TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
MAHMUT TOLON BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/3773)
Karar Tarihi: 17/3/2016
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
M. Emin KUZ
Raportör
:
Recep ÜNAL
Başvurucu
:
Mahmut TOLON
Vekili
:
Av. Muhammed Nurdoğan Okan ÖZAYDIN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, yurt dışındatamamlanan ihtisasın Türkiye’de tanınmaması nedeniyle çalışma hak ve özgürlüğüile eşitlik ilkesi, buna ilişkin idari yargı sürecinin makul süredesonuçlandırılmaması nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiiddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 27/5/2013 tarihindeİzmir 11. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerininidari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksikliklertamamlatılmış, başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm ÜçüncüKomisyonunca 26/9/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
4. İkinci Bölüm tarafından19/3/2014 tarihinde yapılan toplantıda başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesininbirlikte yapılmasına ve başvuru belgelerinin bir örneğinin görüş için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmesine karar verilmiştir.
5. Bakanlığa başvuru konusuolay ve olgular bildirilmiş, başvuru belgelerinin bir örneği görüş için gönderilmiştir.
6. Bakanlığın 7/4/2014 tarihliyazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulangörüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve ekleri ilebaşvuruya konu yargılama dosyası içeriğine göre ilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, Rheinische Friedrich Wilhelms Üniversitesi Tıp Fakültesinden (Bonn/Almanya)20/2/1975 tarihinde mezun olmuştur. Sonrasında Türkiye’ye dönerek UludağÜniversitesi Tıp Fakültesinde (Bursa) iç hastalıkları uzmanlık eğitiminebaşlamışsa da bu eğitimini tamamlamadan Almanya’ya geri dönmüştür. Buradasırasıyla Essen, Lüdenscheid, HagenAkademik Hastaneleri ve Lübeck Tıp Fakültesinde görevyapmıştır.
9. Başvurucu; 1982 yılında içhastalıkları uzmanı, 22/2/1984 yılında ise nefrolojiüst ana dal uzmanı unvanlarını almış ve Almanya devleti tarafından içhastalıkları-nefroloji doktoru olarak tanınmıştır.
10. Başvurucu 1984 yılında askerlikgörevini ifa etmek üzere Türkiye’ye döndüğünde nefrolojiuzmanlığının tanınması için başvuruda bulunmuştur. Bu kapsamda UludağÜniversitesinde sınava tabi tutulmuş ve başvurucunun iç hastalıkları uzmanlığıtanınmıştır.
11. Başvurucu, nefroloji yan dal ihtisasının tanınması için SağlıkBakanlığına 4/8/2005 tarihinde başvurmuş ve ret cevabı almıştır. BaşvurucuSağlık Bakanlığının 30/9/2005 tarihli ve 7439 sayılı anılan işleminin iptali veyürütmesinin durdurulması için Ankara 9. İdare Mahkemesinde 16/11/2005tarihinde dava açmış olup Mahkemenin 14/11/2007 tarihli ve E.2005/2181,K.2007/1970 sayılı kararı ile dava reddedilmiştir.
12. Başvurucu İlk DereceMahkemesi kararını temyiz etmiştir. Temyiz incelemesini yapan DanıştaySekizinci Dairesinin 25/4/2012 tarihli ve E.2009/2532, K.2012/1924 sayılı ilamıile başvurucunun temyiz talebi reddedilmiş ve karar onanmıştır. Bu kararakarşı, karar düzeltme yoluna başvurulmuş ise de aynı Dairenin 18/2/2013 tarihlive E.2012/9276, K.2013/1060 sayılı ilamı ile bu talep de reddedilmiştir. Kararbaşvurucuya 14/5/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
13. Başvurucu 27/5/2013tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgiliHukuk
14. 6/1/1982 tarihli ve 2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 1. maddesinin (2) numaralı fıkrası, 14.maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkraları, 20. maddesinin (5) numaralı fıkrası,49. maddesinin (3) numaralı fıkrası ile 60. maddesi (Selahattin Akyıl, B. No: 2012/1198, 7/11/2013, §§ 14-18).
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
15. Mahkemenin 17/3/2016tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 27/5/2013 tarihli ve 2013/3773numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
16. Başvurucu,
i. Almanhukukuna göre nefroloji uzmanlığının tanındığını,hukuki durumu değerlendirilirken eğitim gördüğü ülkenin hukukuna göre değil,Türk hukukuna göre değerlendirme yapılarak nefrolojiuzmanlığının tanınmadığını, kendisi ile aynı durumda bulunan uzmanlar gibimesleğini icra edemediğini, bu nedenle çalışma hak ve özgürlüğü ile eşitlikilkesinin;
ii. 2005yılında açtığı davanın yaklaşık sekiz yıl sonra sonuçlandırıldığını, bu nedenlemakul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, maddi ve manevitazminat taleplerinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
a. Çalışma Özgürlüğü ve Eşitlik İlkesinin İhlal Edildiğiİddiaları
17. Başvurucu, Alman hukukunagöre nefroloji uzmanlığının tanındığını, hukukidurumu değerlendirilirken eğitim gördüğü ülkenin hukukuna göre değil, Türkhukukuna göre değerlendirme yapılarak nefrolojiuzmanlığının tanınmadığını, bu nedenle Anayasa’nın 48. ve 49. maddelerindegüvence altına alınan çalışma hak ve özgürlüğünün ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
18. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncüfıkrası şöyledir:
“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak veözgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birininkamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesinebaşvurabilir. …”
19. 30/3/2011 tarihli ve6216sayılıAnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45.maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak veözgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin tarafolduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlaledildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”
20. Anılan Anayasa ve Kanunhükümlerine göre Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurunun esasınınincelenebilmesi için kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkınAnayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerin kapsamına dagirmesi gerekir. Bir başka ifadeyle Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanıdışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi mümkün değildir(Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §18).
21. Bireyin dilediği alandaçalışma özgürlüğü ve çalışma hakkı Anayasa’nın 48. ve 49. maddelerinde güvencealtına alınmış olmakla birlikte Sözleşme’dedüzenlenen haklardan değildir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) de kamuhizmetine girme ya da dilediği kamu görevinde çalışma hakkının Sözleşme ya daprotokollerinde korunan bir hak olmadığını açıkça ifade etmektedir(Serkan Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013,§ 24). Bu nedenle başvurucunun, Anayasa’nın 48. ve 49. maddelerine dayananihlal iddiasının konusu, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışındakalmaktadır.
22. Diğer yandan başvurucu, nefroloji uzmanlığının tanınmaması nedeniyle kendisi ileaynı durumda bulunan uzmanlar gibi mesleğini icra edemediğini, bu nedenleçalışma özgürlüğü yanında eşitlik ilkesinin de ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
23. Anayasa’nın 10. maddesininbirinci ve beşinci fıkraları şöyledir:
“Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefiinanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önündeeşittir.
…
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanunönünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.”
24. Sözleşme’nin 14. maddesişöyledir:
“Bu Sözleşme’de tanınan hak veözgürlüklerden yararlanma, cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasal veya diğerkanaatler, ulusal veya toplumsal köken, ulusal bir azınlığa aidiyet, servet,doğum başta olmak üzere herhangi başka bir duruma dayalı hiçbir ayrımcılıkgözetilmeksizin sağlanmalıdır.”
25. Başvurucunun Anayasa’nın 10.maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesi ve Sözleşme’nin 14. maddesinde düzenlenenayrımcılık yasağının ihlal edildiğine yönelik iddialarının, bahsi geçenmaddelerdeki ifadeler dikkate alındığında soyut olarak değerlendirilmesi mümkünolmayıp mutlaka Anayasa ve Sözleşme kapsamında yer alan diğer temel hak veözgürlüklerle bağlantılı olarak ele alınması gerekir. Bir başka ifadeyleayrımcılık yasağının ihlal edilip edilmediğinin tartışılabilmesi için ihlaliddiasının, kişinin hangi temel hak ve özgürlüğü konusunda ayrımcılığa maruzbırakıldığı sorularına cevap verebilmesi gerekmektedir (Onurhan Solmaz, § 33).
26. Başvurucunun eşitlikilkesinin ihlali iddiasının, başvurunun temelini oluşturan çalışma özgürlüğüçerçevesinde ve bu hakla bağlantılı olarak ele alınması zorunluluğu vardır.Dolayısıyla ayırımcılık yasağı, bağımsız nitelikte koruma işlevine sahip olmayıptemel hak ve özgürlüklerin kullanılmasını, korunmasını ve başvuru yollarınıgüvence altına alan tamamlayıcı nitelikte haklardandır. Bu çerçevede,başvurucunun ihlal iddiasının odağında bulunan çalışma özgürlüğünün, AnayasaMahkemesinin konu bakımından yetki alanı dışında olması nedeniyle eşitlikilkesi de somut başvuru açısından uygulanabilir nitelikte olmayıp başvurucununAnayasa’nın 10. maddesine dayanan ihlal iddiasının konusu da Anayasa veSözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalmaktadır.
27. Açıklanan nedenlerlebaşvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin konubakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
b. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiası
28. Başvuru formu ile eklerininincelenmesi sonucunda açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanbaşvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
29. Başvurucu 2005 yılında idariyargıda açmış olduğu davaya ilişkin yargılamanın makul sürede tamamlanmayarakAnayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiniiddia etmiştir.
30. Anayasa ve Sözleşme’ninortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurununkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (Onurhan Solmaz, § 18). Sözleşme ve AİHM kararlarında yer alan ve adil yargılanmahakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesindeyer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi deAnayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında -ilgilihükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle-gerek Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla adilyargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36.maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makulsürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanmahakkının kapsamına dâhil olup ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olansüratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanmahakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,2/7/2013, §§ 38, 39).
31. Davanın karmaşıklığı,yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılamasürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındakimenfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olupolmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).
32. Anayasa’nın 36. maddesi veSözleşme’nin 6. maddesi uyarınca medeni hak ve yükümlülüklere ilişkinuyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekir. Hukuk sisteminde yeralan mevzuat hükümleri gereğince “kamu hukuku” alanına dâhil olan ancak sonucuitibarıyla özel nitelikteki haklar ve yükümlülükler üzerinde belirleyici olanuyuşmazlıkları konu alan davalar da Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6.maddesinin koruması kapsamına girmektedir. Belirtilen düzenlemelerde yerverilen güvenceler, başvurucunun haklarına zarar verdiği iddia edilen idari birkararın iptali talebiyle açılan davalara da uygulanacaktır. Başvuru konusuolayda, nefroloji yan dal ihtisasının tanınması içinyapılan başvurunun reddine dair Sağlık Bakanlığının 30/9/2005 tarihli ve 7439sayılı işleminin iptali istemini konu alan bir uyuşmazlık olduğu görülmekle,başvurucunun çalışma hak ve özgürlüğüne zarar verdiği iddia edilen idari birkararın iptali talebini konu alan somut yargılama faaliyetinin, medeni hak veyükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğuna kuşku yoktur (Selahattin Akyıl, § 44).
33. Medeni hak veyükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,sürenin başlangıcı -kural olarak- uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılamasürecinin işletilmeye başlandığı başka bir deyişle davanın ikame edildiği tariholmakla beraber bazı özel durumlarda girişimin niteliği göz önünde tutularakuyuşmazlığın ortaya çıktığı daha önceki bir tarih başlangıç tarihi olarak kabuledilebilmektedir. Somut başvuru açısından benzer bir durum söz konusu olupmakul süre değerlendirmesinde nazara alınacak zaman diliminin başlangıç tarihi,başvurucunun nefroloji yan dal ihtisasının tanınmasıhususunu içeren talebini ilgili idareye ilettiği 4/8/2005 tarihidir (Selahattin Akyıl, § 45).
34. Sürenin bitiş tarihi iseçoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona ermetarihidir (Güher Ergun ve diğerleri,§ 52). Bu kapsamda, somut yargılama faaliyeti açısından sürenin bitiştarihinin, başvurucunun karar düzeltme talebinin Danıştay Sekizinci Dairesincereddedildiği tarih olan 18/2/2013 olduğu anlaşılmaktadır.
35. Başvuruya konu yargılamasürecinin incelenmesi neticesinde başvurucunun 16/11/2005 tarihinde Ankara 9.İdare Mahkemesinde yürütmenin durdurulması talepli iptal davası açtığı,15/3/2006 tarihinde ilk inceleme yapıldığı ve yürütmenin durdurulması talebihakkında karar verildiği, 14/11/2007 tarihinde davanın reddine karar verildiği,bu kararın başvurucu tarafından temyiz edildiği, temyiz incelemesini yapanDanıştay Sekizinci Dairesinin 25/4/2012 tarihli ilamı ile başvurucunun temyiztalebinin reddedildiği ve kararın onandığı, başvurucunun bu karara karşı karardüzeltme yoluna başvurması üzerine aynı Dairenin 18/2/2013 tarihli ilamı iletalebin reddine karar verildiği ve bu kararın başvurucuya 14/5/2013 tarihindetebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
36. İlgili yargılama evrakınınincelenmesi neticesinde başvuruya konu yargılama sürecinin idari yargımakamları nezdinde sürdüğü görülmekle 2577 sayılı Kanun’da yer alan usulhükümlerine tabi bir yargılama faaliyetinin söz konusu olduğu ve idari yargıalanına dâhil uyuşmazlıkları konu alan yargılama faaliyetleri için geçerligenel usul hükümleri içeren 2577 sayılı Kanun’un muhtelif maddelerinin,uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesi gerekliliğini ortaya koyduğuanlaşılmaktadır (bkz. § 13).
37. Hukuk sistemimizde idariyargı alanında yer alan uyuşmazlıklara ilişkin dava sürelerinin makul yargılamasüresini aştığı yönündeki tespitlere, AİHM tarafından verilen birçok ihlalkararında yer verilmiş olup özellikle idari yargı alanındaki yapısal sorunlarve Danıştay nezdinde temyiz ve karar düzeltme incelemelerinde geçirilen uzunyargılama sürelerinin ihlal kararlarına temel oluşturduğu anlaşılmaktadır. Bukapsamda idari yargı makamları nezdindeki yargılamaların makul süredetamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış veAnayasa Mahkemesi tarafından özellikle 2577 sayılı Kanun’da yer alan usulhükümleri de göz önünde bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiği yönünde karar verilmiştir (SelahattinAkyıl, §§ 54-60).
38. Başvuruya konu davaya bütünolarak bakıldığında 2577 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine tabi olanyargılama sürecine ilişkin somut başvuru açısından farklı karar verilmesinigerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusu sekiz yıla yakın yargılamasürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.
39. Açıklanan nedenlerlebaşvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
40. Başvurucu, uzayan yargılamasüreci boyunca nefroloji uzmanı olarak çalışamamasınedeniyle doğan zararlarına ilişkin olarak 250.000 TL maddi ve sahip olduğuuzmanlığı kullanamaması nedeniyle içine düştüğü ruhsal durumun düzeltilmesiamacıyla 150.000 TL manevi tazminat ödenmesini ve idari işlemin iptaline kararverilerek çalışma özgürlüğüne yönelik müdahalenin ortadan kaldırılmasını talepetmiştir.
41. 6216 sayılı Kanun’un 50.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlalbir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmakiçin yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yenidenyargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehinetazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
42. Başvurucunun tarafı olduğuuyuşmazlığa ilişkin sekiz yıla yakın yargılama süresi nazara alındığındayargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle yalnızca ihlal tespitiylegiderilemeyecek olan manevi zararı karşılığında başvurucuya takdirennet 7.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
43. Başvurucu tarafından madditazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddiaedilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığındanbaşvurucunun maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.
44. Dosyadaki belgeler uyarıncatespit edilen 198,35 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam1.998,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1. Çalışmahakkı ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiği yönündeki iddiasının konu bakımından yetkisizlik nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Makul sürede yargılanmahakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Başvurucunun, Anayasa’nın36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLALEDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 7.000 TLmanevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. 198,35 TL harç ve 1.800 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 1.998,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararıntebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibarendört ay içinde yapılmasına; ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sonaerdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin AdaletBakanlığına GÖNDERİLMESİNE
17/3/2016tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.