TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MAŞALLAH GÖKALP UÇAR VE DİĞERLERİ
(Başvuru Numarası: 2013/5198)
Karar Tarihi: 20/4/2016
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Erdal TERCAN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör
:
Elif KARAKAŞ
Basvurucular
:
Maşallah GÖKALP UÇAR ve diğerleri [bkz. ekli tablonun
(B) sütunu]
Vekili
:
Av. Saim BOZKURT
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvurular, 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden DoğanZararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan müracaatlarınreddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ve anılan ret işlemlerine karşıaçılmış olan davalara ilişkin yargılama işlemlerinin adil olmaması, makulsürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiiddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvurular muhtelif tarihlerde Anayasa Mahkemesine doğrudanyapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesineticesinde başvuruların Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 7/7/2015 tarihinde,başvurucuların adli yardım taleplerinin kabulüne karar verilmiştir.
4. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 7/7/2015 tarihinde,başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasınakarar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından 2/9/2015 tarihinde, başvurularınkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir
6. Başvuru belgelerinin birer örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın yazısında AnayasaMahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfenbaşvurular hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
7. Anayasa Mahkemesi tarafından ekli tablonun (A) sütunundabaşvuru numaraları belirtilen dosyaların 2013/5198 başvuru numaralı bireyselbaşvuru dosyası ile birleştirilmesine, incelemenin 2013/5198 başvuru numaralıbireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine ve diğer bireysel başvurudosyalarının kapatılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
8. Başvuruculara ait bireysel başvurularda, başvuru dilekçeleriile başvurulara konu yargılama dosyaları içeriğinden tespit edilen ilgiliolaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucular, Batman ili Sason ilçesi Tekevlerköyünde ikamet etmekte iken meydana gelen terör olayları nedeniyle 1993 yılındagöç etmek zorunda kaldıklarını belirterek ekli tablonun C sütununda belirtilentarihlerde, 5233 sayılı Kanun kapsamına giren zararlarının karşılanmasıtalebiyle Batman Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna başvurmuşlardır.
10. Ekli tablonun D sütununda tarih ve sayıları belirtilenKomisyon kararlarında, köyün boşalmadığı ve başvuruculara yönelik bir tehdit vesaldırı olmadığından bahisle başvuruların reddine karar vermiştir.
11. Belirtilen ret işlemleri aleyhine ekli tablonun (F)sütununda belirtilen tarihlerde başvurucular tarafından açılan iptaldavalarında, ekli tablonun (G) sütununda tarihleri gösterilen İdare Mahkemesikararları ile reddedilmiştir. İlgili gerekçe şöyledir:
“5233 sayılı Yasanın yukarıda aktarılan maddelerinindeğerlendirilmesinden; "terör eylemleri" veya "terörle mücadelekapsamında yürütülen faaliyetler" sonucunda bir yerleşim yerinin tamamenboşalmış/boşaltılmış olması nedeniyle malvarlığına ulaşamayan kişilerceuğranılan maddi zararın, sözü edilen Yasa hükümlerine göre idarece sulh yoluylaödenmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, bir yerleşim yerinin güvenlik nedeniyleidarece veya güvenlik kaygısıyla o yerleşim yerinde yaşayan halk tarafından"tamamen" boşaltılmış olması halinde, yerleşim yerininboşaltılmasından yerleşim yerine dönüşün başladığı tarihe kadar Yasada tek teksayılmak suretiyle belirlenen maddi zararın idarece karşılanması mümkündür.Sosyal güvenlik kaygısına dayanılarak bir yerleşim yerinin kısmen boşalmışolması nedeniyle malvarlığına ulaşılamamasından kaynaklanan maddi zararınidarece ödenmesine yasal olanak bulunmamaktadır.
Yerleşim yerinin "kısmen" boşalmış olması, o yerleşim yerindegüvenli bir şekilde, yaşayabilme olanağını sağlayan asgari güvenlik şartlarınınidarece yerine getirilmiş olduğunun nesnel bir göstergesidir. Güvenlikkaygısının, yerleşim yerinde sürekli yaşayan kişilere ve sözü edilen kaygınedeniyle aynı yerleşim yerini terk eden kişilere göre değişmemesigerekmektedir. Terör olayları nedeniyle toplumda oluşan korku ve endişekarşısında her bireyin farklı tepki göstermesi mümkündür. Bu nedenle, kişidenkişiye değişebilen bir duygu olan güvenlik kaygısının yukarıda belirtildiğişekilde nesnel bir ölçüte dayandırılması zorunludur. Ancak, bir yerleşimyerinde meydana gelen terör olayları nedeniyle yerleşim yerinde sadece köykorucuları ile bunların aileleri kalmış, diğer köy halkının yerleşim yeriniterk etmiş olması halinde ise, yerleşim yerini kısmen terk eden köy halkının dagüvenlik kaygısıyla köyden ayrıldığının kabul edileceği ve bu nedenden dolayımalvarlığına ulaşılamamasından kaynaklanan maddi zararın 5233 sayılı Yasahükümlerine göre idarece karşılanacağı açıktır.
Bu itibarla, bir yerleşim yerinde asgari güvenlik düzeyiningerçekleştirilmiş olmasına ve bu yerde köy korucuları ile bunların aileleridışındaki diğer köy halkının yaşamasına karşın, yerleşim yerinde yaşayankişilerin bir kısmının, yerleşim yerini terk etmeleri sonucunda uğranıldığıileri sürülen maddi zararın, güvenlik kaygısından kaynaklandığından bahisle5233 sayılı Yasa hükümlerine göre idarece karşılanmasına olanakbulunmamaktadır.
Olayda, dava dosyasının Batman İli, Sosonİlçesi, Tekevler Köyü'ne ait bilgi ve belgelerinbirlikte incelenmesinden, Batman İl Jandarma Komutanlığı'nın 25.03.2011 tarihve 18647 sayılıyazısında, TekevlerKöyü'nün "kısmen boşaldığı", ayrıca Batman Valiliği'nin 04.03.2005tarihli yazısı ekinde yer alan "Terör Nedeniyle Terkedilen Köyler Listesi"nde bulunmadığı, 09.05.2006 tarih ve 30571sayılı yazısında, "terör olaylarından etkilenen köy" olarakbelirtildiği, 09.10.2009 tarih ve 63966 sayılı yazısı ekinde, 1987-2000 yıllarıarasında GKK ve GÖKKgörevlendirildiği ve koruculuksisteminin bulunduğu, korucu aileleri haricinde köyde 92 hanenin ikamet ettiği,Batman Valiliği'nin 17.04.2006 tarih ve 406 sayılı yazı ekleri uyarınca, köynüfusunun 1990 yılında 999, 1997 yılında 585, 2000 yılında 2.064 kişi olduğu,Sason İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı'nın 04.09.2009 tarih ve 11851 sayılıyazısında, aralarında davacının Köyünün de bulunduğu köylerde 1990-2000 yıllarıarasında muhtarlık seçiminin yapıldığının belirtildiği görülmektedir
Davacı vekili tarafından Tekevler Köyündenyapılan başvuruların 14/10/2010 tarihli Komisyon kararıyla, 5233 sayılı Kanunkapsamında tazminat ödenmesine karar verildiği, ancak davacının başvurusununreddedilmesinin eşitlik ve ayrımcılık yasağı ilkesine aykırı olduğu ilerisürüldüğünden, anılan iddianın değerlendirilmesi gerekmektedir.
Mahkememizin E:2011/4756 sayılı dava dosyasında yer alan 7/10/1993tarihli olay yeri tespit tutanağında; 2/10/1993 günü saat 18:40 sıralarındatespit edilemeyen terör örgütü militanlarınca TekevlerKöyündeki GKK'ların evlerine roketatarlı ve uzunnamlulu silahlarla saldırılarda bulunulduğu ve evi, eşyaları ve hayvanlarızarar gören kişileri ait ayrıntılı bilgiye yer verildiği görülmüştür.
O halde, davacının da ikamet ettiği TekevlerKöyü'nün "tamamen boşalmış/boşaltılmış" yerlerden olmamasına karşın,köyde ikamet eden kişilere (GKK ve aileleri) yönelik bir terör tehdidi ya dasaldırısında bulunulması halinde, bu kişilerin yerleşim yerlerini kendilerineyönelik terör tehdidi veya terör saldırısı nedeniyle terk ettiklerinin kabulügerektiği husus yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerinden anlaşıldığı gibi,anılan kapsamda olmasına karşın zararı tazmin edilmeyen kişi adına davacıvekili tarafından açılan davada, mahkememizin E:2011/4590, K:2012/1254 sayılıkararıyla, "...ikamet ettiği Tekevler Köyündebabasına ait evin teröristler tarafından taranmasının, davacıya yönelik birterör tehdidi ya da saldırısı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden,yukarıda belirtilen usule göre inceleme yapılmak suretiyle işlem tesis edilmesigerekirken eksik incelemeye dayalı olarak reddine ilişkin dava konusu işlemdehukuka uyarlık bulunmamaktadır." gerekçesiyle işlemin iptaline kararverilmiştir.
Buna göre, davacının ikamet ettiği TekevlerKöyünün "tamamen boşalmış/boşaltılmış" yerlerden olmaması, davacıyave ailesine yönelik herhangi bir terör tehdidi ya da saldırısının dabulunmaması nedeniyle, "kendisine veya ailesine yönelik bir terör tehdidiya da saldırısı" olan kişilerin 5233 sayılı Kanun uyarınca zararlarınıntazmin edilmesi, eşitlik ve ayrımcılık yasağı ilkesine aykırı olmadığından,davacı vekilince ileri sürülen iddiaların kabulüne olanak bulunmamaktadır.
Bu durumda; aralarında davacının da bulunduğu TekevlerKöyü halkının bir kısmının, güvenlik kaygısıyla da olsa köyden göç etmelerindendolayı uğradıkları zararın, anılan köyün tamamen boşalmamış olması diğer birifadeyle anılan köyde nesnel güvenlik kaygısının yaşanmamış olması ve davacıyayönelik bir terör tehdidi ya da saldırısının bulunmaması nedenleriyle, 5233sayılı Yasa hükümlerine göre idarece karşılanmasına hukuki olanakbulunmadığından, davacının isteminin reddi yolunda tesis edilen dava konusuişlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır…”
12. Kararların başvurucular tarafından temyiz edilmesi üzerineekli tablonun (G) sütununda gösterilen tarihlerde Danıştay OnbeşinciDairesinin ilamları ile “karar usul vehukuka uygun olup dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasınıgerektirecek nitelikte görülmediği” gerekçesiyle hükümlerinonanmasına karar verilmiştir.
13. Başvurucular tarafından karar düzeltme talebindebulunulmamış, muhtelif tarihlerde süresi içinde bireysel başvurudabulunulmuştur.
B. İlgili Hukuk
14. 5233 sayılı Kanun’un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1.,geçici 3., geçici 4. maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı BakanlarKurulu Kararı Eki Karar’ın 1. maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2008tarihli ve E.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin31/12/2008 tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733 sayılı kararı, Danıştay OnuncuDairesinin 20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679, K.2009/1227 sayılı kararı (Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014,§§ 15-28).
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
15. Mahkemenin 20/4/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvurular incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
16. Başvurucular 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıklarıbaşvuruların ve akabinde açtıkları davaların reddedildiğini, güvenlik nedeniyleköyün boşaltılmış olduğunu belirten belgeler dikkate alınmaksızın ve köyhalkının güvenlik güçleri tarafından yapılan mayın taramasında kobay olarakkullanılması hususuna ilişkin TBMM İnsan Hakları Komisyonunun incelemeleri gözönünde bulundurulmadan köyün tamamen boşalmamış olduğusoyut gerekçesine dayanılarak,taraflarınca sunulanbelgeler değerlendirilmeksizin idare tarafından sunulan belgeler nazaraalınarak ve bu belgeler kendilerine tebliğ edilmek suretiyle savunma yapmaimkânı tanınmadan verilen kararların adil olmadığını, kararların yeterligerekçe ihtiva etmediğini, taraflarınca sunulan belgeler dikkate alınmaksızınidarece sunulan belgelere dayalı olarak karar veren mahkemenin tarafsızolmadığını, benzer başvurularda tazminata hükmedilmesine rağmen kendibaşvuruları reddedilmek suretiyle eşitlik ilkesine aykırı davranıldığını,idarenin can ve mal güvenliğini sağlama yükümlülüğünü yerine getirmemesi sonucumülkiyet hakkından yoksun kaldıklarını ve Derece Mahkemelerinin yaptığı hatalıdeğerlendirme nedeniyle zararlarının tazmin edilmediğini ve yaptıkları başvuruhakkında yürütülen işlemlerin makul sürede sonuçlandırılmadığını belirterekAnayasa’nın 2., 7., 10., 35., 36., 87., 125. ve 141. maddelerinde güvencealtına alınan haklarının ihlal edildiğini iddia etmiş ve maddi tazminattalebinde bulunmuşlardır.
B. Değerlendirme
17. Başvuru formları ve ekleri incelendiğinde başvurucuların5233 sayılı Kanun kapsamındaki zararlarının tazmini amacıyla açtıklarıdavaların reddedilmesi nedeniyle Anayasa'nın 2., 7., 10., 35., 36., 87., 125.ve 141. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia ettiklerianlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukukinitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisitakdir eder (Tahir Canan, B. No:2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların iddialarının incelenmesi neticesindeiddiaların özünün adil yargılanma ve mülkiyet hakları ile eşitlik ilkesininihlaline ilişkin olduğu anlaşıldığından söz konusu iddiaların belirtilenkapsamda değerlendirmeye tabi tutulması uygun görülmüştür.
18. Mahkememizin başvuru formunda belirtilen bazı hususlarailişkin eksikliğin giderilmesi amacıyla başvuruculara gönderdiği yazıya cevabenbaşvuruculardan Mehmet Başaran (2013/5774), 1993 yılında terör örgütümensupları tarafından evlerine silahlı saldırı düzenlendiğini ve babası EsatBaşaran'ın öldürüldüğünü belirterek olaya ilişkin bilgi ve belgeleri sunmuştur.
19. Başvurucu Mehmet Başaran'ın 27/10/2015 tarihinde Mahkememizesunmuş olduğu bilgi ve belgelerin daha önce Derece Mahkemeleri önünde vebaşvuru formunda ileri sürülmediği anlaşılmıştır. Dolayısıyla 30/3/2011 tarihlive 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri HakkındaKanun'un 47. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan açık hüküm karşısındabaşvuru formunda beyan edilmeyen söz konusu bilgi ve belgelere dayalı hakihlali iddiasının bu başvuru kapsamında incelenmesine olanak bulunmamaktadır.Anayasa Mahkemesince yapılacak inceleme, başvuru formunda yer alan ihlaliddialarıyla sınırlı olacaktır.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
a. Eşitlik İlkesininİhlal Edildiğine İlişkin İddia
20. Başvurucular 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıkları giderimtaleplerinin ve akabinde açtıkları davaların reddedildiğini ancak aynı köydeyaşayan bir kısım müracaat sahibine bahse konu Kanun kapsamında ödemeyapıldığını belirterek Anayasa’nın 10. maddesinde tanımlanan eşitlik ilkesininihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
21. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda tazminattaleplerinin reddedilmesi nedeniyle ayrımcılığa maruz kalındığı iddiası dahaönce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiğikararlarında, başvurucuların kendilerine hangi temele dayalı olarak ayrımcılıkyapıldığına ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadıkları gibi belirtileniddialarını temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıt da sunmamışoldukları dikkate alınarak başvurucuların anılan iddialarının açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar, B. No: 2013/2738, 16/7/2014,§§ 43-48; Cahit Tekin, B. No:2013/2744, 16/7/2014, §§ 39-44).
22. Somut başvurular açısından yapıldığı iddia edilenayrımcılığın hangi temele dayalı olduğuna dair bir beyanda bulunulmadığı,belirtilen iddiaları temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıtsunulmadığı gibi farklı karar verilmesini gerektiren bir yön debulunmamaktadır.
23. Açıklanan nedenlerle başvurucuların eşitlik ilkesinin ihlaledildiği iddialarının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönündenincelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğineİlişkin İddia
i. Tarafsız Mahkemede Yargılanma Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddia
24. Başvurucular, idare tarafından sunulan ve kendilerine tebliğedilmeyen belgelere göre karar veren Mahkemenin tarafsız olmadığını iddiaetmiştir.
25. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda benzeriddialar daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bukonuda verdiği kararlarında, başvurulara konu yargılamalarda hâkimintarafsızlığına ilişkin karineyi ortadan kaldıracak şekilde yargılamayı yürütenhâkimin taraflardan birine yönelik ön yargılı ve taraflı bir tutumu, kişiselbir kanaati veya menfaati, bu bağlamda kişisel bir taraflılığının söz konusuolduğunu ortaya koyan bir bulgu saptanmadığı anlaşıldığından başvurucularınanılan iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar,§§ 38-41; Cahit Tekin, §§ 34-37).
26. Somut başvurular açısından hâkimin tarafsızlığına ilişkinkarineyi ortadan kaldıracak bir olgu ya da bulgu saptanmadığı gibi farklı kararverilmesini gerektiren bir yön de bulunmamaktadır.
27. Açıklanan nedenlerle başvurucuların tarafsız mahkemedeyargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarının diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
ii. Çelişmeli Yargılama ve Silahların Eşitliğiİlkelerinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
28. Başvurucular sundukları bilgi, belge ve deliller dikkatealınmadan sadece idare tarafından sunulan ve kendilerine tebliğ edilmeyenbelgelere dayanılarak İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın reddine kararverildiğini belirtmiş; bu nedenle çelişmeli yargılama ve silahların eşitliğiilkelerinin ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.
29. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda çelişmeliyargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiği iddiası daha öncebireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiğikararlarında, başvurulara konu tazminat taleplerinin 5233 sayılı Kanunkapsamında karşılanıp karşılanmayacağı noktasında Danıştay tarafından ihdasedilen içtihadi kriter olan “yerleşim yerinin tamamenboşalmış/boşaltılmış olması” ölçütünden yararlanıldığı, bu hususun tespiti içinde bir kısım idari birimden gelen tahkikat sonuçlarına dayanıldığı, bubelgelerin ve içeriklerinin Komisyon ya da İlk Derece Mahkemesi kararlarınaaktarıldığı, bu suretle ilgili belgeler ve içeriklerine en geç İlk DereceMahkemesi kararıyla başvurucuların vakıf olduğu tespit edilmiştir.Başvurucuların temyiz ve karar düzeltme talep dilekçelerinde bu belgelerışığında yapılan tespitlere karşı itiraz ve savunmalarını ileri sürmeimkânlarının bulunduğu, başvurucular tarafından ibraz edilen delil ve beyandilekçeleri kapsamında Mahkemelerce idare ve başvurucular tarafından sunulanbelgeler değerlendirilerek başvuruculara dava malzemesine ilişkin olarak tetkikve beyanda bulunma olanağının tanındığı, bu çerçevede başvuru dosyalarıkapsamından başvurucuların yargılamanın sonucunu etkileyecek usule ilişkin birimkândan mahrum bırakılmadığı anlaşıldığından başvuruların bu kısmının açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmiştir (Mesude Yaşar, §§ 74-76; Cahit Tekin, §§ 70-72).
30. Somut başvurularda, yukarıda değinilen ilkeler ışığındayapılan incelemelerde başvurucuların usule ilişkin bir imkândan mahrumbırakılmadığı ve başvurucular açısından farklı karar verilmesini gerektiren biryön bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
31. Açıklanan nedenlerle başvurucuların çelişmeli yargılama vesilahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiği iddialarının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
iii. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla AdilOlmadığına İlişkin İddia
32. Başvurucular, Komisyona yaptıkları başvuruların ve akabindeaçtıkları davaların reddedildiğini, köylerinden göç etmeye mecbur kalmalarınedeni ile malvarlıklarına ulaşamadıklarını, ortaya çıkan zararlarının terörkaynaklı olmasına rağmen tazmin edilmediğini, idarenin can ve mal güvenliğinisağlama yükümlülüğünü yerine getirmediğini belirterek mülkiyet haklarının ihlaledildiğinden şikayetçi olmuşlar ise de yargılama sürecinde yapılan incelemelerve lehlerine olmayan yargı kararları temeline dayandırıldığı tespit edilen buiddianın Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında değerlendirilmesi uygungörülmüştür.
33. Başvurucular, yargılamanın adil olmadığı iddiası kapsamındaayrıca, sundukları delillere Mahkeme tarafından itibar edilmediğini ve yalnızcaidare tarafından sunulan bilgi ve belgeler esas alınarak karar verildiğinibelirterek hatalı şekilde hüküm kurulduğunu ileri sürmüşlerdir.
34. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 6216 sayılıKanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında, bireysel başvurulara ilişkinincelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeye tabitutulamayacağı, 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında iseaçıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine kararverilebileceği belirtilmiştir (Necati Gündüzve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 24).
35. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleriönünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerindeğerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derecemahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olupolmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derecemahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzdabariz bir takdir hatası içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvurukapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yoluşikâyeti niteliğindeki başvurular, derece mahkemesi kararları bariz takdirhatası veya açık keyfîlik içermedikçe AnayasaMahkemesince esas yönünden incelenemez (NecatiGündüz ve Recep Gündüz, § 26).
36. Başvurucular tarafından açılan davalarda Mahkemece,aralarında başvurucuların da bulunduğu Tekevler köyühalkının bir kısmının güvenlik kaygısıyla da olsa köyden göç etmesinden dolayıuğradığı zararın anılan köyün tamamen boşalmamış olması, diğer bir ifadeyleanılan köyde nesnel güvenlik kaygısının yaşanmamış olması ve davacılara yönelikbir terör tehdidi ya da saldırısının bulunmaması nedenleriyle idarece tazminedilmesine hukuki olanak bulunmadığı belirtilerek davaların reddine kararverilmiştir (bkz. § 11).
37. Başvurucular tarafından maddi vakıa ve delillerin hatalı takdirineticesinde talep ve davalarının reddedildiği, bu kapsamda derecemahkemelerince delillerin takdirinin hatalı ve hükmün sonuç itibarıyla hukukaaykırı olduğu belirtilmekte olup başvurucuların belirtilen iddialarının özününderece mahkemelerince delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarınınyorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucunailişkin olduğu anlaşılmaktadır.
38. 5233 sayılı Kanun uyarınca ileri sürülen taleplerinbelirtilen Kanun kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususu veKanun'un kapsamının belirlenmesi noktasındaki mevzuat hükümlerinin yorumu ilebu hususta içtihadî bir ölçütün belirlenmesi ve somutolayın bu ölçüt uyarınca değerlendirilmesi noktasındaki takdir, esasen derecemahkemelerine ait olup, 5233 sayılı Kanun'un uygulanması bağlamında daha öncebireysel başvuru konusu yapılmış olan taleplere ilişkin olarak AnayasaMahkemesi tarafından yapılan değerlendirmeler neticesinde de belirtilenhususlara ilişkin iddiaların maddi olayın ve hukuk kurallarının yorumlanması veuygulanması bağlamında kanun yolu mahkemelerince değerlendirilmesi gerekenhususlara ilişkin olduğu belirtilerek açıkça dayanaktan yoksun bulunduğusonucuna varılmıştır (Sabri Çetin,B. No: 2013/3007, 6/2/2014, §§ 45-50; benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Akbayır/Türkiye, B. No: 30415/08, 28/06/2011, §88).
39. Açıklanan nedenlerle başvurucular tarafından ileri sürüleniddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, derece mahkemesikararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfilik de içermediğianlaşıldığından başvuruların bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşullarıyönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
iv. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğineİlişkin İddia
40. Başvurucular, mahkeme kararlarında talep sonucuna etki edenhususlara dair yeterli gerekçeye yer verilmediğini iddia etmişlerdir.
41. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması, kanun yoluna başvurmaolanağını etkili kullanabilmek ve mahkemelere güveni sağlamak açısından, hem tarafların hem kamunun menfaatiniilgilendirmekte olup, kararın gerekçesi hakkında bilgi sahibi olunmaması, kanunyoluna müracaat imkânını da işlevsiz hâle getirecektir. Bu nedenle mahkemekararlarının dayanaklarının yeteri kadar açık bir biçimde gösterilmesizorunludur (Tahir Gökatalay,B. No: 2013/1780, 20/3/2014, § 67).
42. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması adil yargılanmahakkının unsurlarından biri olmakla beraber bu hak, yargılamada ileri sürülenher türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi şeklindeanlaşılamaz. Bu nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararınniteliğine göre değişebilir. Bununla birlikte başvurucunun ayrı ve açık biryanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddialarının cevapsızbırakılmış olması bir hak ihlaline neden olacaktır. Bunun yanı sıra kanun yolumahkemelerince verilen karar gerekçelerinin ayrıntılı olmaması da bu hakkınihlal edildiği şeklinde yorumlanmamalıdır. Kanun yolu mahkemelerince verilen butür kararların ilk derece mahkemesi kararlarında yer verilen gerekçelerin kabuledilmiş olduğu şeklinde yorumlanması uygun olup, bu durumda, üst derecelimahkeme tarafından önceki mahkeme kararının gerekçesinin benimsendiği kabuledilmelidir (Muhittin Kaya ve Muhittin Kayaİnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.,B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 26).
43. Başvurucular, göç ettikleri dönemde Tekevlerköyünde güvenlik olmadığını gösteren ve taraflarınca dava dosyasına sunulantalep sonucuna etki edebilecek bilgi ve belgelerin Derece Mahkemelerikararlarında tartışılıp değerlendirilmediğini ileri sürmektedirler. 5233 sayılıKanun kapsamında yapılan başvurularda, anılan köye ilişkin verilen mahkemekararlarının gerekçeli karar hakkını ihlal ettiği iddiası daha önce bireyselbaşvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlardabaşvurucuların hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında olan özeldurumlarının değerlendirilmesi hariç olmak üzere, başvurucular tarafından ilerisürülen ve hüküm sonucunu etkilediği iddia edilen taleplerinin derecemahkemeleri kararlarında denetlenerek reddedildiği, bu nedenlerle başvurularınbu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğu sonucunavarılmıştır (Cahit Tekin, §§75-77). Aynı içerikli taleplerin derece mahkemeleri tarafından aynıgerekçelerle reddedildiği somut başvurular açısından da bu sonuçtan ayrılmayıgerektirecek her hangi bir husus bulunmamaktadır.
44. Başvurucuların 1996 yılında köy halkının mayın taramasındagüvenlik güçleri tarafından kobay olarak kullanıldığı yönündeki argümanlarınınderece mahkemelerinin karar gerekçelerinde karşılanmadığı yönündeki iddiasınagelince; başvurucular tarafından dosyaya sunulan bilgi ve belgelerinincelenmesinden 1996 yılının Aralık ayındaki bir tarihte Batman ili Sasonilçesi, Tekevler ve Kelhasanköylerinde ilçe merkezine gitmek üzere araç bekleyen otuz civarında köysakininin askerler ve geçici köy korucuları tarafından resmî araca bindirilerekmayınlı olduğu sanılan bir araziye götürüldükleri ve mayınların yerlerinigöstermemeleri hâlinde söz konusu alanda kendilerinin yürütüleceklerininbelirtilerek burada zorla yürütüldükleri yönündeki iddiaların köylülertarafından Kaymakamlığa iletildiği, kamuoyuna da yansıyan söz konusu iddialarınyerinde incelenmesi amacıyla TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanlığı tarafındanüç milletvekilinden oluşan bir heyetin Batman’a gönderildiği, 21 Şubat 1997günü yapılan tahkikat sonrasında Heyetçe hazırlanan raporda olayınaydınlatılması amacıyla adli ve idari soruşturmaların başlatılması gerektiğininbelirtildiği, Sason Cumhuriyet Başsavcılığınca söz konusu iddianın müsebbibiolarak gösterilen jandarma üsteğmen hakkında efrada kötü muamele suçunuişlediği iddiasıyla açılan kamu davasında 4483 sayılı Kanun gereğincegörevsizlik kararı verilerek evrakın gereğinin takdir ve ifası içinKaymakamlığa gönderilmesine karar verildiği, Mahkememiz tarafından resenyapılan incelemeden de Sason Kaymakamlığının 4483 sayılı Kanun kapsamındayaptığı soruşturma sonucunda sanığın men’imuhakemesine karar verildiği, yapılan itiraz üzerine dosyayı inceleyenDiyarbakır Bölge İdare Mahkemesinin 24/9/1999 tarihli kararıyla da sanığınüstüne atılı suçu işlediği kanısını doğrulayacak ve hakkında kamu davasınınaçılmasını gerekli kılacak yeterli kanıt elde edilemediği gerekçesiyle yöntemve yasaya uygun bulunan kararın onandığı ve kararın bu şekilde kesinleştiğigörülmektedir.
45. Buna göre başvuruya konu iddia üzerine ilgili makamlarcasiyasal ve yargısal denetim süreçlerinin başlatıldığı ve hukuki süreç sonucundasöz konusu iddianın sübut bulduğuna ilişkin yeterli kanıt olmadığı gerekçesiylesanık kamu görevlisinin yargılanmasına gerek olmadığı yönünde karar verildiğianlaşılmaktadır.
46. Öte yandan bir an için anılan iddianın sübut bulduğu kabuledilse dahi başvurucuların köyü terk etmesinin üzerinden birkaç yıl geçtikten sonra meydana geldiği ileri sürülen bu iddianınbaşvurucuların köyü terk etme gerekçesi olamayacağı açıktır. Dolayısıylahukuken doğruluğu ispat edilemediği gibi doğruluğu hâlinde dahi başvurucularınçok daha önce ayrıldıkları köylerinde yaşandığı ileri sürülen başvuru konusuiddianın, başvurucuların kendilerine yönelik bir terör tehdidi ya dasaldırısından dolayı yerleşim yerini terk ettikleri sonucunu doğurmasıolanaksızdır. Bu durumda hüküm sonucunu etkiler nitelikte olmadığı görülen buiddiaya ayrı ve açık bir yanıt vermeksizin nesnel güvenlik kaygısı kriteriniesas alarak davayı reddeden yerel mahkeme ve bu kararı onayan yüksek mahkemekararlarının gerekçeli karar hakkını ihlal ettiği iddiası açıkça dayanaktanyoksundur.
47. Açıklanan nedenlerle başvurucuların gerekçeli kararhaklarının ihlal edildiği iddiasının diğer kabul edilebilirlik koşullarıyönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
v. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddia
48. Başvurucular, 5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürdüğügiderim talebinin değerlendirilmesi hususundaki idari süreç ve yargılamaprosedürlerinin makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa’nın 36.maddesinde tanımlanan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddiaetmişlerdir.
49. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatlarda idariyargı makamları nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündekiiddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bukonuda verdiği kararlarında, Komisyon ve yargılama aşamalarında geçen süreler iledavanın tüm koşulları, karara bağlanan başvuru sayısı ve yargılama sürecindeKomisyon ve yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkate alınarakuyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikleyargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamda sekizyılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makul süredeyargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, §§ 61-69; Mahmut Can Arslan,B. No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 60-68; MehmetGürgen, B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; Celal Demir, §§ 58-66). Başvurunun kesinolarak karara bağlanmasının daha uzun bir sürede gerçekleştiği ve bu durumunbaşvuruculara atfedilebilecek bir kusurdan kaynaklanmadığı durumlarda ise makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır (İsmet Kaya, B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§46-70).
50. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasınınilgili kısmı şöyledir:
“Mahkeme,… açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”
51. Somut davalara bir bütün olarak bakıldığında Komisyonabaşvuru tarihleri (bkz. ekli tablonun C sütunu)ile nihai karar tarihleri (bkz.ekli tablonun H sütunu) arasında geçen ve ekli tablonun I sütununda her birbaşvuru için ayrı ayrı toplam süreleri belirtilen yargılama süreçlerindeuyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikleyargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olduğu tespitedilemediğinden ve başvurular açısından farklı karar verilmesini gerektiren biryön de bulunmadığı anlaşıldığından yargılama sürelerinin makul olduğu sonucunavarılmıştır.
52. Açıklanan nedenlerle başvurucuların makul sürede yargılanmahakkına yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğu anlaşıldığından başvurularınbu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlaledildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı yönündekiiddianın açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
6. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Adli yardım taleplerinin kabulüyle geçici muafiyet sağlananyargılama giderlerinin tahsilinin, başvurucuların mağduriyetine neden olacağıanlaşıldığından 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurucuların yargılamagiderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA
20/4/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Sıra
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
A
Başvuru
Numarası
2013/5198
2013/5774
2013/5775
2013/5776
2013/5779
2013/5781
2013/5782
2013/5783
2013/5787
2013/5788
B
Başvurucu
Maşallah
Gökalp
Uçar
Mehmet
Başaran
Şekip
Kılıç
Sayım
Barış
Fahri
Gökalp
Adem
Yar
Abdurrahman
Gökalp
Lazgin
Coşkun
Abdulvahit
Yar
Aydın
Gökalp
C
Komisyona Başvuru Tarihi ve Dosya Kayıt Numarası
30/5/2008
17578
10/9/2007
13723
6/9/2007
13721
6/9/2007
13716
6/9/2007
13714
6/9/2007
13717
30/5/2008
17590
30/5/2008
17613
25/3/2008
15479
30/5/2008
17588
D
Komisyon Karar Tarihi ve Numarası
19/8/2011
2011/1-2220
19/8/2011
2011/1-2235
19/8/2011
2011/1-2234
19/8/2011
2011/1-2243
19/8/2011
2011/1-2241
19/8/2011
2011/1-2244
19/8/2011
2011/1-2221
19/8/2011
2011/1-2229
19/8/2011
2011/1-2217
19/8/2011
2011/1-2228
E
Dava
Tarihi
16/11/2011
16/11/2011
16/11/2011
16/11/2011
16/11/2011
16/11/2011
16/11/2011
16/11/2011
16/11/2011
16/11/2011
F
Yerel Mahkeme
Karar Tarihi
28/3/2012
28/3/2012
28/3/2012
28/3/2012
28/3/2012
28/3/2012
28/3/2012
28/3/2012
28/3/2012
28/3/2012
G
Temyiz Yolu Karar Tarihi
25/12/2012
25/12/2012
25/12/2012
25/12/2012
25/12/2012
25/12/2012
25/12/2012
28/3/2012
28/3/2012
28/3/2012
H
İdari ve Yargısal
Süreçte Geçen Toplam Süre
4 yıl
6 ay
5 yıl
3 ay
5 yıl
3 ay
5 yıl
3 ay
5 yıl
3 ay
5 yıl
3 ay
4 yıl
6 ay
4 yıl
6 ay
4 yıl
9 ay
4 yıl
6 ay