TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
MAHMUT KESKİN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/30396)
Karar Tarihi: 13/2/2020
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Recep KÖMÜRCÜ
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Umut FIRTINA
Başvurucu
:
Mahmut KESKİN
Vekili
:
Av. Ziver AKSEL
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, arsa vasfını haiz taşınmazın bir bölümü üzerindenkamulaştırma yapılmaksızın yol geçirilmesi ve kamulaştırma bedelinin değerkaybına uğratılarak ödenmesi nedenleriyle mülkiyet hakkının; yargılamanın uzunsürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğiiddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 20/7/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8. Başvurucu Mahmut Keskin 1979 doğumlu olup Batman'ın Gercüşilçesinde ikamet etmektedir.
9. Başvurucunun Batman'ın Gercüş ilçesi Bağlarbaşı Mahallesi'ndebulunan ve toplam büyüklüğü 1.605,25 m² olan 284 ada 1 parsel sayılı arsaniteliğindeki taşınmazının 583,86 m²lik kısmının üzerinden kamulaştırmayapılmadan 2011 yılında yol geçirilmiştir.
10. Başvurucu 12/3/2013 tarihinde Karayolları Genel Müdürlüğüaleyhine Gercüş Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) kamulaştırmasız el atmanedeniyle tazminat davası açmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde; arsa vasfındaolan taşınmazının değerli bir muhitte yer aldığını, taşınmazının yol geçirilenkısmı üzerinden tasarruf imkânının kısıtlandığını ifade etmiştir. Dilekçede,mağduriyete yol açıldığı ve tazminat ödenmesi gerektiği belirtilmiştir.
11. Davalı idare ise savunmasında, kamulaştırmasız el atmanınsöz konusu olmadığını ve davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür.
12. Mahkemece muhtelif tarihlerde bilirkişilerle birliktemahallinde keşif yapılmıştır. İnşaat ve ziraat mühendisi üç bilirkişitarafından hazırlanan raporlarda öncelikle emsal alınması gereken satış bedelitespit edilmeye çalışılmıştır.
13. Bilirkişi raporunda özetle;
i. Emsal teşkil ettiği değerlendirilen taşınmazın daha azgelişmiş bir mahallede bulunması, şehir merkezine daha uzak bir mesafedeolması, konut alanının içinde yer alması, emsal taşınmazın piyasada gördüğürağbet ve satış kabiliyeti gibi hususlar dikkate alınarak başvurucununtaşınmazının değerinin emsal taşınmaza nazaran 1,3 kat daha değerli olduğubelirtilmiştir.
ii. Taşınmazın bir bölümünün bölünmüş yola dönüşmesi sonucunda%10 oranında değer artışı meydana geldiği, buna karşılık alanın küçülmesisonucu yapılaşmanın kısıtlanması nedeniyle değerin azaldığı belirtilerek değerartış ve azalış oranları gözönünde bulundurulduğunda el atma nedeniyletaşınmazın değerinin toplamda %26 oranında azaldığı sonucuna ulaşılmıştır.
iii. Sonuç olarak kamulaştırmasız olarak el atılan 583,86 m²liktaşınmazındeğeri ile taşınmazın geriye kalan kısmında el atma nedeniyledeğerinde meydana gelen azalma dikkate alınarak 90.888,08 TL ödenmesi gerekentazminat olarak belirlenmiştir.
14. Mahkeme 31/10/2014 tarihinde davanın kabulü ile bilirkişiraporunu hükme esas alarak 90.888,08 TL maddi tazminatın davalı idaredenalınarak başvurucuya ödenmesine, el atılan 583,86 m²lik kısmın başvurucu adınaolan tapu kaydının iptali ile Karayolları Genel Müdürlüğü lehine tapuda yololarak terkinine karar vermiştir.
15. Kararın temyizi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesi (Daire)1/10/2015 tarihli kararıyla 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı KamulaştırmaKanunu'nun 11. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendine göre arsaniteliğindeki taşınmazlara değer biçilirken dava konusu taşınmaz ile emsalinzaruret olmadıkça yakın bölgelerde ve benzer yüzölçümlü olması ve değerlendirmetarihine yakın satışların emsal alınması gerekirken bunun gözetilmediği, eksikincelemeyle hüküm kurulduğu, nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğigerekçeleriyle kararı bozmuştur.
16. Bozma kararına uyan Mahkeme, konu hakkında yeni birbilirkişi incelemesi yaptırmıştır. Bilirkişi raporunda, hesaplanan tutardeğişmemiş ve Mahkeme 26/4/2016 tarihinde bu raporda hesap ve takdir edilen90.888,08 TL üzerinden %15 değer düşüklüğü oranı üzerinden resen hesaplamayaparak 78.866,33 TL kamulaştırma bedeline ve ilk kararda olduğu gibi tescilehükmetmiştir.
17. Kararın temyizi üzerine Daire 4/7/2017 tarihinde Mahkemekararını onamıştır. Nihai kararlar 21/8/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir.
18. Başvurucu 20/7/2017 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
19. Konu ile ilgili hukuk için bkz. Şevket Karataş (GK), B. No: 2015/12554, 25/10/2018, §§20-33.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
20. Mahkemenin 13/2/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
21. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
22. Bireysel başvuru sonrasında 31/7/2018 tarihli ve 30495sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanun'un 20.maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları MahkemesineYapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'ageçici madde eklenmiştir. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göreyargılamaların uzun sürmesi, yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi yada icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddeninyürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olanbireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabuledilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaatüzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (TazminatKomisyonu) tarafından incelenmesi öngörülmüştür.
23. Ferat Yüksel (B.No: 53984/00, 30/3/2004, § 37) kararındaAnayasa Mahkemesi yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya da yargıkararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği iddiasıyla31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara ilişkin olarakTazminat Komisyonuna başvuru yolunun ilk bakışta ulaşılabilir ve ihlaliddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesiolduğunu değerlendirmiştir. Buna göre Tazminat Komisyonuna başvuru yolutüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağısonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabuledilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel,§§ 27-36).
24. Mevcut başvuruda söz konusu karardan ayrılmayı gerektirenbir durum bulunmamaktadır.
25. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Mülkiyet Hakkınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Kamulaştırma BedelininDeğer Kaybına Uğratılarak Ödenmesine İlişkin Şikâyet Yönünden
a. Başvurucunun İddiaları
26. Başvurucu, derece mahkemelerince belirlenen kamulaştırmabedelinin değer kaybına uğratıldığından ve kamulaştırma tarihi ile kamulaştırmabedelinin ödenmesi arasında geçen sürede enflasyon nedeniyle paranın değerindeoluşan hissedilir aşınma ile ödenen paranın enflasyonun çok altındakaldığındanşikâyet etmiştir.
b. Değerlendirme
27. Anayasa’nın "Mülkiyethakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:
“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararınaaykırı olamaz.”
28. Başvurucu yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle kamulaştırmabedelinin değer kaybına uğratıldığını ileri sürmüştür.
29. Kamulaştırma yoluyla mülkiyet hakkına yapılan müdahaleninorantılı olabilmesi için taşınmazın gerçek bedelinin malike ödenmesi ve ayrıcaödenen bedelin tespitinde esas alınan tarih ile ödeme tarihi arasında geçendönemde gerçekleşen enflasyona nispetle taşınmazın hissedilir derecede değerkaybetmemiş olması gerekir (Mehmet Akdoğanve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 59). Ödenen tutarlarınenflasyonun etkilerinden arındırılarak güncelleştirilmesi yani kamulaştırmatarihi ile ödeme tarihi arasında geçen süredeki hissedilir değer kaybını telafiedecek biçimde faiz uygulanması, kamulaştırma bedelinin enflasyon karşısındadeğer kaybetmesini önleyebilecek bir araçtır (MehmetAkdoğan ve diğerleri, § 42).
30. Yapılan incelemede başvurucunun mülkiyet hakkına yapılanmüdahalenin ölçülü olup olmadığı hususunda bir sonuca varmak için mahkemecetespit edilen gerçek değer ile başvurucuya yapılan ödemelerin enflasyon etkisiarındırılmış sonuçlarının karşılaştırılması gerekmektedir. Elde edilmek istenenkamu yararı ile başvurucunun mülkünden mahrum kalması arasında makul dengeninsağlanıp sağlanmadığını ve müdahalenin ölçülü olup olmadığını tespit etmedeönemli olan, yapılan ödemelerin değer kaybının toplam bedele oranı üzerindenbaşvurucunun maruz kaldığı yükü belirlemektir (AliŞimşek ve diğerleri, § 66).
31. Anayasa Mahkemesi, daha önce kamulaştırma bedelininenflasyon karşısında değer kaybına uğratılmasını mülkiyet hakkına ölçüsüz birmüdahale olarak değerlendirmiştir (MehmetAkdoğan ve diğerleri, § 63). Somut olayda da bu ilkelerden ayrılmayıgerektiren bir durum bulunmamaktadır.
32. Somut olayda başvurucuya kamulaştırma bedelinin tek aşamadaödendiği anlaşılmaktadır. Buna göre başvurucuya 12/3/2013 tarihinde açılankamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasında 31/10/2014 tarihli kararüzerine 78.866,33 TL tutarında ödeme yapılmıştır.
33. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre başvurucuyaödenmesi gereken 78.866,33 TL tutarındaki kamulaştırma bedeli alacağının 2014yılı Ekim ayı itibarıyla değer kaybını telafi edecek fark 10.646,22 TL'dir.Buna karşılık derece mahkemelerince başvurucunun alacağına 12/3/2013 tarihindenitibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmiş olup bu doğrultuda başvurucuya11.629,00 TL tutarında faiz ödemesi yapıldığı görülmektedir.
34. Bu durumda değer kaybı miktarının 10.646,22 TL vebaşvurucuya ödenmesi öngörülen kanuni faiz miktarının ise 11.629,00 TL olduğudikkate alındığında başvurucunun kamulaştırma alacağının enflasyon karşısındadeğer kaybına uğratılmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca mahkeme kararıyla tespitedilen kamulaştırma bedeli, kararla birlikte taşınmaz malikine ödenmiştir. Budurumda kamulaştırma bedelinin ödenmesi sürecindeki gecikmenin -bu süredeuğranılan zararın karşılanması amacıyla ödenen faiz miktarı da gözetildiğinde-müdahalenin başvurucuya şahsi olarak aşırı bir külfet yüklemediğianlaşılmaktadır. Dolayısıyla mülkiyet hakkının ihlal edilmediğinin açık olduğusonucuna varılmıştır.
35. Açıklanan gerekçelerle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Kamulaştırmasız ElAtma Şikâyeti Yönünden
a. Başvurucunun İddiaları
36. Başvurucu ilk olarak taşınmazına kamulaştırmasız elatılmasından yakınmıştır. Başvurucu ayrıca maliki olduğu taşınmazdan yolgeçirilmesi nedeniyle kendisine bir tazminat ödenmediğini ifade etmiştir.Başvurucuya göre Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddelerine aykırı biçimde 2942sayılı Kanun'da belirlenmiş süreçler takip edilmeden mülkiyetinde bulunantaşınmazlara kamulaştırmasız olarak el atılmıştır. Başvurucu, idarelere resmîkamulaştırma kurallarının ötesine geçme imkânı sağlayan böyle bir uygulamanıntaşınmaz sahipleri için öngörülemeyen ve hukuki olmayan müdahale riski taşıdığınıvurgulamıştır. Diğer taraftan başvurucu kamulaştırmasız el atma nedeniyletazminat davası açmak zorunda bırakıldığını, bunun ise mülkiyet hakkı ihlalinide aşan bir sonuca yol açtığını belirtmiştir. Başvurucu sonuç olarak bugerekçelerle adil yargılanma ve mülkiyet hakları ile kamulaştırma ilkesininihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
37. Anayasa'nın"Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:
"Herkes, mülkiyet ve miras haklarınasahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararınaaykırı olamaz."
38. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvuru adil yargılanma hakkının da ihlaledildiğini belirtmekte ise de kamulaştırmasız el atmaya ilişkin şikâyetin esasitibarıyla ilgili olduğu mülkiyet hakkının ihlali iddiası kapsamında incelenmesigerektiği değerlendirilmiştir.
i. Kabul Edilebilirlik Yönünden
39. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanmülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
ii. Esas Yönünden
40. Somut olayda başvurucunun taşınmazına kamulaştırmayapılmaksızın el atılmış ve başvurucunun açtığı dava sonucunda yargı kararıylataşınmazın idare lehine tapuda yol olarak terkinine hükmedilmiştir. Başvurucuyaait taşınmazdan kamulaştırma yapılmaksızın yol geçirilmesi mülkiyet hakkınamüdahale teşkil etmekle birlikte bu müdahalenin mülkten yoksun bırakmayailişkin ikinci kural çerçevesinde incelenmesi gerekir.
41. Olayda idare, ilgili yargılama sürecinden de anlaşılacağıüzere başvurucunun taşınmazına kamulaştırmasız olarak el atmıştır. Anayasa'nın13., 35. ve 46. maddelerine aykırı biçimde 2942 sayılı Kanun'da belirlenmişsüreçler takip edilmeden başvurucunun mülkiyetinde bulunan taşınmazakamulaştırmasız olarak el atıldığı yargı kararıyla da sabittir.
42. Anayasa Mahkemesi, daha önce çeşitli kararlarındakamulaştırmasız el atma yoluyla yapılan müdahalelerin kanuni bir dayanağıbulunmadığından dolayı mülkiyet hakkının ihlaline yol açtığını kabul etmiştir (Celalettin Aşçıoğlu, B. No: 2013/1436,6/3/2014; Mustafa Asiler, B. No:2013/3578, 25/2/2015; İbrahim Oğuz vediğerleri, B. No: 2013/5926, 6/10/2015).
43. Somut olayda da anılan ilkelerden ayrılmayı gerektirir birdurum bulunmamaktadır. Sonuç olarak başvurucunun söz konusu taşınmazına yapılankamulaştırmasız el atmanın Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddeleriyle 2942 sayılıKanun'da belirtilen usule uymayan bir müdahale olduğu ve mülkiyet hakkınayapılan müdahalenin kanunilik ilkesini ihlal ettiği kanaatine ulaşılmıştır.
44. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 35. maddesinde güvencealtına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
45. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
46. Başvurucu ihlalin tespit edilmesini istemiş ve tazminattalebinde bulunmuştur.
47. Anayasa Mahkemesinin MehmetDoğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018)kararında ihlal sonucunavarıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkelerbelirlenmiştir, Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlalkararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalindevamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiylesonuçlanacağına da işaret etmiştir (AligülAlkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
48. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§55, 57).
49. İncelenen başvuruda kamulaştırmasız el atma nedeniylemülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalinidarenin eyleminden kaynaklandığı anlaşılmıştır.
50. Kamulaştırmasız el atma uygulaması Anayasa'nın 13. ve 35.maddeleri yanında doğrudan 46. maddesine aykırı olarak mülkiyet hakkınınihlaline yol açan çok önemli bir sorundur. 5/1/1961 tarihli ve 221 sayılı AmmeHükmi Şahısları veya Müesseseleri Tarafından Fiilen Amme Hizmetlerine TahsisEdilmiş Gayrimenkuller Hakkında Kanun'un 1. maddesi ile 9/10/1956 tarihinekadar; 2942 sayılı Kanun'un geçici 6. maddesi ile de 9/10/1956 ile 4/11/1983tarihleri arasındaki kamulaştırmasız el atma uygulamalarının tasfiyesi amacıyladüzenlemeler yapılmıştır. Buna rağmen 4/11/1983 tarihi sonrasında da idarelercekamulaştırmasız el atma uygulamasına başvurulduğu gözlemlenmektedir.Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi temel bir hak olarak güvence altına alınanmülkiyet hakkının ihlaline sebebiyet veren kamulaştırmasız el atmauygulamasının ülkemizde yapısal bir sorun teşkil ettiğine dikkati çekmektedir.
51. Buna karşın derece mahkemelerince yalnızca kamulaştırmabedelinden ibaret olan maddi tazminata hükmedilmesi ve manevi tazminat gibibaşka yaptırımların uygulanmaması idarelerin olağan kamulaştırma usulünebaşvurmak yerine kamulaştırmasız el atma uygulamasını tercih etmesine yolaçmaktadır. Hâlbuki kanuni bir dayanağı bulunmayan kamulaştırmasız el atmauygulaması, Anayasa'nın öngördüğü mülkiyet hakkının korunmasınıngerekliliklerini de içermediğinden olağan kamulaştırma usulünün bir alternatifiolamaz. Nitekim 1/3/2014 tarihli ve 28928 sayılı Resmî Gazete'de yayımlananBakanlar Kurulu Kararı'na ekli Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi İhlallerininÖnlenmesine İlişkin Eylem Planı'nda da idarelerin kamulaştırmasız el atmayoluna başvurmalarının önlenmesi için gerekli düzenlemelerin yapılmasıöngörülmüştür. Anayasa Mahkemesi kamulaştırmasız el atma uygulamasına sonverilmesi bakımından öngörülen bu tedbirlerin ve düzenlemeleringerçekleştirilmesinin önemine vurgu yapmaktadır.
52. Sonuç olarak başvurucunun maddi zararları giderilmiş olsadahi Anayasa'nın doğrudan sözüne aykırı olduğu ve kanuna dayalı olmadığı tespitedilen kamulaştırmasız el atma suretiyle mülkiyet hakkına yapılan müdahaleninyukarıda değinildiği üzere yapısal bir sorun teşkil ettiği dikkate alınmalıdır.Buna göre Anayasa ile güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlaline yolaçıldığının bilinerek idari anlamda gerekli tedbirlerin alınması ve benzerinitelikte yeni ihlallere yol açılmaması için kararın bir örneğinin taşınmaza elatan sorumlu idare olan Karayolları Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Ulaştırmave Altyapı Bakanlığına da gönderilmesi gerekir.
53. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesininbaşvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağıaçıktır. Dolayısıyla eski hâle getirmekuralı çerçevesinde ihlalin bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi içinmülkiyet hakkının ihlali nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecekolan manevi zararları karşılığında başvurucuya net 6.000 TL manevi tazminatödenmesine karar verilmesi gerekir.
54. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve 3.000TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.257,50 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğratılarak ödenmesineilişkin şikâyet yönünden mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Kamulaştırmasız el atmanın kanunilik ilkesine aykırı olmasınailişkin şikâyet yönünden mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyethakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 6.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,başvurucunun maddi tazminat talebinin REDDİNE,
D. Kararın bir örneğinin Karayolları Genel Müdürlüğünün bağlı olduğuUlaştırma ve Altyapı Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE,
E. 257,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam3.257,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin bilgi için Gercüş Asliye HukukMahkemesine (E.2015/122, K.2016/62) GÖNDERİLMESİNE,
H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE13/2/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.