TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
LOKMAN SAPAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/723)
Karar Tarihi: 21/11/2013
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serruh KALELİ
Üyeler
:
Mehmet ERTEN
Zehra Ayla PERKTAŞ
Erdal TERCAN
Zühtü ARSLAN
Raportör
:
Recep ÜNAL
Başvurucu
:
Lokman SAPAN
Vekili
:
Av. İnan AKMEŞE
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, yasal mitinglerdeslogan attığı kabulü çerçevesinde cezalandırılması nedeniyle ifade özgürlüğününve yargılamanın yenilenmesi talebinin reddedilmesi nedeniyle adil yargılanmahakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 18/1/2013 tarihindeİstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe veeklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksikliklertamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespitedilmiştir.
3. Birinci Bölüm BirinciKomisyonunca, 11/10/2013 tarihinde, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün33. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca, kabul edilebilirlik incelemesininBölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
4. Başvuru dilekçesindekiilgili olaylar özetle şöyledir:
5. İstanbul (Kapatılan) DevletGüvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının 20/3/2003 tarih ve E.2003/323sayılı iddianamesiyle başvurucu hakkında “yasadışısilahlı PKK-KADEK örgütü üyesi olmak, örgüt adına eylemlere katılmak”suçunu işlediği iddiası ve 1/3/1926 tarih ve 765 sayılı mülga Türk CezaKanunu’nun 168. maddesinin ikinci fıkrası ile 12/4/1991 tarih ve 3713 sayılıTerörle Mücadele Kanunu’nun 31., 33., 39. ve 40. maddeleri uyarıncacezalandırılması talebi ile kamu davası açılmıştır.
6. Davanın görüldüğü İstanbul11. Ağır Ceza Mahkemesi, 25/4/2007 tarih ve E.2003/88, K.2007/198 sayılıkararla başvurucunun eylemine uyan ve lehinde olan 26/9/2004 tarih ve 5237sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314. maddesinin (2) numaralı fıkrası, 53.maddesinin (1), (2) ve (3) numaralı fıkraları, 58. maddesinin (9) numaralıfıkrası ile 62. maddesi ve 3713 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca altı yıl üçay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hakkında güvenlik tedbirleri, mükerrirlere özgü infaz rejimi ve cezanın infazından sonradenetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar vermiş ve bu karar, Yargıtay9. Ceza Dairesinin 16/6/2009 tarih ve E.2009/4952, K.2009/7140 sayılı ilamı ileonanarak kesinleşmiştir.
7. Başvurucu Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ihlal edildiği iddiasıyla 4/3/2009 tarihindeAvrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) bireysel başvuruda bulunmuştur.
8. Başvurucunun 17252/09 no.lu anılan bireysel başvurusuyla ilgiliolarak AİHM, 20/9/2011 tarihli kararıyla, başvurucunun gözaltında tutulduğusüre içerisinde bir avukatın hukuki yardımından yararlandırılmadığıgerekçesiyle Sözleşme’nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (c) bendi ilebirlikte aynı maddenin (1) numaralı fıkrasının ihlal edildiğine karar vermiş,söz konusu karar 20/12/2011 tarihinde kesinleşmiştir.
9. AİHM kararı üzerine başvurucu, İstanbul 11. Ağır CezaMahkemesinden yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur. Mahkemenin4/10/2012 tarih ve E.2012/68, K.2012/280 sayılı kararıyla başvurucunun butalebi reddedilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:
“…
Yargılamanın yenilenmesini düzenleyen CMK 311. maddesindesınırlı olarak yenilenme nedenleri sayılmıştır. Her ne kadar hükümlü LOKMANSAPAN hakkında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince 20 Aralık 2011 tarihindesözleşme ihlali sebebiyle karar verilmiş ise de söz konusu AİHM kararında ihlalnedeni olarak ‘sanığın hazırlık soruşturmasında gözaltındayken bir avukatınhukuki yardımından yararlanmamış olması’ nın gösterildiğidikkate alınıp mahkememizin yukarıda sözü edilen dava dosyasında kovuşturmaaşamasında sanığın bir avukatın hukuki yardımından faydalanmış olduğu, ayrıcamahkememizin sanık hakkında verdiği hükmün gerekçesinin doğrudan gözaltındakiifadelerine dayandırılmamış olduğu, bunun yanında AİHM’nin ihlal nedeni olarakgösterdiği gözaltındayken hukuki yardımdan yararlandırılmamış olmayı yenidenyapılacak bir yargılamayla sağlama imkanının da hukuken ve fiilen bulunmadığınazara alındığında hükümlü müdafii tarafından sunulanyargılamanın yenilenmesine yönelik iddiaların mahkememize verilmiş hükme hiçbiretkisinin olmayacağı kanaatiyle CMK 321. Maddesi uyarınca talebin reddine …”
10. Başvurucu, Mahkemenin ret kararına karşı itiraz yoluna başvurmuşolup, itirazı inceleyen İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 12/12/2012 tarih ve2012/1220 Değişik İş sayılı kararı ile “…yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair kararında belirtilengerekçelerde usul ve yasaya aykırı bir husus bulunmadığı…”gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiş, bu şekilde başvuru yollarıtüketilmiştir. Karar başvurucuya 24/12/2012 tarihinde tebliğ edilmiştir.
11. Başvurucu 18/1/2013tarihinde, Anayasa Mahkemesine süresi içerisinde bireysel başvurudabulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
12. 4/12/2004 tarih ve 5271sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311. maddesi şöyledir:
“(1) Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıdayazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrargörülür:
…
f) Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana HürriyetleriKorumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğininve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesininkesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması. Bu hâlde yargılamanın yenilenmesi,Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıliçinde istenebilir.
(2) Birinci fıkranın (f) bendi hükümleri, 4.2.2003tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararları ile, 4.2.2003tarihinden sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurular üzerineverilecek kararlar hakkında uygulanır.”
13. 5271 sayılı Kanun’un 319.maddesi şöyledir:
“(1) Yargılamanın yenilenmesi istemi, kanunda belirlenenşekilde yapılmamış veya yargılamanın yenilenmesini gerektirecek yasal hiçbirneden gösterilmemiş veya bunu doğrulayacak deliller açıklanmamış ise, bu istemkabule değer görülmeyerek reddedilir.
(2) Aksi hâlde yargılamanın yenilenmesi istemi, bir diyeceğivarsa yedi gün içinde bildirmek üzere Cumhuriyet savcısı ve ilgili tarafatebliğ olunur.
(3) Bu madde gereğince verilen kararlara itiraz edilebilir.”
14. 5271 sayılı Kanun’un 321.maddesi şöyledir:
“(1) Yargılamanın yenilenmesi isteminde ileri sürüleniddialar, yeterli derecede doğrulanmaz veya 311 inci maddenin birincifıkrasının (a) ve (b) bentleri ile 314 üncü maddesininbirinci fıkrasının (a) bendinde yazılı hâllerde işin durumuna göre bunlarınönce verilmiş olan hükme hiçbir etkisi olmadığı anlaşılırsa, yargılamanınyenilenmesi istemi esassız olması nedeniyle duruşma yapılmaksızın reddedilir.
(2) Aksi hâlde mahkeme, yargılamanın yenilenmesine veduruşmanın açılmasına karar verir.
(3) Bu madde gereğince verilen kararlara karşı itiraz yolunagidilebilir.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
15. Mahkemenin 21/11/2013tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 18/1/2013 tarih ve 2013/723numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
16. Başvurucu, soruşturmaaşamasında avukatının hukuki yardımı olmadan kolluk ve Cumhuriyet savcısıtarafından alınan ifadeleri hükme esas alınarak hakkında mahkûmiyet kararıverildiğini, bireysel başvuru üzerine AİHM’in,Sözleşme’nin 6. maddesinin (3) numaralı fırkasının (c) bendinin ihlaledildiğine karar verdiğini, bu nedenle 13/3/2003 tarihli aleyhe ikrar içerenifadesinin hükme esas alınamayacağını, buna bağlı olarak yargılamanınyenilenmesine karar verilmesi gerekirken, buna ilişkin talebinin reddedilerekAnayasa’nın 19. maddesinin ve Sözleşme’nin 6. maddesinin (3) numaralıfırkasının (b) ve (c) bentlerinin ihlal edildiğini; aynı kapsamda yargılamanınyenilenmesi talebinin reddine karar veren İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin4/10/2012 tarihli kararını duruşma açmaksızın dosya üzerinden verdiğini, buşekilde yargılamaya katılımı engellenerek adil yargılanma hakkı kapsamında olanaleni yargılama ve aleni hüküm haklarının ve dolayısıyla Anayasa’nın 36.maddesinde düzenlenen hak arama özgürlüğünün ihlal edildiğini, ayrıca yargılamanınyenilenmesi talebinin reddine dair karara karşı itirazı inceleyen merciinhiçbir gerekçe göstermeden itirazın reddine karar verdiğini ileri sürmüş, maddive manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
17. Başvurucu ayrıca, yasal vemeşru bir toplantıya katılarak yasadışı slogan atan iki başvurucunun mahkumiyetinedair kararla ilgili olarak 2/2/2010 tarih ve 13304/03 başvuru numaralı Savgın/Türkiye kararı ile AİHM’in,Sözleşme’nin ifade özgürlüğünü düzenleyen 10. maddesinin ihlal edildiğine kararverdiğini, AİHM’in bu kararının kendisi açısındanemsal nitelikte olduğunu, sırf bu nedenle kendisine isnat edilen eylemlereilişkin olarak hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken mahkûmiyet kararıverildiğini, yasal mitinglere katılarak slogan attığı kabulü ilecezalandırılmasının ifade özgürlüğünün kullanılmasına müdahale niteliğindeolduğunu ve bu şekilde Anayasa’nın 25. ve 26. maddelerinde düzenlenenözgürlüklerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
1. İfade Özgürlüğünün İhlal Edildiği İddiası Yönünden
18. Başvurucu, yasal mitinglerekatılarak slogan attığı kabulü ile cezalandırılmasının ifade özgürlüğününkullanılmasına müdahale niteliğinde olduğunu ve bu şekilde Anayasa’nın 25. ve26. maddelerinde düzenlenen hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
19. 30/3/2011 tarih ve 6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’ungeçici 1. maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:
“Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlemve kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvuruları inceler.”
20. Anılan hüküm uyarıncaAnayasa Mahkemesinin yetkisinin zaman bakımından başlangıcı 23/9/2012 tarihiolup, Mahkeme, ancak bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlaraleyhine yapılan bireysel başvuruları inceleyebilecektir. Anayasa Mahkemesininyetki kapsamının anılan tarihten önce kesinleşmiş nihai işlem ve kararları daiçerecek şekilde genişletilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/947, 12/2/2013, §16).
21. Yargılamanın yenilenmesi,kanunda düzenlenen belirli sebeplerle maddi anlamda kesin hükmün ortadankaldırılması ve daha önce kesin bir hükümle sonuçlandırılmış uyuşmazlığınyeniden yargılanması anlamına gelen olağanüstü bir kanun yoludur. Ancakkesinleşmiş hükmün ortadan kaldırılması bakımından, yargılamanın yenilenmesitalebinde bulunulmuş olması tek başına yeterli olmayıp, bunun için, incelemeyiyapan mahkemenin talebi yerinde görerek yargılamanın yenilenmesine karar vermesigereklidir. Bu doğrultuda yargılamanın yenilenmesi talebi kabul edilip, kesinhükme konu olan uyuşmazlık yeniden ele alınmadığı sürece, önceki karar ve bukararın kesinliği geçerliliğini koruyacaktır. Buna bağlı olarak, AnayasaMahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başlangıcı olan 23/9/2012 tarihindenönce kesinleşmiş kararlara ilişkin ihlal iddialarının, sırf yargılamanınyenilenmesi talebinde bulunulmuş olması sebebiyle zaman bakımından yetkikapsamı içerisinde değerlendirilmesi mümkün değildir.
22. Başvuru konusu olayda, ifadeözgürlüğünün ihlali iddiasına konu olan İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin25/4/2007 tarih ve E.2003/88, K.2007/198 sayılı kararı, Yargıtay 9. CezaDairesinin 16/6/2009 tarih ve E.2009/4952, K.2009/7140 sayılı ilamı ileonanarak kesinleşmiştir.
23. Görüldüğü üzere, ihlaliddiasına konu Mahkeme kararı, Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisininbaşlangıcı olan 23/9/2012 tarihinden önce kesinleşmiştir. Başvurucu AİHM kararıüzerine yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuşsa da İstanbul 11. Ağır CezaMahkemesi başvurucunun bu talebini reddetmiştir. Salt yargılamanın yenilenmesitalebi kesinleşmiş hükmü ortadan kaldırmadığından, somut ihlal iddiası, AnayasaMahkemesinin zaman bakımından yetkisi kapsamı içerisinde değerlendirilemez.
24. Açıklanan nedenlerle sözüedilen ihlal iddiasına konu kararın, Anayasa Mahkemesinin zaman bakımındanyetkisinin başladığı 23/9/2012 tarihinden önce, 16/6/2009 tarihinde kesinleşmişolduğu anlaşıldığından, başvurunun bu yönü itibariyle, diğer kabuledilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin“zaman bakımından yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğunakarar verilmesi gerekir.
2. Hak Arama Özgürlüğü Yönünden
25. Başvurucu, yargılamanınyenilenmesi talebinin AİHM’in ihlal kararına rağmenreddedildiğini, incelemenin duruşmasız yapıldığını, kararın dosya üzerindenyapılan inceleme sonucunda verildiğini ve bu karara yönelik itirazı inceleyenmerciin itirazı hiçbir gerekçe göstermeksizin reddettiğini ileri sürmektedir.
26. Anayasa’nın 148. maddesininüçüncü ve 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerinegöre, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasınınincelenebilmesi için, kamu gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilenhakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Sözleşme veTürkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Birbaşka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan birhak ihlali iddiasını içeren başvurunun esasının incelenmesi mümkün değildir (B.No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).
27. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahiptir.”
28. Anılan Anayasa kuralında,herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önündedavacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahipolduğu belirtilmiştir. Anayasa’da adil yargılanma hakkının kapsamıdüzenlenmediğinden bu hakkın kapsam ve içeriğinin, Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.maddesi çerçevesinde belirlenmesi gerekir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 22).
29. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“1. Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgiliuyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusundakarar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarakgörülmesini istemek hakkına sahiptir. …”
30. Sözleşme’nin 6. maddesindeadil yargılanma hakkının kapsamı medeni haklara ilişkin bir uyuşmazlığın kararabağlanması ile ceza alanındaki bir suç isnadı konularıyla sınırlandırılmıştır.Ancak, Anayasa Mahkemesi dosya kapsamında yer alan olay ve olgular ışığındabaşvuru konusu şikayetin hukuki nitelemesini veAnayasa’nın 36. maddesi uyarınca adil yargılanma hakkının kapsamını belirlemeyetkisine sahip olup, yargılamanın yenilenmesini de bu kapsamdadeğerlendirmiştir (B. No: 2013/664, 17/9/2013, § 25).
31. Başvurucunun, AİHM kararıdoğrultusunda yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulü ve kendisi hakkındaberaat kararı verilmesi gerekirken talebin reddine karar verildiği, duruşmaaçılmaksızın inceleme yapıldığı ve karar verildiği, itiraz merciinin hiçbirgerekçe göstermeksizin itirazı reddettiği iddiaları ayrı ayrı incelenecektir.
a. YargılamanınYenilenmesi Talebine İlişkin İnceleme Sonucunda Verilen Kararın Adil Olmadığıİddiası Yönünden
32. Başvurucu soruşturmaaşamasında, avukatının hukuki yardımı olmadan kolluk ve Cumhuriyet savcısıtarafından alınan ifadeleri hükme esas alınarak hakkında mahkûmiyet kararıverildiğini, bireysel başvuru üzerine AİHM’in,Sözleşme’nin 6. maddesinin (3) numaralı fırkasının (c) bendinin ihlaledildiğine karar verdiğini, bu nedenle 13/3/2003 tarihli aleyhe ikrar içerenifadesinin hükme esas alınamayacağını, buna bağlı olarak yargılamanınyenilenmesine karar verilip kendisi hakkında beraat kararı verilmesigerekirken, buna ilişkin talebinin reddedilerek Anayasa’nın 19. maddesinin veSözleşme’nin 6. maddesinin (3) numaralı fırkasının (b) ve (c) bentlerinin ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
33. Anayasa’nın 148. maddesinindördüncü fıkrası şöyledir:
“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesigereken hususlarda inceleme yapılamaz.”
34. 6216 sayılı Kanun’un 48.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksunbaşvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”
35. 6216 sayılı Kanun’un 48.maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvurularınMahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurularkapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkinşikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır (B. No:2012/665, 13/6/2013, § 20).
36. Anılan kurallar uyarınca,ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay veolguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarınınyorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgilivarılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesinekonu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarınınadaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda açık bir keyfilik içermesi ve bu durumunkendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmişolmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular açıkçakeyfilik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince esas yönünden incelenemez (B. No:2012/1027, 12/2/2013, § 26).
37. Başvurucunun, hak aramaözgürlüğü kapsamındaki bu iddiası, yargılamanın yenilenmesi incelemesi sonucuverilen kararın adil olmadığına ilişkindir. Yargılamanın yenilenmesi incelemesiklasik anlamda bir asli ceza yargılaması olmayıp, yargılamanın yenilenmesişartları çerçevesinde, yargılamaya ilişkin bazı ağır hata veya eksikliklernedeniyle maddi anlamda kesin hükmün ortadan kaldırılması ve daha önce kesinbir hükümle sonuçlandırılmış uyuşmazlığın yeniden yargılanması anlamına gelenolağanüstü bir kanun yoludur. Yargılamanın yenilenmesi talebinindeğerlendirildiği inceleme aşaması, uyuşmazlığın esasına ilişkin olmayıp,yargılamanın yenilenmesi şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesiile sınırlıdır. Dolayısıyla bu aşamaya ilişkin anayasal hak ihlali iddialarınınincelenmesinin salt bu aşama ile sınırlı olarak yapılması gerekir.
38. Mahkeme, yargılamanınyenilenmesi talebinin reddine dair kararını, yargılamanın yenilenmesinidüzenleyen 5271 sayılı Kanun’un 311. maddesinde yargılamanın yenilenmesisebeplerinin sınırlı olarak sayıldığı, AİHM kararında ihlal nedeni olarakbaşvurucunun hazırlık soruşturmasında gözaltındayken bir avukatın hukukiyardımından yararlanmamış olmasının gösterildiği, ancak başvurucunun kovuşturmaaşamasında bir avukatın hukuki yardımından yararlandığı, ayrıca Mahkemeninbaşvurucu hakkında verdiği hükmün gerekçesinin doğrudan gözaltındakiifadelerine dayandırılmamış olduğu ve AİHM’in ihlalkararına gerekçe olan, başvurucunun gözaltındayken avukatının hukukiyardımından yoksun kalmış olmasının, yeniden yargılama ile giderilmesininhukuken ve fiilen mümkün olmadığı gerekçelerine dayandırmıştır.
39. Adil yargılanma hakkıbireylere dava sonucunda verilen kararın değil, yargılama sürecinin ve usulününadil olup olmadığını denetletme imkânı verir. Bu nedenle, bireysel başvurudaadil yargılanmaya ilişkin şikâyetlerin incelenebilmesi için başvurucununyargılama sürecinde haklarına saygı gösterilmediğine, bu çerçevede yargılamasürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığıveya bunlara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığı, kendidelillerini ve iddialarını sunamadığı ya da uyuşmazlığın çözümekavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi tarafından dinlenmediğiveya kararın gerekçesiz olduğu gibi, mahkeme kararının oluşumuna sebep olanunsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal ya da açık keyfiliğeilişkin bir bilgi ya da belge sunmuş olması gerekir. Somut olayda başvurucununyargılama sürecinin hakkaniyete aykırı olduğuna dair aşağıda değinilecek olan,incelemenin duruşmasız yapıldığı ve itiraz üzerine verilen kararın gerekçesizolduğu iddiaları dışında herhangi bir bilgi ya da belge sunmadığı, aksineyargılamanın yenilenmesi talebine yönelik inceleme sonucunda verilen kararıniçeriğinin adil olmadığı şikâyetini dile getirdiği anlaşılmaktadır (B. No:2013/2767, 2/10/2013, § 22).
40. Açıklanan nedenlerle,başvurucu tarafından ileri sürülen yargılamanın yenilenmesi talebinin reddinedair kararın adil olmadığı iddiasının kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu vederece mahkemesi kararının açık bir keyfilik de içermediği anlaşıldığındanbaşvurunun bu yönü itibariyle, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönündenincelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksunolması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. GerekçeliKarar Hakkı Yönünden
41. Başvurucu, yargılamanınyenilenmesi talebinin reddine dair karara karşı yaptığı itirazın reddine dairkararın gerekçesiz olarak verildiğini ileri sürmüştür.
42. Anayasa’nın 141. maddesininüçüncü fıkrası şöyledir:
“Bütün mahkemelerin her türlükararları gerekçeli olarak yazılır.”
43. Anayasa’nın 36. maddesininbirinci fıkrasında, herkesin yargı organlarına davacı ve davalı olarakbaşvurabilme ve bunun doğal sonucu olarak da iddia, savunma ve adil yargılanmahakkı güvence altına alınmıştır. Anılan maddeyle güvence altına alınan hakarama özgürlüğü, kendisi bir temel hak niteliği taşımasının ötesinde, diğertemel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunlarınkorunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir. Bu bağlamda Anayasa’nın,bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılmasını ifadeeden 141. maddesinin de, hak arama hürriyetininkapsamının belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır (B. No: 2013/307,16/5/2013, § 30).
44. İtiraz veya temyiz merciinin,itiraz veya temyiz incelemesine konu mahkeme kararına ve bu karardakigerekçelere katıldığı durumlarda, buna ilişkin kararını ayrıntılı olarakgerekçelendirmemesi, kural olarak, gerekçeli karar hakkına ve dolayısıyla adilyargılanma hakkına aykırılık teşkil etmez (benzer yöndeki AİHM kararı için bkz.García Ruiz/İspanya,B. No: 30544/96, 21/1/1999, § 26).
45. Yargılamanın yenilenmesitalebini inceleyen İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi başvurucunun talebinitemelsiz bularak reddetmiş ve niçin temelsiz bulduğunu kararında açıklamıştır(§ 9). Bu karara karşı yapılan itirazı inceleyen İstanbul 12. Ağır CezaMahkemesi de “… yargılamanın yenilenmesitalebinin reddine dair kararında belirtilen gerekçelerde usul ve yasaya aykırıbir husus bulunmadığı…” gerekçesiyle itirazı reddetmiştir. İstanbul11. Ağır Ceza Mahkemesi ret kararında, hükme ulaşmayı sağlayan olay, bunlarınsebepleri ve sonuca götüren nedensellik kurgusu değerlendirmelerinin yeterliaçıklıkta yapıldığı ve bunların gerekçeye temel oluşturduğu, itirazı inceleyen İstanbul12. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında ise, detaylı bir açıklama bulunmamaklabirlikte İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin kararına dayanak gerekçelerinyeterli bulunduğu anlaşılmaktadır.
46. Açıklanan nedenlerle gerekçelikarar hakkına yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun bu yönüitibariyle, “açıkça dayanaktan yoksun”olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
c. Duruşmalı Yargılama Hakkı Yönünden
47. Başvurucu yargılamanınyenilenmesi talebini inceleyen İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, duruşmasızinceleme yaparak karar verdiği, bu şekilde duruşmalı yargılama hakkının vedolayısıyla adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
48. Anayasa’nın 141. maddesininbirinci fıkrası şöyledir:
“Mahkemelerde duruşmalar herkese açıktır.Duruşmaların bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına ancak genel ahlâkınveya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde karar verilebilir.”
49. Anayasa’nın 36. maddesindegüvence altına alınan adil yargılanma hakkının temel unsurlarından biri deAnayasa’nın 141. maddesinde düzenlenen yargılamanın açık ve duruşmalı yapılmasıilkesidir. Yargılamanın açıklığı ilkesinin amacı adli mekanizmanın işleyişinikamu denetimine açarak yargılama faaliyetinin saydamlığını güvence altına almakve yargılamada keyfiliği önlemektir. Bu yönüyle, hukuk devletinigerçekleştirmenin en önemli araçlarından biridir. Özellikle ceza davalarındayargılamanın duruşmalı ve aleni yapılması silahların eşitliği ilkesinin vesavunma haklarının güvencesini oluşturur. Ancak bu her türlü yargılamanınmutlaka duruşmalı yapılması zorunluluğu anlamına gelmez. Adil yargılamailkelerine uyulmak şartıyla usul ekonomisi ve iş yükünün azaltılması gibiamaçlarla bazı yargılamaların duruşmadan istisna tutulması ve duruşmayapılmaksızın karara bağlanması anayasal hakların ihlalini oluşturmaz.Özellikle ilk derece mahkemeleri önünde duruşmalı yargılama yapılıp kararverildikten sonra kanun yolu incelemesinin dosya üzerinden yapılması halindeadil yargılanma hakkının ihlalinden söz edilemez (B. No: 2013/664, 17/9/2013, §32).
50. Somut olayda başvurucu, yargılamanın yenilenmesi talebiniinceleyen İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin duruşma yapmaksızın dosyaüzerinden inceleme yaparak karar verdiğini ve bu nedenle adil yargılanmahakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Yargılamanın yenilenmesi olağanüstübir kanun yolu olup bu yolun hangi hallerde açılacağı 5271 sayılı Kanun’un 311.maddesinde açıkça düzenlenmiş ve aynı Kanun’un 321. maddesinde yenidenyargılanma talebinin esassız olması halinde talebin duruşmasız olarakreddedileceği hükme bağlanmıştır. Bireyin suç işleyip işlemediğiyle ilişkiliolmayan böyle bir incelemenin duruşma açılmadan yapılmış olması nedeniyle adilyargılanma hakkının ihlal edilmediği sonucuna ulaşılmıştır.
51. Açıklanan nedenlerle,duruşmalı yargılama hakkına yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğundanbaşvurunun bu yönü itibariyle, “açıkça dayanaktanyoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
V. HÜKÜM
A. Başvurunun;
1. İfade özgürlüğünün ihlaledildiği yönündeki kısmının “zamanbakımından yetkisizlik”,
2. Hak arama özgürlüğünün ihlaledildiğine ilişkin kısımlarının “açıkçadayanaktan yoksun olması”
nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,
21/11/2013tarihinde OY BİRLİĞİYLE kararverildi.