TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
İMAM ÇELİKDEMİR BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/20289)
Karar Tarihi: 5/12/2017
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Melek KARALİ SAUNDERS
Başvurucu
:
İmam ÇELİKDEMİR
Vekili
:
Av. Hakan GÜNDÜZ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; müebbet hapis cezasını infaz etmekte olan başvurucununakıl hastalığı nedeniyle hayatını tek başına idame ettiremeyeceğine dair AdliTıp raporu gözetilmeden infazının ertelenmesi talebinin reddolunması nedeniyleyaşam hakkı, işkence ve kötü muamele yasağı, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı,etkili başvuru hakkı ve ayrımcılık yasağının ihlal edildiği iddialarınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 29/12/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmuştur.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
A. Bireysel Başvuru Öncesi Süreç
9. Başvurucu, (kapatılan) Malatya3. Ağır Ceza Mahkemesinin15/08/1996 tarihli kararıyla 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı Türk CezaKanunu'nun mülga 125. maddesi uyarınca müebbet ağırhapis cezasına mahkûm edilmiştir.Karar 14/5/1997 tarihinde kesinleşmiştir.
10. 15/6/1995 tarihinde başvurucu hakkında hükmolunan cezanıninfazına başlanmıştır. Başvurucunun bihakkın tahliye tarihi 9/6/2031, şartlatahliye tarihi ise 1/6/2025 olarak belirlenmiştir.
11. Aynı Mahkemenin 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk CezaKanunu'na göre 765 sayılı Kanun'un lehe olması nedeniyle uyarlama yapılmasınayer olmadığına dair 17/11/2005 tarihli ek kararı, temyiz başvurusu üzerinecezanın müebbet hapis cezasına dönüştürülmesine karar verilmesi gerektiğigerekçesiyle 22/3/2006 tarihli Yargıtay kararı iledüzeltilerek onanmıştır.
12. Metris R Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda cezasının infazınadevam edilirken rahatsızlanması üzerine 28/3/2014 tarihinde Bakırköy CumhuriyetBaşsavcılığı (Cumhuriyet Başsavcılığı) tarafından Adli Tıp Kurumuna sevkedilenbaşvurucunun sağlık durumunun Anayasa'nın 104. maddenin ikinci fıkrasının (b)bendi kapsamında olup olmadığı, 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza veGüvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 16/1 ve 16/6. maddeleri,5/4/2012 tarihli ve 6291 sayılı Kanun ile 5275 sayılı Kanun'a eklenen 105/Amaddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca ağır hastalık, sakatlık veyakocama hâli nedeniyle hayatını yalnız idame ettirebilme ile bir başkasınındesteği ve bakımına muhtaç olup olmadığının değerlendirilmesi anılan Kurumdantalep edilmiştir.
13. Sorulan hususlarda Adli Tıp Kurumu 3. Adli Tıp İhtisasKurulu tarafından düzenlenen 7/4/2014 tarihli raporun sonuç kısmında şu şekildegörüş belirtilmiştir:
"...İmam Çelikdemir'in mevcut tıbbievrakında tanımlı kronik psikotik bozukluk (şizofreni) tablosunun Kurulumuzdayapılan 31/3/2014 tarihli muayenede tespit edildiği, mevcut durumu ile;
a- T.C Anayasası'nın 104/2-b maddesinde belirtilensürekli hastalık, sakatlık ve kocama hali kapsamında değerlendirildiği,hastalığının sürekli nitelikte olduğu,
b-Tedavisi ve poliklinik kontrollerininsağlanması halinde hastalığının hayati tehlike yaratacağına dair tıbbibulguların tespit edilmediği,
C- 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerininİnfazı Hakkında Kanunun 16/1. maddesigereği 5237 sayılıTCK'nin 57. maddesindebelirtilen yüksek güvenlikli sağlık kuruluşunda koruma ve tedavi altınaalınmasının uygun olduğu,
d-6291 sayılı yasanın 1. maddesinde tanımlanan105/A maddesinin 3. bendi b fıkrası gereğince maruz kaldığı ağır hastalıknedeniyle hayatını yalnız idame ettiremeyceği, bir başkasının desteği ilebakımına muhtaç olduğu,
e- 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerininİnfazı Hakkında Kanunun 16/6. maddesi gereği maruz kaldığı ağır hastalıknedeniyle hayatını yalnız idame ettiremeyeceği,kanun maddesinde belirtilendiğer husus toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturup oluşturmayacağınındeğerlendirmesinin adli tıbbi bir konu olmadığı oy birliği ile mütalaaolunur."
14. Cumhuriyet Başsavcılığı 24/4/2014 tarihli kararıylabaşvurucu hakkında sağlık kurumunda tedavi altına alınmak üzere hakkındakicezanın infazının geri bırakılması suretiyle tahliyesine, 5275 sayılı Kanun'un16/6. maddesine dayalı infazın ertelenmesi talebinin ise reddine karar kararverilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:
"1. Hükümlünün 5275 sayılı Yasanın 16/6ncı maddesine dayalı cezasının infazının ertelenmesi talebi yönünden yapılanincelemede; anılan yasa maddesi gereğince hükümlünün cezasının infazınınertelenebilmesi için yasanın aradığı yaşamınıyalnız idame ettirememe koşulununyanında ayrıca hükümlümün bu yasa maddesine dayanılarak cezasının ertelenmesihalinde bu ertelemenin toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturmamasınıngerekmekte olduğu, söz konusu bu tehlike oluşturup oluşturmama durumunun iseAdalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 2014-399/15541 sayı ve28/02/2014 tarihli 5275 sayılı Yasanın 16/6. maddesinin uygulanmasına yönelikgörüşlerinde de belirttiği üzere ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı tarafındanmahkumun işlediği suçun niteliği geçmişi, ceza infaz kurumunda gözlemlenenkişiliği, geri bırakmakararı sonrası kurum dışındaki sosyal ilişkileri vedavranışları gibi hususların gözetilerek değerlendirilmesinin uygun olacağınınbelirtildiği, bu açıklamalar ışığında yapılan incelemelere göre, hükümlününincelenen ilamın kapsamına göre 765 sayılı TCK'nın 125 ve 59/1 maddesigereğince yasa dışı terör örgütü PKK'nın amacı doğrultusunda güvenlik güçleriile fiilen çatışmaya girdiği ve bu vahim eylemleri ile Devletin birliğinibozarak Devletin hakimiyeti altındaki bir kısım toprakları Devlet idaresindenayırmaya yönelik olarak söz konusu eylemleri gerçekleştirmesi sebebiyle mahkumolduğunun anlaşıldığı vedolayısıyla hükümlünün mahkum olduğu suç türünün vehükümlünün geçmişinin tehlikeliliğinin tartışmasız bir durumda olduğu, yinehükümlünün infazdosyasında bulunan Kırıkkale F tipi yüksek güvenlikli kapalıceza infaz kurumu müdürlüğü idare ve gözlem kurulu başkanlığı tarafındanhükümlü hakkında düzenlenen 18/04/2011 gün ve 2011/141 ve 15/6/2011 gün ve2011/225 sayılı karar içeriklerinden anlaşılacağı üzere hükümlünün bağlı olduğuörgütten ayrılmadığı, örgüt arkadaşları ile iyi geçinerek samimi ilişkiler kurduğu,birlikte sohbet ve faaliyetlere katıldığının anlaşıldığı ve yine hükümlünün enson bulunduğu Metris R tipi kapalı cezaevinin 24/04/2014 tarih ve 2014/1142sayılı Cumhuriyet Başsavcılığımıza hitaben göndermiş oldukları üst yazılarınagöre hükümlünün bu tarih itibariyla aldığı 20 gün hücre cezası sebebiyle iyihalli bulunmadığının anlaşıldığı ve de açıklanan tüm bu tespitler bir bütünolarak değerlendirildiğinde hükümlünün cezasının ertelenmesi halinde buertelemenin toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturacağı kanaatineCumhuriyet Başsavcılığımzca varılmış olduğundan hükümlünün5275 sayılı Yasanın16/6. Maddesi yönünden erteleme talebinin açıklanan nedenlerle REDDİNE;
2. Hükümlü İMAM ÇELİKDEMİR'in yukarıdabelirtilen adli tıp kurumu raporunda açıklanan 5275 sayılı yasanın 16/1.Maddesi gereği 5237 sayılı TCK'nın 57. Maddesinde belirtilen yüksek güvenliklisağlık kuruluşunda koruma ve tedavi altına alınmasının uygun olduğununbelirtilmesi yönünden hükümlünün adli tıp raporunda belirtilen şizofreni rahatsızlığıdikkate alınarak belirtilen rapor gereğince cezasının infazının 5275 sayılıKanunun 16/1. Maddesince geri bırakılmasına, bulunduğu Metris R Tipi KapalıCeza İnfaz Kurumundan tahliyesine ancak;
3. Hükümlünün kurumdan tahliyesinden sonraserbest bırakılmayarak cezaevinde görevli jandarma vasıtasıyla Bakırköy Prof.Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve AraştırmaHastanesine teslim edilerek,
İyileşinceye kadar TCK 57. Maddesince BakırköyProf. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve AraştırmaHastanesi yüksek güvenlikli bölümüne sevk ve teslimi ile koruma ve tedavialtınaalınmasına, adı geçen hastaneye hükümlünün ilam, müddetname ve ilgilievraklarının birer suretinin bulunduğu cezaevi müdürlüğünce gönderilmesi,
4- Sağlık Kurumunda tedavide geçen sürelercezaevinde geçmiş sayılacağından hükümlünün Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığıtarafından düzenlenen 2008/692 nolu ve 24/03/2008 tarihli müddetnamede hesapedilen koşullu salıverme tarihi olan 01/06/2025 tarihinden önce şifa bularakiyileştiği takdirde hastaneden taburcu işlemi yapıldığında serbest bırakılmayıpMetris Ceza İnfaz Kurumuna tesliminin sağlatılması ve cezasının infazına devamedilmesine, koşullu salıverme tarihi olarak hesaplanan 01/06/2025 tarihindekoruma ve tedavisine devam edildiği takdirde bu cezasından dolayı Mahkemesindenkoşullu salıverme kararı aldırılmak üzere durumun Başsavcılığımız İnfazBürosuna bildirilmesi gerektiğine,
5- Kararların hükümlü ve yasal temsilcisinetebliğine, kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren 1 hafta içerisinde hükmüveren mahkemeye itiraz yoluna başvurulabileceğine, kararların yasal gereği içinhükümlünün bulunduğu cezaevine gönderilmesine kamu adına kararverilmiştir."
15. Yukarıda yer verilen karar uyarınca başvurucu 25/4/2014tarihinde Metris R Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan tahliye edilerek BakırköyProf. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesi (BakırköyHastanesi) Baştabipliği Yüksek Güvenlikli Sivil Sağlık Servisi Bölümünemevcutlu olarak teslim edilmiştir.
16. Başvurucu vekili, Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben verdiği1/8/2014 tarihli dilekçeyle, bu kez 5275 sayılı Kanun'un 16/6. maddesinde 6545sayılı Kanun ile yapılan değişikliğe dayanarak hükümlü başvurucu hakkındainfazın ertelenmesini ve derhâl tahliyesini talep etmiştir.
17. Belirtilen talep hakkında Cumhuriyet Başsavcılığınca11/8/2014 tarihli "sağlık nedeni ilecezanın infazının ertelenmesi talebinin reddine dair karar"verilmiştir. Anılan kararın ilgili kısmı şöyledir:
"1. Hükümlü İmamÇelikdemir müdafiinin 5275 sayılı yasanın 6545 sayılı yasayla değişik 16/6maddesine dayalı cezasının infazının ertelenmesi talebi yönünden yapılanincelemede, hükümlünün cezasının infazının ertelenebilmesi için yasanın aradığıyaşamını yalnız idame ettirememe koşulunun yanında, cezanın ertelenmesi halindebu ertelemenin toplum güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike oluşturmamasıgerektiği, söz konusu toplum güvenliği bakımından ağır ve somut tehlikeoluşturmama halinini değerlendirilmesinin Adalet Bakanlığı Ceza İşleri GenelMüdürlüğünün 2014-399/15541 sayılı ve 28.02.2014 tarihli 5275 sayılı yasanın16/6 maddesinin uygulanmasına yönelik görüşlerinde de belirtildiği üzere ilgiliCumhuriyet Başsavcılığı tarafından,mahkumun işlediği suçun niteliği, geçmişi,ceza infaz kurumunda gözlemlenen kişiliği, infazın geri bırakılması sonrasıkurum dışındaki sosyal ilişkileri ve davranışları gibi hususlar gözetilerekyapılan değerlendirmede;
Hükümlü hakkındaki ilamın kapsamına göre mülga765 sayılı Türk Ceza Yasasının 125 ve 59/1 maddesi gereğince silahlı terörörgütü PKK'nın amacı doğrultusunda güvenlik güçleriyle fiilen çatışmaya girdiğive vahim olarak değerlendirilen Devletin birliğini bozarak, Devlet hakimiyetialtındaki bir kısım toprakları Devlet idaresinde ayırmaya yönelik eylemlerigerçekleştirmesi sebiyleceza aldığı ve dolayısıyla hükümlünün mahkum olduğu suçtürünün ve geçmişinin tehlikeliliğinin toplum güvenliği bakımından ağır vesomut bir tehlike oluşturduğunun, yürürlükteki hukuk kuralları çerçevesindetartışılamayacağı, ayrıcaKırıkkale F tipi Yüksek güvenlikli Kapalı Ceza İnfazKurumu Müdürlüğü İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığı tarafından hükümlü hakkındadüzenlenen 18.04.2011 gün ve 201//141 sayılı, yine 15.06.2011 gün ve 2011/225sayılı karar içeriklerinden de anlaşılacağı üzere hükümlünün bağlı olduğuörgütten ayrılmadığı, örgüt arkadaşlarıyla iyi geçinerek samimi ilişkilerkurduğu, birlikte sohbet ve faaliyetlere katıldığı anlaşıldığından ve ayrıcainfazı ertelenip serbest bırakıldığında karıştığı eylemler nedeniyle toplumgüvenliği için potansiyel tehlike oluşturacağı düşünüldüğünden ve her ne kadarAdli Tıp raporuna göre hükümlü hayatına yalnız idame ettiremese de ertelemesonrası 5275 sayılı yasanın değişik 16/6 maddesinde belirtilen toplum güvenliğibakımından ağır ve somut bir tehlike oluşturduğu değerlendirildiğinden Hükümlü İMAM ÇELİKDEMİR hakkında İNFAZIN ERTELENMESİ ve DERHAL TAHLİYE TALEBİNİN 5275sayılıyasanın 16/6 maddesi yönünden REDDİNE,
2-Hükümlü İmam Çelikdemir'in yukarıdabelirtilen Adli Tıp raporuna göre 5275 sayılı yasanın 16/1 maddesi gereği TürkCeza Kanununun 57. Maddesinde belirtilen Yüksek Güvenlikli Sağlık Kuruluşundakoruma ve tedavi altına alınması yönündeki görüşü nedeniyle, cezasınıninfazının 5275 sayılı yasanın 16/1 maddesi gereğince geri bırakılması vecezaevinden tahliyesi konusunda CumhuriyetBaşsavcılığınızın 24.4.2014 gün, 2012/7-7464 ilam ve 2014/170 karar sayılıkararıyla karar verildiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına,
3- Hükümlü İmam Çelikdemir'in cezaevindentahliyesinde sonra serbest bırakılmayarak jandarma vasıtasıyla Bakırköy Prof.Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir HastalıklarıEğitim ve AraştırmaHastanesine teslimiyle ve iyileşinceye kadar 5237 sayılı Türk Ceza Yasasının57. Maddesinde yukarıda zikredilen hastanenin yüksek güvenlikli bölümüne sevkve teslimi ile koruma ve tedavi altına alınmasına, adı geçen hastaneyehükümlünün ilam, müddetname ve ilgili evrakların birer suretlerinin gönderilmesikonularında Cumhuriyet Başsavcılığımızın 24.4.2014 gün, 2012/7-7464 ilam ve2014/170 sayılı kararıyla karar verildiğinden yeniden karar verilmesine yerolmadığına(Ancak iş bu kararmınızın bir örneğinin ilgili hastaneyegönderilmesine),
4- Sağlık kuruluşundaki tedavide geçen sürelercezaevinde geçmiş sayılacağından hükümlünün Kırıkkale Başsavcılığıncadüzenlenen 2008/692 numaralı ve 24.03.2008 tarihli müddetnamesinde belirtilenve koşullu saıverme tarihi olan 01.06.2025 tarihinden önce şifa bularak iyleştiğitakdirde hastaneden taburcu işlemi yapıldığında serbest bırakılmayarak MetrisCeza İnfaz Kurumuna tesliminin sağlanması ve cezasının infazına devamedilmesine, koşullu salıverme tarihi olarak hesaplanan 01.06.2015 tarihindekoruma ve tedavisine devam edildiği takdirde bu cezasından dolayı mahkemesindenkoşullu salıverme kararı aldırılmak üzere durumun Başsavclığımız İnfaz Bürosunabildirilmesi gerektiğine,
5- Kararların hükümlü müdafii ...., hükümlüİmam Çelikdemir ve hükmülünün yasal temsilcilerine tebliğine, gereği içinhükümlünün bulunduğu cezevine gönderilmesine, kararlara karşı tebliğ tarihindenitibaren 7 (yedi) gün içinde ve hükmü veren mahkemeye, 5275 sayılı İnfazYasasının 16. Maddesi gereğince, itirazı kabil olmak üzere karar verilmiştir."
18. Öte yandan Anayasa'nın 104. maddesi uyarınca süreklihastalık, sakatlık ve kocama sebebi ile cezaları hafifletmek veya kaldırmakhususunda cumhurbaşkanına tanınan özel af yetkisi kapsamında başvurucununCumhurbaşkanlığına yaptığı bir af başvurusu bulunmaktadır.
19. 28/8/2014 tarihinde tebliğ edilen "sağlık nedeni ile cezanın infazının ertelenmesi talebinin reddinedair karar"a karşıbaşvurucu vekili 3/9/2014 tarihli dilekçe ile Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesineitiraz etmiştir. İtirazda başvurucunun durumunun güncel sağlık sorunlarınındikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiği, hâlihazırda sağlık durumunungeldiği aşama itibarıyla aile üyelerini tanımakta zorlandığı, bu hâliyle 5275sayılı Kanun'un 16/6. maddesinde belirtildiği şekliyle toplum güvenliği içinağır ve somut bir tehlike oluşturmasının olanaklı olmadığı,Savcılığın bununaksi yöndeki kanaatine esas teşkil eden Gözlem Kurulu raporunun 2011 tarihliolduğu, Adli Tıp Kurumunun raporunda başvurucununcezaevindeki hayatını tekbaşına idame ettiremeyeceği hususuna açıkça yer verildiği, buna rağmen toplumgüvenliği için ağır ve somut bir tehlike oluşturacağı belirtilerek başvurucununcezaevinde tutulmasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve Anayasaile korunan haklarına aykırılık teşkil ettiği ileri sürülmüş ve başvurucununcezasının infazının ertelenmesi talebi yinelenmiştir.
20. Cezaevinden tahliyesinden sonra tedavisinin yapılmasıamacıyla konduğu Bakırköy Hastanesi tarafından Başvurucu hakkında düzenlenen10/9/2014 tarihliraporda, şizofreni tanısı ilesürdürülen tedavisi sonucundabaşvurucunun hastalığının remisyon(klinik belirtilerde düzelme) hâlinde olduğu, bu durumda hastanedençıkarılabileceği ancak hastalığının düzenli psikiyatrik tedavisi ve tıbbikontrol muayeneleri gerektiğinden hakkında 5275 sayılı Kanun'un 18. maddesininuygulanmasının, bu Kanun uyarınca R tipi Ceza İnfaz Kurumunda tutulmasının vebulunduğu Ceza İnfaz Kurumunda tedavisi sürdürülerek düzenli aralıklarla (aydabir) ve gerektiğinde bulunduğu Kuruma en yakın hastanedeki psikiyatripolikliniğinde kontrol muayenelerinin yapılmasının ugun olduğu bildirilmiştir.Anılan Sağlık Kurulu raporu uyarınca başvurucu 17/9/2014 tarihinde tekrarMetris R Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna alınmıştır.
21. Başvurucu vekilinin Cumhuriyet Başsavcılığının 11/8/2014tarihli "sağlık nedeni ile cezanıninfazının ertelenmesi talebinin reddine dair karar"ına yaptığıitirazı değerlendiren Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi 24/9/2014 tarihlikararıyla itirazın reddine karar vermiştir. Mahkemenin bu karara ulaşırken;
a. Hükümlü hakkında İstanbul Adli Tıp Kurumu 3. İhtisasKurulunca düzenlenen 7/4/2014 tarihli raporda; başvurucuda kronik psikotikbozukluk (şizofreni) tespit edildiği, mevcut durum itibarıyla tedavisi vepoliklinik kontrollerinin sağlanması hâlinde hastalığının hayati tehlikeyaratacağına dair tıbbi bulguların tespit edilemediği, 5275 sayılı Kanun'un16/1. maddesi gereğince 5237 sayılıKanun'un 57. maddesinde belirtilen yüksekgüvenlikli sağlık kuruluşunda koruma ve tedavi altınaalınmasının uygunolduğu,maruz kaldığı ağır hastalık nedeniyle hayatını yalnız idameettiremeyeceği, bir başkasının desteğine muhtaç olduğu, Kanun maddesindebelirtilen diğer husus, toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturupoluşturmayacağının adli tıbbı ilgilendiren bir konu olmadığı hususlarına yerverildiği,
b. Cumhuriyet Başsavcılığının cezanın infazının ertelenmesitalebinin reddine ilişkin kararında, başvurucunun toplum güvenliğibakımındanağır ve somut bir tehlike oluşturduğu değerlendirmesinin karara esas alındığı,
c. Toplum güvenliği açısından ağır ve somut bir tehlike bulunupbulunmadığı hususunun, hükümlünün işlediği suçun niteliği, geçmişi, ceza infazkurumunda gözlemlenen kişiliği, infazın geri bırakılması sonrası kamu dışındakisosyal ilişkileri ve davranışları ile ilgili bir değerlendirme yapılmasınıgerektirdiği,
d. Başvurucunun mahkûmiyetine yol açan eylemin 765 sayılı mülgaKanun'un 125. maddesinde düzenlenen devlet hâkimiyeti altındaki bir kısımtoprağı devlet idaresinden ayırmaya yönelik olduğu,
e. Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz KurumuMüdürlüğü İdare ve Gözlem Kurulunun 18/4/2011 tarihli kararında başvurucununbağlı olduğu örgütten ayrılmadığı, örgüt arkadaşlarıyla iyi geçindiğinin,samimi ilişkiler kurduğunun belirtildiği;
f. Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğu süre içinde almış olduğu hücrecezası nedeniyle başvurucunun iyi hâlli hükümlü statüsünde bulunmadığınınanlaşıldığı,
g. Tüm bu tespitler bir bütün olarak değerlendirildiğindebaşvurucunun toplum güvenliği bakımından ağır ve somut bir tehlikeoluşturacağının kabulü gerektiği,
h. Öte yandanAdli Tıp Kurumu raporu doğrultusunda infazın yüksekgüvenlikli sağlık kuruluşunda devamının mümkün olduğu, iyileşmesi hâlindebaşvurucunun yeniden Ceza İnfaz Kurumuna alınması yönünde CumhuriyetBaşsavcılığınca gerekli kararların alınıp uygulandığı tespitlerine dayandığıanlaşılmıştır.
22. Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 24/9/2014 tarihli kararınakarşı başvurucu vekilitarafından yapılan itirazı inceleyen Malatya 1. Ağır CezaMahkemesi oyçokluğuyla 13/11/2014 tarihli kararı ile itirazın reddine kesinolarak karar vermiştir. Mahkeme,Cumhuriyet Başsavcılığınıninfazın ertelenmesineyönelik talebin reddine ilişkin itiraza konu kararının ve bu karara yönelikitirazın reddine ilişkin Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin kararının usul veyasalara uygun olduğu değerlendirmesini yapmıştır. Muhalif üye, itiraza konukararlarda başvurucunun toplum güvenliği için potansiyel tehlike oluşturacağıkanaatiyle sonuca ulaşıldığı, bu tespitin Kırıkkale F tipi Yüksek GüvenlikliKapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığının18/4/2011 ve 15/6/2011 tarihli kararlarına dayandığı, üzerinden üç yıl geçmişkararların hükümlünün güncel durumunu yansıtmayabileceği gerekçesiyle çoğunlukgörüşüne katılmamıştır.
23. Nihai karar başvurucu vekiline 2/12/2014 tarihindetebliğedilmiştir.
24. 29/12/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. Bireysel Başvuru Sonrası Süreç
25. Başvurucu, talebi doğrultusunda 30/4/2015 tarihli ve 72221sayılı nakil emri uyarınca 20/5/2015 tarihinde Edirne F Tipi Yüksek GüvenlikliKapalı Ceza İnfaz Kurumuna sevk edilmiştir.
26. 18/11/2015 tarihinde başvurucunun Edirne Sultan 1. MuratDevlet Hastanesi Psikiyatri Polikliniğine kontrol amaçlı sevki yapılarak muayenesisonucunda "aktif psikopatolojisaptanmadığı"na, Bakırköy Hastanesinin tedavi evrakları ilekontrolünün uygun olduğuna karar verilmiştir.
27. 30/11/2015 tarihindekontrol amaçlı olarak tekrar sevkedildiği Edirne Sultan 1. Murat Devlet Hastanesi Psikiyatri Polikliniğindeyapılan muayene sonucunda başvurucuya psikotikbozukluk tanısı ile İNVEGA 6mg adlı ilaç reçete edilmiş ve üç haftasonra kontrol muayenesi uygun görülmüştür.
28. 18/1/2016 tarihindeaynı birimdeyapılan muayenesi sonucundabaşvurucuya aynı ilaç reçete edilmiş ve bir ay sonra kontrol randevusuverilmiştir.
29. 17/2/2016 tarihinde başvurucunun kontrol amaçlı olarak aynıPolikliniğe sevki yapılmıştır.
30. 24/2/2016 tarihli Adalet Bakanlığı Ceza ve TevkifevleriGenel Müdürlüğünün Bakanlık görüşünün hazırlanmasında esas alınan yazısında,başvuru tarihinden sonra hastalığı ile ilgili olarak başvurucunun tedavi vetakibine dair yukarıda yer verilen bilgilerin yanı sıra başvurucununhâlihazırdaüç kişilik odada kaldığı ve oda arkadaşları ile uyumlu ilişkiler içinde olduğu,sağlık yönünden veyadiğer nedenlerle başka bir ceza infaz kurumuna nakiltalebinin bulunmadığı hususuna yer verildiği görülmüştür.
IV. İLGİLİ HUKUK
31. Anayasa'nın 104. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Bu sıfatla Türkiye Cumhuriyetinive Türk Milletinin birliğini temsil eder; Anayasanın uygulanmasını, Devletorganlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetir.
Bu amaçlarla Anayasanın ilgili maddelerinde gösterilen şartlara uyarakyapacağı görev ve kullanacağı yetkiler şunlardır:
...
Sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebi ile belirli kişilerincezalarını hafifletmek veya kaldırmak..."
32. 5237 sayılı Kanun'un "Akılhastalarına özgü güvenlik tedbirleri" kenar başlıklı 57.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
(1) Fiili işlediği sırada akıl hastası olan kişi hakkında, koruma vetedavi amaçlı olarak güvenlik tedbirine hükmedilir. Hakkında güvenlik tedbirinehükmedilen akıl hastaları, yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında koruma vetedavi altına alınırlar.
(2) Hakkında güvenlik tedbirine hükmedilmiş olan akıl hastası,yerleştirildiği kurumun sağlık kurulunca düzenlenen raporda toplum açısındantehlikeliliğinin ortadan kalktığının veya önemli ölçüde azaldığınınbelirtilmesi üzerine mahkeme veya hakim kararıyla serbest bırakılabilir.
(3) Sağlık kurulu raporunda, akıl hastalığının ve işlenen fiilinniteliğine göre, güvenlik bakımından kişinin tıbbi kontrol ve takibinin gerekipgerekmediği, gerekiyor ise, bunun süre ve aralıkları belirtilir.
(4) Tıbbi kontrol ve takip, raporda gösterilen süre ve aralıklarla,Cumhuriyet savcılığınca bu kişilerin teknik donanımı ve yetkili uzmanı olansağlık kuruluşuna gönderilmeleri ile sağlanır.
(5) Tıbbi kontrol ve takipte, kişinin akıl hastalığı itibarıyla toplumaçısından tehlikeliliğinin arttığı anlaşıldığında, hazırlanan raporadayanılarak, yeniden koruma ve tedavi amaçlı olarak güvenlik tedbirinehükmedilir. Bu durumda, bir ve devamı fıkralarda belirlenen işlemlertekrarlanır.
(6) İşlediği fiille ilgili olarak hastalığı yüzünden davranışlarınıyönlendirme yeteneği azalmış olan kişi hakkında birinci ve ikinci fıkrahükümlerine göre yerleştirildiği yüksek güvenlikli sağlık kuruluşundadüzenlenen kurul raporu üzerine, mahkûm olduğu hapis cezası, süresi aynı kalmakkoşuluyla, kısmen veya tamamen, mahkeme kararıyla akıl hastalarına özgügüvenlik tedbiri olarak da uygulanabilir.
..."
33. 5275 sayılı Kanun'un "Hapiscezasının infazının hastalık nedeni ile ertelenmesi" kenar başlıklı 16. maddesininilgili kısmı şöyledir:
(1) Akıl hastalığına tutulan hükümlünün cezasının infazı geriyebırakılır ve hükümlü, iyileşinceye kadar Türk Ceza Kanununun 57 nci maddesindebelirtilen sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınır. Sağlık kurumundageçen süreler cezaevinde geçmiş sayılır.
(2) Diğer hastalıklarda cezanın infazına, resmî sağlık kuruluşlarınınmahkûmlara ayrılan bölümlerinde devam olunur. Ancak bu durumda bile hapiscezasının infazı, mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike teşkil ediyorsamahkûmun cezasının infazı iyileşinceye kadar geri bırakılır.
(3) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen geri bırakma kararı, Adlî TıpKurumunca düzenlenen ya da Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllühastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adlî Tıp Kurumunca onaylanan raporüzerine, infazın yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığınca verilir. Geri bırakmakararı, mahkûmun tâbi olacağı yükümlülükler belirtilmek suretiyle kendisine veyasal temsilcisine tebliğ edilir. Mahkûmun geri bırakma süresi içindebulunacağı yer, kendisi veya yasal temsilcisi tarafından ilgili CumhuriyetBaşsavcılığına bildirilir. Mahkûmun sağlık durumu, geri bırakma kararını verenCumhuriyet Başsavcılığınca veya onun istemi üzerine, bulunduğu veya tedavisininyapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığınca, sağlık raporunda belirtilensürelere,birsürebulunmadığıtakdirdebirer yıllık dönemleregöre bu fıkrada yazılıusule uygunolarakincelettirilir.İncelemesonuçlarınagöregeribırakma kararınıveren Cumhuriyet Başsavcılığınca, geri bırakmanın devam edip etmeyeceğine kararverilir. Geri bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığının istemi üzerine,mahkûmun izlenmesine yönelik tedbirler, bildirimin yapıldığı yerde bulunankolluk makam ve memurlarınca yerine getirilir. Bu fıkrada yazılı yükümlülüklereaykırı hareket edilmesi hâlinde geri bırakma kararı, kararı veren CumhuriyetBaşsavcılığınca kaldırılır. Bu karara karşı infaz hâkimliğinebaşvurulabilir....
(6) (Ek: 24/1/2013-6411/3 md.) Maruz kaldığıağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarındahayatını yalnız idame ettiremeyen ve toplum güvenliği bakımından ağır ve somuttehlike oluşturmayacağı değerlendirilen mahkûmun cezasının infazı üçüncüfıkrada belirlenen usule göre iyileşinceye kadar geri bırakılabilir.
34. 5275 sayılı Kanun'a 6291 sayılı Kanun'un 1. maddesi ileeklenen "Denetimli serbestlik tedbiriuygulanarak cezanın infazı" kenar başlıklı 105/A maddesinin 3. fıkrası şöyledir:
"(3) Yukarıdaki fıkralarda düzenleneninfaz usulünden;
a) Sıfır-altı yaş grubunda çocuğu bulunan vekoşullu salıverilmesine iki yıl veya daha az süre kalan kadın hükümlüler,
b) Maruz kaldıkları ağır bir hastalık,engellilik veya kocama nedeniyle hayatlarını yalnız idame ettiremeyen vekoşullu salıverilmesine üç yıl veya daha az süre kalan hükümlüler,
diğer şartları da taşımaları hâlindeyararlanabilirler. Ağır hastalık, engellilik veya kocama hâli, Adlî TıpKurumundan alınan veya Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerinsağlık kurullarınca düzenlenip Adlî Tıp Kurumunca onaylanan bir raporlabelgelendirilmelidir."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
35. Mahkemenin 5/12/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. İnsan HaysiyetiyleBağdaşmayan Muamele Yasağına İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
36. Başvurucu vekili; cezasının infazı sırasında başvurucununhastalandığını, hastalığının ağır olduğunun ve tek başına cezaevindekalamayacağının Adli Tıp Kurumu raporuyla sabit olduğunu, hakkında hükmolunancezanın infazına on dokuz yaşında iken başlandığını, yaklaşık yirmi yıldırcezaevinde kalmakta olduğunu, başvurucunun muzdarip olduğu şizofreni hastalığınedeniyle artık hiç kimseyi tanıyamayacak duruma geldiğini, hayatını tek başınaidame ettiremediğini, sürekli bakıma ihtiyaç duyduğunu, günlük ihtiyaçlarınıdahi tek başına gideremediğini, bu yönüyle cezaevinin kendisi açısındançekilmez olduğunu, gerek Metris R Tipi Ceza İnfaz Kurumunda gerekseBakırköyHastanesinde kaldığı süre içinde sağlığında herhangi bir düzelmeolmadığını, üç aylık sürelerle hastanede kaldığını, nakiller sırasında olumsuzetkilenmelere maruz kaldığını, içinde olduğu psikolojik durumun her an krizgeçirme ihtimalini ciddi bir şekilde barındırdığını belirterek Anayasa'nın 17.maddesinin birinci ve üçüncü fıkrasının ihlal edildiğini ileri sürmüş vetedbiren başvurucunun tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir.
37. Bakanlık görüş yazısında; başvurunun Anayasa'nın 17. veSözleşme'nin 3. maddeleriçerçevesinde degerlendirilmesi gerektiği, Sözleşme'nin3. maddesinindevlete özgürlükten yoksun bırakılmış kişilerin fizik bütünlüğü,özellikle gerekli tıbbi müdahalelerin yapılması yoluyla koruma sorumluluğunuyüklediği, 7/4/2014 tarihli Adli Tıp 3. İhtisasKurulu raporunda yer verilentespitler ile başvurucunun mahkûmiyetine yol açan suçun niteliği ve cezasınıninfazı süresindeki davranışları dikkate alındığında toplum güvenliği bakımındanağır ve somut tehlike oluşturacağı görüşü ile ertelenme talebinin reddolunduğu;25/4/2015 tarihindesağlık kuruluşunda yatarak başvurucunun tedavisinebaşlandığı ve sağlık kuruluşunun 10/9/2014 tarihli raporu uyarınca 17/9/2014tarihinde tekrar Metris R Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna gönderildiği,başvurucunun kendi talebiüzerine 20/5/2015 tarihinde de Edirne F Tipi YüksekGüvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna sevkinin yapıldığı bildirilmiştir.Bakanlık, başvurucunun tedavisine Edirne'deki ceza infaz kurumunda devamedildiğini ve bu kurumdan toplam beş kez sağlık kuruluşuna sevki yapılarakdüzenli olarak muayenelerinin yaptırılması suretiyle Bakırköy Hastanesincedüzenlenen raporda belirtilen esasların tedavisinde dikkate alındığını,başvurucunun hâlihazırda üç kişilik odada kaldığı ve sağlık yönündenve diğernedenlerle başka bir ceza infaz kurumuna nakil talebinin bulunmadığını, infazıngeri bırakılmaması yönündeki Savcılık kararlarının her zaman kaldırılabilmeimkânın bulunduğunu belirterek başvurunun değerlendirilmesinde konuya ilişkinAvrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları ile Anayasa Mahkemesiiçtihadının dikkate alınması gerektiğini ileri sürmüştür.
38. Bakanlık ayrıca 5275 sayılı Kanun'un 16/6. maddesininyürürlüğe girdiği 24/1/2013 tarihinden bu yana toplam 611 hükümlü ve tutuklununAdli Tıp Kurumu raporları gereğince cezalarının infazının ertelenmesine kararverilerek tahliyelerinin sağlandığını,başvurucunun, toplum güvenliği nedeniyletahliyeleri uygun görülmeyerek cezalarının infazına devam edilen 10 hükümlü vetutukludan biri olduğu bilgisini görüşüne eklemiştir.
2. Değerlendirme
a. İncelemenin Kapsamı
39. Başvurucu vekili, başvurucunun cezasının infazı süresiiçinde yakalandığı hastalık nedeniyle hakkında hükmedilen cezanın ertelenmesitalebinin kendisinin toplum güvenliği bakımından ağır ve somut bir tehlike oluşturacağıgerekçesiyle reddolunması,hastalığının ulaştığı seviye itibarıyla öz bakımınıyapamaması, dış dünya ile irtibat kuramaması, her an kriz geçirme ihtimalininolması, hukuka aykırı olarak tahliye talebinin kabul edilmemesi,ret gerekçesiolarak hukuken geçerliliği şüpheli, güncel olmayan gözlem kararlarınadayanılması, siyasi saiklerin başvuruya konu kararda etkili olduğu, sağlıknedeniyle cezanın infazına ara verilmesini sağlayan idari ve hukukimekanizmaların etkili olmadığı olgularına dayanarak Anayasa'nın 10., 17., 19.,36., 40. ve 56. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
40. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığınıkoruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”
41. Bir olayda yaşama hakkına ilişkin ilkelerin uygulanabilmesiiçin gerekli şartlardan biri, doğal olmayan bir ölümün gerçekleşmesi olmaklabirlikte bazı durumlarda ölüm gerçekleşmese dahi olayın yaşama hakkıçerçevesinde incelenebilmesi mümkündür (MehmetKaradağ, B. No: 2013/2030, 26/6/2014, § 20).
42. Başvurucunun yaşam hakkı yönünden şikâyetlerini, maruzkaldığı ağır hastalık nedeniyle hayatını yalnız idame ettiremeyeceği ve birbaşkasının desteği ve bakımına muhtaç olduğu Adli Tıp Kurumu 3. Adli Tıpİhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 7/4/2014 tarihli raporda belirtilmişolmasına rağmen hükmolunan cezanın infazının geri bırakılması talebinin toplumgüvenliği bakımından ağır ve somut tehlike oluşturduğu gerekçesiylereddolunması nedeniyle ceza infaz kurumunda tutulmaya devam edilmesi ilepsikolojik durumunun yaşamı yönünden risk oluşturacak şekilde her an krizgeçirme ihtimalini ciddi bir şekilde barındırdığı iddialarına dayandırdığıanlaşılmaktadır. Başvurucu, belirttiği risk dışında Cezaevinde bulunduğu sıradaherhangi bir şekilde nöbet geçirdiğinden veya bunun sonucunda çok ciddi birhayati tehlike atlattığından söz etmemektedir.
43. Anayasa Mahkemesi; ölüm olayının veyayaşam hakkına yönelikciddi bir riskin tespit edilmediği durumlarda ceza infaz kurumlarının fiziki vetıbbi imkânlarının sağlık durumuna uygun olmaması nedeniyle yaşam hakkınınihlal edildiğine ilişkin şikâyetleri istikrarlı bir şekilde Anayasa'nın 17.maddesinin üçüncü fıkrasında yer verilen hiç kimsenin insan haysiyetiylebağdaşmayan ceza veya muameleye tabi tutulamayacağına dair yasak bağlamındaincelemektedir (Mete Dursun, B.No: 2012/1195, 18/11/2015; Serdar Öztürk, B.No: 2013/7532. 4/2/2016; Sabri Kaya, B.No: 2014/8482, 29/6/2016; Ergin Aktaş, B.No: 2014/14810, 21/9/2016; Hayati Kaytan,B. No: 2014/19527, 16/11/2016).
44. Bu nedenle yaşam hakkı yönünden ayrıca incelemeyi gerektirenözel bir sorun ihtiva etmeyen somut başvuruda, başvurucunun yaşam hakkınayönelik şikâyetlerinin, özel durumu ile cezaevi koşulları arasında var olduğunuileri sürdüğü uyumsuzluğun ortaya çıkardığı maddi ve manevi (fiziksel vepsikolojik) sonuçların "insan haysiyetiile bağdaşmayan muamele" düzeyine ulaşıp ulaşmadığıyönündendeğerlendirilmesi yeterli görülmüştür.
45. Öte yandan başvurucunun insan haysiyetiyle bağdaşmayan muameleyasağıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiası ileilgili olarak -aşağıdainsan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağı ile kişiözgürlüğü ve güvenliği hakkı bağlamında incelenen hususlar dışında- bağımsızbir inceleme yapılmasını gerektirecek bir durum bulunmadığı görüldüğünden buhususta da ayrı bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
b. Kabul EdilebilirlikYönünden
46. Başvurucunun iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olmadığıgörülmektedir. Açıklanan nedenlerle başka bir kabul edilemezlik nedeni degörülmediğinden başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi gerekir.
c. EsasYönünden
i. Genel İlkeler
47. Herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirmehakkı Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınmıştır. Anılan maddeninbirinci fıkrasında insan onurunun korunması amaçlanmıştır. Üçüncü fıkrasında dakimseye "işkence" ve "eziyet" yapılamayacağı, kimsenin"insan haysiyetiyle bağdaşmayan" ceza veya muameleye tabitutulamayacağı hüküm altına alınmıştır.
48. Devletin bireyin maddi ve manevi varlığını koruma vegeliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin buhakka müdahale etmemelerini yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen şekillerdekişilerin fiziksel ve ruhsal zarar görmelerine neden olmamalarını gerektirir.Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygı gösterme yükümlülüğündenkaynaklanan negatif ödevidir (Cezmi Demir vediğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 81).
49. Anayasa ve Sözleşme tarafından kötü muamele, kişi üzerindekietkisi gözetilerek derecelendirilmiş ve farklı kavramlarla ifade edilmiştir.Dolayısıyla Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında geçen ifadelerarasında bir yoğunluk farkının bulunduğu görülmektedir. Bir muamelenin"işkence" olarak nitelendirilip nitelendirilmeyeceğinibelirleyebilmek için anılan fıkrada geçen "eziyet" ve "insanhaysiyetiyle bağdaşmayan" muamele kavramları ile işkence arasındaki ayrımabakmak gerekmektedir (Cezmi Demir vediğerleri, § 84).
50. Mağdurları küçük düşürebilecek ve utandırabilecek şekildekendilerinde korku, küçültülme, elem ve aşağılanma duygusu uyandıran veyamağduru kendi iradesine ve vicdanına aykırı bir şekilde hareket etmeyesürükleyen aşağılayıcı nitelikteki daha hafif muamelelerin "insanhaysiyetiyle bağdaşmayan" muamele veya ceza olarak tanımlanması mümkündür(Tahir Canan, B. No: 2012/969,18/9/2013, § 22). Burada "eziyet"ten farklı olarak kişi üzerindeuygulanan muamele, fiziksel ya da ruhsal acıdan öte küçük düşürücü veyaalçaltıcı bir etki oluşturmaktadır (CezmiDemir ve diğerleri, § 89).
51. Bir muamelenin bu kavramlardan hangisini oluşturduğunubelirleyebilmek için her somut olayın kendi özel koşulları içindedeğerlendirilmesi gerekmektedir. Muamelenin kamuya açık olarak yapılması onunaşağılayıcı ve insan haysiyetiyle bağdaşmayan nitelikte olup olmamasında roloynasa da bazı durumlarda kişinin kendi gözünde küçük düşmesi de bu seviyedekibir kötü muamele için yeterli olabilmektedir. Ayrıca muamelenin küçük düşürmeya da alçaltma kastı ile yapılıp yapılmadığı dikkate alınsa da böyle bir amacınbelirlenememesi, kötü muamele ihlali olmadığı anlamına gelmeyecektir. Tutulmakoşulları, tutulanlara yapılan uygulamalar, ayrımcı davranışlar, devlet görevlileritarafından sarf edilen hakaretamiz ifadeler, kişiye normal olmayan bazı şeyleriyedirme, içirme gibi aşağılayıcı muameleler "insan haysiyetiylebağdaşmayan" muamele olarak ortaya çıkabilir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 90).
52. Hükümlü veya tutuklular, Anayasa’nın 19. maddesi kapsamındahukuka uygun olarak kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkından mahrumbırakılabilirlerken (İbrahim Uysal,B. No: 2014/1711, 23/7/2014, §§ 29-33) genel olarak Anayasa ve Sözleşme’ninortak alanı kapsamında kalan diğer temel hak ve hürriyetlere sahiptirler.Bununla birlikte cezaevinde tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesive disiplinin sağlanması gibi cezaevinde güvenliğin sağlanmasına yönelik kabuledilebilir makul gerekliliklerin olması durumunda sahip oldukları haklarsınırlanabilir (Turan Günana, B.No: 2013/3550, 19/11/2014, § 35).
53. Anayasa’nın 17. maddesi, cezaevinde tutulan bir hükümlü veyatutuklunun içinde bulunduğu şartların insan onuruna yakışır bir şekildeolmasını da koruma altına almaktadır. İnfazın yöntemi ve infaz sürecindekidavranışların, mahkûmları özgürlükten mahrum kalmanın doğal sonucu olankaçınılmaz elem seviyesinden daha fazla sıkıntılı veya eziyetli bir durumasokmaması gerekir. Cezaevinde tutulmanın pratik gerekleri çerçevesindemahkûmların sağlık ve esenlikleri gibi hususların yeterli bir şekilde güvencealtına alınması ve gerekli tıbbi yardımın sağlanması da insan onuruna yakışırkoşulların sağlanması için gereklidir (TuranGünana, § 39). Bu çerçevede hasta bir kişinin uygun olmayan fizikive tıbbi koşullarda tutulması da Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasınaaykırı bir muamele olarak kabul edilebilir (MuratKarabulut, B. No: 2013/2754, 18/2/2016, § 65).
54. Hukuka uygun olarak özgürlüğü kısıtlanan herkesin insanonuruna uygun tutma koşullarına sahip olma hakkı bulunduğunu, alınantedbirlerin uygulanma koşullarının kişiyi tutukluluğa bağlı kaçınılmaz üzüntüseviyesini aşacak yoğunlukta bir ümitsizliğe sokmaması gerektiğini kabul etmekgerekir (Fatih Hilmioğlu, B. No:2014/648, 18/9/2014, § 65). Ayrıca Anayasa'nın tutuklu bir kimsenin sağlıkgerekçesiyle serbest bırakılması için hiçbir "genel zorunluluk"getirmediğini ancak doğal olarak ortaya çıkan fiziksel ya da ruhsalrahatsızlıklardan kaynaklanan acının yetkililerin sorumlu tutulabileceğitutukluluk koşullarından dolayı artması ya da artma riski bulunması hâlinde budurumun Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamına girebileceğinibelirtmek gerekir (Fatih Hilmioğlu,§ 66).
55. Özgürlüğünden yoksun bırakılmakta olan kişilerin hastaolmaları durumunda devletin kontrolü altında tuttuğu bu kişilere gerekli tıbbiyardımı sağlama yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu yükümlülüğün hiç veya gerektiğigibi yerine getirilmemesi sonucunda kişinin yaşamı veya vücut bütünlüğübakımından tehlike arz eden acil bir duruma ya da ağır veya uzun süreli bir acıçekmesine sebebiyet verilmiş olması veya belirtilen sonuçlar ortaya çıkmamaklabirlikte kişinin tıbbi yardımdan mahrum kalmış olması nedenleriyle yaşadığıstres, huzursuzluk veya aşağılanma hissinin -olayın kendine has koşullarıçerçevesinde- insan haysiyeti ile bağdaşmayan muamele düzeyine ulaşacakciddiyette olması hâlinde Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlaledildiği kabul edilebilir. Bu kapsamdaki değerlendirmede kişinin özgürlüğündenyoksun bırakılmasına bağlı dezavantajlı konumunun da dikkate alınması gerekir (Hayati Kaytan, § 44).
56. Bedensel engeli nedeniyle yaşamını tek başına idameettiremeyen veya mevcut hastalığı nedeniyle yalnız kalması yaşamı yönünden riskoluşturan kişinin durumunun tutulduğu koşullarla uyumsuz hâle gelmiş olması dao kişinin mutlak surette salıverilmesini gerektirmez. Bununla birlikte kişininözel durumu ile tutma koşulları arasındaki uyumsuzluğun ortaya çıkardığı maddi vemanevi (fiziksel ve psikolojik) sonuçların "insan haysiyeti ilebağdaşmayan muamele" düzeyine ulaşmaması için birtakım tedbirlerinalınması gerekir(Hayati Kaytan, §45).
57. Yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde sağlık durumlarınedeniyle cezalarının infazının ertelenerek tahliyelerini talep eden hükümlüveya tutuklulartarafından Anayasa'nın 17. maddesi kapsamında ileri sürülecekiddiaların incelemesinde Anayasa Mahkemesi; ilgilinin cezaevinde tutulmakoşulları, kendisine uygulanan tedavinin yeterliliği, son olarak da sağlıkdurumu ile karşılaştırıldığında ilgilinin cezaevinde tutulmasının uygun olupolmadığıyönünden bir değerlendirme yapmaktadır (Murat Karabulut, § 68).
ii. Genel İlkelerin Somut Olaya Uygulanması
58. Somut olayda başvurucu; Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin15/08/1996 tarihli kararıyla hüküm altına alınarak uyarlama yargılamasısonucunda Yargıtayındüzelterek onama kararı uyarınca müebbet hapis cezasınadönüştürülen cezasının infazı kapsamında 15/6/1995 tarihinden itibarencezaevinde tutulmaktadır. Cezasının infazı sırasında rahatsızlanması üzerine28/3/2014 tarihinde, başvurucunun Cumhuriyet Başsavcılığınca Adli Tıp Kurumunasevki yapılmıştır. Anılan Kurumda muayenesi üzerinedüzenlenen 7/4/2014 tarihliraporda, başvurucunun rahatsızlığına ilişkin 27/10/2010, 19/10/2011, 21/3/2012,3/4/2013, 5/4/2014 tarihli sağlık kurulu raporları ile Adli Tıp İhtisas Kurulukararına atıfla şizofreni tanısı tekrarlanmıştır. Ayrıca hastalığın kronik veyozlaştırıcı nitelikte olduğu, tedaviyle kişinin işlevselliğinde düzelmesağlanamadığı belirtilerek durumunun Anayasa'nın Cumhurbaşkanına tanıdığı özelaf yetkisine ilişkin 104. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi ile5275 sayılıKanun'un 6291 sayılı Kanun ile değişik 105/A maddesi kapsamında değerlendirilmesigerektiği, infaz ertelemesinin gerçekleştirilmesine kadar 5275 sayılı Kanun'un18. maddesinden yararlandırılarak,açılan Metris R Tipi Kapalı Ceza İnfazKurumunda tutulması ve tedavisinin sürdürülerek düzenli aralıklarlakontrolününsağlanması yönündeki önerilere raporda yer verildiği anlaşılmaktadır.Başvurucunun rahatsızlığınıngerekli tedavi ve kontrollerin sağlanması hâlindehayati tehlike yaratmayacağı ancak başvurucunun hayatını yalnız idameettiremiyeceği, bir başkasının destek ve bakımına ihtiyacı olduğu da rapordayer almaktadır (bkz. §§ 12, 13).
59. Başvuru dosyasına taraflarca sunulan belgelerden,başvurucunun kendi isteği üzerine Edirne F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaİnfaz Kurumuna nakil olduğu 20/5/2015 tarihine kadar Metris R Tipi Kapalı Cezaİnfaz Kurumunda tutulduğu anlaşılmaktadır. Genel olarak R tipi ceza infazkurumlarında (rehabilitasyon merkezlerinde) geçerli tutma koşulları ile ilgiliolarak Anayasa Mahkemesi, diğer bir başvuru ile ilgili kararında ayrıntılıdeğerlendirmeler yapma imkânı bulmuştur (ErginAktaş, §§ 37-46). Kararda, anılan rehabilitasyon merkezlerinin AdliTıp Kurumu raporu için bekletilen veya tek başına öz bakımını yapamayan,başkasının bakım ve yardımına muhtaç tutuklu veya hükümlülerin barındırılmasıile tedavilerinin sağlanması amacıyla kurulmuş bakımevi niteliğinde ceza infazkurumları olduğu tespiti yapılmıştır. Başvurucu; anılan Kurumda fiili olarakbakım ve tedavisinin yapılmadığı, yaşamını tek başına idame ettiremediği veyabu konuda ciddi zorluklarla karşılaştığı yönünde başvurudosyasına herhangi birbilgi ve belge sunmamıştır. Bu nedenle bu başvuru bağlamında başvurucununkaldığı Metris R Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu hakkında Anayasa Mahkemesininönceki değerlendirmelerinden ayrılmayı gerektiren bir hususun bulunmadığısonucuna varılmaktadır.
60. Bakanlık görüşündeki başvurucunun bireysel başvurutarihinden sonra kendi isteği ile 20/5/2015 tarihinde nakil olduğu Edirne FTipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda üç kişilik odada kaldığı veoda arkadaşları ile uyumlu ilişkiler içinde olduğu yönündeki tespit, Bakanlıkgörüşüne karşı 21/3/2016 tarihli başvurucu beyanlarında da teyit edilmiştir.
61. 21/3/2016 tarihli beyanında başvurucu, Edirne'deki infazkurumuna sevk edildiği 20/5/2015 tarihi ile 18/11/2015 tarihi arasındakiyaklaşık 6 aylık sürede kontrol muayenelerinin yapılmaması nedeniylehastalığının tedavisinin aksatıldığı şikâyetini dile getirmekle birlikte genelolarak tedavi sürecinin yetersizliği yönünde somut verilerle desteklenmişherhangi bir şikâyeti ortaya koyamamaktadır. Başvurucunun bu Kurumda kontrolmuayenelerine götürülme sayısı ve tarihleri konusunda tarafların mutabık olduğuanlaşılmaktadır. Başvuru dosyasındaki belgelere göre en geç 2010 tarihindenitibaren sağlık durumu yönünden ilgili kurumların gözetiminde bulunanbaşvurucunun muayenelerinin aksatıldığı altı aylık dönem ile birlikte18/11/2015 tarihinden sonra toplam beş kez kontrol muayenesine götürüldüğü(bkz. §§ 26-29) dönem boyunca karşılaştığı zorluklara ilişkin olarak başvurudosyasına somut herhangi bir bilginin sunulmadığı da gözlemlenmiştir.Edirne'deki Ceza İnfaz Kurumu yetkilileri tarafından başvurucununkendi seçimiolan sosyal yönden desteklendiği bir ortamda bulunması yönünde herhangi birengelin de çıkarılmadığının anlaşılması karşısında kontrol muayeneleri yönündenyapıldığı tespit edilen ihmalin tek başına insan haysiyeti ile bağdaşmayan birmuamelenin var olduğu yönünde bir değerlendirmenin yapılmasını makul göstermeyeyeterli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
62. Öte yandan başvurucunun sağlık kuruluşları ve ceza infazkurumu arasında nakillerinin sıkı güvenlik önlemleri altında cezaevi ringaraçlarıyla, kelepçe takılmak suretiyle gerçekleştirilmesinden kaynaklananiddiaları ile ilgili olarak, Anayasa Mahkemesi somut olay bağlamında bupratiğin tek başına “kötü muamele” oluşturan, başvurucunun sağlık durumusebebiyle içinde bulunduğu sıkıntıyı daha da arttıran ve aşağılanma duygusunayol açan bir muamele olduğu konusunda yeterli verinin bulunmadığıkanaatindedir.
63. Yukarıda yer verilen değerlendirmeler ışığında Anayasa'nın17. maddesinde güvence altına alınan insan haysiyetiyle bağdaşmayan muameleyasağının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.
B. Kişi Özgürlüğü veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
64. Başvurucu vekili, ağır hastalık durumundan ötürü cezasınınertelenmesigerektiği yönünde raporları olan başvurucunun cezaevinde tutulmamasıgerektiği hâlde derece mahkemelerinin tahliye taleplerinin reddine dairSavcılık kararına karşı yaptıkları itirazların reddolunması nedeniyleAnayasa'nın 19. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
65. Bakanlık, başvurucunun kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkınınihlal edildiği iddialarıyla ilgili olarak herhangi bir görüş sunmamıştır.
2. Değerlendirme
66. Anayasa'nın 19. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
Şekil ve şartları kanunda gösterilen:
Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcıcezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; ... halleri dışındakimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz."
67. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında herkesin kişihürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak konulduktan sonraikinci ve üçüncü fıkralarında şekil ve şartları kanunda gösterilmek şartıylakişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olaraksayılmıştır. Dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının kısıtlanmasıancak Anayasa'nın anılan maddesi kapsamında belirlenen durumlardan herhangibirinin varlığı hâlinde söz konusu olabilir (MuratNarman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).
68. Anayasa Mahkemesi; hükümlü veya tutuklular tarafından,sağlık koşullarının tutuldukları cezaevi şartları ve yetkililerinuygulamalarından kaynaklanan nedenlerle kötüleştiği, bu nedenlerle doğal olaraközgürlükten yoksun bırakılmaktan kaynaklanan ızdırap ve acının ötesinde ızdırapve acıya maruz kaldıkları yönünde somut veriler sunulmaksızın,yalnızca muzdaripoldukları hastalık nedeniyle tutulmanın sonlandırılması taleplerine yönelikolarak yapılan başvuruları Anayasa'nın 19. maddesi kapsamında incelemektedir (Hayati Kaytan, § 47).
69. Bu tür şikâyetlerle ilgili olarak Anayasa MahkemesininAnayasa'nın 19. maddesi kapsamındayapacağı inceleme, kişinin hürriyetten yoksunbırakılmasınınkısmen veya tamamen maddede sayılan koşullarda gerçekleşipgerçekleşmediğini tespit etmekten ibarettir (AbdullahBaybaşin, B. No: 2014/5161, 20/9/2017, § 60).
70. Somut olayda başvurucu, akıl hastası olduğu içinhürriyetinden yoksun bırakılmamış, “mahkûmiyet kararına bağlı olarak” cezaevinde iken akıl hastalığınayakalanmıştır. Kanuna uygun şekilde “mahkûmiyet kararına bağlı olarak”cezaevinde tutulan başvurucunun sağlık durumuyla ilgili Adli Tıp 3.İhtisasKurulu raporunda başvurucunun durumunun sürekli hastalık, sakatlık vekocama hâli kapsamında değerlendirildiği görülmektedir. Anılan rapordabaşvurucunun rahatsızlığının tedavisi ve poliklinik kontrollerinin sağlanmasıhâlinde hayati tehlike yaratmayacağı belirtilmekle birlikte başvurucunun“yüksek güvenlikli sağlık kuruluşunda koruma ve tedavi altına alınmasının uygunolduğu” hususuna da yer verilmiştir (bkz. § 13).
71. Başvurucu alınan raporlar doğrultusunda 25/04/2014 tarihindeMetris R Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan tahliye edilerek Bakırköy HastanesiBaştabipliği Yüksek Güvenlikli Sivil Sağlık Servisi Bölümüne yatırılmıştır(bkz. § 15). Anılan Hastane tarafından düzenlenen 10/9/2014 tarihliraporda,hastalığının remisyon (klinikbelirtilerde düzelme) hâlinde olduğunun, bu durumuyla hastanedençıkarılabileceğinin, hastalığının düzenli psikiyatrik tedavisi ve tıbbi kontrolmuayeneleri gerektiğinin, R tipi Ceza İnfaz Kurumunda tutulmasının ve bulunduğuCeza İnfaz Kurumunda tedavisi sürdürülerek düzenli aralıklarla (ayda bir) vegerektiğinde bulunduğu Kuruma en yakın hastanedeki psikiyatri polikliniğindekontrol muayenelerinin yapılmasının uygun olduğunun bildirilmesi üzerinebaşvurucunun 17/9/2014 tarihinde tekrar Metris R Tipi Kapalı Ceza İnfazKurumuna alındığı anlaşılmaktadır (bkz. § 20).
72. Öte yandan akıl hastalığının bulgularının ağırlaştığıkoşullarda hükümlüler için mevzuatta öngörülen seçeneğin ilgilinin serbestkalması değil bir sağlık kuruluşuna yatırılmak suretiyle cezaevinden tahliyeedilmek alternatifi olduğu anlaşılmaktadır. Anayasa ile sağlanan koruma sistemiiçinde bir suç isnadına veya mahkûmiyet kararına bağlı olarak özgürlüğündenyoksun bırakılan bir kimsenin sağlık gerekçesiyle serbest bırakılması yönünde genelbir zorunluluk öngörülmediğine göre insan haysiyetiyle bağdaşmayan muameleolarak değerlendirilebilecek bir olgunun tespit edilmediği maddi olayda"mahkûmiyet kararına bağlı olarak” cezaevindetutulan başvurucunun bu süre zarfında cezaevinde tutulma nedeniyle ilgiliolarak gerek cezaevi koşullarından kaynaklanan gerekse yetkililerce yapılanuygulamalarda keyfî uygulamaya yol açacak nitelikte herhangi birunsurunbulunmadığı anlaşılmaktadır.
73. Açıklanan nedenlerle başvurucunun kişi hürriyeti vegüvenliği hakkına ilişkin şikâyetleri yönünden açık bir ihlal tespitedilmediğinden başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşullarıyönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
C. İnsan HaysiyetiyleBağdaşmayan Muamele Yasağıyla Bağlantılı Olarak Eşitlik İlkesinin İhlalEdildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
74. Başvurucu vekili; infazın durdurulması taleplerinin adlibirimler tarafından değerlendirilmesinde adli hükümlüler ile siyasi hükümlülerarasında farklılık bulunduğunu, nitekim sürekli ve ağır hastalık hâlinedeniylebaşvurucunun yaşamını kendi başına idame ettiremeyeceğinin sağlıkkurulu raporuyla tespit edilmiş olmasına rağmen 5275 sayılı Kanun'un 16.maddesi uyarınca toplum güvenliği açısından ağır ve somut tehlike oluşturduğugerekçesiyle cezasının infazının ertelenmesinin uygun görülmediğini belirterekeşitlik ilkesinin ihlal edildiğini iddia etmektedir.
75. Bakanlık, bu iddiaya ilişkin ayrı bir cevap vermemiştir.
2. Değerlendirme
76. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47. maddesinin (3), 48.maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları uyarınca bireysel başvuruda,kamugücünün neden olduğu iddia edilen ihlale dair olayların tarih sırasına göreözeti yapılmalı; bireysel başvuru kapsamındaki hakların ne şekilde ihlaledildiği, buna ilişkin gerekçeler ve deliller açıklanmalıdır (Veli Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014,§§ 19, 20).
77. 5275 sayılı Kanun'un 16. maddesine 24/1/2013 tarihli ve 6411sayılı Kanun ile eklenen 6. fıkra uyarınca cezanın infazının ertelenebilmesiiçin maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infazkurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyeceğinin tespit edilmişolması koşulu yanında ilgilinin toplum güvenliği için tehlike oluşturmayacağınadair bir kanaatin geliştirilmiş olması koşulunun da arandığı anlaşılmaktadır.Anılan madde hükmüne 18/6/2014tarihli ve 6545 sayılı Kanun'un 79. maddesiyle"bakımından" ibaresinden sonra gelmek üzere, "ağır vesomut" ibaresi eklenmiştir. Bu bağlamda cezanın infazı biçimine dairmevzuat hükümlerinin nasıl yorumlanması gerektiğini belirlemek AnayasaMahkemesinin görevi kapsamında değildir. Ancak Anayasa Mahkemesi, hükümlüveyatutuklunun bulunduğu koşulların, sağlık durumu nedeniyle hükümlülüğüngetirdiği olağan acı ve ızdırabın ötesinde sonuçlara yol açıp açmadığınıdeğerlendirecektir. İnsan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının Anayasa veSözleşme'nin ortak koruma alanında kalan mutlak bir yasak olduğu gözönünealındığında, bu yasak ile çelişen bir muamelenin varlığının saptandığıdurumlarda ilgilinin toplum güvenliği açısından ağır ve somut tehlikeoluşturacağı kanaatinin tahliye gerekliliğinin önünde bir engel teşkil etmesimazur görülemez. Bu şekildeki koşullar mevcut olmadığı hâlde idareninyalnızcatoplum güvenliği ile ilgili saiklerle bir kişiyi tutmaya devam etmesininyetkililer açısından da önemli bir risk teşkil edeceği dikkate alınmalıdır. Öteyandan akıl hastalıkları açısından hastalığın şiddetinin kritik seviyeyi aşmasıdurumunda cezaevinde tutulmanın alternatifi ilgilinin serbest kalması dadeğildir.
78. Somut olayda başvurucu, cezasının infazının ertelenmesitalebinin incelenmesi sırasında mahkûmiyetine yol açan suçun türünün dikkatealınması nedeniyle ayrımcılığa maruz kaldığını ileri sürmekle birlikte,yalnızcamahkûm olduğu suçun türü dikkate alınarak infazın ertelenmesi talebininreddolunduğuna ilişkin iddiasını somut verilerletemellendiremediği sonucunaulaşılmıştır.
79. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. İnsan haysiyetiylebağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Kişi özgürlüğü vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
3. İnsan haysiyetiyle bağdaşmayanmuamele yasağıyla bağlantılı olarak eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altınaalınan insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,
D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE5/12/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.