TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MAHMUT DURMAZ VE AYHAN ÇELİKBAY BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/25250)
Karar Tarihi: 29/9/2020
R.G. Tarih ve Sayı: 5/11/2020-31295
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Burhan ÜSTÜN
Muammer TOPAL
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Tuğba TUNA IŞIK
Başvurucular
:
1. Mahmut DURMAZ
Vekili
:
Av. Ahmet BEKAR
2. Ayhan ÇELİKBAY
Vekili
:
Av. İbrahim Taner TÜYSÜZOĞLU
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, adli yargı tarafından verilen görevsizlikkararı üzerine davaya bakan idare mahkemesinin davalı Kırgızistan-Türkiye ManasÜniversitesinin Türk İdari Teşkilatında yer almadığı gerekçesiyle davanınincelenmeksizin reddine karar vermesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlaledildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvurular 26/5/2017 ve 3/4/2018 tarihlerindeyapılmıştır.
3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvurucu Ayhan Çelikbay'a ait 2018/9088 numaralıbaşvurunun konu yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2017/25250 başvuru numaralıdosya ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleilgili olaylar özetle şöyledir:
A. Arka PlanBilgisi
9. Türkiye ve Kırgızistan arasında 30/9/1995 günüİzmir’de Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Kırgız Cumhuriyeti Hükûmeti ArasındaKırgızistan'ın Başkenti Bişkek Şehrinde Kırgızistan-Türkiye Manas ÜniversitesiKurulmasına Dair Anlaşma (anlaşma) imzalanmıştır. Anlaşma, Türkiye Büyük MilletMeclisinin 20/6/1996 tarihli ve 4144 sayılı Kanunu ile onaylanmış; 23/6/1996tarihli ve 22675 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
10. Anlaşma kapsamında Kırgızistan-Türkiye ManasÜniversitesi (Üniversite) yönetiminin Türkiye ve Kırgızistan devletleritarafından müşterek işlemlerle oluşturulacağı belirtilmiştir.
11. Anlaşma gereğince Üniversitenin statüsü 23/9/1996tarihli ve 22766 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girenKırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi Tüzüğü (Tüzük) ile belirlenmiştir. Sözkonusu Tüzük 19/3/2013 tarihli ve 28592 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarakyürürlüğe girmiş olan Türkiye Cumhuriyeti ile Kırgız Cumhuriyeti HükûmetiArasında Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi Tüzüğü Hakkında Mutabakatzaptına ek tüzük ile yürürlükten kaldırılmıştır.
12. Tüzük'ün "Akademik ve İdari Personel"başlıklı 17. maddesinde öğretim elemanlarının üniversitede görevli profesör,doçent, yardımcı doçent, öğretim görevlisi, okutman, uzman ve araştırmagörevlisi unvanına sahip kişilerden oluşacağı ve sözleşmeli olarakçalışacakları belirtilmiştir.
13. Tüzük'e göre öğretim elemanları haricen yapılacak birsözleşme ile veya Türkiye'den 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı YükseköğretimKanunu'nun 39. maddesine göre yapılacak görevlendirme ile çalıştırılabilecektir.
B. SomutBaşvurulara İlişkin Olgular
14. Başvurucular muhtelif tarihlerde Üniversitede öğretimgörevlisi olarak görev yapmıştır.
15. Başvuruculardan Mahmut Durmaz kıdem ve ihbartazminatları ile fazla mesai ücreti, yıllık ve tatil ücretleri gibi alacaklarıile manevi tazminat talebiyle; başvurucu Ahmet Çelikbay kıdem tazminatıtalebiyle Üniversite aleyhine iş mahkemelerinde dava açmıştır. İş mahkemeleriuyuşmazlığın çözümünde idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlikkararı vermiştir. Söz konusu karar gerekçelerinde, davalı Üniversitenin TürkiyeCumhuriyeti Hükûmeti ile Kırgızistan Cumhuriyeti Hükûmeti arasında imzalanan30/9/1995 tarihli anlaşma ile kurulmuş olduğu vurgulanmış; sözleşme hükümlerikapsamında başvurucuların sürekli nitelikteki bir kamu hizmetinde çalışmalarısebebiyle kamu personeli sayıldıkları gerekçesiyle davanın idari yargının görevalanına girdiği belirtilmiştir.
16. Görevsizlik kararı üzerine başvurucular tarafındanAnkara 2. İdare Mahkemesi ve Ankara 14. İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemeleri)dava açılmıştır. Ankara 2. İdare Mahkemesinin 4/11/2016 tarihli ve Ankara 14.İdare Mahkemesinin 25/5/2014 tarihli kararlarıyla Türk yargı sisteminde Türkmakamlarınca tesis edilen idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu vemaksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olması dolayısıyla iptali içinmenfaatleri ihlal edilenler tarafından iptal ya da tam yargı davalarınınaçılabileceği, Üniversitenin Türk idari teşkilatı içinde yer almadığıgerekçesiyle davanın esasının incelenme olanağının bulunmaması sebebiyle1/6/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama ve Usulü Kanunu'nun 15.maddesinin (1) numaralı fıkrasının b bendi gereğince davanın incelenmeksizinreddine karar verilmiştir.
17. Başvurucuların istinaf ve temyiz başvurularıreddedilmiştir.
18. Başvurucular 26/5/2017 ve 3/4/2018 tarihlerindebireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
A. Ulusal Hukuk
1. İlgili Kanun
19. 27/11/2007 tarihli ve 5718 sayılı Milletlerarası ÖzelHukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un "Milletlerarası yetki"kenar başlıklı 40. maddesi şöyledir:
"Türk mahkemelerininmilletlerarası yetkisini, iç hukukun yer itibariyle yetki kuralları tayineder."
20. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu'nun "Dava şartları" kenar başlıklı 114. maddesinin (1)numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"Dava şartları şunlardır:
a) Türk mahkemelerinin yargı hakkınınbulunması.
b) Yargı yolunun caiz olması.
..."
21. 6100 sayılı Kanun'un "Dava şartlarınınincelenmesi" kenar başlıklı 115. maddesinin (2) numaralı fıkrasınınilgili kısmı şöyledir:
"Mahkeme, dava şartı noksanlığınıtespit ederse davanın usulden reddine karar verir."
22. 2577 sayılı Kanun'un "Dilekçeler üzerine ilkinceleme" kenar başlıklı 14. maddesinin (3) numaralı fıkrasının ilgilikısmı şöyledir:
"Dilekçeler, ...
a) Görev ve yetki,
b)İdari merci tecavüzü,
c) Ehliyet,
d) İdari davaya konu olacak kesin veyürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı,
e) Süre aşımı
...
Yönlerinden sırasıyla incelenir."
23. 2577 sayılı Kanun'un "İlk inceleme üzerineverilecek kararlar" kenar başlıklı 15. maddesinin birinci fıkrasınınilgili kısmı şöyledir:
"Danıştay veya idare ve vergimahkemelerince yukarıdaki maddenin 3 üncü fıkrasında yazılı hususlarda kanunaaykırılık görülürse, 14 üncü maddenin;
a)3/a bendine göre adliyargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddine; idari yargınıngörevli olduğu konularda ise görevli veya yetkili olmayan mahkemeye açılandavanın görev veya yetki yönünden reddedilerek dava dosyasının görevli veyayetkili mahkemeye gönderilmesine,
b) 3/c, 3/d ve 3/e bentlerinde yazılıhallerde davanın reddine,
...
Karar verilir."
24. 12/6/1979 tarihli ve 2247 sayılı UyuşmazlıkMahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun'un "Olumsuz görevuyuşmazlığı" kenar başlıklı 14. maddesi şöyledir:
"Olumsuz görev uyuşmazlığınınbulunduğunun ileri sürülebilmesi için adli ve idari yargı mercilerinintarafları, konusu ve sebebi aynı olan davada kendilerini görevsiz görmeleri vebu yolda verdikleri kararların kesin veya kesinleşmiş olması gerekir.
Bu uyuşmazlığın giderilmesi istemi,ancak davanın taraflarınca ileri sürülebilir."
25. 2247 sayılı Kanun'un "Yargı merciinceyapılacak işlemler" kenar başlıklı 15. maddesi şöyledir:
"Olumsuz görev uyuşmazlıklarındadava dosyaları, son görevsizlik kararını veren yargı merciince, bu kararınkesinleşmesinden sonra taraflardan birinin istemi üzerine, ilk görevsizlikkararını veren yargı merciine ait dava dosyası da temin edilerek UyuşmazlıkMahkemesine gönderilir ve görevli yargı merciinin belirlenmesi istenir."
26. 2247 sayılı Kanun'un "Yargı merciilerininuyuşmazlık mahkemesine başvurmaları" kenar başlıklı 19. maddesişöyledir:
"Adli ve idari yargı mercilerindenbirisinin kesin veya kesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine kendisine gelen birdavayı incelemeye başlayan veya incelemekte olan bir yargı mercii davadagörevsizlik kararı veren merciin görevli olduğu kanısına varırsa, gerekçeli birkarar ile görevli merciin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvurur veelindeki işin incelenmesini Uyuşmazlık Mahkemesinin karar vermesine değinerteler.
Yargı merciince, önceki görevsizlikkararına ilişkin dava dosyası da temin edilerek, gerekçeli başvuru kararı ilebirlikte dava dosyaları Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilir."
2. UyuşmazlıkMahkemesi İçtihadı
27. Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümünün 29/12/2014tarihli ve E.2014/1093, K.2014/1141 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"...
Manas Üniversitesi bünyesinde çalışacaköğretim elemanlarının sözleşme ile işe alınacağı, Türkiye’den yapılacakgörevlendirmelerde de yine sözleşmenin imzalanacağını kaleme almaktadır. Ancakdaha önce de belirtildiği üzere, davacının, davalı üniversitede Yüksek ÖğretimKurumu tarafından görevlendirildiğine dair bir iddiası olmadığı gibi dosyasıkapsamında da bu konuya ilişkin bir bilgi yada belge bulunmamaktadır.Davacının, 1991 tarihinde Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih CoğrafyaFakültesi’ni bitirdiği, 01.07.1991 tarihinde Ankara Üniversitesi TÖMERKurumu’nda Türkçe Okutmanı olarak göreve başladığı, 06.04.1993-31.03.1994tarihleri arasında görevli olarak Kırgızistan’da bulunduğu, 06.04.1999tarihinde, Manas Üniversitesi’ne müracaat ettiği ve okutman olarak çalışmatalebinde bulunduğu, talebinin uygun bulunması üzerine, taraflar arasındaimzalanan yıllık sözleşmeler ile 16.10.1999-31.08.2008 tarihleri arasındadavalı kurumda Türkçe Okutmanı olarak görev yaptığı, 24.10.2008 tarih ve 920-10sayılı yazı ile 2008-2009 Eğitim-Öğretim Dönemi içinde sözleşmeninyenilenmeyeceği belirtilerek, davacının görevine son verildiği anlaşılmıştır.
Ayrıca, Sosyal Güvenlik KurumuBaşkanlığı’nın 03.10.2013 gün ve 24033795/741/0600199209617 sayılı yazıiçeriğinden, davacının 1999 yılının 10. ayından, 2008 yılının 8. ayına kadarSSK sigorta sicil numarası ile isteğe bağlı sigortalı statüsünde çalıştığıtespit edilmiştir.
Tüm bu tespitler ışığında, davacınındavalı üniversitede 2547 sayılı Kanun kapsamında değil, taraflar arasındaimzalanan iş sözleşmesi gereğince 1999-2007 tarihleri arasında çalıştığı, busırada sigorta primlerini kendi isteği ile SSK sicil numarası üzerindenödediği, 2008 yılı Eğitim ve Öğretim Dönemine ilişkin olarak sözleşmesininyenilenmemesi üzerine görevinin sona erdiği; davacı tarafından, davalı kurumdaçalıştığı döneme ilişkin olarak kıdem alacağı ve kendisi tarafından ödenmekzorunda kalınan sigorta primlerinin ödenmesinin istendiği anlaşılmakla; davayakonu uyuşmazlığın, özel hukuk hükümleri çerçevesinde (Türk Mahkemelerinin, ulusalaçıdan yargılama görev ve yetkisine ilişkin değerlendirme hakkı saklı kalmakkaydı ile) adli yargı yerinde görülmesi gerektiği kanaatine ulaşılmıştır.
..."
28. Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümünün 11/4/2016tarihli ve E.2016/203, K.2016/242 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
“...
Türkiye ve Kırgızistan Devletleriarasında, 30.09.1995 tarihinde İzmir’de imzalanan Türkiye Cumhuriyeti Hükümetiile Kırgız Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Kırgızistan'ın Başkenti BişkekŞehrinde Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi Kurulmasına Dair Anlaşma’nınimzalandığı ve bu anlaşmanın, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 4144 sayılıKanunu ile onaylandığı, 23.06.1996 gün ve 22675 sayılı Resmi Gazetedeyayınlanarak yürürlüğe girdiği anlaşılmıştır.
…davacının, davalı Üniversitede ilkolarak 2002-2003 öğretim yılında Üniversitenin kararı ve Kırgızistan tarafındanatanan rektörün ve Türkiye tarafından atanan rektör vekilinin talebi üzerine veİstanbul Üniversitesi'nin uygun görmesi ile işe başladığı; 2004 yılında İstanbulÜniversitesinden emekli olduğu,2004-2005 yılından sözleşmesinin feshedildiğitarihe kadar sadece davalı Üniversitenin Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümündeöğretim üyesi olarak hizmet verdiği; bu süreçte bölüm başkanlığı ve dekanlıkgörevlerinde de bulunduğu; davacının davalı Üniversitede her yıl yenilenenhizmet sözleşmesi ile 2002 yılından 08.11.2012 tarihine kadar kesintisiz olarakgörev yaptığı; iş sözleşmesinin haklı bir neden olmaksızın feshedildiğinden veçalışma süresi kıdem tazminatı almasını gerektirecek sürede olduğundan bahisle,İş Kanunu hükümleri kapsamında kıdem tazminatı alacağının; iş sözleşmesinin08.11.2012 tarihinde haklı bir nedene dayanmadan feshedildiğinden,sözleşmesinin yenilenmeyeceğine ilişkin yazılı bildirimin ise sözleşmede öngörülensürede yapılmadığından iş sözleşmesi kendiliğinden bir yıl daha uzamışolduğundan bahisle bakiye süre ücret alacağının ve son olarak da manevitazminatın ödenmesi istemiyle dava açtığı anlaşılmıştır.
Tüm bu tespitler ışığında, davacınındavalı üniversitede 2547 sayılı Kanun kapsamında değil, taraflar arasındaimzalanan iş/hizmet sözleşmesi gereğince çalıştığı, sözleşmesinin yenilenmemesiüzerine görevinin sona erdiği; davacı tarafından, davalı kurumda çalıştığıdöneme ilişkin olarak kıdem tazminatı, bakiye süre ücret alacağı ve manevitazminat ödenmesinin istenildiği anlaşılmakla; davaya konu uyuşmazlığın, özelhukuk hükümleri çerçevesinde(Türk Mahkemelerinin, ulusal açıdan yargılama görevve yetkisine ilişkin değerlendirme hakkı saklı kalmak kaydı ile) adli yargıyerinde görülmesi gerektiği kanaatine ulaşılmıştır.
...”
3. Yargıtay İçtihadı
29. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 28/1/2016 tarihli veE.2015/15747, K.2016/971 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"Dava, hizmet tespiti ilesigorta primine esas kazanç (ücret) tutarının belirlenmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekildedavanın kabulüne karar verilmiştir.
...
Dosyadaki yazılara, toplanan delillere,hükmün dayandığı gerektirici sebeplere ve özellikle; Uyuşmazlık Mahkemesi'nin29.12.2014 tarih, 2014/1093 Esas ve 2014/1141 Karar sayılı kararında dabelirtildiği üzere, davalı Manas Üniversitesi’nin 2547 sayılı YükseköğretimKanunu kapsamındaya da 5018 sayılı Kanun ile Milli Bütçeye dahil edilenkurumlar arasında yer almaması nedeni ile Türkiye Cumhuriyeti bünyesinde ayrıbir Kamu Tüzel Kişiliğine sahip üniversite olarak değerlendirilmesinin mümkünolmaması, davacının da, davalı üniversite nezdinde 2547 sayılı Kanun kapsamındadeğil, iş sözleşmesine bağlı olarak çalışması karşısında, hizmet tespiti ilesigorta primine esas kazanç (ücret) tutarının belirlenmesi istemiyle açılandavanın çözümünde adli yargının görevli olduğunun açık olmasına göre, davalıKurum vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
...
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgulargöz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hükümkurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalılar vekillerinin buyönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır."
30. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 20/2/2019 tarihli veE.2018/1294, K.2019/1474 sayılı kararlarının ilgili kısmı şöyledir:
"Dava, hizmet ve prime esaskazancın tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozmaya uyularak ilâmındabelirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın bozmayauygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre,yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarınınreddiyle usul ve kanuna uygun olanhükmün ONANMASINA,aşağıda yazılı temyiz harcının davalılardan Kırgızistan-Türkiye ManasÜniversitesi'nden alınmasına 20.02.2019 gününde oybirliğiyle kararverildi."
B. UluslararasıHukuk
1. Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi
31. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6.maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"Herkes davasının, medeni hak veyükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ... konusunda karar verecek olan,... birmahkeme tarafından ... görülmesini isteme hakkına sahiptir..."
2. Avrupa İnsanHakları Mahkemesi İçtihadı
32. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göreSözleşme'nin 6. maddesinin medeni hukuk alanına giren konulardauygulanabilirliği, ilk olarak bir uyuşmazlığın varlığına bağlıdır. İkinciolarak uyuşmazlık en azından savunulabilir bir şekilde iç hukukta tanınmışolduğu söylenebilecek hak ve yükümlülükler ile ilgili olmalıdır. Son olarak isebu hak ve yükümlülükler -her ne kadar bizzat 6. madde bu hak ve yükümlülüklereSözleşmeci devletlerin hukuk sistemi içinde belirli bir anlam atfetmese de-Sözleşme anlamında medeni nitelikte olmalıdır (James vediğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 8793/79, 21/2/1986, § 81).
33. AİHM, uyuşmazlık tespit edilirken görünüşün vekullanılan dilin ötesine geçilerek her davanın koşullarına göre durumungerçeklerine yoğunlaşılması gerektiğini belirtmiştir (Gorou/Yunanistan (No.2) [BD], B. No: 12686/03, 20/3/2009, § 29).
34. AİHM; Sözleşme'nin 6. maddesinin Sözleşmecidevletlerin iç hukukunda geçen bir hak için belirli bir anlamöngörmediğini, bir hakkın var olup olmadığını karara bağlamada ilke olarak içhukuka başvurulacağını, ulusal mahkemelerin bu konudaki değerlendirmelerindenfarklı bir sonuca ulaşılması için de güçlü gerekçelere sahip olunmasıgerektiğini, yetkililerin belli bir başvuran tarafından talep edilen tedbirinkabul edilip edilmemesine karar vermede takdir hakkının kullanıpkullanmadığının dikkate alınabileceğini hatta bu durumun belirleyiciolabileceğini, bununla birlikte salt bir kanun hükmünün lafzında bir takdirunsurunun bulunmasının bir hakkın varlığını tek başına hükümsüz kılmayacağını,benzer durumlarda iddia edilen hakkın yerel mahkemelerce tanınması veya yerelmahkemelerin başvuranın talebinin esasını incelemesi hususunun da gözönünealınması gerektiğini belirtmiştir (Boulois/Lüksemburg [BD], B. No:37575/04, 3/4/2012, §§ 91-94).
35. İlgili diğer AİHM içtihadı için bkz. Yusuf Bilin,B. No: 2014/14498, 26/12/2017, §§ 28-30.
V. İNCELEME VEGEREKÇE
36. Mahkemenin 29/9/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
37. Başvurucular, hizmet tespiti talebiyle Üniversitealeyhine açtıkları davaların Ankara 8. ve 41. İş Mahkemelerinde derdest ikenalacak ve tazminat talebiyle açtıkları davaların Türk mahkemeleri tarafındangörülmemesinin eşitlik ilkesi ve adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ilerisürmüştür.
B. Değerlendirme
38. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde dayanakalınacak 36. maddesi şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardanfaydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia vesavunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisiiçindeki davaya bakmaktan kaçınamaz…”
39. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucuların görev yaptıkları Üniversiteden alacaklarının tahsiliamacıyla açtıkları davanın adli ve idari yargı tarafından bakılmadığıiddiasının adil yargılanma hakkının güvencelerinden biri olan mahkemeye erişimhakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
1. UygulanabilirlikYönünden
40. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ve30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve YargılamaUsulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre AnayasaMahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için kamugücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa'da güvence altınaalınmış olmasının yanı sıra Sözleşme ve Türkiye'nin taraf olduğu ekprotokollerin kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle Anayasa veSözleşme'nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içerenbaşvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (OnurhanSolmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).
41. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında;herkesin yargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme, bunun doğalsonucu olarak da iddiada bulunma, savunma ve adil yargılanma hakkı güvencealtına alınmıştır. 3/10/2001 tarihli ve 4709 sayılı Kanun'un Anayasa'nın 36.maddesinin birinci fıkrasına adil yargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin 14.maddesinin gerekçesinde "değişiklikle Türkiye Cumhuriyeti'nin taraf olduğuuluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınmış olan adil yargılamahakkı[nın] metne dahil" edildiği belirtilmiştir. Dolayısıyla Anayasa'nın36. maddesine söz konusu ibarenin eklenme amacının Sözleşme'de düzenlenen adilyargılanma hakkını anayasal güvence altına almak olduğu anlaşılmaktadır (YaşarÇoban [GK], B. No: 2014/6673, 25/7/2017, § 54). Bu itibarla Anayasa'da güvencealtına alınan adil yargılanma hakkının kapsam ve içeriği belirlenirkenSözleşme'nin "Adil yargılanma hakkı" kenar başlıklı 6. maddesinin vebuna ilişkin AİHM içtihadının da gözönünde bulundurulması gerekir (OnurhanSolmaz, § 22).
42. Sözleşme, bir kişinin sahip olduğunu ilerisürebileceği tüm hak ve yükümlülükler bakımından adil yargılanma hakkınıgüvenceye almamaktadır. Sözleşme'nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6.maddesinde adil yargılanmaya ilişkin hak ve ilkelerin medeni hak veyükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların ve bir suç isnadınınesasının karara bağlanması esnasında geçerli olduğu belirtilerek hakkın kapsamıbu konularla sınırlandırılmıştır. Hak arama hürriyetinin ihlal edildiğigerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilmek için ya başvurucunun medeni hak veyükümlülükleriyle ilgili bir uyuşmazlığın tarafı olması ya da başvurucuyayönelik bir suç isnadının esası hakkında karar verilmiş olması gerektiğianlaşılmaktadır. Dolayısıyla bahsedilen hâller dışında kalan adil yargılanmahakkının ihlali iddiasına dayanan başvurular Anayasa ve Sözleşme'nin ortakkoruma alanı kapsamı dışında kalacağından bireysel başvuruya konu olamaz (OnurhanSolmaz, § 23).
43. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı suç isnadına bağlı yargılamaların yanında bir kimsenin medenihak ve yükümlülüklerinin karara bağlanmasıyla ilgili yargılamalarda dauygulanır. Anayasa'nın 36. maddesinin (1) numaralı fıkrasının medenimeselelerde uygulanabilmesi için ortada hukuk düzeni tarafından kişiye tanınmışveya en azından savunulabilir temeli bulunan bir hakkın bulunmasıgerekir. Bu hakkın Anayasa'da doğrudan veya dolaylı olarak tanımlanan vegüvence altına alınan bir hakka ilişkin olması zorunlu değildir. Bu bakımdankanunla kişilere tanınan hak ve ayrıcalıklar da -mahkemelerde ilerisürülebilmesi koşuluyla- Anayasa'nın 36. maddesi bağlamında hak kavramınadâhildir. İkinci olarak bu hakka dair ilgili kişinin menfaatini etkileyen biruyuşmazlık mevcut olmalıdır. Öte yandan bu uyuşmazlık, ihtilaf konusu hakkıntespiti ve bu haktan yararlanılması bakımından belirleyici bir nitelik arzetmelidir (Mehmet Güçlü ve Ramazan Erdem, B. No: 2015/7942, 28/5/2019, §28).
44. Bireysel başvuruya konu olayda, uluslararası anlaşmaile kurulmuş ve Kırgızistan'da bulunan bir üniversitede görev yapmış olanbaşvurucuların Üniversiteden olan alacaklarına ilişkin açtıkları davaların adliyargı yerince idari yargı yerinin görevli olduğu, idari yargı yerinceÜniversitenin Türk idari teşkilatında yer almadığı gerekçesiyle reddedildiğigörülmektedir.
45. İş sözleşmesinin feshi veya devamı sırasında ortayaçıkan ücret, kıdem ve ihbar tazminatları, fazla mesai, yıllık izin ve tatilücretleri gibi işçilik alacakları 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İşKanunu'nda tanınmış hak ve menfaatlerdir. Bu nedenle işçi ile işverenarasındaki iş sözleşmesinden doğan hak ve menfaatlerin medeni hak olarakdeğerlendirilmesi gerektiği hususunda kuşku bulunmamaktadır.
46. Somut başvurudaki dava konusunun işçilik alacaklarıbakımından ayrılan yönü işveren Üniversitenin hukuki statüsü nedeniyle Türkmahkemelerinin ulusal anlamda yargı yetkisinin bulunup bulunmadığı sorunudur.
47. Bir davanın adli veya idari yargı yeri tarafındangörülebilmesinin ilk şartı Türk mahkemelerinin ulusal anlamda yargı yetkisininbulunmasıdır. Türk mahkemelerinin yargı yetkisinin bulunup bulunmadığınailişkin değerlendirmenin 5718 sayılı Kanun kapsamında yine Türk mahkemeleritarafından yapılması gerekmektedir.
48. Nitekim benzer statüde olan davacılar tarafından yinebenzer konular hakkında Üniversiteye karşı açılan davalarda adli ve idari yargıyerleri arasında çıkan olumsuz görev uyuşmazlığı üzerine Uyuşmazlık Mahkemesiiçtihatlarında (bkz. §§ 27, 28) görevli yargı yerinin tespiti yapılırken Türkmahkemelerinin ulusal açıdan yargılama görev ve yetkisine ilişkin değerlendirmeyapma haklarının saklı olduğu belirtilerek davaların özel hukuk kapsamında adliyargı yerinde görülmesi gerektiği ifade edilmiştir. Uyuşmazlık Mahkemesikararları üzerine Yargıtayın bazı davalarda (bkz. §§ 29, 30) esas yönündeninceleme yapmak suretiyle davacı işçiler lehine karar verdiği tespitedilmiştir.
49. Bu durumda başvurucunun işçilik alacaklarını davakonusu etmesinin ulusal hukukta savunulabilir bir temelinin bulunduğu sonucunavarıldığından ihlal iddialarının Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanınınkapsamında yer aldığının kabulü gerekir.
2. KabulEdilebilirlik Yönünden
50. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
3. EsasYönünden
a. HakkınKapsamı ve Müdahalenin Varlığı
51. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında,herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma vesavunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişimhakkı, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğününbir unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanmaibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararasısözleşmelerle de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metninedâhil edildiği vurgulanmıştır. Sözleşme'yi yorumlayan AİHM, Sözleşme'nin 6.maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğinibelirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., B.No: 2014/13156, 20/4/2017, § 34).
52. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hakarama özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak veözgürlüklerden gereken şekilde yararlanmayı ve bunların korunmasını sağlayan enetkili güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafındangörülebilmesi ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerdenfaydalanabilmesi için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânınıntanınması gerekir. Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkınınsağladığı güvencelerden yararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah, B.No: 2013/8896, 23/2/2016, § 33).
53. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığıdeğerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önünetaşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasınıisteyebilmek anlamına geldiğini ifade etmiştir (Özkan Şen, B. No:2012/791, 7/11/2013, § 52).
54. Başvurucuların adli yargıda işçilik alacaklarınailişkin açtıkları davaların idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle görevyönünden reddedilmesi üzerine idari yargıda açtıkları davaların incelenmeksizinreddine karar verilmiştir. Türk hukuk sisteminde işçilik alacakları hakkındadava açılabileceği hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Ancak somut olaydaİdare Mahkemelerinin incelenmeksizin ret kararı vermesi sonucunda işçilikalacaklarına ilişkin taleplerin dava edilebilirliği imkânı kalmamıştır.Dolayısıyla başvurucuların mahkemeye erişim haklarına müdahalede bulunulduğusonucuna ulaşılmaktadır.
b. Müdahaleninİhlal Oluşturup Oluşturmadığı
55. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, ...yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak veancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... ölçülülük ilkesine aykırıolamaz."
56. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 36. maddesini ihlaledecektir. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve somutbaşvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebe dayanma,ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığınınbelirlenmesi gerekir.
i. Kanunilik
57. Somut başvuruda, davanın incelenmeksizin reddiyönündeki mahkeme kararının 2577 sayılı Kanun'un 15. maddesine dayandığıgörülmektedir. Dolayısıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelikmüdahalenin kanuni dayanağının mevcut olduğu anlaşılmıştır.
ii. Meşru Amaç
58. Anayasa'nın 36. maddesinde hak arama özgürlüğü içinherhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte bunun hiçbirşekilde sınırlandırılması mümkün olmayan mutlak bir hak olduğu söylenemez. Özelsınırlama nedeni öngörülmemiş hakların da hakkın doğasından kaynaklanan bazısınırları bulunduğu kabul edilmektedir. Ayrıca hakkı düzenleyen maddedeherhangi bir sınırlama nedenine yer verilmemiş olsa da Anayasa'nın başkamaddelerinde yer alan kurallara dayanılarak bu hakların sınırlandırılmasımümkün olabilir. Dava açma hakkının kapsamına ve kullanım koşullarına ilişkinbir kısım düzenlemenin hak arama özgürlüğünün doğasından kaynaklanan sınırlarıortaya koyan ve hakkın norm alanını belirleyen kurallar olduğu açıktır. Ancakbu sınırlamalar Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan güvencelere aykırı olamaz(AYM, E.2015/96, K.2016/9, 10/2/2016, § 10).
59. Yargılama usullerinin düzenlenmesinde usulekonomisinin gözetilmesi, bu suretle iyi adalet ve kamu yönetiminin desağlanarak kamu yararının gerçekleştirilmesi Anayasa'nın 2. maddesindedüzenlenen hukuk devleti ilkesinin gereklerinden biridir. Dolayısıyla usulekonomisi ile iyi adalet ve kamu yönetimi ilkeleri gözetilerek idari işlemlerindava konusu edilebilirliğinin belli koşullara bağlanması mümkündür (AliDiren, B. No: 2015/13108, 18/4/2018, § 57).
60. Somut olayda usul kurallarını yorumlayan derecemahkemelerinin Türk idari teşkilatı içinde yer almayan idarelerin tesis ettiğibir idari işlem bulunmadığı gerekçesiyle açılan davanın incelenmeksizinreddetmesinin yukarıda değinilen kamu yararının gerçekleştirilmesine yönelikmeşru bir amaca dayandığı sonucuna ulaşılmıştır.
iii. Ölçülülük
(1) Genelİlkeler
61. Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca hak ve özgürlüklerinsınırlandırılmasında dikkate alınacak ölçütlerden biri olan ölçülülük, hukukdevleti ilkesinden doğmaktadır. Hukuk devletinde hak ve özgürlüklerinsınırlandırılması istisnai bir yetki olduğundan bu yetki ancak durumungerektirdiği ölçüde kullanılması koşuluyla haklı bir temele oturabilir.Bireylerin hak ve özgürlüklerinin somut koşulların gerektirdiğinden daha fazlasınırlandırılması kamu otoritelerine tanınan yetkinin aşılması anlamınageleceğinden hukuk devletiyle bağdaşmaz (AYM, E.2013/95, K.2014/176,13/11/2014).
62. Ölçülülük ilkesi, elverişlilik, gereklilik veorantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülenmüdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını,gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yaniaynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını,orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaçarasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM,E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2013/66, K.2014/19, 29/1/2014; E.2016/16,K.2016/37, 5/5/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013,§ 38).
63. Müdahale için seçilen aracın gerekliliğinindeğerlendirilmesi öncelikle ilgili kamu makamlarının yetkisindedir. Müdahaleile ulaşılmak istenen somut kamu yararı amacının gerçekleştirilmesi yetkiliidarelerin sorumluluğunda olup amaca ulaşılmasında ne tür bir aracın dahaetkili ve verimli sonuçlar doğuracağı hususunda sorumlu ve yetkili otoriteler,en isabetli kararı verebilecek konumdadır. Bu nedenle hangi aracın seçileceğikonusunda idarelerin belli ölçüde takdir yetkisi bulunmaktadır. Ne var kiseçilen aracın gerekliliğine ilişkin olarak idarelerin sahip olduğu takdiryetkisi sınırsız değildir. Tercih edilen aracın müdahaleyi ulaşılmak istenenamaca nazaran bariz bir biçimde ağırlaştırması durumunda Anayasa Mahkemesincemüdahalenin gerekli olmadığı sonucuna ulaşılması mümkündür. Ancak AnayasaMahkemesinin bu kapsamda yapacağı denetim seçilen aracın isabet derecesineyönelik olmayıp hak ve özgürlükler üzerinde oluşturduğu müdahalenin ağırlığınadönüktür (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No: 2014/1546, 2/2/2017, §70).
64. Orantılılık, kamu yararının korunması ile bireyin hakve özgürlükleri arasında adil bir dengenin sağlanmasını gerektirmektedir.Öngörülen tedbirin bireyi olağan dışı ve aşırı bir yük altına sokması durumundamüdahalenin orantılı, dolayısıyla ölçülü olduğundan söz edilemez. Bu itibarlauygulanan tedbirle başvuruculara aşırı ve orantısız bir yük yüklenipyüklenmediğinin tespiti gerekmektedir (Ali Diren, § 61).
(2) İlkelerin Olaya Uygulanması
65. Bireysel başvuruya konu dava, başvurucularınuluslararası anlaşma ile kurulan Üniversitede sözleşmeli olarak görevyaptıkları döneme dair alacaklarının ve tazminatlarının tahsiline ilişkindir.
66. Başvurucuların iş mahkemelerinde açtıkları davalardagörevsizlik kararı verilmiş, İdare Mahkemelerinde açtıkları davalar Türk idariteşkilatı kapsamındaki bir idare tarafından tesis edilmiş kesin ve yürütülmesizorunlu bir idari işlem bulunmadığı gerekçesiyle incelenmeksizinreddedilmiştir.
67. Üniversitenin hukuki statüsü ve Kırgızistan'dakurulmuş olması sebebiyle başvuruya konu uyuşmazlığın çözümünde Türkmahkemelerinin ulusal açıdan yargılama görev ve yetkisinin bulunup bulunmadığıyine Türk mahkemeleri tarafından 5718 sayılı Kanun'a göre belirlenecektir.Benzer uyuşmazlıklarda adli ve idari yargı yerlerince görevsizlik kararıverilmesi üzerine görevli yargı yerini belirleyen Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarında(bkz. §§ 27, 28) da görüldüğü üzere dava konusunun ve Üniversitenin hukukistatüsü değerlendirilmek suretiyle (Türk mahkemelerinin ulusal görev veyetkilerine ilişkin değerlendirme haklarının saklı bulunduğu belirtilerek)uyuşmazlığın adli yargı yerinde görülmesi gerektiğine karar verilmiştir.Nitekim Uyuşmazlık Mahkemesi kararları üzerine Yargıtayın benzeruyuşmazlıklarda (bkz. §§ 29, 30) esasa ilişkin olmak üzere davacılar lehinekarar verdiği tespit edilmiştir.
68. Anayasa Mahkemesinin görevi, Türk mahkemelerininulusal açıdan yargı yetkisini veya uyuşmazlığın hangi yargı yolu tarafındangörülmesi gerektiğini belirlemek olmayıp usule ilişkin uygulamanınbaşvurucuların mahkemeye erişim hakkını Anayasa'ya aykırı olarak kısıtlayıpkısıtlamadığını denetlemektir.
69. Derece mahkemeleri davaları, dava konularınınniteliğini irdelemek suretiyle değil Üniversitenin Türk idari teşkilatıkapsamında bulunmaması yani hukuki statüsü sebebiyle reddetmiştir. İdaremahkemelerinin görevsizlik kararı vermek yerine Üniversitenin hukuki statüsünügerekçe göstererek davayı incelenmeksizin reddetmesi nedeniyle başvuruculargörevli mahkemenin belirlenmesi talebiyle Uyuşmazlık Mahkemesine başvurmaimkânından mahrum kalmışlardır.
70. Derece mahkemelerinin davaların usulüne yönelikyaptıkları değerlendirmelerin başvurucuların dava edilebilirliği bulunanuyuşmazlıkları bir mahkeme tarafından görülmesini engellediği, bu durumunbaşvuruculara ağır bir külfet yüklediği değerlendirilmiştir. Bu sebeplebaşvurucuların mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin ölçüsüz olduğusonucuna varılmıştır.
71. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa'nın 36.maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeyeerişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
4. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
72. 30/11/2011 tarihli ve 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesininilgili kısmı şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yenidenyargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararındaaçıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosyaüzerinden karar verir.”
73. Başvurucular, ihlalin tespit edilmesini istemiş vetazminat talebinde bulunmuştur.
74. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B. No:2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasılortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesidiğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerinegetirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamınageleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına daişaret etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
75. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi,ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (MehmetDoğan, §§ 55, 57).
76. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veyamahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılıKanunun 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararınbir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadankaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruyaözgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafındanihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde usulhukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemeninyeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdiryetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararın kendisine ulaştığımahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin AnayasaMahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam edenihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (MehmetDoğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).
77. İncelenen başvuruda derece mahkemelerininincelenmeksizin ret kararı vermek suretiyle başvurucuların UyuşmazlıkMahkemesine başvurmalarına engel olması sebebiyle mahkemeye erişim hakkınınihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkeme kararındankaynaklandığı anlaşılmaktadır.
78. Bu durumda mahkemeye erişim hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukukiyarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgüdüzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasınagöre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamdayapılması gereken iş, yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesiniihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelereuygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğininyeniden yargılama yapılmak üzere Ankara İdare Mahkemelerine gönderilmesinekarar verilmesi gerekmektedir.
79. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminattalebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
80. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.294,70 TL yargılama giderininbaşvurucu Ayhan Çelikbay'a, 257,50 TL ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 3.257,50 TL yargılama giderinin başvurucu Mahmut Durmaz'a ödenmesinekarar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeyeerişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkınınihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmaküzere Ankara 14. İdare Mahkemesine (E.2015/1178, K.2015/642) ve Ankara 2. İdareMahkemesine (E.2004/855, K.2006/2833) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucuların tazminat taleplerinin REDDİNE,
E. 294,70 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 3.294,70 TL yargılama giderinin başvurucu Ayhan Çelikbay'a, 257,50 TLharç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.257,50 TL yargılamagiderinin Mahmut Durmaz'a ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 29/9/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.