TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MAŞALLAH SÖYLEMEZ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/30783)
Karar Tarihi: 29/1/2020
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Hicabi DURSUN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Umut FIRTINA
Başvurucu
:
Maşallah SÖYLEMEZ
Vekili
:
Av. Ziver AKSEL
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, arsa vasfını haiz taşınmazın bir bölümü üzerindenkamulaştırma yapılmaksızın yol geçirilmesi ve kamulaştırma bedelinin değerkaybına uğratılarak ödenmesi nedenleriyle mülkiyet hakkının; yargılamanın uzunsürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğiiddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 21/7/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirilmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8. Başvurucu Maşallah Söylemez 1979 doğumlu olup Mardin'inMidyat ilçesinde ikamet etmektedir.
9. Başvurucunun Mardin'in Midyat ilçesi Barıştepe Mahallesi'ndebulunan ve toplam büyüklüğü 20.830,83 m² olan 83 ve 84 parsel numaralı arsaniteliğindeki taşınmazının 5300,75 m²lik kısmının üzerinden kamulaştırma yapılmadan2011 yılında yol geçirilmiştir.
10. Başvurucu 20/2/2012 tarihinde Karayolları Genel Müdürlüğü(Müdürlük) aleyhine Midyat 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme)kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası açmıştır. Başvurucu davadilekçesinde; arsa vasfında olan taşınmazının değerli bir muhitte yer aldığını,taşınmazının yol geçirilen kısmı üzerinden tasarruf imkânının kısıtlandığınıifade etmiştir. Dilekçede, mağduriyete yol açıldığı ve tazminat ödenmesigerektiği belirtilmiştir.
11. Davalı idare ise savunmasında davanın reddi gerektiğiniileri sürmüştür.
12. Mahkemece muhtelif tarihlerde olay yerlerinde bilirkişilerlebirlikte keşif yapılmıştır. İnşaat ve ziraat mühendisi dört bilirkişitarafından hazırlanan raporlarda öncelikle emsal alınması gereken satış bedelitespit edilmeye çalışılmıştır.
13. Bilirkişi raporunda özetle şu tespitlere yer verilmiştir:
i. Emsal teşkil ettiği değerlendirilen taşınmazın daha gelişmişbir mahallede bulunması, şehir merkezine daha yakın bir mesafede olması vekonut alanının içinde yer alması, emsal taşınmazın piyasada gördüğü rağbet vesatış kabiliyeti hususları dikkate alınarak başvurucuların taşınmazlarınındeğerinin emsal taşınmaza nazaran 1,85 kat daha az olduğu kanaati rapordaaçıklanmıştır.
ii. Sonuç olarak kamulaştırmasız olarak el atılan 5.300,75 m²liktaşınmazın değeri hesaplanmış, taşınmazın geriye kalan kısmında el atmanedeniyle değerinde meydana gelen azalma dikkate alınarak 517.093,25 TLödenmesi gereken tazminat olarak belirlenmiştir.
14. Mahkeme 5/4/2013 tarihinde davanın kabulü ile taleple bağlıkalınarak 5.000 TL tutarındaki maddi tazminatın davalı idareden alınarakbaşvurucuya ödenmesine karar vermiştir. Mahkeme, el atılan 5.300,75 m²likkısmın başvurucu adına olan tapu kaydının iptali ile Müdürlük lehine tapuda yololarak terkinine karar vermiştir.
15. Kararın temyizi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesi (Daire)20/2/2014 tarihli kararıyla bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişlibulunmaması gerekçesiyle kararı bozmuştur.
16. Bozma kararına uyan Mahkeme, konu hakkında yeni birbilirkişi raporu aldırmıştır. Bilirkişi raporunda 83 no.lu parsel 256.436,74 TL,84 no.lu parsel ise 280.116,72 TL olarak (toplam 536.553,46 TL) hesaplanmıştır.Mahkeme 20/2/2015 tarihinde bu rapor doğrultusunda kamulaştırma bedeline ve ilkkararda olduğu gibi tescile hükmetmiştir.
17. Daire 11/11/2015 tarihli kararıyla davacı tarafça ıslahyapılmadığı hâlde talep aşılmak suretiyle tazminata hükmedildiği, arta kalankısımlara değer azalışı verilmemesi hususunun ilk kararda temyiz edilmemesininidare lehine usuli kazanılmış hak teşkil edeceği hususunun göz ardı edildiğigerekçesiyle kararı bozmuştur. Anılan karara karşı idare tarafından yapılankarar düzeltme istemi de Dairenin 14/4/2016 tarihli kararıyla reddedilmiştir.
18. Bozma kararına uyan Mahkeme, toplam 477.067,50 TLkamulaştırma bedeline ve ilk kararda olduğu gibi tescile 1/6/2016 tarihindehükmetmiştir.
19. Kararın temyizi üzerine Daire 6/7/2017 tarihinde Mahkemekararını düzelterek onamıştır. Nihai kararlar başvurucuya 21/8/2017 tarihindetebliğ edilmiştir.
20. Başvurucu 21/7/2017 tarihinde bireysel başvurudabulunmuşlardır.
IV. İLGİLİ HUKUK
21. Konu ile ilgili hukuk için bkz. Bekir Aybar ve Hacı Aybar, B. No: 2015/12564, 14/11/2018, §§ 19-29.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
22. Mahkemenin 29/1/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
23. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
24. Bireysel başvuru sonrasında 31/7/2018 tarihli ve 30495sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanun'un 20.maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları MahkemesineYapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'ageçici madde eklenmiştir. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göreyargılamaların uzun sürmesi, yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi yada icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddeninyürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olanbireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabuledilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaatüzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (TazminatKomisyonu) tarafından incelenmesi öngörülmüştür.
25. Ferat Yüksel (B.No: 53984/00, 30/3/2004, § 37) kararındaAnayasa Mahkemesi yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya da yargıkararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği iddiasıyla31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara ilişkin olarakTazminat Komisyonuna başvuru yolunun ilk bakışta ulaşılabilir ve ihlaliddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesiolduğunu değerlendirmiştir. Buna göre Tazminat Komisyonuna başvuru yolutüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağısonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabuledilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel,§§ 27-36).
26. Mevcut başvuruda söz konusu karardan ayrılmayı gerektirenbir durum bulunmamaktadır.
27. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Mülkiyet Hakkınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Kamulaştırma BedelininDeğer Kaybına Uğratılarak Ödenmesine İlişkin Şikâyet Yönünden
a. Başvurucunun İddiaları
28. Başvurucu, derece mahkemelerince belirlenen kamulaştırmabedelinin değer kaybına uğratıldığından şikâyet etmiştir. Kamulaştırma tarihiile kamulaştırma bedelinin ödenmesi arasında geçen sürede enflasyon nedeniyleparanın değerinde oluşan hissedilir aşınma ile ödenen paranın enflasyonun çokaltında kaldığından yakınmaktadır.
b. Değerlendirme
29. Anayasa’nın "Mülkiyethakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:
“Herkes, mülkiyet ve miras haklarınasahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararınaaykırı olamaz.”
30. Başvurucu yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle kamulaştırmabedelinin değer kaybına uğratıldığını ileri sürmüştür.
31. Kamulaştırma yoluyla mülkiyet hakkına yapılan müdahaleninorantılı olabilmesi için taşınmazın gerçek bedelinin malike ödenmesi ve ayrıcaödenen bedelin tespitinde esas alınan tarih ile ödeme tarihi arasında geçendönemde gerçekleşen enflasyona nispetle taşınmazın hissedilir derecede değerkaybetmemiş olması gerekir (Mehmet Akdoğanve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 59). Ödenen tutarlarınenflasyonun etkilerinden arındırılarak güncelleştirilmesi yani kamulaştırmatarihi ile ödeme tarihi arasında geçen süredeki hissedilir değer kaybını telafiedecek biçimde faiz uygulanması, kamulaştırma bedelinin enflasyon karşısındadeğer kaybetmesini önleyebilecek bir araçtır (MehmetAkdoğan ve diğerleri, § 42).
32. Yapılan incelemede başvurucunun mülkiyet hakkına yapılanmüdahalenin ölçülü olup olmadığı hususunda bir sonuca varmak için mahkemecetespit edilen gerçek değer ile başvurucuya yapılan ödemelerin enflasyon etkisi arındırılmışsonuçlarının karşılaştırılması gerekmektedir. Elde edilmek istenen kamu yararıile başvurucunun mülkünden mahrum kalması arasında makul dengenin sağlanıpsağlanmadığını ve müdahalenin ölçülü olup olmadığını tespit etmede önemli olan,yapılan ödemelerin değer kaybının toplam bedele oranı üzerinden başvurucununmaruz kaldığı yükü belirlemektir (Ali Şimşekve diğerleri, § 66).
33. Anayasa Mahkemesi, daha önce kamulaştırma bedelininenflasyon karşısında değer kaybına uğratılmasını mülkiyet hakkına ölçüsüz birmüdahale olarak değerlendirmiştir (MehmetAkdoğan ve diğerleri, § 63). Somut olayda da bu ilkelerden ayrılmayıgerektiren bir durum bulunmamaktadır.
34. Somut olayda başvurucuya kamulaştırma bedelinin iki ayrıaşamada ödendiği anlaşılmaktadır. Buna göre 20/2/2012 tarihinde açılankamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasında ilk olarak 5/4/2013 tarihlikararla 5.000 TL tutarında, ikinci olarak ise bozma kararı sonrası 1/6/2016tarihli kararla 477.067,50 TL tutarında başvurucuya ödeme yapılmıştır.
35. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre başvurucuyaödenmesi gereken 472.067,50 TL tutarındaki kamulaştırma bedeli alacağının 2016yılı Haziran ayı itibarıyla enflasyon karşısında değer kaybının giderilmişkarşılığı 649.185,78 TL’dir. Dolayısıyla yukarıdaki verilere göre başvurucununmülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilen 472.067,50 TL tutarındaki alacağınındeğer kaybını telafi edecek fark 177.118,28 TL'dir. Buna karşılık derecemahkemelerince başvurucunun alacağına 20/2/2012 tarihinden itibaren yasal faizişletilmesine karar verilmiş olup bu doğrultuda başvurucuya 181.933,52 TLtutarında faiz ödemesi yapıldığı görülmektedir.
36. Bununla birlikte yine söz konusu verilere göre başvurucuyaödenmesi gereken 5.000 TL tutarındaki kamulaştırma bedeli alacağının ise 2013yılı Nisan ayı itibarıyla enflasyon karşısında değer kaybının giderilmişkarşılığı 5.409,36 TL’dir. Dolayısıyla yukarıdaki verilere göre başvurucununmülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilen 5.000 TL tutarındaki alacağının değerkaybını telafi edecek fark 409,36 TL’dir. Buna karşılık derece mahkemelerincebaşvurucunun alacağına 20/2/2012 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesinekarar verilmiş olup bu doğrultuda başvurucuya yalnızca 505,48 TL tutarında faizödemesi yapıldığı görülmektedir.
37. Bu durumda değer kaybı miktarının 177.527,64 TL vebaşvurucuya ödenmesi öngörülen kanuni faiz miktarının ise 182.439,00 TL olduğudikkate alındığında başvurucunun kamulaştırma alacağının enflasyon karşısındadeğer kaybına uğratılmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca mahkeme kararıyla tespitedilen kamulaştırma bedeli, kararla birlikte taşınmaz malikine ödenmiştir. Budurumda kamulaştırma bedelinin ödenmesi sürecindeki gecikmenin -bu süredeuğranılan zararın karşılanması amacıyla ödenen faiz miktarı da gözetildiğinde-müdahalenin başvurucuya şahsi olarak aşırı bir külfet yüklemediğianlaşılmaktadır. Dolayısıyla mülkiyet hakkının ihlal edilmediğinin açık olduğusonucuna varılmıştır.
38. Açıklanan gerekçelerle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Kamulaştırmasız ElAtma Şikâyeti Yönünden
a. Başvurucunun İddiaları
39. Başvurucu ilk olarak taşınmazına kamulaştırmasız elatıldığından yakınmıştır. Başvurucu ayrıca maliki olduğu taşınmazdan yolgeçirilmesi nedeniyle kendisine bir tazminat ödenmediğini de ifade etmiştir.Başvurucuya göre Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddelerine aykırı biçimde4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nda belirlenmiş süreçlertakip edilmeden mülkiyetlerinde bulunan taşınmazlara kamulaştırmasız olarak elatılmıştır. Başvurucu, idarelere resmî kamulaştırma kurallarının ötesine geçmeimkânı sağlayan böyle bir uygulamanın taşınmaz sahipleri için öngörülemeyen vehukuki olmayan müdahale riski taşıdığını vurgulamıştır. Diğer taraftanbaşvurucu; kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası açmak zorundabırakıldığını, bunun ise mülkiyet hakkı ihlalini de aşan bir sonuca yolaçtığını belirtmiştir. Başvurucu sonuç olarak bu gerekçelerle adil yargılanmave mülkiyet hakları ile kamulaştırma ilkesinin ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
b. Değerlendirme
40. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa'nın "Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı35. maddesi şöyledir:
"Herkes, mülkiyet ve miras haklarınasahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararınaaykırı olamaz."
41. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucular adil yargılanma hakkının daihlal edildiğini belirtmekte iseler de kamulaştırmasız el atmaya ilişkinbelirtilen şikâyetlerinin esas itibarıyla ilgili olduğu mülkiyet hakkınınihlali iddiası kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
i. Kabul Edilebilirlik Yönünden
42. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanmülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
ii. Esas Yönünden
43. Somut olayda başvurucunun taşınmazına kamulaştırmayapılmaksızın el konulmuş ve başvurucunun açtığı davada yargı kararıylataşınmazın idare lehine tapuda yol olarak terkinine hükmedilmiştir. Başvurucuyaait taşınmazdan kamulaştırma yapılmaksızın yol geçirilmesi mülkiyet hakkınamüdahale teşkil etmekle birlikte bu müdahalenin mülkten yoksun bırakmayailişkin ikinci kural çerçevesinde incelenmesi gerekir.
44. Bu durumda olayda idare, ilgili yargılama sürecinden deanlaşılacağı üzere başvurucunun taşınmazına kamulaştırmasız olarak el atmıştır.Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddelerine aykırı biçimde 2942 sayılı Kanun'da belirlenmişsüreçler takip edilmeden başvurucunun mülkiyetinde bulunan taşınmazakamulaştırmasız olarak el atıldığı yargı kararıyla da sabittir.
45. Anayasa Mahkemesi, daha önce çeşitli kararlarındakamulaştırmasız el atma yoluyla yapılan müdahalelerin kanuni bir dayanağıbulunmadığından dolayı mülkiyet hakkının ihlaline yol açtığını kabul etmiştir (Celalettin Aşçıoğlu, B. No: 2013/1436,6/3/2014; Mustafa Asiler, B. No:2013/3578, 25/2/2015; İbrahim Oğuz vediğerleri, B. No: 2013/5926, 6/10/2015).
46. Somut olayda da anılan ilkelerden ayrılmayı gerektirir birdurum bulunmamaktadır. Sonuç olarak başvurucunun söz konusu taşınmazına yapılankamulaştırmasız el atmanın Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddeleriyle 2942 sayılıKanun'da belirtilen usule uymayan bir müdahale olduğu ve mülkiyet hakkınayapılan müdahalenin kanunilik ilkesini ihlal ettiği kanaatine ulaşılmıştır.
47. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 35. maddesinde güvencealtına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
48. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) numaralıfıkrasının ilgili kısmı ve (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
49. Başvurucu ihlalin tespit edilmesini istemiş ve tazminattalebinde bulunmuştur.
50. Anayasa Mahkemesinin MehmetDoğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018)kararında ihlal sonucunavarıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkelerbelirlenmiştir, Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlalkararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalindevamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiylesonuçlanacağına da işaret etmiştir (AligülAlkaya ve diğerleri, B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
51. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§55, 57).
52. İncelenen başvuruda kamulaştırmasız el atma nedeniylemülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalinidarenin işleminden/eyleminden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
53. Kamulaştırmasız el atma uygulaması Anayasa'nın 13. ve 35.maddeleri yanında doğrudan 46. maddesine aykırı olarak mülkiyet hakkınınihlaline yol açan çok önemli bir sorundur. Bununla birlikte 5/1/1961 tarihli ve221 sayılı Amme Hükmi Şahısları veya Müesseseleri Tarafından Fiilen AmmeHizmetlerine Tahsis Edilmiş Gayrimenkuller Hakkında Kanun'un 1. maddesi ile9/10/1956 tarihine kadar; 2942 sayılı Kanun'un geçici 6. maddesi ile de9/10/1956 ile 4/11/1983 tarihleri arasındaki kamulaştırmasız el atmauygulamalarının tasfiyesi amacıyla düzenlemeler yapılmıştır. Buna rağmen4/11/1983 tarihi sonrasında da idarelerce kamulaştırmasız el atma uygulamasınabaşvurulduğu gözlemlenmektedir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi temel bir hakolarak güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlaline sebebiyet verenkamulaştırmasız el atma uygulamasının ülkemizde yapısal bir sorun teşkilettiğine dikkati çekmektedir.
54. Buna karşın derece mahkemelerince yalnızca kamulaştırmabedelinden ibaret olan maddi tazminata hükmedilmesi ve manevi tazminat gibibaşka yaptırımların uygulanmaması idarelerin olağan kamulaştırma usulünebaşvurmak yerine kamulaştırmasız el atma uygulamasını tercih etmesine yolaçmaktadır. Hâlbuki kanuni bir dayanağı bulunmayan kamulaştırmasız el atmauygulaması Anayasa'nın öngördüğü mülkiyet hakkının korunmasınıngerekliliklerini de içermediğinden dolayı olağan kamulaştırma usulünün biralternatifi olamaz. Nitekim 1/3/2014 tarihli ve 28928 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan Bakanlar Kurulu Kararı'na ekli Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesiİhlallerinin Önlenmesine İlişkin Eylem Planı'nda da idarelerin kamulaştırmasızel atma yoluna başvurmalarının önlenmesi için gerekli düzenlemelerin yapılmasıöngörülmüştür. Anayasa Mahkemesi kamulaştırmasız el atma uygulamasına sonverilmesi bakımından öngörülen bu tedbirlerin ve düzenlemeleringerçekleştirilmesinin önemine vurgu yapmaktadır.
55. Sonuç olarak başvurucunun maddi zararları giderilmiş olsadahi Anayasa'nın doğrudan sözüne aykırı olduğu ve kanuna dayalı olmadığı tespitedilen kamulaştırmasız el atma suretiyle mülkiyet hakkına yapılan müdahaleninyukarıda değinildiği üzere yapısal bir sorun teşkil ettiği dikkate alınmalıdır.Buna göre Anayasa ile güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlaline yolaçıldığının bilinerek idari anlamda gerekli tedbirlerin alınması ve benzerinitelikte yeni ihlallere yol açılmaması için kararın bir örneğinin taşınmaza elatan sorumlu idare olan Müdürlüğün bağlı olduğu Ulaştırma ve AltyapıBakanlığına da gönderilmesi gerekir.
56. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesininbaşvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağıaçıktır. Dolayısıyla eski hâle getirmekuralı çerçevesinde ihlalin bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi içinmülkiyet hakkının ihlali nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecekolan manevi zararları karşılığında başvurucuya net 6.000 TL manevi tazminatödenmesine karar verilmesi gerekir.
57. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve 3.000TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.257,50 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğratılarak ödenmesineilişkin şikâyet yönünden mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Kamulaştırmasız el atma şikâyeti yönünden mülkiyet hakkınınihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyethakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 6.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,başvurucunun maddi tazminat talebinin REDDİNE,
D. Kararın bir örneğinin bilgi için Karayolları GenelMüdürlüğünün bağlı olduğu Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE,
E. 257,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam3.257,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin bilgi için Midyat 1. Asliye HukukMahkemesine (E.2016/266, K.2016/369) GÖNDERİLMESİNE,
H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE29/1/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.