TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
MAKBULE KAYMAZ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/9441)
Karar Tarihi: 17/4/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Celal Mümtaz AKINCI
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Raportör
:
Murat İlter DEVECİ
Başvurucu
:
Makbule KAYMAZ
Vekili
:
Av. Erdal KUZU
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, kolluk görevlilerinin karıştığı bir ölüm olayıhakkında yürütülen ceza yargılaması sonunda sanıklar hakkında verilen beraatkararı aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuruda yaşamhakkının ihlal edildiğine karar verilmesi üzerine yapılan yargılamanınyenilenmesi isteminin reddedilmesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiğiiddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 2/6/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
III. OLAYLAR VE OLGULAR
8. Başvurucu 21/11/2004 tarihinde kolluk görevlilerininkarıştığı bir olay sırasında ölen A.K.nın eşi, U.K.nın ise annesidir.
9. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi(UYAP) aracılığıyla erişilen belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:
10. Kızıltepe Emniyet Müdürlüğüne 20/11/2004 tarihinde,yanlarında uzun namlulu silahlar bulunan birkaç şüpheli kişinin A.K. ve U.K.nın ikamet ettiği eve geldiği ihbar edilmiştir.
11. Cumhuriyet savcısının talimatı üzerine ihbarda sözü edilenkişilerin yakalanması için kolluk görevlilerince bir operasyon planlanmıştır.
12. Cumhuriyet savcısı, A.K. ve U.K.nınbulunduğu evde arama yapılmasına karar vermiştir.
13. Arama esnasında çıkması olası çatışmada evdeki sivillerinzarar görme ihtimaline karşı kolluk görevlilerince ev gözetim altınaalınmıştır.
14. Şüpheli kişilerin yakalanması için yapılan plan uyarıncayanlarında uzun namlulu silahlar bulunan kişiler evin dışındayakalanacaklardır.
15. A.K. ve U.K., 21/11/2004 tarihinde saat 17.00 sıralarındaevlerinin yakınında öldürülmüştür.
16. A.K. ve U.K.nın ölümleriyle ilgiliolarak yürütülen soruşturma sonunda dört polis memuru hakkında meşru müdafaasınırının aşılması suretiyle müstakil faili belli olmayacak şekilde adamöldürme suçundan Mardin Ağır CezaMahkemesinde kamu davası açılmıştır.
17. Kamu davası, Bakanlığın talebi üzerine Yargıtay 5.Dairesince verilen karara istinaden kamu güvenliği gerekçesiyle Eskişehir 1.Ağır Ceza Mahkemesine (Ceza Mahkemesi) nakledilmiştir.
18. Yaptığı yargılama sonunda uzun namlulu silah taşıyankişilerin evin dışında yakalanması için gerekli önlemler alınırken anidençatışma çıktığı ve sanıkların silah kullanma yetkileri kapsamında ve meşrumüdafaa şartları içinde hareket ederek A.K. ve U.K.nınölümüne neden oldukları sonucuna varan Ceza Mahkemesi, neticeten sanıkların beraatine karar verilmiştir. Ceza Mahkemesine göreölenlerin kullandıkları silahların özelliği dikkate alındığında sanıklarınateşli silah kullanmaları ölçülüdür ve aniden gelişen olay sırasındaalınabilecek başka bir koruma tedbiri bulunmamaktadır.
19. Başvurucunun da aralarında bulunduğu katılanların temyiztalepleri, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 11/6/2009 tarihli kararıylareddedilmiştir. Böylece sanıkların beraatine ilişkinhüküm kesinleşmiştir.
20. Başvurucu -kayınvalidesi ve kayınbiraderi ile birlikte-başka ihlal iddiaları yanında ölen yakınlarının yaşam haklarının da ihlaledildiğini ileri sürerek 9/12/2009 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine(AİHM) başvuru yapmıştır.
21. Yaptığı inceleme sonunda AİHM 25/2/2014 tarihinde,operasyonun tüm riski olabildiğince azaltacak şekilde hazırlanmadığı ve kontroledilmediği, olayda kullanılan ölümcül gücün Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin(Sözleşme) 2. maddesi anlamında mutlak gerekli olduğunun tespit edilmediğigerekçesiyle yaşam hakkının maddi (esas) boyutunun; soruşturmadakiyetersizlikler nedeniyle de yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğinekarar vermiştir. Bundan başka AİHM, başvuruculara 70.000 avro maddi, 70.000 avromanevi tazminat ödenmesine karar vermiştir. Kararda, ihlalin giderilmesineyönelik genel veya bireysel herhangi bir önlem veya araca yer verilmemiştir.
22. AİHM yaşam hakkının usul boyutuyla ilgili karara varırkenCumhuriyet Başsavcılığının olaya karışan polis memurlarını olaydan on gündendaha fazla zaman geçtikten sonra ifadeye çağırmasını, aynı polis memurlarınınolay sonrasında birbirlerinden ayrı tutulmamasını ve adli soruşturmadan önceidari soruşturma kapsamında ifade vermelerinin kendilerinden istenmesini, eviizlemekle görevli iki polis memurunun ifadelerine olaydan yaklaşık bir yılsonra başvurulmasını, başvurucuların olay yerinde olayın yeniden kurgulanmasına(keşif yapılmasına) yönelik taleplerinin Ceza Mahkemesince reddedilmesini veölenlerin yakınında bulunan silahlarda herhangi bir parmak izi incelemesiyapılmamasını dikkate almıştır.
23. Başvurucu vekili 21/1/2015 tarihinde, AİHM kararında yapılantespitleri gerekçe göstererek Ceza Mahkemesinden 4/12/2004 tarihli ve 5271sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 311. maddesine istinaden yargılamanınyenilenmesini talep etmiştir.
24. Ceza Mahkemesi, yasal şartları bulunmadığı gerekçesiyleyargılamanın yenilenmesi talebini reddetmiştir.
25. Başvurucu vekili, 5271 sayılı Kanun'un 311. maddesindeyazılı şartların gerçekleştiği iddiasıyla Ceza Mahkemesince verilen kararaitiraz etmiştir.
26. Başvurucu vekilinin itirazı, Eskişehir 2. Ağır CezaMahkemesince (2. Ceza Mahkemesi) 22/4/2015 tarihinde reddedilmiştir. Söz konusukararın ilgili kısmı şöyledir:
"CMK. nun 311maddesinde hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi müessesesi düzenlenmiş olup,katılanlar tarafından hükümlü aleyhine yargılamanın yenilenmesi talebindebulunulmakta olduğundan, bu kapsamda değerlendirilecek olan maddenin CMK.nun 311 değil, CMK.nun 314maddesi olduğu, Avrupa İnsan Mahkemesi'nin itiraza konu edilen kararı ilebirlikte CMK.nun 314. maddesi ele alındığında,Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 16/02/2015 tarih ve 2005/226 Esas,2007/162 Karar sayılı ek kararı usul ve yasaya uygun olup, herhangi birisabetsizlik görülmediğinden, söz konusu karara itiraz eden katılanlarvekillerinin yerinde görülmeyen itirazının reddine ... karar verilmiştir.
..."
27. 2. Ceza Mahkemesince verilen karar başvurucu vekiline6/5/2015 tarihinde tebliğ edilmiş olup bireysel başvuru 2/6/2015 tarihindeyapılmıştır.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
28. 5271 sayılı Kanun'un "Hükümlülehine yargılamanın yenilenmesi nedenleri" kenar başlıklı 311. maddesinin ilgili kısımlarışöyledir:
"(1) Kesinleşen birhükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarakyargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür:
...
f) Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve AnaHürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyleverildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan HaklarıMahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya ceza hükmüaleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostaneçözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi. Bu hâldeyargılamanın yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiğitarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir.
(2) Birinci fıkranın (f) bendi hükümleri,4.2.2003 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararları ile,4.2.2003 tarihinden sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurularüzerine verilecek kararlar hakkında uygulanır."
29. 5271 sayılı Kanun'un "Sanıkveya hükümlünün aleyhine yargılamanın yenilenmesi nedenleri"kenar başlıklı 314. maddesişöyledir:
"(1) Kesinleşen birhükümle sonuçlanmış olan bir dava aşağıda yazılı hâllerde sanık veya hükümlününaleyhine olarak yargılamanın yenilenmesi yolu ile tekrar görülür:
a) Duruşmada sanığın veya hükümlünün lehineileri sürülen ve hükme etkili olan bir belgenin sahteliği anlaşılırsa.
b) Hükme katılmış olan hâkimlerden biri,aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektireceknitelikte olarak görevlerini yapmada sanık veya hükümlü lehine kusur etmiş ise.
c) Sanık beraat ettikten sonra suçla ilgiliolarak hâkim önünde güvenilebilir nitelikte ikrarda bulunmuşsa."
B. Uluslararası Hukuk
1. Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi Yönünden
30. Sözleşme'nin "Kararlarınbağlayıcılığı ve infazı" kenarbaşlıklı 46. maddesi şöyledir:
"1. Yüksek Sözleşmeci Taraflar, tarafoldukları davalarda Mahkeme’nin verdiği kesinleşmiş kararlara uymayı taahhütederler.
2. Mahkeme’nin kesinleşen kararı, infazınıdenetleyecek olan [Avrupa Konseyi] Bakanlar Komitesi’ne gönderilir.
3. [Avrupa Konseyi] Bakanlar Komitesi, kesinleşen bir kararın infazınındenetlenmesinin, söz konusu kararın yorumundan kaynaklanan bir zorluk nedeniyleengellendiği kanaatinde ise, bu yorum konusunda karar vermesi için Mahkeme’yebaşvurabilir. Mahkeme’ye başvurma kararı, Komite toplantılarına katılma hakkınasahip temsilcilerin üçte iki oy çokluğu ile alınır.
4. [Avrupa Konseyi] Bakanlar Komitesi, bir Yüksek Sözleşmeci Taraf’ın, taraf olduğu bir davada verilen kesin kararauygun davranmayı reddettiği görüşünde ise, ilgili Taraf’aihtarda bulunduktan sonra, Komite toplantılarına katılmaya yetkilitemsilcilerin üçte iki oy çokluğu ile alınacak bir kararla, ilgili Taraf’ın 1. fikrada öngörülenyükümlülüğünü yerine getirmediği meselesini Mahkeme’ye intikal ettirebilir.
5. Mahkeme 1. fıkranın ihlal edildiğini tespitederse, alınacak önlemleri değerlendirmesi için davayı [AvrupaKonseyi] Bakanlar Komitesi’ne gönderir.Mahkeme, eğer 1. fıkranın ihlal edilmediğini saptarsa, davayı, incelemesine sonverecek kararı alması için [Avrupa Konseyi] Bakanlar Komitesi’ne iletir. "
2. Avrupa İnsan HaklarıMahkemesi Uygulaması Yönünden
31. AİHM'e göre Sözleşme’nin veya ekliprotokollerinin ihlal edildiğinin tespitine ilişkin bir karar davalı devlete,adil tazmin yoluyla ödenmesine hükmedilen miktarları ödeme ve Avrupa KonseyiBakanlar Komitesinin (Bakanlar Komitesi) denetimine tabi olan genel ve/veyagerektiğinde bireysel önlemleri seçme yükümlülüğü yükler. Bu önlemler AİHM'in tespit ettiği ihlale iç hukuktaki düzen içinde sonverme ve ihlalin doğurduğu sonuçları mümkün olduğunca ihlalden önceki durumageri getirecek şekilde telafi etme amacını taşımaktadır (Assanidze/Gürcistan [BD], B. No: 71503/01, 8/4/2004, § 198; Benzer ve diğerleri/Türkiye, B. No:23502/06, 12/11/2013, § 215;L.M. vediğerleri/Rusya, B. No: 40081/14, 40088/14, 40127/14, 15/10/2015, §165).
32. Sözleşme’nin 46. maddesi kapsamındaki yükümlülüğü ifa etmekiçin iç hukukunda kullanacağı araçları seçmek -Bakanlar Komitesinin denetiminetabi olmak koşuluyla- öncelikle ilgili devletin görevidir. Ancak bu yöntem AİHMkararında belirtilen hükümlere uygun olmak zorundadır (Scozzari ve Giunta/İtalya [BD], B. No:39221/98, 41963/98, 13/7/2000,§ 249).
33. Bununla birlikte AİHM, aleyhine ihlal kararı verilen devleteSözleşme’nin 46. maddesi kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmesikonusunda yardımcı olmak amacıyla, tespit ettiği durumun sonlandırılmasınayönelik ne tür özel ve/veya genel tedbirlerin alınabileceğini açıklama yolunagidebilir (L.M. ve diğerleri/Rusya,§ 166; Scoppola/İtalya (No.2) [BD], B. No: 10249/03, 17/9/2009, § 148).
34. AİHM istisnai olarak, aleyhine ihlal kararı verilen devlettarafından başvurulması gereken özel yolu veya alınması gereken başka birtedbiri açıkça belirtir. Örneğin AİHM;
-L.M. ve diğerleri/Rusya (anılankararda bkz. § 169) kararında başvuruculardan ismen belirttiği ikisinin derhâlserbest bırakılmasının sağlanmasının davalı devletin görevi olduğunu,
-Yiğitdoğan/Türkiye (No.2)(B. No: 72174/10, 3/6/2014, § 73) kararında en uygun giderimin başvurucunun buyönde bir talebinin olması hâlinde Sözleşme’nin 6. maddesinde belirtilenkoşullar doğrultusunda yeniden yargılanması olacağını,
-Nihayet Arıcı vediğerleri/Türkiye (B. No: 24604/04, 16855/05, 23/10/2012, § 176)kararında davalı devletin bakanlar kurulunun kontrolü altında on üç yıldan berisorgulama aşamasında olan soruşturmanın en kısa sürede sonuçlandırılması vebaşvuranların yakınlarının hangi şartlar altında öldüğünün açıklanabilmesi içingerekli uygulamaları gerçekleştirmesi ve başvuruculara ödenmesi gerekentazminat konusunda sonuçlara varması gerektiğini,
-Benzer ve diğerleri/Türkiye(anılan kararda bkz. § 219) kararında derdest olan soruşturmanın etkili birşekilde yürütülmesi gerekliliğini,
-Atiman/Türkiye (B. No: 62279/09, 23/9/2014, §47) kararında gerekli yasal değişikliklerin yapılması gerekliliğinibelirtmiştir.
3. Bakanlar KomitesinceKabul Edilen Kararlar Yönünden
35. Bakanlar Komitesi 19/1/2000 tarihli ve R (2000) 2 No.lutavsiye kararında; Sözleşme'nin 46. maddesi uyarınca Sözleşmeci DevletlerinAİHM kararlarına uyma yükümlülüklerinin hak ihlali nedeniyle zarar görentarafın ihlal öncesinde bulanabileceği duruma mümkün olduğunca getirilmesini sağlayanbirtakım önlemlerin alınmasını gerektirebileceğini hatırlatmış ve eski hâlegetirmenin sağlanmasında en uygun önlemlerin neler olduğunun sorumlu devletinyetkili otoriteleri tarafından ulusal hukuk sisteminde bulunan yollar dikkatealınarak tespit edileceğini belirtmiştir. Bundan başka anılan kararda, AİHMkararlarının icrasına ilişkin uygulamanın bazı istisnai koşullarda yenidenyargılama yapılmasının eski hâle getirmenin sağlanmasında en etkin yöntemolduğunu gösterdiği hatırlatılarak Sözleşmeci devletler, eski hâle getirmeninen ileri düzeyde sağlanması maksadıyla ulusal boyutta etkin olanaklarınmevcudiyetini sağlamaya davet edilmiştir. Son olarak tavsiye kararında;
-İhlale neden olan ulusal karardan ciddi manada olumsuzetkilenmeye devam eden mağdurun mağduriyeti adil tazmin kararı ile ortadankaldırılamadığı ve davanın yeniden incelenmesi veya yeniden görülmesi dışındamağduriyetin giderilebilmesinin mümkün olmadığı durumlarda,
-Ulusal kararın Sözleşme'ye açıkçaaykırı olduğu durumlarda,
-Tespit edilen ihlalin dayandığı usule ilişkin hatalar veyanoksanlıkların şikâyet edilen iç hukuk yargılamasının sonucunda ciddi kuşkularuyandırdığı durumlarda Sözleşmeci tarafların -özellikle yargılamanın yenidenyapılması da dâhil- davanın yeniden incelenmesine imkân veren yeterliolanakları sağlamak amacıyla kendi hukuk sistemlerini incelemesinin teşvikedildiği vurgulanmıştır.
36. 10/5/2006 tarihli 964. Daimî Temsilciler Toplantısı’ndakabul edilen metinde yer alan AİHM kararlarının infazının denetimiyle ilgili 6.kurala göre Bakanlar Komitesi bir kararın infazının denetlenmesi çerçevesinde;
i. Mahkemenin vermiş olduğu adil tazminin varsa gecikme faiziylebirlikte ödenip ödenmediğini,
ii. Gerektiğinde, karara uymak gayesiyle gerekli araçları seçmekiçin Sözleşmeci tarafa tanınan takdir hakkını gözönündebulundurarak,
-İhlali sona erdirmeyi sağlamak ve mağdur tarafın mümkünolduğunca Sözleşme'nin ihlalinden önceki durumuna kavuşturulması için bireyselönlemler alınıp alınmadığını,
-Tespit edilmiş ihlallerin benzerlerinin yinelenmesininönlenmesi veya devam eden ihlallere son verilebilmesi amacıyla geneltedbirlerin alınıp alınmadığını inceleyecektir.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
37. Mahkemenin 17/4/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
38. Başvurucu; yakınlarının yaşam haklarının ihlal edildiğininAİHM tarafından tespit edilmesine rağmen yargılanmanın yenilenmesi talebiningerekçesiz olarak reddedildiğini belirterek kendisi yönünden yaşam hakkı ileadil yargılanma hakkının, ölen yakınları yönünden ise yaşam hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
39. Bakanlık görüşünde; başvuruya konu olayla ilgili hukukisüreçler özetlenip Anayasa Mahkemesinin konuyla ilgi kurulabilecek kararlarıifade edildikten sonra öz itibarıyla AİHM'in ihlalkararında belirtilen tazminatın yargılama giderleri ile birlikte başvurucuyaödendiği, bu nedenle başvurucunun mağdur sıfatının ortadan kalktığı, 5271sayılı Kanun'un sanık aleyhine yargılamanın yenilenmesi nedenlerine ilişkin314. maddesinde AİHM tarafından verilen ihlal kararlarının sayılmadığı,yargılamanın yenilenmesi nedenlerinin yorum yoluyla genişletilemeyeceği veAnayasa Mahkemesince yapılacak incelemenin yargılamanın yenilenmesi talebiyleilgili hukuki süreçle sınırlı olduğu belirtilmiştir.
B. Değerlendirme
40. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun ihlal iddiasını dile getirişbiçimini dikkate alan Anayasa Mahkemesi, başvurunun başvurucunun ölenyakınlarının yaşam hakkıyla sınırlı olarak incelenmesi gerektiği kanısındadır.
41. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı”kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"Herkes, yaşama...hakkına sahiptir."
42. Anayasa’nın "Devletintemel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgilikısmı şöyledir:
“Devletin temel amaç ve görevleri, (...)kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriylebağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engellerikaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartlarıhazırlamaya çalışmaktır.”
43. Anayasa'da güvence altına alınmış temel hak veözgürlüklerden Sözleşme kapsamındaki herhangi birinin ihlal edildiği iddiasınıincelemek, bireysel başvuru yoluyla incelemeye yetkili olan AnayasaMahkemesinin görev alanına girer. Aksinin kabulü, Anayasa ve Sözleşme'nin ortakkoruma alanı içinde yer alan temel hak ve özgürlüklerin bireysel başvuru yoluile etkili bir şekilde korunmasını öngören Anayasa'nın amacı ile bağdaşmaz. Busebeple AİHM tarafından verilen bir ihlal kararının gereklerinin yerinegetirilip getirilmediği Anayasa Mahkemesince incelenmelidir (Sıddıka Dülek ve diğerleri,B. No: 2013/2750, 17/2/2016, §70). Nitekim anılan Sıddıka Dülek ve diğerleri başvurusundaAİHM tarafından yaşam hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi üzerine yapılanyargılamanın yenilenmesi isteminin Askeri Yüksek İdare Mahkemesi tarafındanetkili ve yeterli inceleme yapılmaksızın reddedilmesi nedeniyle yaşam hakkınınihlal edildiği iddiası, AİHM tarafından verilen ihlal kararının gereklerininyerine getirilip getirilmediği ile ilgili olarak sınırlı incelenmiş ve yaşamhakkının usul boyutunun ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
44. Sözleşme ile güvence altına alınan temel hak veözgürlüklerin etkili bir şekilde korunması, AİHM tarafından verilen ihlalkararlarının iç hukukta gereği gibi yerine getirilmesi ile mümkündür. AİHMtarafından verilen ihlal kararlarının iç hukukta gereği gibi yerinegetirilmemesi, Sözleşme ile güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerinuygulamada etkili bir şekilde korunamadığı anlamına gelir (Sıddıka Dülek ve diğerleri, § 69).
45. İşte bu nedenle bir kararın/hükmün Sözleşme ve ekiprotokollerin ihlali suretiyle verildiğinin AİHM tarafından tespit edilmesi,temel hak ve özgürlüklerin teoride olduğu gibi pratikte de etkili bir şekildekorunabilmesi amacıyla 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu'nun 53. maddesinde, 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu'nun 375. maddesinde ve 30/3/2016 tarihli ve 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un ise 67.maddesinde yargılamanın yenilenmesi /iadesi nedeni olarak kabul edilmiştir.
46. Aynı amaç doğrultusunda, verilen bir ceza hükmünün Sözleşmeve eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin AİHM tarafından tespitedilmesi de 5271 sayılı Kanun'un 311. maddesinde yargılamanın yenilenmesisebebi olarak sayılmıştır. Öte yandan sanıklar aleyhine yargılamanınyenilenmesi sebeplerinin tahdidi olarak sayıldığı 5271 sayılı Kanun'un 314.maddesinde AİHM tarafından verilen ihlal kararlarından söz edilmemiştir.
47. Somut başvuruya konu olayda AİHM, yaşam hakkının maddi veusul boyutlarının ihlal edildiğine karar verip adli tazmine hükmetse de ihlalingiderilmesine yönelik genel veya bireysel herhangi bir önlem veya araçbelirlememiştir (bkz. § 21).
48. Bu durumda Sözleşme'nin 46. maddesi ve AİHM'inanılan hükme ilişkin pratiği uyarınca ihlalin giderimi için ulusal hukuktakullanacağı araçları seçmek -Bakanlar Komitesinin denetimine tabi olmakkoşuluyla- Türkiye'ye aittir (bkz. §§ 31, 32). Ancak 5271 sayılı Kanun'un 314.maddesi imkân vermediğinden sanıklar aleyhine yargılamanın yenilenmesi yolu,ihlalin giderimi konusunda ulusal hukukta kullanılabilecek bir araç değildir.AİHM bugüne kadar bu durumun tespit edilen ihlallerin giderimininönünde engel teşkil ettiğine veya Sözleşme'nin 2. ve/veya 46. maddesiylebağdaşmadığına dair herhangi bir karar da vermemiştir. O hâlde AİHM tarafındanverilen ve Sözleşme'nin 46. maddesi uyarınca alınması gerekli genel veyabireysel herhangi bir tedbir içermeyen bir ihlal kararının yerinegetirilebilmesi için yargılamanın yenilenmesinde zorunluluk bulunduğusöylenemez. Bu sebeple yargılamanın yenilenmesi talebinin reddedilmesinedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktanyoksun olduğu sonucuna varılmıştır.
49. Açıklanan gerekçelerle yaşam hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA17/4/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.