TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MANSUR YAVAŞ VE CUMHURİYET HALK PARTİSİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/5425)
Karar Tarihi: 23/7/2014
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serruh KALELİ
Üyeler
:
Nuri NECİPOĞLU
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Zühtü ARSLAN
Raportör
:
Şermin BİRTANE
Başvurucular
:
1) Mansur YAVAŞ
Vekili
:
Av. Balkan ŞENCAN
2) Cumhuriyet Halk Partisi
Temsilcileri
:
Bülent TEZCAN
Gürsel TEKİN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucular, 30/3/2014 tarihinde yapılan AnkaraBüyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptal edilmesi talebinin reddineilişkin Yüksek Seçim Kurulu (YSK) kararının serbest seçim, adil yargılanmahakları ile ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini ileri sürmüşlerdir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvurular, 21/4/2014 ve 12/6/2014 tarihlerinde AnayasaMahkemesi'ne doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığıtespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, başvurunun kabuledilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölümegönderilmesine karar verilmiştir.
4. 2014/8820 sayılı ve 2014/5425 sayılı başvuruların konubakımından aynı nitelikte bulunmaları nedeniyle 2014/5425 sayılı başvuru ilebirleştirilmesine ve incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına kararverilmiştir.
III. OLAYLAR VEOLGULAR
A. Olaylar
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
6. Başvurucu Mansur Yavaş 30/3/2014 tarihlinde yapılanAnkara Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisindenaday olmuş, ancak seçilememiştir. Cumhuriyet Halk Partisi, kanuna aykırıhallerin mevcut olduğu iddiasıyla anılan seçimin iptal edilmesi talebiyleYüksek Seçim Kuruluna itiraz etmiştir.
7. Yüksek Seçim Kurulunun 9/4/2014 tarih ve 1203 sayılıkararıyla, geçerli oy pusulası toplamı ile siyasi partilere verilen oymiktarları toplamının birbirini doğruladığının tespit edildiği, Telekomünikasyonİletişim Başkanlığı tarafından bir internet sitesine tüm Türkiye'den erişimengeli konulmasının herkes için geçerli bir uygulama olması nedeniylepropagandaların engellenmesi olarak değerlendirilemeyeceği, seçime ilişkin birkısım tutanakların incelenmesinden, oy kullanan seçmen sayısı/kullanılan zarfsayısı, artan oy pusulası/zarf sayısı, geçerli oylar, geçersiz oylartoplamalarında hatalara rastlanmış olmakla birlikte, geçerli oyların siyasipartilere dağılımında bir hataya rastlanmaması göz önünde bulundurularak, buhususun sonuca etkili olmayan maddi hata olarak değerlendirildiği gerekçesiyleitirazın reddine karar verilmiştir.
B. İlgili Hukuk
8. Anayasa'nın 79. maddesinin birinci, ikinci, üçüncü vedördüncü fıkraları şöyledir:
“Seçimler, yargı organlarının genel yönetim vedenetimi altında yapılır.
Seçimlerin başlamasından bitimine kadar,seçimin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğü ile ilgili bütün işlemleri yapma veyaptırma, seçim süresince ve seçimden sonra seçim konularıyla ilgili bütünyolsuzlukları, şikâyet ve itirazları inceleme ve kesin karara bağlama veTürkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin seçim tutanaklarını (Ek ibare: 31.5.2007 - 5678/2 md.) veCumhurbaşkanlığı seçimi tutanaklarını kabul etme görevi Yüksek Seçim Kurulunundur.Yüksek Seçim Kurulunun kararları aleyhine başka bir mercie başvurulamaz.
Yüksek Seçim Kurulunun ve diğer seçimkurullarının görev ve yetkileri kanunla düzenlenir.
Yüksek Seçim Kurulu yedi asıl ve dört yedeküyeden oluşur. Üyelerin altısı Yargıtay, beşi Danıştay Genel Kurullarınca kendiüyeleri arasından üye tamsayılarının salt çoğunluğunun gizli oyu ile seçilir.Bu üyeler, salt çoğunluk ve gizli oyla aralarından bir başkan ve birbaşkanvekili seçerler.”
9. Anayasa'nın 68. maddesi şöyledir
“…..
Siyasî partiler, demokratik siyasî hayatınvazgeçilmez unsurlarıdır.
Siyasî partiler önceden izin almadankurulurlar ve Anayasa ve kanun hükümleri içerisinde faaliyetlerini sürdürürler.
Siyasî partilerin tüzük ve programları ileeylemleri, Devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne,insan haklarına, eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine, millet egemenliğine,demokratik ve lâik Cumhuriyet ilkelerine aykırı olamaz; sınıf veya zümrediktatörlüğünü veya herhangi bir tür diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyiamaçlayamaz; suç işlenmesini teşvik edemez.
…..
…..
Siyasî partilere, Devlet, yeterli düzeyde vehakça malî yardım yapar. Partilere yapılacak yardımın, alacakları üye aidatınınve bağışların tabi olduğu esaslar kanunla düzenlenir.”
10. 26/4/1961 tarih ve 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümlerive Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun’un 14. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Yüksek Seçim Kurulunun görev ve yetkilerişunlardır:
…
7. İl seçim kurullarınca, oy verme günüişlemleri hakkında verilmiş olan kararlara karşı yapılan itirazları derhalinceleyip kesin karara bağlamak,
8. İl seçim kurullarınca düzenlenentutanaklara karşı yapılan itirazları inceleyip kesin karara bağlamak,
9. Seçimlerden sonra, kendisine süresi içindeyapılan, seçimin sonucuna müessir olacak ve o çevre seçiminin veyaseçilenlerden bir veya birkaçının tutanağının iptalini gerektirecek mahiyetteitirazları, altkurullara yapılan itirazların silsilesine ve sürelerineuygunluğunu araştırmaksızın inceleyip kesin karara bağlamak,
….”
11. 298 sayılı Kanun’un 130. maddesi şöyledir:
“İl seçim kurullarının kararlarına karşıaşağıdaki şekilde itiraz olunur:
1. İl seçim kurullarıyla başkanlarının kendiişlemleri aleyhine vaki şikayetlerin reddine dair verdikleri kararlara, tebliğveya tefhiminden itibaren üç gün,
2. Bu kurulların teşekkülüne, kurulunteşkilinden itibaren üç gün,
3. Oy verme günü işlemlerine ait kararlarakarşı derhal,
4. Sair kararlar aleyhine bu kararlarınöğrenildiği tarihten itibaren üç gün içinde ve en geç il birleştirmetutanağının düzenlenmesini takip eden üçüncü gün saat 17.00 ye,
5. Oyların dökümüne, sayımına, oylarınseçilenlere göre ayrılmasına; il birleştirme tutanağının düzenlenmesinden sonrakiüçüncü gün saat 17.00 ye,
6. Seçilme yeterliğine;veya kendilerine tutanak verilenlerin, seçilmediğine veya seçimin sonucunatesir edecek olaylara karşı, seçilenlere verilecek tutanağın düzenlenmesindensonraki üçüncü gün saat 17.00 ye,
Kadar 110 uncu maddede yazılı kimselertarafından doğrudan doğruya veya il seçim kurulları vasıtasıyla Yüksek SeçimKuruluna itiraz edilebilir.
Şu kadar ki; siyasi partilerin ilbaşkanlarıyla genel merkezleri veya bağımsız aday tarafından tutanağındüzenlenmesinden sonra (7) gün içinde seçimin neticesine müessir olaylar vehaller sebebiyle yapılan itirazlar, seçimin sonucu hakkında kesin karar vermekyetkisine sahip olan kurullarca, seçimin neticesine müessir görüldüğü takdirde,alt kademelerce verilen kararların kesin veya kesinleşmiş olması veya kurullaraderece derece ve müddeti içinde müracaat edilmemişolması, bu itirazın incelenmesine ve reddine sebep teşkil etmez.
Bu itirazlar yazılı olarak yapılır. İtirazdilekçesine, itiraz edenin adının, soyadının ve açık adresinin yazılması, ihbarve iddia olunan vakıaların mahiyetinin ve gerekçesinin beyanının, delilleriningösterilmesi ve belgelerinin bağlanması, bu belgelerin elde edilmesi mümkündeğil ise, sebeplerinin ve nereden ve ne suretle temin olunabileceğinin bildirilmesilazımdır.
Ancak, adaylığın kesinleşmesinden sonra,adayın Türk olmadığına, yaşının kanunda gösterilenden küçük olduğuna, okur - yazar olmadığı veya seçilme yeterliğini kaybettirenbir mahkumiyeti bulunduğuna ilişkin iddialar dışındaki nedenlerle adaylaraitiraz olunamaz. Bu hüküm olağanüstü itirazlar için de geçerlidir.
Bu şartları haiz olmayan dilekçeler reddolunur.”
12. 298 sayılı Kanun’un 131. maddesi şöyledir:
“ Her türlü seçimin devamı sırasında, Yüksek Seçim Kurulunun itiraz eylediğiveya itiraz yolu ile verdiği kararlar dışında kalan işlemleri, tedbirleri vesair muameleleriyle, bu kanunda başka bir mercie şikayet veya başvurma yolugösterilmemiş ve fakat alt kurulların görevleri sınırlarını aşmış olan veya bumahiyette bulunan, kanuna aykırı hareketlerden dolayı 110 uncu maddedegösterilenler tarafından, yazılı olarak, doğrudan doğruya, Yüksek SeçimKuruluna şikayet olunabilir.
Yazılı şikayetlerin 112 nci maddedeki şartları ihtiva etmesi lazımdır. Buşikayetler üzerine, Yüksek Seçim Kurulunca derhal ve kesin olarak kararverilir.”
13. 298 sayılı Kanun’un 132. maddesi şöyledir:
“ Yüksek Seçim Kurulu evrak üzerinde, incelemeler yapar. Ayrıca lüzum gördüğübilcümle tahkik ve her türlü tetkik işlemlerini de yapar. Gerekli mercilerdenher türlü bilgi ve belgeleri ister. Bu mercilerin, en kısa bir zamanda ve engeç yedi gün içinde istenilen bilgi ve belgeyi vermeleri mecburidir.
Kurul başkanı, lüzum ve ihtiyaca göre, buişlerde çalışmak üzere, Yargıtay ve Danıştay memurlarını da vazifelendirebilir.
İtiraz dilekçesinin bir sureti, tutanağınaitiraz edilene tebliğ olunur. Tutanağına itiraz olunan kimse, isterse yazı ilesavunabileceği gibi, isteği üzerine, Yüksek Seçim Kurulunun tayin edeceği gündebizzat veya bir vekil marifetiyle kendini kurul huzurunda savunabilir. Kurul,yapılan itiraz ve ihbarları kendisine verildiği tarihten itibaren en geç üç ayiçinde bir karara bağlar.
Kurulun kararı kesindir. Aleyhine hiçbirmercie ve kanun yoluna başvurulamaz.
Seçimin özelliğine göre seçim sonuçlarıhakkında kesin karar vermeye yetkili mercie yapılacak itirazlarda da yukarıki 1 inci ve 3 üncü fıkralarhükümleri uygulanır.
Ancak, bu kurul itirazları onbeşgün içinde kesin karara bağlar.
Yukarıki fıkralarda yazılı kararlar aleyhine hiçbir mercie ve kanun yolunabaşvurulamaz.
Tutanakların iptali halinde özelkanunlarındaki hükümler uygulanır.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
14. Mahkemenin 23/7/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucuların 2014/5425 numaralı bireysel başvuruları incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucuların İddiaları
15. Başvurucular, Yüksek Seçim Kurulu kararlarının yargısalnitelik taşıyan kararlar olduğunu, diğer yargı yerleri kararları gibi YSKkararlarına karşı da bireysel başvuru yapılabileceğini, Anayasa'nın 79.maddesindeki YSK kararları aleyhine bir başka mercie başvurulamayacağıyolundaki hükmün, kararlarının kesin olması şeklinde anlaşılması gerektiğini,YSK'nın 9/4/2014 tarihli kararında ileri sürdükleri delilleri ve iddialarıyeterince incelemediğini, kararda bariz takdir hatası bulunduğunu, YSK'nın, çoksayıda seçim sandığında geçersiz kabul edilen oy pusulalarının geçersizliknedenlerinin yazılmamış olması yönündeki itirazı reddettiğini, YSK'nınseçimlerin düzgün yürütülmesine dair pozitif yükümlülüğünü yerine getirmediğini,yeterli tedbirleri almadığını, Ankara'da muhtar pusulalarının diğer pusulalarlaaynı zarf içerisine konmasının kanunen geçersiz sayılması hususunun yaklaşık125.000 oyun geçersiz sayılmasına neden olduğunu, oysa ülke genelinde aynıdurumda olan oyların sandık kurullarının inisiyatifiyle geçerli sayıldığını, buşekilde tutarsız uygulamalara yol açıldığını, YSK'nın aynı konuda yapılanitirazlarda çelişkili kararlar verdiğini, seçimde yapılan usulsüzlüklernedeniyle başvurucu Mansur Yavaş’ın seçilmesinin engellendiğini belirterekAnayasa'nın 36. maddesinde tanımlanan adil yargılanma, Anayasa'nın 67.maddesinde yer alan seçme ve seçilme haklarının ve ifade özgürlüğünün ihlaledildiğini ileri sürmüşlerdir.
B. Değerlendirme
1. Başvurucu Cumhuriyet Halk Partisininbaşvurusunun kişi bakımından yetki yönünden
16. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
'Herkes, Anayasada güvence altına alınmıştemel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındakiherhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla AnayasaMahkemesine başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarınıntüketilmiş olması şarttır.'
17. 30/11/2011 tarih ve 6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un, 'Bireysel başvuru hakkı' kenarbaşlıklı 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
'Herkes, Anayasada güvence altına alınmıştemel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ekTürkiye'nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücütarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.'
18. 6216 sayılı Kanun'un, 'Bireysel başvuru hakkına sahip olanlar'kenar başlıklı 46. maddesi şöyledir:
'(1) Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığıileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel, kişisel bir hakkıdoğrudan etkilenenler tarafından yapılabilir.
(2) 'Kamu tüzel kişileri bireysel başvuruyapamaz. Özel hukuk tüzel kişileri sadece tüzel kişiliğe ait haklarının ihlaledildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilir.
…''
19. 6216 sayılıKanun'un 46. maddesinde, bireysel başvurununancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncelve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenler tarafından yapılabileceğidüzenlenmektedir
20. Aynı maddenin(2) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinde ise kamu tüzel kişilerinin bireyselbaşvuru yapamayacağı, özel hukuk tüzel kişilerinin sadece tüzel kişiliğe aithaklarının ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabileceklerikuralı yer almaktadır.
21. Anayasa'nın 68.maddesinin ikinci fıkrasında “Siyasî partiler, demokratik siyasî hayatınvazgeçilmez unsurlarıdır.” ilkesine yer verildikten sonra üçüncü fıkrasında da“Siyasî partiler önceden izin almadan kurulurlar ve Anayasa ve kanun hükümleriiçinde faaliyetlerini sürdürürler.” denilmektedir.
22. AnayasaMahkemesinin 10/2/1994 tarih ve E.1992/2, K.1994/1 sayılı kararında, siyasîpartilere ilişkin Anayasa kuralları gözden geçirilirse Anayasa koyucunun bukonuya özel bir önem ve değer vermiş olduğu, ancak, siyasî partilerinAnayasa'da kamu kurumları olarak nitelendirilmediği belirtilmiştir.
23. Anayasa Mahkemesinin 30/7/2008tarih ve E. 2008/1, K. 2008/2 sayılı kararında ise siyasi partilerin,Anayasa’nın konuya ilişkin kuralları ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin‘örgütlenme’, ‘düşünce ve ifade’ özgürlüğünü düzenleyen 10. ve 11. maddelerininkoruması altında oldukları belirtilmiştir.
24. Buna göresiyasi partilerin hukuki nitelikleri bakımından kamu tüzel kişisi olmadıklarıaçıktır. Anayasa Mahkemesinin yukarıda anılan kararlarında siyasi partilereilişkin Anayasa’da yer alan özel düzenlemeler dikkate alınarak, siyasipartilerin olağan derneklerden farklı oldukları vurgulanmışsa da bu tespitonların bireysel başvuru usulünde 6216 sayılı Kanun’un 46. maddesinin (2)numaralı fıkrası uyarınca özel hukuk tüzel kişileri olarak başvuruyapabilmelerine engel değildir.
25. Anayasa'nın148. maddesinin üçüncü ve 6216 sayılı Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralıfıkraları uyarınca, Anayasa'da güvence altına alınmış temel hak veözgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye'nin tarafolduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlaledildiğini düşünen, medeni haklara sahip gerçek ve tüzel kişilere AnayasaMahkemesine bireysel başvuru açısından dava ehliyeti tanınmıştır. Buna karşılık6216 sayılı Kanun'un 46. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, özel hukuk tüzelkişilerinin bireysel başvurunun niteliği gereği sadece tüzel kişiliğe aithaklarının ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilecekleriifade edilmiştir. Anılan maddenin (1) numaralı fıkrası ise bireysel başvuruyapılabilmesi açısından güncel ve kişisel hakların doğrudan ihlal edilmiş olmasınıgerekli kılmaktadır.
26. Somut başvuruda Cumhuriyet HalkPartisi, 30/3/2014 tarihinde yapılan Ankara Büyükşehir BelediyeBaşkanlığı seçimlerinde hukuka aykırılıklar bulunduğu iddiasıyla YSK’yabaşvurmuş, söz konusu seçimin iptalini talep etmiş, talebinin reddi üzerinebireysel başvuruda bulunmuştur. Demokratik hayatın vazgeçilmez öğesi kabuledilen siyasi partilerin kendilerini ifade etmelerinde en önemli yol olanseçimlere ilişkin hususların siyasi partilerin tüzel kişiliğine ait haklardanolduğunda kuşku bulunmamaktadır. Bu nedenle söz konusu Ankara BüyükşehirBelediye Başkanlığı seçiminde birtakım usulsüzlükler yapıldığı iddialarıylaYSK’ya yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin bir siyasi parti olan CHP’nintüzel kişiliğine ait haklarını etkilediği açıktır. Bu nedenle başvuru ehliyeti bakımından bir eksiklik bulunmamaktadır.
2. Kabul Edilebilirlik Yönünden
27. Başvurucular her ne kadar YSK’nın başvuru konusu 9/4/2014tarihli kararı nedeniyle Anayasa'nın 36. maddesinde tanımlanan adil yargılanma,Anayasa'nın 67. maddesinde yer alan seçilme haklarının ve ifade özgürlüğününihlal edildiğini ileri sürmüşler ise de ifade özgürlüğünün ihlal edildiğineilişkin somut olay ve olgulara dayalı bir açıklama ve kanıtlamadabulunulmadığı, özellikle siyasi propaganda olanaklarının ne suretlekısıtlandığına yönelik somut kanıtların sunulmadığı, başvuru formu ve eklerininincelenmesinden şikayetin özünün seçilme hakkına ilişkin olduğu anlaşılmıştır.Olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki tavsifiyle bağlı olmayan AnayasaMahkemesi, başvurucuların iddialarını seçilme hakkı çerçevesindedeğerlendirmiştir.
28. Başvuru dosyasının incelenmesinde öncelikle Anayasa’nın148. maddesinin üçüncü fıkrasında çizilen çerçevede başvurunun AnayasaMahkemesinin konu bakımından yetkisi içinde olup olmadığı hususunun ortayakonulması gerekmekte olduğundan bu dosya bakımından Anayasa’nın 79. maddesininikinci fıkrasının son cümlesi ve 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (3)numaralı fıkrası yönünden bir değerlendirme yapılmamıştır.
29. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hakve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangibirinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesinebaşvurabilir.”
30. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenarbaşlıklı 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hakve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nintaraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından,ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”
31. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre, Anayasa Mahkemesineyapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu gücütarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altınaalınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) veTürkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Birbaşka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan birhak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18; B. No: 2012/917,16/4/2013, § 16).
32. AİHS'in Türkiye'nin taraf olduğu Ek 1 Nolu Protokolün 3. maddesi şöyledir:
"Yüksek Sözleşmesi Taraflar, yasamaorganının seçilmesinde halkın kanaatlerinin özgürce açıklanmasını sağlayacakşartlar içinde, makul aralıklarla, gizli oyla serbest seçimler yapmayı taahhütederler."
33. AİHM içtihatlarına göre, anılan maddede geçen “yasama”ifadesi mutlak anlamda ulusal parlamento anlamına gelmemekte, söz konusuifadenin devletlerin anayasal yapısı ışığında yorumlanması gerekmekte, federaldevletlerde federe devletlerin parlamentoları da bu madde anlamında “yasama”organı olarak kabul edilmektedir (Mathieu-Mohin ve Clerfayt/Belçika, B. No: 9267/81, 2/3/1987; Matthews/Birleşik Krallık,B. No: 24833/94, 18/2/1999, § 40).
34. Bunun yanı sıra AİHM, kapsam ve güç bakımından yeterliyasama yetkisine sahip olmayan yerel yönetim seçimlerini “yasama organı” seçimikapsamında görmemektedir (X/Birleşik Krallık,B. No: 7215/75, 5/11/1981; Clerfayt, Legros/Belçika, B. No: 10650/83, 17/5/1985; Booth-Clibborn/BirleşikKrallık, B. No: 11391/85, 5/7/1985; Malarde/Fransa, B.No: 46813/99, 5/9/ 2000;Molka/Polonya, B. No: 56550/00,11/4/2006).
35. Görüldüğü üzere AİHS kapsamında korunan hak, yasamaorganının seçimi ile ilgili olup Anayasa’nın 127. maddesi uyarınca mahalliidare niteliğinde olan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimiyle ilgiliihlal iddiaları, bağımsız bir hak olarak AİHS kapsamındadeğerlendirilmediğinden, bu hakka yönelik ihlal iddialarının bireysel başvurukonusu yapılabilmesi mümkün değildir.
36. Sonuç itibariyle, başvurucuların ihlal iddiasının konusu,Anayasa’da güvence altına alınmış ve Sözleşme kapsamında olan temel hak veözgürlüklerin koruma alanı dışında kalmaktadır.
37. Açıklanan nedenlerle, başvurucuların başvuru dilekçesindeifade ettiği şekliyle ihlal edildiğini ileri sürdüğü haklar, Anayasa ve AİHSile buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokollerin ortak koruma alanınagirmediğinden başvurunun, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönündenincelenmeksizin “konu bakımındanyetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle, başvurunun, “konu bakımından yetkisizlik” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, yargılamagiderlerinin başvurucular üzerinde bırakılmasına, 23/7/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.