TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
M.A.B. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/288)
Karar Tarihi: 19/11/2020
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Fatma Gülbin ÖZCÜRE
Başvurucu
:
M.A.B.
Vekili
:
Av. Yalçın TORUN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, astsubay olan başvurucunun sosyal medyahesabından üstleri hakkında yapmış olduğu paylaşımlar sebebi ile hakkında TürkSilahlı Kuvvetlerinden ayırma işlemi tesis edilmesinin ifade özgürlüğünü, adilyargılanma hakkını ve masumiyet karinesi ilkesini ihlal ettiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 7/1/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
8. 1972 yılında Mersin'in Mut ilçesinde doğan başvurucu10/7/2013 tarihine kadar Türk Silahlı Kuvvetlerinde (TSK) astsubay olarak görevyapmıştır.
A. Başvurucu Hakkındaki Askerî Ceza Soruşturmaları veYargılaması Süreci
9. Başvurucu hakkında 4/5/2012 ve 29/4/2013 tarihlerindeolmak üzere Kara Kuvvetleri Komutanlığı Ağrı 12. Mekanize Piyade TugayKomutanlığı Askerî Savcılığı (Askerî Savcılık) tarafından iki farklı iddianametanzim edilmiştir.
10. Askerî Savcılık tarafından düzenlenen 4/5/2012tarihli ilk iddianame 17/4/2012 ve 22/4/2012 tarihli iki ayrı eylemi konuedinmektedir.
11. 17/4/2012 tarihinde Ağrı'nın Eleşkirt ilçesi 12.Mekanize Piyade Tugayı 2. Mekanize Piyade Tabur ve Karargah Bölük Komutanlığıemrinde piyade başçavuş olarak görev yapan başvurucu, görev yaptığı bölüğü ilebirlikte içtima düzeni almış tekmil vermek için bölük komutanını beklerkeniçtima alanının önündeki yoldan geçmekte olan Piyade Binbaşı R.G.ye dönerekcephe selamında durmuştur. R.G.nin başvurucunun selamını almaması üzerinebaşvurucu 29 er/erbaş ve 4 rütbeli askerî personel önünde R.G.ye "Nedenselamımı almıyorsunuz komutanım?" şeklinde bir soru yöneltmiştir. R.G.başvurucunun bu sorusu üzerine "Sen bana cephe selamı veriyorsun. Selamvermeyi bilmiyorsan o rütbeyi neden taşıyorsun?" şeklinde bir yanıtvermiştir. Başvurucunun R.G.nin bu yanıtına karşılık olarak "Üstümolarak bana selam vermeyi siz öğretin komutanım." şeklinde cevapvermesi akabinde R.G. "Sana selam nasıl verilir öğreteceğim,göreceksin." şeklinde bir yanıtla diyaloğu sonlandırmıştır.
12. 22/4/2012 tarihinde ise başvurucu ve R.G. Eleşkirtİlçe merkezinde karşılaşmışlardır. Başvurucu, R.G.yi "a.ınak.yayım" diyerek boğazından itmiş; ardından "Erkeksen arkayagidelim. Orada görüşelim." şeklinde bir ifade yöneltmiştir. Başvurucusonrasında "Şerefsiz, terbiyesiz" ifadelerini kullanarak olayyerinden uzaklaşmıştır.
13. Başvurucunun 4/5/2012 tarihli iddianame ile BinbaşıR.G.ye karşı işlediği iddia olunan eylemler sebebi ile üste fiilen taarruz,üste hakaret ve toplu asker karşısında üste saygısızlık suçlarındancezalandırılması talep edilmektedir.
14. Başvurucu bireysel başvuru dosyasına Askerî Savcılıktarafından düzenlenen 4/5/2012 tarihli iddianameye ilişkin yargılamaya dairherhangi bilgi veya belge sunmamıştır.
15. 29/4/2013 tarihli iddianame ise başvurucunun Twitterisimli sosyal medya platformundaki hesabından üstleri ve TSK hakkında toplamkırk yedi paylaşımda bulunduğu iddiasını içermektedir. Yayımlanan paylaşımlarınbazıları şu şekildedir:
"TSK disiplin kanunu ile bukenerallere fişleme iznini dolaylı olarak siz verdiniz. Merak ediyorum yüzünüzkızarıyor mudur?
Bağışlarımızı kene ral vakıflarına değiltemada yapalım. Eleşkirtli astsubaylar buna firesiz uydu. Örnek alınır firesizumarım.
Komutan talimat vermiş, vakıflar birdaha araştırılsın. Tebellüğ belgesi olsun demiş. Ne oldu? Zoruna mı gitti?Bugün kene rallin az mı yedi acaba?
Saltanat kalktı diye söyleniyor.Gerçekten kalktı mı? Yoksa çoklu kena rallere mi geçti? Ne dersiniz?
Malbaylar sıfatlarından rahatsız imiş.Neden rahatsız oluyorsun kardeşim? Sıfatın size yakışıyor. Maaaaalbayıım.
Ey TSK sende adalet kavramının şerefiolsa bu kadar MLBY LARI batıda değil doğuda çalıştırırsın.
Dünyada hak etmediği saygı gören ikimahluk açıklıyorum. Hindistan'da İNEKLER, Türkiye'de SUBAYLAR.
Astsubaylar subaylarla kardeşmiş. Gitkendine PKK'yı kardeş seç. Bizden size kardeş olmaz. Olsa olsa karadaş olur.
Ağrı'da kantin soygunu bir densiz olanB.E.nin iftirası ile Balporsuğuna atılmaya çalışılıyor.
Ağrı'da askeri kantini çalıştıramayanyerden bitme subay, bir astsubaya iftira atarak şerefsizliğini taçlandırdı.
Ağrı Eleşkirt'te kantinde yapılanyolsuzluğu bir astsubaya atmak için tugay arazi aramasına çıkartıldı. Sonuçeski kantin başkanı ödüllendirildi.
Düşünebiliyor musun 1 ay önceki kantinbaşkanı tahkikat heyeti başkanı yani kuzu kurda teslim edilmiş. "
16. Başvurucu tarafından sosyal medya hesabındanyapıldığı ileri sürülen söz konusu paylaşımlar başvurucu ile aynı tugayda görevyapan astsubay H.K. tarafından yeniden paylaşılmıştır. Başvurucunun yazıpyayımladığı ileri sürülen ve H.K. tarafından da paylaşılan iletilerin bazılarışu şekildedir:
"Generallere kıyaslasam ne varmışmeslek hayatımın 16 yılını doğuda hangi kenaral benim kadar kalmış doğuda
En tecrübeli o.... Albaylardır.Denetlemelerde uzmanlıkları artmış ve tecrübe kınına sığmaz olmuş. İçlerindemekik uzmanı bile var.
Uzaman kanunu 3 saatte yazılmış. Ama 30yıldır değiştirilemiyor. Değiştirilmesi için keneral zammı olmalı"
17. Başvurucunun söz konusu paylaşımları nedeni ilemüteaddit zincirleme üste hakaret (20 defa) ve üste hakaret (2 defa)suçlarından cezalandırılması talep edilmiş ve başvurucu hakkında askerî cezamahkemesinde dava açılmıştır.
18. Başvurucu tarafından bireysel başvuru dosyasınasunulan 27/11/2018 havale tarihli dilekçe ve ekinde yer alan belgeden,21/1/2017 tarihli 6771 sayılı Kanun ile Anayasa'nın 145. maddesinde düzenlenen"Askeri Yargı" maddesinin yürürlükten kaldırılmasının ardındanbaşvurucu hakkındaki yargılamaya Eleşkirt Asliye Ceza Mahkemesi tarafındandevam edildiği anlaşılmaktadır. Mahkeme başvurucu tarafından yapılan bireyselbaşvuru sonrasında 12/10/2018 tarihinde karar vermiş olup ilgili paylaşımlarınyapıldığı Twitter hesabının başvurucu tarafından kullanıldığı hususunun tespitedilemediğini belirterek başvurucunun delil yetersizliğinden beraatinehükmetmiş, karar istinaf edilmeksizin kesinleşmiştir.
B. Başvurucunun TSK'dan İlişiğinin Kesilmesine Dairİşleme Karşı Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde Açtığı İptal Davası Süreci
19. 4/5/2012 ve 29/4/2013 tarihli iddianamelerde ilerisürülen hususlar ile başvurucunun özlük ve sicil dosyası incelenerek başvurucuhakkında TSK'dan ayırma süreci başlatılmıştır. İlgili silsile takip edilereknihayetinde Genelkurmay Başkanlığının uygun görüşü ve Millî SavunmaBakanlığının onayı ile başvurucunun 10/7/2013 tarihinde kesin olarak TSK'danilişiği kesilmiştir.
20. Başvurucu; söz konusu sosyal medya hesaplarınınkendisine ait olmadığını ve söz konusu iletilerin kendisi tarafından yazılıpyayımlanmadığını, hakkındaki ceza yargılaması devam ederken savunması dahialınmadan hakkında TSK'dan ayırma işlemini gerçekleştirilmesinin ifade özgülüğünüihlal ettiğini belirterek işlemin yürütmesinin durdurulması ve iptali talebiile Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) dava açmıştır.
21. Yapılan yargılama sonucunda AYİM 1. Dairesi (Mahkeme)13/5/2014 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Mahkeme, gerekçesindeusule ve esasa ilişkin şu değerlendirmelerde bulunmuştur:
i. Usule ilişkin olarak yapılan değerlendirme 31/1/2013tarihli 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu'nun geçici 1.maddesinin (4) numaralı fıkrasının son cümlesine dair yapılan Anayasa'yaaykırılık itirazının bekletici mesele yapılıp yapılmamasına ilişkindir.Mahkeme, görülmekte olan başka bir dosyada 6413 sayılı Kanun'un yürürlüğegirişinin idarenin takdirine bağlı olarak yönetmelik hükmüne bağlanması sebebiile Anayasa'ya aykırılık itirazında bulunulduğunu ancak söz konusu yönetmeliğin12/4/2014 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanması sebebi ile 6413 sayılıKanun'un geçici 1. maddesinin yargılama sırasında yürürlükten kalktığınıbelirterek Anayasa Mahkemesinin kararının bekletici mesele yapılmamasına kararvermiştir.
ii. Mahkeme esasa ilişkin olarak yaptığı değerlendirmedeise başvurucunun sicil ve özlük dosyasında bulunan bilgilerle başvurucuhakkında tanzim edilen 4/5/2012 ve 29/4/2013 tarihli iddianameler birliktedeğerlendirmiştir. Başvurucunun sicil dosyasının incelenmesi sonucundabaşvurucunun sicil notlarının "iyi" olduğunu ve sicildosyasında başvurucuya ait on dokuz takdir belgesi bulunduğunu belirtenMahkeme, başvurucu hakkında farklı sicil üstlerince bildirilmiş çeşitli olumsuzkanaatlere de rastlandığını belirtmiştir. Başvurucunun "taburbölgesinde bulunmama", "askeri terbiye kurallarına uymama","amir ve üste saygısızlık", "haftalık bakıma nezaretetmeme" "emre itaatsizlik", dedikodu yapmak", "idarimakamları boş yere işgal etmek", istirahat aldığını amirinebildirmemek", telefonlara cevap vermemek", idari testekatılmamak", "izin almadan sevk almak", dilekçesinde amirinesaygısızlık yapmak" eylemlerinden 6 defa uyarı, 1 defa ikaz, 4 defagöz hapsi ve 1 defa oda hapsi aldığını belirten Mahkeme; tüm bu hususlara ekolarak 26/4/2013 tarihli iddianamede yer verilen ve başvurucu tarafındanyapıldığı belirtilen paylaşımların başvurucudan sadır olup olmadığı yahut sözkonusu paylaşımların ceza hukuku bakımından suç teşkil edip etmediğiyle ilgilibir değerlendirme yapmadığını, yalnızca paylaşımların vahametini nazaraaldığını belirterek başvurucunun kamu hizmetinde istihdamına devam edilmesininkamu yararına açıkça aykırılık teşkil ettiği sonucuna varmıştır. Bu değerlendirmelerışığında başvurucunun disiplinsizlik nedeni ile tesis edilen ayırma işlemininiptali talebini reddetmiştir.
22. Başvurucu tarafından karar düzeltme talebindebulunulmuş ise de AYİM tarafından yapılan inceleme neticesinde 18/11/2014tarihinde karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir.
23. Ret kararı başvurucuya 11/12/2014 tarihinde tebliğedilmiş, başvurucu 7/12/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
A. Ulusal Hukuk
1. Kanun
24. 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk SilahlıKuvvetleri Personel Kanunu'nun "Çeşitli nedenlerle Silahlı Kuvvetlerdenayrılacak astsubaylar hakkında yapılacak işlem" kenar başlıklı mülga94. maddesinin (b) fıkrası şöyledir:
"b) Disiplinsizlik ve ahlaki durumsebebiyle ayırma:
Disiplinsizlik veya ahlaki durumlarısebebiyle Silahlı Kuvvetlerde kalmaları uygun görülmiyen astsubayların hizmetsürelerine bakılmaksızın haklarında T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümleriuygulanır.
Değişik: 29/7/1983 - 2870/7 md.) Busebeplerin neler olduğu ve bunlar hakkındaki sicil belgelerinin nasıl ve nezaman tanzim edileceği, nerelere gönderileceği, inceleme ve sonuçlandırma ilegerekli diğer işlemlerin nasıl ve kimler tarafından yapılacağı Astsubay SicilYönetmeliğinde gösterilir. Bu gibi astsubaylardan durumlarının Yüksek AskerîŞura tarafından incelenmesi Genelkurmay Başkanlığınca gerekli görülenlerinSilahlı Kuvvetlerden ayırma işlemi, Yüksek Askerî Şura kararı ileyapılır."
2. Yönetmelik
25. 28/12/1998 tarihli ve 23567 sayılı Resmî Gazete'de yayımlananAstsubay Sicil Yönetmeliği'nin "Disiplinsizlik ve Ahlaki DurumNedeniyle Ayırma" başlıklı 60. maddesinin (a) ve (b) fıkraları şuşekildedir:
"Aşağıdaki sebeplerden biri iledisiplinsizlik veya ahlâkî durumları gereği Türk Silâhlı Kuvvetlerinde kalmaları,bulunduğu rütbeye veya bir önceki rütbesine ait bir veya birkaç belge ileanlaşılıp uygun görülmeyenler hakkında, hizmet sürelerine bakılmaksızınemeklilik işlemi yapılır:
a.Disiplin bozucuhareketlerde bulunması, ikaz veya cezalara rağmen ıslah olmaması,
b.Hizmetin gerektirdiğişekilde tavır ve hareketlerini ikazlara rağmen düzenleyememesi,"
B. UluslararasıHukuk
26. İlgili uluslararası hukuk kuralları için askerkişilerin ifade özgürlüğü için bkz. Hulusi Özkan, B. No: 2018/18638,15/11/2018, §§ 17-19; masumiyet karinesi yönünden bkz. Barış Baş [GK],B. No: 2016/14253, 2/7/2020, §§ 38-40; Galip Şahin, B. No: 2015/6075,11/6/2018, §§ 18-30.
V. İNCELEME VEGEREKÇE
27. Mahkemenin 19/11/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. AdilYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. MasumiyetKarinesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
28. Başvurucu, başvuru formunda söz konusu iletilerinkendisi tarafından yazılmadığını belirterek, hakkındaki ceza yargılamasınınsonuçlanması beklenmeden TSK'dan ayırma işlemi tesis edilmesinin masumiyetkarinesine aykırılık teşkil ettiğini ileri sürmüştür. Bununla birlikte27/11/2018 tarihinde başvurucu tarafından Anayasa Mahkemesine bir ek beyandilekçesi sunularak, hakkındaki ceza yargılamasının beraat kararı ilesonuçlandığı belirtilmiş ve masumiyet karinesi yönünden yapılacak incelemede buhususun da göz önünde alınması talep olunmuştur.
b. Değerlendirme
29. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve YargılamaUsulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre bireyselbaşvurunun incelenebilmesi için kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilenhakkın Anayasa'da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye'nin taraf olduğu Sözleşme'ye ekprotokoller kapsamına da girmesi gerekir (Onurhan Solmaz, B. No:2012/1049, 26/3/2013, § 18). Masumiyet karinesi; Anayasa'nın 38. maddesinindördüncü, Sözleşme'nin ise 6. maddesinin (2) numaralı fıkralarındadüzenlenmektedir (Ahmet Altuntaş ve diğerleri [GK], B. No: 2015/19616,17/5/2018, § 7).
30. Bir başka ifadeyle masumiyet karinesi, Anayasa'nın36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının bir unsuruolmakla beraber suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimsenin suçlusayılamayacağı belirtilmek suretiyle Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncüfıkrasında ayrıca düzenlenmiştir (Galip Şahin, B. No: 2015/6075,11/6/2018, § 37).
31. Masumiyet karinesi, kişinin suç işlediğine dairkesinleşmiş bir yargı kararı olmadan suçlu olarak kabul edilmemesini güvencealtına alır. Bunun sonucu olarak kişinin masumiyeti asıl olduğundansuçluluğu ispat külfeti iddia makamına ait olup kimseye suçsuzluğunu ispatmükellefiyeti yüklenemez. Ayrıca hiç kimse, suçluluğu hükmen sabit oluncayakadar yargılama makamları ve kamu otoriteleri tarafından suçlu olaraknitelendirilemez ve suçlu muamelesine tabi tutulamaz (Kürşat Eyol, B.No: 2012/665, 13/6/2013, § 26).
32. Adil yargılanma hakkının bir unsuru olan masumiyetkarinesinin sağladığı güvencenin iki yönü bulunmaktadır (Galip Şahin, §38).
33. Güvencenin birinci yönü kişi hakkındaki cezayargılaması sonuçlanıncaya kadar geçen, bir başka ifadeyle kişinin cezagerektiren bir suçla itham edildiği (suç isnadı altında olduğu) sürece ilişkinolup suçlu olduğuna dair hüküm tesis edilene kadar kişinin suçluluğu veeylemleri hakkında erken açıklamalarda bulunulmasını yasaklar. Güvencenin buyönünün kapsamı sadece ceza yargılamasını yürüten mahkemeyle sınırlı değildir.Güvence aynı zamanda diğer tüm idari ve adli makamların da işlem vekararlarında, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kişinin suçlu olduğuyönünde ima ya da açıklamalarda bulunmamasını gerekli kılar. Dolayısıyla sadecesuç isnadına konu ceza yargılaması kapsamında değil ceza yargılaması ile eşzamanlı olarak yürütülen diğer hukuki süreç ve yargılamalarda da (idari, hukuk,disiplin gibi) masumiyet karinesinin ihlali söz konusu olabilir (Galip Şahin,§ 39).
34. Masumiyet karinesinin ikinci yönü ceza yargılamasısonucunda mahkûmiyet dışında bir hüküm kurulduğunda devreye girer ve dahasonraki yargılamalarda ceza gerektiren suçla ilgili olarak kişininmasumiyetinden şüphe duyulmamasını, kamu makamlarının toplum nezdinde kişininsuçlu olduğu izlenimini uyandıracak işlem ve uygulamalardan kaçınmasınıgerektirir (Galip Şahin, § 40).
35. Diğer taraftan bilindiği gibi ceza muhakemesi hukukuile disiplin hukuku farklı kural ve ilkelere tabi disiplinlerdir. Disiplinhukuku; kurumun iç düzenini korumayı amaçlayan ve bunun için kamugörevlilerinin mevzuata, çalışma düzenine, hizmetin gereklerine aykırıfiillerine yönelik olarak uygulanacak yaptırımları ve bu yaptırımların uygulanmasındakiusul ve esasları düzenleyen bir hukuk alanıdır. Bazı hâllerde ise kamugörevlisinin fiili ceza hukuku kapsamında suç tanımına uymasının yanı sıradisiplin hukuku yönünden de sorumluluk gerektiren bir mahiyet taşıyabilir(benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Özcan Pektaş, B. No:2013/6879, 2/12/2015, § 25; Kürşat Eyol, § 30). Böyle bir durumdaAnayasa'da güvence altına alınan masumiyet karinesinin bir eylemi nedeniyleilgili hakkında hem ceza hem de disiplin işlemlerinin yürütülmesine engelteşkil etmediğini, bu iki sürecin eş zamanlı olarak devam etmesinin de önündeanılan güvence bakımından bir mâni bulunmadığını belirtmek gerekir.
36. Öte yandan ceza muhakemesi sonucunda kişinin müsnetsuçu işlemediğine dair hükümler dışında ceza mahkemesi hükmü, disiplinmakamları açısından doğrudan bağlayıcı değildir. Ancak cezai sorumluluğuortadan kalkmış olsa dahi aynı olaylar nedeniyle -daha hafif bir ispat külfetitemelinde- kişi hakkında başka tür bir sorumluluğun tesis edilmesinin önünde birengel bulunmamaktadır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. ÖzcanPektaş, § 25; Kürşat Eyol, § 30).
37. Somut olayda, başvurucu hakkındaki ceza ve disiplinhukuku süreçlerinin eş zamanlı olarak yürütüldüğü ancak disiplin işlemine karşıaçılan iptal davasının ceza yargılaması devam ederken sonuçlandığı, bu durumaek olarak 29/4/2013 tarihli iddianame kapsamında yürütülen ceza davasının isebireysel başvurudan sonra 12/10/2018 tarihinde beraat ile sonuçlandığıgörülmektedir. Bu itibarla yapılacak değerlendirmede, disiplin soruşturması veyargılaması sürecinde kamu makamlarının karar gerekçelerinde veya kullandığıdil nedeniyle henüz ceza mahkemesi tarafından suçlu bulunmamış olanbaşvurucunun masumiyetine gölge düşürülmesine sebebiyet verilip verilmediğininortaya konulması gerekmektedir.
38. AYİM kararının (bkz. § 21) incelenmesinden başvurucuhakkında yalnızca 29/4/2013 tarihli iddianamenin dikkate alınmadığı,başvurucunun özlük ve sicil dosyası ile 4/5/2012 tarihli iddianamedekiiddiaların da ayırma işleminin değerlendirilmesinde nazara alındığı açıktır.Gerekçeli kararda özellikle 29/4/2013 tarihli iddianamede hakaret suçuna konuolduğu ileri sürülen ifadeler yönünden yapılan değerlendirmede ilgiliifadelerin başvurucuya isnat edilen suçu oluşturup oluşturmadığı konusundaMahkeme tarafından bir değerlendirme yapılmasından özellikle kaçınıldığı, buhususta devam eden yargılama nazara alınarak son derece özenli bir dilkullanıldığı görülmektedir.
39. Dolayısıyla başvuruya konu AYİM kararında başvurucununsuçlu olduğuna yönelik bir ithamın bulunmadığı, suç vasfının ve mahiyetinintartışılmadığı, yalnızca somut olayın işlem tarihindeki koşulları dikkatealınarak mevzuat bağlamında idari yönden değerlendirildiği ve tesis edilenişlemin hukuka uygun olduğu yönünde hüküm kurulduğu görüldüğünden bireyselbaşvuruya konu edilen AYİM kararında masumiyet karinesine yönelik birmüdahalenin bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
40. Açıklanan gerekçelerle masumiyet karinesine yönelikbir ihlal olmadığının açık olduğu anlaşılan başvurunun bu kısmının açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
2. AdilYargılanma Hakkına İlişkin Diğer İhlal İddiaları Yönünden
a. Başvurucunun İddiaları
41. Başvurucu, görülmekte olan başka bir dosyada 6413sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin (4) numaralı fıkrasının Anayasa'yaaykırılık iddiasıyla Anayasa Mahkemesi önüne taşındığını, ancak Mahkemece,Anayasa Mahkemesinin somut norm denetimine ilişkin kararının bekletici meseleyapılmadığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür. Başvurucu ayrıca disiplin soruşturması sırasında savunmasınınalınmaması nedenle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.Başvurucu son olarak yargılama sırasında delillerinin toplanmadığından şikâyetetmiştir.
b. Değerlendirme
42. Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanınyürütülebilmesi için silahların eşitliği ve çelişmeli yargılamailkeleri ışığında taraflara iddialarını sunma hususunda uygun olanaklarınsağlanması şarttır. Taraflara tanık delili de dâhil olmak üzere delillerinisunma ve inceletme noktasında da uygun imkânların tanınması gerekir. Bu anlamdadelillere ilişkin dengesizlik veya hakkaniyetsizlik iddialarının dayargılamanın bütünü ışığında değerlendirilmesi gerekir (Muhittin Kaya veMuhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve TicaretLtd. Şti., B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 27).
43. Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usulhakları bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinindiğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarınımakul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamınagelir (Yaşasın Aslan, B. No: 2013/1134, 16/5/2013, § 32). Adilyargılanma hakkının unsurlarından olan çelişmeli yargılama ilkesi taraflaradava dosyası hakkında bilgi sahibi olma ve yorum yapma hakkının tanınmasını vebu nedenle tarafların yargılamanın bütününe aktif olarak katılmasınıgerektirmektedir. Bu anlamda mahkemece tarafların dinlenilmemesi, taraflaradelillere karşı çıkma imkânı verilmemesi yargılama faaliyetinin hakkaniyeteaykırı hâle gelmesine neden olabilecektir (Abdullah Özen, B. No:2013/4424, 6/3/2014, § 21).
44. Ceza davaları ile medeni hak ve yükümlülüklereilişkin davaların usul kuralları da dâhil olmak üzere yargılamanın tümaşamalarında silahların eşitliği ilkesi ve çelişmeli yargılama hakkının güvencealtına alınarak adil yargılanma hakkının korunması hukuk devleti olmanın birgereğidir. Asıl kural tarafların eşit şartlarda yargılamaya katılımınınsağlanması, gösterdikleri kanıtlardan ve sundukları görüşlerden bilgi sahibiolması, bunlarla ilgili görüşlerini bildirebilme imkânının kendilerineverilmesidir (benzer değerlendirmeler için bkz. Taylan Özgür Tor, B. No:2013/2454, 12/3/2015, § 43).
45. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında,kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireyselbaşvuruda incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemelerönünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerindeğerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ileuyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusuolamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkileden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren yorum, uygulama vesonuçlar Anayasa Mahkemesinin denetim yetkisi kapsamındadır (Ahmet Sağlam,B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).
46. Anayasa'nın 152. maddesinin birinci fıkrasında birdavaya bakmakta olan mahkemenin, uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığıkararnamesinin hükümlerini Anayasa'ya aykırı görmesi veya taraflardan birininileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması halindeAnayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakacağı;aynı maddenin üçüncü fıkrasında ise Anayasa Mahkemesinin, işin kendisinegelişinden başlamak üzere beş ay içinde kararını vereceği ve açıklayacağı, busüre içinde karar verilmezse mahkeme davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göresonuçlandıracağı hükme bağlanmıştır.
47. Anayasa itiraz yoluna başvuran mahkemenin AnayasaMahkemesi kararını bekletici mesele yapmasını zorunlu kılmış, ancak mahkemeninbeklemeye mecbur olduğu süreyi işin Anayasa Mahkemesine ulaştığı tarihtenitibaren beş ay ile sınırlı tutmuştur. Bu süreden sonra mahkemenin AnayasaMahkemesi kararını beklemesini zorunlu kılan anayasal bir hükümbulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesine yapılan itiraz başvurusunun, işin AnayasaMahkemesine ulaştığı tarihten itibaren beş aylık sürenin geçmesinden sonrakidönemde bekletici mesele yapılıp yapılmayacağı konusunda mahkemenin mutlaktakdir yetkisi bulunmaktadır. Bu nedenle başvurucunun derece mahkemesinin beşaylık süreden sonra da Anayasa Mahkemesi kararını bekletici mesele yapmasıgerektiğine dair iddiasının savunulabilir bir temeli bulunmamaktadır.
48. Somut olayda başvurucu, ayırma işleminin iptaliistemiyle tarafsız ve bağımsız yargılama yapan AYİM nezdinde dava açarak anılanişleme yönelik bilgi ve kanıtlar ile iddia ve savunmalarını yargı mercilerinesunma fırsatı elde etmiştir. Yargılama bir bütün olarak değerlendirildiğindeişlemin tesisi aşamasında savunma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddialarınyargılamanın adil bir şekilde yürütülmesini engelleyecek bir duruma yol açacaknitelikte olmadığı görülmüştür. Dolayısıyla başvurucunun savunma hakkınayönelik iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olduğu anlaşılmaktadır.
49. Başvurucu tarafından ileri sürülen diğer iddialar,mahkemelerce delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasınailişkin olup mahkeme kararlarında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlikoluşturan bir hususun da bulunmadığı dikkate alındığında ihlal iddialarınınkanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
50. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğerkabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. İfade Özgürlüğününİhlal Edildiğine İlişkin İddia Yönünden
1. Başvurucununİddiaları
51. Başvurucu, yargılama konusu ifadelerin kendisitarafından yazıldığını kabul etmemektedir. Bununla birlikte başvurucu sözkonusu ifadelerin ifade özgürlüğü kapsamında kaldığını, hakkında tesis edilenresen ayırma işleminin anayasal bir hak olan ifade özgürlüğünü de ihlalettiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
52. Anayasa'nın iddianın değerlendirilmesinde dayanakalınacak "Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti" kenar başlıklı26. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Herkes, düşünce ve kanaatlerinisöz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama veyayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızınhaber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar.
...
Bu hürriyetlerin kullanılması, ... kamudüzeni, ...amaçlarıyla sınırlanabilir. .
..
Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetininkullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir."
a. KabulEdilebilirlik Yönünden
53. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
b. EsasYönünden
i. MüdahaleninVarlığı
54. Başvurucu hakkında sosyal medya hesabında yapmışolduğu paylaşımlar da gözetilerek TSK'dan resen ayırma işlemi tesis edilmiştir.O hâlde başvurucunun ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale söz konusudur.
ii. Müdahaleninİhlal Oluşturup Oluşturmadığı
55. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 26. maddesininihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, ...yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak veancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
56. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesindeöngörülen ve somut başvuruya uygun düşen kanunlar tarafından öngörülme,Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplumdüzeninin gereklerine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığınınbelirlenmesi gerekir.
(1) Kanunilik
57. Müdahaleye dayanak olan 926 sayılı Kanun'un "Çeşitlinedenlerle Silahlı Kuvvetlerden ayrılacak astsubaylar hakkında yapılacakişlem" kenar başlıklı 94. maddesinin (b) fıkrası ile 28/12/1998tarihli Astsubay Sicil Yönetmeliği'nin 60. maddesinin (a) ve (b) fıkralarınınkanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.
(2) Meşru Amaç
58. Astsubay olan başvurucunun sosyal medya hesaplarıaracılığı ile üstleri hakkında birtakım açıklamalarda bulunması sebebi ilebaşvurucu hakkında TSK'dan resen ayırma işlemi tesis edilmiştir. Güvenlikkuruluşlarının kendine özgü disiplin kuralları vardır ve bu kurallar hemgüvenlik kuruluşlarının belirli bir düzen içinde çalışması hem de daha iyihizmet üretmesi için zorunluluktur. Dolayısıyla başvurucunun ifade özgürlüğüneyapılan müdahalenin Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan kamudüzeninin sağlanması meşru amacını taşıdığı sonucuna varılmıştır.
(3) DemokratikToplum Düzeninin Gereklerine Uygunluk
(a) Genelİlkeler
(i) Demokratik Toplumda İfade Özgürlüğünün Önemi
59. Anayasa Mahkemesi ifade özgürlüğü bağlamındademokratik toplum düzeninin gerekleri ifadesinden ne anlaşılmasıgerektiğini daha önce pek çok kez açıklamıştır. İfade özgürlüğü kişinin haberve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe ulaşabilmesi, düşünce vekanaatlerinden dolayı kınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıylabirlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, anlatabilmesi,savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelir.Çoğunluğa muhalif olanlar da dâhil olmak üzere düşüncelerin her türlü araçlaaçıklanması, açıklanan düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyi gerçekleştirme vegerçekleştirme konusunda başkalarını ikna etme çabaları ve bu çabalarınhoşgörüyle karşılanması çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir.Dolayısıyla toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşünceninbarışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesine bağlıdır. Bu itibarla düşünceyiaçıklama ve yayma özgürlüğü demokrasinin işleyişi için yaşamsal önemdedir (BekirCoşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 33-35; Mehmet Ali Aydın [GK],B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 42, 43; Tansel Çölaşan, B. No: 2014/6128,7/7/2015, §§ 35-38).
(ii)Müdahalenin Demokratik Toplum Düzeninin GereklerineUygun Olması
60. Anayasa Mahkemesinin daha önce bu konuda detaylıolarak açıklama yaptığı kararlar için bkz. Bekir Coşkun, §§ 44, 47, 48,51, 57; Mehmet Ali Aydın, §§ 68-72; AYM, E.2018/69, K.2018/47,31/5/2018, § 15; AYM, E.2017/130, K.2017/165, 29/11/2017, § 18; TanselÇölaşan, §§ 46, 49-51; Hakan Yiğit, B. No: 2015/3378, 5/7/2017, §§58, 59, 61, 66, 68; Meral Özata Özgürol, B. No: 2015/2326, 26/12/2018,§§ 33-36.
61. Buna göre ifade özgürlüğüne yapılan bir müdahale,zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da zorunlu bir toplumsalihtiyacı karşılamakla birlikte orantılı değilse demokratik toplum düzeniningereklerine uygun bir müdahale olarak değerlendirilemez.
(iii) Askerlerinİfade Özgürlüğü
62. Anayasa’nın 26. maddesinin asıl işlevi herkesin ifadeözgürlüğünü korumaktır. Toplumun bütün bireylerine tanınan ifade özgürlüğündenşüphesiz askerler de yararlanır. Bununla birlikte Anayasa’nın 12. maddesinin “Temelhak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev vesorumluluklarını da ihtiva eder.” biçimindeki ikinci fıkrası, kişilerintemel hak ve hürriyetleri kullanırken sahip oldukları ödev ve sorumluluklaragönderme yapar (Engin Kabadaş, B. No: 2014/18587, 6/7/2017, § 36).
63. Anayasa Mahkemesi, belirli meslekleri ifa eden kamugörevlilerinin ifade özgürlüğüne yapılan müdahaleleri değerlendirirken özelnitelikteki bu meslekleri ifa eden kamu görevlilerinin mesleki hiyerarşikurallarına uyma yükümlülükleri ile ifade özgürlükleri arasında bir dengesağlanıp sağlanmadığını olayların bütünselliği içinde gözetecektir. Kullanılanifadelerin ve kullanılış biçimlerinin kurumsal disiplinle uyumlu, dengeli vesır ifşa etmeyen nitelikte olup olmadığı hususları bu değerlendirmede dikkatealınacaktır (benzer yönde bkz. Engin Kabadaş, § 37; Adem Talas, §47).
(b) İlkelerinSomut Olaya Uygulanması
64. Astsubay olarak görev yapan başvurucu hakkında4/5/2012 ve 29/4/2013 tarihli iki farklı iddianame tanzim edilmiştir.Başvurucu, söz konusu iddianamelerde yer alan eylemleri ve hakkındaki özlükdosyasındaki olumsuz kanaatler ile almış olduğu önceki disiplin cezalarıbirlikte gözetilerek TSK'dan disiplinsizlik nedeni ile resen ayırma işlemicezası ile cezalandırılmıştır. Başvurucu tarafından idari işlemin iptali talebiile dava açılmıştır. Yapılan yargılama sonucunda ilk derece mahkemesi-başvurucunun özlük dosyasındaki bilgilerini de dikkate alarak- söz konusuifadelerin niteliği ve niceliği itibari ile vahim nitelikte olduğunu belirtmişve başvurucunun kamu hizmetinde istihdam edilmesinin kamu yararına açıkçaaykırılık teşkil ettiği sonucuna ulaşmıştır. Başvurucu 29/4/2013 tarihliiddianamede yer verilen ifadeler sebebi ile hakkında tesis edilen ayırmaişleminin ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini ileri sürmektedir.
65. İfade özgürlüğü bakımından başvurucu hakkında verilenberaat kararından bağımsız olarak değerlendirme yapılacaktır.
66. Gerek 926 sayılı Kanun'un 94. maddesinin (b) fıkrasıgerekse Astsubay Sicil Yönetmeliği'nin 60. maddesinin (a) ve (b) fıkraları ilekorunması amaçlanan değerin askerî disiplin olduğu anlaşılmaktadır. Şüphesiz kisilahlı kuvvetler teşkilatının ülke menfaatleri için işlevini gerektiği şekildeyerine getirebilmesi bakımından askerî personel için getirilen disiplin kurallarıbüyük önem taşımaktadır. Yargılamaya konu, silahlı kuvvetler teşkilatının subaysınıfına yöneltilen söz konusu ifadelerin silahlı kuvvetler teşkilatını ve buteşkilatta başvurucunun hiyerarşik amiri konumunda bulunan çalışanlarınıküçültücü ve aşağılayıcı nitelikte bulunduğu açıktır. Bu bağlamda ifadelerin,bir silahlı kuvvetler mensubu olan başvurucudan sadır olduğu kabul edildiğinde,askerî disiplin üzerinde olumsuz tesir yaratacağı tartışmadan uzaktır.
67. İlave olarak ifadelerin hangi koşullar altında vehangi olaylar üzerine yazılıp yayımlandığı konusunda gerek bireysel başvuruformunda gerekse ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında başvurucutarafından herhangi bir açıklama da yapılmamıştır. Kullanılan ifadelerin sayısıve ağırlığı ile bu durum birlikte gözönünde alındığında ifadeler konusundaMahkeme tarafından yapılan değerlendirmenin temelsiz olmadığıdeğerlendirilmiştir.
68. Ayrıca askerî makamlara zarar verebilecek veya itibarkaybı oluşturabilecek söz konusu ifadeler, internet mecrasında yayımlanarakgeniş kitlelere ulaştırılmıştır. Bu durumun sonucu olarak yayımlanan ifadelerinbir kısmının başvurucu ile aynı birlikte çalışan Astsubay H.Y. tarafından dapaylaşıldığı görülmektedir. Söz konusu durum ifadelerin askerî disiplin üzerindeyaratabileceği olumsuz etkinin bir sonucudur ve söz konusu tesirin etkialanının ifadelerin kullanıldığı mecranın etkisi önemli ölçüde artabileceği deunutulmamalıdır.
69. Tüm bunlara ek olarak başvuru hakkında tesis edilenayırma işleminde yalnızca ifade özgürlüğü yönünden incelemeye konu edilenifadelerin gözetilmediği başvurucun özlük ve sicil dosyası ile 4/5/2012 tarihliiddianameye konu edilen eylemlerin de nazara alındığı açıktır.
70. Sonuç olarak yukarıdaki hususlar dikkate alındığındave somut olayın koşullarında astsubay olarak görev yapan başvurucu hakkındauygulanan TSK'dan resen ayırma şeklindeki disiplin cezasının zorunlu birtoplumsal ihtiyacı karşıladığı sonucuna varılmıştır. İlk derece mahkemesiningerekçeleri, başvurucunun ifade özgürlüğüne yapılan müdahale için yeterli veilişkili sayılmalıdır. Verilen kararda, başvurucunun ifade özgürlüğü ile onunödev ve sorumlulukları arasında adil bir denge kurulmuştur.
71. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 26. maddesindegüvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edilmediğine karar verilmesigerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizlitutulması talebinin KABULÜNE,
B. 1. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
2. Adil yargılanma hakkına ilişkin diğer ihlal iddialarınınaçıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifadeözgürlüğünün İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
D. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerindeBIRAKILMASINA
E. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 19/11/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.