TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
MECİT ŞAHİNKAYA VE TAMER KORKMAZ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/463)
Karar Tarihi: 12/9/2019
R.G. Tarih ve Sayı: 8/10/2019 - 30912
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan y.
:
Recep KÖMÜRCÜ
Üyeler
:
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Volkan SEVTEKİN
Başvurucular
:
1. Mecit ŞAHİNKAYA
2. Tamer KORKMAZ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunanbaşvurucular tarafından gönderilmek istenen mektupların sakıncalı bulunarakgönderilmemesine karar verilmesi nedeniyle haberleşme hürriyetinin ihlaledildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvurular 21/12/2015 ve 4/1/2016 tarihlerinde yapılmıştır.
3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılanön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurucuların adli yardım taleplerinin kabulünekarar verilmiştir.
5. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesininBölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
6. 2016/759 numaralı başvuru dosyasının konu yönünden hukukiirtibat nedeniyle 2016/463 numaralı başvuru dosyası ile birleştirilmesine,incelemenin 2016/413 numaralı başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine ve diğerdosyanın kapatılmasına karar verilmiştir.
7. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
8. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
9. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuşlardır.
III. OLAY VE OLGULAR
10. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
11. Başvurucular, Kocaeli 1 No.lu F Tipi Yüksek GüvenlikliKapalı Ceza İnfaz Kurumunda (İnfaz Kurumu) hükümlü olarak bulunmaktadır.
12. Başvurucu Mecit Şahinkaya,milletvekili V.A.ya; diğerbaşvurucu da milletvekili A.H.H.ye birer mektup göndermek istemişlerdir.
13. Beş sayfadan oluşan aynı mahiyetteki söz konusu mektuplarınilgili kısımlarında İnfaz Kurumundaki hak gasplarının, keyfî uygulamaların,hukuksuzlukların ve işkencelerin her geçen gün arttığı belirtilerek bu kapsamdahükümlülerin mektuplarına el konulmak suretiyle iletişim haklarının gaspedildiği ileri sürülmüştür. Diğer yandan avukatla görüşme hakkına yöneliksıkıntıların protesto edilmesi, başka ceza infaz kurumundan nakil gelenhükümlünün çıplak olarak aranmasına direnilmesi ve baskılara karşı açlık greviyapılması nedenleriyle disiplin cezaları verildiğinden, ayrıca diyet yemeği veilaç teminine ilişkin problemlerden bahsedilerek milletvekillerinden duyarlılıkgösterilmesi talebinde bulunulmuştur.
14. İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığının (Disiplin Kurulu)6/11/2015 ve 10/11/2015 tarihli sakıncalı mektup değerlendirme kararlarıylamektupların gönderilmemesine karar verilmiştir. Karar gerekçelerinde;mektuplarda yalan ve yanlış bilgiler ile İnfaz Kurumunu yıpratmak amacıyla kamuoyu oluşturmayayönelik ibareler bulunduğu vurgulanmak suretiyle 6/4/2006 tarihli ve 26131sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girenCeza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazıHakkında Tüzük'ün (İnfaz Tüzüğü) 91. maddesine göremektupların alıcılarına gönderilmediği belirtilmiştir.
15. Başvurucular tarafından Disiplin Kurulu kararlarına karşıKocaeli İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) yapılan şikâyet 18/11/2015 ve23/11/2015 tarihli kararlarla kabul edilerek Disiplin Kurulu kararlarınıniptaline karar verilmiştir. Karar gerekçelerinde, 13/12/2004 tarihli ve 5275sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 68. maddesinin(3) numaralı fıkrasında "Kurumun asayişve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkaramaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine nedenolan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehditve hakareti içeren mektup, faks ve telgrafların" hükümlüyeverilmeyeceğinin ve hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmeyeceğinin hükmebağlandığı belirtilmiştir. Kararlarda; söz konusu mektuplarda İnfaz Kurumundahak ihlali olarak görülen bazı olayların anlatıldığı, bu iddiaların gerçek olupolmadığının veya haklılığının ayrı bir tartışma konusu olduğu, mektuplara elkonulabilmesi için yazılan hususların yanlış olmasının yeterli olmadığı, bubilgilerin kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek nitelikte olması vedeğerlendirme yapılırken mektubun muhatabının kim olduğunun da dikkate alınmasıgerektiği vurgulanmıştır. Kararlarda ayrıca, mektupların kamuoyunda tanınankişilere yazıldığı ifade edilerek ceza infaz kurumlarında insan haklarıihlallerinin önlenebilmesi için mümkün olduğunca şeffaflığın sağlanmasınınzorunlu olduğu, hak ihlali olarak belirtilen eylemlerin gerektiğinde yetkili makamlartarafından etkili bir şekilde soruşturulabilmesi ve kamuoyu tarafından durumuntakip edilebilmesi için hükümlü ve tutukluların dışarıyla haberleşmelerinin sonderece önemli olduğu açıklanmıştır. Ayrıca benzer bir olayda AnayasaMahkemesinin Akif İpek (B. No:2013/9456, 24/6/2015) kararında haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine kararverdiği hatırlatılarak başvurucuların gönderdiği mektuplara el konulmasıyerinde görülmemiştir.
16. Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığınca (Savcılık) yapılanitiraz, Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 3/12/2015 tarihli kararları ile kabuledilerek İnfaz Hâkimliği kararlarının kaldırılmasına kesin olarak kararverilmiştir. Karar gerekçelerinde, Savcılık itirazının yerinde görüldüğüaçıklanmıştır.
17. Nihai kararlar 10/12/2015 tarihinde başvuruculara tebliğedilmiştir.
18. Başvurucular 21/12/2015 ve 4/1/2016 tarihlerinde bireyselbaşvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
19. İlgili hukuk için bkz. AhmetTemiz, B. No: 2013/1822, 20/5/2015, §§ 16-20.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
20. Mahkemenin 12/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları ve Bakanlık Görüşü
21. Başvurucular, İnfaz Kurumunda uğradıklarını iddia ettikleribaskı ve hak ihlallerini milletvekillerine bildirmek için yazdıklarımektuplarına Disiplin Kurulu kararlarıyla el konulduğunu ve bu kararlara karşıİnfaz Hâkimliğine yaptıkları şikâyetin kabul edilmesine rağmen Savcılığınitirazı üzerine hiçbir gerekçe gösterilmeden İnfaz Hâkimliği kararlarınınkaldırılarak mektupların gönderilmemesi suretiyle adil yargılanma hakkı ileifade özgürlüğü ve haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
22. Bakanlık görüşünde, Disiplin Kurulu tarafından mevzuata göreişlem yapıldığı belirtilmiştir. Öte yandan benzer olaylara ilişkin AnayasaMahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına atıfta bulunularakİnfaz Hâkimliği kararı kaldırılırken Disiplin Kurulu kararının ve kullanılantakdir hakkının usul ve mevzuata uygun olup olmadığının değerlendirildiği ifadeedilmiştir. Dolayısıyla İnfaz Hâkimliği kararına itiraz üzerine verilenkarardaki tespit ve sonuçların Kanun'un uygulanması niteliğinde olduğu ve buanlamda hak ve özgürlükleri ihlal eder nitelikte olmadığı, varılan tespit vesonuçların açık bir keyfîlik içermediğibelirtilmiştir.
23. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarında mektuplarınmuhatabı olan milletvekillerinin o dönemde Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)İnsan Hakları İnceleme Komisyonunda üye olması dikkate alındığında gönderilmekistenen mektupların sakıncalı bulunarak gönderilmemesinin keyfî olduğunu,müdahalenin haklı olduğuna ilişkin Bakanlık görüşünün dayanaktan uzak olduğunuiddia etmişlerdir.
B. Değerlendirme
24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların iddialarının özü, göndermekistedikleri mektupların sakıncalı görülerek alıkonulması nedeniyle haberleşmehürriyetinin engellenmesine ilişkindir. Anayasa Mahkemesinin öncekikararlarında bu tür başvurular haberleşme hürriyeti kapsamında incelenmiştir (Ahmet Temiz, § 23; Özkan Kart (2), B. No: 2013/1201,20/5/2015, § 22; Akif İpek, § 23;Ramazan Vural, B. No: 2013/1148,7/7/2015, § 24; Eren Yıldız, B.No: 2013/759, 7/7/2015, § 25; Mustafa Aydin,B. No: 2013/275, 6/10/2015, § 24; KahramanGüvenç, B. No: 2013/2072, 3/2/2016, § 20). Somut başvuruda da budurumdan ayrılmayı gerektirecek bir durum bulunmamaktadır.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
25. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek bir neden de bulunmadığı anlaşılan haberleşmehürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
26. Anayasa'nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak"Haberleşme hürriyeti"kenar başlıklı 22. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"Herkes, haberleşmehürriyetine sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır.
Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesininönlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak veözgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarakusulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesindesakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emribulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz...
İstisnaların uygulanacağı kamu kurum vekuruluşları kanunda belirtilir."
27. Anayasa Mahkemesinin AhmetTemiz (aynı kararda bkz. §§ 28-34)kararında hükümlü ve tutukluların gönderdiği veya kendilerinegönderilen mektuplara ceza infaz kurumunun ilgili kurulları tarafından yapılanmüdahalelere ilişkin genel ilkeler belirtilmiştir. Buna göre haberleşme özgürlüğüneyapılan müdahale öncelikle kanunla öngörülmelidir. Müdahalenin yasal dayanağınıoluşturan mevzuatın ulaşılabilir,yeterince açık ve belirli bir eylemin gerektirdiği sonuçlar açısından öngörülebilir olması gerekir. İkinciolarak söz konusu müdahale meşru bir amacadayanmalı, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve ölçülü olmalıdır.
28. Disiplin Kurulu, başvurucuların gönderdiği mektuplarınsakıncalı olduğunu değerlendirerek mektuplara elkonulmasınakarar vermiştir. Dolayısıyla anılan işlem ile kamu makamları tarafındanbaşvurucuların haberleşme hürriyetine bir müdahalede bulunulduğu açıktır.
29. Anılan müdahale, Anayasa’nın 22. maddesinin ikincifıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanmadığı veAnayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşullara uygun olmadığı takdirdeAnayasa’nın 22. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu nedenle sınırlamanınAnayasa’nın 13. maddesinde öngörülen kanun tarafından öngörülme, meşru amaçtaşıma, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk ve ölçülülük ilkesineaykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir. (Ahmet Temiz, § 36).
30. Anayasa Mahkemesinin AhmetTemiz (aynı kararda bkz. §§ 37-46) kararında, somut olayda dauygulanan 5275 sayılı Kanun'un 68. maddesinin, hükümlülerin ceza infazkurumlarından yaptıkları yazışmaların denetimi ve sınırlandırılmasının kanunidayanağını oluşturduğu ve düzenlemenin kanunilik ölçütünü karşıladığı tespitedilmiştir. Öte yandan haberleşme hürriyetinin düzenlendiği Anayasa'nın 22.maddesinin ikinci fıkrasında, söz konusu sınırlama sebeplerine bağlı kalınarakyapılacak sınırlamanın ancak usulüne uygun olarak verilecek hâkim kararıylamümkün olabileceği belirtildikten sonra üçüncü fıkrasında "İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşlarıkanunda belirtilir" denilerek bu kuralın da mutlak olmadığı vebu kurala bazı kurumlar yönünden kanunla sınırlamalar getirilebileceği açıkçadüzenlenmiştir (AYM, E.2014/122, K.2015/123, 30/12/2015, § 71). Bu bağlamdaceza infaz kurumları, Anayasa'nın 22. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamındaistisnaların uygulanacağı kamu kurumlarındandır (Mehmet Koray Eryaşa, B. No:2013/6693, 16/4/2015, §§ 74-76).
31. Somut olayda Disiplin Kurulunca mektupların alıkonulmasebebi olarak mektuplarda yalan ve yanlış bilgiler ile İnfaz Kurumunu yıpratmakamacıyla kamuoyu oluşturmaya yönelik ibareler olması gösterilmiştir. Bukapsamda başvurucuların mektuplarının denetlenmesi suretiyle haberleşmehürriyetine yapılan müdahalenin kamu düzeninin korunması, suç işlenmesininönlenmesi ile ceza infaz kurumlarında asayiş ve güvenliğin sağlanmasıamaçlarını taşıdığı, bunun da Anayasa'nın haberleşme hürriyetine ilişkin 22.maddesinin ikinci fıkrası kapsamında meşru bir amaç olduğu sonucuna varılmıştır(Ahmet Temiz, §§ 47-51).
32. Anayasa Mahkemesinin AhmetTemiz (aynı kararda bkz. §§ 58-68) kararında hükümlü ve tutuklularıngönderdiği veya kendilerine gönderilen mektuplara ceza infaz kurumlarınınilgili kurulları tarafından yapılan müdahalelerde demokratik toplum düzeniningereklerine uygunluk ve ölçülülük ilkesi yönünden genel ilkelere yerverilmiştir. Buna göre demokratik toplum düzeninin gerekleri gözetilmeli,sınırlamada öngörülen meşru amaç ile sınırlandırma aracı arasında orantısızlıkbulunmamalı, sınırlandırmayla ulaşılabilecek genel yarar ile temel hak veözgürlüğü sınırlandırılan bireyin kaybı arasında adil bir denge kurulmasınaözen gösterilmelidir.
33. Ayrıca ceza infaz kurumu yetkilileri, mektup gönderme vealmanın ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin ve tutukluların dış dünyaile bağlantısında en önemli araçlardan biri olduğu gerçeğini gözönünde bulundurarak dış dünya ile yeterli bir iletişimsürdürmelerinde mahkûmlara yardım etmeli ve bunun için onlara uygun desteğisunmalıdır (Musa Kaya (2), B. No:2013/2351, 16/9/2015, § 66).
34. Ancak ceza infaz kurumlarında tutulmanın kaçınılmaz sonucuolarak kamu düzeninin korunmasına ve suç işlenmesinin önlenmesine yönelik kabuledilebilir makul gerekliliklerin olması durumunda hükümlü ve tutukluların sahipoldukları haklar sınırlandırılabilir (Turan Günana, B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 35). Bukapsamda mektubun tamamında ya da mektup içeriğinin bir kısmında yer alanifadelerin 5275 sayılı Kanun'un 68. maddesinde yer verilen sebeplerden en azbirini içermesi, özellikle ceza infaz kurumunun ilgili kurulları tarafından dayeterli düzeyde gerekçelendirilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla somut olayda damektubun içeriğindeki hangi sözlerin neden sakıncalı olduğu gerekçedegösterilmek zorundadır.
35. Hatta bir hükümlü tarafından milletvekiline gönderilmekistenen mektup ile herhangi bir kişiye gönderilmek istenen mektubundeğerlendirilmesi de bu kapsamda aynı şekilde olmamalıdır. Mektubun muhatabıolan milletvekilinin o dönemde TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonunda üyeolduğu dikkate alındığında gerekçelerin ikna ediciliği daha kuvvetli olmakzorundadır (Kahraman Güvenç, §47).
36. Başvuru konusu mektupların muhataplarının milletvekillerioldukları görülmektedir. Başvurucular tarafından yazılan mektuplarda, bazıhükümlülerin yaşadığı iddia edilen hak ihlalleri ile İnfaz Kurumunda yaşandığıileri sürülen aksaklıklarla ilgili bilgilerin paylaşıldığı anlaşılmaktadır (bkz.§§ 12,13).
37. Somut olayda mektupların alıkonulmasına yönelik DisiplinKurulu kararlarında, başvuruya konu mektup içeriklerinde yer alan hangisözlerin muhataplarına (milletvekillerine) ulaştırılmasının ne suretlesakıncalı olduğu açıklanmadan, mektupların içeriklerinde yalan ve yanlışbilgiler ile Kurumu yıpratmak amacıyla kamuoyu oluşturmaya yönelik ibarelerbulunduğu belirtilmiştir. İnfaz Hâkimliği kararlarında ise ceza infazkurumlarında insan hakları ihlallerine yönelik olarak şeffaflığın önemineişaret edilerek ve Anayasa Mahkemesinin Akifİpek kararına atıfla mektuplara el konulmasının yerinde olmadığıaçıklanmıştır. İtiraz üzerine bu defa Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesi, Savcılıkitirazının yerinde görüldüğünü vurgulamakla yetinerek İnfaz Hâkimliğikararlarının kaldırılmasına karar vermiştir.
38. Başvurucuların İnfaz Kurumunda yaşandığını iddia ettiklerihak ihlallerine ilişkin bir kısım bilgileri paylaşmak amacıylamilletvekillerine göndermek istedikleri mektuplarındaki iddialarının bir kısmınınveyahut tamamının gerçeğe uygun olmadığı kabul edilse dahi Disiplin Kurulu veKocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin kararlarında mektup içeriklerinin sakıncalıolduğuna ilişkin ve somut tespitlere dayalı yeterli bir gerekçegösterilmemiştir. Mektupların alıkonulmasını gerektirecek boyutta ceza infazkurumunda düzeni ve güvenliği tehlikeye sokan özel ve olağanüstü koşullarınbulunduğunu, başka bir ifade ile haberleşme hakkının kötüye kullanıldığını iknaedebilecek herhangi bir gerekçeye yer verilmemiştir. Bu kapsamda somut olaydasuçun önlenmesine, disiplinin ve ceza infaz kurumunda güvenliğin sağlanmasınayönelik kabul edilebilir makul gerekliliklerin somut bilgilere dayalı olarakortaya konulmadığı sonucuna varılmıştır.
39. Diğer yandan ceza infaz kurumu idaresinin başvurucularıninfaz kurumunda yaşandığını ileri sürdükleri insan hakkı ihlallerine ilişkiniddialarını TBMM üyesi olan milletvekillerine ulaştırılmasını engellemek gibibir yetkisi olduğundan söz edilemez. Aksine hukuka bağlı ceza infaz kurumuidaresinin başvurucuların kötü muamele iddialarının araştırılması ve gerçeğinortaya çıkarılması için bağımsız ve tarafsız bir resmî soruşturma yürütecekidari ve yargısal makamları durumdan derhâl haberdar etme ve harekete geçirmeyükümlülüğü vardır (aynı yönde değerlendirme için bkz. Akif İpek, § 72).
40. Dolayısıyla başvurucular tarafından gönderilmek istenenmektupların alıkonulması suretiyle haberleşme hürriyetine yapılan müdahaleamaçlanan hedefler açısından orantısız olup demokratik toplum gereklerine uygundeğildir.
41. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa'nın 22.maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
42. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) numaralıfıkrasının ilgili kısmı ile (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"(1) Esas incelemesonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine kararverilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."
43. Başvurucular, ihlalin tespiti ile maddi ve manevizararlarının giderilmesi talebinde bulunmuşlardır.
44. Başvurucuların Anayasa'nın 22. maddesinde güvence altınaalınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
45. Başvurucuların Anayasa'nın 22. maddesinde güvence altınaalınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğinin tespit edilmesi sebebiyleyalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığındabaşvuruculara ayrı ayrı takdiren net 2.000 TL manevitazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
46. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi içinbaşvurucuların uğradığını iddia ettikleri maddi zarar ile tespit edilen ihlalarasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucuların bu konuda herhangi bir belgesunmamış olması nedeniyle maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesigerekir.
47. Başvuru kapsamında haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğigözetilerek kararın bir örneğinin bilgi edinilmesi için Kocaeli İnfazHâkimliğine ve ihlalin sonuçlarının giderilmesi için Adalet Bakanlığınagönderilmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşmehürriyetinin İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvuruculara ayrı ayrı net 2.000 TL manevi tazminatÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
E. Kararın bir örneğinin bilgi için Kocaeli İnfaz Hâkimliğine(E.2015/4359, K.2015/4559; E.2015/4381, K.2015/4606) GÖNDERİLMESİNE,
F. Kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının giderilmesi içinAdalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 12/9/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE kararverildi.