TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
M.B. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/356)
Karar Tarihi: 8/6/2016
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Recep KÖMÜRCÜ
Alparslan ALTAN
Muammer TOPAL
Raportör
:
Bahadır YALÇINÖZ
Başvurucu
:
M.B.
Vekili
:
Av. Metin KABAKÇIOĞLU
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; Türk Silahlı Kuvvetlerinden (TSK) disiplinsizlik veahlaki durum nedeniyle yapılan ayırma işleminin iptali istemiyle açılan davanınceza yargılamasında beraat kararı verilmesine karşın reddedilmesi nedeniyleadil yargılanma hakkının ve masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddialarınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 7/1/2014 tarihinde Çanakkale İdare Mahkemesivasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 13/2/2015 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 14/5/2015 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 26/5/2015 tarihli yazısında AnayasaMahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfenbaşvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu hakkında Van J. Asyş.Kol. K.lığı AskerîSavcılığınca "1) Kaçakçılığa kasten gözyummak 2) Zincirleme kaçakçılık konusu eşyayı satmak, saklamak 3) Rüşvet almak4) Astlarına suç yapmak için emir vermek 5) Görevi kötüye kullanmak 6)Zincirleme memuriyet nüfusunu kötüye kullanmak" suçlarınıişlediği gerekçesiyle5/11/2009 tarihli iddianame düzenlenmiş ve bu suçlardankamu davası açılmıştır. Başvurucu anılan suçlamalardan dolayı 9/3/2009 ile6/5/2009 tarihleri arasında tutuklu kalmıştır.
8. Başvurucu hakkında disiplinsizliği ve ahlaki durumu nedeniyle10/3/2010 tarihinde "SilahlıKuvvetlerde Kalması Uygun Değildir" sicil belgesi düzenlenmişve 25/8/2010 tarihinde başvurucunun TSK ile ilişiği kesilmiştir.
9. Başvurucu tarafından anılan ilişik kesme işlemine karşıaçılan davada Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) Birinci Dairesi ayırma sicilbelgesinin yetkili sicil üstlerince düzenlenmediği gerekçesiyle işlemi yetkiyönünden iptal etmiştir.
10. Bu işlem üzerine başvurucu tekrar göreve başlamış, sıralıüstlerince TSK'nın itibarını sarsacak ahlak dışı hareketlerde bulunduğu gerekçesiylehakkında 27/12/1998 tarihli ve 23566 sayılıResmî Gazete'de yayımlanan Subay SicilYönetmeliği'nin (Yönetmelik) 91. maddesinin (e) fıkrası uyarınca 13/2/2012tarihinde ayırma sicili düzenlemiş ve 6/7/2012 tarihli üçlü kararnameyeistinaden 25/7/2012 tarihinde başvurucunun TSK ile ilişiği kesilmiştir.
11. Başvurucu hakkında açılan ceza davasında Van KolorduKomutanlığı Askeri Mahkemesi 18/7/2012 tarihinde "kaçakçılığa kasten göz yummak" ve "zincirleme kaçakçılık konusu eşyayı satmak,saklamak" suçlarından başvurucunun TSK ile ilişiğinin kesilmişolması ve bu suçların askerî suç olmaması nedeniyle görevsizlik, "rüşvet almak" ve "zincirleme memuriyet nüfuzunu kötüyekullanmak" suçlarından başvurucunun bu suçları işlediğinin hertürlü şüpheden uzak, kesin delillerle ispatlanamadığını belirterek beraat, "astlarına suç yapmak için emir vermek" ve "görevi kötüye kullanmak" suçlarındanise suçların kanuni unsurları itibarıyla oluşmadığı kanaatine vararak busuçlardan ayrı ayrı beraat kararı vermiştir.
12. Diğer taraftan başvurucu tarafından ilişiğinin kesilmesiişlemine karşı açılan davada AYİM Birinci Dairesi 8/5/2013 tarihli veE.2012/1177, K.2013/548 sayılı kararıyla davanın reddine karar vermiştir. Karargerekçesi şöyledir:
"Dava ve özlükdosyalarında bulunan bilgi ve belgelerden; 1998 yılından (1998 yılı dahil) 2009yılına (2009 yılı dahil) kadar sicil değerlendirmesine tabi tutulan davacınınsicil not ortalamasının "çok iyi” seviyede olduğu, 2009 yılı sicilbelgesinde her üç sicil üstünce “ahlaki sağlamlığı takip edilmeli, temsilkabiliyeti yoktur, müstakil görev yapamaz, şahsi çıkarlarına düşkünlüğü takipve kontrol edilmelidir, dürüstlüğü ve güvenilirliği takip ve kontroledilmelidir.” şeklinde menfi kanaat belirtildiği, mesleki safahatında 1 adetşerit rozet ve 44 adet de takdir belgesi ile ödüllendirilen davacının09.05.2006 tarihinde 2’nci Atğm. Ady. Krs. Tb. Nöb. Sb. göreviesnasında tabura gelen asteğmen adayı öğrencilerin öğle yemeği istihkaklarınıkontrol etmemesi nedeniyle İSTANBUL/Tuzla 2'nci Asteğmen Kurs TaburKomutanlığının 10.05.2006 tarihli yazısıyla savunmasının alındığı ve Tb.K.nı tarafından 18.05.2006 tarihinde sözlü olarak ikazedildiği, İSTANBUL/Tuzla Piyade Okul Komutanlığının 12.02.2007 tarihli yazısıyla;yapılan sınavların değerlendirmesinde bölüğünün başarılı olamamasında baştabölük komutanı olarak asteğmen adayı kursiyerlerin eğitim ve öğretimlerininyükseltilmesi için yeterli çalışma ve gayreti göstermediği belirtilerekuyarıldığı, 10.01.2009 tarihinde kısa dönem bir erbaşa karşı müessir fiildebulunduğu belirtilerek savunmasının alındığı ve Tb. K.nıtarafından 2 gün göz hapsi cezasıyla cezalandırıldığı, VAN Jandarma AsayişKolordu Komutânlığı Askeri Savcılığı’nın 05.11.2009gün ve 2009/752 Esas, 2009/1242 Karar sayılı iddianamesiyle; davacının,VAN/Başkale-Özpınar 6’ncı Hd.A. 3’üncü Hd. Tb. 10'uncu Hd.Bl. K.nı olarak görevli olduğu esnada; 2007 yılı Ekimayındaki kaçak şeker yüklü atların yakalanması olayında Uzm. Çvş'lar B.A. ve N.F.ye emir vermek suretiyle söz konusukaçak yüklü atların serbestçe geçmesini sağladığından kaçakçılığa kasten gözyumduğu, 2008 yılı Nisan ayı sonuna doğru yakalanmış olan kaçak mazotun öncesaklanması, daha sonra da sivil bir araca yüklenerek gönderilmesi, aynı yakalamadaele geçen atların muhtar T.B.ye satılması ile ilgili göz yummak ve nezaretetmek, 2008 yılı Temmuz ayı içerisinde muhtemelen 06.07.2008 tarihinde yineyakalanan atların ve kaçak akaryakıtın sivil şahıs Y.Ö.ye sivil araca yüklenmeksuretiyle verilmesi konusunda göz yummak ve nezaret etmek, 2008 Ekim ayıiçerisinde yakalanan at ve kaçak akaryakıt ile ilgili olarak bunların depoyakonması, saklanması ve Y.Ö.ye sivil araca yüklenmesi suretiyle verilmesikonusunda göz yummak ve nezaret etmek suretiyle bir suç işleme kararının icrasıkapsamında değişik zamanlarda kaçakçılık konusu yakalanmış malın satılması,saklanması ve devredilmesini, suç yapılmasına göz yummak neticesinde kaçakçılıkkonusu eşyayı zincirleme olarak sakladığı ve sattığı, 2008 yılı Mart ayının 20ile 30'u arasındaki sürede pusu atılmaması konusunda emir verme karşılığıolarak sivil şahıs E.Ç.den bilgisayar almak suretiylegörevine giren bir işi yapmama karşılığı anlaşma ile yarar sağlayıp rüşvetaldığı, 2009 yılı Ocak ayı sonunda yapılacak denetlemeden önce saklanmış olankaçak akaryakıt ile ilgili olarak erbaş ve erlere bu akaryakıtın araç içinesaklanması ve bulunduğu takdirde yalan beyanda bulunmaları için emir vermeksuretiyle astlarına suç yapmak için emir verdiği, aynı olayın akabinde buakaryakıtın yakılmak suretiyle imhası için P.Ütğm.H.Y. ve Uzm.Çvş. B.A.’yaemir vermek suretiyle kaçakçılık konusu malzemeye yapılacak işlemlerle ilgilimevzuata aykırı olarak hareket etmek suretiyle kamu zararına sebebiyet verdiğive görevi kötüye kullandığı, 2008 yılı Mart ayı sonunda hudut birliği olarakyapılması gereken görevlerin bir süreç dahilinde aksatılması konusunda emirvermek ve Temmuz 2008-Şubat 2009 tarihleri arasında sorumlu olduğu özellikleGelincik ve Özpınar karakollarının görevleriningereklerini yapmakta ihmal ve gecikme göstermesini sağlamak, yine bu dönemiçerisinde pusu faaliyeti yapılmış gibi Aralık 2008 ayında servis mesajıçektirmek, sorumlu olduğu birlikte kaçakçılık konusu malzemenin çatıdasaklanmasını ve 6136 sayılı Kanun kapsamında silah bulunmasına yol açacakşekilde birlik arama ve kontrol faaliyetlerini aksatmak suretiyle sair suretlezincirleme olarak memuriyet nüfusunu kötüye kullandığı belirtilerek davacıhakkında, “Kaçakçılığa Kasten Göz Yummak”, "Zincirleme Olarak KaçakçılıkKonusu Eşyayı Satmak, Saklamak"; “Rüşvet Almak”, “Astlarına Suç Yapmakİçin Emir vermek”, “Görevi Kötüye Kullanmak" ve “Sair| Suretle ZincirlemeOlarak Memuriyet Nüfusunu Kötüye Kullanmak” suçlarından kamu davası açıldığı,davacının bu suçlardan 09.03.2009-06.05.2009 tarihleri arasında tutuklukaldığı, VAN Jandarmş Asayiş Kolordu KomutanlığıAskeri Mahkemesinde görülen yargılama neticesinde, 18.07.2012 tarihliduruşmada; “Kaçakçılığa Kasten Göz Yummak” ve “Zincirleme Şekilde KaçakçılıkKonusu Eşyayı Satmak, Saklamak" suçlarından, davacının TSK.danilişiğinin kesilmiş olması, askeri şahıs statüsünün sona ermiş bulunması,davacının üzerine atılı bu suçların askeri suç olmaması, askeri bir suça dabağlı bulunmaması sebebiyle askeri mahkemede yargılanmasını gerektiren ilgininkesildiği belirtilerek görevsizlik kararı verilerek bu suçlarla ilgili dosyanınÇaldıran Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine, “Rüşvet Almak" ve“Zincirleme Şekilde Sair Suretle Memuriyet Nüfusunu Kötüye Kullanmak" suçlarından,davacının bu suçları işlediğinin her türlü şüpheden uzak, kesin delillerleispatlanamadığı belirtilerek ayrı ayrı beraatına, “Astına Suç Yapmak İçin EmirVermek" ve “Görevi Kötüye Kullanmak” suçlarından, kanuni unsurlarıitibariyle oluşmadığı kanaatine varılarak ayrı ayrı beraatına karar verildiğianlaşılmıştır.
Kamu hizmetini yürütmekle görevli olanidarenin, bu hizmeti en iyi şekilde yürütebilmesi gerekli tedbirleri almayetkisi ile donatılmasının zorunlu olduğu kuşkusuzdur. Bu nedenle, idareninkamu hizmetini yürütecek olan ajanlarını alırken bir takımözelliklere sahip olmasını araması tabi olduğu gibi; statüye alındıktan sonrada bunları verimli biçimde kullanması, hizmeti aksatacak, kendisinden artıkverim alınması imkânı kalmamış, aksine idare mekanizmasına ve kamu hizmetininyürütülmesine zararlı olacak ajanlarını bünyesi dışına çıkarması da doğaldır.
İç Hizmet Yönetmeliğinin 86’ncı maddesininikinci fıkrasının (h) alt bendinde, her askerde bulunması lazım gelen ahlaki vemanevi vasıflardan "iyi ahlak sahibi olmak" vasfı; "Askerinahlakı ve yaşayışı kusursuz ve lekesiz olmalıdır. Asker, esrarkeşlikten,sarhoşluktan, yalancılıktan, borçtan ve kumardan, dolandırıcılıktan, ahlaksızkimselerle düşüp kalkmaktan, hırsızlıktan, yağmadan, yakıp yıkmaktan ve sairbütün fenalıklardan sakınmalıdır. Bunlar vazifenin yapılmasına mani olurlar, yaşayışı, sıhhati, azim ve cesareti bozar,namusu lekeler, manevi şahsiyeti öldürür ve her biri ayrı ayrı cezaları üstüneçeker.” şeklinde tanımlanmıştır. Görüldüğü üzere asker şahıslar için ahlakideğerlerin ve yaşam biçiminin özel bir önemi bulunmaktadır. Bu değer vevasıflardan yoksun olan ya da büyük bir noksanı olan asker kişilerin statüdetutulmalarının Kurumu olumsuz etkileyeceği açıktır.
Davacının, idarece ilamdan kaynaklanan veyakanundan kaynaklanan bir bağlı yetkiye dayanılarak değil, takdir yetkisidahilinde disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle TSK’dan ilişiğininkesildiği, gerek idari yargı kolunda gerekse askeri idari yargıda tartışmasızbir şekilde uygulandığı üzere bir kamu görevlisinin statüsüne son verilmesinigerektiren idari davranış biçiminin aynı zamanda bir suça sebebiyet vermesihalinde idare, söz konusu suç nedeniyle sürdürülen yargılamanın ve delildurumuna göre soruşturmanın sonucunu beklemek zorunda ve durumunda değildir.Ajanın ika ettiği eylemin, aynı zamanda ceza yargılamasına da konu olması veceza yargılaması sonucunda ajanın mahkum olması vehatta beraat etmesinin bir önemi bulunmamaktadır. Zira bu gibi durumda idarekanunun yargılama sonucuna göre ayırma işlemi tesis edilmesini zorunlu kıldığıbağlı yetkisini değil, mevcut deliller çerçevesinde ajanın ika ettiği eyleminazara alarak takdir yetkisini kullanmaktadır. Kuşkusuz, ika edilen her eylem(aynı zamanda ceza yargılamasına konu olsun veya olmasın) nedeniyle ajanıhakkında ayırma işlemi tesis etmesine de imkân olmayıp; esasen bu, anayasal birilke olan “kamu görevlisi teminatı” ile de bağdaşmaz. Şu halde,her somut olayda idarece, kişi yararı-kamu yararı dengesini gözeten, kamugörevinin niteliğini dikkate alan bir takdir yetkisi kullanılmak durumundadır.
Bu açıklamalar ışığında dava konusu ayırmaişlemi değerlendirildiğinde; aynı zamanda ceza yargılamasına da konu olanyukarıda ayrıntılı olarak belirtilen eylemleri nazara alındığında; davacınının TSK’nın itibarını sarsacak şekilde ahlak dışıhareketlerde bulunduğu, bu mevcut durumu itibarı ile TSK’daki kamu hizmetinidevam ettirmesine olanak kalmadığı, bu itibarla; tesis edilen ayırma işlemindeidarece takdir yetkisinin objektif kıstaslara bağlı kalınarak, kişi yararı ilekamu yararı arasında denge gözetilerek kullanıldığı anlaşıldığından, davakonusu işlemde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı sonucuna varılmıştır."
13. Bu kararın düzeltilmesi istemi de aynı Dairenin 12/11/2013tarihli ve E.2013/1107, K.2013/1028 sayılı kararıyla reddedilmiştir.
14. Karar 11/12/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.
15. Başvurucu 7/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
16. Diğer taraftan, Çaldıran Asliye Ceza Mahkemesincebaşvurucunun yargılandığı davada anılan Mahkeme yetkisizlik kararı vermiş olupbaşvurucu üzerine atılı suçlar nedeniyle halen Başkale 1. Asliye CezaMahkemesinde yargılanmaya devam etmektedir.
B. İlgili Hukuk
17. 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı KuvvetleriPersonel Kanunu'nun50. maddesinin işlem tarihinde yürürlükte olan (c) bendişöyledir:
''Disiplinsizlikve ahlaki durum sebebiyle ayırma: Disiplinsizlik veya ahlaki durumlarısebebiyle Silahlı Kuvvetlerde kalmaları uygun görülmeyen subayların hizmetsürelerine bakılmaksızın haklarında T.C Emekli Sandığı Kanunu hükümleriuygulanır.
Busebeplerin neler olduğu ve bunlar hakkında sicil belgelerinin nasıl ve ne zamantanzim edileceği, nerelere gönderileceği, inceleme ve sonuçlandırma ile gereklidiğer işlemlerin nasıl ve kimler tarafından yapılacağı subay sicilyönetmeliğinde gösterilir. Bu gibi subaylardan durumlarının Yüksek Askerî Şura tarafından incelenmesi Genelkurmay Başkanlığıncagerekli görülenlerin Silahlı Kuvvetlerden ayırma işlemi, Yüksek Askerî Şurakararı ile yapılır."
18. Yönetmelik'in işlem tarihinde yürürlükte olan 91. maddesininilgili kısmı şöyledir:
''Aşağıdaki sebeplerden biri ile disiplinsizlik veya ahlaki durumlarıgereği Silahlı Kuvvetlerde kalmaları, bulunduğu rütbeye veya bir öncekirütbesine ait bir veya birkaç belge ile anlaşılıp uygun görülmeyenler hakkında,hizmet sürelerine bakılmaksızın emeklilik işlemi yapılır:
a)Disiplin bozucu hareketlerde bulunması, ikaz veya cezalara rağmen ıslah olmaması,
b)Hizmetin gerektirdiği şekilde tavır ve hareketlerini ikazlara rağmendüzenleyememesi,
c) Aşırı derecede menfaatine, içkiye, kumaradüşkün olması,
d)Nafaka, trafik kazası, doğal afet, personelin öngöremeyeceği şekilde ülkegenelinde yaşanan olağanüstü ekonomik dalgalanmalar, ani devalüasyonlar, sağlıkve tedavi giderleri ile kefillik ve benzeri zorunluluk halleri hariç olmaküzere, Türk Silahlı Kuvvetlerinin itibarını zedeleyecek şekilde aşırı derecedeborçlanmaya düşkün olması ve bu borçlarını ödememeyi alışkanlık halinegetirmesi,
e) TürkSilahlı Kuvvetlerinin itibarını sarsacak şekilde ahlak dışı hareketlerdebulunması...''
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
19. Mahkemenin 8/6/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
20. Başvurucu; ayırma işleminin yalnızca hakkında düzenleneniddianamedeki fiiller esas alınarak tesis edildiğini, herhangi birdisiplinsizliği ve cezasının bulunmadığını, iddianamenin düzenlendiği tarihekadar sicil notlarının çok iyi olduğunu, AYİM'in desadece iddianameyi esas alarak davayı reddettiğini, isnat edilen suçlardanberaat ettiği dikkate alındığında idari işlem ve Mahkeme kararı ile adilyargılanma hakkının ve masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüş vegörevden ayrı kalması nedeniyle uğradığı maddi zararı ile 10.000 TL manevizararının tazmini talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun ceza davasından beraat etmesinekarşın AYİM tarafından ilişiğin kesilmesi işlemine karşı açılan davanınreddedildiği iddiasının masumiyet karinesi kapsamında incelenmesi gerektiğideğerlendirilmiştir.
22. Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:
“Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimsesuçlu sayılamaz.”
23. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Kendisine bir suç isnat edilen herkes,suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır.”
24. Masumiyet karinesi, kişinin suç işlediğine dair kesinleşmişbir yargı kararı olmadan suçlu olarak kabul edilmemesini güvence altına alır.Bunun sonucu olarak kişinin masumiyeti “asıl” olduğundan suçluluğu ispatkülfeti iddia makamına ait olup kimseye suçsuzluğunu ispat mükellefiyetiyüklenemez. Ayrıca hiç kimse, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılamamakamları ve kamu otoriteleri tarafından suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlumuamelesine tabi tutulamaz (Kürşat Eyol, B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 26).
25. Bu çerçevede masumiyet karinesi kural olarak hakkında birsuç isnadı bulunan ve henüz mahkûmiyet kararı verilmemiş kişileri kapsayan birilkedir. Suç isnadı kesin hükümle mahkûmiyete dönüşen kişiler ise artık“hakkında suç isnadı olan kişi” statüsünde olmadıkları için masumiyetkarinesinin ihlal edildiği iddiasının geçerli bir dayanağı kalmamaktadır. Ancakceza davası sonucunda kendisine isnat edilen suçu işlemediğinin sabit olduğuveya suçu işlediğine kesin olarak kanaat getirilemediği ve bu nedenle sanıkhakkında beraat kararı verilen durumlarda ise kişi hakkında masumiyetkarinesinin devam ettiğinin kabulü gerekir. Çünkü böyle durumlarda Anayasa’nın38. maddesinin dördüncü ve Sözleşme’nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkralarıanlamında kişinin suçluluğu sabit olmamıştır ve bu nedenle kişi suçlu sayılamaz(Uğur Ayyıldız, B. No: 2012/574,6/2/2014, § 76).
26. Masumiyet karinesi, ceza yargılaması kapsamında bir usulgüvencesi olmasına rağmen buna ilişkin korumanın uygulanabilir olması ve etkilişekilde sağlanabilmesi için beraat eden veya bir şekilde hakkındaki cezayargılaması devam etmeyen kişilerin kamu görevlileri veya otoritelerinin suçlumuamelesine maruz kalmalarını önlemelidir. Bu kapsamda ceza davasını takip eden“ceza yargılaması niteliğinde olmayan herhangi bir yargılamada” da (hukuk,disiplin gibi) masumiyet karinesine özen gösterilmelidir. Bununla birlikte cezayargılamasında mahkûmiyetle sonuçlanmamış aynı olaylara dayanılarak bir kişinindisiplin suçundan suçlu bulunması veya hakkında tazminata karar verilmesimasumiyet karinesini otomatik olarak ihlal etmez. Bu kapsamda “karar vericilerin kullandıkları dil” kritik önem taşır (Mustafa Akın, B. No: 2013/2696, 9/9/2015,§ 38).
27. Kamu otoriteleri veya görevlileri tarafından, hakkındasoruşturma veya kovuşturma yürütülen kişiyle ilgili olarak yargılama süreci birmahkûmiyet hükmüyle kesinlik kazanmadan suçluluğa dair herhangi bir kanaatifade edilmiş olması ya da ceza yargılaması mahkûmiyet dışında bir kararla sonaermesine rağmen sona ermeye ilişkin kararda sanığın suçlu olabileceğinin ifadeedilmiş olması durumunda masumiyet karinesinin ihlali söz konusu olabilecektir(Mustafa Akın, § 39). Dolayısıylamahkeme kararlarında, resmî yazılarda ve kamu görevlilerinin ifadelerinde sarfedilen söz veya ifadeler nedeniyle kişiler hakkındaki masumiyet karinesininihlal edilmemesi için kullanılan ifadelerde seçilecek kelimelere azami özengösterilmesi gerekir (Ali Atlı, B.No: 2013/500, 20/3/2014, § 35).
28. Yine ceza davası dışında fakat ceza davasına konu olaneylemler nedeniyle devam eden idari uyuşmazlıklarda, kişi hakkında beraatkararı verilmiş olmasına rağmen bu karara esas teşkil eden yargılama sürecinedayanılması ve bu şekilde beraat kararının sorgulanması masumiyet karinesi ileçelişir. Buna karşın -idari uyuşmazlığın çözümüne esas teşkil etmesibakımından- kişi beraat etmiş olsa dahi yargılanmış olması olgusundan veya bunailişkin karardan söz edilmesi, kişinin suçlu muamelesi gördüğünden dolayısıylamasumiyet karinesinin ihlal edildiğinden söz edebilmek için yeterli değildir.Bunun için kararın gerekçesinin bütün hâlinde dikkate alınması ve nihai kararın,münhasıran kişinin yargılandığı ve sonuçta beraat ettiği fiilleri işlediğikabulüne dayanıp dayanmadığının incelenmesi gerekir (Kürşat Eyol, § 29).
29. Öte yandan ceza ve ceza muhakemesi hukuku ile disiplinhukukunun farklı kural ve ilkelere tabi disiplinler olduğunun hatırlanmasındayarar vardır. Buna göre kamu görevlisinin davranışı, suç tanımına uymasınınyanı sıra disiplin sorumluluğunu da gerektirebilir. Böyle durumlarda cezamuhakemesi ve disiplin soruşturması ayrı ayrı yürütülür ve ceza muhakemesisonucunda kişinin isnat edilen eylemi işlemediğine dair hükümler dışında cezamahkemesi hükmü disiplin makamları açısından doğrudan bağlayıcı değildir (Kürşat Eyol, §30). Ancak bu kapsamda yapılan değerlendirmelerde delil yetersizliğine dayalıolsa bile kişi hakkında verilen beraat kararına aykırı olarak kişinin suçsuzolmadığı yönünde değerlendirmelerden kaçınılması gerekir (Uğur Ayyıldız, § 79).
30. Masumiyet karinesinin ihlal edilip edilmediğideğerlendirilirken özellikle hukuk ve idari yargılama bakımından üzerindedurulması gereken önemli hususlardan biri, yargılamayı yapan makamın ilgilikişiye suç isnat edip etmediği ve beraat kararını sorgulayıp sorgulamadığıdır.
31. Başvuru konusu olayda başvurucu hakkında görevli bulunduğusırada işlediği ileri sürülen "1)Kaçakçılığa kasten göz yummak 2) Zincirleme kaçakçılık konusu eşyayı satmak,saklamak 3) Rüşvet almak 4) Astlarına suç yapmak için emir vermek 5) Görevikötüye kullanmak 6) Zincirleme memuriyet nüfuzunu kötüye kullanmak"suçlarından iddianame hazırlanarak kamu davası açılmış; bu eylemlergerekçesiyle hakkında 10/3/2010 tarihinde disiplinsizliği ve ahlaki durumunedeniyle "Silahlı Kuvvetlerde KalmasıUygun Değildir" sicil belgesi düzenlenmiş ve 25/8/2010tarihinde başvurucunun TSK ile ilişiği kesilmiştir.
32. Başvurucu tarafından anılan ilişik kesme işlemine karşıaçılan davada AYİM Birinci Dairesi, ayırma sicil belgesinin yetkili sicilüstlerince düzenlenmediği gerekçesiyle işlemi yetki yönünden iptal etmiş, buişlem üzerine başvurucu göreve başlamış, sıralı üstlerince, TSK'nın itibarınısarsacak ahlak dışı hareketlerde bulunduğu gerekçesiyle hakkında Yönetmelik'in91. maddesinin (e) fıkrası uyarınca13/2/2012 tarihinde ayırma sicilidüzenlenmiş ve 6/7/2012 tarihli üçlü kararnameye istinaden 25/7/2012 tarihindebaşvurucunun TSK'dan ilişiği kesilmiştir.
33. Başvurucu hakkında açılan ceza davasında Van KolorduKomutanlığı Askerî Mahkemesi 18/7/2012 tarihinde, kaçakçılığa kasten göz yummakve zincirleme kaçakçılık konusueşyayı satmak, saklamak suçlarından başvurucunun TSK ile ilişiğinin kesilmişolması ve bu suçların askerî suç olmaması nedeniyle görevsizlik; rüşvet almakve zincirleme memuriyet nüfuzunu kötüye kullanmak suçlarından, başvurucunun bu suçları işlediğinin her türlüşüpheden uzak, kesin delillerle ispatlanamadığını belirterek beraat; astlarına suç işlemek için emir vermek vegörevi kötüye kullanmak suçlarındanise suçların kanuni unsurları itibarıyla oluşmadığı kanaatine vararak busuçlardan ayrı ayrı beraat kararı vermiştir.
34. Başvurucu tarafından ilişiğinin kesilmesi işlemine karşıaçılan davada AYİM 8/5/2013 tarihli kararıyla başvurucunun takdir yetkisidâhilinde disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle TSK ile ilişiğininkesildiği, bir kamu görevlisinin statüsüne son verilmesini gerektiren idaridavranış biçiminin aynı zamanda bir suça sebebiyet vermesi hâlinde idarenin,söz konusu suç nedeniyle sürdürülen yargılamanın ve delil durumuna göresoruşturmanın sonucunu beklemek zorunda olmadığı, her somut olayda idarece kişiyararı-kamu yararı dengesini gözeten, kamu görevinin niteliğini dikkate alantakdir yetkisinin bulunduğu hususlarını belirttikten sonra "Bu açıklamalar ışığında dava konusu ayırmaişlemi değerlendirildiğinde; aynı zamanda ceza yargılamasına da konu olanyukarıda ayrıntılı olarak belirtilen eylemleri nazara alındığında; davacınınTSK’nın itibarını sarsacak şekilde ahlak dışı hareketlerde bulunduğu, bu mevcutdurumu itibarı ile TSK’daki kamu hizmetini devam ettirmesine olanak kalmadığı,bu itibarla; tesis edilen ayırma işleminde idarece takdir yetkisinin objektifkıstaslara bağlı kalınarak, kişi yararı ile kamu yararı arasında dengegözetilerek kullanıldığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırı biryön bulunmadığı sonucuna varılmıştır" gerekçesiyle davanın reddinekarar vermiştir.
35. AYİM kararının gerekçesinde başvurucu hakkında tesis edilenişlemin, idarenin takdir yetkisi kapsamında tesis ettiği işlemlerden olduğunu,ceza davasına konu eylemler nedeniyle başvurucunun TSK'nın itibarını sarsacakşekilde ahlak dışı hareketlerde bulunduğunu, TSK'daki kamu hizmetinin devametmesine olanak bulunmadığını ve kullanılan takdir yetkisinde kişi yararı vekamu yararı arasındaki dengenin gözetildiğini belirtmiş; başvurucu hakkındayürütülen ve beraatla sonuçlanan yargılamaya değinmiş; başvurucunun suçluolduğunu ifade veya ima eden bir ibareye yer vermemiştir. Bu çerçevedebaşvuruya konu kararın gerekçesinde yer alan ifadelerden suçluluğu ilgiliMahkeme kararlarıyla sabit olmayan başvurucunun bu eylemleri işlediği ve suçluolduğu inancının yansıtıldığı veya yargılandığı fiilleri işlediği kabulünedayanarak karar verilmemiş, ayırma sicil belgesinin düzenlenmesi ve ilişiğinkesilmesinde kullanılan takdir yetkisinin hukuka uygun olduğu sonucunavarılarak dava reddedilmiştir. Mahkemenin bu gerekçesinin başvurucununmasumiyet karinesine saygı ilkesiyle bağdaşmadığı söylenemez.
36. Açıklanan nedenlerle masumiyet karinesinin ihlal edildiğineyönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşıldığından başvurunun diğerkabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
8/6/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.