TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MEHMET AVCI BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/1419)
Karar Tarihi: 18/6/2014
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serruh KALELİ
Üyeler
:
Zehra Ayla PERKTAŞ
Burhan ÜSTÜN
Erdal TERCAN
Zühtü ARSLAN
Raportör
:
Murat AZAKLI
Başvurucu
:
Mehmet AVCI
Vekili
:
Av. Aydın TORAMAN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, 1/8/1991tarihinde Marmaris Kadastro Mahkemesinde aleyhine açılan kadastro tespitine itirazdavasında makul sürede yargılama yapılmadığını belirterek, adil yargılanmahakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talep etmiştir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 23/1/2014 tarihindeMarmaris 3. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yöndenyapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumunbulunmadığı tespit edilmiştir.
3. BirinciBölüm İkinci Komisyonunca, 27/3/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesiBölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölüme gönderilmesine kararverilmiştir.
4. Birinci Bölümün 2/5/2014 tarihli ara kararıgereğince başvurunun, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikteyapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine kararverilmiştir.
5. AdaletBakanlığının 26/5/2014 tarihli yazısı ile görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuruformu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:
7. Marmaris ilçesinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında731 parsel numaralı taşınmaz başvurucu adına tespit edilmiştir.
8. N. M. Ş. ve 20 arkadaşı, başvurucu aleyhine 1/8/1991tarihinde Marmaris Kadastro Mahkemesinde açtıkları davada, kadastro tespitininiptali ile taşınmazın adlarına tescilini talep etmişlerdir.
9. Marmaris Orman İşletme Müdürlüğü ve Maliye Hazinesimüdahil davacı sıfatıyla davaya katılarak, taşınmazın orman vasfında olduğunuileri sürmüşler ve Hazine adına tescilini talep etmişlerdir.
10. Yargılama sırasında A.Y ve H.Y. müdahil davacı olarakdavaya katılmışlar ve taşınmazın kısmen adlarına tescilini talep etmişlerdir.
11. Mahkemece, 26/6/2003 tarih ve E.1991/282, K.2003/371sayılı kararla; davacı gerçek kişilerin açtığı davanın reddine, Ormanİdaresinin açtığı davanın kısmen kabulüne, taşınmazın kısmen Orman vasfıylaHazine adına, kısmen başvurucu adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
12. Temyiz üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 22/3/2007tarih ve E.2004/6514, K.2007/3653 sayılı ilamıyla hüküm bozulmuştur.
13. Mahkeme bozma kararına uyarak, 25/6/2009 tarih veE.2008/248, K.2009/771 sayılı kararla; davacılar ve müdahil davacıların açtığıdavanın reddine, taşınmazın başvurucu adına tapuya tesciline karar vermiştir.
14. Orman İdaresinin ve Maliye Hazinesinin temyizi üzerine,Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2/3/2010 tarih ve E.2009/20019, K.2010/2566sayılı ilamıyla hüküm bozulmuştur.
15. Mahkemece bozma kararına uyularak, 3/10/2011 tarih veE.2010/320, K.2011/401 sayılı kararla; Orman İdaresinin açtığı davanın kısmenkabulüne, diğer davacılar tarafından açılan davanın reddine, taşınmazın kısmenorman vasfı ile Maliye Hazinesi adına, kısmen başvurucu adına tapuya tescilinekarar verilmiştir.
16. Temyiz üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 12/2/2013tarih ve E.2012/5247, K.2013/1240 sayılı ilamıyla hüküm onanmıştır.
17. Başvurucu, 23/1/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
18. Orman İdaresinin karar düzeltme istemi, aynı Dairenin10/2/2014 tarih ve E.2013/6722, K.2014/1519 sayılı ilamıyla reddedilmiştir.
B. İlgiliHukuk
19. 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun “Usulekonomisi ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:
“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli birbiçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”
20. 21/6/1987 tarih ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun “Genel olarak görev”kenar başlıklı 25. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Kadastro mahkemesi; taşınmaz mal mülkiyetine ve sınırlıayni haklara, tapuya tescil veya şerh edilecek veyahut beyanlar hanesindegösterilecek sair haklara, sınır ve ölçü uyuşmazlıklarına, kadastroya ve tapusicilini ilgilendiren benzeri davalara ve özel kanunlarca kendisine verilenişlere bakar; Kadastroya veya kadastro ile ilgili verasete ait uyuşmazlıklarıçözümleyebileceği gibi, istek üzerine veraset belgesi de verebilir. ”
21. 3402 sayılı Kanun’un “Kadastro davalarında usul” kenar başlıklı28. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Kadastro hakimi, askı süresi içinde açılacak davalar vekadastro müdürü tarafından mahkemeye tevdi olunacak taşınmaz mallara aitkadastro tutanakları ve mahalli hukuk mahkemelerinden devredilen işler hakkındadava dosyası açar. İlgililerin başvurusunu beklemeksizin kadastro tutanaklarıile uyuşmazlığın çözümlenmesine etkili olabilecek kayıt ve diğer bilgileriilgili dairelerden getirtir. Hakim, duruşma gününü taraflara Tebligat Kanunu hükümlerinegöre resen tebliğ eder.”
22. 3402 sayılı Kanun’un “Yargılama usulü” kenar başlıklı 29.maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları şöyledir:
“Kadastro mahkemesinde gelmeyen tarafın yokluğunda duruşmayapılır. Taraflardan hiç biri gelmez ise dosya işlemden kaldırılmaz. Hakim,toplanması mümkün olan delilleri inceler ve 30 uncu madde hükmünce işi kararabağlar.
…
Bu Kanunun tatbikinde ayrıca açıklık bulunmıyanhallerde basit yargılama usulü uygulanır.
Kadastro mahkemeleri adli tatile tabi değildir.”
23. 3402 sayılı Kanun’un “Deliller ve hakimin takdiri” kenar başlıklı30. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:
“Kadastro tutanaklarında beyanlarına başvurulan kişiler, bubeyanlarına gerekçe gösterilerek itiraz edilmedikçe, yeniden dinlenmezler.Ancak hakim, kadastro tutanağındaki beyanla, duruşma sırasında topladığıdeliller arasında çelişki görürse, bunu gidermek için tutanakta beyanlarınabaşvurulan kimseleri tanık sıfatıyla yeniden dinleyebilir.
Kadastro komisyonlarından gönderilen tutanaklar ile mahallimahkemelerden devredilen dosyaların muhtevasından malik tespiti yapılamadığıveya dava açan mirasçının dışında başka mirasçıların da bulunduğu anlaşıldığıtakdirde, hakim resen lüzum gördüğü diğer delilleri toplayarak taşınmaz malınkimin adına tescil edileceğine karar vermekle yükümlüdür. Taşınmaz malın ölübir şahsa ait olduğu anlaşılır ve mirasçıları da tespit edilemezse, ölü olduğuyazılmak suretiyle o şahsın adına tescil kararı verilir.”
24. 3402 sayılı Kanun’un “Kararların tebliği, kanun yollarına başvurma veilamların infazı” kenar başlıklı 32. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
“Kadastro mahkemesi kararları Tebligat Kanunu hükümlerinegöre resen taraflara tebliğ olunur.”
25. 3402 sayılı Kanun’un “Yargılama giderleri, kadastro harcı ve tahakkuku”kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi şöyledir:
“Bu Kanun gereğince resen yapılması gereken soruşturma vetebligat işlemleri için zaruri giderler, ileride haksız çıkacak taraftanalınmak üzere bütçeye konulan ödenekten karşılanır.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
26. Mahkemenin 18/6/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucunun 23/1/2014 tarih ve 2014/1419 numaralı başvurusu incelenip gereğidüşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
27. Başvurucu, 1/8/1991 tarihinde Marmaris KadastroMahkemesinde aleyhine açılan kadastro tespitine itiraz davasında makul süredeyargılama yapılmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
28. Başvurucunun yargılamanın uzunluğuyla ilgili şikâyetiaçıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi, bu şikâyet için diğer kabul edilemezliknedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle, başvurunun kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
29. Başvurucu, 1/8/1991 tarihinde Marmaris KadastroMahkemesinde aleyhine açılan kadastro tespitine itiraz davasının makul süredetamamlanmadığını belirterek, Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
30. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine göre, AnayasaMahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamugücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altınaalınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) veTürkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Birbaşka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan birhak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).
31. Anayasa’nın “Hak aramahürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahiptir.”
32. Anayasa’nın “Duruşmalarınaçık ve kararların gerekçeli olması” kenar başlıklı 141. maddesinindördüncü fıkrası şöyledir:
“Davaların en az giderle ve mümkün olan süratlesonuçlandırılması, yargının görevidir.”
33. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgiliuyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusundakarar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarakgörülmesini isteme hakkına sahiptir.”
34. Sözleşme metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan veadil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. AnayasaMahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çokkararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığındayorumlamak suretiyle, gerek Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHMiçtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §38).
35. Somut başvurunun dayanağınıoluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarıncaadil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderleve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirtenAnayasa’nın 141. maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makulsürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiğiaçıktır.
36. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesiuyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul süredekarara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda, taşınmaz mülkiyetihakkında Marmaris Kadastro Mahkemesinde açılan kadastro tespitine itirazdavasında, 3402 sayılı Kanun ve 6100 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerinegöre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konualan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 49).
37. Makul sürede yargılanma hakkının amacı, tarafların uzunsüren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz kalacakları maddi ve manevi baskı ilesıkıntılardan korunması ile adaletin gerektiği şekilde temini ve hukuka olaninancın muhafazası olup, hukuki uyuşmazlığın çözümünde gerekli özeningösterilmesi gereği de yargılama faaliyetinde gözardıedilemeyeceğinden, yargılama süresinin makul olup olmadığının her bir başvuruaçısından münferiden değerlendirilmesi gerekir (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 40).
38. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunundavanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, birdavanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde gözönündebulundurulması gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).
39. Ancak, belirtilenkriterlerden hiçbiri makul süre değerlendirmesinde tek başına belirleyicideğildir. Yargılama sürecindeki tüm gecikmelerin ayrı ayrı tespiti ile bukriterlerin toplam etkisi değerlendirilmek suretiyle, hangi unsurunyargılamanın gecikmesi açısından daha etkili olduğu saptanmalıdır (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 46).
40. Yargılama faaliyetinin makul sürede gerçekleşipgerçekleşmediğinin saptanması için öncelikle uyuşmazlığın türüne göredeğişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi gereklidir.
41. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklarailişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başkabir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, bu tarih somut başvuru açısından1/8/1991 tarihidir.
42. Davanın ikame edildiği tarihile Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruların incelenmesi hususundaki zamanbakımından yetkisinin başladığı tarihin farklı olması halinde dikkate alınacaksüre, 23/9/2012 tarihinden sonra geçen süre değil, uyuşmazlığın başlangıçtarihinden itibaren geçen süredir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 51).
43. Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını dakapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013,§ 52).
44. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde,yargılamanın konusu, kadastro tespitine itiraz ile taşınmazın başvurucu adınayapılan kadastro tespitinin iptali istemine ilişkindir. Mahkemece kadastrotutanakları ve komşu parsellere ait tapu kayıtları istenmiş, komşu taşınmazlarailişkin açılan dava dosyaları ve verilen kararlar incelenmiştir. Yargılamasırasında Orman İşletme Müdürlüğü ve Maliye Hazinesi davaya müdahil davacıolarak katılmışlar ve taşınmazın orman arazisi olduğunu ileri sürerek ormanvasfı ile Maliye Hazinesi adına tescilini talep etmişlerdir. Yine yargılamasırasında A.Y. ve H.Y. müdahil davacı sıfatıyla davaya katılarak, taşınmazınkadastro tespitinin iptali ile kısmen adlarına tescilini talep etmişlerdir.Mahkemece taşınmazın bulunduğu yerde keşif yapılarak bilirkişilerden raporalınmış, 26/6/2003 tarihinde gerçek kişi davacıların açtığı davanın reddine,müdahil davacıların açtıkları davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
45. Temyiz üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 22/3/2007tarihli kararıyla; kesinleşmiş mahkeme kararlarının, bu dosyaların tarafıolmayan Orman İdaresini bağlamayacağı gerekçesiyle, taşınmazın ormanniteliğinin bulunup bulunmadığı araştırılarak sonucuna göre karar verilmesigerektiği belirtilerek hüküm bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyularakmahallinde keşif yapılmış ve bilirkişi raporları alınarak 25/6/2009 tarihindedavacılar ve müdahil davacıların açtığı davanın reddine ve taşınmazın başvurucuadına tapuya tesciline karar verilmiştir.
46. Temyiz üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2/3/2010tarihli kararıyla; taşınmazın zilyetlikle mülkiyetinin edinilmesinin mümkünolup olmadığı ve orman niteliği bulunup bulunmadığı araştırılarak sonucuna görekarar verilmesi gerektiği belirtilerek hüküm bozulmuştur. Mahkemece bozmakararına uyularak taşınmazın bulunduğu yerde yeniden keşif yapılarakbilirkişilerden rapor alınmış ve gerçek kişi davacılar ve müdahil davacılarındavalarının reddine, müdahil davacı Orman İdaresinin açtığı davanın kısmenkabulüne, taşınmazın kısmen orman vasfı ile Maliye Hazinesi adına, kısmen başvurucuadına tapuya tesciline karar verilmiştir.
47. Temyiz üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 12/2/2013tarihli ilamıyla hüküm onanmış, karar düzeltme isteminin reddedildiği 10/2/2014tarihinde hüküm kesinleşmiştir.
48. 3402 sayılı Kanun’da yer alanözel usul hükümleri ile bu Kanunda hüküm bulunmaması durumunda uygulama alanıbulacak olan ve medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkları konu alanyargılama faaliyetleri için geçerli genel usulihükümler içeren 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesi, uyuşmazlıkların makul süredeçözümlenmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır.
49. Belirtilen hükümlere rağmen, Mahkemece davaya dâhiledilmesi gereken şahısların tespiti ve davaya dâhil edilmeleri için taraflarasüreler verildiği, keşif ara kararlarının müracaat yokluğu, hava şartları,bilirkişi temin edilememesi, keşif masrafının yatırılmaması gibi nedenlerleyerine getirilmediği ve bu uygulamanın davada yer alan taraf sayısı da nazaraalındığında yargılamanın uzaması üzerinde baskın bir etkiye sahip olduğuanlaşılmaktadır.
50. Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde, başvuruya konuyargılamanın, gerek taşınmazın büyüklüğü gerekse taraf sayısı bakımından keşifve bilirkişi incelemesi gibi usul işlemlerini gerektirmesine bağlı olarakkarmaşık bir niteliğe sahip olduğu, ancak yargılama sürecindeki gecikmeler ayrıayrı değerlendirildiğinde Kadastro Mahkemesinde tatbiki gereken yargılamayıhızlandırıcı niteliğe sahip özel usul hükümlerine riayet edilmediği ve verilenara kararların birçoğunda taraflara eksikliklerin ikmali hususunda usulhükümlerine aykırı şekilde süreler verilerek, yapılması gereken işlemlerin uzunsürelerle yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.
51. Özellikle somut yargılama açısından dava malzemesinintaraflarca hazırlanması ilkesinin geçerli olmadığı nazara alındığında,yargılama makamlarının davayı gerekli süratle yürütme yükümlülüğünün dahadikkatli bir şekilde ele alınması gerekmektedir (B. No: 2013/4687, 23/1/2014, §47).
52. Yargılama sürecinde davanın taraflarının yargılamayıgeciktirici yöndeki işlem ve davranışları kural olarak, yargılamanın uzamasındataraf kusuru olarak kabul edilmekte ise de, yargılama makamlarının ilgili usuli imkânları kullanmak suretiyle bu girişimleriengelleme sorumluluğu bulunmaktadır. Bu kapsamda, başvurucunun tutumununyargılamanın uzamasına özellikle bir etkisi olduğu tespit edilememiştir.
53. Davada yer alan kişi sayısı ve davanın mahiyeti nedeniyleicrası gereken usul işlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşıkolduğunu ortaya koymakla birlikte, davaya bütün olarak bakıldığında yaklaşıkyirmi üç yıllık yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğusonucuna varılmıştır.
54. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma haklarının ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
55. Başvurucu, yargılamanın makul sürede sonuçlanmamasınedeniyle 100.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
56. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzeredosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genelmahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlümahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarınıortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
57. Başvurucunun tarafı olduğu uyuşmazlığa ilişkin yaklaşıkyirmi üç yıllık yargılama süresi nazara alındığında, başvurucunun yargılamafaaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olanmanevi zararları karşılığında başvurucuya takdiren18.700,00 TL manevi tazminatödenmesine karar verilmesi gerekir.
58. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeleruyarınca tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 1.706,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesigerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1.Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Anayasa’nın36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLALEDİLDİĞİNE,
B. Başvurucuya 18.700,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,
C. Başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,
D. Başvurucu tarafından yapılan 206,10 TL harç ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 1.706,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
18/6/2014tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.