TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
MEHMET ALİ İNCESU BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2012/1145)
Karar Tarihi: 15/4/2014
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serruh KALELİ
Üyeler
:
Nuri NECİPOĞLU
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Zühtü ARSLAN
Raportör
:
Recep ÜNAL
Başvurucu
:
Mehmet Ali İNCESU
Vekili
:
Av. İnan AKMEŞE
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, hakkında yürütülen yargılamanın dokuz yılsürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüş, tazminat talebinde bulunmuştur.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru, 14/12/2012 tarihindeİstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe veeklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde belirlenen eksikliklertamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespitedilmiştir.
3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 30/5/2013tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına,dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Birinci Bölüm tarafından 24/7/2013tarihinde yapılan toplantıda başvurunun, kabul edilebilirlik ve esasincelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmesine karar verilmiştir.
5. Başvuru konusu olay ve olgular 31/7/2013tarihinde Bakanlığa bildirilmiştir. Bakanlık, yazılı görüşünü 23/8/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
6. Bakanlık görüş yazısı, başvurucuya 13/9/2013tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu Bakanlık görüşüne cevaplarını içerendilekçesini 23/9/2013 tarihinde sunmuştur.
III. OLAYLAR VEOLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, bandrolsüz kitap satışı yaptığı şüphesi ile 9/9/2003 tarihinde gözaltına alınmış ve ifadesi alındıktansonra serbest bırakılmıştır.
9. Başvurucu hakkında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 3/11/2003 tarih ve H.2003/37148, İ.2003/398-14865 sayılıiddianamesi ile 5/12/1951 tarih ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunuhükümlerine aykırı olarak çoğaltılmış kitap satışı yapmak suçunu 15 defaişlediği iddiası ile İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinde (1No.lu Mahkeme) kamu davası açılmıştır.
10. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK) 9/6/2005 tarih ve 461 sayılı kararı ile 1 No.lu Mahkemeninişlerinin 1/3’üne bakan hâkimin uhdesindeki dosyaların, İstanbul 3. Fikri veSınai Haklar Ceza Mahkemesine (3 No.lu Mahkeme) devredilmesine karar verilmesiüzerine, başvurucu hakkında devam eden yargılama, 1 No.lu Mahkeme’nin 17/6/2005tarih ve E.2003/2058, K.2005/2083 sayılı kararı ile 3 No.lu Mahkeme’yedevredilmiştir.
11. 3 No.lu Mahkeme 12/6/2006 tarihve E.2005/1100, K.2006/614 sayılı kararı ile başvurucunun “5846 sayılı yasa hükümlerine aykırı olarakçoğaltıldığını bildiği ya da bilmesi icap ettiği eser nüshalarını ticari amaçlaelinde bulundurmak” suçunu işlediği kanaatine vararak, adli paracezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Başvurucu, 7/7/2006tarihli dilekçe ile bu kararı temyiz etmiştir.
12. Temyiz incelemesini yapan Yargıtay 7. Ceza Dairesi,1/12/2009 tarih ve E.2008/12439, K.2009/14080 sayılı kararı ile “5728 sayılı Yasa ile 5846 sayılı Yasada yapılandeğişiklik ve aynı yasanın 562. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geribırakılması uygulaması olanaklı hale geldiğinden, 5237 sayılı TCK.nun 7. maddesi gözetilerek,yasal koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması ve sonucuna göre uygulama yapmagörevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu”nun bozmayı gerektirdiğigerekçesiyle başvurucu hakkında verilen mahkumiyet kararının “sair yönleri incelenmeksizin” bozulmasınakarar vermiştir.
13. Bozma sonrası yargılama neticesinde Mahkemenin 1/7/2010 tarih ve E.2010/22, K.2010/316 sayılı kararı ilebaşvurucunun 5846 sayılı Kanun’un 71. maddesinin birinci ve 81. maddesinin onüçüncü fıkraları gereğince 486 gün olarak belirlenen adli para cezası, günlüğü20,00 TL’den paraya çevrilerek başvurucunun 9.720,00 TL adli para cezası ilecezalandırılmasına, yeniden suç işlemeyeceğine kanaat getirilemediğinden “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına takdiren gerek bulunmadığına” karar verilmiştir.Başvurucu bu kararı, 20/8/2010 tarihli dilekçe ile temyizetmiştir.
14. Temyiz incelemesini yapan Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 26/9/2012 tarih ve E.2012/20596, K.2012/24005 sayılı kararıile başvurucu hakkında devam eden ceza davasının zamanaşımı süresinin dolmasınedeniyle “ortadan kaldırılmasına”karar verilmiştir.
15. Başvurucu, 30/11/2012 tarihlidilekçe ile dosyadan suret alması üzerine Yargıtay kararından haberdar olduğunubeyan etmiş olup, başvurucunun karardan daha önce haberdar olduğunu gösterenbaşka herhangi bir bulgu tespit edilememiştir.
B. İlgili Hukuk
16. 5846 sayılı Kanun'un 71. maddesinin birinci fıkrasının(1) numaralı bendi şöyledir:
“(Değişik: 23/1/2008-5728/138 md.)
Bu Kanunda koruma altına alınan fikir ve sanat eserleriyleilgili manevi, mali veya bağlantılı hakları ihlal ederek:
1. Bir eseri, icrayı, fonogramıveya yapımı hak sahibi kişilerin yazılı izni olmaksızın işleyen, temsil eden,çoğaltan, değiştiren, dağıtan, her türlü işaret, ses veya görüntü naklineyarayan araçlarla umuma ileten, yayımlayan ya da hukuka aykırı olarak işlenenveya çoğaltılan eserleri satışa arz eden, satan, kiralamak veya ödünç vermeksuretiyle ya da sair şekilde yayan, ticarî amaçla satın alan, ithal veya ihraçeden, kişisel kullanım amacı dışında elinde bulunduran ya da depolayan kişihakkında bir yıldan beş yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.”
17. 5846 sayılı Kanun'un 81. maddesinin on üçüncü fıkrasışöyledir:
“Bandrol yükümlülüğüne aykırılığın aynı eserle ilgili olarak71 inci maddenin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde tanımlanan suçlabirlikte işlenmesi hâlinde, fail hakkında sadece 71 inci maddeye göre cezayahükmolunur. Ancak, verilecek ceza üçte biri oranında artırılır.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
18. Mahkemenin 15/4/2014 tarihindeyapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 14/12/2012 tarih ve 2012/1145 numaralıbireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
19. Başvurucu, hakkındaki yargılama sürecinin 9/9/2003 tarihinde başladığını ve Yargıtayın26/9/2012 tarihli ilâmı ile sona erdiğini, bu şekilde yargılama sürecinin dokuzyıl sürdüğünü, yargılama süresinin makul olup olmadığının davanın özel şartlarıçerçevesinde ve özellikle davanın karmaşıklığı, başvurucu ve ilgili diğer kişive makamların tutumu açısından değerlendirilmesi gerektiğini, yargılandığıdavanın karmaşık olmadığını, bu nedenle Anayasa’nın 19. maddesinde düzenlenenkişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı ile 36. maddesinde düzenlenen makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, maddi ve manevi tazminattaleplerinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
20. Başvurucu Anayasa’nın 19. maddesinde düzenlenen kişiözgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Anayasa Mahkemesi,olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp,olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Bu doğrultuda,başvurucunun başvuru dilekçesinde temas ettiği olay ve olgular, esas itibarıylaAnayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının bir unsuru olanmakul sürede yargılanma hakkının koruma alanına ilişkin olduğundan, Anayasa’nın19. maddesi bakımından ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
21. Başvurucunun şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun değildir.Kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden degörülmeyen başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
22. Bakanlık görüş yazısında, Anayasa Mahkemesinin, uzunyargılama şikâyetlerini incelerken sadece zaman bakımından yetkiye ilişkinbaşlangıç tarihi olan 23/9/2012 tarihinden sonrakidönemi değil, bu tarihe kadar geçen süreyi de değerlendirdiği, Avrupa İnsanHakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesinin yargılama süresinin makul olupolmadığını her olayın kendine özgü koşullarını ve özellikle davanın karmaşıkolup olmadığı, başvurucunun yargılama süresince gösterdiği tavır vedavranışlar, kamu otoritelerinin ve özellikle de yargılama organlarınıntutumları, davanın başvurucu açısından taşıdığı önem ve eğer söz konusuyargılama bir ceza yargılaması ise, başvurucunun tutuklu olup olmadığı gibiölçütleri dikkate alarak karar verdiği, somut başvuruya konu yargılamanın9/9/2003 tarihinde başladığı ve 26/9/2012 tarihinde sona erdiği, yargılamanındokuz yıl sürdüğü, sürenin makul olup olmadığının ve hükmedilecek tazminatmiktarının takdirinin Anayasa Mahkemesine ait olduğu bildirilmiştir.
23. Başvurucu, 23/9/2013 tarihlibeyan dilekçesinde, başvuru dilekçesindeki iddia ve taleplerini tekrarlayarak,Anayasa Mahkemesinin 2/7/2013 tarih ve B. No: 2012/13 sayılı kararıdoğrultusunda karar verilmesi gerektiğini bildirmiştir.
24. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir.”
25. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Herkes … cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda kararverecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafındandavasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesiniisteme hakkına sahiptir …”
26. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesinmeşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğubelirtilmiştir. Anayasa’da adil yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğindenbu hakkın kapsam ve içeriği, Sözleşme’nin “Adilyargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesi çerçevesindebelirlenmelidir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 22; B.No: 2012/13, 2/7/2013, § 38; B. No: 2013/695, 9/1/2014, § 27).
27. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul süredeyargılanma hakkı adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıcadavaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargınıngörevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141. maddesi de Anayasa’nın bütünselliğiilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önündebulundurulmalıdır (B. No: 2012/1198, 7/11/2013, § 39;B. No: 2013/695, 9/1/2014, § 28).
28. Makul sürede yargılanma hakkının amacı, tarafların uzunsüren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz kalacakları maddi ve manevi baskı ilesıkıntılardan korunması ile adaletin gerektiği şekilde temini ve hukuka olaninancın muhafazası olup, hukuki uyuşmazlığın çözümünde gerekli özeningösterilmesi gereği de yargılama faaliyetinde göz ardı edilemeyeceğinden,yargılama süresinin makul olup olmadığının her bir başvuru açısından münferidendeğerlendirilmesi gerekir (B. No: 2012/673, 19/12/2013,§ 27; B. No: 2013/695, 9/1/2014, § 29).
29. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunundavanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, birdavanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulmasıgereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§41-45; B. No: 2013/695, 9/1/2014, § 30).
30. Ancak belirtilen kriterlerdenhiçbiri makul süre değerlendirmesinde tek başına belirleyici değildir.Yargılama sürecindeki tüm gecikme periyotlarının ayrı ayrı tespiti ile bukriterlerin toplam etkisi değerlendirilmek suretiyle, hangi unsurunyargılamanın gecikmesi açısından daha etkili olduğu saptanmalıdır (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 46; B. No: 2013/695, 9/1/2014, §31).
31. Yargılama faaliyetinin makul sürede gerçekleşipgerçekleşmediğinin saptanması için, öncelikle uyuşmazlığın türüne göredeğişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi gereklidir.
32. Ceza muhakemesinde yargılama süresinin makul olupolmadığı değerlendirilirken sürenin başlangıcı, bir kişiye suç işlediğiiddiasının yetkili makamlar tarafından bildirilmesi veya isnattan ilk olaraketkilendiği arama ve gözaltı gibi bir takım tedbirlerin uygulanması anıdır.Ceza yargılamasında sürenin sona erdiği tarih, suç isnadının nihai olarakkarara bağlandığı, yargılaması devam eden davalar yönünden ise AnayasaMahkemesinin makul süre şikâyetiyle ilgili kararını verdiği tarihtir (B. No:2013/695, 9/1/2014, § 35).
33. Bununla birlikte, suç isnadının tarihi ile AnayasaMahkemesinin bireysel başvuruların incelenmesi ile ilgili zaman bakımındanyetkisinin başladığı tarih farklı olabilir. İsnat tarihi Anayasa Mahkemesininzaman bakımından yetkisinin başladığı 23/9/2012tarihinden önce olan ancak bu tarihte yargılaması devam eden ya da verilennihai karar henüz kesinleşmemiş olan ceza davaları ile ilgili olarak, makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki şikayetler bakımındandikkate alınacak süre, 23/9/2012 tarihinden sonra geçen süre değil, suçun isnatedildiği tarihten itibaren geçen süredir. Dolayısıyla, ceza muhakemesindeyargılama süresinin makul olmadığı yönündeki şikayetlerde, 23/9/2012tarihinde derdest olmak şartıyla, suç isnadının gerçekleştiği tarih ile suçisnadına ilişkin nihai kararın ilgilisi tarafından öğrenildiği tarihe veyadevam eden davalarda Anayasa Mahkemesinin başvuruyu karara bağladığı tarihekadar geçen süre dikkate alınacaktır (B. No: 2013/695, 9/1/2014, § 36).
34. Başvuru konusu olayda başvurucu, 9/9/2003tarihinde gözaltına alınmış ve hakkında açılan kamu davası Yargıtayın26/9/2012 tarihli ilâmı ile neticelenmiştir. Bu kapsamda başvurucunun, makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikayetiyle ilgili olarakdikkate alınması gereken süre, 9/9/2003 - 26/9/2012tarihleri arasında geçen toplam dokuz yıl 17 günlük süredir.
35. Yargılama sürecinin uzamasında yetkili makamlaraatfedilecek gecikmeler, yargılamanın süratle sonuçlandırılması hususundagerekli özenin gösterilmemesinden kaynaklanabileceği gibi, yapısal sorunlar veorganizasyon eksikliğinden de ileri gelebilir. Zira Anayasa’nın 36. maddesi ileSözleşme’nin 6. maddesi, hukuk sisteminin, mahkemelerin davaları makul bir süreiçinde karara bağlama yükümlülüğü de dâhil olmak üzere adil yargılamakoşullarını yerine getirebilecek biçimde düzenlenmesi sorumluluğunuyüklemektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 44; B. No:2013/695, 9/1/2014, § 39).
36. Bu kapsamda, yargı sisteminin yapısı, mahkeme kalemindekirutin görevler sırasındaki aksamalar, hükmün yazılmasındaki, bir dosyanın veyabelgenin bir mahkemeden diğerine gönderilmesindeki ve raportöratanmasındaki gecikmeler, hâkim ve personel sayısındaki yetersizlik ve iş yüküağırlığı nedenleriyle yargılamada makul sürenin aşılması durumunda da yetkilimakamların sorumluluğu gündeme gelmektedir (B. No: 2012/1198, 7/11/2013, § 55;B. No: 2013/695, 9/1/2014, § 40).
37. Başvurucu, 9/9/2003 tarihindegözaltına alınmış ve ifadesi alındıktan sonra serbest bırakılmıştır. Başvurucuhakkında 3/11/2003 tarihinde kamu davası açılmış,10/11/2003 tarihinde ise duruşma hazırlık tutanağı tanzim edilmiştir. Davetiyetebliği ve başvurucunun zorla getirilmesine dair kararların sonuçları duruşmatarihinden önce Mahkemeye bildirilmemiştir. 6/5/2004tarihli ilk duruşmaya gelen olmamış, 23/12/2004 tarihli duruşmaya başvurucusanık sıfatıyla iştirak etmiş ve savunması alınmıştır. Duruşma sonunda eksikyetki belgesinin ibrazı için şikâyetçi vekiline bildirim yapılmasına ve suçdelilleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir.Duruşma arasında bilirkişi, raporunu ibraz etmiştir. 18/5/2005tarihli duruşmaya iştirak eden şikâyetçi vekilinin, bilirkişi raporunuincelemek ve takip yetkisine ilişkin belge sunmak üzere süre talep etmesiüzerine duruşma yeniden ertelenmiştir. HSYK kararı (§ 10) nedeniyle yargılamadosyası 3 No.lu Mahkemeye devredilmiştir. 14/9/2005tarihli duruşmaya gelen şikâyetçi vekili, yetki belgesini sunmamış olmasınedeniyle yeniden süre talebinde bulunmuştur. Duruşma sonunda Mahkeme, suçdelillerinin bazılarının incelenmemiş olduğu gerekçesiyle ek bilirkişiincelemesi yaptırılmasına karar vermiştir. 21/2/2006tarihli duruşmada ek bilirkişi raporunun sunulmadığı tespit edilerek,başvurucunun uzlaşma konusunda beyanına başvurulmak üzere açıklamalı davetiyeile duruşmaya çağrılmasına karar verilmiş, ek bilirkişi raporu alınmasınailişkin ara karardan dönülmüştür. Mahkemenin 12/6/2006tarihli kararı ile başvurucunun adli para cezası ile cezalandırılmasına kararverilmiştir (§ 11). Temyiz incelemesini yapan Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 1/12/2009 tarihli kararı ile hükmün açıklanmasının geribırakılması hususunun değerlendirilmesi için İlk Derece Mahkemesi kararının “sair yönleri incelenmeksizin” bozulmasınakarar verilmiştir (§ 12). Bozma sonrası yargılama aşamasında, 27/1/2010 tarihli duruşma hazırlık tutanağı kapsamında,başvurucunun bozma kararına karşı “diyeceklerinintespiti” için istinabe yazılmış ancak, başvurucunun “03/02/2010 tarihinde tahliye edildiği”gerekçesiyle yazı, bila ikmal iade edilmiştir. 27/4/2010 tarihli bozma sonrası ilk duruşmaya gelen olmamış,duruşma sonunda başvurucunun açıklamalı davetiye ile duruşmaya çağrılmasına veMERNİS adresinin bağlı olduğu mahkemeye ayrıca istinabe yazılmasına kararverilmiştir. 17/5/2010 tarihinde başvurucunun istinabeyoluyla savunması ve diğer eksik beyanları alınmıştır. Mahkemenin 1/7/2010 tarihli kararı ile başvurucunun 9.720,00 TL adlipara cezası ile cezalandırılmasına hükmedilmiştir (§ 13). Temyiz incelemesiniyapan Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 26/9/2012 tarihliilâmı ile ceza davasının zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle “ortadan kaldırılmasına” karar verilmiştir(§ 14).
38. Bu şekilde yargılamanın 9/9/2003-12/6/2006ve 1/12/2009-1/7/2010 tarihleri arasındaki üç yıl dört aylık bölümününCumhuriyet savcılığı ve ilk derece mahkemelerinde; 12/6/2006-1/12/2009 ve1/7/2010-26/9/2012 tarihleri arasındaki ve beş yıl sekiz aylık bölümünün dekanun yolu incelemesinde geçtiği nazara alındığında, somut başvuru açısındanözellikle değerlendirilmesi gereken yapısal sorunlar ve organizasyoneksikliklerinin yol açtığı gecikmeler AİHM tarafından da müteaddit defalarincelemeye tabi tutulmuştur. Bu kapsamda, bir yapısal sorun olması ve yargılamasisteminde çözüm bekleyen uyuşmazlıkların uzun bir müddet zarfında artması vebirikmesi sonucu yargılamalarda makul sürenin aşılması durumunda, Sözleşme’nin6. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varılmaktadır. Zira devlet, yargılamasisteminde çözüm bekleyen uyuşmazlıkların nicelik itibarıyla artmasına rağmen,yargılama faaliyetinin makul sürede gerçekleştirilebilmesi için gerekli tümtedbirleri almakla yükümlüdür. Bu yükümlülük, hukuk sisteminin adil yargılamakoşullarını yerine getirebilecek biçimde düzenlenmesi sorumluluğunun birgörünümüdür (B. No: 2012/1198, 7/11/2013, § 55; B. No:2013/695, 9/1/2014, § 40).
39. İlk Derece Mahkemesince iki ayrıaşamada yürütülen yargılama kapsamında, genel olarak usul hükümlerine riayetedilmek suretiyle, delillerin toplanması, taraf beyanlarının tespiti vebilirkişi incelemesi yaptırılması gibi usuliişlemlerin ikmalinin üç yıl dört ay gibi bir sürede tamamlandığı, dosyaüzerinden yürütülen temyiz incelemesi sürecinin ise yaklaşık beş yıl sekizaylık bir zaman dilimini kapsadığı anlaşılmaktadır. Özellikle kanun yolu aşamasındakisüreç dikkate alındığında, yargı sisteminin yapısından kaynaklanan iş yükü veorganizasyon eksikliğinin somut başvuruya ilişkin yargılama süresinin uzamasıüzerinde baskın bir etkiye sahip olduğu anlaşılmaktadır. Anayasa’nın36. maddesi ile Sözleşme’nin 6. maddesi gereğince, yargılama sisteminin,mahkemelerin davaları makul bir süre içinde karara bağlama yükümlülüğü de dâhilolmak üzere adil yargılama koşullarını yerine getirebilecek biçimdedüzenlenmesi zorunluluğu göz önünde bulundurulduğunda, hukuk sisteminde varolan yapısal ve organizasyona ilişkin eksikliklerin, yargılama faaliyetininmakul sürede gerçekleştirilmemesini haklı kılamayacağı açıktır.
40. Başvurucunun tutumunun yargılamanın uzamasına özelliklebir etkisi olduğu tespit edilmemiştir.
41. Yargılama süresinin makul olup olmadığınındeğerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gereken, davadaki sanık sayısı,davanın karmaşıklığı, atılı suçun vasıf ve mahiyeti, söz konusu suç içinöngörülen cezanın miktarı gibi unsurların hiçbiri somut ceza davasınınyargılama süresinin makul olarak değerlendirilmesine olanak vermemektedir. Tekbir sanığın yargılandığı ve karmaşık nitelikte olmayan yargılama açısından, sözkonusu dokuz yılı aşkın yargılama süresinin, makul kabul edilmesi mümkünolmayan bir gecikme olduğu sonucuna varılmıştır.
42. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan “makulsürede yargılanma hakkı”nınihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
C. 6216 Sayılı Kanunun 50. MaddesiYönünden
43. Başvurucu, uzun süren yargılama nedeniyle 10.000,00 TL maddive 20.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
44. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzeredosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genelmahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmaklayükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali vesonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
45. Başvurunun incelenmesi sonucunda, Anayasa’nın 36.maddesinin ihlal edildiği tespit edilmiş olmakla birlikte, tespit edilen ihlalile iddia edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,başvurucunun maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
46. Başvurucu hakkında yürütülen ve yaklaşık dokuz yıl sürenyargılama süreci dikkate alındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğunedeniyle, yalnızca ihlalin tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararıkarşılığında başvurucuya takdiren 6.650,00 TL manevitazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
47. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeleruyarınca tespit edilen 172,50 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 1.672,50 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesigerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanannedenlerle;
A. Başvurunun KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya 6.650,00 TL MANEVİ TAZMİNAT ÖDENMESİNE,
D. Başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,
E. Başvurucu tarafından yapılan 172,50 TL harç ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 1.672,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeHazinesine başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
15/4/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLEkarar verildi.