TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
MEDİKAL KOZMETİK VE DIŞ TİCARET LTD. ŞTİ. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/8282)
Karar Tarihi: 8/3/2017
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Yakup MACİT
Başvurucu
:
Medikal Kozmetik ve Dış Ticaret Ltd. Şti.
Temsilcisi
:
Sadettin KESKİN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, temyiz itirazlarının Yargıtaycaincelenmemesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 27/5/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu Medikal Kozmetik ve Dış Ticaret Ltd. Şti. (Şirket),24/8/2005 tarihinde iki ortaklı olarak kurulan ve kozmetik sektöründe faaliyetgösteren bir firmadır.
9. Şirket ile İzmir'de aynı alanda faaliyet gösteren P... S...Sağlıklı Zayıflama ve Estetik Merkezi Sanayi Ticaret Ltd. Şti. (Bayi) arasında21/2/2007 tarihinde MBR & MSB Yetkili Bayi Sözleşmesi (sözleşme)imzalanmıştır.
10. Başvurucu Şirket, Bayinin makul ve kabul edilebilir ölçüdemal siparişinde bulunmadığını belirterek 8/1/2008 tarihinde sözleşmeyifeshetmiştir.
11. Bayi; başvurucu Şirketin sözleşmeyi haksız olarakfeshettiğini, sözleşmeden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniylezarara uğradığını belirterek İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde (Mahkeme)tazminat davası açmıştır.
12. Mahkeme 25/2/2010 tarihli kararla, davalı Şirketinsözleşmeyi fesihte haksız olduğunu, edimin ifa edilmemesi nedeniyle uğranılanzararları tazmin etme yükümlülüğünün bulunduğunu tespit ederek davayı kabuletmiştir.
13. Başvurucu, Mahkemenin davaya bakmakta yetkili olmadığını,davacı Bayinin ticari defterlerlerinin lehe delilniteliğinde olmadığını, bilirkişi raporlarının hatalı olduğunu, bedelsiz ürünteslimine ilişkin yemin teklif etme haklarının hatırlatılmadığını, zararmiktarının tespitinde yanlışlık yapıldığını belirterek 13/5/2010 tarihlidilekçeyle kararı temyiz etmiştir.
14. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 20/12/2010 tarihli ilamında,bilirkişilerin şahsına yapılan itirazlar da gözetilerek yeni bir bilirkişiheyetinden denetime elverişli rapor aldırılması gerektiğini belirterek hükmübozmuş; bozma nedenine göre başvurucunun diğer temyiz iddialarının (bkz. § 13)şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermiştir.
15. Mahkeme bozma ilamına uyarak yeniden seçilen bilirkişiheyetine rapor düzenletmiş, 13/11/2012 tarihinde, önceki karardaki gerekçeyle(bkz. § 12) davayı kabul etmiştir.
16. Başvurucu, bozmadan önceki temyiz iddialarını yineleyerek20/2/2013 tarihli dilekçeyle kararı temyiz etmiş; Yargıtay 19. Hukuk Dairesi5/3/2014 tarihli ilamında, başvurucunun bozma kapsamı dışında kalan vekesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz iddialarının (bkz. § 13)incelenemeyeceğini belirterekhükmü onamıştır.
17. Onama kararı 21/5/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş,başvurucu 27/5/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
18. Başvurucu bu arada karar düzeltme talebinde bulunmuş, Daire17/11/2014 tarihli kararıyla talebi reddetmiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
19.22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu'nun 96.maddesi şöyledir:
"Alacaklı hakkını kısmen veya tamamenistifa edemediği takdirde borçlu kendisine hiç birkusurun isnat edilemiyeceğini ispat etmedikçe bundanmütevellit zararı tazmine mecburdur."
20.11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 112.maddesi şöyledir:
"Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezseborçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklınınbundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür."
21. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu'nun 27. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1) Davanın tarafları, müdahiller veyargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukukidinlenilme hakkına sahiptirler.
(2) Bu hak;
...
c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarakdeğerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini,
içerir."
22. 4/2/1959 tarihli ve E.1959/13, K.1959/5 sayılı Yargıtayİçtihadı Birleştirme Genel Kurulu kararının ilgili kısmı şöyledir:
"...
Temyizce bir kararın bozulması ve mahkemeninbozma kararına uyması halinde bozulan kararın bozma sebeplerinin şümulü dışındakalmış cihetlerinin kesinleşmiş sayılması, dâvaların uzamasını önlemek maksadiyle kabul edilmiş çok önemli bir usulü hükümdür. Bircihetin bozma kararının şümulü dışında kalması da iki şekilde olabilir. Ya ocihet, açıkça bir temyiz sebebi olarak ileri sürülmüş fakat dairece itirazreddedilmiştir, yahutta onu hedef tutan bir temyizitirazı ileri sürülmemiş olmasına rağmen dosyanın Temyiz Dairesince incelendiğisırada dosyada bulunan yazılardan onun bir bozma sebebi sayılması mümkünbulunduğu halde o cihet Dairece bozma sebebi sayılmamıştır. Her iki halde de okonunun bozma sebebi sayılmamış ve başka sebeplere dayanan bozma kararınamahkemece uyulmuş olması, taraflardan birisi lehine usulibir müktesep hak meydana getirir ki, bu hakkı ne mahkeme,ne de Temyiz Mahkemesi halele uğratabilir. Zira usulü müktesep hakkın tanınmasıda âmme intizamı düşüncesiyle kabul edilmiş biresastır.
..."
B. Uluslararası Hukuk
23. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesininilgili kısmı şöyledir:
“Herkes davasının medeni hak ve yükümlülükleriile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalarınesası konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız birmahkeme tarafından kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde, görülmesiniisteme hakkına sahiptir...”
24. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), mahkemeye erişimhakkının, Sözleşme'nin 6. maddesinde yerini bulan güvencelerin doğal birparçası olduğunu, bu güvence kapsamında herkesin medeni hak ve yükümlülükleriile ilgili iddialarını yetkili merciler önünde ileri sürme hakkının korunduğunu(bkz. Lawyer Partners A.S./Slovakya, B.No: 54252/07, 16/6/2009, § 52), Sözleşme'nin 6. maddesinde mahkeme kararlarınakarşı kanun yolu başvurusunda bulunma hakkının güvence altına alınmadığını;ancak, devletin kendi takdirine bağlı olarak taraflara kanun yoluna başvurmahakkı tanıması durumunda, incelemeyi yapan mahkeme önünde uygulanan muhakemeusulünün güvence ilkelerine uygun olması gerektiğini belirtmiştir (bkz. Delcourt/Belçika, B. No: 2689/65, 17/1/1970, §25).
25. AİHM, mahkeme hakkının görünümlerinden biri olan etkilikarar hakkı ile ilgili Kutic/Hırvatistan ( B. No: 48778/99, 1/3/2002,§ 25) davasında yaptığı değerlendirmede, Sözleşme'nin 6. maddesinin hukukiuyuşmazlıkların tespiti için mahkemeye erişim hakkını güvence altına aldığını;ancak, bu hakkın yalnızca dava açma hakkı ile sınırlı olmaksızın mahkemetarafından uyuşmazlığın nihai olarak karar altına alınması hakkını daiçerdiğini belirterek mal varlığının zarara uğraması nedeniyle Devlete karşıaçılan tazminat davasında yargılama devam ederken yürürlüğe giren kanun hükmünegöre yeni düzenleme yapılıncaya kadar yargılamanın durdurulması ve davanın 6yıl süreyle karara bağlanmamasının, Sözleşme'nin 6. maddesi kapsamında etkilikarar hakkının ihlali sonucunu doğurduğunu belirtmiştir.
26. AİHM, Cezayir'deki tıp fakültesinden mezun olan birbaşvurucunun diplomasının denkliğinin tanınmaması nedeniyle açtığı davada,Fransa Danıştayı'nın başvurucu tarafından ilerisürülen hukuki meseleler ile maddi olaylarıdeğerlendirmeden,yalnızca idari makamların mütekabiliyet şartı ile ilgili görüşüne bağlı kalarakkarar vermesi nedeniyle, başvurucunun ileri sürdüğü iddialar çerçevesindeuyuşmazlığın tespiti ile ilgili tüm olgusal ve hukuki konuları incelemek üzereyeterli yargı yetkisine sahip olan bir mahkemeye eriştiğinin düşünülemeyeceğinibelirterek Sözleşme'nin 6. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir (bkz. Chevrol/Fransa, B. No: 49636/99, 13/2/2003, §§76-84).
.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
27. Mahkemenin 8/3/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğineİlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
28. Başvurucu, başvuru konusu davada temyiz iddialarının (bkz. §13) Yargıtayca incelenmediğini belirterek mahkemeyeerişim hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
29. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir.”
30. Başvurucunun 13/5/2010 tarihli dilekçesinde dile getirdiğiayrıntılı temyiz iddialarının 20/12/2010 tarihli bozma ilamı kapsamı dışındakaldığı ve kesinleştiği gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle ileri sürülen ihlaliddialarının mahkemeden karar elde etme hakkı bağlamında mahkemeye erişim hakkıkapsamında incelenmesi gerektiği anlaşılmıştır.
a. Kabul Edilebilirlik Yönünden
31. Başvurucunun, Yargıtay onama ilamının tebliği üzerinesüresinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunduğu, aynı zamanda26/5/2014 tarihinde karar düzeltme yolunabaşvurduğuanlaşılmış ise de Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin, 17/11/2014 tarihli ilamı ilekarar düzeltme talebini reddettiği, bu suretle bireysel başvurudeğerlendirilmeden önce karar düzeltme incelemesinin sonuçlanması nedeniylebaşvuru yollarının tüketildiği sonucuna ulaşılmıştır.
32. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir nedeninin de bulunmadığı anlaşılanmahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Genel İlkeler
33. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesinmeşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahipolduğu belirtilmiştir.
34. Anayasa'nın 36. maddesine 2001 yılı değişiklikleriyleeklenen "adil yargılanma" ibaresine ilişkin gerekçede, tarafolduğumuz uluslararası sözleşmelerde güvence altına alınan adil yargılanmahakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Sözleşme'nin 6.maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının güvencelerinden birini demahkemeye erişim hakkı oluşturmaktadır.
35. Hak arama özgürlüğünün temel unsurlarından biri mahkemeyeerişim hakkıdır. Kişinin uğradığı bir haksızlığa veya zarara karşı kendisinisavunabilmesinin ya da maruz kaldığı haksız bir uygulama veya işleme karşıhaklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin zararını giderebilmesinin en etkiliyolu, yargı mercileri önünde dava hakkını kullanabilmesidir (AYM, E.2014/76,K.2014/142, 11/9/2014).
36. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önünetaşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasınıisteyebilmek anlamına gelmektedir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyenveya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkemekararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkınıihlal edebilir (Özkan Şen, B. No:2012/791, 7/11/2013, § 52). Mahkemeye erişim hakkı sadece ilk derecemahkemesine dava açma hakkını değil eğer iç hukukta itiraz, istinaf veya temyizgibi kanun yollarına başvurma imkânı tanınmış ise üst mahkemelere başvurmahakkını da içerir (Ali Atlı, B.No: 2013/500, 20/3/2014, § 49).
37. Mahkemeye erişim hakkı bireylerin yalnızca dava açabilmehakkını güvence altına almaz. Yargı mercilerince uyuşmazlığın içinde yer alanmaddi ve hukuki sorunların bütünüyle ele alınması ve karara bağlanması gerekir.Bu açıdan mahkemeye erişim hakkı uyuşmazlığın karara bağlanmasını istemehakkını da içerir. Başka bir ifadeyle mahkemeye erişim hakkı, dava açma hakkıile sınırlı olmaksızın taraflara dava (temyiz) konusunu oluşturan tümtaleplerin esasının incelenerek değerlendirilmesini isteme hakkı sağlar.
38. Özden Sayar ve DerenDilara Sayar (B. No: 2013/4022, 13/4/2016, §§ 59, 61, 75) başvurusunda,başvurucuların terör eylemi nedeniyle meydana gelen patlamada yakınlarınınölmesi üzerine idare hukukunun genel hükümlerine göre manevi zararların tazminiiçin yapılan başvuru ve açılan davanın reddedilmesi meselesi mahkemeye erişimhakkı yönünden incelenmiş; Anayasa Mahkemesi, mahkemeye erişim hakkının biruyuşmazlığı ve uyuşmazlık kapsamında bir talebin mahkeme önüne taşınarakbunların etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamınageldiğini, tazminat talebinde bulunan bir kimsenin bu istemi hakkında birmahkeme tarafından talebin yerinde olduğu ya da olmadığı yönünde bir kararverilmesini isteme hakkının bulunduğunu, somut olayda başvurucuların idarehukuku genel hükümlerine göre yaptıkları başvurular ve açtıkları manevitazminat davasının 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve TerörleMücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında incelemeyetabi tutularak anılan Kanun kapsamında başvurucuların manevi tazminat talepetme imkânının bulunmadığı gerekçesi ile reddedildiğini, tazminat hukukunungenel prensiplerine göre yapılan başvuru ve açılan davada, başvurucularınmanevi tazminat talebi hakkında genel hükümlere göre inceleme yapılarak birkarar verilmesi yoluyla başvurucuların mahkemeye erişimine olanak sağlanabileceğini;bu açıdan, açtıkları davayı tazminat hukukunun genel hükümlerine göre inceletmeimkânından mahrum bırakılan başvurucuların, mahkemeye erişim hakkına müdahaledebulunulduğunu belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine kararvermiştir.
ii. İlkelerin Olaya Uygulanması
39. Başvurucu; temyiz iddialarının Yargıtay tarafından temyizekonu edilmediğini,bu açıdantemyiz hakkının bu itirazlara münhasıran engellendiğini iddia etmiştir.
40. Somut olayda değerlendirilmesi gereken mesele, başvurucunun temyiziddialarının inceleme konusu yapılmamasının, mahkemeye erişim hakkına müdahaleoluşturup oluşturmadığıdır.
41.Başvurucu 13/5/2010 tarihli dilekçesinde ayrıntılı birşekilde iddialarını (bkz. §13) dile getirerekkararıtemyiz etmiş; Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, başvurucunun bilirkişilere yönelikitirazını gözönüne alarak hükmü bozmuş ve diğertemyiz iddialarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermiştir.
42. Bozmadan sonra mahkeme yeni bir bilirkişi heyetinden raporalmış, 13/11/2012 tarihli kararla davayı kabul etmiş, başvurucunun bozmadanönceki iddialarını yineleyerek kararı temyiz etmesi üzerine Yargıtay bozmakapsamı dışında kalan ve kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz iddialarınınincelenemeyeceğini belirterek hükmü onamıştır.
43. Yargıtay tarafından bozulan bir mahkeme hükmünün bozmakararı kapsamı dışında kalan kısımları kesinleşir. Kesinleşmeden bahsedebilmekiçin bu hususun ilgili tarafça temyiz sebebi olarak ileri sürülmemiş olmasıveya Yargıtay tarafından reddedilmesi gerekir. Bu durum usule ilişkinkazanılmış hak olarak nitelendirilmiştir. Usule ilişkin kazanılmış hakmüessesesi 6100 sayılı Kanun'da düzenlenmemiş; ancak, Yargıtay İçtihadıBirleştirme Genel Kurulu kararı ile hukuk dünyasında varlık kazanmıştır.
44.Yargıtayın 5/3/2014 tarihli ilamına göre başvurucu tarafından13/5/2010 tarihli dilekçede ileri sürülen temyiz iddialarının aslındayargılamada hiç ileri sürülmediği veya 20/12/2010 tarihli bozma ilamındadeğerlendirilmiş gibi kabul edilerek bozmadan sonraki karara karşı20/2/2013tarihli dilekçede ileri sürülen aynı iddiaların bu defa kesinleştiğindenbahisle temyiz incelemesine konu yapılmamasının, başvurucunun usul kanunlarınauygun olarak davanın esasını ilgilendiren hususlarda ileri sürdüğü ve her biribaşlı başına temyize konu olabilecek itirazları ile ilgili kanun yolunun fiilenve etkili bir şekilde kullandırılmaması sonucunu doğurduğu anlaşılmıştır.
45. Buna göre başvurucunun 13/5/2010 ve 20/2/2013 tarihlidilekçelerinde ileri sürdüğü, bozma kapsamı dışında kalan temyiz iddialarınınkesinleştiğinden bahisle inceleme ve değerlendirmeye konu yapılmamasının kanunyolunun etkili bir şekilde kullanılması imkânını ortadan kaldırdığı, bu açıdanbaşvurucunun temyiz incelemesinde iddia ettiği hususlara yönelik karar eldeetme hakkından yoksun bırakılarak mahkemeye etkili erişim hakkına müdahaledebulunulduğu anlaşılmıştır.
46. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğinekarar verilmesi gerekir.
B. Diğer İhlal İddiaları
47. Başvurucu, Mahkeme kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu,hâkimin reddi talebinin kabul edilmediğini, temyiz incelemesinde ise duruşmatalebinin reddedildiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
48. Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında mahkemeye erişim hakkınınihlal edildiği tespit edilerek ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasıiçin dava dosyasının ilgili Mahkemeye gönderilmesine karar verildiğinden,başvurucunun adil yargılanma hakkı kapsamında ileri sürdüğü diğer şikâyetlerhakkında ayrıca değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
49.6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
50. Başvurucu yeniden yargılama ve 10.000 TL maddi, 50.000 TLmanevi tazminata karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
51.Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucunavarılmıştır.
52. Mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundankararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak amacıyla Yargıtay ilgiliDairesine gönderilmesi için İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesinekarar verilmesi gerekir.
53. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harçtan oluşanyargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak amacıylailgili Yargıtay Dairesine gönderilmek üzere İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesine(E.2011/85, K.2012/326) GÖNDERİLMESİNE,
D. Yeniden yargılama kararı verilmekle başvurucunun tazminattaleplerinin REDDİNE,
E. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE8/3/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.