TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
MAHMUT TÜRK BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/5965)
Karar Tarihi: 18/2/2016
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Kamil KAYA
Başvurucu
:
Mahmut TÜRK
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; itirazın iptali davasında yetki itirazınıngerekçesiz reddedilmesi, bilirkişi incelemesi yaptırılmadan karar verilmesi,harcın ve vekâlet ücretinin hatalı hesaplanması ve kesin nitelikli karardakanun yolunun açık olduğunun belirtilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkınınihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 24/7/2013 tarihinde Hadim Asliye Hukuk Mahkemesivasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 31/12/2014 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından10/11/2015 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 9/12/2015 tarihinde AnayasaMahkemesine sunmuştur.
6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş14/12/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlıkgörüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu hakkında iki adet bono bedelini ödemediğigerekçesiyle Konya 6. İcra Müdürlüğünün E.2011/7609 sayılı dosyasında icratakibi başlatılmıştır.
9. Başvurucunun ödeme emrine itiraz etmesiyle takip durmuş,bunun üzerine başvurucu aleyhine Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme)itirazın iptali davası açılmıştır.
10. Başvuruya konu dava dosyasına ilişkin Ulusal Yargı AğıProjesi (UYAP) sisteminde kayıtlı belgeler incelendiğinde başvurucunun, cevapdilekçesinde yetki itirazında bulunarak Hadim icra daireleri ve mahkemelerininyetkili olduğunu ileri sürdüğü, davacı vekilinin ise cevaba cevap dilekçesindetakip konusu bonolar incelendiğinde Konya icra dairelerinin yetkili olduğununanlaşılacağını savunduğu, takip konusu bonolarda taraflar arasında çıkacakihtilaflarla ilgili Konya icra daireleri ve mahkemelerinin yetkili olduğununyazılı olduğu, Mahkemenin 17/12/2012 tarihli duruşmada açık bir gerekçebelirtmemekle birlikte başvurucunun yetki itirazının reddine karar verdiğigörülmüştür.
11. Yapılan yargılama sonunda Mahkemenin 30/5/2013 tarihli veE.2012/167, K.2013/457 sayılı kararı ile davanın kabulüne, başvurucunun icratakibine yaptığı itirazın iptaline, takibin 800 TL asıl alacak ve 257,62 TLişlemiş faiz üzerinden devamına, 1.320 TL vekâlet ücretinin başvurucudantahsiline karar verilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:
“...Konya 6. İcra Müdürlüğünün 2011/7609 E.sayılı icra takip dosyasıyla borçlu aleyhine 800 TL asıl alacağın tümferileriyle birlikte toplam 1.057,62 TL alacağın tahsili için 13/7/2011tarihinde icra takibi başlatıldığı, takibin konusunun 23/8/2007 tanzim,30/11/2007 vadeli400 TL bedelli bono ve 23/7/2007 tanzim, 30/12/2007 vadetarihli 400 TL bedelli bono olduğu, örnek no:7’ye göre tanzim edilen ödemeemrinin davalıya 14/7/2011 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği,davalının 15/7/2011 tarihli dilekçesiyle icra takibine itirazda bulunduğu vetakibin 28/7/2011 tarihinde durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.Davalı 24/4/2012 tarihli dilekçesiyle yetki itirazında bulunmuş, 17/12//2012tarihli duruşmanın 1 nolu ara kararıyla yetkiitirazının reddine karar verilerek davalıya tebliği üzerine davalı 11/1/2013tarihli dilekçesinde, borca mesnet teşkil eden malların kendisine teslimedilmediğini belirtmiş ise de, mahkememizin 16/4/2013 tarihli yargılamasındaverilen 1 nolu ara karar gereğince davacı vekilinetakibe dayanak bono asıllarını ibraz etmek üzere 1 haftalık kesin süreverildiği, davacı vekilinin kesin süre içerisinde bono asıllarını ibraz ettiği,bonoların incelenmesinde, 23/8/2007 tanzim ve 30/12/2007 vade tarihli bonodakeşidecinin davalı, lehtarın ise davacı olduğu, bononun metninde malenibaresinin yazılı olduğu, 23/8/2007 tanzim ve 30/11/2007 vade tarihli bonodaise keşidecinin ve lehtarın aynı kişiler olduğu ve bono metninde malenibaresinin yazılı olduğu, takibe konu malların davalı tarafından teslimalındığı anlaşıldığından açılan davanın kabulüyle Konya 6. İcra Müdürlüğünün2011/7609 esas sayılı icra takibine yapılan itirazın iptaline ve 800 TL asılalacak ve 257,62 TL faiz üzerinden takip talebindeki diğer şartlar çerçevesindetakibin devamına karar vermek gerekmiş[tir].”
12. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun geçici 3. maddesi gereğince temyize ilişkin hükümlerininuygulanmasına devam olunan 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk UsulüMuhakemeleri Kanunu’nun 427. maddesinin ikinci fıkrasına göre 2013 yılıitibarıyla miktar veya değeri 1.820,00 TL’yi geçmeyen davalara ilişkin kararlartemyiz edilemeyeceğinden dava değeri bu miktarın altında kalan söz konusu kararın,verildiği tarih itibarıyla kesin nitelikte olduğu anlaşılmıştır.
13. Kesin nitelikte olan bu kararda temyiz yolunun açık olduğubelirtilmiş ve karar 1/7/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.
14. Başvurucu 24/7/2013 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
15. 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 67.maddesi şöyledir:
“Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihindenitibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesindealacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
...”
16. 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 15.maddesi şöyledir:
“Yargı harçları (1) sayılı tarifede yazılıişlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden, işlemin nev’i vemahiyetine göre maktü esas üzerinden alınır.”
17. 6100 sayılı Kanun’un 323. maddesi şöyledir:
“1) Yargılama giderleri şunlardır:
a) Celse, karar ve ilam harçları.
...
ğ)Vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti.
...”
18. 6100 sayılı Kanun’un 326. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
“Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hükümverilen taraftan alınmasına karar verilir.”
19. 6100 sayılı Kanun’un 332. maddesi şöyledir:
“(1) Yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedilir.
(2) Yargılama gideri, tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiğive dökümü hüküm altında gösterilir.
...”
20. 29/12/2012 tarihli ve 28512 sayılı Resmî Gazete’deyayımlanan 2013 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin12. maddesi şöyledir:
“(1) Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukukiyardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlıkücreti, (yedinci maddenin ikinci fıkrası, dokuzuncu maddenin birinci fıkrasınınson cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla,)Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.
(2) Şu kadar ki asıl alacak miktarı 3.666,66 TL’ye kadar olan davalardaavukatlık ücreti, tarifenin ikinci kısmının, ikinci bölümünde, icramahkemelerinde takip edilen davalar için öngörülen maktu ücrettir. Ancak buücret asıl alacağı geçemez.”
21. 2013 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ninikinci kısmının ikinci bölümü şöyledir:
“Yargı Yerleri ile İcra ve İflas Dairelerinde Yapılan ve Konusu ParaOlmayan veya Para ile Değerlendirilemeyen Hukuki Yardımlara Ödenecek Ücret
...
İcra Mahkemelerinde takip edilen dava ve duruşmalı işler için 440,00 TL
...”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
22. Mahkemenin 18/2/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
23. Başvurucu; aleyhine açılan itirazın iptali davasındayetkisizlik itirazının Mahkemece gerekçe gösterilmeden reddedildiğini, tacirolan davacının defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmadan davanınkabulüne karar verildiğini, karar ve ilam harcının uyuşmazlık konusu asılalacağın değerine göre alınması gerekirken faiz de dâhil edilerek fazlahesaplandığını, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre 440,00 TL vekâlet ücretinden sorumlututulması gerekirken aleyhine asıl alacak miktarını da aşacak şekilde 1.320,00TL vekâlet ücretine hükmedildiğini, kesin nitelikli kararda yanıltıcı biçimdetemyiz yolunun açık olduğunun yazıldığını belirterek Anayasa’nın 10., 36., 37.ve 40. maddelerinde düzenlenen ilke ve hakların ihlal edildiğini ileri sürmüş;yargılamanın yenilenmesi veya tazminata hükmedilmesi talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun, tarafı olduğu davada aleyhinefazla vekâlet ücretine hükmedildiğine ilişkin iddiasının mahkemeye erişimhakkı, diğer iddialarının ise adil yargılanma hakkı kapsamında hakkaniyeteuygun yargılanma hakkı yönünden incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
a. Hakkaniyete UygunYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
25. Başvurucu; aleyhine açılan itirazın iptali davasındayetkisizlik itirazının Mahkemece gerekçe gösterilmeden reddedildiğini, tacirolan davacının defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmadan davanınkabulüne karar verildiğini, karar ve ilam harcının uyuşmazlık konusu asılalacağın değerine göre alınması gerekirken faiz de dâhil edilerek fazlahesaplandığını, kesin nitelikli kararda yanıltıcı biçimde temyiz yolunun açıkolduğunun yazıldığını belirterek Anayasa’nın 10., 36., 37. ve 40. maddelerindedüzenlenen ilke ve hakların ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
26. Bakanlığın görüş yazısında, başvurucunun şikâyetlerinin birkısmını oluşturan bilirkişi incelemesi yaptırılmadan davanın kabulüne kararverildiği, karar ve ilam harcının fazla hesaplandığına yönelik iddiaların;delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının uygulanması ve derecemahkemelerinin uyuşmazlığa getirdiği çözümün adil olmamasına ilişkin olduğudeğerlendirilerek Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamdasunulan görüşlerine atfen bu iddialar hakkında görüş sunulmayacağıbildirilmiştir. Yazıda ayrıca başvurucunun diğer şikâyetleriyle ilgili olarakderece mahkemelerinin taraflarca ileri sürülen tüm iddialara cevap vermezorunluluğu bulunmadığı, ileri sürülen iddialardan biri kabul edildiğindedavanın sonucunu etkilemesi hâlinde mahkemenin bu hususa belirli ve açık biryanıt vermesi gerekebileceği, somut davada başvurucunun yetki itirazının İlkDerece Mahkemesince gerekçe gösterilmeden reddedildiği ifade edilerekbaşvurucunun şikâyetleri incelenirken bu hususların dikkate alınması gerektiğiyönünde beyanda bulunulmuştur.
27. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargımercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanmahakkına sahiptir.”
28. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesininilgili kısmı şöyledir:
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya dacezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunlakurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süreiçinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir.”
29. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrası şöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksunbaşvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”
30. Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca incelemeyaptığı birçok kararında ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve Avrupa İnsanHakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle Sözleşme'ninlafzi içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkınınkapsamına dâhil edilen gerekçeli karar hakkı ve silahların eşitliği ilkesi gibiilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,2/7/2013, § 38).
31. “Hakkaniyete uygun yargılanma”nıntemel unsuru, yargılamanın “çelişmeli” olması ve taraflar arasında “silahların eşitliği”nin sağlanmasıdır (Benzer yöndeki AİHM kararı içinbkz. Rowe ve Davis/Birleşik Krallık[BD], B. No: 28901/95, 16/2/2000, § 60). Genel anlamda hakkaniyete uygun biryargılamanın yürütülebilmesi için silahların eşitliği ve çelişmeli yargılamailkeleri ışığında taraflara tanık delili de dâhil olmak üzere delillerini sunmave inceletme noktasında da uygun imkânların tanınması gerekir. Bu anlamdadelillere ilişkin dengesizlik veya hakkaniyetsizlik iddiaları da yargılamanınbütünü ışığında değerlendirilecektir (YükselHançer, B. No: 2013/2116, 23/1/2014, § 19). Anayasa Mahkemesininbireysel başvuru kapsamındaki görevi, somut olayın usul kurallarına uygunluğunudenetlemek değil; adil yargılanma hakkı kapsamındaki güvencelerin somut olaydaihlal edilip edilmediğini denetlemektir.
32. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvurular için benimsediğitemel yaklaşım doğrultusunda kural olarak bireysel başvuruya konu davadakiolayların kanıtlanması, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması,yargılama sırasında delillerin kabul edilebilirliği ve değerlendirilmesi ilekişisel bir uyuşmazlığa derece mahkemeleri tarafından getirilen çözümün esasyönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesinde değerlendirmeye tabitutulamaz. Anayasa'da yer alan hak ve özgürlükler ihlal edilmediği sürece vederece mahkemelerinin kararları açık keyfîlikiçermedikçe kararlardaki maddi ve hukuki hatalar bireysel başvuru incelemesindeele alınamaz. Bu çerçevede derece mahkemelerinin delilleri değerlendirmesindeve hukuk kuralını yorumlamasında bariz bir takdir hatası bulunmadıkça AnayasaMahkemesinin bu takdire müdahalesi söz konusu olamaz (Kenan Özteriş,B. No: 2012/989, 19/12/2013, § 48).
33. Başvurucu, aleyhine açılan itirazın iptali davasında tacirolan davacının defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmadan davanınkabulüne karar verilmesiyle anayasal haklarının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
34. Yargılama makamları yargılamanın taraflarınca ileri sürüleniddiaları ve gösterdikleri delilleri gereği gibi incelemek zorundadır. Bununlabirlikte belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme vegösterilmek istenen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar verme yetkisiesasen derece mahkemelerine aittir. Mevcut yargılamada geçerli olan delil sunmave inceleme yöntemlerinin adil yargılanma hakkına uygun olup olmadığınıdenetlemek Anayasa Mahkemesinin görevi kapsamında olmayıp Mahkemenin görevibaşvuru konusu yargılamanın bütünlüğü içinde adil olup olmadığınıdeğerlendirmektir. Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanınyürütülebilmesi için silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleriışığında taraflara iddialarını sunmak hususunda uygun olanakların sağlanmasışarttır. Taraflara tanık delili de dâhil olmak üzere delillerini sunma veinceletme noktasında da uygun imkânların tanınması gerekir. Bu anlamdadelillere ilişkin dengesizlik veya hakkaniyetsizlik iddialarının dayargılamanın bütünü ışığında değerlendirilmesi gerekir (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat TaahhütMadencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., B. No:2013/1213, 4/12/2013, § 27).
35. Somut olayda, bilirkişi incelemesi talebinin dikkatealınmamasının yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmadığı açısındandikkate alınması gereken “silahların eşitliği” ve “çelişmeli yargılama” ilkelerini ihlal edip etmediğinin tespitedilmesi gerekir.
36. Başvuru konusu olayda başvurucu, dava konusu edilenbonoların ticari alışveriş için verildiğini ancak bonoların karşılığı olanmalların kendisine teslim edilmediğini ileri sürerek bu hususun tespiti içintacir olan davacının ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesiyaptırılmasını talep etmiştir. Mahkeme ise dava konusu bonolarda bedelin“malen” alındığına ilişkin ibarelerin yazılı olması nedeniyle uyuşmazlık konusumalların başvurucu tarafından teslim alındığı sonucuna ulaşmış, ticaridefterler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırmadan davanın kabulüne karar vermiştir(bkz. § 11).
37. Başvurucunun değerlendirmeleri ile İlk Derece Mahkemesininulaştığı sonuçların farklı olması; başvurucunun delillerini sunma imkânıbulamadığı, “silahların eşitliği” ilkesine uyulmadığı anlamına gelmez.Başvurucunun ileri sürdüğü konuda bilirkişi incelemesi yaptırılmamış olmasınınyargılamanın bütünü itibarıyla adil olmasını etkileyecek nitelikte olduğukanaatine de ulaşılmamıştır.
38. Başvurucu, ayrıca dava sonunda kendisine yüklenen karar veilam harcının, uyuşmazlık konusu asıl alacağın değerine göre alınmasıgerekirken faiz de dâhil edilerek fazla hesaplandığını ileri sürmüştür.
39. 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 15. maddesinde nispi harçlarınKanun’un (1) sayılı tarifesinde yazılı işlemlerden değer ölçüsüne görealınacağı belirtilmiş, söz konusu tarifede ise konusu belli bir değerle ilgilibulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi hâlinde “hüküm altına alınan”anlaşmazlık konusu değer üzerinden karar verileceği düzenlenmiştir. Somutolayda da Mahkeme, hem asıl alacağı hem de işlemişfaiz alacağını hüküm altına alarak karar ve ilam harcını bunların toplamıüzerinden hesaplamıştır. Mahkemenin anılan hukuk kurallarını yorumlama şekli veulaştığı sonuçta bariz takdir hatası ve keyfîlikoluşturacak bir durum tespit edilmemiştir.
40. Başvurucu, kesin nitelikli kararda yanıltıcı biçimde temyizyolunun açık olduğunun yazılmasından da şikâyet etmiş ise de hangi kararlarakarşı, hangi kanun yollarına başvurulabileceği ilgili kanunlardadüzenlendiğinden derece mahkemelerinin kararlarında kanun yolunugöstermemeleri, bireylerin bu yollara başvurma haklarını engellemeyeceği gibikesin nitelikli bir kararda hatalı biçimde kanun yolunun açık olduğununbelirtilmesi de kişilere kanun yoluna başvurma hakkını vermez. Dolayısıylasomut olayda, kesin nitelikli kararda temyiz yolunun açık olduğunun yazılmasıhatalı ise de Mahkemenin bu yöndeki uygulamasıyla başvurucunun herhangi birbaşvuru hakkının kısıtlanmadığı anlaşıldığından başvurucunun anayasal haklarınayönelik bir ihlal olduğundan da bahsedilemez.
41. Başvurucu ayrıca, yetkisizlik itirazının Mahkemece gerekçegösterilmeden reddedildiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
42. Hakkaniyete uygun yargılamanın bir unsuru olan gerekçelikarar hakkı, Anayasa’nın 141. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, mahkemelerinuyması gereken bir yükümlülük olarak düzenlenmiştir. Bir muhakemede usuleilişkin koruma sağlayan adil yargılanma hakkının önemli unsurlarından biri olangerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı vedenetlemeyi amaçlamaktadır (Sencer Başat vediğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, § 31).
43. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması, kanun yoluna başvurmaolanağını etkili kullanabilmek ve mahkemelere güveni sağlamak açısından hemtarafların hem kamunun menfaatini ilgilendirmekte olup kararın gerekçesihakkında bilgi sahibi olunmaması,kanunyoluna müracaat imkânını da işlevsiz hâle getirecektir. Bu nedenle mahkemekararlarının dayanaklarının yeteri kadar açık bir biçimde gösterilmesizorunludur (Tahir Gökatalay,B. No. 2013/1780, 20/3/2014, § 66).
44. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması adil yargılanmahakkının unsurlarından biri olmakla beraber bu hak, yargılamada ileri sürülenher türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı biçimde yanıt verilmesi şeklindeanlaşılamaz. Bu nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı, kararınniteliğine göre değişebilir. Bununla birlikte başvurucunun ayrı ve açık biryanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddialarının cevapsızbırakılmış olması, bir hak ihlaline neden olacaktır (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda TurizmPazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., § 26).
45. Başvuruya konu dava dosyasının incelenmesi neticesindebaşvurucunun, cevap dilekçesinde yetki itirazında bulunarak Hadim icradaireleri ve mahkemelerinin yetkili olduğunu ileri sürdüğü;davacıvekilinin ise cevaba cevap dilekçesinde takip konusu bonolar incelendiğindeKonya icra dairelerinin yetkili olduğunun anlaşılacağını savunduğu, takipkonusu bonolarda taraflar arasında çıkacak ihtilaflarla ilgili Konya icradaireleri ve mahkemelerinin yetkili olduğunun yazılı olduğu, Mahkemenin17/12/2012 tarihli duruşmada açık bir gerekçe belirtmemekle birliktebaşvurucunun yetki itirazının reddine karar verdiği görülmüştür. Başvurucununyetkiye ilişkin itirazı, ayrıntılı gerekçeyle yanıt verilmesi gereken niteliktebir itiraz olmadığı gibi davanın sonucunu etkileyebilecek bir iddia dadeğildir. Bu nedenle Mahkemece yetki itirazı konusunda ayrıntılı bir gerekçebelirtilmeden yetki itirazının reddine karar verilmesinde gerekçeli karar hakkıyönünden bir ihlalin olmadığı değerlendirilmiştir.
46. Sonuç itibarıyla başvurucunun, yargılama sürecinde verilenkararların adil olmadığına ilişkin anılan iddiaları bakımından yargılama sürecibir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucunun hakkaniyete uygun yargılanmahakkına yönelik olarak açık ve görünür bir ihlalin olmadığı sonucunaulaşılmıştır.
47. Açıklanan nedenlerle başvurucunun hakkaniyete uygunyargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Mahkemeye ErişimHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
48. Başvurucu, tarafı olduğu davada aleyhine fazla vekâletücretine hükmedildiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
49. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılaniddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
50. Başvurucu, aleyhine sonuçlanan davada karar tarihindeyürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'negöre 440,00 TL vekâlet ücretinden sorumlu tutulması gerekirken asıl alacakmiktarını da aşacak şekilde 1.320,00 TL vekâlet ücreti ödemeye mahkûmedilmesiyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
51. Bakanlık görüş yazısında; dava sonucuna dayalı olaraktaraflara vekâlet ücreti ödeme yükümlülüğü öngörülmesinin mahkemeye erişimhakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, somut başvuruda 2013 yılıAvukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 12. maddesinin(2) numaralı fıkrası gereğince asıl alacak miktarı 3.666,66 TL’ye kadar olandavalarda avukatlık ücretinin, tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde icramahkemelerinde takip edilen davalar için öngörülen 440,00 TL maktu ücret olduğuve bu ücretin asıl alacağı geçemeyeği, başvuruya konudavada toplam alacak miktarı 1.057,62 TL olup başvurucu aleyhine hükmedilenvekâlet ücretinin ise 1.320,00 TL olduğu ifade edilerek başvurucunun şikâyetleriincelenirken bu hususların dikkate alınması gerektiği yönünde beyandabulunulmuştur.
52. Sözleşme'nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6.maddesinde, mahkemeye erişim hakkına açıkça yer verilmemişse de maddenin (1)numaralı fıkrasındaki “herkes medeni hak veyükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilensuçlamalar konusunda karar verecek olan, ... bir mahkeme tarafından davasının... görülmesini istemek hakkı...” ifadeleri çerçevesinde ve hakkındoğası gereği mahkemeye erişim hakkını da kapsadığının kabulü gerekir.
53. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önünetaşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasınıisteyebilmek anlamına gelmektedir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyenveya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkemekararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkınıihlal edebilir (Özkan Şen, B. No:2012/791, 7/11/2013, § 52).
54. Vekâlet ücreti, davayı vekille takip eden ve davası kabuledilen lehine hükmedilen bir ücrettir.Davaaşamasında kimin lehine ya da aleyhine olacağı önceden belli olmayan bu ücretyükümlülüğü, bir usul kuralı olup mahkemeye erişim hakkı ile ilişkilidir (Serkan Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013,§ 38).
55. Nitekim AİHM de yargılama giderleri ve bu kapsamda vekâletücretleri ile ilgili başvuruları mahkemeye erişim hakkı kapsamındadeğerlendirmektedir (Stankiewicz/Polonya, B. No: 46917/99, 6/4/2006).
56. Mahkemeye erişim hakkı, kural olarak mutlak bir hak olmayıpsınırlandırılabilen bir haktır. Bununla birlikte getirileceksınırlandırmaların; hakkın özünü zedeleyecek şekilde hakkı kısıtlamaması, meşrubir amaç izlemesi, açık ve ölçülü olması, başvurucu üzerinde ağır bir yükoluşturmaması gerekir (Serkan Acar,§ 38).
57. Vekâlet ücreti bir yargılama gideri olup kural olarak bu türgiderler mahkemeye erişim hakkına müdahale teşkil eder. Ancak gereksizbaşvuruların önlenerek dava sayısının azaltılması ve böylece mahkemeleringereksiz yere meşgul edilmeksizin uyuşmazlıkları makul sürede bitirebilmesiamacıyla başvuruculara belli yükümlülükler öngörülebilir. Bu yükümlülüklerinkapsamını belirlemek, kamu otoritelerinin takdir yetkisi içindedir. Öngörülenyükümlülükler dava açmayı imkânsız hâle getirmedikçe ya da aşırı derecedezorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği söylenemez (Serkan Acar, § 39).
58. Başvuruya konu davada Mahkeme; başvurucu aleyhine açılmışdavanın kabulüne, başvurucunun icra takibine yaptığı itirazın iptaline, takibin800,00 TL asıl alacak ve 257,62 TL işlemiş faiz üzerinden devamına kararvermiştir. Dolayısıyla dava sonunda hüküm altına alınan toplam alacak miktarı1.057,62 TL’dir. Vekâlet ücreti karar tarihinde yürürlükte olan AvukatlıkAsgari Ücret Tarifesi'ne göre belirlenmek zorundadır.Somut davanın karar tarihi olan 2013 yılı için uygulanan ve 29/12/2012 tarihlive 28512 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan AvukatlıkAsgari Ücret Tarifesi'nin 12. maddesinin (2) numaralıfıkrasına göre asıl alacak miktarı 3.666,66 TL’ye kadar olan davalardaavukatlık ücreti, tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde icramahkemelerinde takip edilen davalar için öngörülen 440,00 TL maktu ücret olupbu ücretin asıl alacağı geçemeyeği kabul edilmiştir(bkz. §§ 20, 21).
59. Dava sonunda başvurucu aleyhine hüküm altına alınan toplamalacak miktarı 1.057,62 TL olup buna göre başvurucunun sorumlu tutulmasıgereken vekâlet ücreti tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde icramahkemelerinde takip edilen davalar için öngörülen 440,00 TL olarak kabuledilmesi gerekirken ve tarifede öngörülen vekâlet ücretinin asıl alacağıgeçemeyeceği kuralına rağmen hüküm altına alınan alacak miktarını da aşacakşekilde başvurucunun 1.320,00 TL vekâlet ücreti ödemeye mahkûm edildiğisabittir (bkz. § 11).
60. Bu durumda başvurucu aleyhine açılan davada başvurucuaçısından öngörülebilen husus, davanın aleyhine sonuçlanması halinde 440,00 TLvekâlet ücreti ödemekten sorumlu tutulacağıdır. Başvurucunun açık mevzuathükümlerinden farklı bir şekilde kendisine muamele edileceğini beklemesinigerektiren bir durum da bulunmamaktadır. Buna rağmen davayı gören Mahkemenin,Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ndeki açık hükmeaykırı olarak başvurucuyu asıl alacak miktarını da aşacak şekilde ve olmasıgerekenden iki kat fazla vekâlet ücretinden sorumlu tutması, başvurucuaçısından Mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkemekararını önemli ölçüde etkisizleştiren bir uygulama olup başvurucunun mahkemeyeerişim hakkını ihlal etmiştir.
61. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36 maddesindegüvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişimhakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un50. Maddesi Yönünden
62. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir. …
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
63. Başvurucu; yargılamanın yenilenmesi, bu mümkün olmazsa20.000 TL manevi tazminata hükmedilmesi talebinde bulunmuştur.
64. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucunavarılmıştır.
65. Adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkınınihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmaküzere Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
66. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 198,35 TL harçtan oluşanyargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğineilişkin iddiaların açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkı kapsamındamahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyeniden yargılama yapılmak üzere Konya 3. Asliye Hukuk MahkemesineGÖNDERİLMESİNE,
D. 198,35 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
18/2/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.