TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MAHMUT KAYAHAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/1679)
Karar Tarihi: 6/5/2015
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Nuri NECİPOĞLU
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Raportör
:
Bahadır YALÇINÖZ
Başvurucu
:
Mahmut KAYAHAN
Vekili
:
Av. Fevzi AKSOY
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, 10/3/2011 tarih ve 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve ErKanunu’nun 10. maddesi ile 27/7/1967 tarih ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu’na eklenen geçici 32.maddesinde düzenlenen haklardan yararlanmak için açtığı davanın reddedilmesinedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 4/3/2013tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan önincelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığıtespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm İkinciKomisyonunca, 31/12/2014 tarihinde, kabuledilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölümegönderilmesine karar verilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
4. Başvuru formu ve eklerindeifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:
5. Başvurucu, subay statüsündegörev yapmakta iken disiplinsizliği ve ahlaki durumu nedeniyle 30/11/2007 tarihli Yüksek Askerî Şûra (YAŞ) kararıyla TürkSilahlı Kuvvetlerinden (TSK) resen emekli edilmek suretiyle ilişiğikesilmiştir.
6. Başvurucu resen emekliedilmesinin gerekçelerini öğrenmeyi talep etmesi üzerine, TSK’da kalmasınınuyun olmadığı şeklinde kanaat oluştuğu, ayırma işleminin tüm meslek safahatısüresince askeri düzenleme ve emriler çerçevesinde oluşturulan askeri disiplinkurallarına aykırı tutum ve davranışlardan kaynaklandığı, uzun bir sürezarfında sıralı sicil amirlerinin gözlem, inceleme ve değerlendirmelerinindikkate alındığı yönünde bilgi verilmiş, bunun yanında uyuşturucu veya uyarıcımadde satın alma, kullanmak ve bulundurmak olayı ile ilgili olarak kendisindenalınan 25/1/2007 tarihli ifade tutanağı, diğerkişilerden alınan ifade tutanaklarının değerlendirildiği istihbarat raporu,disiplin bozucu hareketlerde bulunduğu, ikaz ve cezalara rağmen ıslah olmadığı,TSK’nın itibarını sarsacak şekilde ahlak dışı hareketlerde bulunduğuna ilişkinkomisyon tutanağı, ayırma işleminin gerekçelerinin belirtildiği 19/11/2007tarihli Genelkurmay Başkanlığı yazısı, ayırma işlemine ilişkin Yüksek AskeriŞura Genel Sekreterliğinin 30/11/2007 tarihli yazısı, 28/4/2011 tarihli yazıekinde, 1999 ila 2007 yıllarına ilişkin sicil notları, 11 takdirname ve 3disiplin cezası da 13/7/2011 tarihli yazı ile başvurucuya gönderilmiştir.
7. 6191 sayılı Kanun’un 10.maddesinin (7) numaralı fıkrası ile 926 sayılı Kanun’a eklenen geçici 32.madde, 12/3/1971 tarihi sonrasındaki yargı denetiminekapalı idari işlemler veya YAŞ kararlarıyla TSK’dan ilişiği kesilenlere bazıhaklarının iadesinin sağlanması amacıyla idareye başvuru imkânı getirmiş ve buhükümden yararlanabilmek için 6191 sayılı Kanun’un yürürlük tarihinden itibaren60 gün içinde Milli Savunma Bakanlığına başvurulması gerektiği hükmebağlanmıştır.
8. Başvurucunun, 926 sayılı Kanun’aeklenen geçici 32. maddesinden yararlandırılması talebiyle yaptığı başvuru,Milli Savunma Bakanlığının 6/6/2011 tarihli işlemi ilereddedilmiştir. İşlem gerekçesi şöyledir:
“… Askeri personel ile toplu olarak UYUŞTURUCUMADDE kullanması, uyuşturucu maddeyi kendi isteğiyle kullanması vebulundurması, disiplinsiz ve ahlaki niteliklerinin zayıf olması gerekçesi ile, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde yargı yolu açık olmaküzere başvurunuzun REDDİNE …”
9. Başvurucu tarafından, anılanişlemin iptali istemiyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) BirinciDairesinde dava açılmış, davaya ilişkin dilekçede ayırma işlemine tabitutulmasına ilişkin YAŞ kararı ve bu karara dayanak teşkil ettiği iddia edilenbilgi ve belgelerin kendisine gönderildiği belirtilmiş, gerekçelerin soyutolduğu ve sicillerinin olumlu olduğu hususları da ileri sürülmüştür. AYİM Birinci Dairesi 9/10/2012 tarih ve E.2012/449 ve K.2012/1063 sayılı kararıile davayı reddetmiştir. Karar gerekçesi şöyledir
“Görüldüğü üzere, 12 Mart 1971 tarihinden22.03.2011 tarihine kadar yargı denetimine kapalı idari işlemler veya YüksekAskeri Şura kararları ile Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiği kesilenlerin,yani kişi olarak kapsama girenlerin başvurularını kabul veya reddetmekkonusunda Milli Savunma Bakanına (sebep unsuru yönünden) geniş bir takdiryetkisi tanınmıştır. Kuşku yok ki, diğer bütün kamusal yetkilerde olduğu gibiidarenin takdir yetkisi de kamu yararı amacı ve hizmet gerekleriyle sınırlıbulunmaktadır.
Bu çerçevede, yapılandeğerlendirmede; Astları ile birlikte esrar içtiği, bir astına 2-3 kezuyuşturucu hap verdiği, keza bir astından esrar istediği, tanıkların samimianlatımı ile hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde anlaşılan davacının,uyuşturucu madde konusunda son derece lakayt tutum ve davranışlar sergilediğide nazara alındığında 926 sayılı Kanunun 32’nci maddesinden yararlandırılmamasıişleminde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.”
10. Bu karara karşı yapılankarar düzeltme talebi de aynı Dairenin 29/1/2013 tarihve E.2013/100, K.2013/103 sayılı kararı ile reddedilmiş, karar, başvurucuya11/2/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
11. Başvurucu, 4/3/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruyapmıştır.
B. İlgiliHukuk
12. Anayasa’nın “Askeri Yüksek İdare Mahkemesi” kenarbaşlıklı 157. maddesi şöyledir:
“Askerî Yüksek İdare Mahkemesi, askerî olmayan makamlarcatesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askerî hizmete ilişkinidarî işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk veson derece mahkemesidir. Ancak, askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklardailgilinin asker kişi olması şartı aranmaz.
Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin askerî hâkim sınıfındanolan üyeleri, mahkemenin bu sınıftan olan başkan ve üyeleri tamsayısının saltçoğunluğu ve gizli oy ile birinci sınıf askerî hâkimler arasından her boş yeriçin gösterilecek üç aday içinden; hâkim sınıfından olmayan üyeleri, rütbe venitelikleri kanunda gösterilen subaylar arasından, Genelkurmay Başkanlığıncaher boş yer için gösterilecek üç aday içinden Cumhurbaşkanınca seçilir.
Askerî hâkim sınıfından olmayan üyelerin görev süresi enfazla dört yıldır.
Mahkemenin Başkanı, Başsavcı ve daire başkanları hâkimsınıfından olanlar arasından rütbe ve kıdem sırasına göre atanırlar.
Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin kuruluşu, işleyişi,yargılama usulleri, mensuplarının disiplin ve özlük işleri mahkemelerinbağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.”
13. 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılıAskeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun “Teminat”başlıklı 4. maddesi şöyledir:
“Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin Başkanı, Başsavcı, DaireBaşkanları ve üyeleri; Askeri Yüksek İdare Mahkemesi hakimleriolarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının kendilerine sağladığı teminat altındahizmet görürler.”
14. 1602 sayılı Kanun’un 8., 9. ve 10. maddeleri şöyledir:
“Üyelerin seçimi:
Madde 8 – Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin askeri hakim sınıfından olan üyeleri, bu sınıftan olan başkan veüyeler tam sayısının salt çoğunluğu ile her boş yer için gösterilecek üç adayarasından,
Hakim sınıfından olmayan üyeleri, GenelkurmayBaşkanlığınca her boş yer için gösterilecek üç aday arasından,
Cumhurbaşkanınca seçilir.”
“Atanma:
Madde 9 – Seçilenler arasından rütbe ve kıdem sırasına göreAskeri Yüksek İdare Mahkemesi Başkanlığına, Başsavcılığına, dairebaşkanlıklarına ve üyeliklere, Milli Savunma Bakanı ve Başbakanın imzalayacağı,Cumhurbaşkanının onaylayacağı Kararname ile atama yapılır. Atamalar Resmi Gazete'de yayımlanır.
Başkan, Başsavcı ile daire başkanlarının askeri hakim sınıfından olması şarttır.”
“Görev süresi:
Madde 10 – Askeri Hakim sınıfındanolmayan üyelerin görev süresi en fazla dört yıldır.”
15. 926 sayılı Kanun’un geçici32. maddesinin birinci, ikinci ve dördüncü fıkraları şöyledir:
“12 Mart 1971 tarihinden bu Kanunun yayımı tarihine kadar,yargı denetimine kapalı idari işlemler veya Yüksek Askerî Şûra kararları ileTürk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiği kesilenler veya vefatları hâlinde haksahipleri, bu madde hükümlerinden yararlanabilmek için altmış gün içinde MilliSavunma Bakanlığına başvururlar.
Milli Savunma Bakanı, başvurunun kabulüne veya reddine engeç altı ay içinde karar verir. Milli Savunma Bakanı, hazırlık amacıyla sadecegerekli yazışmaların yapılması hususunda yardımcı olmak üzere gerektiğindekomisyonlar kurabilir ve bu komisyonlara, ilgili bakanlıklar ile kamu kurum vekuruluşlarından temsilci çağırabilir. İlgililerin, Türk Silahlı Kuvvetlerindenilişiklerinin kesilmesine esas bilgi ve belgeler Genelkurmay Başkanlığınca engeç altmış gün içinde Milli Savunma Bakanlığına gönderilir.
…
Başvurunun reddi hâlinde, bu ret işlemine karşı ilgilileraltmış gün içinde Askerî Yüksek İdare Mahkemesinde dava açabilirler.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
16. Mahkemenin 6/5/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun4/3/2013 tarih ve 2013/1679 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereğidüşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
17. Başvurucu, 926 sayılıKanun’un geçici 32. maddesinden yararlandırılması için tek şartın yargıdenetimine kapalı idari işlemler veya YAŞ kararlarıyla TSK’dan ilişiğinkesilmesi olduğunu, bunun dışında mevzuatta bir şart aranmadığını, hangi somutbilgi ve belgeye dayandığı anlaşılamayan, idare tarafından da mahkeme nezdindeaçıklanmayan soyut iddialara dayanarak davanın reddedildiğini, bilgi edinmehakkı kapsamında yapılan başvuruya idarenin verdiği cevapta, amirleriningözlemlerine göre işlem tesis edildiğinin belirtildiğini, gönderilenbelgelerden görüleceği üzere sicil notlarının çok yüksek olup, birçoktakdirnamesinin bulunduğunu, uyuşturucu madde kullanan askeri personelinmahkemeye sevk edilip yargılanması zorunlu iken hakkında hiçbir adli ve idarisoruşturmanın açılmadığını, böylesine önemli bir suç isnadının herhangi birsomut delile, tıbbi bir belgeye dayandırılmadan işlem tesis edildiği ve açılandavanın da soyut iddialara dayanarak reddedildiğini, kararda yeterli gerekçeyeyer verilmediğini, AYİM kararına dayanak tanık anlatımı ve belgelerin kendisinegönderilmediğini, AYİM’in kuruluşu ve bünyesindekisınıf subayları nedeniyle tarafsız ve bağımsız olmadığını, AYİM dairekararlarına karşı başvurulabilecek bir temyiz merciinin bulunmadığınıbelirterek, Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
18. Anayasa Mahkemesi, olaylarınbaşvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı değildir. Bukapsamda başvurucunun şikâyetlerinin, yargılamanın sonucu itibarıyla adilolmadığı, gerekçeli karar hakkının ihlali, bağımsız ve tarafsız mahkemedeyargılanma hakkının ihlali ile iki dereceli yargılama hakkı tanınmamasının adilyargılanma hakkını ihlal ettiği iddiaları kapsamında değerlendirilmesi uygungörülmüştür.
1. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı İddiası
19. Başvurucu, 926 sayılıKanun’un geçici 32. maddesinden yararlandırılması talebiyle açtığı davanınreddedildiğini, bu durumun sonuç itibarıyla adil yargılanma hakkını ihlalettiğini ileri sürmüştür.
20. Anayasa’nın 36. maddesininbirinci fıkrasında herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Maddede geçen “adil yargılanma hakkının” kapsamıAnayasa’da açık bir şekilde düzenlenmediğinden bu hakkın kapsam ve içeriğinin,Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adilyargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesi çerçevesindebelirlenmesi gerekir.
21. Anılan kurallar uyarınca,ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay veolguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarınınyorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgilivarılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesinekonu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarınınadaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilikiçermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak veözgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyetiniteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkçaAnayasa Mahkemesince incelenemez (NecatiGündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).
22. Adil yargılanma hakkıbireylere dava sonucunda verilen kararın değil, yargılama sürecinin ve usulününadil olup olmadığını denetletme imkânı verir. Bu nedenle, bireysel başvurudaadil yargılanmaya ilişkin şikâyetlerin incelenebilmesi için başvurucununyargılama sürecinde haklarına saygı gösterilmediğine, bu çerçevede yargılamasürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığıveya bunlara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığı, kendidelillerini ve iddialarını sunamadığı ya da uyuşmazlığın çözümekavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi tarafından dinlenmediğiveya kararın gerekçesiz olduğu gibi, mahkeme kararının oluşumuna sebep olanunsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal ya da açık keyfiliğeilişkin bir bilgi ya da belge sunmuş olması gerekir (Nadi Karakoç, B. No: 2013/2767, 2/10/2013,§ 22).
23. Başvuru konusu olayda, 926sayılı Kanun’un geçici 32. maddesinden yararlandırılması için tek şartın yargıdenetimine kapalı idari işlemler veya YAŞ kararlarıyla TSK’dan ilişiğinkesilmesi olduğunu, bunun dışında mevzuatta bir şart aranmadığını, hangi somutbilgi ve belgeye dayandığı anlaşılamayan, idare tarafından da mahkeme nezdindeaçıklanmayan soyut iddialara dayanarak davanın reddedildiğini, bilgi edinmehakkı kapsamında yapılan başvuruya idarenin verdiği cevapta, amirleriningözlemlerine göre işlem tesis edildiğinin belirtildiğini, gönderilenbelgelerden görüleceği üzere sicil notlarının çok yüksek olup, birçoktakdirnamesinin bulunduğunu, uyuşturucu madde kullanan askeri personelinmahkemeye sevk edilip yargılanması zorunlu iken, hakkında hiçbir adli ve idarisoruşturmanın açılmadığını, davanın da soyut iddialara dayanarak reddedildiğinibelirtmiş, AYİM ise (§ 9), yargı denetimine kapalı idari işlemler veya YAŞkaraları ile TSK’dan ilişiği kesilenlerin başvurularını kabul veya reddetmekkonusunda Milli Savunma Bakanı’na geniş bir takdir yetkisi tanındığını,idarenin takdir yetkisinin sınırsız olmadığını, kamu yararı amacı ve hizmetgerekleriyle sınırlı olduğunu belirtmiş ve başvurucunun astları ile birlikteesrar içtiği, bir astına 2-3 kez uyuşturucu hap verdiği, keza bir astındanesrar istediği, uyuşturucu madde konusunda son derece lakayt tutum vedavranışlar sergilediği gerekçesiyle, 926 sayılı Kanun’un 32. maddesindenyararlandırılmamasına konu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucunavarmıştır.
24. Başvurucu, başvuru formundaAYİM kararına dayanak tanık anlatımı ve belgelerin kendisine gönderilmediğiniileri sürmüş ise de, AYİM Birinci Dairesinde dava açmadan önce Daireninkararına esas alınan bilgi ve belgelere ulaşmış, dava dilekçesinde ayırmaişlemine tabi tutulmasına ilişkin YAŞ kararı ve bu karara dayanak teşkil ettiğiiddia edilen bilgi ve belgelerin kendisine gönderildiği belirtilmiş, bunlarailişkin olarak itirazlarını ileri sürmüş, Daire de dava dosyasına sunulan bilgive belgeler üzerinde delil değerlendirmesi yapmak suretiyle başvurucunun 926sayılı Kanun’un 32. maddesinden yararlandırılmamasına konu işlemde kullanılantakdir yetkisinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddinekarar vermiştir.
25. Somut olayda başvurucunun, yargılamasürecinin hakkaniyete aykırı olduğuna dair bilgi ya da belge sunmadığı, 926sayılı Kanun’un geçici 32. maddesi kapsamından yararlandırılmamasına ilişkinişleme karşı açtığı davada iddialarını ileri sürebildiği ve karşı tarafın delilve görüşlerinden haberdar olduğu ve bunlara cevap verme imkânı verilmediğinedair bir iddiada bulunmadığı görülmektedir (B.Ç. B. No:2013/2349, 20/11/2014, § 37).
26. Bu durumda, başvurucununiddialarının mevzuatın yorumlanmasına, delillerin değerlendirilmesine ve esasitibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
27. Açıklanan nedenlerle,başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğindeolduğu, derece mahkemesi kararının bariz takdir hatası veya açık bir keyfilik deiçermediği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlikşartları yönünden incelenmeksizin “açıkçadayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir
2. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiği İddiası
28. Başvurucu, kararın yeterligerekçe içermediğini belirterek, Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
29. Mahkeme kararlarınıngerekçeli olması adil yargılanma hakkının unsurlarından birisi olmakla beraber,bu hak yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekildeyanıt verilmesi şeklinde anlaşılamaz. Bu nedenle, gerekçe göstermezorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre değişebilir. Bununla birliktebaşvurucunun ayrı ve açık bir yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dairiddialarının cevapsız bırakılmış olması bir hak ihlaline neden olacaktır (Muhittin Kaya veMuhittin Kaya İnş. Taah. Mad. GıdaTur. Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti. B. No: 2013/1213, 4/12/2013,§ 26).
30. Başvuru konusu olayda AYİM,idare tarafından kullanılan takdir yetkisinin sınırlarının nelerden ibaretolduğunu belirttikten sonra, başvurucunun astları ile birlikte esrar içtiği,bir astına 2-3 kez uyuşturucu hap verdiği, keza bir astından esrar istediği,uyuşturucu madde konusunda son derece lakayt tutum ve davranışlar sergilediğigerekçesiyle, 926 sayılı Kanun’un 32. maddesinden yararlandırılmamasına konuişlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
31. Bu durumda AYİM, dava konusuişlemin tesisinde takdir yetkisinin hukuka uygun kullanıldığı gerekçesiyledavayı reddetmiş olup, kararda başvurucunun iddialarının karşılanmadığından sözetmeye imkân yoktur.
32. Açıklanan nedenlerle, gerekçelikarar hakkına yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğundan, başvurunun bukısmının, diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
3. Bağımsız veTarafsız Mahkemede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiası
33. Başvurucu, AYİM’in bünyesindeki sınıf subayları nedeniyle bağımsız vetarafsız olmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
34. Başvurucunun ihlaliddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığıveya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlamaşikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet BALABANOĞLU, B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).
35. Anayasa Mahkemesi tarafındanbu konu daha önce incelenirken belirtildiği üzere, AYİM’inoluşumu, statüsü ve görevleri Anayasa ve ilgili Kanun’da hüküm altınaalınmıştır. AYİM’e atanan askeri hâkimlerin bağımsızlığınınAnayasa ve ilgili Kanun hükümleri ile garanti altına alındığı, atanma veçalışma usulleri yönünden, askeri hâkimlerin bağımsızlıklarını zedeleyecek birhususun olmadığı, kararlarından dolayı idareye hesap verme durumundabulunmadıkları, disipline ilişkin konuların AYİM Yüksek Disiplin Kuruluncaincelenip karara bağlandığı görülmektedir (YaşasınAslan, B. No: 2013/1134, 16/5/2013, § 29).Diğer yandan, sınıf subayı üyelerin en fazla dört yıllık bir süre ile görevyapmaları, disiplin konularında yukarıda bahsedilen Disiplin Kuruluna tabikılınmaları, görev süreleri zarfında idari veya askeri yetkililerce herhangibir değerlendirmeye tabi tutulmamaları, bu subayların idareye karşıbağımsızlıklarını güçlendirmiştir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz: Mustafa Yavuz veDiğerleri/Türkiye (k.k.), B. No: 29870/96,25/5/2000; Bek/Türkiye,B. No: 23522/05, 20/4/2010, § 30).
36. Açıklanan nedenlerle,mahkemenin bağımsız ve tarafsız olmadığına ilişkin bir husus saptanmadığındanbaşvurunun bu bu kısmının, diğer kabul edilebilirlikşartları yönünden incelenmeksizin “açıkçadayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
4. İki DereceliYargılanma Hakkı Tanınmaması Nedeniyle Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğiİddiası
37. Başvurucu, ayrıca, AYİMdaire kararlarına karşı başvurulabilecek bir temyiz merciinin olmadığınıbelirterek, bu durumun adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
38. Anılan Anayasa ve Kanunhükümlerine göre, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasınınincelenebilmesi için, kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkınAnayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Sözleşme ve Türkiye’nintaraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir başkaifadeyle, Anayasa ve AİHS’in ortak koruma alanıdışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi mümkün değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013,§ 18).
39. Başvurucunun başvurudilekçesinde ifade ettiği AYİM nezdinde temyiz, yani iki dereceli yargılanmahakkı, Anayasa’da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerden olmadığıgibi, Sözleşme ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokollerden herhangi birininkapsamına da girmemektedir.
40. Açıklanan nedenlerle, başvuru konusu ihlaliddialarının Anayasa ve Sözleşme’nin ortakkoruma alanı dışında kaldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının,diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “konu bakımından yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun
1.Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kararının sonucu itibarıyla adil olmadığıiddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”,
2.Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasının "açıkça dayanaktan yoksun olması"
3.Bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”,
4.İki dereceli yargılanma hakkı tanınmaması nedeniyle adil yargılanma hakkınınihlal edildiği iddiasının “konu bakımındanyetkisizlik”,
nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,
6/5/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.