TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MEHMET ENVER KIRKER VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/8872)
Karar Tarihi: 18/6/2014
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serruh KALELİ
Üyeler
:
Zehra Ayla PERKTAŞ
Burhan ÜSTÜN
Erdal TERCAN
Zühtü ARSLAN
Raportör
:
Murat AZAKLI
Başvurucular
:
Mehmet Enver KIRKER
Zerrin KIRMIZIGÜL
Fatma Yurdanur BERKSOY
Ahmet Bican KIRKER
Vekilleri
:
Av. Murat Enver KIRKER
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucular, murisleritarafından 22/9/1988 tarihinde Yeşilhisar Asliye Hukuk Mahkemesinde açılankadastro tespitinin iptali ve tescil davasında makul sürede yargılama yapılmadığınıbelirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ilerisürmüşler, maddi ve manevi tazminat talep etmişlerdir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 6/12/2013 tarihindeKayseri 1. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılanön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığıtespit edilmiştir.
3. BirinciBölüm Birinci Komisyonunca, 16/1/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesiBölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölüme gönderilmesine kararverilmiştir.
4. Birinci Bölümün 29/1/2014tarihli ara kararı gereğince başvurunun kabul edilebilirlik ve esasincelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için AdaletBakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.
5. Adalet Bakanlığı, 15/2/2014tarihli yazısı ile başvuru hakkında görüş sunulmayacağını bildirmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuruformu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucuların murisi Mehmet Enver Kırkerve Mehmet Andaç, Maliye Hazinesi aleyhine 22/9/1988 tarihinde Yeşilhisar AsliyeHukuk Mahkemesinde açtıkları davada; kadastro tespiti sırasında maliki tespitedilmeyen ve mera olarak ayrılan taşınmazın kadastro tespitinin iptali ilekısmen adlarına tescilini talep etmişler, dava dosyası Mahkemenin 1988/151esasına kaydedilmiştir.
8. Halim Aslan’ın mirasçıları tarafından aynı taşınmazayönelik olarak Maliye Hazinesi aleyhine Yeşilhisar Asliye Hukuk Mahkemesindeaçılan tapu iptali ve tescil davası, Mahkemenin 1988/160 esas numarasınakaydedilmiştir.
9. Başvurucuların murisi Mehmet Enver Kırkerve Mehmet Andaç, aynı taşınmaza yönelik olarak, 3/10/1988 tarihinde, YeşilhisarAsliye Hukuk Mahkemesinde Maliye Hazinesi aleyhine açtıkları davada; meraolarak ayrılan taşınmazın adlarına tescilini talep etmişler, dava dosyasıMahkemenin 1988/161 esasına kaydedilmiştir.
10. Mahkemece, dava dosyaları arasında bağlantı bulunduğugerekçesiyle 19/12/1988 tarihli kararla dava dosyalarının birleştirilmesine,yargılamaya Mahkemenin 1998/151 esas sayılı dava dosyası üzerinden devamedilmesine karar verilmiştir.
11. Yeşilhisar Belediye Başkanlığı, 8/8/1989 tarihli dilekçeile davaya müdahil davalı olarak katılmıştır.
12. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, 23/6/1998 tarih veE.1988/51, K.1998/244 sayılı kararla; davacı Mehmet Enver Kırkertarafından açılan davanın reddine, diğer davacılar tarafından açılan davanın18/6/1927 tarih ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK)’nun 409. maddesi gereği açılmamış sayılmasına kararverilmiştir.
13. Mehmet Enver Kırker ve MehmetAndaç tarafından kararın temyizi üzerine; Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 6/7/1999tarih ve E.1999/5826, K.1999/7700 sayılı ilamıyla; Mehmet Andaç’ın temyizitirazlarının reddine, Mehmet Enver Kırker tarafındanyapılan temyiz itirazlarının kabulü ile eksik inceleme ve değerlendirmeyedayalı karar verildiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
14. Maliye Hazinesinin karar düzeltme talebi, aynı Dairenin2/3/2000 tarih ve E.2000/857, K.2000/2348 sayılı ilamıyla reddedilmiştir.
15. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda;22/2/2007 tarih ve E.2001/64, K.2007/24 sayılı kararla; davacı Mehmet Enver Kırker tarafından açılan davanın kabulüne, taşınmazınkısmen başvurucuların murisi Mehmet Enver Kırkeradına tapuya tesciline, diğer davacılar tarafından açılan davanın mülga 1086sayılı Kanun’un 409. maddesi gereği açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
16. Davalılar tarafından temyiz üzerine, Yargıtay 7. HukukDairesinin 22/5/2009 tarih ve E.2008/2583, K.2008/1930 sayılı ilamıyla;davacıya isabet eden hissenin belirlenmesinden sonra hüküm kurulması gerektiğibelirtilerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
17. Mehmet Enver Kırker 23/3/2007tarihinde vefat etmiş olup, mirasçıları olan başvurucular ve murisin eşiGülseren Kırker davaya dahil edilmişlerdir.
18. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılamasonunda; 4/5/2011 tarih ve E.2010/37, K.2011/38 sayılı kararla; davacı MehmetEnver Kırker tarafından açılan davanın kabulüne,taşınmazın mera olarak yapılan kadastro tespitinin iptali ile kısmenbaşvurucular ve Gülseren Kırker adlarına tapuyatesciline, diğer davacılar hakkında verilen karar kesinleştiği için yenidenhüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
19. Davalıların temyizi üzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin27/12/2012 tarih ve E.2012/1364, K.2012/10098 sayılı ilamıyla hüküm onanmıştır.
20. Karar düzeltme istemi, aynı Dairenin 18/9/2013 tarih veE.2013/22006, K.2013/14911 sayılı ilamıyla reddedilmiştir.
21. Karar, 8/11/2013 tarihinde başvuruculara tebliğedilmiştir.
22. Başvurucular, 6/12/2013 tarihinde bireysel başvurudabulunmuşlardır.
B. İlgiliHukuk
23. 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun “Usulekonomisi ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:
“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli birbiçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”
24. 25/2/1998 tarih ve 4342 sayılı Mera Kanunu’nun 4. maddesişöyledir:
“Mera, yaylak ve kışlakların kullanma hakkıbir veya birden çok köy veya belediyeye aittir. Bu yerler Devletin hüküm vetasarrufu altındadır.
…
Mera, yaylak ve kışlaklar; özel mülkiyetegeçirilemez, amacı dışında kullanılamaz, zaman aşımı uygulanamaz, sınırlarıdaraltılamaz. Ancak, kullanım hakkı kiralanabilir. Kiralama ilkeleriyönetmelikle belirlenir.
…”
25. 4342 sayılı Kanun’un 10. maddesi şöyledir:
“Mera, yaylak ve kışlak olarak tespit vetahdit edilen yerlerin haritalarının birer örneği, ilgili Tapu SicilMüdürlüğüne gönderilir.
Kadastro gören yerler, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16 ncımaddesinin (B) bendine göre düzenlenen özel siciline kaydedilir.
Birden fazla il veya ilçenin sınırları içindekalan mera, yaylak ve kışlaklar, idari sınırlar içerisinde kaldığı yerin TapuSicil Müdürlüğündeki özel sicile kaydedilir.
Komisyonlarca, kadastro görmeyen yerlerdetespit, tahdit ve tahsisi yapılan mera, yaylak ve kışlaklar Tapu ve KadastroGenel Müdürlüğünce özel sicile kaydedilmek üzere Tapu Sicil Müdürlüklerinebildirilir.
…”
26. 22/11/2001 tarih ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun716. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Mülkiyetin kazanılmasına esas olacak birhukukî sebebe dayanarak malikten mülkiyetin kendi adına tescilini istemekhususunda kişisel hakka sahip olan kimse, malikin kaçınması hâlinde hâkimden,mülkiyetin hükmen geçirilmesini isteyebilir.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
27. Mahkemenin 18/6/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucuların 6/12/2013 tarih ve 2013/8872 numaralı başvuruları incelenipgereği düşünüldü:
A. Başvurucuların İddiaları
28. Başvurucular, murislerine ait taşınmazın kadastro tespitisırasında mera olarak ayrıldığını, murisleri tarafından 22/9/1988 tarihindeYeşilhisar Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan taşınmazın kadastro tespitininiptali ve tescil davasında yapılan yargılama sonunda 4/5/2011 tarihinde davanınkabulüne karar verildiğini ve 18/9/2013 tarihinde kararın kesinleştiğini,yargılamanın 25 yıl devam ettiğini ve bu süreçte taşınmazı kullanamadıklarınıbelirterek, Anayasa’nın 35. ve 36. maddelerinde güvence altına alınan mülkiyetve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
B. Değerlendirme
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
29. Başvurucuların yargılamanın uzunluğuyla ilgili şikâyetiaçıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi, bu şikâyet için diğer kabul edilemezliknedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle, başvurunun kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
30. Başvurucular, murisleri tarafından 22/9/1988 tarihindeYeşilhisar Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan kadastro tespitinin iptali vetescil davası sonunda karar düzeltme isteminin reddedildiği 18/9/2013 tarihindehükmün kesinleştiğini, yargılamanın yaklaşık 25 yıl devam ettiğini ve makulsürede sonuçlanmadığını belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarınınihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
31. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile30/3/2011tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine göre, AnayasaMahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamugücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altınaalınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) veTürkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Birbaşka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan birhak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).
32. Anayasa’nın “Hak aramahürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahiptir.”
33. Anayasa’nın “Duruşmalarınaçık ve kararların gerekçeli olması” kenar başlıklı 141. maddesinindördüncü fıkrası şöyledir:
“Davaların en az giderle ve mümkün olan süratlesonuçlandırılması, yargının görevidir.”
34. Sözleşme’nin “Adilyargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgiliuyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusundakarar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafındandavasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesiniisteme hakkına sahiptir.”
35. Sözleşme metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan veadil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. AnayasaMahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi veAİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşme’nin lafziiçeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamınadâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yervermektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).
36. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul süredeyargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanmahakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olansüratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği,makul sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulmasıgerektiği açıktır.
37. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesiuyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul süredekarara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda, kadastro tespitisırasında mera olarak ayrılan taşınmazın kadastro tespitinin iptali ilebaşvurucuların murisi adına tescili istemine ilişkin davada, mülga 1086 ve 6100sayılı Kanunlarda yer alan usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılamafaaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğundakuşku yoktur (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 49).
38. Makul sürede yargılanma hakkının amacı, tarafların uzunsüren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz kalacakları maddi ve manevi baskı ilesıkıntılardan korunması olup, hukuki uyuşmazlığın çözümünde gerekli özeningösterilmesi gereği de yargılama faaliyetinde gözardıedilemeyeceğinden, yargılama süresinin makul olup olmadığının her bir başvuruaçısından münferiden değerlendirilmesi gerekir (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 40).
39. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunundavanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, birdavanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde gözönündebulundurulması gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).
40. Ancak, belirtilen kriterlerden hiçbiri makul süredeğerlendirmesinde tek başına belirleyici değildir. Yargılama sürecindeki tümgecikmelerin ayrı ayrı tespiti ile bu kriterlerin toplam etkisideğerlendirilmek suretiyle, hangi unsurun yargılamanın gecikmesi açısından dahaetkili olduğu saptanmalıdır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 46).
41. Yargılama faaliyetinin makul sürede gerçekleşipgerçekleşmediğinin saptanması için öncelikle uyuşmazlığın türüne göredeğişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi gereklidir.
42. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklarailişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başkabir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, bu tarih somut başvuru açısından22/9/1988 tarihidir.
43. Başvuruya konu dava, başvurucuların, mirasbırakanlarından intikalle takip etmekte oldukları bir uyuşmazlık olup, buyönüyle makul süre değerlendirmesi bakımından dikkate alınacak süreninbaşlangıç anı, mirasçıların yargılamaya katıldıkları an değil, somut olaydamuris açısından değerlendirmeye esas alınan sürenin başlangıç anıdır (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 52).
44. Davanın ikame edildiği tarih ile Anayasa Mahkemesinin bireyselbaşvuruların incelenmesi hususundaki zaman bakımından yetkisinin başladığıtarihin farklı olması halinde dikkate alınacak süre, 23/9/2012 tarihinden sonrageçen süre değil, uyuşmazlığın başlangıç tarihinden itibaren geçen süredir (B.No: 2012/13, 2/7/2013, § 51).
45. Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını dakapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013,§ 52).
46. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde,yargılamanın konusu, Yeşilhisar ilçesinde yapılan kadastro çalışması sırasındamera olarak ayrılan taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile başvurucularınmurisi adına tapuya tescili istemine ilişkin olduğu, 22/9/1988havale tarihlidilekçe ile yargılamasına başlanıldığı anlaşılan davanın tensip zaptınıntanzimi sonrasında, yargılama sürecinde birçok duruşma yapılmış olup belirtilencelseler arasında genellikle üç aylık sürelerin bulunduğu anlaşılmaktadır.
47. Başvurucuların murisi Mehmet Enver Kırkerve Mehmet Andaç tarafından Maliye Hazinesi aleyhine açılan davada yargılama,Mahkemenin 1998/151 esas numarasında başlamıştır. Yeşilhisar BelediyeBaşkanlığı 8/8/1989 tarihli dilekçesi ile müdahil davalı olarak davayakatılmıştır. Aynı taşınmaza yönelik olarak Halim Aslan mirasçıları tarafındanMaliye Hazinesi aleyhine Yeşilhisar Asliye Hukuk Mahkemesinin 1988/160 esassayılı dava dosyasında tescil davası açılmış, yine başvurucuları murisi MehmetEnver Kırker ve Mehmet Andaç tarafından MaliyeHazinesi aleyhine Yeşilhisar Asliye Hukuk Mahkemesinin 1988/161 esas sayılıdava dosyasında tescil davası açılmıştır. Mahkemece, 19/12/1988 tarihinde heriki dava dosyası, 1988/151 esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmiştir.
48. Başvurucuların murisi ve diğer davacılar 28/12/1993tarihli duruşmaya gelmedikleri ve mazeret de bildirmedikleri için Mahkemecedava dosyasının HUMK’un 409. maddesi gereği işlemdenkaldırılmasına karar verilmiş, başvurucuların murisinin yenileme talebi üzerine19/4/1994 tarihine yeniden duruşma günü verilmiştir. Başvurucuların murisidışında diğer davacılar, 21/2/1995 tarihli duruşmaya gelmedikleri ve mazeret debildirmedikleri için Mahkemece, dava dosyasının HUMK’un409. maddesi gereği bu davacılar yönünden işlemden kaldırılmasına kararverilmiştir. Yine başvurucuların murisi, 31/10/1995 tarihli duruşmaya gelmediğive mazeret de bildirmediği için dava dosyasının HUMK’unaynı maddesi gereği işlemden kaldırılmasına karar verilmiş, yenileme dilekçesiüzerine 10/12/1995 tarihine duruşma ertelenmiştir.
49. 15/3/1996 tarihli duruşmada Mahkemece, başvurucularınmurisi dışındaki diğer davacılar tarafından açılan davanın takip edilmemesinedeniyle dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkemece,23/6/1998 tarihinde başvurucuların murisi Mehmet Enver Kırkertarafından açılan davanın reddine, diğer davacılar tarafından açılan davanınmülga 1086 sayılı Kanun’un 409. maddesi gereği açılmamış sayılmasına kararverilmiştir.
50. Kararın Mehmet Enver Kırker veMehmet Andaç tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 6/7/1999tarihli kararıyla; Mehmet Andaç’ın temyiz itirazları reddedilmiş, Mehmet Enver Kırker tarafından yapılan temyiz itirazları kabul edilerek,başvurucuların murisi yönünden karar bozulmuştur.
51. Devam eden yargılama sürecinde başvurucuların murisi,11/12/2001, 29/1/2002 ve 12/2/2002 tarihli duruşmalara mazeret bildirmiş vedosya, HUMK’un 409. maddesi gereği işlemdenkaldırılmış, yenileme dilekçesi üzerine duruşma 26/4/2002 tarihineertelenmiştir. Akabinde, Mahkemece keşif yapılarak bilirkişilerden raporalınmış ve 22/2/2007 tarihinde başvurucuların murisi Mehmet Enver Kırker tarafından açılan davanın kabulüne ve taşınmazınadına tapuya tesciline, diğer davacılar Mehmet Andaç, Fatma Çalışkan, AliManav, Nimet Aslan, Şerife Arar, Hatice Kendir ve Bekir Duru tarafından açılandavaların mülga 1086 sayılı Kanun’un 409. maddesi gereği açılmamış sayılmasınakarar verilmiştir.
52. Temyiz üzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 22/5/2009tarihli kararıyla başvurucuların murisi Mehmet Enver Kırkeryönünden karar bozulmuş, Mahkemece, dava dosyası yalnızca Mehmet Enver Kırker yönünden esasa kaydedilmiştir.
53. 23/3/2007 tarihinde muris vefat etmiş olup, mirasçılarıolan başvurucular ile murisin eşi Gülseren Kırkerdavaya müdahil davacı olarak katılmışlardır. Mahkemece bilirkişilerden ek raporalınarak, 4/5/2011 tarihli kararla, davanın kabulüne, taşınmazın başvurucularile Gülseren Kırker adlarına miras payları oranındatapuya tesciline, diğer davacılar hakkında verilen karar kesinleştiği içinyeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
54. Davalıların temyizi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesince27/12/2012 tarihinde hüküm onanmış, karar düzeltme isteminin reddedildiği18/9/2013 tarihi itibarıyla hüküm kesinleşmiştir.
55. Davanın açıldığı 22/9/1998 tarihinden itibaren iki defaMahkemece verilen kararların bozulduğu ve son verilen kararın kesinleştiği18/9/2013 tarihine kadar, yargılamanın yaklaşık yirmi beş yıl devam ettiğianlaşılmıştır.
56. İlgili yargılama evrakının incelenmesinden, özellikletensip zaptı kapsamında ikmaline başlanılması gereken tapu kaydı, birleşikkroki, mahalli bilirkişi listesi gibi evrakın ilgili kurumlardan talepedilmeyerek, yargılama sırasında münferit celselerde verilen ara kararlarıuyarınca kısım kısım talep edildiği, ara karargereklerinin yerine getirilmediği Mahkemece birçok defa dosyanın incelemeyealındığı ve bu sebeple duruşmaların ertelendiği, keşif ara kararlarının farklıgerekçelerle yerine getirilmediği ve birçok defa keşiflerin ertelendiğianlaşılmaktadır.
57. Medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkları konualan yargılama faaliyetleri için geçerli genel usulihükümler içeren 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesi, uyuşmazlıkların makul süredeçözümlenmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır.
58. Belirtilen hükme rağmen, Mahkemece birçok defa keşif arakararlarının müracaat yokluğu, tarafların mazeret dilekçeleri sunmaları, havaşartları, bilirkişi temin edilememesi gibi nedenlerle yerine getirilmediği vebu uygulamanın davada yer alan taraf sayısı da nazara alındığında yargılamanınuzaması üzerinde baskın bir etkiye sahip olduğu anlaşılmaktadır.
59. Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde, başvuruya konuyargılamanın gerek taşınmazın paylı oluşu gerekse taraf sayısı bakımından,keşif ve bilirkişi incelemesi gibi usul işlemlerini gerektirmesine bağlı olarakkarmaşık bir niteliğe sahip olduğu, ancak yargılama sürecindeki gecikmeler ayrıayrı değerlendirildiğinde yargılamayı hızlandırıcı niteliğe sahip özel usulhükümlerine riayet edilmediği ve verilen ara kararların birçoğunda taraflaraeksikliklerin ikmali hususunda usul hükümlerine aykırı şekilde sürelerverilerek, yapılması gereken işlemlerin uzun sürelerle, müracaat yokluğu vemasraf ikmal edilmemesi gibi nedenlerle yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.
60. Başvuru konusu yargılamada söz konusu olduğu gibi,verilen birleştirme kararlarının adaletin daha iyi gerçekleştirilebilmesi içinmakul olduğu değerlendirilebilirse de, bu türkararların yargılamayı uzatacağı göz önünde bulundurularak, yargılamanın diğeraşamalarında sürecin hızlandırılması hususunda daha fazla gayret ve özengösterilmesi gerektiği açıktır.
61. Yargılama sürecinde davanın taraflarının yargılamayıgeciktirici yöndeki işlem ve davranışları kural olarak, yargılamanın uzamasındataraf kusuru olarak kabul edilmekte ise de yargılama makamlarının ilgili usuli imkânları kullanmak suretiyle bu girişimleriengelleme sorumluluğu bulunmaktadır. Bu kapsamda, başvurucular vekili de dahilolmak üzere taraf vekillerince muhtelif celselerde mazeret dilekçelerisunulduğu ve başvurucular vekilinin muhtelif celselerde davayı takip etmediğiiçin dava dosyasının işlemden kaldırıldığı görülmekle birlikte, yargılamasüresi nazara alındığında, başvurucuların tutumunun yargılamanın uzamasınaözellikle bir etkisi olduğu tespit edilememiştir.
62. Davada yer alan kişi sayısı ve davanın mahiyeti nedeniyleicrası gereken usul işlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşıkolduğunu ortaya koymakla birlikte, davaya bütün olarak bakıldığında yaklaşıkyirmi beş yıllık yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğusonucuna varılmıştır.
63. Açıklanan nedenlerle, başvurucuların Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma haklarının ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
64. Başvurucular ayrıca, mera olarak tescil edilen taşınmazıyargılama süresince kullanamadıklarını belirterek, Anayasa’nın 35. maddesindetanımlanan mülkiyet haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir. Somutyargılama bağlamında başvurucuların makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiği yönünde yukarıda yer verilen tespitler ışığında, mülkiyet haklarınınihlal edildiği yönündeki iddialarının ayrıca değerlendirilmesine gerekgörülmemiştir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
65. Başvurucular, taşınmazlarını uzun süren yargılama boyuncakullanamadıklarını belirterek, maruz kaldıkları zarar karşılığı toplam6.000.000,00 TL maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini talep etmişlerdir.
66. Adalet Bakanlığı görüşünde, başvurucuların tazminattalebi konusunda değerlendirme yapılmamıştır.
67. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzeredosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genelmahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmaklayükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali vesonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
68. Başvurucular tarafından maddi tazminat talebinde debulunulmuş olup, mevcut başvuruda Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiğitespit edilmiş olmakla beraber, tespit edilen ihlalle iddia edilen maddi zarararasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından, başvurucuların madditazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
69. Başvurucuların tarafı olduğu uyuşmazlığa ilişkin yaklaşıkyirmi beş yıllık yargılama süresi nazara alındığında, başvurucuların yargılamafaaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olanmanevi zararları karşılığında ve mirasçı olarak davayı takip etmekte olduklarıda nazara alınarak, takdiren, başvurucular Ahmet Bican Kırker ve Fatma YurdanurBerksoy’a ayrı ayrı 6.250,00 TL, başvurucular Zerrin Kırmızıgülve Mehmet Enver Kırker’e ayrı ayrı 3.150,00TL manevitazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
70. Başvurucular tarafından yapılan ve dosyadaki belgeleruyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 1.698,35 TL yargılama giderinin müştereken başvuruculara ödenmesinekarar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucuların,
1.Makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiği yönündeki iddialarının KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2.Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanmahaklarının İHLAL EDİLDİĞİNE,
B. Başvuruculardan Ahmet Bican Kırker ve Fatma Yurdanur Berksoy’a ayrı ayrı 6.250,00 TL,Zerrin Kırmızıgül ve Mehmet Enver Kırker’eayrı ayrı 3.150,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,
C. Başvurucuların tazminatailişkin diğer taleplerinin REDDİNE,
D. Başvurucular tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARAMÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
18/6/2014tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.