TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
MAHMUT SARIDAĞ VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/6261)
Karar Tarihi: 7/3/2014
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Murat AZAKLI
Başvurucular
:
1. Mahmut SARIDAĞ
2. Hıdır SARIDAĞ
3. Fatma SARIDAĞ
Vekilleri
:
Av. Ali AYDEMİR
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucular, murisleritarafından 16/11/1957 tarihinde Kızıltepe Tapulama Mahkemesinde açılan kadastrotespitine itiraz davasının halen devam ettiğini, yargılamanın makul süredesonuçlanmadığını belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğiniileri sürmüşler, ihlalin tespitiyle uğradıkları maddive manevi zararın tazminine karar verilmesini talep etmişlerdir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 19/8/2013 tarihindeAnayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemedebaşvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespitedilmiştir.
3. İkinci Bölüm İkinciKomisyonunca, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere,dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
4. İkinci Bölümün 14/11/2013tarihli ara kararı gereğince başvurunun, kabul edilebilirlik ve esasincelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için AdaletBakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.
5. Adalet Bakanlığının 16/12/2013tarihli görüş yazısı 23/12/2013 tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiş olup,başvurucular vekili 8/1/2014 tarihinde Bakanlık görüşüne karşı diyeceklerinisunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerindeifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:
7. Mardin ili Kızıltepe ilçesi Otluk köyünde 1957 yılındayapılan kadastro çalışmaları sırasında 3 ve 5 parsel numaralı taşınmazlarAbdülkerim Aydoğan ve müşterekleri adına tespit edilmiştir.
8. Başvurucuların murisi İbrahim Sarıdağve müşterekleri tarafından, Abdulkerim Aydoğan vemüşterekleri aleyhine, 16/11/1957 tarihinde Kızıltepe Tapulama Mahkemesinin1957/178 ve 1957/180 esas numaralı dosyalarında kadastro tespitine itirazdavaları açılmıştır.
9. Kızıltepe Tapulama Mahkemesince, 13/4/1958 tarihinde 1957/180esas sayılı dava dosyası ile 1957/178 esas sayılı dava dosyasınınbirleştirilmesine karar verilmiş ve yargılamaya 1957/178 esas sayılı davadosyası üzerinden devam edilmiştir.
10. Maliye Hazinesi, dava konusu taşınmazların Hazineye aitolduğunu ileri sürerek, 13/5/1958 tarihinde davaya müdahil olmuştur.
11. Dava dosyası 2013 yılında Mardin Kadastro Mahkemesinedevredilmiş olup, yargılamaya Mardin Kadastro Mahkemesinin 2013/42 esas sayılıdava dosyasında devam edilmektedir.
B. İlgiliHukuk
12. 12/1/2011 tarih ve 6100sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesişöyledir:
“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimdeyürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”
13. 21/6/1987 tarih ve 3402sayılı Kadastro Kanunu’nun “Genel olarak görev” kenar başlıklı 25. maddesinin birincifıkrası şöyledir:
“Kadastro mahkemesi; taşınmaz mal mülkiyetine ve sınırlıayni haklara, tapuya tescil veya şerh edilecek veyahut beyanlar hanesindegösterilecek sair haklara, sınır ve ölçü uyuşmazlıklarına, kadastroya ve tapusicilini ilgilendiren benzeri davalara ve özel kanunlarca kendisine verilenişlere bakar; Kadastroya veya kadastro ile ilgili verasete ait uyuşmazlıklarıçözümleyebileceği gibi, istek üzerine veraset belgesi de verebilir. ”
14. 3402 sayılı Kanun’un “Kadastro davalarında usul”kenar başlıklı 28. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Kadastro hakimi, askı süresiiçinde açılacak davalar ve kadastro müdürü tarafından mahkemeye tevdi olunacaktaşınmaz mallara ait kadastro tutanakları ve mahalli hukuk mahkemelerindendevredilen işler hakkında dava dosyası açar. İlgililerin başvurusunubeklemeksizin kadastro tutanakları ile uyuşmazlığın çözümlenmesine etkiliolabilecek kayıt ve diğer bilgileri ilgili dairelerden getirtir. Hakim, duruşma gününü taraflara Tebligat Kanunu hükümlerinegöre resen tebliğ eder.”
15. 3402 sayılı Kanun’un “Yargılama usulü” kenarbaşlıklı 29. maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları şöyledir:
“Kadastro mahkemesinde gelmeyen tarafın yokluğunda duruşmayapılır. Taraflardan hiç biri gelmez ise dosyaişlemden kaldırılmaz. Hakim, toplanması mümkün olandelilleri inceler ve 30 uncu madde hükmünce işi karara bağlar.
…
Bu Kanunun tatbikinde ayrıca açıklık bulunmayan hallerdebasit yargılama usulü uygulanır.
Kadastro mahkemeleri adli tatile tabi değildir.”
16. 3402 sayılı Kanun’un “Deliller ve hakimintakdiri” kenar başlıklı 30. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarışöyledir:
“Kadastro tutanaklarında beyanlarına başvurulan kişiler, bubeyanlarına gerekçe gösterilerek itiraz edilmedikçe, yeniden dinlenmezler.Ancak hakim, kadastro tutanağındaki beyanla, duruşmasırasında topladığı deliller arasında çelişki görürse, bunu gidermek içintutanakta beyanlarına başvurulan kimseleri tanık sıfatıyla yenidendinleyebilir.
Kadastro komisyonlarından gönderilen tutanaklar ile mahallimahkemelerden devredilen dosyaların muhtevasından malik tespiti yapılamadığıveya dava açan mirasçının dışında başka mirasçıların da bulunduğu anlaşıldığıtakdirde, hakim resen lüzum gördüğü diğer delilleritoplayarak taşınmaz malın kimin adına tescil edileceğine karar vermekleyükümlüdür. Taşınmaz malın ölü bir şahsa ait olduğu anlaşılır ve mirasçıları datespit edilemezse, ölü olduğu yazılmak suretiyle o şahsın adına tescil kararıverilir.”
17. 3402 sayılı Kanun’un “Kararların tebliği, kanunyollarına başvurma ve ilamların infazı” kenar başlıklı 32.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Kadastro mahkemesi kararları Tebligat Kanunu hükümlerinegöre resen taraflara tebliğ olunur.”
18. 3402 sayılı Kanun’un “Yargılama giderleri, kadastroharcı ve tahakkuku” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasınınson cümlesi şöyledir:
“Bu Kanun gereğince resen yapılması gereken soruşturma vetebligat işlemleri için zaruri giderler, ileride haksız çıkacak taraftanalınmak üzere bütçeye konulan ödenekten karşılanır.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
19. Mahkemenin 7/3/2014tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucuların 19/8/2013 tarih ve 2013/6261numaralı başvuruları incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucuların İddiaları
20. Başvurucular, 1957 yılındayapılan kadastro çalışmaları sırasında 3 ve 5 parsel numaralı taşınmazlarınbaşka şahıslar adlarına tespit edildiğini, murisleri tarafından 16/11/1957tarihinde Kızıltepe Tapulama Mahkemesinde açılan kadastro tespitine itirazdavasının halen devam ettiğini, yargılamanın uzun sürdüğünü ve makul süredeyargılama yapılmadığını, 56 yıldır devam eden yargılama sürecinde taşınmazıkullanamadıklarını belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlaledildiğini ileri sürmüşler, ayrıca maddi ve manevi tazminat ödenmesini talepetmişlerdir.
B. Değerlendirme
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
21. Başvurucular, somutbaşvuruya ilişkin olarak ilk derece mahkemesince yapılan yargılamayısonlandırır nitelikte bir kararın mevcut olmadığını, AİHM kararlarında dabelirtildiği üzere makul sürede yargılama yapılmaması iddiasına dayananbaşvurular açısından başvuru yollarının tüketilmesi şartının aranamayacağını,zira başvurunun esasen yargılamanın nihayete ulaştırılamaması nedeninedayandığını belirtmişlerdir.
22. Başvuru konusu dava, AnayasaMahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başlama tarihi olan 23/9/2012’den önceaçılmış olup, başvuru tarihi itibarıyla derdest olduğu anlaşılmakla, başvurununincelenmesi Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi dâhilindedir. Ayrıca,bireysel başvuruda bulunulmadan önce, ihlal iddiasının dayanağı olan işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuruyollarının tamamının tüketilmiş olması gerekmekle birlikte, hukuk sistemimizde,yargılamanın uzamasını önleyici etkiye sahip olan veya yargılamanın makulsürede yapılmaması sonucunda oluşan zararları tespit ve tazmin edici niteliktaşıyan bir idari veya yargısal başvuru yolunun bulunmadığı anlaşıldığından,başvuru kanun yollarının tüketilmesi yönünden kabul edilebilir niteliktedir (B.No: 2012/13, 2/7/2013, § § 21-30).
23. Açıklanannedenlerle, açıkça dayanaktan yoksun olmayan ve kabul edilemezliğine kararverilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmayan başvurunun kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
24. Başvurucular, murisleritarafından 16/11/1957 tarihinde Kızıltepe Tapulama Mahkemesinde açılan kadastrotespitine itiraz davasının Mardin Kadastro Mahkemesinin E.2013/42 sayılı davadosyasında devam ettiğini, yargılamanın makul sürede tamamlanmayarakAnayasa’nın 35. ve 36. maddesinde tanımlanan mülkiyet ve adil yargılanmahaklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.
25. Adalet Bakanlığı görüşyazısında, makul sürede yargılanma hakkına ilişkin olarak görüş sunulmasınagerek görülmediği belirtilerek, mülkiyet hakkının ihlali iddialarının,başvurucuların ihtilaf konusu taşınmazlar üzerinde henüz mülkiyet haklarınınbulunmadığı dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiği bildirilmiştir.
26. Anayasa’nın 148. maddesininüçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşuve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine göre, AnayasaMahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamugücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altınaalınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) veTürkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Birbaşka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan birhak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).
27. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahiptir.”
28. Anayasa’nın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması”kenar başlıklı 141. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:
“Davaların en az giderle ve mümkün olan süratlesonuçlandırılması, yargının görevidir.”
29. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgiliuyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusundakarar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından davasının makul bir süre içinde,hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir.”
30. Sözleşme metni ile AİHMkararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olanalt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanmahakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarıncainceleme yaptığı bir çok kararında, ilgili hükmüSözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, gerekSözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla adil yargılanmahakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesikapsamında yer vermektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).
31. Somut başvurunun dayanağınıoluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarıncaadil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderleve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirtenAnayasa’nın 141. maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliğiilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önündebulundurulması gerektiği açıktır.
32. Makul sürede yargılanmahakkının amacı, tarafların uzun süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruzkalacakları maddi ve manevi baskı ile sıkıntılardan korunması olup, hukukiuyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin gösterilmesi gereği de yargılamafaaliyetinde gözardı edilemeyeceğinden, yargılamasüresinin makul olup olmadığının her bir başvuru açısından münferidendeğerlendirilmesi gerekir (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 40).
33. Davanın karmaşıklığı,yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılamasürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındakimenfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olupolmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No:2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).
34. Ancak, belirtilenkriterlerden hiçbiri makul süre değerlendirmesinde tek başına belirleyicideğildir. Yargılama sürecindeki tüm gecikmelerin ayrı ayrı tespiti ile bukriterlerin toplam etkisi değerlendirilmek suretiyle, hangi unsurunyargılamanın gecikmesi açısından daha etkili olduğu saptanmalıdır (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 46).
35. Yargılama faaliyetinin makulsürede gerçekleşip gerçekleşmediğinin saptanması için, öncelikle uyuşmazlığıntürüne göre değişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesigereklidir.
36. Anayasa’nın 36. maddesi veSözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkinuyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusuolayda, taşınmaz mülkiyeti hakkında Kızıltepe Tapulama Mahkemesinde açılankadastro tespitine itiraz davasında, 3402 ve 6100 sayılı Kanun’lardayer alan usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medenihak ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 49).
37. Medeni hak ve yükümlülüklerleilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcıkural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeyebaşlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, bu tarih somutbaşvuru açısından 16/11/1957 tarihidir.
38. Başvuruya konu dava,başvurucuların miras bırakanlarından intikalle takip etmekte oldukları biruyuşmazlık olup, bu yönüyle makul süre değerlendirmesi bakımından dikkatealınacak sürenin başlangıç anı, mirasçıların yargılamaya katıldıkları an değil,somut olayda muris açısından değerlendirmeye esas alınan sürenin başlangıçanıdır (B. No: 2013/1115, 5/12/2013, § 51).
39.Davanın ikame edildiği tarih ile Anayasa Mahkemesinin bireysel başvurularınincelenmesi hususundaki zaman bakımından yetkisinin başladığı tarihin farklıolması halinde dikkate alınacak süre, 23/9/2012 tarihinden sonra geçen süredeğil, uyuşmazlığın başlangıç tarihinden itibaren geçen süredir (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 51).
40.Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekildeyargılamanın sona erme tarihidir. Ancak devam eden yargılamalara ilişkin makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasını içeren başvurularınyargılama faaliyetinin devamı sırasında da yapılabilmesi olanağı bulunduğundan,değerlendirmeye esas alınacak sürenin bitiş anı başvurunun karara bağlandığıtarihtir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).
41. Başvuruya konu yargılamasürecinin incelenmesinde, yargılamanın konusunun Kızıltepe ilçesindeki kadastroçalışmaları sonucunda yapılan kadastro tespitlerine itiraz ile taşınmazlarınbaşvurucuların murisleri adlarına tapuya tescili istemlerine ilişkindir.Mahkemece, başvurucular tarafından açılan dava dosyalarının birleştirildiğianlaşılmaktadır. Birleştirmenin, davanın konusu ve taraflarının aynı olmasıgerekçesiyle yapıldığı belirlenmiştir. 16/11/1957 havale tarihli dilekçe ileyargılamasına başlanıldığı anlaşılan davanın tensip zaptının tanzimisonrasında, Maliye Hazinesinin davaya müdahil olduğu, halen derdest olmaklabirlikte, yargılama sürecinde yüzü aşkın duruşma yapılmış olup belirtilencelseler arasında genellikle iki aylık sürelerin bulunduğu anlaşılmıştır.
42. İlgili yargılama evrakınınincelenmesinden, özellikle tensip zaptı kapsamında ikmaline başlanılmasıgereken tapu kaydı, birleşik kroki, mahalli bilirkişi listesi gibi evrakınilgili kurumlardan talep edilmeyerek, yargılama sırasında münferit celselerdeverilen ara kararları uyarınca kısım kısım talepedildiği, ara karar gereklerinin yerine getirilmediği muhtelif celselerde tarafvekillerinin mazeretlerinin kabulüne dair karar tesisi ile yetinildiği, celseharcı tayini gibi usuli imkanların yargılamamakamlarınca kullanılmadığı, Mahkemece birçok defa dosyanın incelemeye alındığıve bu sebeple duruşmaların ertelendiği, keşif ara kararlarının farklıgerekçelerle yerine getirilmediği ve birçok defa keşiflerin ertelendiğianlaşılmaktadır.
43.3402 sayılı Kanun’da yer alan özel usul hükümleri ile bu Kanunda hükümbulunmaması durumunda uygulama alanı bulacak olan ve medeni hak veyükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkları konu alan yargılama faaliyetleri içingeçerli genel usuli hükümler içeren 6100 sayılıKanun’un 30. maddesi, uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesi gerekliliğiniortaya koymaktadır.
44. Belirtilen hükümlere rağmen,Mahkemece defalarca keşif masraflarının ikmali, davaya dâhil edilmesi gerekenşahısların tespiti ve davaya dâhil edilmeleri, yargılama sırasında vefat ettiğianlaşılan tarafların veraset ilamlarının dosyaya ibraz edilmesi hususundataraflara süreler verildiği, birçok defa keşif ara kararlarının müracaatyokluğu, hava şartları, bilirkişi temin edilememesi, güvenlik gibi nedenlerleyerine getirilmediği ve bu uygulamanın davada yer alan taraf sayısı da nazaraalındığında yargılamanın uzaması üzerinde baskın bir etkiye sahip olduğuanlaşılmaktadır. Bu kapsamda verilen bir kısım keşif ara kararlarındandönülerek tekrar taraf teşkili sağlanmaya çalışıldığı görülmektedir.
45. Başvurunun değerlendirilmesineticesinde, başvuruya konu yargılamanın gerek taşınmaz sayısı gerekse tarafsayısı bakımından, keşif ve bilirkişi incelemesi gibi usul işlemlerinigerektirmesine bağlı olarak karmaşık bir niteliğe sahip olduğu, ancak yargılamasürecindeki gecikmeler ayrı ayrı değerlendirildiğinde Kadastro Mahkemesindetatbiki gereken yargılamayı hızlandırıcı niteliğe sahip özel usul hükümlerineriayet edilmediği ve verilen ara kararların birçoğunda taraflara eksikliklerin ikmalihususunda usul hükümlerine aykırı şekilde süreler verilerek, yapılması gerekenişlemlerin uzun sürelerle, müracaat yokluğu ve masraf ikmal edilmemesi gibinedenlerle yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.
46. Özellikle somut yargılamaaçısından dava malzemesinin taraflarca hazırlanması ilkesinin geçerli olmadığınazara alındığında, yargılama makamlarının davayı gerekli süratle yürütmeyükümlülüğünün daha dikkatli bir şekilde ele alınması gerekmektedir (B. No:2013/4687, 23/1/2014, § 47).
47. Başvuru konusu yargılamadasöz konusu olduğu gibi, verilen birleştirme kararının adaletin daha iyigerçekleştirilebilmesi için makul olduğu değerlendirilebilirse de, bu tür kararların yargılamayı uzatacağı göz önündebulundurularak, yargılamanın diğer aşamalarında sürecin hızlandırılmasıhususunda daha fazla gayret ve özen gösterilmesi gerektiği açıktır.
48. Yargılama sürecindetarafların yargılamayı geciktirici yöndeki işlem ve davranışları kural olarak,yargılamanın uzamasında taraf kusuru olarak kabul edilmekte ise de, yargılama makamlarının ilgili usuliimkânları kullanmak suretiyle bu girişimleri engelleme sorumluluğubulunmaktadır. Bu kapsamda, taraf vekillerince muhtelif celselerde mazeretdilekçeleri sunulduğu görülmekle birlikte, başvurucuların tutumununyargılamanın uzamasına özellikle bir etkisi olduğu tespit edilememiştir.
49. Davada yer alan kişi sayısıve davanın mahiyeti nedeniyle icrası gereken usul işlemlerinin niteliğibaşvuruya konu yargılamanın karmaşık olduğunu ortaya koymakla birlikte, davayabütün olarak bakıldığında yaklaşık elli altı yıllık yargılama sürecinde makulolmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.
50. Açıklanan nedenlerle,başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma haklarının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
51.Başvurucular ayrıca, uzun süren yargılama nedeniyle taşınmazlardanyararlanamadıkları gibi taşınmazlardan sağlanan gelir desteklerinden de mahrumkaldıklarını belirterek, Anayasa’nın 35. maddesinde tanımlanan mülkiyethaklarının ihlal edildiğini iddia etmiş olmakla beraber, somut yargılamabağlamında başvurucuların makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğiyönünde yukarıda yer verilen tespit ışığında, mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönündekiiddianın ayrıca incelenmesine gerek görülmemiştir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
52. Başvurucular, maruzkaldıkları zarar karşılığı 250.000,00 TL maddi tazminata, 150.000,00 TL manevitazminata hükmedilmesini talep etmişlerdir.
53. Adalet Bakanlığı görüşünde,başvurucuların tazminat taleplerine ilişkin görüş bildirilmemiştir.
54. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzeredosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genelmahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmaklayükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali vesonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
55. Başvurucular tarafındanmaddi tazminat talebinde bulunulmuş olup, mevcut başvuruda Anayasa’nın 36.maddesinin ihlal edildiği tespit edilmiş olmakla beraber, tespit edilen ihlalleiddia edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,başvurucuların maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.
56. Başvurucuların tarafıoldukları uyuşmazlığa ilişkin yaklaşık elli altı yıllık yargılama süresi nazaraalındığında, başvurucuların yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle vebaşvurucuların yargılamayı murislerinden intikalle takip etmekte oldukları danazara alınarak, yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevizararları karşılığında, miras payları doğrultusunda takdiren,başvurucular Hıdır ve Mahmut Sarıdağ’a ayrı ayrı1000,00 TL, Fatma Sarıdağ’a 250,00 TL manevi tazminatödenmesine karar verilmesi gerekir.
57. Başvurucular tarafındanyapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucularaödenmesine karar verilmesi gerekir.
58. Başvuruya konu yargılamanınyaklaşık elli altı yıl sürdüğü ve bu hususun makul sürede yargılanma hakkınıihlal ettiği gözetilerek, anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olan biryargılama dosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğüzararın devam etmesinin önlenmesi amacıyla, yargılamanın mümkün olan en kısasürede sonuçlandırılmasını teminen, kararın birörneğinin ilgili Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurunun KABUL EDİLEBİLİROLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucular, Mahmut Sarıdağ ve Hıdır Sarıdağ’a ayrı ayrı 1000,00 TL, Fatma Sarıdağ’a250,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,
D. Başvurucuların tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,
E. Başvurucular tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların MaliyeHazinesine başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
G. Kararın bir örneğinin 6216sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları uyarınca, ihlalinve sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla Mardin Kadastro Mahkemesinegönderilmesine,
7/3/2014tarihinde OY BİRLİĞİYLE kararverildi.