iddialarının özünün kolluk görevlilerinin haksız güçkullanımı nedeniyle hayati tehlike geçirecek ölçüde yaralandığına, bu olaylailgili etkili bir ceza soruşturması yürütülmediğine ilişkin olduğu vekullanılan kamu gücünün netice itibarıyla ölümcül olmasa bile başvurucununyaşamını tehlikeye soktuğu dikkate alındığında başvurunun yaşam hakkınınöldürmeme yükümlülüğüne ilişkin maddi boyutu ile etkili soruşturmayükümlülüğüne ilişkin usul boyutu kapsamında incelenmesi gerekir.
34. Unutulmamalıdır ki ölüm gerçekleşmese dahi bazıhâllerde başvurunun yaşam hakkı çerçevesinde incelenebilmesi mümkündür (MehmetKaradağ, B. No: 2013/2030, 26/6/2014, § 20) ve bu hâllerde başvurunun yaşamhakkı kapsamında incelenip incelenmeyeceğinin tespitinde diğer faktörlerlebirlikte kişiye karşı kullanılan gücün derecesi, türü, kullanımının ardındayatan niyet ve amaç birlikte değerlendirilir (Mustafa Çelik ve SiyahmetŞeran, B. No: 2014/7227, 12/1/2017, § 69).
35. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde dayanakalınacak “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” kenarbaşlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
“Herkes, yaşama... hakkına sahiptir.”
36. Anayasa’nın “Devletin temel amaç ve görevleri”kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Devletin temel amaç ve görevleri...kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriylebağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engellerikaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartlarıhazırlamaya çalışmaktır.”
2. KabulEdilebilirlik Yönünden
37. Yaşam hakkı kapsamında incelenebilecek bir olaylailgili soruşturmanın etkili olup olmadığı yönünden inceleme yapılabilmesi için-mutlak surette gerekli olmasa da- yürütülen soruşturmanın makul bir süreyiaşmaması şartıyla ilgili kamu makamları tarafından nasıl sonlandırılacağınınbeklenmesi bireysel başvuru ile getirilen koruma mekanizmasının ikincilniteliğine uygun olacaktır (Rahil Dink ve diğerleri, B. No: 2012/848,17/7/2014, § 76; Hüseyin Caruş, B. No: 2013/7812, 6/10/2015, § 46).
38. Bununla birlikte başvurucunun yetkili makamlaramüracaat etmesine rağmen doğal olmayan bir ölümle ilgili soruşturmabaşlatılmamışsa başlatılan soruşturmada ilerleme yoksa veya soruşturma artıketkisiz bir hâl almışsa başvurucudan soruşturmanın sonucunu beklemesini istemekmakul olmayacaktır. Böyle bir durumda başvurucu, gerekli özeni göstermeli veşikâyetini çok uzun süre geçirmeden Anayasa Mahkemesine sunabilmelidir (RahilDink ve diğerleri, § 77)
39. Böyle bir durumda başvurucu, etkili bir soruşturmayürütülmediğinin farkına vardığı veya varması gereken andan itibaren otuz güniçinde bireysel başvuruda bulunmalıdır. Doğal olarak başvurucunun etkili birsoruşturma yürütülmediğinin ne zaman farkına varması gerektiği her davanınşartlarına bağlı olarak değerlendirilecektir (Adle Azizoğlu ve SadatAzizoğlu, B. No: 2014/15732, 24/1/2018, § 87).
40. Somut başvuru, başvurucunun yaralanması ile ilgiliceza soruşturması sona ermeden yapılmıştır. Bu durumda yapılması gereken iş,başvurucunun süresinden önce başvuru yapıp yapmadığını, vaktinden önce başvuruyapmamış ise başvuruyu süresinde yapıp yapmadığını tespit etmekten ibarettir.
41. Başvuruya konu edilen soruşturmada, başvurucuda meydanagelen yaralanma hakkındaki adli raporun henüz soruşturmanın başındaaldırıldığı, olaydan birkaç ay sonra ise bazı tanıkların kollukça bilgi sahibisıfatıyla dinlendiği görülmüştür. 2015 yılında bazı MOBESE kayıtları üzerindebilirkişi incelemesi de yaptırılmıştır. Ne var ki söz konusu bilirkişiincelemesinden sonra fail veya faillerin tespitine yönelik herhangi bir işlemtesis edilmemiştir. Nitekim Cumhuriyet Başsavcılığı 10/3/2016 tarihinde daimîarama kararı vermiştir. Bu bakımdan mevcut başvurunun vaktinden önceyapıldığını söylemek mümkün değildir.
42. Öte yandan 29/5/2014 tarihli dilekçe ile anasoruşturma dosyasının kapsamının sağlıklı bir bilirkişi incelemesini veşikâyetlerin kendisine özgü yanlarının araştırılmasını engellediğini önesürerek kendisiyle ilgili soruşturmanın mevcut soruşturmadan tefrik edilmesiniisteyen başvurucu, bilirkişi raporunun 22/12/2015 tarihinde soruşturmadosyasına girmesinden sonra fail veya faillerin tespitine yönelik hiçbir işlemtesis edilmediği hâlde özen yükümlülüğüne aykırı davranarak bireysel başvuruyapmak için 5/4/2017 tarihine kadar beklemiştir. Başvurucu, özen yükümlülüğüneuygun hareket etmesine engel olan ve kendisinden kaynaklanmayan herhangi birsebebin varlığını da ileri sürmemiştir. Bu nedenle başvurunun süresindeyapılmadığı sonucuna varılmıştır.
43. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabuledilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin süre aşımı nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın süreaşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerindeBIRAKILMASINA 14/10/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.