TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
MEDET BECEREK VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2019/20)
Karar Tarihi: 24/11/2021
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Basri BAĞCI
Raportör
:
Selçuk KILIÇ
Başvurucular
:
Medet BECEREK ve diğerleri [bkz. ekli tablo]
Başvurucular Vekilleri
:
Bkz. ekli tablonun (H) sütunu
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, temyiz başvurusunun süre yönündenreddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvurular muhtelif tarihlerde yapılmıştır.
3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Konularının aynı olması nedeniyle ekli tablonun (B)sütununda numaraları belirtilen başvuru dosyalarının aynı tablonun (1) numaralısatırında yer alan 2019/20 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesineve incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına karar verilmiştir.
6. Bölüm Başkanı tarafından, başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına gönderilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleilgili olaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucuların bir kısmı işe iade, bir kısmı ise işakdinin feshedilmesi nedeniyle açılan alacak davasında davanın tarafıdırlar.
10. Ekli tablonun (D) sütununda belirtilen İşMahkemelerinde görülen davaların neticesinde aleyhine karar verilen tarafçaistinaf talebinde bulunulmuştur. Ekli tablonun (F) sütununda belirtilen BölgeAdliye Mahkemelerince, başvurucular aleyhine sonuçlanan istinaf incelemelerineticesinde, iki haftalık süre içerisinde temyiz kanun yoluna başvurulabileceğibelirtilmiştir.
11. Başvurucular temyiz talebinde bulunmuş, Yargıtay 9.Hukuk Dairesi tarafından temyiz talepleri ekli tablonun (G) sütunundabelirtilen tarihlerde süre aşımından reddedilmiştir. Yargıtay karargerekçelerinde; 30/1/1950 tarihli ve mülga 5521 sayılı İş MahkemeleriKanunu’nun 8. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca temyiz süresinin gerekçelikararın taraflara tebliğinden itibaren sekiz gün olduğu belirtilip sekiz günlüktemyiz süresi geçtikten sonra yapılan temyiz başvurularının süresinde olmadığıifade edilmiştir. Ayrıca karar gerekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesi kararındagerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde kararın temyizedilebileceği açıklanmışsa da 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı HukukMuhakemeleri Kanunu’nun 90. maddesi uyarınca kanunda belirtilen istisnaidurumlar dışında kanundaki süreleri hâkimin artırıp eksiltemeyeceğivurgulanmıştır.
12. Temyiz taleplerinin reddi üzerine başvurucular süresiiçerisinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
A. Ulusal Hukuk
13. Hüküm tarihinde yürürlükte olan 5521 sayılı mülgaKanun'un 8. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
“Bölge adliye mahkemesinin para ile değerlendirilemeyendava ve işler hakkındaki kararları ile miktar veya değeri kırk bin Türklirasını geçen davalar hakkındaki nihaî kararlara karşı tebliğ tarihindenbaşlayarak sekiz gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir."
14. 6100 sayılı Kanun’un dava tarihi itibarıylayürürlükte olan 361. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Bölge adliye mahkemesi hukukdairelerinden verilen temyizi kabil nihai kararlar ile hakem kararlarınıniptali talebi üzerine verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren ikihafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir."
15. 6100 sayılı Kanun'un "hükmün kapsamı"kenar başlıklı 297. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısımlarışöyledir:
"Hüküm "Türk MilletiAdına" verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:
…
ç) Hüküm sonucu, ... varsa kanun yollarıve süresini.
…"
B. Uluslararası Hukuk
16. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Herkes davasının medeni hak veyükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilensuçlamaların esası konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız vetarafsız bir mahkeme tarafından kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde,görülmesini isteme hakkına sahiptir..."
17. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), mahkemeyeerişim hakkının Sözleşme'nin 6. maddesinde yerini bulan güvencelerin doğal birparçası olduğunu (Lawyer Partners A.S./Slovakya, B. No: 54252/07,16/6/2009, § 52), bu kapsamda herkesin kişisel hak ve yükümlülükleriyle ilgiliher türlü iddiasını bir mahkeme veya yargı önüne getirme hakkının güvencealtına alındığını (Golder/Birleşik Krallık [GK], B. No: 4451/70,21/2/1975, § 36), Sözleşme'nin 6. maddesinde, mahkeme kararlarına karşı kanunyolu başvurusunda bulunma hakkının güvence altına alınmadığını, ancak devletinkendi takdirine bağlı olarak taraflara kanun yolu başvurusunda bulunma hakkıtanıması durumunda, kanun yolu başvurusunu inceleyen mahkeme önünde uygulananmuhakeme usulünün bu ilkelere uygun olması gerektiğini belirtmiştir (Delcourt/Belçika,B. No: 2689/65, 17/1/1970, § 25).
18. AİHM, mahkemeye erişim hakkına yönelik birtakımsınırlandırmaların kabul edilebileceğini ancak sınırlamaların meşru bir amacayönelik olmadığı veya kullanılan yöntem ile ulaşılması hedeflenen amaç arasındamakul bir orantılılık ilişkisinin bulunmadığı durumlarda, kısıtlamalarınSözleşme'nin 6. maddesinin birinci fıkrasına uygun olmayacağını belirtmiştir (Ashingdane/BirleşikKrallık, B. No: 8225/78, 28/5/1985, § 57).
19. AİHM; ulusal hukuk kurallarını yorumlama görevininyerel mahkemelere ait olduğunu, AİHM'in rolünün bu yorumların Sözleşme ileuyumluluğunu denetlemekle sınırlı olduğunu, bu durumun kanun yolu başvurusundaöngörülen süre sınırlamaları ile ilgili yapılan yorumlar açısından da geçerliolduğunu, süreye ilişkin kuralların adaletin ve özellikle de yasal kesinliğindüzgün şekilde uygulanmasını amaçladığını (Pérez De Rada Cavanilles/İspanya,B. No: 28090/95, 28/10/1998, §§ 43, 45), bununla birlikte mahkemelerin usulkurallarını uygularken bir yandan adil yargılanma hakkını ihlal edebilecekaşırı şekilcilikten ve usul kurallarının ortadan kaldırılması sonucunudoğurabilecek aşırı esneklikten kaçınmaları gerektiğini belirtmiştir (Walchli/Fransa,B. No: 35787/03, 26/7/2007, § 29).
V. İNCELEME VEGEREKÇE
20. Anayasa Mahkemesinin 24/11/2021 tarihinde yapmışolduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
21. Başvurucular, Bölge Adliye Mahkemelerinin temyizsüresini kararın tebliğinden itibaren iki hafta olarak gösterdiğini vebelirtilen süre içerisinde temyiz talebinde bulunmalarına rağmen temyizbaşvurularının süreden reddi nedeni ile adil yargılanma haklarının ihlaledildiğini ileri sürmüşlerdir.
B. Değerlendirme
22. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Herkes, meşru vasıta ve yollardanfaydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia vesavunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."
23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucuların şikâyetlerinin özünün temyiz taleplerinin Yargıtaytarafından incelenmemesine yönelik olması nedeniyle ihlal iddialarının adilyargılanma hakkının güvenceleri arasında yer alan mahkemeye erişim hakkıkapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
24. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir nedenin de bulunmadığıanlaşılan başvuruların kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
a. HakkınKapsamı ve Müdahalenin Varlığı
25. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında,herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma vesavunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişimhakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğününbir unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. Maddesine adil yargılanmaibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararasısözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metninedâhil edildiği vurgulanmıştır. Sözleşme'yi yorumlayan AİHM, Sözleşme'nin 6.maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğinibelirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., B.No: 2014/13156, 20/4/2017, § 34).
26. Mahkemeye erişim hakkı bir uyuşmazlığı mahkeme önünetaşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasınıisteyebilmek anlamına gelmektedir (Özkan Şen, B. No: 2012/791,7/11/2013, § 52).
27. Mahkeme kararlarının hukuka uygun olup olmadığınayönelik uyuşmazlığın çözümlenmek üzere bir yargı makamı önüne taşınması kanunyoluna başvurma olarak nitelendirilmektedir. Anayasa'nın 36. maddesindegüvence altına alınan hak arama özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğertemel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmayı ve bunlarınkorunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir. Adil yargılanma hakkı birmahkeme kararına karşı üst yargı yollarına başvurabilmeyi güvence altınaalmamakla birlikte gerek suç isnadına bağlı yargılamalarda gerekse medeni hakve yükümlülüklere ilişkin yargılamalarda istinaf veya temyiz gibi kanunyollarına başvurma imkânı tanınmış ise bu kanun yolları yönünden de adilyargılanma hakkı kapsamındaki güvencelerin sağlanması gerekir (Hasan İşten,B. No: 2015/1950, 22/2/2018, § 37).
28. Somut olayda, temyiz başvurusunun süre yönündenreddedilmesinin mahkemeye erişim hakkına bir müdahale teşkil ettiği açıktır.
b. Müdahaleninİhlal Oluşturup Oluşturmadığı
29. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
30. Yukarıda anılan müdahale Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 36. maddesininihlalini teşkil edecektir.
31. Bu sebeple müdahalenin, Anayasa’nın 13. maddesindeöngörülen ve somut başvuruya uygun düşen; kanun tarafından öngörülme, haklı birsebebe dayanma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olupolmadığının belirlenmesi gerekir.
i. Kanunilik
32. Başvuru konusu olayda, başvurucunun temyizbaşvurusunun, 5521 sayılı mülga Kanun'un 8. maddesinde öngörülen süredeyapılmadığı gerekçesiyle reddedildiği anlaşılmaktadır. Buna göre, Yargıtaytarafından verilen süreden ret kararları ile yapılan müdahalenin kanuntarafından öngörülme ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.
ii. Meşru Amaç
33. Yargı kararlarının tabi kılınacakları bir kanun yoluincelemesi neticesinde ortadan kaldırılma ihtimalinin hukuk düzeni içindesürekli olarak gündemde tutulması hukuki güvenlik ve istikrar ilkeleriylebağdaşmaz. Yargılamaların sürüncemede kalmasını engellemek, uyuşmazlıklarınmümkün olan en kısa süre içinde nihai çözüme kavuşturulmasını, hukuk alemindeetki ve sonuçlarını doğurması beklenen kesin hükmün bir an önce temininisağlamak düşüncesiyle yargı kararlarına karşı üst mahkemeler nezdinde yapılmasıöngörülen kanun yolu başvuruları kanunlarla belli sürelere bağlanmıştır. Buitibarla kanun yoluna başvurma hakkının belli bir süre koşuluna bağlanması,yukarıda belirtilen sakıncaları bertaraf ederek hukuki güvenlik ve istikrarınsağlanması gibi önemli ve meşru bir amaca hizmet eder (Ertuğrul Dalbaş,B. No: 2014/7805, 25/10/2017, § 59).
iii. Ölçülülük
34. Temyiz başvurularının süre yönünden reddi nedeniylebaşvurucuların mahkemeye erişimine getirilen sınırlamanın ölçülü olup olmadığıve başvuruculara ağır bir yük getirilip getirilmediği hususlarının değerlendirilmesigerekir.
(1) Genelİlkeler
35. Ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilikve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişliliköngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişliolmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahaleninzorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasınınmümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ileulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğiniifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53,27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri,B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38).
36. Somut olayda elverişlilik ve gereklilik ilkeleriyönünden tartışılmayı gerektirecek bir yön bulunmamaktadır. Asıl üzerindedurulması gereken müdahalenin orantılı olup olmadığıdır.
37. Dava açma ya da kanun yollarına başvuru için bellisürelerin öngörülmesi, bu süreler dava açmayı imkânsızlaştırmadıkça -hukuki belirlilikilkesinin gereği olarak- mahkemeye erişim hakkına aykırılık oluşturmaz. Ancakmevzuatta öngörülen süre kurallarının hukuka açıkça aykırı olarak yanlışuygulanması veya bu sürelerin hatalı hesaplanması nedenleriyle kişilerin davaaçma ya da kanun yollarına başvuru haklarını kullanmasına engel olunmasımahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur.San. ve Tic. Ltd. Şti., § 38).
38. Anayasa’nın 40. maddesinin ikinci fıkrasında devletinişlemlerinde ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını vesürelerini belirtmek zorunda olduğu ifade edilmiştir. Kanun koyucu, devletorganlarının tesis ettiği işlemlere karşı kanun yolları ve hangi mercilerebaşvuracağı ve başvuru süresi bakımından tarafların doğru bilgi sahibiolmalarını sağlayarak dağınık mevzuat karşısında hangi yola müracaat edeceğinibilmeyen yahut tereddüt eden bireylerin hak arama özgürlüğünü etkin ve sağlıklıbir şekilde kullanmaları amaçlanmıştır (Kommersan Kombassan Mermer Madenİşletmeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. ve diğerleri, B. No: 2013/7114,20/1/2016, § 50).
39. Anayasa Mahkemesi; mahkemeye erişim hakkı yönündeninceleme yaptığı kararlarında, dava açma sürelerini düzenleyen, son derecekarışık ve dağınık olan bir mevzuatın aşırı şekilci (katı) yorumunun, mahkemeyeerişim hakkını ihlal edebileceğini özellikle başvuru mercii ve süresigösterilmeyen durumlarda mahkemelerin usul kurallarını yorumlarken mahkemeyeerişim hakkını zedeleyecek şekilde katı yorumdan kaçınmaları gerektiğinivurgulamaktadır. Özellikle hukuk sisteminde var olan yedi, sekiz, on, on beş,otuz günlük, bir ve iki haftalık ve bir aylık kanun yolu sürelerininçeşitliliği ve ilgili usul kanunlarında bu sürelere ilişkin yapılandeğişiklikler dikkate alındığında kanun yolu sürelerinin karışıklığa nedenolmayacak şekilde sade olduğunu söylemek güçtür. Bu noktada hak aramaözgürlüğünü etkin bir şekilde kullanılabilmesi için mahkeme kararlarının hükümkısmında kanun yolu süresinin belirtilmesinin ayrı bir önem taşıdığı açıktır (İntaMühendislik Mimarlık İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2017/34763,11/2/2021, § 46).
40. Diğer taraftan Anayasa Mahkemesi kararlarındavurgulandığı üzere adil yargılanma hakkı, uyuşmazlıkların çözümlenmesinde hukukdevleti ilkesinin gözetilmesini de gerektirmektedir. Anayasa'nın 2. maddesindebelirtilen hukuk devleti ilkesi, Anayasa'nın tüm maddelerinin yorumlanması veuygulanmasında gözönünde bulundurulması zorunlu olan bir ilkedir. Bu noktadahukuk devletinin gereklerinden birini de hukuk güvenliği ilkesi oluşturmaktadır(AYM, E.2008/50, K.2010/84, 24/6/2010 ve E.2012/65, K.2012/128, 20/9/2012).Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukuki güvenlik ilkesi hukuknormlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerindedevlete (aynı zamanda mahkemelere) güven duyabilmesini, devletin (aynı zamandamahkemelerin) de bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gereklikılar.
41. Örneğin benzer nitelikteki S.K. (B. No:2015/2438, 19/4/2018) başvurusunda; iş mahkemesi kısa ve gerekçeli kararındatemyiz süresini kararın tebliğinden itibaren on beş gün olarak göstermiştir.Başvurucu bu süreye güvenerek kararın tebliğinden itibaren on beş günlük süreiçerisinde hükmü temyiz etmiş; iş mahkemesinin temyiz isteminin süreden reddinedair ek kararı, Yargıtayca, iş mahkemesi kararlarına karşı temyiz süresinintefhim veya tebliğden itibaren sekiz gün olduğu, temyiz isteminin ise süredensonra yapıldığı belirtilerek onanmıştır. Anayasa Mahkemesi bu başvuruda,başvurucunun kendisine tanınan on beş günlük süreye güvenerek hareket ettiği,kararda belirtilen sürenin başvurucuyu yanılttığı ve hukuki belirsizlikyarattığı, Mahkemenin yanıltması sonucu ortaya çıkan belirsizliğe başvurucununkatlanmak zorunda bırakılmasının ölçülü olmadığı, dolayısıyla başvurucununmahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır.
42. Anayasa Mahkemesinin önceki başvurularda ortayakoyduğu, yukarıda özetlenen ilkeler dikkate alındığında kanun yolu sürelerininsade olduğunun söylenemeyeceği bir sistemde ilk derece mahkemesince gösterilentemyiz süresine, hukuki güvenlik ilkesine uygun şekilde güvenerek hareket edenbaşvurucunun temyiz talebinin süreden reddedilmesiyle haksız yere yüklenenkülfetin ölçülü olmadığı ve başvurucunun mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğisonucuna varılmıştır.
(2) İlkelerinOlaya Uygulanması
43. Somut olayda değerlendirilmesi gereken mesele,başvurucuların temyiz taleplerinin süre koşulu gerekçe gösterilerekincelenmemesinin mahkemeye erişim haklarına orantısız bir müdahale oluşturupoluşturmadığıdır.
44. Usul hükümlerine göre mahkeme kararlarının hükümkısmında kanun yolu ve süresinin belirtilmesi zorunluluğu, tarafların kararakarşı öngörülen kanun yolunu etkili ve işlevsel bir şekilde kullanmalarıaçısından önem arz etmektedir.
45. Başvuru konusu olaylarda, Bölge Adliye Mahkemelerikararları başvuruculara tebliğ edilmiş, karar tarihi itibarıyla yürürlüktebulunan yasal düzenleme gereği temyiz yoluna başvurma süresi kararıntebliğinden itibaren sekiz gün olmasına rağmen, Bölge Adliye Mahkemelerigerekçeli kararında temyiz yoluna başvuru süresini kararın tebliğinden itibareniki hafta olarak göstermiştir (bkz. § 10). Başvurucular, istinaf kararlarındakendilerine tanınan ve kararın tebliğinden itibaren başladığı belirtilen ikihaftalık süreye güvenerek hareket etmiştir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, temyizbaşvurularının sekiz günlük yasal sürede yapılmadığını belirterekbaşvurucuların temyiz taleplerini süresinde olmadığı gerekçesiyle reddetmiştir(bkz. § 11).
46. Yukarıda belirtilen tespitler ışığında somut olaylarabakıldığında, başvurucuların, istinaf incelemeleri üzerine Bölge AdliyeMahkemelerince verilen karar gerekçelerinde belirtilen tebliğden itibaren ikihafta içerisinde temyiz kanun yoluna başvurdukları anlaşılmıştır. Mahkemelerinkanun yolu ve süresini taraflara doğru gösterme yönündeki yükümlülüğü gözönünealındığında kanun yoluna başvuru süresinin Bölge Adliye Mahkemeleri tarafındanhatalı gösterilmesinin sonuçlarına katlanmak zorunda bırakılan başvurucularınüzerinde, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin yorumunun ağır bir yüke sebep olduğu,başvurucuların katlanmak zorunda kaldığı külfetin hedeflenen meşru amaçlaorantısız olduğu, dolayısıyla müdahalenin ölçülü olmadığı sonucunaulaşılmıştır.
47. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeyeerişim haklarının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
48. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
49. Başvurucular, ihlalin tespit edilmesi, yargılamanınyenilenmesi ve tazminata hükmedilmesi talebinde bulunmuşlardır.
50. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasılortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesidiğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerinegetirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamınageleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına daişaret etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506,7/11/2019).
51. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
52. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veyamahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılıKanunun 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararınbir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadankaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruyaözgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesitarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğindeusul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgilimahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi birtakdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşanmahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin AnayasaMahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam edenihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir. (MehmetDoğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).
53. Somut olayda başvurucuların mahkemeye erişimhaklarına yönelik ihlal; başvurucuların temyiz başvurularını, temyiz haklarınıkullanma imkânını kısıtlayıcı yorum ile süreden reddeden Yargıtay 9. HukukDairesi kararlarından kaynaklanmaktadır.
54. Bu durumda mahkemeye erişim hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukukiyarar bulunmaktadır. Buna göre yeniden yapılacak yargılama ise 6216 sayılıKanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarınınortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda Yargıtay 9. Hukuk Dairesitarafından yapılması gereken iş, temyiz başvurularının reddi yönündekikararlarını kaldırarak temyiz başvurularını -usule ilişkin diğer meselelerde debir eksiklik söz konusu değilse- esastan incelemekten ibarettir. Bu sebeplekararın bir örneğinin dosyaların Yargıtay 9. Hukuk Dairesine gönderilmesinisağlamak üzere ekli tablonun (D) ve (E) sütununda dosya bilgileri belirtilen İşMahkemelerine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
55. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminattaleplerinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
56. Dosyadaki belgelerden tespit edilen ekli tablonun (I)sütununda belirtilen harçtan oluşan yargılama giderinin başvurucularaödenmesine; avukat Hatice Uçum tarafından temsil edilen başvuruculara 4.500 TLvekâlet ücretinin müştereken, avukatla temsil edilen diğer başvuruculara 4.500TL vekâlet ücretinin ayrı ayrı ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Talep eden başvurucunun gizlilik talebinin kabulüne vekimlik bilgilerinin kamuya açık belgelerde GİZLİ TUTULMASINA,
B. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkınınihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmakamacıyla Yargıtay 9. Hukuk Dairesine gönderilmek üzere ekli tablonun (D) ve (E)sütununda dosya bilgileri belirtilen İş Mahkemelerine GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucuların tazminat taleplerinin REDDİNE,
F. Ekli tablonun (I) sütununda belirtilen harçlarınbaşvuruculara ödenmesine, Avukat Hatice Uçum tarafından temsil edilenbaşvuruculara 4.500 TL vekâlet ücretinin MÜŞTEREKEN, avukatla temsil edilendiğer başvuruculara 4.500 TL vekâlet ücretinin AYRI AYRI ÖDENMESİNE,
G. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucularınHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
H. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 24/11/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.